Ben de istiyorum ki böyle balık tutmak olsun hobim, dağlara bağlara çıkayım.. Böyle dingin dingin, sabırla bırakayım kendimi denizin ortasına, doğanın ortasına, sessizliğe.. Ama balık tutarken bile aklıma; balığı tutarsak seviniyoruz bizim için iyi bir şey, tutamazsak da balık için iyi bir şey.. Acaba yapılan her eylem bi yerde mutlaka olumlu bir şeye sebep oluyor mudur, bizim perspektifimizden olumsuz görünse de.. gibi saçma sapan düşünceler geliyor.. Kaçırdığım balığa üzülemiyorum..
O gün de “Lan niye evrende bu kadar galaksi yıldız ve dolayısıyla gezegen varken hala bir tane bile başka bir canlı formunun izine neden rastlayamadık acaba?.. Nasıl açıklamışlar bunu?..” diye sordum kendime.. Sonra Google’a sordum.. Meğersem bu sorunun bir ismi varmış.. Fermi Paradoksu.. İlk şaşıran ben değilimdir buna kesin diyordum ama bir isim verileceğini de düşünememiştim açıkçası..
Fermi Paradoksu ne diyor önce ona bakalım..
Gündüzleri kafamız ne kadar da rahat her yer ışık, aydınlık, kuşlar, böcekler, kaçan balıklar.. İnsan kendini dünyaya bırakıveriyor.. Güneş’in ışığı gözlerimizi kamaştırıyor ve bizden bir çok soruyu saklıyor.. Ancak gece olduğunda durumlar değişiyor.. Geceleri Edison’ın doğayı yenmediği yerlerde kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda ürperme hissediyorsanız, evriminizin doğru yolda olduğunu varsayıyorum..
Güneşimiz gibi binlerce yıldız gökyüzünde parıl parıl parlayarak ne kadar küçük olduğumuzu hatırlatıyor bize.. Samanyolu Galaksimiz gökyüzünde bir ışık şöleni yaşatıyor.. Şuradaki yıldızdaki bir gezegende de bir yaratık bana doğru bakıyor mudur acaba?..
“Heeyyy, Oralarda bir yerde başka bir zeki canlı yaşam formu var mı?..”
Havanın açık olduğu bir gecede gökyüzünde görebildiğimiz tüm yıldızlar Samanyolu Galaksisinde resimdeki çember içinde bulunmakta.. (en iyi durumda çıplak gözle 2500 kadar yıldız görebiliriz, çoğu 1000 ışık yılından yakın).. Yalnızca Samanyolu'nda 100.000.000.000 (100 milyar) yıldız olduğu tahmin ediliyor.. Tüm gözlemlenebilir evrende de 100 - 400 milyar kadar galaksi olduğunu da ekleyince..
Evrendeki yıldız sayısı 1022 - 1024 kadar oluyor..
Bu rakamı şöyle açıklamaya çalışayım; Dünya üzerindeki tüm sahillerdeki, her bir kum tanesine karşılık, evrende 10.000 tane yıldız var..
Güneş benzeri yıldızların yaklaşık %50 oranında olduğunu söyleyenler var ancak biz daha ölçülü bir tahmin olan PNAS’ın yaptığı %22′yi alalım.. Bunların sadece %1′inin yörüngesinde Dünya benzeri yaşanabilir bir gezegen olduğunu varsayalım.. Bu durumda bile 100 Milyar Milyar dünya benzeri gezegen olacağı anlamına geliyor.. (iki kere yazmadım “milyar x milyar”) Yani orada bir yerde dünyadaki her kum tanesi için 100 adet dünya benzeri gezegen var.. Mayondaki kumları temizlerken aklında olsun..
Biraz daha devam edelim.. Milyarlarca yıllık zaman diliminde bunların sadece %1′inde Dünya’daki gibi canlı yaşamı gelişmiş olsun.. (Dünya’daki her kum tanesi kadar canlı yaşamı bulunan gezegen edecektir.) Ve yine sadece %1′indeki canlı yaşamının dünyadaki zeka seviyesine ulaştığını varsayalım.. Bu da demek oluyor ki gözlemlenebilir evrende 10 kentilyon gelişmiş medeniyet bulunması gerekir.. (duymuş muydunuz kentilyonu? 10 milyon x milyar) Bu da sadece Samanyolu Galaksi'mizde ise 100.000′den fazla gelişmiş medeniyet olmalı demektir..
SETI diye bir kuruluş var.. (Search for Extraterrestrial Intelligence) yani Dünyadışı zeka araması.. Hiç durmadan uzaydan gelen sinyalleri, radyo dalgalarını, lazer ışınlarını bile topluyorlar.. 100.000 adet gelişmiş medeniyetten gelebilecek her türlü sinyali SETI uyduları yakalayacaktır?.. Ama yakalayamadı.. Hem de hiç.. Bir tane bile..
Bilimadamları, hiç bir izine rastlayamadığımız bu gelişmiş medeniyetleri 3 sınıfa ayırmışlar.. Medeniyetin gelişmişliğini de kullanabildiği enerji (ulaşabildiği güç) olarak sınıflandırmışlar.. Sınıflandırmayı yaparlarken ise gerçekten hayalgüçlerini zorlamışlar.. Ama 13.5 milyar yaşındaki evrende, bizden 1 milyon yıl ilerdeki bir medeniyetin neler yapabileceğini veya bizden 1 milyar yıl ilerde bir medeniyetin neler yapabileceğini düşünmek için gerçek bir hayalgücü lazım.. (bazı insanlar çok zeki) Hele ki Dünya’daki teknolojinin hızla gelişimi bile korkutuyorken.. 40 yıl önce insanlara akıllı telefonu anlatsaydınız dalga geçtiğinizi düşünürlerdi.. 1000 yıl önceki insanlara şu anki teknolojiyi gösterseydiniz ya büyücü yada Tanrı olarak görülürdünüz.. 1 milyon ve 1 milyar gibi gelişmişlik hayali, bilim adamlarının hayal ettiğinden bile çok daha öte olabilecektir.. Ama bu hayal etmeyi bırakacağımız anlamına gelmez..
Şu medeniyet sınıflandırmalarına bir göz atalım..
Tip I Medeniyetler: Bulunduğu gezegendeki tüm enerji kaynaklarından yararlanabilen..
Bu tip aklınıza Dünya’yı getirebilir ancak biz henüz dünyanın tüm enerji kaynaklarından faydalanamıyoruz.. Bizim bulunduğumuz sınıf Tip 0,7′ye denk gelmekte.. (bknz: Kardeşev Ölçeği)
Tip II Medeniyetler: Bulunduğu güneş sistemindeki yıldızının tüm enerjisinden faydalanabilenler.. Bunu bir medeniyet nasıl yapabilir diye düşünmüşler, hayal etmişler ve ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar.. Hayal eden adam Dr. Freeman Dyson.. Kendi yıldızının etrafında dev bir küre inşa ederek tüm enerjiyi içeride tutarlar ve diledikleri gibi yönledirirler.. Bir yıldızın tüm enerjisi, bu çok fazla.. Eğer tek bir güneş patlamasındaki enerjiyi toplayabilseydik dünyanın sonsuza kadar başka bir enerji ihtiyacı kalmazdı..
Tip III Medeniyetler: Bulunduğu galaksinin tüm enerjisinden faydalanabilenler.. Nasıl olur ya bütün galaksinin enerjisinden faydalanılır?.. Galaksideki tüm gezegenleri kolonileştirerek.. Bizlerden 1 milyar yıl ilerde bir medeniyetin tüm Samanyolu Galaksisini kolonileştirmesi yalnızca 3,75 milyon yıl alırdı.. Nasıl mı?.. 2 adet kolonileştirme aracı inşa ediyorsunuz ve 2 farklı gezegene gönderiyorsunuz.. Bu araçlar çalışma prensibi tam 500 yıl boyunca o gezegende, yine o gezegenin kaynaklarını kullanarak kendinden 2 adet daha üretmek, bunları da başka 2 gezgene yollayıp, o gezegende kalmak.. 500 yılda kendisini 2 ye kopyalayarak çoğalan bu araç, tüm galaksiye dağılarak Tip 3 medeniyetin tüm galaksiyi kolonileştirmesini sağlayabilirdi.. Bir grafikle şu şekilde göstermişler..
Böyle bir sistemle ışık hızında hareket etmeden bile 3,75 milyon yılda tüm galaksi kolonileştirebilinir.. Milyar yıllık bir medeniyet için ise bu süre çok kısa bir zaman gibi kalacaktır.. Galaksimizde bulunması gereken 100.000 medeniyetten sadece %1′i Tip III’e ulaşabilmiş olsaydı.. 1000 adet Tip III medeniyet olması gerekirdi.. Sadece birisi tüm galaksiye hakim olabilecekken hala görünürde hiç bir iz yok..
Peki herkes nerede?..
Ne yazık ki Fermi Paradoks’una verebileceğimiz bir cevabımız yok yapabileceğimiz en iyi şey tahmin yürütmek.. Tabi şu an yapacağımız tahminler yıllar önce yapılmış olan, her şey dünyanın etrafında dönüyor, şimşekleri tabikisi Zeus fırlatıyor veya dünya düz bir tepsi şeklindedir kaplumbağanın biri taşıyor, kadar kötü de olabilir.. Biz yine de tahminleri iki ayrı başlık altında inceleyelim..
Açıklama Grubu 1: Daha üstün bir zeka yaşam formu olmadığı için hiç bir iz bulamıyoruz..
Bu açıklama grubundaki adamlar kendince çok haklı, bütün olan ihtimallerin %0,01 i gerçekleşmiş olsa mutlaka bir haber almalıydık.. Matematik kendi galaksimizde 1000′lercesi olması gerektiğini söylemesine rağmen böyle olduğuna göre bu işte bir iş var, demişler..
Bu işin adına da; Büyük Filtre (Great Filter) demişler..
Büyük filtre dedikleri şeyi; Yaşam öncesinden Tip III medeniyete kadar gelen evrimde, tüm canlılığın yada neredeyse tüm canlılığın vurduğu ve ötesine geçemediği bir duvar olarak hayal edin.. Eğer büyük filtre var ise, en büyük soru: “Büyük Filtre ne zaman oluşmaktadır?”
Bu haliyle 3 farklı durum ortaya çıkabiliyor.. Ya çok nadiriz, ya bir ilkiz yada boku yedik..
Bu durumda Büyük Filtre’yi çoktan geçtiğimizi, arkada bıraktığımızı varsayıyoruz..
Bir ihtimal, büyük filtre canlılığın başlaması olabilir.. Laboratuvar ortamlarında ne kadar denesek de başaramadığımız canlılık başlangıcı bir mucize olabilir.. (Evrim’in denemek için milyar yılı vardı)
Bir başka ihtimal prokaryot hücreden, ökaryot hücreye geçiş olabilir.. Evrimde, çekirdek ve karışık hücre yapısına geçiş tam 2 milyar yıl sürmüş.
Yine bir başka ihtimal bu zeka seviyesine ulaşmamız Büyük Filtre olabilir.. Yarı zeki şempazeden, zeki insanoğluna geçiş.. Çünkü evrim ileriye doğru olur diye bir kural yok.. Evrim sadece olur..
Gerçekten bütün bu olaylar çok nadir olabilir hatta belki sadece dünya nadirdir.. Uydusu kendi boyutuna göre çok büyük benzer bir gezegen göremedik henüz.. Belki ayın okyanuslara olan etkisi de bu nadirliği etkilemiştir..
Bilmiyoruz ancak nadir isek canlı yaşamının çoğunun (%99,99) takılacağı Büyük Filtre’yi geçmişiz demektir..
Bu durumda Büyük Filtre’yi Big Bang’den beri geçen ilk zeki canlı formu biziz ve böylece bir şeyler ters gitmezse Tip III Medeniyet seviyesine ulaşacak ilk yaşam formu da biz olacağız.. Evrende sürekli dolaşan gama saçılımları (Nova ve Süpernovalardan dağılan) hiç bir canlı yaşamının gelişmesine izin vermemiş olabilir.. 500 milyon yıl öncede dünyada %15 gibi bir canlı yaşamının hayatta kaldığı, böyle bir yok oluşun gerçekleştiği düşünülüyor.. Dünyanın manyetik alanının bizi güneş patlamalarına karşı koruduğu gibi, güneşin manyetik alanı da bizi nova ve süpernovalardan saçılan gama ışınlarından korumaktadır..
Ne nadiriz ne de ilkiz ve Büyük Filtre hala önümüzde duruyor.. Bu durumda bizim gibi Büyük Filtre’yi geçmemiş diğer canlı formlarına da rastlayamıyoruz ve büyük ihtimalle Büyük Filtre duvarını atlatamayacağız.. (%99,99) Yani yaşam rastgele gelişiyor ve bir yerde bir şey yaşamın daha fazla ilerlemesine engel oluyor.. Yukarıda dediğim gibi bir gama saçılımı gezegendeki yaşamı bir anda yok edebilir veya her medeniyet belirli bir teknoloji seviyesine ulaştığında kendi kendini yok ediyordur.. Her ne ise o duvar geldiğinde farkedeceğizdir..
Açıkçası şimdi gidip Mars’ta prokaryot bir hücre fosili bile bulsak “Aa başka gezegenlerde de hayat varmış” ‘a sevinmekten ziyade üzülmemiz gerekecek.. Çünkü başka bir gezegende yok olmuş bir canlı yaşamı bulmak, bizim Büyük Filtre’yi geçtiğimiz ihtimalini büyük oranda azaltacaktır.. Bilmiyorum, belki de hiç haber olmaması iyi haberdir?..
Açıklama Grubu 2: Tip II ve Tip III Medeniyetler orada bir yerdeler ve bizim haberimizin olmamasının mantıklı bir açıklaması var..
Bu açıklama grubu ne bizim ilk ne de nadir olduğumuzu düşünüyor.. Aksine galaksimiz, güneş sistemimiz ve gezegenimiz, hatta zeka seviyemizde de, olağanüstü veya özel bir şey olduğunu düşünmüyorlar, aksi kanıtlanana kadar.. Ve dünyadışı yaşam formunun bulunduğuna dair hiç bir kanıt olmamasının, dünyadışı yaşam formu olmadığı anlamına gelmediğini de düşünüyorlar.. Araştırma sinyallerimizin sadece 100 ışık yılı (galaksinin %0,1′i) mesafeye kadar ulaştığını düşününce bir çok muhtemel açıklama getirebiliyorlar.. Açıkçası sırf bu ihtimaller için bütün yazıyı yazmaya katlandığımı itiraf etmeliyim.. Bir çok ihtimalden en muhtemel 10 adet ihtimale göz atalım..
İhtimal 1: Süper zeki yaşam formu çoktan Dünya’yı ziyaret etti ancak biz burada olmadan önce..
Şöyle bir baktığımızda insanlık olarak sadece 50.000 yıldır Dünya’dayız ve evrenin yaşına göre bir göz kırpmasından çok çok daha az bir süreye tekamül etmekteyiz.. (Uzaya gönderdiğimiz Voyager I 62.000 km/h hızla ilerlemekte ve en yakın yıldız Alfa Centauri’ye 72.000 yıl sonra varacak..) En eski kayıtlarımız ise 5500 yıl önceye dayanmakta.. Belki antik bir avcı toplayıcı kabile çılgın uzaylılarla karşılaştı ancak anlatabileceği kimse yoktu.. Belki de Mısırlılar, Yunanlılar, İskandinavlar bize mitolojilerinde Tanrılar diye anlattıkları şeylerle karşılaştılar ama bize farklı yansıdı.. Belki yer altında bulunan piramitlerin inşasında yer aldılar.. Belki daha zeki canlı yaşamı geldiğinde nereden geldiklerini anlatmak için dünya üzerindeki tüm piramitleri Orion Kemeri şeklinde inşa etmelerini söylediler?.. Belki de daha zeki olsunlar diye şempanzeleri döllediler?.. (Yok artık başka bir işlem yapmışlardır..)
İhtimal 2: Galaksi çoktan kolonileştirildi ama bizler çok ırak ve izole bir yerde bulunuyoruz..
Amerika kolonileştirildiğinde Kanada’lı kabilelerin bundan çok çok sonra haberi oldu.. Belki bütün galaksi kolonileşti ve bir tür iletişim içerisinde ancak biz bu kürenin dışında, uzakta, ücrada kalıyoruz..
İhtimal 3: Gelişmiş uygarlıklara göre fiziksel kolonileştirme konseptinin tamamı çok saçma ve gerici bir konsept..
Tip II medeniyeti seviyesini hatırlayın.. Kendi yıldızlarının çevresine kurdukları küre ile hiç bir enerji ihtiyaçları yok hatta fazlasıyla var.. Kendilerine tüm ihtiyaçlarını karşılayacak mükemmel bir ortam yaratmışlar.. Bu mutlu ütopyayı soğuk boş gelişmemiş evren için biye terketsinler ki?..
Hatta belki fiziksel dünyayı korkunç derecede ilkel buluyor olabilirler.. Biyolojik vücutlarını yıllar önce fethetmiş ve beyinlerini bir sanal gerçekliğe yüklemiş olarak sonsuz cennetvari bir yaşam yaşıyor olabilirler.. Fiziksel dünya ihtiyaçları, ölümlülük, arzular ve ihtiyaçlar onlar için; bizim için soğuk, karanlık okyanusun dibinde yaşayan ilkel canlı türleri kadar basit geliyor olabilir.. (Bu ihtimal kulağa çok güzel geliyor.. Dilediğimiz her şeyin gerçekleştiği mutsuz olmamıza sebep olacak hiç birşeyin olmadığı, sadece veri olarak varolduğumuz bir sonsuz yaşam.. (En azından biz yaşamdan vazgeçene kadar))
İhtimal 4: Dışarıda bir yerde çok korkunç avcılar var ve çoğu zeki yaşam formu bunun farkında.. Bu yüzden dışarı sinyal gönderip yerlerini reklam etmemeyi tercih ediyorlar..
Bu hoş olmayan ihtimal SETI uydularının neden hiç sinyal yakalayamadığını açıklıyor olabilir ama aynı zamanda da bizim çok saf ve amatör olduğumuzu, “orada kimse var mı diye” yayınlar yaparak inanılmaz bir aptallık yapıp, büyük bir risk aldığımız anlamına geliyor.. Bir de METI var ( Messaging to Extraterrestrial Intelligence - SETI’nin tersi) yani dış dünyaya mesaj gönderdiğimiz ki, Stephan Hawking buna çok karşı.. “Colombus Amerika’yı keşfettiğinde yerliler için işler pek iyi gitmemişti” diye örneklendiriyor.. Hatta yıldızlarası seyahet edebilen bir medeniyetin asla erdemsiz ve düşmanca davranmayacağına inanan Carl Sagan bile “Yeni bir çocuğun garip ve kesin olmayan bir evreni uzun süre sessizce dinlemesi, sabırla evreni öğrenmesi ve not etmesi gerekmektedir” diyor.. Dünya’dan yayınlanan tüm tv, radyo ve diğer bütün yayınlar bizi gürültücü, yaramaz bir çocuk gibi gösteriyor olmalı.. Gerçekten bilmediğimiz ve anlamadığımız bir ormana doğru bağırıyoruz.. Korkunç..
İhtimal 5: Tek bir Süper Zeki Canlı formu var ve bunlar da süper yok edici (avcı) bir medeniyet.. (Dünya üzerinde insanları buna örnek gösterebiliriz) Her medeniyetten çok çok daha gelişmişler ve diğer zeki medeniyetler bir seviyeyi geçince onları yok ederek, bunun böyle kalmasını sağlıyorlar..
Fuck... Her yeri gezip bütün canlı yaşamını yok etmek için kaynak ayırmaya çok da gerek yok.. Çünkü zaten bir çoğu kendi kendini yok edecek veya doğal yollarla yok olacaktır.. Ama bir seviyeyi geçince süper varlıklar harekete geçip zeki türün virüs gibi (onlara göre) yayılıp gelişmesine müdahalede bulunuyorlar olabilirler.. Bu teoriye bakınca galakside ilk zekileşen kazanırmış gibi duruyor, diğerlerinin hiç bir şansı olmazdı.. Bu da hiç dış dünya zeki yaşam formu bulamamızı açıklardı.. Çünkü hepsini yok edeceği için süper zeki medeniyet sayısı hep 1′de sabit kalırdı.. Kulağa gerçekten korkunç geliyor..
İhtimal 6: Dışarıda bir sürü aktivite ve gürültü olmakta ancak bizim teknolojimiz bunları tespit etmek için çok ilkel veya yanlış şeyleri dinliyoruz..
Koca bir şehirde bir evdesin ve elinde bir telsiz var.. Telsizi açıp “Merhaba Ben Dünya, orada kimse var mı?.. Tamam.. “ diyorsun.. cızırtı.. Sonra bütün frekansları dinliyorsun hepsinde aynı.. Hiç!.. Dönüp diyorsun ki galiba hiç bir iletişim yok.. Oysa tüm şehir birbiriyle WhatsApp’tan yazışıp görüntülü konuşmakta walkie talkie ile değil.. Eğer yıldızlar ve galaksiler arası bir iletişim var ise bizimkilerden çok farklı olacaktır.. Hatta bunun illa da bir makine ile yapılması gerektiğine bile emin olamıyorum.. Kim bilir belki de bir tür telepati ile iletişim kuruyorlardır?..
İhtimal 7: Diğer Zeki Yaşam Formlarıyla iletişim kuruyoruz ancak hükümetler bunu bizden saklıyor..
Bsktrgt.. Öğrendikçe daha aptal gelen bir teori.. (Burada bunu dememe rağmen şu an kendime “bsktrgt” diyorum..) Çünkü üzerine yaptığım araştırmalarda bizden bir çok şey saklandığını düşünüyorum.. Bunun en ciddiye aldığım açıklama Kanada gbi en güvendiğim ülkenin, en güvendiği bakanının (23,5 yıl savunma bakanlığı yapmış) ) kitabı ve yaptığı açıklama.. Bakmak isteyene )
İhtimal 8: Daha yüksek medeniyetler bizim farkımızda ve bizi gözlemliyorlar.. (Hayvanat Bahçesi Hipotezi)
Süper zeki medeniyetler tüm galaksiye yayılmış ve Dünya’da onların büyük ve korumalı bir parkı olabilir.. “İzle ama karışma” gibi bir kuralları da vardır belki de.. Bu süper zeki medeniyetler bizi gözlemlemek ama görünmemek isteselerdi bunu çok kolay yapacaklarına inanıyorum.. Belki de belirli bir zeka seviyesine ulaşana kadar daha basit yaşam formlarıyla iletişime geçmek yasaktır?.. Açıkçası buna inanan bir kaç din de var.. Tom Cruise’un inandığı neydi?.. Scientoloji.. Yeni moda dinlerden “Bilgi Kitabı” Altın Çağ Uygarlığı’nın bizi Sirius’tan izlediğini ve bizden sorumlu olduklarını söylüyor.. Tabi Hubble teleskobu Sirius A ve Sirius B yi çok yakından incelese de öyle bir medeniyete rastlayamadı.. Dedim ya çok iyi gizlenebilirler.. (Kitap gönderip görünmemek, ah şu Tanrılar ve anonim tutkuları..)
İhtimal 9: Daha yüksek medeniyetler burada, çevremizde, çok yakınımızda ancak biz bunu algılayamayacak kadar ilkeliz..
Diyelim ki ormanda bir karınca yuvası var.. Biz de bu karınca yuvasının hemen yanında 10 şeritli dev bir otoban inşa ediyoruz.. Soru şu: “Acaba karıncalar 10 şertili otobanı anlayabilirler miydi?.. Varlıkların onların yanında otoban inşa etmesinin niyetini ve teknolojisini kavrayabilirler miydi?.. Hiç sanmıyorum.. Şimdi karınca örnek verince biz karınca mıyız arkadaş otoban geçse anlarız heralde diyesiniz geliyor ise.. İnsan ile karınca arasındaki fark bir süper zeki varlıkla insan arasındaki farkla eşit olacaktır.. O yüzden yolu da teknolojisini de anlamamız mümkün olmayabilirdi.. Hadi diyelim ki bu adamlar bizle iletişim kurdu ve bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar.. Büyük ihtimal onların nasıl varlıklar olduğunu ve ne yapmaya çalıştıklarını bile anlayamayacağızdır.. Bizi aydınlatmaya çalışsalar bile büyük ihtimal, karıncaya internet öğretmeye çalışmaya benzeyecektir..
İhtimal 10: Gerçekliğimiz hakkında tamamen yanılıyoruzdur..
Düşündüğümüz her şeyin bir yanılsama olmasının çok fazla ihtimali var.. Her şeyi beynimizde yaşıyor olabiliriz.. Evren göründüğünden çok farklı bir şey olabilir..(Ne bileyim bir varlığın beyin hücresi falan..)Hologram evren teorisi bu aralar baya popüler.. Ya da başka yaratıkların deneysel olarak damızladığı canlılar olabiliriz.. Hatta hepimiz başka bir boyutta bir araştırmacının bilgisayar simülasyonunun bir parçası olabiliriz ve diğer canlıların henüz simülasyona yazılmamış bile olabilir..
Açıkçası bütün bu ihtimallerin içinde bana korkunç gelmeyen yok.. Tüm evrende yalnız olmamızda korkunç, bizden milyar yıl gelişmiş bir medeniyet de.. Bu kadar düşününce Fermi Paradoks’u insanı biraz mütevazileştiriyor.. “Hmm tamam, 3 saniye yaşamı olan mikroskobik bir canlıyım..” Şu an bu teorileri üretebiliyor olmak bile bir başarı.. Ama bundan 300 yıl sonra yada 1000 yıl sonra evren kavrayışım çok farklı bir hal alacaktır.. Ve aynen bizim şidi Zeus’un şimşekleri fırlattığına inananlara gülmemiz gibi, şimdi kurduğumuz bir çok teoriye güleceklerdir.. Tip II ve Tip III medeniyetler orada neler yapıyorlar bilemiyorum ama biz burada kendi kalemizde kralız.. Bizimle bu gezegeni paylaşan diğer embesil canlıların onurlu hükmedicisiyiz.. Yarışacağımız kimse de yok, bizi yargılayacak kimse de.. O yüzden aşağı ırk olmaya alışık da olamayız.. Yarın bir gün yapay zeka, süper zeka haline gelirse fena kavga edip dayak yiyeceğizdir.. Tip II veya Tip III bir medeniyetle karşılaşırsak da 1 hafta içinde kendimizi eskisi kadar kral hissetmeyeceğimizi de düşünüyorum.. İzole bir evrenin ortasında, yalnız ve öksüz bir kayada olduğumuzu bilmek, düşündüğümüz kadar zeki olmadığımızın farkına varmak ve doğru sandığımız şeylerin yanlış olabileceğini düşünmek, bence harika bir şey ve sanırım yeni büyük bir kapıyı aralayan da bu..