FML. I saw a cute guy: gay thoughts.
I saw a cute girl: straight thoughts.
But I also saw a man with the hair an beard of Leo Trotzky so now I have communist thoughts.
All within ten minutes.
seen from China

seen from China
seen from Australia

seen from United States

seen from Maldives
seen from Russia

seen from Australia
seen from China
seen from China

seen from Pakistan
seen from Poland

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from China
seen from India
seen from Argentina
seen from China

seen from Russia
seen from Germany
FML. I saw a cute guy: gay thoughts.
I saw a cute girl: straight thoughts.
But I also saw a man with the hair an beard of Leo Trotzky so now I have communist thoughts.
All within ten minutes.
"Frozen Sea" by Max Trotzki.
Leon Trotsky (born Lev Davidovich Bronstein; 7 November [O.S. 26 October] 1879 – 21 August 1940) was a Russian revolutionary, Marxist theorist, and Soviet politician whose particular strain of Marxist thought is known as Trotskyism. (Quoted from Wikipedia.org)
レフ・トロツキー
A swamp monster by Trotzki.
Zorba
Zorba
Gregoryen takvimine göre 8 Kasım, Jülyen takvimine göre 26 Ekim sabahı saat 3 civarı Rusya'nın Şubat Devrimi'nden sonra kurulmuş olan yönetim sistemi fiilen sona ermişti.
Bu kapsamda ne kadar ihtilal veya devrimden bahsetmenin doğru olup olmadığı hala tartışılır. Zira şubat devriminden sonra anayasa oluşturucu bir toplantı gerçekleşmemişti. Çar'ı devirenlerin arasında bulunan bir kesim, Çar'ı beraber devirdiklerini tekrar devirdi. Yani devrim veya ihtilalin bir kaç çocuğu devrimin diğer çocuklarını yemişti.
Böylece henüz 7 ay evvelinde sürgünde olan Lenin ülkenin yeni güçlü hükümdarı olmayı başarmıştı.
Her kritik durumda çözümü saklanmakta, kaçmakta bulan, hiç bir sıcak çatışmada ön cephede olmayan, tek vasfı herkesten fazla tavizsizliği ve ihtirası olan, kendisi hiçbir şey yapmamasına rağmen hiçbir konuda uzlaşmaya yaklaşmayan, katılığını, tavizsizliğini, isteklerini başkalarına dayatmasını 'emekçilerin, halkın davası' süsüne saklayan Lenin artık ülkenin kaderini elinde tutmaktaydı.
Her ne kadar geçici hükümet devrilmiş olsa da olaylar henüz bitmemişti. Kabinenin tutuklanmasına kadar nisbeten kansız geçen süreç yerini kanlı çatışmalara bırakacaktı.
Daha aynı gün askeri okul öğrencileri Kreml Sarayı'nı sardılar. Bu bolşeviklerle eski hükümetin yanında yer almış bazı alaylar ve onlarla beraber hareket eden bazı üniversiteli gençler arasında günlerce sürecek olan kanlı bir çatışmanın başlangıcıydı.
Aldıkları karara uymayan bir kaç menşevik ve sosyal devrimci hariç artık tamamıyla bolşeviklerin elinde olan sovyet kongresi Cuma günü tekrar buluşmuştu. Delegelere Lenin'in yönetimi altında olan sovyet komiserler konseyi tanıtılmıştı. Stalin ve Trotzki de konsey üyeleriydi.
Trotzki'nin dışişleri bakanlığının başına geçmesi kararlaştırılmıştı. Dışişleri bakanı olarak görevlerine başlayınca bakanlığın bürokratları ilk başta kendisi ile alay etmişlerdi. Bakanlık personeli Trozki'yi istemiyordu, memurlar grev yaptılar, başka bolşeviklerin bakanlık binasına girmesini engellediler. Ta ki yeni rejim bazı memurları tutuklatıp, başkalarını işten atana kadar. Ancak o zaman durumun ciddiyeti anlaşılmış ve Trotzki'ye, dolayısıyla bolşeviklere karşı olan direnç kırılmıştı.
Kongrede Lenin'in önerdiği iki karar kabul edilmişti. Birincisi Rusya'nın savaşa son vermesiydi. Rusya gizli saklı anlaşmalara gitmeden, herhangi bir tazminat sorumluluğu olmadan savaştan çekilecekti.
Çifte İhtilal
Çifte İhtilal
Kışlık Sarayında geçici hükümetin bakanları Malahit Salonunda toplantıya çağırılmışlardı. Bir çoğu Kerensky'nin kaçtığını ancak o zaman öğreneceklerdi.
Salona çaresizlik hakim olmuştu.
Ne yapacaklardı? Kimse sarayın mimarisi hakkında iyi bilgiye sahip değildi. En iyisi nerede saklanılması gerekiyordu? Devrimciler tarafından fark edilmeden saraydan çıkma imkanı var mıydı?
Çıkamazlarsa ne olacaktı?
Kimse savunma organize edebilecek kadar yeterli askeri eğitime sahip değildi.
Bakanlar ne yapacaklarını düşünürken bolşeviklerin gözcüleri küçük bir yan kapıdan saraya sızmayı başarmıştı. Yanlarında bazı gazeteciler bulunmaktaydı. Amerikan gazeteci John Reed durumu şu sözlerle kaleme almıştı:
Koridorun sonunda, şaşalı, altın süslerle kaplanmış duvarlarıyla büyük br salon bulunmaktaydı. Salonun parke tabanında duvarların hemen yanında döşekler ve battaniyeler yerlerde sürünüyordu. Yerler çöp, izmarit, ekmek kırıntıları, yırtık kıyafetler ve pahalı fransız marka içkilerin boş şişeleri ile doluydu. Günlerdir yıkanmamış, sigara dumanı, içki ve başka kokularla bunaltıcı havaya sahip salona zaten orada olan pis sivil insanların yanı sıra sürekli askerler geliyordu.'
Sarayda hala yaklaşık 3000 bin silahlı asker bulunmaktaydı. Savunmayı hazırlamak için makineli tüfekleri konumlandırıyor barikatlar kuruyorlardı.
Saat 14:00'de Kronstadt Deniz Üssü'nün gemileri ile 3000 asker şehre gelmişti. Şehirde bulunan devrimci alaylarla birleşmiş ve sarayı kuşatmıştılar. Sarayın yakınında bulunan Petrograd Üniversitesinin enstitü binalarının pencerelerinden profesörler ve öğrenciler olan biteni izlemekteydiler. 2017 Ekim Devrimini'nin son perdesini sanki operadaymışlar gibi adeta ön sıra balkonlarından izlemekteydiler.
Saat 18:00'de ince, soğuk bir yağmur yağıyordu. Hava karanlıktı.
Saray ne zaman düşecekti?
Devrimciler Peter ve Paul Kalesinden 15 cm'lik toplarla saraya ateş açma kararı almışlardı. Tek sıkıntı toplara aylardır bakım yapılmamış olmasıydı. Kimse silahların doğru çalışıp çalışmayacağını bilmiyordu.
Devrimciler başka yerden top getirip onları kullanmaya karar vermişti ama şehirde kullanıma hazır, bakım yapılmış top çok azdı. Olanlar için de gerekli gülle ve mermiler yoktu.
Devrimciler tekrar karar değiştirip şanslarını 15 cm'lik toplarla denemek istedi. Göndere çekilmiş kırmızı bir fener saldırının başlangıcını gösterecekti. Bunun üzerine kırmızı fener aramaya başladılar. Uzun zaman sonra bir kırmızı fener bulduklarında kimse feneri göndere nasıl çekilebileceğini bilmiyordu.
Smolny Enstitüsü'nde bir bolşevik 'Lenin sinirden kudurmuştu. Hepimizi vuracak diye korkuyorduk.' diye not alacaktı.
Son Saatler
Son Saatler
Kerensky yorulmuştu. Hemi de çok yorulmuştu. Her ne kadar sinirle herkese 'hükümet isyanı bastıracak' diye garanti versede aslında Neva Nehri'ndeki köprüler üzerine hakimiyetini tamamen kaybetmek üzerindeydi.
Gerçi köprüler hükümetin yanında kalan askerler tarafından kontrol altına alınmışlardı ama askerlerin köprüleri ele geçirip yukarı çekmeleri halkta Trotzki tarafından yayılan 'karşı devrim başlıyor' propagandasını daha da inandırıcı kılmıştı. Silahlı ama Askeri Devrim Konseyi'nin emrinde olmayan bir gönüllü grubu Liteyni Köprüsüne konumlanmış askeri okul öğrencilerini köprüden geri çekilmeye zorlamayı başarmışlardı.
Aynı sıralarda Kutsal Üçlü Köprüsü'nde (bugünkü ismi Trotzki Köprüsü) bulunan kadın askerler Peter ve Paul Kalesinin duvarlarında kurulan makineli tüfeklere hedef oluşturduklarının farkına varıp köprüyü terk etmişlerdi.
Bütün bunlar olurken zarif kıyafetli vatandaşlar şehrin lokantalarında ve eğlence merkezlerinde hayatın keyfini çıkarıyorlardı. Alexandrinsky Tiyatrosu'nda Tolstor'un İvan İlyiç'in Ölümü'nün yeni oyunu sergileniyordu.
Birkaç sokak ötedeyse bildikleri rejim yıkılmak üzereydi.
Nihayetinde Lenin cesaret edip saklandığı evden çıkmıştı. Gerçi hala peruk takmıştı ve yüzünü yaralı asker gibi sargı arkasına saklıyordu ama en azından yanındaki yoldaşları ile Smolny Enstitüsüne gidiyordu. Yolun bir kısmını tramvayla geride bırakmışlardı, sadece geri kalan kilometreleri yürüyerek kat etmişlerdi.
Bolşeviklerin genel merkezi olarak kullanılan Smolny Enstitüsü'nün önünde bir grup devrimci
Smolny Enstitüsü'nde tüm ışıklar yanmaktaydı. Girişlerine makineli tüfekler konumlandırılmıştı. Her yerde arabalar ve küçük kamyonlar vardı, ensitünün dışında kalan devrimciler ufak ateşler yakmış emir beklerken etraflarında ısınıyorlardı. Binaya girmek isteyen Lenin kontrolden geçememişti. Geçmesini sağlayabilecek kağıt ve kimlikleri yanında yoktu ve devrime katılan asker ve işçiler tarafından pek tanınmıyordu. Ama yanındaki yoldaşları ve kendisi bir şekilde binanın içine sızmayı başardıklarında saat gece yarısını geçmişti.
Lenin parti yönetimine katıldıktan sonra devrimcilerin kararlılıkları daha da artmıştı. İhtilal. Hemen. Şimdi. Başka seçenek yoktu.
Devrim Başlıyor
Devrim Başlıyor
21 Ekim'de Trotzki kışlalara 'Askeri Devrim Komitesi'nin komiserlerini kışlalara göndermeye başlamıştı. Ne Trotzki'yi, ne de komiserleri kimse engellemiyordu. Böylece arda arda kışlalar üzerine hakimiyet kurarak şehrin askeri gücüne sahip olmuşlardı.
Askerler bu duruma dünden razılardı. Savaştan nefret ediyorlardı, geçici hükümetten nefret ediyorlardı ve belki de en önemlisi; Kerensky'den nefret ediyorlardı.
Erler ve erbaşları sovyetleri çoktan gerçek lider olarak kabullenmişti bile. Sadece üst düzey subaylar hala geçici hükümetin emrindelerdi... En azından öyle görünnmekteydiler. Devrim komitesi ise menşevikleri, sosyal devrimcileri ve bolşevikleri, yani tüm solu kapsayan sovyetlerin davası için mücadele ediyormuş gibi görünmekteydi.
Saat gece yarısına gelirken üç devrim komitesi komiseri genel kurmaya gitmiş ve 'Artık tüm emirler askeri devrimci komitesi komiserleri tarafından onaylanmalı.' diye açıklama yapmışlardı. Genelkurmay'da o an üs üst subay olarak general Polkowinkov bulunmaktaydı. Komiserlerin talimatına uymak niyetinde olmayan general 'Komiserlerinizi tanımıyoruz ve kanunlara aykırı davrandıklarında da tereddüt etmeden onları tutuklarız.' diye itiraz etti. Bu bir direnişti, göstermelik olsa da bir direniş. Çünkü gerçekte istese bile ona itaat ederek komiserleri tutuklayacak asker kalmamıştı. Böylece komiserler kimse tarafından engellenmeden eskiden sosyetenin çocukları için bir kız okulu olan ve artık bolşeviklerin genel merkezi olarak kullanılan Smolny Enstitüsü'nün binasına geri dönmüşler ve olan biten hakkında rapor vermişlerdi. Trotzki acele ederek bir açıklama kaleme almıştı: 'Genelkurmay karşı devrimcilerin silahı olarak kullanılmaktadır. Devrimci güçleri karşı devrimcilerden koruma görevi askeri devrimci komitesi tarafından yönetilen devrimci askerlerindedir.'
Trotzki iki cümle ile ordunun yönetimini genelkurmayın elinden almış ve genelkurmayın bağlı olduğu geçici hükümeti 'karşı devrimci' ilan etmiş ve meşruiyetini yok etmişti.