İnsan neden önüne gelen fırsatları iterdi, görmezden gelirdi?
O kadar umutsuzlukla dolmuş ki içimiz, o kadar inandırmışız ki kendimizi…
Neden bu kadar umutsuzlukla dolusun?
Herkesin dediği; “Zamanla alışırsın.”,“Seni gerçekten isteseydi seni bırakmazdı.”,“Geriye değil ileriye bakmalısın.” sözleri…
Tüm sözler boşuna. Sana kim ne derse desin seni etkilemeyecek, ne yaparlarsa yapsınlar seni güldüremeyecekler.
Neden biliyor musun?
Çünkü kendini o kadar inandırmışsın ki kimsenin seni iyileştiremeyeceğine, senin yaralarını saracağına…
Ama bir o kadar da kendi yaralarını kendin iyileştiremeyeceğini düşünüp birine ihtiyaç duyuyorsun.
İhtiyacın olan o kişiyi bulmaya çalışacaksın.
Artık en sevdiğin yerlere; deniz kenarına, ormana, bir uçurumun kenarına, kütüphaneye ya da kimsenin bilmediği o özel yere gittin, orada seninle aynı duygu ve düşünceleri paylaşacak ve senin yaralarını saracak birini bulma umuduyla…
Ama bulamadın, neden biliyor musun? Çünkü o kadar büyük bir ümitsizlik ile gittin ki oraya.. Belki de gözünün önündeki fırsatı kaçırdın.
Artık onu orada bulamayacağına eminsin.. Artık onun farklı bir ülkede, farklı bir şehirde, farklı bir düşte olduğuna adın gibi eminsin.
Peki onu nerede bulacaksın? Düşüncelerinde mi? Bir arkadaşlık sitesinde mi? Yoksa bir sosyal medya uygulamasında mı?
Peki aradığın kişinin o olduğunu nasıl anlayacaksın? Seninle aynı düşünceleri, duyguları hatta belki de aynı düşleri paylaştığını nereden bilebilirsin ki?
Bu sefer ümitlisin, gerekirse önüne çıkan tüm o fırsat sandığın şeyleri değerlendireceksin.
Herkesle arkadaşlık kurmaya, sana yazılan her “Selam” mesajına cevap vermeye başladın, aradığın kişiyi bulmaya çalıştın. Günler, aylar, yıllar geçti ve onu bulamadın. Artık yine bir umutsuzluğun içine düştün.
Artık tanıştığın insanlara kısa cevaplar veriyor, buradan da onu bulamayacağını düşünüyorsun.
Artık sana yazılan “Selam” mesajlarına yanıt veriyor ve devamını getirmiyorsun. Artık onu buradan da bulamayacağını düşünüyorsun..
Artık mesajlara bakmaz oldun, düşüncelerini paylaşıyor ve ortadan kayboluyorsun.
Neden bu ümitsizlik?
Bir gün biri geldi ve sana herkesin yazdığı şeylerden farklı şeyler yazdı.
Herkesin yaptığı gibi amacı, ‘Yazıları güzelmiş, ben ona bir yazayım belki beni beğenir ve güzel şeyler yaşanır.’ olmayan bir kişi.
Senin acılarını hisseden, belki de kendi acılarını sende gören bir kişi. Belki de onun mesajını diğerlerine yaptığın gibi yapıp okumadığın ve hatta umursamadığın için kaçırdığın kişi..
Fırsat sandığın her şeyi değerlendirdin, onu bulurum umuduyla her kişiyle iletişime geçtin ama asıl sınandığımız o ümitsizlik anında kaybettin sen.
Yaralarını saracak o kişiyi, aynı düşlerde buluşacağın, aynı duyguları paylaşacağın, beraber yeni duygular tadacağın o kişiyi kaybettin.
Belki de gittiğin o kafede arkanda oturan, sahil kenarında düşüncelere dalmışken yan bankta senin en sevdiğin şarkıyı dinleyen, karşına çıkan bütün fırsatlarda onu görmemene rağmen sana senin acılarını hissettiği için yazan o kişiyi kendi ümitsizliğin yüzünden KAYBETTİN.