seninle vedalaştım,
seni sevmekle vedalaşamıyorum..

No title available
noise dept.

if i look back, i am lost
TVSTRANGERTHINGS
trying on a metaphor
Noah Kahan
Sade Olutola
occasionally subtle

Kiana Khansmith
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Mike Driver

No title available
d e v o n
KIROKAZE
🪼
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

pixel skylines
RMH

#extradirty
he wasn't even looking at me and he found me
seen from Mexico

seen from Russia

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from India
seen from Vietnam
seen from United States
seen from Germany
seen from Italy

seen from Germany
seen from Italy

seen from Tunisia

seen from Georgia
seen from Argentina
seen from Argentina
seen from Uruguay

seen from Argentina
seen from United States
seen from United States
seen from Indonesia
@uunalome
seninle vedalaştım,
seni sevmekle vedalaşamıyorum..
Aklına bile gelmediğin birini hala rüyalarına misafir ediyor olmak ne büyük acı.
zaten uzun zamandır seni beklemiyor muydum?*
yok bir sitemim hayatta her şey bir seçim soldu gençliğim ömrümü inatla ziyan ettim
sanki seninle olan hiçbir şey ayıp günah değildi de başkasına verdiğim selam bile eğreti.
beni tanıyordun, beni biliyordun, ben böyle bir kızdım ve bunu seviyordun.
bana sabahın köründe, gecenin dördü gibi konuşuyorsun. bir ömür bir gerçek söz bekledim senden, bir ömür büyümeni bekledim, bir ömür erkek olmanı. şimdi yaşım yirmi dört. sen ne vakit adam olup susacaksın.
ne sanıyorsun. senden kendi gururum için mi uzak durdum. seni mahvetmek için mi. aramızdakilerin günahına girmemek için mi. hı. benim gururum olsaydı seni öldürürdüm. her şeyimin üstüne yemin ederim, bende şu kadar gurur olaydı yaşatmazdım seni. ama yokmuş. ama ben de böyle rezil bir kadınmışım işte. ama ben de buymuşum, buymuşum, bu ettin beni. beni rezil ettin. seni niçin hâlâ kırmak isteyeyim ki. yetmedi mi kanınla yıkadığım elimi. yetti yemin ederim, bir su içmek gibiydi seni kırmak, kandım yetti. kimsenin günahına girmek istemediğimi sanıyorsan eğer bil ki kimse umrumda değil. hiçkimse. ne çeyizi taze kızlar, ne bir ayağı çukurda annen, ne belki vurur belki vurulur kardeşlerin, hatta varsa, yoksa da olur düşünme nasip bu işler, varsa kundaktaki çocuğun bile. hiçkimse zerre umrumda değil. kim beni düşündü ki bunlara karar verirken. kim benim günahıma girmekten ahımı almaktan kalbimi kırmaktan korktu ki. kimse. hiçkimse beni düşünmedi. şimdi sanıyorsan ki ardan namustan kibir ve gururdan ya da allahtan uzak tutuyorum seni. öyle değil. öyle değil. öyle çok korkuyorum ki dizimin bağı çözülür sen de tutarsın beni, sonra biz orda öyle ağlarız diye. yine dolarsa gözün bu sefer yine it gibi sıkıp dişlerimi sana bir kaşımı kaldırıp git burdan bana ağlama diyemem de ben de ağlarım diye. sana kurban olurum, senin o kapkara gözlerine. özür dilerim diye. öyle korkuyorum ki sana sarılırsam, sarılırsan bana, seni öldürmedim ya, ölürüm diye korkuyorum. sana dimdik durup akıl veriyorum, sana dik dik bir küfür savurup, yutkunmadan bi siktir çekiyorum. ya bana sana küfür ettirdin ya. ya ben sana küfür ettim sana küfür ettim ben. ben senin yanında birine bile sövemezdim utanırdım senden. ben öyle büyük saygı duyardım sana. beni kendine sövdürdün bana yaptın bunu. sana neler dedim ben allahım neler dedim. en çok neyin hayalini kurardım biliyor musun, almışsın beni arabayla, çantamda bir beyaz yazma var uçları oyalı, bir sigara yakmışsın, bir elinle elimi sımsıkı tutmuşsun. ücrada bir köye gidiyoruz. çıkıyorsun köyden yukarı, ıssız bir mezarlığın önüne çekiyorsun arabayı. inemiyorsun, inemezsin ki sen. kapatıp başımı, çeşmede ellerimi yıkıyorum, buz gibi suyu bileklerime tutuyor, allaha dua ediyorum bana güç versin diye. bana versin çünkü sen zaten öylesin sanıyorum. çıkıp arabadan bu sefer tutmadan elimi her doğulu erkek gibi babasını görünce bi utangaç bi üzgün gider hazır olda durursun bir mezarın başında. ben de gelir arkanda dururum sessizce. ben geldim baba dersin. ağlarsam ağlarsın diye dişlerimi sıkarım ben de. sonra babana dersin ki. şey dersin. demiştin ya. seni babama götüreceğim. baba diyeceğim, gürcü kızı aldım, kar gibi bembeyaz. öyle dersin. sonra toplayıp eteklerimi baş ucuna çöker bir dua okurum, sen de otları yolarsın. su dökersin. taşını okşarsın. işte o vakit büyürsün sandım. sen bana, ölmüş babana evlat olamadın dedirttin. şimdi bana beni özlediğini söylüyorsun. bana ne kolay, bana neler diyorsun. beni kibirli gururlu bir şeytan bir akrep görüyorsun. ben neyim biliyor musun. ben hiçbir şeyim. beni aşk bile kurtarmadı, sevda bile. bunca sevilmek bile bi bokuma yaramadı bak. sana diyordum ya neyinim bilmiyorum ama muhakkak bir şeyinim senin. öyle değilmiş. ben hiçbir şeyin değilim senin. hiçbir şeyin değilim. hiçbir şeyin.
biliyorum iyi biri değilim ama sana hiç kötü biri olmadım. kötü bir kadın olmadım sana, kötü bir çocuk olmadım. beni öptüğünde gözlerimi hiç açmadım. sana saldırmadım hiç, seni mahvetmek istemedim. bırakmadım seni ve sen bırakınca kendini, sana kendimi bırakmış olmaktan ben de terk edilmiş gibi olsam da sen acımazken bile kendine ben sana hiç kıymadım. çokları kaş çattı senin gözünden sakındığın şu gözümde bir çift çiğ tanesine, duyarsın da kızarsın diye onlara, kızıp belki bela olursun diye başlarına, erkeklik bu, akılsızlığa idem, sana bir şey olmasın diye değil, senin de güzel canın yorulmasın diye sustum işte. ben hiç sen işsizken özlemedim seni. özlersem de gelemezsen, giderse ağrına, gurur bu sevda dinlemez, tutarsa başında bir ağrı, dokunursa bir yanına, ben sana ömrümü veririm ama anlar da üzülürsen diye sana hiç hasretten yakınmadım. cebimizde yokken birkaç kuruş para, sana ölsem öldüm bile demedim. ben iyi biri değilim ve can yakmak hüner değil ama, çok vakitler almaklara karıştım. yine de sana hiç o kız olmadım ben. senin adını kendi adımdan aşağı bilmedim. kendimi bir ve tek saymadım yanında. yürürken bir yolda evvela ben bendim, ardından ben senin bir şeyindim. ne sana ne kendime bir yanlış yapmadım. öldürmek istediklerim oldu, duyar da sıkılır diye canın öfkemi bir kenara bıraktım. ortalığı yakmamın icap ettiği durumlar oldu, ben burda bir başımaydım ve sen, sevdiğin kadın bir cehennem kurmuş ve ortasında kimi kimsesi yokmuşcasına dururken, kimse sana sen de kalbine sahip çıkmıyormuşsun gibi bakmasın diye susup yerime oturdum. ne vakit birine kalksa bir kaşın, iki elim kanda olsa elin bulanmasın diye kana, beni görünce düşüyor diye ağzındaki duman ve elindeki cigara, sana koşa koşa, seni senden kurtarmaya geldim. senin yüzüne bakmak istemediğim günler oldu yine o evden çıkınca kimselerin yanında dudağımı bükmedim. sana bir derdimi söyledimse yan diye değil bil diyeydi. elden duyup kendini el bilme diyeydi. çarpacağım çok kapı vardı ama sen varken bunlar sana yakışırdı, ben seni ezmedim. senden çok olduğum vakitler oldu, senin eksikliğini dert etmedim. ben senin koynunda hiçbir izimi silmeye bir yarayı kanatmadım. avutmadım kendimi seninle. sana bakarken bir başkasını görmeye gözlerimi açmadım. yapılacak çok şey vardı ama yaparsam senin elinde yapacak bir şey kalmaz diye, kendini yarım hissetme diye, bir eğreti otu gibi bitmektense, ben senin evinde ocağında, memleketinde göğsünde, köklerim karışsın diye köklerine kendi toprağıma yüz çevirdim. ne yerimi ne yerini unutmadım. bir çöl aşılacaksa, sana söver gibi senden evvel eşiklere dayanmadım. gelmekse gelirdim ama gelmek mecnun olanın işi derdin, ben senin kalbine zeval getirmedim. kurutmadım gülünü. sözleri unutmadım. bir dağı bir dağa yaslamaya eğdim. sana bir ömür verdim ben. sana kadın oldum. sana dost oldum, yeri geldi senin bayramda alnını öptüğün bir çocuk oldum. ben sana hiç kötülük etmedim. sen beni bir yılana ve çok zehirli bir akrebe benzetirken bile, adımı anlamını aşikar eder gibi dişlerinde eze eze söylesen de, yapma kurban olayım sen karanlık mı görmüşsün, sen önünü gör diye, sana adı gece olan bir kızı ateşte yaktım da geldim. ben iyi biri değilsem, sana mı değilim. ben iyi biri değilsem sen sanıyor musun ben sonsuza dek kötü de değilim. ayağını bilmem ama kalbini denk al. bir dahakine sana verdiklerimi senden almaya, cebinden çıkarmaya benzemez bana sakın öyle bakma; söksen sökülmez atsan atamazsın, deşip de almaya hem başım hem başın üstüne yemin ettim de geldim.
ben hiç sen işsizken özlemedim seni. ne sana ne kendime bi yanlış yapmadım. senin adını kendi adımdan aşağı bilmedim. avutmadım kendimi seninle.
bir uzun gecede kolu altında yatmayınca gönül yardan ayrılmaz
senin hakkında konuşmak bana evde hissettiriyor kapısını çarpıp çıktığım yetmeyince yaktığım o evde
sana ben kadar acımayanı da görmedim, sana ben kadar merhamet edeni de. seni ben kadar duymayana da rastlamadım, seni ben kadar anlayana da. sana bir bıçak bilerken bile açacağım yaraya merhemi kaynattım. sana bir beyaz mendil uzatırken bile, cebimde taşlar sakladım. ben senin bir şeyin değilmişim, doğru. meğer ben senin her şeyinmişim. allahın da benmişim, kitabın da. kaderini yazan da benmişim amma bozan da yolları. tek gerçeğinim ben senin, tek yalanın ve tabii tek günahın. hiçbir şeyin değilsem ne çıkar. seni benden gayrı ne tanıyan vardır, ne ben kadar sana yabancı olan. benden başka ne dostun ne düşmanın yoktur. ama ben de yokum işte. istersen bir masal uydururum geceleri uyu diye rahat, uslu bir çocuk olursan ölünce dönersin bana.
her şeyini ezbere bildiğim bi yabancı
Aile her şeydir, ailen yanında değilse sıfırsın, yoksun.
siz anlaşabildiğiniz insanlar değil, size boyun eğmiş insanlar istiyorsunuz.
bu yüzden ilişkileriniz sevgiden çok, kabulleniş oluyor.
Sen, kaidelerimi bozan en güzel istisnasın ve ben bir mağlubiyete aşık olmanın o vahşi hazzıyla sarılıyorum her defasında sana. Göğsünden güneşi doğurduğun her geceye teşekkürler, evim artık ellerindir.
sesini duyunca ötüşmeye başlar göğüs kafesimdeki o suskun kuşlar.*