Elini Masanın Kenarında Gezdiriyor.
“Elini masanın kenarında gezdiriyor. Öğleden sonra bulutlarının kasveti çökmüş görüş alanım içindeki her nesnenin üzerine. Aniden kalkıp kemanına uzanıyor. İçli melodiler birden odanın içini kaplıyor. Uçsuz bucaksız bir mavisin, diyor; bu melodilere çok benzer mavi. İnsanın içinde sakladıkları ölmeli mi diye soruyorum, bütün bu boğucu öğleden sonralarının ortasında. Ölmeli, diyor:
- Öldüremezsek birbirimizin yüzüne nasıl bakarız?
Oturduğum yerden taş binaların ne kadar yüksek olduğunu görebiliyorum. Ben bir taş bina mıyım? İçimdekileri öylece saklamak zorunda mıyım? Üstelik insanın benliği her ne kadar gökyüzünden taşıyor olsa da saçları değemiyor ki maviye. Şimdi bizim yüzlerimizde beliren bu yüksek tavanlı daire, bizi saklıyor olsa da çevredeki bütün tehlikelerden - evlerin, sarayların, kulelerin ve surların inşa edilme amacı gerçekten bu olsa bile - ya da öyle olduğunu varsaysak dahi beni kendi içini öldürerek koruma isteğin ve bunu benden de aynı şekilde istemen hayvani bir hayatta kalma savaşının içine düşürmez miydi bizi?
Yaşattıklarımızla varız.”











