+O güzel elâ gözleriniz tıpkı toprağa benziyor bayım, düşsem ölür müyüm?
Bana baktı.Gözlerimin derinine inmek istercesine,sanki içerlerde kendisini arıyor gibiydi.inceden gözlerini kaçırarak derin bir nefes aldı.
-“Tohum toprak içinde gizlenince, onun gizlenmesi, bahçenin yeşillenmesi ile neticelenir .‘’ Mevlana’nın bir sözüdür bilir misin?
Bilmediğimi anlatmak istercesine hafifçe kaşlarımı çattım. Bu masumane bakışları altında erirken ne demek istediğini anlayamadım.
-.“Kalbim,gözlerim ve ruhum… ıssız bir harabeydi senden önce. Seni gördüğüm o ilk gün tohumlar atıldı bu bedene. Sonra…sonra seni her gördüğümde kalbime bir ağrı saplandı yoğunca.Her ağrı bir tohumdu benim için. Kalbimdeki harabe güzel bir bahçeye dönüştü zamanla. Yani güzelim, eğer gözlerim topraksa,onları yeşerten tohum sensin.”
Topuklarımda hızlıca yükselip kollarımı boynuna doladım sıkıca.Gözlerimden minik yaşlar akarken kulağına yaklaşarak fısıldadım
+Sevmeler emek ister menevişim,sen benim en büyük emeğimsin.
Gülümsedi ve altüst oldu tüm şehir. Ben altüst oldum. Şuan.. tam şuan lâl oldu dilim.
Kolumun bağları çözüldü ağır ağır,önce topuklarım değdi yere sonra ellerim indi aynı hizada. Gözlerim her zaman ki yerinde takılı kaldı. Elalarda…benim olan elalarımda,bahçemde,o güzel topraklarda…
Öldüm bayım.ben o dipsiz karanlık gecede,sizin tam da kirpiklerinizin ucunda. Bir yarım ay’da…
Öldüm bayım,gözbebeklerinizin içindeki acı çığlıklarda…
Ve kaburgalarımın arasında sessiz bir kıyamet kopuyor,ben bu güzel gecede size veda ediyorum.
Ben bugün Özgür kaldım.Son gün,son sarılışımız,son acım,son aşkım,son tutsağım,son gülüşümüz,biz bugün sonduk.Yanarken kül olmuştuk ve izlerimiz zamanla silinecekti ama ben asla unutmayacaktım.