“Biliyordu ki, şartlar değişince insanlar da değişir,”
| Huzur - Ahmet Hamdi Tanpınar

seen from Canada

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Sweden

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from India
seen from Germany

seen from United States

seen from Peru
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
“Biliyordu ki, şartlar değişince insanlar da değişir,”
| Huzur - Ahmet Hamdi Tanpınar
Bir gün yüz yıl gibi geliyordu, bir saniye yirmi dört saatten fazla.
Mo Yan // Yaşam ve Ölüm Yorgunu
Unutmayın!
İçerisinde namaz kılınmayan, Kur'an okunmayan, Allah'ın emir ve yasaklarına uyulmayan, salih amel işlenmeyen, televizyonun ve internetin hâkimiyetine girmiş bir evi ilk terk eden, eşlerin birbirlerine karşı olan sevgi, saygı ve muhabbetidir. Ardından da huzur, bereket, afiyet ve mutluluk o evden göçer gider... (s. 18)
Sakın Unutmayın!
Bugün ümmetimizin âlimlere, hafızlara, hocalara ihtiyacı olduğu gibi bundan daha büyük ihtiyacımız ise şudur: Mal, makam, mevkii sahibi olsa da değerlerini terk etmeyen, gücü eline geçirse de adaletten vazgeçmeyen, kalabalık olsa da kardeşliği unutmayan, parayı bulsa da takvayı terk etmeyen, sözünde duran, vaadini yerine getiren, zulmetmeyen, haksızlık yapmayan, kul hakkı yemeyen, harama el uzatmayan, yalan söylemeyen, iftira etmeyen, zalimlere meyletmeyen, düşmanının bile hayran olduğu Müslümanlardır.
Şahsiyetlerimiz, İslam'ı hakkıyla temsil eden örnek şahsiyetlerden, evlerimiz, İslam'ı devletleştiren örnek evlerden olsun...
Bizleri batıl ehlinden beri kılıp, kulu ve elçisi olan Muhammed Mustafa’nın izinden gidenlerden, razı olduğu sahabeleri örnek alıp, onlara tabi olmak nimetinden uzak tutmayan Allah’a hamd olsun.
Nice gafiller var ki, gerek iki ayaklı şeytanların sözleriyle, gerekse kendi heva ve heveslerini her şeyin üzerinde tutan kibirlerinden dolayı doğru yoldan sapmış, bidatlere ve küfür/şirk çukurlarına yuvarlandıkları halde kendilerini doğru yolda zanneder olmuştur.
İnsanları saptıran konulardan biri de ehli beyt ve tarihte yaşanan olaylardır. Ehli beyti katlettiler söylemi üzerinden, sanki ehli sünnet vel cemaatin hadis ve fıkıh kaynaklarında böyle bir emir varmış da, o yüzden bunlar yaşanmış, sanki ulemasından avamına her Sünni bu meselelerde Muaviye b. Ebi Süfyan ve oğlu Yezid’i haklı buluyormuş gibi propaganda yaparak, insanları doğru yoldan ayırıp kendi rezil ve şirk itikadlarına sürüklüyorlar.
Başka sefihler ise, bu tarihi olayları gösterip, sanki bizim ayrışma sebebimiz yaşanan olaylarmış, 1000 yıldır Ali mi haklı Muaviye mi haklı kavgası veriyormuşuz gibi lanse ederek, şirk çukuru olan Şiilerle kardeşlik naraları atıyorlar.
Hayır, ne dün Osmanlı uleması Alevilerin (Şiilerin) yemeği yenmez (müşriklerin kestiği et yenmez) , onlarla nikahlanılmaz (müşrik erkek ve kadınlarla evlenilmez) vb fetvalar verirken Emevi hanedanını tuttuğu için bu fetvaları verdi, ne de biz bugün bu kavgada taraf olarak Şiileri tekfir ediyoruz.
Onları tekfir ediyoruz çünkü onlar; Kuran’ın Ali radıyallahu anh’a gelirken, Cebrail aleyhisselâm tarafından yanlışlıkla Muhammed aleyhisselam’a getirildiğini söylüyorlar. Onlar kafirler çünkü elimizdeki mushafın eksik olduğunu Kuran’ın hakikatte 17.000 ayet olduğunu, bu doğru mushafın Fatıma annemizde olduğunu iddia ediyorlar. Onlar kafirler, çünkü Allah’ın Tevbe Suresi ve Fetih Suresinde razı olduğunu ayetle sabit kıldığı sahabeye kafir diyorlar. Allah’ın razı olduğundan razı olmayanlardan bizlerde razı değiliz.
Onlar müşrikler çünkü darda kaldıklarında ehli beyt imamlarını yardıma çağırırlar. Onların türbesine gidip debelenenlerin cennetlik olduğuna inanırlar.
Müşrikler çünkü meleklerin Ali radıyallahu anh’ın “nurundan” yaratıldığını iddia etmekteler. Müşrikler çünkü meleklerin Ali radıyallahu anh ve soyunu tesbih etmeden önce tesbih etmeyi bilmediklerini iddia etmekteler.
Bunların küfr, şirki ve bidati anlatılamayacak kadar çoktur. İş bu kitap Şiilerin, bizdeki Buhari, Müslim, Ebu Hanife, İmam Şafii gibi itibar ettikleri, fetvalarıyla amel ettikleri, sözleriyle itikad ettikleri kimselerin kitaplarına dayanarak yapılmış bir araştırmadır.
İyiyi bilmek yetmez. Birde şerri bilmek gerekir ki insan bilmediğinden sakınamaz malum.
Kovalamak ve saklanmak, Ölüm doğasının tuhaf bir alışkanlığı vardır; tıpkı ‘’büyük bir balık’’ tutuğunuzda hissettiğimiz gibi, sevgi ilişkilerinde de tam bir sevgili kazandığımızı hissettiğimiz anda yüzeye çıkar, Hayat/Ölüm/Hayat doğası su yüzüne böyle anlarda çıkarak herkesi korkutup kaçırır,
Okuduğum kitaptan kısa bir alıntı..
Kurtlarla koşan kadınlar..
Tavsiye Kitap..📖 📕
Anne göğsü kadar güven verici bir liman yoktur yeryüzünde..
Cüneyd Emiroğlu, İslâm Yazısına Dâir