Bir gün sustum. Meğer en uzun cümlem oymuş.

seen from United Kingdom
seen from Australia

seen from Australia
seen from Italy
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from China
seen from United States

seen from Germany
seen from Malaysia
seen from Russia
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from France

seen from Netherlands
Bir gün sustum. Meğer en uzun cümlem oymuş.
Zarafet, gürültü sevmez.
Göğsüme 13 bıçak sapladın, yine de öptüm ellerinden.
00.02
Seninle yürüdüğümüz kaldırımlardayım. Her zaman girmeden ayrılmadığımız sahafa her gün aynı saatte uğruyorum. Ellerinin değdiği raflarda geziniyorum. O rafların tozlarında parmak izlerin var. Gülümsemeni anımsıyorum bazen. Ne de güzel gülerdin. O en sevdiğin kitapta altını çizdiğin cümleler ezberimde. Hele bir tanesi var ki "Kusursuz olanın ruhu yoktur." diyordu. Ah benim yokluğuyla var olduğum tek kusurun beni sevmekti. O güzel ruhunun varlığı olmak ne büyük şerefti. Benimse tek kusursuz yanım sendin. Sen yoksun artık.. Benim ruhum yoksun, seninse ruhun yok.
Saçının teline kıyamayan ben,
Gecenin üçü ve uçurum gözlerin.
Hissetmeden hissettirilmez.
Yere uzandım. Ay ışığının tavana sızdırdığı o soluk aydınlığa diktim gözlerimi. Gittiğinden beri tek manzaram bu boş tavan. Her gece oraya senin hayalini kazıyorum tırnaklarımla. Sonra canım yanıyor, gözlerimden bir damla yaş düşsün diye yalvarıyorum karanlığa. Akmıyor Süreyya. Anlıyor musun? Eskiden başımı omzuna bıraktığımda dünya küçülür, ben senin göğsünde devleşirdim. Saçlarımı okşardın; parmaklarının ucuyla tüm fırtınaları dindirirdin. Kalkardık, hiçbir şey olmamış gibi gülerdik. Sevişirdik. Sonra sen gittin. Ben büyüdüm. Sokak lambasının cılız ışığına bakıyorum şimdi; arkandan bakakaldığım o ıssız kaldırıma. Geri döner misin? Kabuk bağlamış yaralarımı bir bıçak darbesiyle tazeledin, şimdi gelip o yaralardan öper misin yeniden? Fularını bırakmışsın giderken. Kokun odada asılı kalsın, beni zehirlesin diye mi yaptın bunu? Yetmiyor. Ben senin teninin sıcaklığına muhtacım. Az önce çerçevemizi duvarda parçaladım. Yüzün cam kırıkları arasında kaldı. Eğilip baktım; canın yandı mı? Yanmasın. Ben sana kıyamam. Ama bak, benim her yerim kesik içinde. Sen de bana kıyamazdın, öyle derdin. Gidişin tüm bu hatıraları kirletiyor. Söylesene, bu kadar basit miydi her şey? Bu kadar kolay mıydı benden vazgeçmek?
Yalnız, sen o yaraları seversen kabuk bağlamaz.