yol göster bana, tut beni
ağlarsan, ben iyi hissederim
senin korkunun eli, benim kanımı besler
seni hissediyorum, seni terketmeyeceğim
sen kalbime inşa edildin
iki ruh bir tene gerildi
ve ben konuşursam, sen susarsın
ölürsün, ben istersem
Misplaced Lens Cap
we're not kids anymore.

Andulka
occasionally subtle
almost home

Origami Around
TVSTRANGERTHINGS

izzy's playlists!
Claire Keane
🪼
Show & Tell
No title available
Xuebing Du
$LAYYYTER
Keni
Alisa U Zemlji Chuda

ellievsbear
Lint Roller? I Barely Know Her
Cosmic Funnies
Jules of Nature

seen from Switzerland

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Malaysia
seen from United States
seen from South Korea

seen from Japan
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from South Korea
seen from Philippines

seen from Germany

seen from Japan
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United States
@theequations-blog
yol göster bana, tut beni
ağlarsan, ben iyi hissederim
senin korkunun eli, benim kanımı besler
seni hissediyorum, seni terketmeyeceğim
sen kalbime inşa edildin
iki ruh bir tene gerildi
ve ben konuşursam, sen susarsın
ölürsün, ben istersem
"Bizi sürekli burada kötü insanlar olarak yaftaladığınızda yardımcı olmakta çok zorlanıyoruz. Son 10 aydır aradığın şey yardım, değil mi?"
- Sentinels of Pandora'da İsimsiz Sentinel Ajanı
Slenderverse: 2FreeEnigma
"Merhaba Noah.
Benim kim olduğumu zaten biliyorsun.
Artık Yöneticiye bağlı değilim.
Artık varolmaması gereken bir şeyim.
Bir haydut tanrı.
Ortak çıkarları olan iğrenç bir varlık(HABIT'den bahsediyor) beni kölelikten kurtardı.
Bu yere aitim ama yine de değilim. (Bu resmen) varoluşun iğrençliği.
Bu korkunç biçimde kapana kısılmışlık... Sana doğru yolda rehberlik etmek için buradayım. Ateşe ateşle karşılık vermek için. Bu anlaşma, bizim durumumuz için elverişli iken, Yöneticiler(Slenderman için) için uygun değildir.
Ancak bu, bunu yapmak için elinden gelen her şeyi denemesini engellemeyecektir.
Uzun lafın kısası, onu altüst edeceğiz.
Çünkü eksik bir parça var. (Kendisinden bahsediyor)
Bu parça sayesinde dokunulmazlığı olanın ta kendisiyim. Eski bir (The Collective) üyesi olarak varlığımı elimden geldiğince sana yardımcı olmaya adadım.
Senin için kendimi feda ediyorum, Noah. Bizim için. Hepsi bizim için. Hala yapacak çok şeyin var ve hepsi kaçınılmaz. Bunu biliyorum çünkü zaten yaşadım. Benim kurcalamam ve onun göndermesi sayesinde size bir hediye geliyor. Kombinasyon sadece başlangıç. Geçmiş bir ruh bugünden selamlarını gönderir. Hediyesi bana hizmet ettiği gibi size de hizmet etsin. Bilginin armağanı. Ruhunun/tabanlarının derinliklerine bak(Tabanlar, bir ruhu ifade eden terim değil, bir ayakkabının tabanına göre yazılır. Böylece hediyenin ayakkabıların içinde saklanabileceği ima edilmektedir.)"
- DEUS EX MACHINA
NOT: ÇEVİRİ BANA AİTTİR
11-12-1990 Tarihli Corenthal Belgeleri
11 Mayıs 2012'de Unfictioner TheGreenFeathers, önbelleğe yaptığı yolculuğun ve Evan ile karşılaşmasının bir videosunu yayınladı. Ertesi gün, aralarında bu mektubun da bulunduğu önbelleğin fotoğraflarını yayınladı.
Deşifre metini:
11.12.1990
Rüyalar yeniden başladı.
Pekala, çocuklarıma(yineleme teorisi ile ilgili yazdığım yazı ile alakalı kısım) ne olacağı düşünceleri uyku saatlerimin işkencesini asla kesmez. Güzel yüzlerini görmek bile işkenceye yeter. Ama gece terörü... geri döndü.
Onlara ve onlar tarafından yapılan korkunç, imkansız şeyler. Hafızalarına yardımcı olmak için yapabileceğim hiçbir şey olmadığını biliyorum, ama her gece uyanıyorum, bir savaşa hazırlanıyorum, kendimi onların hayatları için savaşmaya hazırlıyorum -tekrardan onları yüzüstü bıraktığımı hatırlamak için.-
Sevgili Linnie'm en son gördüğüm kabusumda gözüme çarptı. Onu bir ormanın girişinde, bir otobüsün arkasında, bir postanede, telefonda görebiliyordum. Yüzünü asla göremedim; bilinçaltım bana böyle bir hediye vermedi. Artık büyümüştü, bir yetişkindi ama onun Linnie'm olduğunu biliyordum.
Pennsylvania kırsalının inişli çıkışlı tepelerini, Rosie ve William'ın rahat edebileceği bir ortam bulduğu, güzel dağ ormanlarını gördüm. Linnie elinde bir mektupla bir derenin yakınında yürüyordu. Sanki benim yokluğumu hissetmiş gibi, bir dalın kırılma sesini duyar gibi başını kaldırdı ve mektubu çabucak katlayıp gri kapüşonlu sweatshirtünün içine tıktı. Ormandan, kiralık edindiği evden uzağa seyahat ediyordu. Kilometrelerce uzaktaki bir hana geldi ve gergin bir şekilde masaya yaklaştı. Anlaşılır bir kelime duyamadım. Dünyamın iletişimi, kilometrelerce su gibi hissettiren ve ses çıkaran şeyin altında bastırılıyordu adeta. Bu rüya lobisinde, karanlık hızla bastırdı ve sahnenin değişmek üzere olduğunu hissettim. Panik içinde sokağa fırladım ve binanın yan tarafında bir tabela gördüm: Logan Inn. Site çöktü ve aniden bir tepenin tepesinde duruverdim. Önümde harap bir tuğla bina vardı. Etrafım ölü bir ormanla çevriliydi. Gri ağaçların ve çalıların arasından dağın eteğinde küçük bir kasaba görebiliyordum. Ben ise yanlızca "hangi cehennemdeyim?" diye sormuştum. çok korkmuş, çok kararlı olan Linnie, benim hayaletimi geçip binaya girdi.
Bu vizyona, kaçınılmaz olan karanlık olayları değiştiremeyeceğimi bilmek beni adeta mahvetti.
Linnie, Karanlık bir merdiven boşluğunda gözden kayboldu. Sonrası sessizlik.
Nefes sesi kulağımda yankılandı. Benden bir iki kat yukarıdaydı, bu eski binada bir yerde, bir okulu çok andırıyordu ve bacaklarımı hareket ettiremiyordum.
[Birinci sayfa sonu]
Ensemdeki tüyler yükseldi. Linnie'nin duyulabilir nefesi yavaşladı. Nefesini tutmaya, sessiz olmaya, saklanmaya çalışıyordu. Bu duygunun çok tuhaf olduğunun farkına vardım, sanki bir cam bölmenin arasında sürünen yalnız bir örümceğin fiziksel olarak(orada olduğunun) farkındaymışım gibi.(ÇN: bu hayatımda çevirdiğim en tuhaf benzetme aq) Yıkıntıların arasında bir yerde bir yaratık kıpırdanıyordu. Linnie sessiz olan ağlamasını bastırdı. Kendi de biliyordu bunu, (farkındaydı). Bu sefil sahnede ben sadece bir gözlemciydim, doğru dürüst izleyemiyordum. Sanki iç organlarım varmış gibi, neyse ne. (İç organlarını ona ağırlık yaptığını söylemeye çalışıyor)
Duvarlardan alaycı, boğuk, gırtlaktan bir ses sızmaya başladı. Linnie hiç konuşmadı ama onun mağlup olmuş düşüncelerini hissedebiliyordum: Çok geç kaldım. Sesi geldi ve gitti, değişen perde ve ses seviyesi, talihsiz kızımla alay etti. "Camın üzerinde sürünen örümcek" hissi, şurada burada yaprakların hışırtısında, okulun uzak bir köşesinde eski mobilyaların devrilmesinde, bu köşedeki tuğla duvara tiz bir şaklama sesiyle kendini gösterdi. Linnie takip ediliyordu.
Linnie'nin üst kattaki pozisyonuna odaklanırken korkunç hırıltı hızla arttı. Canım kızım... Nefesi kesilip, insanlık dışı tizlik patlarken, dünya yavaşlarken, çaresiz bir çığlık atmadı, ölmek üzere olan bir çığlık attı, ve onun narin sesinin "Özür dilerim" diye fısıldadığını duyabiliyordum.
Sahne bomboştu. Yirmi dakika yatağımda yattım, gözlerim sımsıkı kapalıydı, uyanık olduğumun farkında değildim, daha fazla görüntü bekliyordum, elimden geleni bir araya getirmeye çalışıyordum, boşuna yardım etmeye çalışmıştım.
O sabah, yukarı baktım ve bu "Logan Inn"in izini sürdüm - görünüşe göre Pennsylvania'da küçük bir tarihi otel - ve delirmiş kızım, Linnie, gri sweatshirtlü bir kadın, benim kız hakkında o kadına herhangi bir şey sordum. kızımı ve o takip eden şeyi. Kesinlikle hiçbir şey bulamadım. Gün boyunca önceki iki haftadaki her çalışanla konuştum. Hiçbiri bu kişiyi hatırlayamadı. Onlara zaman ayırdıkları için teşekkür ettim.
Bu sadece bir rüyaydı James.
Belki de bunlar hiç yaşanmadı. Belki Linnie hala hayatta gayet iyi bir şekilde yaşıyordur. Belki ben de "Mutluluk" kelimesini şansa bırakan(?) Akrabalarım gibi yaşamaya bir gün cesaret edebilirim.
Kendi saçma sapan rüyam olsa da, neden onu doğuya seyahat ettiğini bilmek istiyorum. Kimi arıyordu ki?
Teoriler:
•Corenthal , Alex tarafından
Consensus'ta anlatılanlar gibi potansiyel olarak kehanet niteliğinde rüyalara atıfta bulunur.
•Tarif edilen rüya, Linnie'nin Ashen Waste'deki mektupta anlatılan eylemlerine büyük benzerlik gösteriyor.
Princeton Tapes ses dosyası
"TOWER ON THE LAKE*"de, Andersen Journals'dan Patrick, Princeton Tapes Vince'i yineleme döngüsünde aydınlatmak için telefon ederek, tarih boyunca kendisine benzer başka Vincent'ların varlığını açıklıyor. Kayıtta, bir yinelemede Mining Town Four** 'un babası olan Dr. James Corenthal'ın "başka bir zamanda başka bir sen" olduğunu belirtiyor . Bu, Corenthal'ın kelimenin tam anlamıyla Vince'in önceki bir yinelemesi olduğu anlamına gelebilir, ancak cümle mecazi anlamda kullanılmış da olabilir; Corenthal , Fairmount yinelemesi sırasında daha önce Röntgenci rolünü üstlenmiş olabilir.***
*TOWER ON THE LAKE the Princeton Tapes'in ellinci dosyası ve aynı zamanda Rabbit #061 (Discord kullanıcısı DixieWolf)'in Box #7 31 December 2018 için bulduğu 3. Kasettir.
** "Maden Kasabası Dörtlüsü", Dr. James Corenthal'ın 1970'lerde Fairmount Çocuk Yuvası'ndan evlat edindiği dört çocuğu el üstünde tutmak için verdiği isimdi. (Vincent, Evan, Jeffrey ve Stephanie.)
***Bu kavram "Yineleme teorisi" ile alakalıdır. Wattpadde buna dair bir bölüm yazmıştım.
"Bizler doğası gereği şifreli yaratıklarız, onun karanlık gücüyle pasifize ediliriz, kuklalar dünyanızı ölümlü gemiler aracılığıyla manipüle etmek içindir."
- "DEATHTRAPEXODUS" VIDEOSUNDAN FIREBRAND."
"Unuttun mu? Herhangi bir şeyden korkmak nasıl bir şey? Herhangi bir şey! Artık asla ölemeyeceğinizi, asla kötü bir şey olmayacağını düşünüyorsunuz. Hatırlıyorum, her gece yatakta uyuyor taklidi yapıp, korku içinde yattığını!"
- EVAN "STAN" FREDERİCK
Geçen günlerde çevirip atmayı unuttuğum Whispered Faith ve Stan(Evan) Frederick arasında geçen cidden ironik bir konuşma.
Son mesajda Stan'e cevap olarak Whispered Faith "???" yazıyor.
"Bir tür sorunumuz var çünkü o şey tehlikeli!"
- EVAN MYERS, THE RAKE HAKKINDA ALEX'İ UYARIYOR
(...)
Rake , Slender Man Mythos'un etrafında toplandığı başka bir paranormal figürdür. Görünüş açısından ise orijinal raporlarda "çıplak bir adam veya bir tür büyük tüysüz köpek" olarak tanımlanıyor ve vücut pozisyonu "doğal olmayan, sanki bir araba ya da başka bir şey çarpmış gibi" görünüyor. Kişilik olarak ise bir şeyler söylemek zor çünkü Rake'in tavırları seriden seriye göre değişiyor. Mesela EverymanHYBRID'deki gibi agresif ve vahşi olabilir . Ya da Stan Frederick'teki gibi sakin, akıllı ve konuşabilen biri olabilir.
(...)
İronik olay(Önemsiz bilgi):
The Rake'in bir zamanlar Insomniac Games'in Resistance ve 3 oyununda da mevcut olan karakteri olan Grim'e benzetilmişti.
Insomniac Games viral bir pazarlama kampanyası yaptı ve Grim'in bu resmini yayınladı. Grim ve The Rake birbirine benzediğinden insanlar Grim'in The Rake olduğunu düşündü.
“Hayatımın ikinci yarısını ilk yarıyı telafi ederek geçirdim. Şu anda üçüncü yarısındayım. Fakat bu sefer bunun hakkında fazla düşünmedim”
- EVAN "STAN" FREDERICK
“Çocuk öyle kasvetli ki
boyu bile uzamıyor.
Gözleri de görmeyi bıraktı;
ne görse lanet okuyor.
Faydası yok yaşamanın,
kalbi de bu hükmü verdi.
doğal ölüm sanılsa da
aslında bu bir cinayetti.”
"Görüyorsun ya, sen seçilmiş olansın...
(Sorun ne?) neyin var senin?
Üzgün ve mahvolmuşsun...
Sen...
Neydi (bu?)
Her şeyi öyle mükemmel şekilde yoluna koymuştun ki..
Ah! Bu şeyin aynısı bende de var... 'Ölü bir ağırlık'"
- Lexx burada Sean ile konuşuyor.
Slenderverse: WhisperedFaith
(Shadow Humans)
Gölge insanlar;
Yalnız geldiklerini düşündün.
Ama onlar asla yanlız gelmezler.
Uyanıyorsun ve felç oluyorsun, yatağının önünde duruyorlar ve adeta terör estiriyorlar.
Onlar korkundan ve endişenden besleniyorlar. Onlar sadece gölgeler, bedenleri yok.
- theequations-blog
F'in (Firebrand) Noah'ın Twitter hesabına attığı gönderilerin çevirileri ^^
Noah'ın almanca gönderilerinden birisi. En son 21 ağustos 2020'de güncellenmiş.
TribeTwelve My Grandfather Karl sahnesinden alıntı;
“Almanya'da doğdum. Çocukken Vöhrenbach kasabasında yaşıyordum ve kasabanın yakınlarında Black Forest (kara orman) vardı. Büyükannem bana her zaman " Großmann " (büyük / uzun adam) hakkında hikayeler anlatırdı . Ormanda yaşadığı ve çocukları avladığı söylerdi. Evden ormana kaçan kötü çocuklar onun tarafından kovalanacaktı. Großmann çocuğu yakalayana kadar durmayacağını söylerlerdi. 1944'te, savaşın sonuna doğru Müttefiklerin gizli istihbaratı olan OSS'nin bir parçasıydım. Yaptığımız görevler çok gizliydi, çoğu hala bilinmiyor. Yaptığımız son operasyonlardan biri Almanya'daki Kara Orman'da bir casusluk göreviydi. Bu benim büyüdüğüm yerden çok uzak değildi. Sivil kılığına girecek ve çalınan Nazi Taslaklarını bırakacak bir grupla buluşacaktık. Diğer üç kişiyle ormana gittim. Bir açıklıkta kamp kuruyorduk. Bir gece kampımıza bir Nazi askeri geldi. Tökezliyordu ve kendinde değildi. "O geliyor! Tanrım, geliyor!" Diye bağırıyordu. Sonra bayıldı. Önce sarhoş olduğunu düşündük ama sonra kolunun ve bacağının kırıldığını gördük. Sonra ormandan garip sesler duyduk. Silahlarımızı çektik, bu onu gördüğümüz zamandı yani Großmann'i.. Solgun ve zayıftı. Siyah bir takım elbisesi vardı ve bize doğru geliyordu. Ormanda siyah takım elbiseli bir adamın neden olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Ona Almanca, Fransızca, Rusça bağırdım ama o garip adam cevap vermedi. Yüzünü görene kadar yaklaştık. Ama yüzü yoktu. Nazi askeri ağlıyor ve kendi kendine konuşuyor. Sonra bir ahtapot gibi Großmann'ın kollarını gördük. Adama ateş ettik. Ölmedi. Kollarından birini Nazi askerini tutup havaya sürüklemek için kullandı. Zavallı piç çok yüksek sesle bağırıyordu. Bir sonraki gördüğümüz şey, Großmann ve Nazi askeri gitmişti. Çok sessizdi ve çok korkuyorduk. Hayatımda hiç bu kadar korkmamıştım. Onlardan herhangi bir iz bulamadık. Bu adamı filmlerde görüyorum. Kuzenini izliyor (Milo). Senin için çok endişeliyim(Noah ile konuşuyor) Bu adamı aramayın. Eğer onu aramaya gidersen, sadece bela bulacaksın. Bu eve kötü enerji getirdin, bunu hissediyorum. Derhal gitmelisin. Güle güle ve yine dikkatli ol, tanrı seni korusun”
"Kaybolduk, ben senin umutsuzluğun, ben senin yalnızlığın, ben senin kırık kalbin, ben senin yarattığın sefaletim"