Bir Anlığına
Emin İgüs - Küçelere Su Serpmişe
Derya Köroğlu - Yalnız Çiçek
Emel Taşçıoğlu - Kütahyanın Pınarları
Alihan Samedov - Sen Gelmez Oldun
Fatma Aydoğan - Muhlis Berberoğlu - Mihriban
Doğan Duru - Feryad-ı İsyanım

blake kathryn
d e v o n
Three Goblin Art

No title available
DEAR READER

Andulka
Stranger Things
we're not kids anymore.

if i look back, i am lost
tumblr dot com
KIROKAZE
i don't do bad sauce passes
No title available

pixel skylines
Mike Driver
One Nice Bug Per Day

Kiana Khansmith

No title available
taylor price

Origami Around

seen from Italy
seen from United States

seen from United States
seen from Israel
seen from United States
seen from Sweden
seen from Russia

seen from Germany
seen from Singapore

seen from Switzerland
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from Belgium
seen from United States
seen from Canada
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from United States
seen from Philippines
@yagmurrsn
Bir Anlığına
Emin İgüs - Küçelere Su Serpmişe
Derya Köroğlu - Yalnız Çiçek
Emel Taşçıoğlu - Kütahyanın Pınarları
Alihan Samedov - Sen Gelmez Oldun
Fatma Aydoğan - Muhlis Berberoğlu - Mihriban
Doğan Duru - Feryad-ı İsyanım
Sans Soleil 1983
“Kim demiş zaman yaraları iyileştirir diye? Zamanın iyileştirmediği tek şeyin yara olduğunu söylemek daha doğru olur... Zaman geçtikçe, ayrılık acısı gerçek sınırlarını yitirir. Zaman geçtikçe arzulanan beden yok olup unutulur ve arzulanan beden öteki için artık yok olmuşsa kalan şey, cisimsiz bir yaradan başka nedir?”
Uzun zamandır izleme listemde olup Mubi’nin Koleksiyonunda görünce elim ilk bu filmi izlemeye gitti. Antropoloji ve felsefe derslerinden, yoğun okumalardan sonra bir temel oluşturup bu filmi keşfetmiş oldum. Belgesel niteliğinde olan bu film içinde çokça kültür antropolojisi ve felsefeye dair yorumlamalar içeriyor. Filmde birçok yerde durup düşünerek izledim. Sizde zihninizi açmak farklı şeylere kafa yormak istiyorsanız tavsiye ederim.
The Sheltering Sky 1990, Bernardo Bertolucci
İçinde yolculuk olan bir film ne kadar kötü olabilir... Bu günlerde içime su serpen aynı zamanda hüzünlendiren bir film oldu.
“Oysa her şey insana sonsuza dek sürecekmiş gibi gelir.”
Akyaka, 2019
Konya, 16 Ocak 2019
Eğer Konyaya yolunuz düşerse türbelerden, medreselerden gezecek başka alternatif yer, tropikal kelebek bahçesi ve böcek müzesi. birçok çeşitte kelebekler görebileceğiniz bir yer...şanslıysanız belki kelebeklere dokunup sevebilirsiniz de...
Tuz Gölü, 18 Ocak 2019
internette sitelerden sitelere atlayıp bir şeyler okurken Ahmet Hamdi Tanpınar ın kitabında bahsettiği müziklerden oluşturulmuş playlist e denk geldim. kahvenizi yudumlarken dinleyebilirsiniz..
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanında geçen müzikler
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın günlüğünde dinlediğinden bahsettiği müzikler
Burasının Kilis olduğuna inanmakta hala zorluk çekiyorum. Gezdiğimiz yerleri belki Kilis de yaşayanlar bile bilmiyordur.. Aralık ayında olmamıza rağmen Kilis yemyeşildi..baharda düşünemiyorum güzelliğini. Kilis e Banu Avar ile aynı vakitte gelmişiz fakat onu göremedim.. her neyse kısacası gerçekten ülkemizin her yeri çok güzel, özellikle insan eli değmemiş yerler. yol boyunca bunlar üzerine konuşup durduk doğaya hayran kaldık. ne kadar verimli topraklar üzerinde yaşadığımızın güneydoğu anadoluya her gittiğimde daha çok anlıyorum ve üzülüyorum çünkü tarımımız bitiyor. topraklarımızı zehirliyorlar, Monsanto gibi şirketlerin ürettiği tarım ilaçlarını çiftçilerimiz almak zorunda bırakılıyor... topraklarımızı zehirlemek ile kalmıyorlar, göz göre göre sağlığımızlada oynuyorlar. Yusuf Yavuz un yazılarını herkesin okumasını şiddetle öneriyorum, doğa nasıl yok ediliyor, göller nasıl kuruyor gibi ve daha birçok sorunun karşılığını yazılarında bulacaksınız. detaylıca araştırıp doğa için mücadele vermesi ve bunları ulaştırması..yaptığı iş saygı duyulası. bize kalan sadece okumak ve insanların bilinçlenmesini sağlamak. o çok sevdiğiniz, alışveriş videolarını, bilmem ne videolarını izlediğiniz insanlar..sürekli tüketimi özendiren bloggerlar neden hiç kuruyan göllerimiz hakkında dikkat çekmiyor? herkes ne kadar para, keyif, eğlencenin kölesi olmuş...
Room 237, Rodney Ascher, 2012
Stanley Kubrick hayranlarını şöyle bir alalım...
Rodney Ascher in yönetmenliğini yaptığı belgesel niteliği taşıyan Room 237, Stanley Kubrick in The Shining filminin analizini yapıyor. Bu filmi tesadüfen gördüm ve neden bundan haberim yoktu diye üzülmemle filmi izlemeye başlamam bir oldu. Eyes Wide Shut filminin analizlerini okuduğumda hayranlığım bir kez daha artmıştı ama Kubrick in izlediğim ilk filmi olan The Shining in böyle bir analizini bilmiyordum ya da araştırmamıştım. The Shining i izlediğimde tuhaf bir şekilde filmde beni kendisine çeken bir şeyler vardı.. Bu belgeseli izleyince neden çok sevdiğimi anladım sanki, Stanley Kubrick ve onun gibi yönetmenler sayesinde sinema sanatına tutkum daha çok artıyor. Daha çok bilme ve izleme isteği uyandırıyor. Bu yönetmenin nasıl bir zekası var gerçekten anlamak güç.. Filmi izledikten sonra yorumlara baktım ve bir kısım izleyici çok abartıldığını düşünmüş, ben izlerken veya izledikten sonra böyle bir şey düşünmedim ama izlerken kafamda ‘’acaba olabilir mi’’ soruları geçmedi değil. Gittiğim sinema atölyelerine dayanaraktan söylenilirim ki yönetmen filmdeki hiçbir şeyi tesadüfi veya öylesine olarak seçmez. Her şey yönetmenin seçimi, bilgisi ve kontrolü altında olur..
Biraz ondan, biraz bundan... Yine Yalçın Küçük’le devam ediyorum. İnanılmaz etkiledi beni. Serinin ilk kitabını okurken her sayfada Yalçın Küçük’ün bilgisinin derinliğini daha çok hissettim. Kitap bitince hemen ikincisini de okumak için sabırsızlanıp meraklandım. Belki bu bittikten sonra biraz soluk alıp dinlenirim..
Il Conformista 1970, Bernardo Bertolucci
Güzel filmler izliyorum, bu güzel filmleri bir türlü paylaşamadım. İçimden bir şeyler yapmak gelmiyor, sadece ve sadece kendime yöneldim ve düşünüyorum. En son yani dün bu güzel italyan filmini izledim. Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, hayatımda olan olaylar sanki birbirini çekiyor. Ben nasıl bir kitap okusam tesadüfen onunla ilişkili filmler izliyorum ya da hayatımda olan bir olayla ilgili bir film ya da kitap buluyorum. Bu gibi şeylerin olması beni hayata bağlıyor.. Bernardo Bertolucci ne güzel bir yönetmen ve bu filmin görüntü yönetmeni Vittorio Storara ne iyi çekmiş. Çizgiler ve renkler o kadar iyi kullanılmış ki hayran olmamak elde değil, bazı sekansları defalarca izlemiş olabilirim.. Politik bir film il Conformista ama içinde birçok konu barındırıyor, Mussolini döneminde geçiyor. Başroldeki Marcello devleti için çalışıp, her şeyi sorgusuz sualsiz kabul eden haliyle başka bir ülkede yaşayan komünist profesörü öldürmek üzere görevlendirilir, aynı zamanda normal olmak isteyen ve bunun için çabalayan bir insandır da. Film bu süreçte kendisiyle olan çekişmesini, kendisini bastırmasını, o sıkışıklığını izleyiciye hissettiriyor..
Bu filmi izlerken benim aklıma okuduğum Soner Yalçın, Bay Pipo kitabı aklıma geldi. MİT görevlisi olan Hiram Abas ın hayatını ve o zamanın Türkiyesini konu alıyor. Hiram Abas ile bu filmindeki Marcelloyu birbirine çok benzettim. Kitabı daha sonra paylaşacağım için ayrıntıya girmek istemiyorum.. Son olarak filmin müzikleri o kadar güzel ki, sürekli dinleyeceğime eminim.
hiçbir şey yapasım gelmiyor..izlemek ve okumaktan başka.
bu aralar siyasi kitaplar okumaya başladım. arada kafam dağılsın diye romanlar da okuyorum ama ne fayda! okuduklarım ve öğrendiklerim karşısında acı çektiğimi ve çaresiz kaldığımı hissediyorum. gün içinde ve geceleri kafamı artık çok farklı konular da meşgul ediyor. içimdekileri, düşüncelerimi belki de anlatmaya en çok ihtiyaç duyduğum dönemdeyim. okuduğum kitapları, yazıları arkadaşlarımla paylaşıyorum ama herkesin ilgisini çekmiyor tabii. sürekli gezen, alışveriş yapan, durmadan tüketip insanları bunlara özendiren, instagram ı ve youtube u çok etkin bir şekilde kullanıp bilmem kaç takipçisi olan insanların ülkedeki hiçbir soruna dikkat çekmemeleri ve bunlara prim veren birçok insanın olması benim midemi bulandırıyor artık. insanların değer yargısı popüler kültür, para olmuş. mücadele edecek gücü bulamıyorum kendimde. okuduğum kitapları burada paylaşacağım. belki birilerinin ilgisini çeker ve okur.
ne zaman aradığım şeyin cevabını bulursam sanki o zaman kendimi tanıyacağım. böylelikle insanları belki de...
bereketli topraklar üzerinde..