Ankara'ya, Ankara'da büyüyüp de yaşlanmaya dair bir pulp roman tefrikası. Sinan Tankut Gülhan'da. 20 kısım tekmili ileride: bölüm 1: Bir Karton Kutu Macerası
Kirli camdan süzülen kurşuni ışık, daracık dairenin havasını hasta bir sarıya boyadı. Metropolün bu köhne köşesinde, umutsuzluk ve yalnızlıkla dolu bir apartman dairesi, günün ilk ışıklarını böylece karşılıyordu. Yastık altında, modern hayatın tutsak ruhlarının çığlıklarını andıran bir karasinek gibi, ısrarla çalan mobil telefonun sesi, günün kasvetini daha da pekiştiriyordu. Varoluşun kendisinin…
Üzücü ama gerçek. Potansiyelimin çok aşağısında bir performans sergileyerek bu sene okumam gerekenden çok daha az kitap okudum. Tabii ki onlarca bahane sayabilirim size. Ama hiç biri daha çok okumama engel olacak sebepler değil ne de olsa.
2023 yılında toplamda sadece 16 kitap okuyabilmişim. Şu an okumaya devam ettiğim, yarım bıraktığım 6 kitap daha var. (Sanırım 2024 yılı içerisinde onları…
Çıplak ayaklarına dal uçları, yaprak kırıkları batıyordu. İlerledi. Herhalde kanıyordu ayağı, ayağının altını çevirip baktı, evet, kanıyordu. “Baştan sarsaydım belki de daha iyi olurdu, ama yanımda saracak bir şey de yok.” diye düşündü, yoluna devam etti.
Etrafta ateş böcekleri ve parlak küçük adını bilmediği başka böcekler uçuşuyordu. Orman karanlıktı, ama korkunç değildi. Geldiği yolda güneş ışıkları git gide azalmış, kendini ağaçların sık dallarının arasından tek bir güneş hüzmesinin bile sızamadığı bu yerde bulmuştu.
Etrafına bakındı. Ormanın yanına nereden geldiğini hatırlamıyordu, neden ayaklarının çıplak olduğunu da bilmiyordu; sadece adını hatırlıyordu. Orman gidebileceği tek yer gibi görünmüştü ona, içlerine ilerlemişti o da.
Yanında tatlı tatlı şırıldayan bir nehir vardı, kenarına oturdu. Karanlıkta su, gündüz olduğundan farklı görünür; dokunulmaması gerektiğine dair bir hissiyat yaratır. Ama bu nehir farklıydı, nasıl ormanın karanlık ama korkunç olmayan bir yerine varmıştı, nehir de bu uyumu bozmayarak kendini gizemli ama çekici kılmıştı.
Uzandı nehre, eli suya değdi. Elini geri çekip baktığında su parmaklarının ucunda damlalaşmıştı, tadına baktı.
Acıydı su.
Acı bir su.
Dudaklarının kuruluğundan susadığını anlayabiliyordu Başuhde ama su acıydı. Bir şekilde tanıdıktı bu his.
Suya içi ısınmıştı, ama buz gibiydi su. Parmakları üşümüştü. İçine girmesi gerekiyordu, girmeliydi. Kesinlikle girmeliydi bu suya, bu yüzden bu ormanın önünde bulmuştu kendini. Bu nehir için, bunun içindi hepsi.
Sağ ayağını soktu suya, dalların kestiği ayağında yaraların kenarlarını hissedebiliyordu, biraz da sızlıyordu. Sol ayağını da soktu ve o tatlı tatlı şırıldayan derenin içinde ayağa kalktı.
Soğuktan ayağında acı kalmamıştı artık.
Derenin aktığı yere döndü baktı. Kapkara bir silüet gördü, doğrudan gözlerinin içine bakan.
Evvel Refîk, Bade’l Tarîk…Kırık’ın mümtaz okuyucusu, yoldaşı;sözlerime bu deyişle başlamayı uygun gördüm; çünkü, Kırık bir yoldaş meclisinde peydah oldu ve okuyucu yoldaşlarıyla varlığını sürdürebilir..
Anksiyete değerlerimizin tavan yaptığı bir yılı geride bıraktık beraber.. Çift medikal maske takmak zorunda olmak ve bu yüzden gözlük camlarımın buharlanması ya da pandemi gerçeği bunlar yormuyor…
Evvel Refîk, Bade’l Tarîk…Kırık’ın mümtaz okuyucusu, yoldaşı;sözlerime bu deyişle başlamayı uygun gördüm; çünkü, Kırık bir yoldaş meclisinde peydah oldu ve okuyucu yoldaşlarıyla varlığını sürdürebilir..
Anksiyete değerlerimizin tavan yaptığı bir yılı geride bıraktık beraber.. Çift medikal maske takmak zorunda olmak ve bu yüzden gözlük camlarımın buharlanması ya da pandemi gerçeği bunlar yormuyor…
Komiser Kenan maktulün başında durmuş göbeğini kaşıyordu. Etrafında vızır vızır arı gibi çalışan polis ekipleri işlerini büyük bir ciddiyetle yapıyorlardı. Etrafa bir göz gezdirdikten sonra. Tıraşı gelmiş sakallarını kaşıyarak;
“Komşulara soralım bakalım bir ses duymuşlar mı? Maktul hakkında ne biliyorlar?”
Komiserin gözüne girmeye çalışan genç polis Fuat. Tutanağını tamamlamış halde yanında…
Komiser Kenan maktulün başında durmuş göbeğini kaşıyordu. Etrafında vızır vızır arı gibi çalışan polis ekipleri işlerini büyük bir ciddiyetle yapıyorlardı. Etrafa bir göz gezdirdikten sonra. Tıraşı gelmiş sakallarını kaşıyarak;
“Komşulara soralım bakalım bir ses duymuşlar mı? Maktul hakkında ne biliyorlar?”
Komiserin gözüne girmeye çalışan genç polis Fuat. Tutanağını tamamlamış halde yanında…
Elini göğsüne, bazı geceler onu uyutmayacak kadar ağrıyan kalbinin üzerine götürdü. Kalbi öyle bir hızla çarpıyordu ki boynundan hiç çıkarmadığı eski madalyonunda titreşimini hissedebiliyordu. Adımlarını sıklaştırdı. Onunla buluşacağı yerin adresi küçük bir kağıt parçasına yazılıydı. Yakınlaşmıştı, mantosunun düzeltti ve derin bir nefes aldı. Kitapçının kapısından içeri adımını atınca sıcaklık yüzüne vurdu ve onu sarmaladı. Kafasını kaldırdı ve etrafına bakındı. Rafların yanında, elinde onun en sevdiği kitabı tutarken gördü onu. Gülümsedi.