Düşmüştü parmaklarım yamacının diğer ardına. Hani rüzgar olsam ben de okşayacaktım saçlarını, yağmur olsam, kirpiklerinden aşağı süzülecektim. Gökyüzü olsaydım, değecekti gözlerin maviliğime. Yağmurdan kaçan bir serçe olsaydım, sığınacaktım camının pervazına. Bir nota olsaydım herhangi bir şarkıda, en umutsuz anında umut olacaktım.Gözlerine bakmadan, parmak uçlarına dokunmadan, saçlarını okşamadan, insan oldum da durdum, bilmem kaç bin kilometre uzağında…
Gideceğim yere çıkmayan, sırf saksılardaki çiçeklerin hatırana yolumu çok kere değiştirdim. Ciğerlerimi hırpalayan tütüne rağmen dik yokuşlardan kaçmadım. Bir bank hayal ettim maviliğin ucunda, dalga seslerine ektim sesini. Yüreğimi liğme liğme koparıp martılara attım. Bir şehir düşün ki yolları çıkmaz sana, yinede yürüdüm. Anlam yükledim mavi uçurtmaya takılan çocuğun bakışlarına. Bir ben hayal ettim, parmaklarının ucunda. Bakışlarımı bakışlarına ektim… Sırf sana benziyor diye çok kere koştum, bir serçenin ardından. Uçmak istedim bahar kokan omuzlarına, kanatlarımı hayal ettim ve çakıldım çok kere yitik düşlerime.
Temmuz 2019′

















