bir bakmışsın namlu yine kafana dayanmış.

No title available
No title available
Today's Document
One Nice Bug Per Day
Cosimo Galluzzi
d e v o n
KIROKAZE
sheepfilms
DEAR READER
dirt enthusiast
Peter Solarz
art blog(derogatory)
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

tannertan36
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

izzy's playlists!

Love Begins
Show & Tell
almost home
I'd rather be in outer space 🛸

seen from United States
seen from United States
seen from Canada

seen from Australia
seen from United States
seen from Lithuania
seen from Kenya
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Philippines
seen from United States

seen from North Macedonia
seen from Türkiye

seen from Türkiye
@taurcax
bir bakmışsın namlu yine kafana dayanmış.
"bir çatlak, kendi çatlağımı arıyorum, paramparça olmak için."
Önceden olsa dokuz köyü ateşe vereceğim şeylere artık kibrit bile yakamaz oldum.
edepsizliğimi mazur gör, isimsiz, sen zihnimin en net kısmına cüretkarlıkla oturmuş, sırılsıklam bir tutuklusun.
ölü cesetlerin arasına sıkıştırdığım aşk.
Cesetler zaten ölüdür amk?
Derdim seninle büyür. Kalbim tenimde düğüm ama bunu bile bile kendimi hâlâ insan sanmaktayım.
Yeminle Müzeyyen, amına koydun ortalığın.
Bakışın içinde nabız gibi atan sokağı hissediyorsan ve kapkara asfaltı ölü bir deri gibi söküp atan gecenin her nesnenin içinde kıvrılarak geçişine tanık oluyor ve bu rutini korkularının ağır ağır insanlaşması olarak kabulleniyorsan, ölümle arandaki tek farkın unuttukların olduğunun bilincine varmışsın demektir. Zihninin içinde yeni bir hayatı elde etmek adına çabalayan bu korkular önce cennetten kovulmanın bir yolunu bulmaya çalışacak. Ki cennet ve cehennem adına inandığı her şeyin senin yaşadıkların olduğunu fark ettikten sonra yapması gerekeni fark edecek. O da biricik günah olarak seni kabullenmektir.
Sonsuzluğa bakıyorsun; bir kadeh ve sessizlikten mürekkepsin. Adını andığın anda son ile bezeniyorsun; sen kendindeki hiçliksin!
Evet o deniz fenerinin dibinde durarak taşa ve onun soğukluğunu saran yosunlara temas ederek gecenin nasıl süzüldüğünü hissediyorsam ve bunca mesafenin, onca gecenin ve yüzlerce karanlığın arasında görünmeyen her şeyi kendimle tanımlama hastalığına girişiyorsam bu yitime olan özlemimle ilgilidir. Yaydığı ışığa rağmen kendini karanlığa terk eden bu deniz fenerinde deliliğe değil silinmeye benzeyen bir şey var. Sanki yaşadıklarım yok ediyor, zihnim zehirliyor beni.
Silinmiyorum, silinişin kendisiyim. Yokluk ana maddemdir benim. Söylemem veya anlatmam, kalıntılarımı ortadan kaldırım. Kendimi yok olanda kayda alıyorum.
deprem bölgesinden bu kadar oy almış olmaları kalbimi kırıyor.
1926 yılında, dünya genelinde kölelik yasakladığında ve tüm kölelerin özgür bırakılması gerektiğinde buna en fazla karşı çıkanlar köleler olmuştu. çünkü efendileri olmazsa aç kalacaklarını ve bir yaşam sürdüremeyeceklerini düşünüyorlardı. kendilerine yapılan onlarca farklı işkenceden şikayetçi olmadıklarını ve hatta bunları hak ettiklerini söylüyorlardı.
Nereye koştuğunu görmek için köpeği bırakmalısın, sadakatin görüldüğü yer burasıdır.
Vefa bilmeyene veda yakışır.
sırtıma tekmeler yerken, sen sigaranı söndürmeye çalışırken, annem bir şeyler için dua ederken, ülke birbirine girerken, bir yerlerde silahlar patlarken, biri bu leş dünyaya gözlerini açarken ve biri son şarkısını dinlerken, o yaş gözümden düşerken, o hıçkırık boğazımda düğümlenirken, bir çocuk baba diye ağlarken ve bir anne evladı için feryadı basarken, ben buradayken ve sen oradayken, neyse ki tüm bu olan ve olacak şeylerin içinde hep şu göğsümdeydin. beni hoş gör, ben seni göğsümde taşımanın bedelini ödüyorum.