annem beni dinliyor
Dün gece bir rüya gördüm. Saçların kızıldı ve ben sürekli olarak rakı içiyordum. Bilyesiz kapaklardı, sek içiyordum şişeden. Çantamda taşıyordum şişeyi ve siyasi görüşünü az çok bildiğim Hukuk Fakültesi dekanı olan, aynı zamanda da Hukukun Temel Kavramları dersini aldığımız hocama bir duble ikram ediyordum. Derste o açıktan içiyordu, ben gizliden içiyordum. Yani bürokrasinin olduğu yere diplomasi giremiyordu.
Saçların kızıldı ve kardeşin de saçlarını kızıla boyamıştı. Ama kan kızılı değil, çirkin bir kızıl. Saçlarına kızıl hiç yakışmamıştı. Yeşil gözlerin sönük kalmıştı. Ama sen güzeldin, yine güzeldin. Bu yüzden gerçekten güzel bir rüyaydı, suratındaki ifade harici. Çirkin de olsa yüzünü görmek güzeldi. Aynı zamanda birkaç gündür Rocky filmlerini tekrardan izliyordum. Rocky Balboa iyi biridir, bilirsin. Seni tekrar gördüğümde rüyamda, “Hey Adrian,” demek istedim, “BAŞARDIM.” Daha usturuplu bir ifadeyle, başarmıştık.
Rocky son filminde çok güzel konuşmuştu oğlu Robert’la. Önemli olanın hiçbir zaman güçlü olmak olduğunu değil, yediğin darbeler karşısında ne kadar süre ayakta kalabildiğin olduğu gerçeğini anlatmıştı. Ben çok etkilenmiştim. Zaten ne zaman Rocky izlesem boksör olasım gelir ve ne zaman seni görsem bodrum katta ne varsa açığa çıkıyor, seni ne zaman görsem seviveriyorum. Ama bir şey söylemiyorsun, susmak her zaman iyi değil, bir şey söyle gideceğim. Ama söylediğin zaman güzel şeyler söylemiyorsun. Sahi neden güzel şeyler söylemiyorsun? Ya da soruyu açayım, neden beni sevdiğini söylemiyorsun Adrian?
Söyleyecek hiçbir şeyin olmasa da yine ve eğer rüyaya dönmek de elzemse, bakışmak güzeldi. Ama saçlarındaki gereksiz kızıllığı sevmemiştim, yüzündeki o düşmanca ifadeyi de. Sana birkaç şeyden bahsetmek istemiştim. Ciddi şeyler değildi ama; mesela o sıralar havaların nasıl gittiğinden, geçenlerde arabayı çizdirdiğimden ya da kurban bayramında evin et koktuğundan filan. Evet, iki şişe rakıyı rüyanda bile içsen sarhoş oluyorsun çünkü. Asıl olan, beni dinlemendi. Sadece ve kelimenin tüm anlamıyla biraz dinlenebilmek istemiştim. Senin tarafından dinlenmek, benim tarafımdan dinlenmek. Yanlışlarımı kontrol etmek amacıyla, belki de telefonum dinleniyor diye -her defasında meşgul çalmaması ümit edilen o kendi numaranı çevirip arama tuşuna basma anından bahsediyorum burada- kanepeye uzanıp telefonu kulağıma dayadım. Ama hayır, yine meşgul çalıyordu. Dinleyenim yoktu, biliyordum. Biraz dinlenebilmek amacıyla annemden üzerime bir battaniye örtmesini istedim. Annem üstümü örttü sonra.












