“Ruhuma elem ve haz veren, vücudumun susadığı şey, adsızdır ve anlatılmaz.”
• Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche
hello vonnie

Love Begins

ellievsbear
Sweet Seals For You, Always

❣ Chile in a Photography ❣
The Stonewall Inn
Doug Jones
Game of Thrones Daily

blake kathryn
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
No title available
taylor price
YOU ARE THE REASON
Not today Justin
EXPECTATIONS
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

#extradirty

shark vs the universe
NASA

roma★
seen from China

seen from Türkiye
seen from Türkiye

seen from China
seen from France
seen from United States
seen from Venezuela

seen from Türkiye
seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from India
seen from Colombia
seen from Colombia
seen from United States
seen from France

seen from Finland
seen from United States

seen from United States

seen from Spain

seen from United States
@xsestra
“Ruhuma elem ve haz veren, vücudumun susadığı şey, adsızdır ve anlatılmaz.”
• Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche
sabah iş var. yoğun, önemli bir gün ve hafta olacak. ama benim zihnim başka şeylerle dolu. uyuyamıyorum. odaklanamıyorum. zihnimi durduramıyorum. hissettiklerimi kontrol edemiyorum. belirsizlik, bilinmezlik, onun sessizliği beni böyle yapıyor. ne yazık ki bir çare de yok. öylece bir şey olsun, bir ses gelsin diye bekliyorum. evrenden bir işaret bekler gibi bekliyorum. hep bekliyorum...
hâlâ umutla yürüyebileceğim bir yol kaldı mı bilmiyorum müzeyyen. gerçi dizinde dermanı olmayan yolu ne yapsın, umudu ne yapsın.
“gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar. bir gülüşün, içimde binlerce lamba yakar.”
meziyet; yıkıntının, çöküntünün altındaki madeni görmekte. onu, bulup sevmekte.
Evet, kusurluydu. Fakat gönül meselelerinde bunun ne önemi var? Biz insanlar bir şeyi sevdik mi severiz. Mantığın bunda yeri yoktur. Hatta mantıksız sevgi pek çok açıdan gerçek sevgidir. Sevmek için bir sebebi oldu mu herkes sevebilir.
“Yorgunluklar vardılar, fakat ümitsizlik yoktular. Sen bir yerde bulunuyordun. Yumuşak bir yerdeydin. Sert köşelere çarpmaktan yorulan aklımın durgun ve sürekli bir aşk içinde ancak seninle birlikte dinleneceğini biliyordum. Bizi başkaları anlamaz Sevgi. Başkalarının aklı başkadır.”
sen çıldırmış şairlerin titreyen mısralarında bahsettiği o perisin.
gözlerime bakmaz, kaçardı müjgan. yürümek istediğim sokakların hepsi onun kapısına çıkardı.
‘’ Ayaklarıma yeşil otlar değmişti, üstümden beyaz bulutlu gökyüzü yürümüştü. Ben ikisinin arasında uyumuştum.Bir çingene şarkısında kederli bir cümle şimdi bunlar..’‘
"Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar. İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu."
"Sırf bunun için yaratılmadı mı o
Bir anlığına da olsa,
Yakın olmak için senin yüreğine?.."