Gökler mi Önce Yaratıldı, Yoksa Yer mi?
Soru: Bir ayette önce yeryüzü sonra gökler yaratıldı buyrulurken başka bir ayette önce gökler sonra yeryüzü yaratıldı buyrulmuştur. Hangisi önce yaratılmıştır?
Cevap:
1. Göklerle yer başlangıçta bitişikti.
Enbiya Suresi 30. ayette ‘göklerle yerin başlangıçta bitişik olduğu’ bildirilmektedir. Gök cisimleri yaratılmadan önce evrende gaz kütleleri yaratılmıştı yani evrende bulutsu bir görünüm mevcuttu. Gezegenlerin ham maddeleri ile güneş ve yıldızlar (yani gökler ve yer) aynı cevher halinde bitişik, bir arada idi. Daha sonra, bu gaz kümesinden şiddetli hareketle büyük parçalar evrene dağıldı ve bu parçalar soğuyarak, yoğunlaşarak gezegenler oluştu.
2. Daha sonra yeryüzü, yani dünya yaratıldı.
O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. (Bakara Suresi, 29)
Ayette, yeryüzünün gökler düzenlenmeden önce yaratıldığı bildirilir. Bu ayette, Dünya’nın yaratıldığı bildirilmiştir. Ancak henüz yaşama elverişli hale getirilmemiş, düzenlenmemiştir. Yeryüzü bu haldeyken, Allah’ın iradesi göklere yöneldi ve gökler düzenlendi. Bilimsel verilere göre de; gök, sema, atmosfer düzenlenmeden yeryüzünde yaşamın var olması mümkün görülmemektedir.
3. Gökler düzenlendikten sonra yeryüzü düzenlendi, yaşama elverişli hale getirildi.
(Ey inkârcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur. Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir. O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı. Ardından yeri düzenleyip döşedi. (Naziat Suresi, 27-30)
Naziat Suresi 30. ayette, yerin yaratılmasından değil düzenlenmesinden ve yaşama elverişli hale getirilmesinden bahsedilmektedir. Dağların, suların, ağaçların vb. yaratılması, yeryüzünün düzenlenmesi yani, dünyanın artık canlılığa elverişli hale getirilmesi söz konusudur. Bakara Suresi’nin ilgili ayetinde yeryüzünün yaratılması sonra göklerin düzenlenmesi, Naziat Suresi’nin ilgili ayetinde ise göklerin düzenlenmesinden sonra yeryüzünün düzenlenmesi zikredilmiştir. Dolayısıyla bu ayetler arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir.
(Bkz. Razi, Ebussuud, Medârik, ilgili ayetin tefsiri; Kurtubi I/256; Nursi, İşârâtu’l İcaz, 286-287)
















