@incecik artık oradayım, haberiniz var dimi?

Andulka

No title available
The Stonewall Inn

bliss lane
Jules of Nature
Monterey Bay Aquarium
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
ojovivo
Lint Roller? I Barely Know Her
todays bird
Keni
Sade Olutola
🪼
Show & Tell
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
official daine visual archive
trying on a metaphor

Discoholic 🪩

blake kathryn

Love Begins
seen from United States
seen from Argentina
seen from Ecuador
seen from Ecuador
seen from Canada
seen from Finland

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Vietnam

seen from Kenya

seen from Italy

seen from Egypt

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from Bangladesh
@velovis
@incecik artık oradayım, haberiniz var dimi?
Göç benim içimde, nereye gitsem varamadığım yerdeyim.
işte şimdi içimde incecik ve hep böyle sökük sökük, camı kırılmış bir pencereye, çakılmış bir beyaz tülün rüzgarla uzun uzun boylu boyunca yırtılışı, isten dumandan kapkara kesilişi gibi bir ağlamak var.
özür dilerim vera, biraz gıcırdıyorum, ama zincirler kırılırken hep böyledir bu.
bir trajedi mi istiyorsun? ait olamamak. hiçbir eve. hiçbir aileye. hiç kimseye. hiçbir şeye.*
yoruldum hiç bi' kalbe sığmayan şu sancıdan.
eskisi kadar konuşasım yok, ne hissettiğimden bahsedesim yok, hiç kimseyi merak etmiyorum, hiçbir hararetli konuşmayı dinleyemiyorum, hiçbir şey ilgimi çekmiyor. kendimle yalnız kalmak iyi gelecek ama kendimi de bulamıyorum
gözlerimdeki cehennemi görmeye çalışma. meleklerin yeri cennet. günahlarıma ortak olma. kirlenir aydınlığın.
ruhu kendisine geri döndüğünde kaç parçaya bölündüğünü anlayamadı kadın. tek bildiği bir yanı bencil, kanı bozuk bir insan; diğer yanı masum, suçsuz bir çocuktu. çocuk yanını gömdü. en çirkin yanlarıyla evine döndü.
bir yara aynı yerden, bu kaçıncı, hiç dikkat etmiyorsun, derine ve derinine.
deştim böğründen kıyamadığım hazları.
yolunu yordamını sikeyim. nefes almaya ihtiyacım var benim. olmuyor yani olmuyor. doluya koyuyorum, almıyor. boşa koyuyorum dolmuyor. ben artık dayanamıyorum.
susturamadığını uyutamazsın da, kafanın içi hep uyanık, gözlerin hep yarı açık. yastığımın içi geçmişimle dolu. pencerenin önündeki makası uzat, ya yastığı deşeyim ya karnımı.
ananem evin en büyük makasını hep pencerenin önüne koyardı, perdenin arkasında olduğunu yalnızca sorduğunuzda öğrenirdiniz, kullandıktan sonra da yerine koyar orada olduğunu unuturdunuz tekrar, tekrar ve tekrar.
ananemin evinde ışığı kapatmak bile aydınlıkta olmak demek. ev belki de böyle bir histir.
susturamadığını uyutamazsın da, kafanın içi hep uyanık, gözlerin hep yarı açık. yastığımın içi geçmişimle dolu. pencerenin önündeki makası uzat, ya yastığı deşeyim ya karnımı.
annemin kıyafetleri bol da olsa bana da oluyor artık, karşıdan karşıya geçerken yola atlamayayım diye tuttuğum babamın pantolonunun arka cebinden yıllardır hiç tutmuyorum. büyümek ne tuhafmış, bugün bir çiçeği öldürdüm. fazla mı su verdim yoksa hastalandı mı hiç bilmiyorum. büyürken üzerime yüklenen sorumluluklardan omurgam eğildi, farkındalık bazen bir bıçaktan bile keskinmiş dedirtti hayat. neyse, kurabiye yapacağım, biraz bekle. olur mu? bu da benim çığlık atma biçimlerimden biri.
bir trajedi mi istiyorsun? ait olamamak. hiçbir eve. hiçbir aileye. hiç kimseye. hiçbir şeye.*