Bir filmde, tiyatroda ya da bilgisayar oyununda kâfiri (gösteri amaçlı da olsa) oynayan kimse Müslüman değildir.
Kâfiri oynayan bir kimse, gerçekten de kâfirdir. İster filmde rol alsın, ister tiyatroda sahne alsın, isterse bir bilgisayar oyununda kâfir karakteri oynasın, fark etmez.
Öncelikle bir filmde kâfir rolünü oynayan kimsenin küfrü açıklanacaktır. Ardından bilgisayar oyunlarındaki durum ele alınacaktır. Gerçekten de bu mesele o kadar zor değil; ancak birçok kişi, maalesef, kendi heveslerini, kendilerini yaratmış olan Rablerinden daha çok önemsemektedir.
Filmde Allah’ı inkâr eden kimse Müslüman değildir. Ve bunun farkında olmayan kişi, maalesef, Allah’a imanın ne demek olduğunu da bilmiyor demektir. Müslüman, Rabbine tam anlamıyla teslim olur ve O’na karşı küfür işlemez. Örneğin bir filmde ateist bir karakteri canlandırmak ve o rolde Allah’ın varlığını inkâr eden sözler söylemek, kalben tasdik edilmese bile küfürdür.
Film dışında, ister ciddi olarak söylensin, ister şaka amacıyla olsun, kim "Bir Yaratıcı yok" derse, onun İslam ile bir bağı kalmaz.
Çünkü Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ve andolsun, onlar küfür kelimesini söylediler ve İslam’a girdikten sonra küfre girdiler." (et-Tevbe: 74)
İbn Teymiyye, es-Sârimu’l-Meslûl (s. 184) adlı eserinde şöyle demiştir: “Kim küfür olan bir sözü söyler ya da fiili işlerse, bu kimse küfre düşer. Hatta kâfir olmayı kastetmemiş olsa bile. Çünkü hiç kimse, Allah dilemedikçe küfre düşmeyi kastetmez.”
San‘ânî, Tathîru’l-İ‘tiqâd (s. 23) adlı eserinde şöyle der: “Fukaha (fıkıh âlimleri), fıkıh kitaplarında, dinden çıkma (riddet) bölümlerinde açıkça belirtmişlerdir ki: Kim küfür sözü söylerse, küfre girmiş olur. Hatta bu sözün anlamını kastetmemiş olsa bile.”
Buradan kasıt şudur: Bir kişi bilerek, isteyerek küfür sözünü söylerse, bu kimse artık Müslüman değildir. İslam’dan çıkmayı hedeflememiş olsa bile. Ancak, eğer kişi dili sürçtüğü için yanlışlıkla böyle bir söz söyler ve aslında onu söylemeyi istememişse, bu durumda küfre düşmüş sayılmaz.
Bir kimse film dışında küfür sözlerini söylerse, o kişi kesinlikle Müslüman değildir. Ve eğer bu sözleri kamera karşısında, yani bir film sahnesinde söylüyorsa, bu durumda da hiçbir fark yoktur; çünkü o sözleri aynen söylemiştir.
Bazı kimseler şöyle zannedebilir: “Bir filmde Allah’ı inkâr eden bir kâfiri oynuyorum ama sonunda Müslüman oluyor, yani aslında iyi bir mesaj veriyorum.”
Ancak mesele bu kadar basit değildir. Ve "Ameller niyetlere göredir" hadisi de bu tür fiilleri yapan kişilerin Müslüman kalabileceğini ispatlamaz.
Çünkü İslam’da birçok söz ve fiil vardır ki, kişi onları isteyerek yaparsa (kötü bir niyet taşımıyor olsa bile) yine de küfre düşebilir.
Eğer bu durum böyle olmasaydı, herkes dilediği sözü ve fiili işleyip ardından “ben sadece iyi niyetle yaptım” diyerek sorumluluktan kurtulurdu.
O zaman hiçbir söz veya davranış insanı İslam’dan çıkarmaz olurdu. Ve bu durumda, sadece kalben hakikati inkâr eden kişi kâfir sayılırdı.
Oysa Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Eğer onlara sorarsan: 'Biz sadece konuşup eğleniyorduk' derler. De ki: 'Siz Allah ile, O’nun ayetleriyle ve Resûlü ile mi alay ediyordunuz?' Artık özür dilemeyin; siz iman ettikten sonra küfre girdiniz." (et-Tevbe 9:65-66)
Bu, küfür sözünü şaka yoluyla söyleyen bir kimsenin dahi İslam’dan çıkabileceğine dair açık bir delildir. Kişi İslam’dan çıkmayı istememiş olsa bile...
Bu ayet, onların özürlerinin kabul edilmediğini göstermektedir. Yani: “Biz ciddiye almamıştık, sadece şaka yapıyorduk” demeleri, onları kurtarmamıştır. Bu söz, onların küfre düştüğü gerçeğini değiştirmemiştir.
Filmde küfür sözlerini söyleyen bir kimse de aynı şeyi yapmaktadır: Sözleri ciddi olarak kastetmese de, onları söylemiş olmaktadır. Ve bu ayet, böyle bir durumda “şaka yapıyordum” gibi bir mazeretin geçerli olmadığını açıkça ortaya koyar.
Abdullatif İbn Abdirrahman İbn Hasan, el-İtḥâf adlı eserinde (s. 41) bu ayet hakkında şöyle der: “Allah, onlara iman ettikten sonra, alay ettikleri için tekfirde bulunmuştur (yani onları kâfir ilan etmiştir).”
Filmde küfür sözleri söyleyen kimsenin İslam’dan çıkacağını bilmeyen biri, imanın sadece kalple değil, aynı zamanda sözle de bozulabileceğini tam anlamıyla kavrayamamış demektir.
Böyle bir kişi, açıkça küfür olan sözlerin bazı durumlarda Müslümanı dinden çıkarmayacağını zannetmektedir. Hâlbuki böyle bir durumda geçerli hiçbir mazeret yoktur.
İslam hayatın tamamını kapsar ve tevhid her zaman geçerlidir. Herkes Rabbine tam anlamıyla teslim olmak zorundadır. Ancak kim diliyle Allah’ı inkâr eder, tevhidi açıkça reddeden sözler söylerse, o kişi gerçekte teslimiyet göstermemiştir.
Allahu Teâlâ şöyle buyurur: “Kim yüzünü Allah’a teslim eder ve salih amel işlerse, o en sağlam kulpa tutunmuştur.” (Lokman Suresi, 22. Ayet)
Allah’a tam bir teslimiyet olmadan, hiç kimse yalnızca O’na ibadet edemez. Eğer bir kişi “Bir Yaratıcı yok” derse, ya da “İslam doğru değil” gibi sözler söylerse — ya da bunlara benzeyen başka küfür ifadeleri kullanırsa — artık Allah’a tam anlamıyla teslim olmuş biri değildir.
Hatta bu kişi, bu küfür sözlerini “sonunda iyi bir amaca hizmet etmek için” söylediğini iddia etse bile… bu onun Müslüman kalmasını sağlamaz.
Hiçbir Müslüman bir filmde kâfir rolünü oynamaz.
Ne de “sonradan Müslüman olan bir kâfiri” canlandırmaz. Bunu yapan kişi, insanları İslam’a (yani şirk ve küfrün zıddına) davet etmeye çalışırken, bizzat onları uyardığı şeyi kendisi yapmaktadır. Bu ise büyük bir çelişkidir.
Şimdi in şa'Allah, bir bilgisayar oyununda kâfir bir karakteri oynayan, orada Kur’an’a hakaret eden ya da benzeri şeyler yapan kimsenin küfrü açıklanacaktır.
Gerçi bu konuda gereken deliller önceki bölümlerde zaten zikredildi. Ancak açıkça söylenmelidir: Küfür içeren bilgisayar oyunlarını oynayan kişi Müslüman değildir.
Ve bu oyunları oynamayan ama onları oynayanların kâfir olduğundan şüphe eden kişi de aynı şekilde Müslüman değildir.
Çünkü bir Müslüman, her hâlükârda ve her durumda Rabbine teslim olmak zorundadır.
Oyunlar gibi konularda “istisna” getirmek isteyen kişi, Allah’a tam olarak teslim olmuş sayılmaz. Pek çok bilgisayar oyununda açıkça küfür ve şirk vardır.
Yıllar önce çıkan “Black & White” adlı bir oyun buna örnektir: Bu oyunda “yaratıcı” rolünde oynarsınız. Ve çamurdan veya kilden insan biçiminde bir şey şekillendirir. Bu kişi, kendi evinde Allah gibi olduğunu “oynayan” bir konuma düşer.
Böyle bir şeyle vakit geçiren birinin İslam’da yeri yoktur. Ve çok büyük bir sapmadır.
Bir şey küfür ise, bilgisayarda yapılınca da küfürdür.
Kim klavye ve fare kullanarak Allah’ı inkâr ediyorsa, o kişi sözleriyle veya fiilleriyle Allah’ı inkâr eden biriyle aynıdır.
Sadece bu oyunları oynayan kişi değil, onları tanıyan ama hayatı boyunca hiç oynamamış olan biri de, eğer bu oyunları oynamanın küfür olduğundan şüphe ediyorsa, o da Müslüman değildir.
Çünkü tevhidi bilmeyen, yani Allah’a nasıl yalnızca O’na ibadet edileceğini öğrenmeyen biri, İslam’a tâbi olmuş sayılmaz.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığını bilerek ölürse, cennete girer.” (Sahih-i Müslim)
“Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. ve ben Allah’ın Rasulüyüm. Kim bu iki şehadetle (yani: 'Lâ ilâhe illa Allah, Muhammedün Rasûl'Allah') Allah’a kavuşursa (eğer bunlarda şüphesi yoksa) mutlaka cennete girer.” (Sahih-i Müslim)
İbnü’l-Kayyim, "Tarîku’l-Hicreteyn" adlı eserinde (s. 608) şöyle demiştir: İslam; Allah’ı tevhid etmek, yalnızca O’na ibadet etmek, O’nun hiçbir ortağı olmadığını kabul etmek, Allah’a ve O’nun Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) iman etmek ve Peygamberin getirdiği şeylerde ona tâbi olmaktır. Bir kul bunları yerine getirmiyorsa, o kimse Müslüman değildir. Eğer o kişi gerçeği bildiği halde ona yüz çeviren inatçı bir kâfir değilse, o zaman cahil bir kâfirdir.
Bir kişi bu tür oyunları oynamasa bile, böyle oyunları oynayan birinin yine de Müslüman olabileceğini düşünüyorsa, bu kimse Müslüman değildir. Çünkü "Lâ ilâha illa' Allah" sözünün manasını tam olarak bilmemektedir.
Kim tevhidi bilmiyorsa (yani İslam’ın ne anlama geldiğini bilmiyorsa) o bunu mutlaka ölmeden önce öğrenmelidir.
Allahu Teâlâ buyurdu ki: "Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatı kendilerini aldatan kimseleri (ahirette) terk ederiz (unuturuz). Tıpkı onların, bu günlerine kavuşmayı unuttukları gibi." (al-A’râf, 51)
Kurtubî, "el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân" (7/194) adlı eserinde bu âyet hakkında şöyle der: "Bu, ‘Biz onları terk ederiz’ yani onlar ateştedir anlamına gelir."
Bazı insanlar, oyun oynarken de küfre düşülebileceğine şaşırabilir. Bu da, Allah’a yalnızca nasıl ibadet edilmesi gerektiğini tam olarak öğrenmemiş olmalarından kaynaklanabilir. Ancak şu bir gerçektir ki: Kim oyun oynarken Müslüman olmadığını canlandırırsa, o kişi gerçekte de Müslüman değildir. Çünkü o kişi, Rabbi’ne mutlak ve her şartta teslim olmak yerine oyunu tercih etmiştir.
Bir kimse "Lâ ilâha illa' Allah" sözünün ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyorsa, böyle bir durumda küfrü tanımayabilir.
Bu nedenle bu kişi, tevhidi öğrenmek için gayret göstermeli ve bunu bir an önce yapmalıdır. Çünkü bir kimse Müslüman olmadan ölürse, ahirette işi çok zor olur.
Şaka yoluyla dahi olsa küfür içerikli tek bir söz söyleyen kimse, kesinlikle İslam’dan çıkar.
Allahu Teâlâ buyurdu ki: "Andolsun ki onlara sorarsan: ‘Biz sadece konuşup eğleniyorduk’ derler. De ki: Allah ile, O’nun ayetleriyle ve Resûlü ile mi alay ediyordunuz? Özür dilemeyin. Siz iman ettikten sonra gerçekten kâfir oldunuz." (Tevbe, 9:65-66)
Semerkandî, "Bahru’l-Ulûm" (2/245) adlı eserinde bu âyet hakkında şöyle der: "Onlar gülüyor ve alay ediyorlardı."
Aynı şekilde, bilgisayar oyunu oynayanlar da bu oyunlarda küfür işler ve bundan keyif aldıklarını ya da sadece can sıkıntısından oynadıklarını söylerler.
Kâfirler İslam hakkında kötü konuşur ve gecerler. Küfür bir oyun oynayanlar ise yalnızca bir söz değil, saatlerce süren eylemlerle küfür işlerler.
Ekran başında defalarca Allah’ı inkâr eden kişi, bir tek sözle küfre düşenden daha ağır bir fiil işlemiş olur. Ancak her ikisi de çok büyük bir günahtır ve kalpte varsa bile Allah’a olan imanı yok eder.
Böyle bir oyun oynayan kimse, İslam'ı ciddiye almıyor demektir. İslam'ı ciddiye almayan biri ise ona uymuyordur; çünkü İslam ona ya önemsemeyeceği kadar önemsizdir ya da umurunda değildir. Her ne kadar İslam’ın kendisi için çok önemli olduğunu iddia etse de (eğer gerçekten önemli olsaydı) bilgisayar başında küfür işlemezdi. Böylece diliyle bir şey söylerken, fiiliyle onun tam tersini ortaya koymuş olur.
Kim kendisinin “her şeye gücü yeten bir yaratıcı” olduğunu oynuyorsa, ekranda Mekke’deki Kâbe’yi yıkıyorsa, Kur’an’ı aşağılıyorsa veya buna benzer başka şeyler yapıyorsa, o kişinin İslam’da bir yeri yoktur.
Küfür sayılan fiillerin küfür olduğunu bildiren ayetlerin hiçbirinde şöyle bir istisna yoktur: “Bu her zaman küfürdür, oyun oynarken hariç.”
Aksine, Kur’an kâfirlerin oyun ve eğlenceye dalmış olduklarını bildirir. Bu da onların hakikatten yüz çevirmelerinin nedenlerinden biridir.
Savaş oyunlarında Amerikan veya Siyonist bir askeri canlandıran kimse Müslüman deildir.
Kafir bir askeri oyunlarında canlandıran kimse nasıl Müslüman değilse; "Süpermen", Örümcek-Adam, SüngerBob, "Süper"-Mario, futbolcular ya da başka herhangi bir kâfiri oyunlarda canlandıran kesinlikle Müslüman değildir. Çünkü kim kâfirleri temsil eder, onların kimliğine bürünürse, onların yoluna girmiş ve onlardan olmuştur.
Allahu Teâlâ buyurdu ki: "Hayır! Onlar şüphe içindedirler, oyun oynamaktadırlar." (ed-Duhân: 9)
Bu nedenle sadece Allah’a tam anlamıyla teslim olan ve bilgisayar oyunlarında bile istisna yapmayan kimse gerçekten Müslümandır.