
Game Changer & Make Some Noise
★
sheepfilms
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Noah Kahan
🩵 avery cochrane 🩵
ojovivo
Keni
tumblr dot com
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Color Me Curious
taylor price
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

izzy's playlists!
Doug Jones
$LAYYYTER
Interview Vampire Daily
Sade Olutola
One Nice Bug Per Day

seen from Nepal
seen from India
seen from France
seen from Brazil

seen from Thailand
seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Bangladesh

seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from Bangladesh

seen from France
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Vietnam

seen from Georgia
seen from Malaysia
seen from Nepal

seen from Germany
@yuregimdekicicek
bir kişiyle olmadı diye bin kişiye kalbini kapatan o kız
-gözleri çok fazla derin, her şeyi ezberletecekmiş gibi zora koşuyor...
"ben seninle müşterek bir dert içindeyim. bizi yakan ateşe odun toplar gibiyiz"
Sen bi' şarkı seç, onunla gel. Ağzının ekseni aklıma çarpsın.
Lost Highway ( 1997 )
David Lynch
öpücükler yıldız olsaydı, sana gökyüzünü verirdim*
"ben bir yerlerdeyim, hep bir yerlerden bir yerlereyim"
“yirmidört yaşındayım ve saksıda bir çiçeğe adını vermenin seni seviyorum demek olduğunu biliyorum. babam ellidokuz yaşında seni seviyorum demenin kadınlara özel saç dökülmelerine karşı şampuan almakla aynı şey olduğunu düşünüyor. dedem seksen yaşında seni seviyorum diyemediği için uyurken yorganın bir ucuyla yatağa koyduğu telefonun ekranından sevdiği kadının üstünü örtüyor. hepimizin anladığı bir şey var, söyleyemediği, duyuramadığı, çok geç kaldığı. doksan metrekare bir evde neler öğreniyorum, üstelik konuşmadan. bir kadını uykusundan uyandığı gibi yatağına oturmuş ağlaya ağlaya bayram şekeri yerken görüp bunu kimseye anlatamadan. bazı hikayeler uzun değil taştır diyemeden. kimse sormuyor çünkü. boğazın ağrıyorsa pastil, miden bulanıyorsa nane limon, üşüdüysen hırka diyorlar. sevgi deyince hepimiz susuyoruz. birimiz sağ cama birimiz yola dönüyoruz. bilip sustuklarımı art arda dizsem sana yürürdüm diyorum, bu da içimden. birine anlatmam gerekiyordu ki kendimi buldum, ağzımı açıp kelimeleri yuttum, böyle söyleme demişlerdi, sonra bir süre saksıda çiçekle konuştum, deli misin demişlerdi, hep bir şey demişlerdi ama ben ne cevap vermiştim, bir gün bir masada otururken fark ettiğim gibi, geçmişe dair her şeyi eksiksiz hatırlarken kendimi hep unutuyorum. yolu biliyorum ama gidişte miyim dönüşte mi mesela. bir adamın elini sıkmıştım ama öfke miydi izi kalsın mı. bunun gibi. kimse kendine ne yaptın sen böyle dememişti o yüzden kendime ne yaptım ben böyle demiştim. solucan gibi kıvrılıp durduğum yatak, su yeşili duvarlar, beş kırkbeş değil altıya çeyrek var. seni seviyorum değil çiçek ekmek. saçlarını taramak. bugün de gelmedin herhalde bugün de beni özlemedin, olsun yarın gelirsin, olmadı ben gelirim demek. doksan metrekare. buradan oraya. neyse.”
bir ömrün güzelliğinin, Allah ile harmanlanmış gönüle girmekte saklı olduğuna inanıyorum.
ellerimde kaktüs tohumları var ama ellerin ellerime kapanınca kırmızı güller yeşeriyor.
... ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsen batar.
ben bu dünya ile tükendim.
O gün seçtiğin çiçek,
tek görevi çürümekti.
“Birbirimizi anladıysak eğer, karşılaşırız yine.”
• don juan | lord byron