Faşizm italyan milliyetçiliğidir. Bizler Soycuyuz!
Elbette! Fakat bu kas kafalar anlamamak için ısrar eder.
untitled
No title available
hello vonnie
d e v o n
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Mike Driver
I'd rather be in outer space 🛸

Jimmy Eat World
Cookie Run:Kingdom Official!
KIROKAZE

No title available
★
Interview Vampire Daily

shark vs the universe
Color Me Curious

PR's Tumblrdome
taylor price

Discoholic 🪩
Sade Olutola
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
seen from Vietnam
seen from United States

seen from United States
seen from Indonesia
seen from Vietnam
seen from Philippines
seen from North Macedonia
seen from Indonesia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Colombia

seen from Iraq
seen from Ukraine
seen from Ecuador
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from India
seen from Kazakhstan

seen from Malaysia
@yuce-turk-irki
Faşizm italyan milliyetçiliğidir. Bizler Soycuyuz!
Elbette! Fakat bu kas kafalar anlamamak için ısrar eder.
“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan, On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan; Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan; Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.
Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi, Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!
Bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız; Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız. Türk’üz, bütün başlardan üstün olan başlarız; Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.
Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi, Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!
Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını, Dindirdik memleketin yıllar süren yasını. Bütünledik her yönden istiklal kavgasını; Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını.
Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi, Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!
Örnektir uluslara açtığımız yeni iz; İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz. Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz; Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.
Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi, Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!”
“Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. Iztırap çek inleme... Ses çıkarmadan aşın. Bir damlacık aksa da bir acizdir göz yaşın; Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın, Tek başına dileğe doğru at salmalısın. Ezilmekten çekinme ... Gerilemekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın, Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan! Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan? Mefkuresinden başka her varlığı unutan, Kahramanlar gibi sen ebedi kalmalısın... Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak, Ne de sıska bir göğse takılan bir çiçeksin; Seninde bu dünyada nasibin var savaşmak!... Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin. Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla, Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova ,yayla... Hayata ne biçimde geldinse bir borayla Daha sert bir kasırga içinde biteceksin. KIZIL ELMA uğruna kılıç çekince kından, Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından. Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından. Belki öldükten sonra bir parça güleceksin. Yüz paralık kurşunla gider “HAYAT” dediğin; “ Tanrı yolu” uzaktır; erken kalk sıkı giyin. Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin. Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini, Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına. Işıksız kulübende boranın esişini Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına. Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca; Namert bir el arkandan seni vurur kadınca; Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına... Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar, Senin büyük derdinden başkaları ne anlar? Vicdanını “Paris”e, “Moskova”ya satanlar, Küfür diye bakarlar senin dualarına. Hey arkadaş!.. Bu yolda bende coşkun bir selim, Beraberiz seninle, işte elinde elim. Seninle bu hayatın gel beraber gülelim, Ölümüne , gamına, tipisine, karına... Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile, Onu bütün gücünle vuracaksın çağında. Savaş... Bunu tadını ey Türk sen bulamazsın, Ne sevgili yanında, ne baba ocağında... Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara, Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara... Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara “Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında. Siyasette muhabbet... Hepsi yalan, palavra... Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara... Lenin’den bahsederse karşında bir maskara, Bir tebessüm belirsin sadece dudağında. Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar! Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar... Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar? Ruhlarımız buluşur elbet “Tanrıdağı”nda... Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin , Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da, Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın, Yorgunluğu gidermek serin bir su başında. Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan? Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan. Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan, Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında. Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın, Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın. Duyguların ölmüştür... Tapınılan bir kızın, Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında. Iztırabı kanına kat da göz kırpmadan iç! Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç... Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç, Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında.... “ -H. Nihal ATSIZ
ATATÜRK TÜRKÇÜDÜR!
Atatürk’ün Türkçü Sözleri;
• Türkiye Türklerindir. Kanını taşıyandan başkasına inanma. • Dünya üzerinde Türk’ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir. • Bir gün ressamlar Türk’ün simasını kaybederlerse yıldırımı alsınlar yapıversinler. • Türklerin yaşadıkları her yer misak-ı milli hudutları içindedir. • Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır. • Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. • Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir. • Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. • Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız. • Bu ülke, tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır. • Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. • Taş kırılır, tunç erir. Ama Türklük ebedidir. • Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. • Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. • Türk, Türk olduğu için asildir. Çoğumuz büyükbabamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın bilincinde buluruz. • Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır. • Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı, “Türk’üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi” diyelim. • Türk, çetin işler başarmak için yaratılmıştır. • Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. • Bir Türk, cihana bedeldir. • İstanbul’da çıkan bir dergiyi Kaşgar’daki bir Türk de anlayacaktır.
"Türklüğün düşmanı çoktur ama Türklüğü savunanın düşmanı daha çoktur."
-İsmail GASPIRALI
...
Atatürk'e "Cephede savaşmadı,anca dolandı!" diyen akp zihniyetine bak hele! Sanki Tayyip elinde tüfekle ülkeyi kurtarıyor.
Türkçülük fikrinin liderleri. -İsmail GASPIRALI -Mehmet Ziya GÖKALP -Yusuf AKÇURA -Sadri Maksudi ARSAL -Mustafa Kemal ATATÜRK -Ahmet Zeki Velidi TOGAN -Hüseyin Nihal ATSIZ
“Irk meselesini fevkalade mühim görüyorum. Türk olmayanların kalbi, bir Türk gibi hiçbir zaman çarpmayacaktır.” -Kazım Karabekir
Şehitler Anıtı - Sivas Futbolun Türklere verdiği zarar.
Balıkesir,Ayvalık-Lale Adası’nda bulunan kurt emen balalar. (Altta bulunan görsel yıkılmış durumu)
Bozkurt işareti siyasete alet edilemez. Bozkurt işareti Türklere aittir...
Yazıklar olsun ki yeni neslin Osmanlıdan öncesinden haberi yok. -Görsel Alıntıdır!
“Tarih”i yalnızca bir ders sanan toplumla bir adım öteye gidilemez.
TÜRK Ulusu,Vazgeç,Pişman Ol
Uyan TÜRK Budunu,UYAN...
Uyanış
Türk balası değişmiş, töreyi unutmuş.
Kurt başlı sancak inmiş, göğü unutmuş.
Budun bölünmüş, birliği unutmuş.
Kılıçlar körelmiş, bilenmeyi unutmuş.
Kollar çelimsizleşmiş, vuruşu unutmuş.
Kalpler sönükleşmiş, cesareti unutmuş.
Us bulanmış, bilgeliği unutmuş.
Kalanlar, gidenleri; gidenler de geride kalanları unutmuş.
Göz yaşarmayınca yuğu unutmuş.
Kopuz tınlamayınca ezgiyi unutmuş.
Er erliği hatun hatunluğu unutmuş.
Gençlik itaati, büyükler mürşitliği unutmuş.
Geçen kederli günler, alınan zaferler unutulmuş.
Akınlar, buyruklar ve savaşlar da unutulmuş.
Hepsinden de acısı Türk kökünü, atasını unutmuş.
Düşman ise ne geçmişi unutmuş ne de en büyük korkularını. Semirildikçe semirilmiş. Bu kadar çok şey unutulunca üç beş kelaynak kartallara kafa tutar olmuş. Bize ne oluyor da özümüzden bu kadar uzaklaşıyoruz? Tarihimizde var mıdır bu kadar vahim hadise? Bir ölür bin doğarız ama unutursak ne yaparız? Nedir bu asırlardır süren uyuşukluk? Kaçıncı nesil bu Turansız geçen? Nedir umutları söndüren kalbimizde? Nedir dillerimizi bağlayan? Bırak oyunu oynaşı ileriye bak artık. Kükre ve haykır yedi cihana birden gönlünün buhranlarını, zihnini dağlayan korları. Uyan ve titret göğü ataların gibi “TÜRK'ÜM” diye.
Biz vefasızlar bunca şeyi unutsak bile yine de silinemeyiz acundan. Bizler batan kıtanın evlatlarıyız. Allah kutlu ırk kılmış bizi. Hiç bir yağı diz çöktüremez de bize, kendi kendimize keser dururuz önümüzü. Keşke farkına varsak.
Turan gerçektir ve bir kaderdir. Elbet bir gün gelecektir. Acun yine Türk'ün çizmeleri altında titreyecek Bozkurtlar yine dirilecektir. Hüznüm bu yüzdendir: hem geçmişi hem geleceği şan dolu bir milletin en unutkan olduğu çağda inmişiz yeryüzüne. “Titre ve kendine dön…” Neden biz de şahit olmayalım kutlu günlere? Neden bu nesil ilk öncüsü olmasın Kutlu adımın? Gelecek nesiller neden saygı ve sevgiyle yâd etmesin bizi. Akranlarım, kandaşlarım, arkadaşlarım, yetiştir kendini yarınlar için. Evde boş boş vakit geçirmekle, okuldan kaçmakla, gerekli gereksiz şeylere bağlanmakla hizmet olmuyor vatana. Yarınlara yetişmek ne kuru propaganda ile olur ne de kendi kendine kafanda bir şeyler kurmakla. Okuyun, her iki anlamda da. Kendi aydınımızı da bilin soysuzları da. Kim ne yazmış bilin. Kalemini şerefi pahasına satmış bir yazar dahi olsa okuyun. Asırlık düşmanın kaleminden bile çıkmış olsa okuyun. Bilin düşmanın neler savunduğunu ki vakti gelince tam on ikiden vurun hedefi. Onlar bizi biliyorlar. Bunun içindir ki hep zafiyetlerimize saldırıyorlar. Misal Gönderden bayrak indiriyor, tarihimize kara çalmaya kalkıyorlar. Beyinsiz embesiller de buna inanıyor. Okursak hatırlarız dünümüzü ve en saklı genomlarımızda yatan gerçeği. Okursak paslanmış zihinlerimiz açılır, kültürümüz artar, çağı ve gereklerini kavrarız.
Bizler töreden ve milli bilinçten iyiden iyiye uzaklaşmış bir toplumun fertleriyiz. Son başbuğun ölümünden bu yana 80 yılın geçtiği bir çağdayız. Bize kutlu hedefi gösterecek hiç bir kimsemiz yok. Öyle ise fert fert çizmeliyiz rotamızı. Önce bireyler olarak yükselmeli sonra örgütlenmeliyiz. Aksi takdirde gençliğimizin verdiği deli dolulukla birilerinin kılıcını sallarken harcanırız. Kendi davamız uğruna çalıştığımızı sanırken bir de bakarız ki şahsi menfaatler uğruna kullanılmışız. Bilgi kimdeyse üstünlük ondadır. Topluma doktorlar, mühendisler, hukukçular ve eğitimciler olarak türlü şekilde karışıp insanları aydınlatmalıyız. Bu yolda bize rehberlik edecek kimseler kitaplarda uyuyor. Kitaplar Kızılelma’nın uğruna hayatlarını harcamış insanlara ulaşabileceğimiz tek geçit. Bize rehberlik edecek insanlar birer birer çürüdüler buz gibi toprağın altında. O toprak ki ısınmak için birer birer hapsetti kendinde her biri kor parçası olan yürekleri. Ne Atsız Ata kaldı geriye ne Mustafa Kemal… Ölenlerden, adı meçhule karışanlardan devraldığımız “kızılelmayı” isminizle yaraşır bir azimle sımsıkı kavrayıp güneşin battığı son hududu görene kadar koşmamız lazımken bizler bir adım öteye taşımıyoruz.
Dönüp dolaşıp aynı şeyi söylüyorum “Okumuyoruz”. Okumadığımız için bilmiyoruz. Bize on tane Türkçü insan söyle desek akranlarımızdan kim ne kadar kişi söyleyebilir. Şu bir gerçek ki yeni gelen nesil kendi kimliğinden bihaber halde, onun bunun ideolojilerinin peşinden koşuyor. Hâlbuki biz Türkçülüğü gereğiyle kavrarsak ve topluma da kavratırsak emin olun ki nesil fıtratına uyar, milli bilincin izinde vatana hizmet eder. Söz gelimi Bozkurtların Ölümü güzel bir örnek teşkil eder bu konuda. Hangimiz “Bozkurtların Ölümü” nü okurken yaşaran gözlerimizle sarsılmadık. Atsız Ata, Yüzbaşı Sançar'ı öyle bir öldürdü ki pek çoklarımızın içinde ölü bir umut olan Turan'a hayat verdi. Bir kitap çok şeyi değiştirebilir. Sorarım bir Türk Gencinde uyanmayı bekleyen milli hisleri sadece ve sadece bir kitap ile sarsmak yeterli değil midir?
Değinmek istediğim bir diğer hususta biz Türkçüler kendi içerimizde bölünmemeliyiz. Hedef aynı olduktan sonra yolların bir zararı yok. Belirli bir hedefe kitlenen bir insan topluluğunun başaramayacağı şey yoktur. Tarih bu konuda örneklerle doludur. Her bir örneği bilmek davamıza hizmettir çünkü tarih sahiden de tekrardan ibarettir. Bugün olanlar dün de oldu. Yarın da olacak. Fakat bizler aynı hatalara düştükçe başımıza gelen musibetlerin şiddeti artıyor. Bunun içindir ki geçmişten ders almalı yekvücut olup büyük düşünmeliyiz. Kafamıza gerek medya gerekse toplum tarafından yerleştirilmiş türlü kotadan arınmalıyız. Çalışan, umut eden ve vaz geçemeyenler sonunda başarır.
Kandaşlarım Viyana’ya bir kez daha dayanmak bir hayal değil. Akdeniz’i, Karadeniz’i tekrardan bir iç deniz yapmak hayal değil. Burdan çin seddine kadar ordular yürütmek hayal değil. Doğu Türkistan’a, Kerkük’e, Türk’ün başına üşüşmüş akbabaların cirit attığı her bir yurda kurtuluş olmak hayal değil. Kaşgarlı Mahmud’un bir gün lazım olacağını bildiği, dünya milletlerine Türkçeyi öğreten sözlükleri milyonlarca adet basmak hayal değil. Gün içerisinde bilmem kaç kez maruz kaldığımız kültür dayatmasını tersine çevirmek, acunun en ücra köşesindeki bir hanenin içerisinde dahi Türk adını zikrettirmek hayal değil. TV’lerde internette, festivallerde bırakın bizim gencimize Asyalıya Avrupalıya Amerikalıya, Kendi kültürümüzü, sanatımızı ve Dünya Görüşümüzü aşılamak hayal değil. Sokağa çıktığımızda tek bir yabancı tabela görmemek hayal değil. Ülkenin kalkınmasının milletin refahının her geçen gün arttığını görmek hayal değil. Anadolu’yu tekrar ormanlarla kaplamak hayal değil. 0 ithalat %100 yerli üretim hayal değil. Ayda koloni kurmak hayal değil. Tüm Türkleri birleştirmek hayal değil. Dünyanın Süper gücü olmak bir hayal değil. Atalarımız gibi bir çağı kapatıp yenisi açmak hayal değil… Bizler bunları yapabiliriz. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda akan asil kanda mevcut.
Ben artık kaderimizin değişmesini istiyorum. Ben artık benim gibi düşünen insanların amacına eriştiklerini görmek istiyorum. Yeryüzünden bunu görerek ayrılmak istiyorum. Bugün artık ne bileklerimizde prangalar var ne de boyunlarımızda urgan. Hür doğup hür yaşamış milletimin zihinleri esir. Uyanışımızı görebilecek miyim bilmiyorum. Çok zor biliyorum. Bir toplumu uyandırmak… Ama bir olmazsak bizi mutlu yarınlar beklemiyor. Bir olmaz isek nesillerimizi bu topraklardan kazıyacak bir düşman geliyor. Ben bu vatanın her bir karışını iliklerimde hissediyorum. Türkiye Türklerindir biliyorum ama şunu da söylemek istiyorum “Bu ülke yalnız savaş zamanlarında değil yeryüzüne son güneş doğuncaya kadar bize ait.” Ne yazık ki bunu unutan bir topluluğuz bugün. Nice beden karıştı toprağa bu vatan için. Onlar bu vatanı vatan kılmayı becerdi. Bizler ise uçmağa varan ruhlarını saymaktan bile aciziz. Tarihten bile eski olan ilk başbuğumuzdan son Başbuğ Atatürk’e kadar tüm liderlerimize, onların kutlu askerlerine, Japon Denizi’nden akidenize kadar olan tüm yurtlarımıza layık birer Türk olmalıyız. Töreyi tekrar yükseltmeli, binlerce yılın öfkesini düşmanlarımızın üzerine salmalıyız. Yetim kalan çocukları, yarım kalan hayatları, yitirilen sevgilileri, anaların bağrından alınan çocukları, süngü yiyen göğüsleri, idam edilen başları hep unutuyoruz. Ben anlamıyorum. Tam vaktiyken şahlanıp, millet uğruna bayrak, uğruna cihat uğruna ölmek varken bu toprakları ve tüm eski yurtlarımızı tam bağımsız bir halde milletimize bağlamak varken bizler neden hala hırsızların peşinde dolanıyoruz. Ülkemin yarısından fazlası neden bu kadar tamahkâr oldu. Koltuk sevdası, makam arayışları, kolay yoldan para, zina, ahlaksızlık ve haddi aşma neden bu kadar ele geçirdi bu toplumu. Hiç mi utanmamız yok şehitlerimizden. Hiç mi utanmamız yok Kitap’dan. Hiç mi utanmıyoruz bizi bu topraklara hakim kılan, tarih denen çarkın döndürücüsü kılan Yaratandan. Her şeyde geri kaldık. 3. Dünya ülkeleri gibi halimiz. Bizdeki potansiyel hangi ırkta var? Ümitlerimiz neden kırıldı. Hepimizin aklında türlü sorunlar var. Sorunları bulan zihinler neden cevaplara da erişemesin. Bu madenler, bu toprak, bu tabiat, bu sanayi, bu hukuk yükselmeli bilim ve sanat aydınlatmalı dört bir yanı. Her bir birey yükselmek için çalışmalı. “Yükselmenin sınırı yok.” Büyük işler başarmak bize nesillerimizden ve atalarımızdan kalan bir borçtur. Birer birer yılmadan usanmadan doğru yoldan erdemlilikten vaz geçmeden düşenlerden devraldığımız sancağı daha da yükseltmeliyiz. Öleceğiz hepimiz öleceğiz. Ne ben nede bu satırları okuyan sevgili dostum sen bundan bir 100 yıl sonra olmayacağız. Eğer hak etmişsek huzuru bulacağız. Bize verilen ömrü tamamlamanın ve yaşam mücadelesinin verdiği yorgunluktan kurtulmanın rahatlığıyla geldiğimiz yere geri döneceğiz. Bedenlerimiz çürürken fikirlerimiz yaşayacak. Ruhlarımız ise mahşeri bekleyecek. Bizden sonrakileri birleştirecek olan ve onlara yarım kalmış işimizi devredecek olan şey fikirlerimizden başka bir şey değil. Ortak bir zihin var bizlere yerleştirilen. Biz insanlık olarak Bölündük ve ayrılığa düştük. Birbirimizle savaşmaya mecburuz. Bu bizim fıtratımız. Ben eğer Türk’sem Türklük için savaşmalıyım. Fıtratımdan uzaklaşmam düşünülemez. Oysa kim kaldı şu günlerde bir avuç insandan başka Türklük için savaşan, Din için savaşan, Erdem için birlik için adalet için savaşan. Kim okusa bu yazıyı kendisini bir kefeye koyar ve ben savaşıyorum der. Ee hani o zaman nerde bu savaşın galibi? Demek ki elimizden gelen her şeyi ortaya dökmüyoruz. Rahata alıştık ve uyuşturulduk fert fert.
Gösterişten uzak riyadan ve şahsi menfaatten uzak, yükselmek için çalışan bir toplum niyetiyle der yazımı burada tamamlarım.
-ULUGGOKBORU