Gerçek sadece ölümün gözlerinden görülür.
Not today Justin

titsay

izzy's playlists!
Claire Keane

Love Begins
Lint Roller? I Barely Know Her

Origami Around

@theartofmadeline

if i look back, i am lost
tumblr dot com
The Bright Sessions
sheepfilms

ellievsbear
The Bowery Presents
🩵 avery cochrane 🩵
No title available
NASA

roma★
The Stonewall Inn

Discoholic 🪩
seen from Ecuador

seen from Brazil

seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from Brazil

seen from Canada
seen from Morocco

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Germany

seen from Colombia

seen from United States

seen from United States
seen from Chile
seen from France
seen from Indonesia

seen from Philippines
seen from United Kingdom
seen from Mexico
@yigithankorblr-blog
Gerçek sadece ölümün gözlerinden görülür.
İnsan ailesini seçemiyor evet ama bence babasını seçebilmeliydi. En azından kız çocuklarına bu hak verilmeliydi.
Eğer sahip olduğunuz aile, istediğiniz aile değilse kapıyı çekip çıkın. Dışarıda herkes için bir aile vardır.
ne zaman sevileceğiz, en içten
Bazen en güzel şeyler hiç ummadığımız anda gelip bizi bulurlar. Ne zaman aramayı bırakırsak belki de soyut veya somut herhangi bir şey içtenlikle bize gelir. Bu konu hakkında ne yazık ki fazla bir şey söyleyemeyeceğim, üzgünüm.
+Hey Forrest, Vietnam’da korkmuş muydun? -Evet. Şey, bilemiyorum. Bazen yağmur, yıldızların çıkmasına izin verecek kadar duruyordu. O zaman güzel oluyordu. Çölde gün batımının hemen öncesine benziyordu. Her zaman suda milyonlarca yakamoz olurdu. Tıpkı o dağ gölü gibi. Çok berraktı Jenny, sanki üst üste iki gökyüzü varmış gibi duruyordu. Sonra çölde, güneş doğduğu zaman, göğün nerede bitip, karanın nerede başladığını kestiremezdim. Çok güzeldi. + Keşke oralarda seninle birlikte olabilseydim. - Benimleydin. - Forrest Gump
Zamanın bu sonsuzluğunda kayboluyorum gibi hissediyorum kendimi.
ANI YAŞAMAK
Ben pek fazla konuşmalara nasıl gireceğimi bilmem, bu nedenle içimden geldiği gibi yazacağım iyi kötü. İçimizden geldiği gibi yapmalıyız da, üzülmeyi veya mutlu olmayı düşünmeden, sadece o anın içine bırakmalıyız kendimizi. Öğrendim ki en güzel şiirler böyle yazılıyor, en güzel resimler böyle çiziliyor, en güzel aşklar böyle başlıyormuş. Yapmak istediklerimizi bir an olsun geciktirmememiz gerek, istediğinde koşmaya başlamalısın, istediğin vakit sevdiğini söylemeyi bilmelisin. Her şeyi bulunduğun anın içerisinde kalbinin sana seslendiği gibi yapabilmelisin. Koşarsam yere düşerim, sevdiğimi söylersem karşılığını belki alamayabilirim… Bunları düşünmeyi bırak, ‘’CARPE DİEM!’’ Sevdiğiniz şeylerin peşinden gidin. Bir an olsun kalbinizin dediklerine inancınızı kaybetmeyin.
Benim en sevdiğim çiçek lavantadır, bir de lale; ama beyaz olanlarından… Kimse çiçek vermedi bana; ne babam, ne annem, ne arkadaşlarım, ne de bir başkası… Sevdiklerimden,sevdiğim çiçekleri almadım yanii. Bu bir eksiklik midir bilmiyorum ama, kesinlikle üzüyor insanı. Şimdi kendi lalelerimi, kendi lavatalarımı yetiştiriyorum. İnsanları yalnız bırakmayın olur mu?
Bu yazımdan sonra en sevdiğim çiçekler listesine kardelen de eklendi.
Benimse en sevdiğim bembeyaz papatyalardı. Kise sormadı bende söylemedim.
Birilerinin en sevdiğimiz çiçeği sormasını beklediğimiz için suç en başından beri biz de zaten, o konuya hiç değinmiyorum bile…
Ben sekiz yaşındaydım, gördüğünüz bu bitki benim ilk bitkim idi ve sadece bir taneydi. Onu toprağa ektiğim ilk heyecanı hala üzerimde hissederim, gözümün önünden gitmez o an. Onunla her ilgilendiğimde bana kendinden bir parça daha verirdi. Aradan seneler geçti, tam 10 yıl. Şimdi 18 yaşındayım ve yıllar sonra bana çiçekler açtığına şahit olduğum an çok mutlu oldum. Bir bitki dahi ona güzel baktığınızda size güzelliğiyle karşılık verebiliyor, etkileyebiliyor, mutlu edebiliyor. Ama insanlar öyle değil…
Bir şeyi nefes almak kadar çok istiyorsanız, işte ancak o zaman elde edebilirsiniz.
İnsanlar yaşayarak öğrenir, öğrenerek yaşarlar.
Bir insanın mezarda filizlenmesi, hayattayken ektiği çiçeklerin gücüne ve güzelliğine bağlıdır…
Beyaz güvercinler gibiydim, ak bir ışık görüp ona doğru kanat çırpmayı dileyen. Hep ölümü yeğlerim..
ANI YAŞAMAK
Ben pek fazla konuşmalara nasıl gireceğimi bilmem, bu nedenle içimden geldiği gibi yazacağım iyi kötü. İçimizden geldiği gibi yapmalıyız da, üzülmeyi veya mutlu olmayı düşünmeden, sadece o anın içine bırakmalıyız kendimizi. Öğrendim ki en güzel şiirler böyle yazılıyor, en güzel resimler böyle çiziliyor, en güzel aşklar böyle başlıyormuş. Yapmak istediklerimizi bir an olsun geciktirmememiz gerek, istediğinde koşmaya başlamalısın, istediğin vakit sevdiğini söylemeyi bilmelisin. Her şeyi bulunduğun anın içerisinde kalbinin sana seslendiği gibi yapabilmelisin. Koşarsam yere düşerim, sevdiğimi söylersem karşılığını belki alamayabilirim... Bunları düşünmeyi bırak, ‘’CARPE DİEM!’’ Sevdiğiniz şeylerin peşinden gidin. Bir an olsun kalbinizin dediklerine inancınızı kaybetmeyin.
Gerçek sadece ölümün gözlerinden görülür.
KÜÇÜK BİR ÇOCUĞUN, KOCAMAN KALBİNDEN.
Öyle söz sanatlarından, metaforlardan uzak sizlere bugün başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Yaklaşık üç haftadır; önünde baskülü, elinde vakit geçirmek için yanında bulundurduğu oyuncağı ile kaldırımın kenarında oturan bir çocukla karşılaşıyorum. Bir süredir yolda geçerken onu göremiyordum, bu olay dikkatimi çekmeye başladı. Her gün gözlerim onu arar oldu. Bugün yeniden karşılaştık, oturduk sohbet muhabbet ettik. 1. sınıftan beri hem çalışıp hem okuduğundan bahsetti bana, ne zorluklarla yaşadığını anlattı, ama o bunun farkında bile değildi. 4. sınıfa geçtiğini söyledi. Yüzü gülüyordu, benimle konuşurken çok mutluydu. Bir süre onu göremediğim için merak ettiğimi, neden gelmediğini sordum. Bana gelen bazı polislerin ona kızdığını, sakın geldiğimizde burada olma, eve git yoksa döndüğümüzde seni alırız dedikleri için korktuğunu ve eve gittiğini anlattı. Aradan bir süre geçti, ona büyüdüğünde ne olmak istediğini sorduğumda bana polis olmak istediğini söyledi. İlk önce kafamda soru işaretleri belirdi, neden demek için vakit bulamadan ise ekledi; ‘’HEM EĞER POLİS OLURSAM KALDIRIMDAKİ ÇOCUKLARA KIZMAM, GİDER ONLARIN YANINA OTURURUM...’’ Neden bilmem ama yüzüm fazlasıyla gülerken, gözlerimin dolmasına engel olamadım. 30.08.18 PERŞEMBE
İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, inançları ve prensipleridir.