İnsanların var olanında yok etme gibi bir özelliği var.
seen from United States

seen from Hong Kong SAR China

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from China
seen from United States
seen from Germany
seen from China

seen from Macao SAR China
seen from United States
seen from France
seen from Australia

seen from China
seen from South Korea
seen from Russia
seen from United States
seen from United States
İnsanların var olanında yok etme gibi bir özelliği var.
- Artık birlikte büyümüyoruz.
İnsan kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor, bu yüzden sana edebileceğim en dostça veda bu.
Orada olduğunu biliyorum,
...Bildiğim başka şey varsa, o da orada kalmakla lanetlenişindir, eminim.
Kucağına bıraktığım “Uyanınca sarılalım lütfen” sevgisine burun kıvırma lüksünü gösterdiğin sabah yaşadın bunu.
Bir daha sabah olmadı zaten.
Artık sana hep gecenin ikisi, bir geçiyor.
Bilirsin, bildiğinden eminim: Unutkanlığımdan serzeniş eder, unutkan diye anarlar beni.
Bu yüzden sen unutma isterim.
İnsan kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor.
Bu yüzden sen hatırla isterim.
Ben mi?
“Senden değil ama kucağına bıraktığım tüm çiçeklerden, güzel şarkılardan, saatlerden, kelimelerden ve gökyüzünden özür dilerim. “
- Artık birlikte yürümüyoruz.
Seni unuttum.
Öldürün beni, o içimde ölmesin.
Vefâ ve Veba..
Aramızdaki duvarlar bilirsin onlar yıkılmak için var
Bu dünyanın neresindesin, hiç düşündün mü? Ne olarak var oluyosun bu dünyada? Amacın ne, ne kadar yer kaplıyosun, hayallerin ne, ne için buradasın sen? Aynanın karşısına geç ve sor kendine: Ne için buradayım ben? Herkes ama herkes bu dünyaya bir sebeple yollandı. Herkesin burada olmasının bir sebebi var. Sen de biliyorsundur... İçinde büyük bir dünya var senin. Çiçeklerle kaplı, bulutlarla çevrili bir dünya. Biliyorum, bazen o bulutlar kararıyor yağmur yağıyor içine. Ama sen de biliyosun ki her yağmur sonrası güneş açar. Ve yine bilmelisin ki, yağmur yağmadan çiçek açmaz... Bırak yağsın yağmurun. Bırak aksın gözyaşların. Yoruldun mu, bırak tutmasın bacakların. Çaresiz misin? Kal öyle. Bırak artık kendini, üzüntünü yaşa. Kendine engel olma, kendini tutma. Kendi felaketine kollarını aç. Ellerin mi titriyor, bırak titresinler. Titreye titreye durmayı öğrenecekler. Üzüntünü durdurmaya çalışma. Her şeyi yaşayacaksın bu hayatta, hüznü de mutluluğu da. Oysa sen şimdi hüznünü durdurmaya çalışıyorsun ya, sadece hüznün değil mutluluğun da duruverir böyle. Her şeyi dolu dolu yaşa ki evren de sana mutlu olma zamanın geldiğinde mutluluğunu da dolu dolu yaşatsın. Hayat bir nehir, akıp gidiyor. Suyun üstüne uzat bedenini, akıp git sen de. İnan bana, şelaleden aşağı düştüğünde güzel bir gölde uyanacaksın. Şimdi kapat gözlerini, aç kollarını, arkana doğru yaslan ve kendine şöyle mırıldan, "Su akar, yolunu bulur."
"Birbirimizi anlamadan vedalaştık. Bu dünyada birinin diğerini anlaması o kadar kolay bir şey değil."
Sahi iyi ki gittin.
Burası hiç iyi bir yer değil inan bana.