AnasAbdin

#extradirty
🪼
Game of Thrones Daily
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

tannertan36

roma★
h

oozey mess
tumblr dot com

titsay

Kiana Khansmith
No title available
ojovivo
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
One Nice Bug Per Day
Lint Roller? I Barely Know Her
d e v o n
Misplaced Lens Cap

Love Begins
seen from United States

seen from Germany
seen from Germany

seen from Brazil

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Jordan

seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from France

seen from Türkiye
@thelastlovebender
"İnsanlık nereye gidiyor" geyiği var ya sinir oluyorum. Bir yere ne gidiyor ne geliyor insanlık. Ezelden beri böyleydik biz. Ezelden beri iğrenciz, kusurluyuz. Tecavüzler, cinayetler, binbir türlü canilikler yeni keşfedilmiş değil. Hep böyleydik ve hep içimizde bir yerlerde olacak o canavarlar. Kabullenin artık bunu.
Bugün kendi kendime konuşurken kendi kendime çok sinirlendim ve ismini bile zor hatırladığım insanları anıp, bi’ posta sövdüm arkalarından.
Özellikle üniversite hayatım, ama genel olarak da hayatım ne kadar kibirli, egoist (!), soğuk, gıcık, nefret dolu göründüğümü dinlemekle geçti. Ve bu bana öyle tatlı bir şekilde empoze ediliyordu ki ben kusursuz bir geri zekalılıkla kendimi memnun hissediyordum.
“Ya biz seni kaba ve soğuk biri sanıyorduk ama ne tatlışmışsın”, “ben seni gıcık bir şey sanıyordum, hiç öyle değilmişsin”, “kibirli gibi görünüyorsun, öyle değilmiş” falan. Geri zekalı olduğumu düşünüyorum çünkü zaten gerçek olmayan, insanların kendi kendine üzerime yapıştırdığı şeylerden sıyrıldığım ana mutlulukla yaklaşıyorsam geri zekalıyımdır. “Oh oley, kibirli değilmişim anlamışlar.”
Bunun kaynağında Seval diye bir kızla kurduğum talihsiz bir arkadaşlık yatar. Telefonumu sessize almayı unuttuğum bir gün dersin ortasında çalan Muse melodim aracılığıyla muhabbet kurup arkadaş olduğum ilk üniversite arkadaşım, Seval. Bu kızcağız bir süre sonra bana “bölümdeki bütün hocalar mason, hepsi bizi ele geçirecek, bu bölümden mezun olduğunda asla şu an olduğun kişi olmayacaksın, ben bu bölümü bırakacağım” gibi şeyler söylemeye başladı. Bi’ gün daha fazla dayanamayıp pek sevdiğim hocam Kenan Rauf Arun’un odasına dalmıştım hatta, öyle böyle bunaltmamış ve tedirgin etmemişti beni.
Aklı başında her insan gibi Seval’in manyak olduğuna kanaat getirip uzak durdum ondan. Bu kız bir süre sonra “Selcan çok egoist, burnu yere düşse eğilip almaz, ben ona bir adım attım beni bile beğenmedi” gibi şeyler söylemeye başladı. Bu durumdan haberdar olmamı sağlayan sınıf arkadaşlarım Elif ve Mehtap bile konuşmamızın sonunda “biz seni gerçekten havalı ve soğuk biri sanıyorduk, ne tatlıymışsın” demeyi ihmal etmediler. Ve ben yine memnun oldum.
Ankaralı olup da Ankara’da üniversite okumam, okul bitince kendi arkadaşlarımın yanına koşma hevesim, zaten süreğen arkadaşlıklarım olduğu için üniversitede yeni arkadaş edinme kaygısına sahip olmamam, tüm bu sebeplere bağlı olarak kampüste fazla zaman da geçirmemem ortamcıl veya canayakın görünmeme engel olmuş olabilir, bunu anlarım. Bunlar Seval’in söylemleriyle birleşince onu haklı çıkarıyor olabilirdi, hadi bunu da anlarım.
Ama yıllığımda bile “ben seni ilk gördüğümde bu kız ne ayak diye düşünüp kuruluyordum ama tanıyınca çok sevdim” yazmış Fatma diye bir arkadaşım, nasıl bir lanet ki yıllığımda bile yakamı bırakmadı bu “a ben seni götlek sanıyordum hiç değilmişsin” iltifatı (!).
Samimi olacağım; birisi benimle iletişim kurmaktan kaçınıyor olsa ilk bi’ kendimi sorgularım. Pekala bu sorgulayış belki “ben buna ne yaptım ki” gibi hafif sitemli olur ama en azından ilk önce “ben ne yaptım” derim yani. Hiçbir şey yapmadığıma inanıyorsam “neyi yanlış anlamış olabilir peki”ye geçerim. “Ay çok kibirli ve egoist, bu yüzden konuşmuyor benimle”ye gelene kadar bambaşka bi’ sekans söz konusu olur benim için.
Ama şahıslar öyle öz güvenli, öyle kendinden emin, öyle dik ve dipçik ki kendileri herkesin iletişim kurmak isteyeceği mükemmel varlıklar, onlarla iletişim kurmayan kişinin çeşitli problemleri var. Onlar öyle değerli ve düzgünler ki onlarla iletişim kurmayan kişi ya kibirli, ya egoist, ya soğuk, ya havalı, problem kesin karşıda yani.
“Belki ben soğuk değilim, sadece senden hoşlanmıyorum?”
“Belki ben kibirli değilim, senin kötü bir insan olduğunu hissediyorum?”
“Belki ben burnu havada değilim, sadece kendime arkadaş aramıyorum?”
“Belki ben egoist değilim, bir hareketin beni senden itti?”
Bunlar benim kayıp cümlelerim. Öyle doldurmuş ve soldurmuşlar ki hemen şimdi pencereyi açıp hepsini teker teker bağırarak söylemek istiyorum. Senelerdir dile getirsem kırk kere dile gelirlerdi, getirmediğime öyle pişmanım ki. Kendimin de yeni keşfettiğim, keşfettikçe kendime öfkelendiğim cümlelerimi rengarenk yazdım buraya. Artık dilimden düşerler mi hiç?
Gecenin 5 inde (sabahin demeliyim belkide) bir zamanlar deli gibi izledigim Sila dizisini amacsizca tekrar izliyorum. Çünkü gram uykum yok, çünkü issizim :(
Several illustrated pages drawn from The Beatles Yellow Submarine, Gold Key Comic Book, 1968.
Elinde ne kadar az sey varsa, varolma gereksinimi o kadar keskinleşiyordu.
Mülksüzler-Ursula K. Le Guin
“Bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız yasalar koyun.”
Mulksuzler- Ursula K.Le Guin
Devrimi satin alamazsiniz. Devrimi yapamazsiniz. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadir, ya da hicbir yerde degildir.
Mulksuzler- Ursula.K.Le Guin
Uyanir uyanmaz hapsuruk krizlerine boguldum. Saatlerdir hapsuruyorum. Bahar bana hic iyi gelmiyorsun 😓
Geleneksel Tuğçe'nin Bahar depresyonlarina hosgeldiniz. Sorarim size bahar geldiginde mi Ben Boyle olurum yoksa Boyle oldugum icin mi bahar ? Yumurta mi tavuktan, tavuk mu yumurtadan?
Bazen dogru yanlis birbirine karisir. Aslinda bazen degil hayatta her sey dogruyla yanlisin, iyi ile kotunun karisimidir. Hic birsey tam olarak dogru tam olarak yanlis olamaz veya tam olarak iyi ve kotu. Hepsini tartacak olan biziz. Tartip olabildigince dengeyi bulacak. Secimlerimiz, hatalarimiz...belkide en cokta hatalarimiz...
Çok mu çok guzeliz?
"Ve kahramanlar, kendileri olmaya çalışan insanlar. İnsanın kendi özünü bulması çok nadir rastlanan bir şeydir ve çok büyük bir şeydir. İnsanın sonsuza kadar kendisi olması daha da güzel değil mi ?
En Uzak Sahil- Ursula K.Le Guin
"Ve bunu bilmek çok değerli. Çok büyük bir armağan. Ben olma armağanı. Çünkü sadece kaybetmeye razı olduğumuz şey bizimdir."
En Uzak Sahil- Ursula K. Le Guin
"Lebannen, bu sensin.Sensin. Hiç güvence yok, hiç son yok. Sözcük sessizlikte duyulmalı; yıldızları görmek için karanlık gerek. Dans her zaman boş zeminde yapılır, korkunç uçurumun üzerinde."
En Uzak Sahil- Ursula K. Le Guin