"Söyleyecek çok şeyin olduğunu ama kimseye söylemene gerek olmadığını hissedene kadar büyümeyeceksin."
sheepfilms

祝日 / Permanent Vacation

Origami Around

Janaina Medeiros
🪼

❣ Chile in a Photography ❣
RMH
Sweet Seals For You, Always
Monterey Bay Aquarium

Love Begins

Kaledo Art

PR's Tumblrdome
No title available
tumblr dot com
Lint Roller? I Barely Know Her
NASA

roma★
Alisa U Zemlji Chuda
will byers stan first human second
dirt enthusiast

seen from Ukraine
seen from United States
seen from India
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Argentina
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States

seen from Belarus
seen from United Kingdom
seen from Canada

seen from Nepal

seen from Israel
@aldigikadarun
"Söyleyecek çok şeyin olduğunu ama kimseye söylemene gerek olmadığını hissedene kadar büyümeyeceksin."
Evde balık pişirmek mi kaldı Allah aşkına ya. Komşularrr,komşular.
Soru: Eşiniz/nişanlınız/sevgilinizle ufacık bir tartışma yaşadınız ve telefonu kapattınız. Ve hastasınız da üstelik ciddi bir durum. Sonra sizi aramıyor. Üstelik üzerinden günler geçiyor.Siz arar mıydınız yoksa Allah sana akıl fikir versin,ne istiyorsan onu yap mı derdiniz? Hayali değil de gerçekten ne yapıyorsunuz onu merak ediyorum.
Kötü günler geride kaldı,sırada daha kötü günler var,mı diyordu. Bu bakış açısı ile ilgili bence. Bunu değiştirebilirim. Olayları kötü iyi diye ayırmadan,yaşayacaklarım bunlar. Ben bunlarla ne yapmalıyım,ne anlamalıyım, Allah bana niye verdi bunları,üstelik sadece bana vermiyor bak herkes nelerden geçiyor,dikkat et demeliyim. Diyeceğim,diyorum. Hepsi geçiyor. Hepsi ama hepsi. Bugün S.aradı uzun zaman sonra konuştuk. Mesela Hızır gibi yetişti. Kafama takılan bazı test sonuçları vardı,her ne kadar benim işime dahil olsa da sorumluluk başka. İçimi rahatlatmak istedim. Fsp'yi geçmiş. İş bulunca Almanya'ya gidecek inşallah. Onunla da aynı şeyi konuştuk. Hayatım çok karmaşık dedim ,benim etrafımda hayatı böyle olmayan yok dedi. Biraz ikna oldum. Bizim problemimiz bu dedi . Oraya gidince gördüm ki bu ülkede bizi hep ezmişler, özgüvenimizi kırmışlar dedi. Halbuki Allah'ın izni ile hepsini yapabilecek kapasitemiz var dedi. Her olumsuzluk yaşadığımda hep bu çukura düşüyorum mesela. Bizim nesil böyle dedi . Ama biz neleri atlattık düşünsene dedi. Sabah 7'de karanlıkta vizite geliyorduk,çok malign bir hoca vardı. 2 ay tek ayak üstünde durduk. Mesela İ.hocanın servisini bitirdik biz kızım dedi ,hatırlasana dedi. Ama mutluyduk değil mi dedi. Evet o vakitler çok mutluyduk her zorluğa rağmen. İstersen ve bırakmazsan hepsi oluyor dedi,elbette nasip var. Almanya'da çalışırken Sırp bir dr varmış,sen çok iyisin demiş buna,o hiç Almanca bilmeden gelmiş. Ülkenin üzerinde çok güzel oyunlar oynanmış,eskiden çok gülerdim bu cümlelere . Ama zamanla o kadar iyi anlıyorsun ki bunu. Güzel güzel tavsiyelerde bulundu,rahatladım. Hiç bilenle bilmeyen bir olur muydu? Camdaki Kız açtım biraz kahvaltı yaparken,izlemiyordum bir süredir,sona yaklaşıyor diye merak ettim. Dram dram. Annesinin öleceğini bilen hamile kızı anı kutusunu çıkardığı an ağlamaya başladım. Günlerdir tutuyordum kendimi. Dizi izleme ne çok seviyorsun diyorlar. Evet seviyorum, insan hikayelerini hep sevdim. Hemen kapattım ağladıktan sonra. Çalışmam gerekiyor,çok zorlansam da elimden geleni yapabilmem gerekiyor,ve sonra da diyeceğim ki olmazsa eğer,ben elimden geleni yaptım,iç sesim diyecek ki daha fazla yapabilirdin, hayır dicem,şimdilik bu kadar geldi elimden.
her şeyi yazmak istiyorum. her şeyi yazmanın pek çok yolu vardır. bunun en temel biçimleri, tekrar okunmayacak şekilde yazmak, tekrar okumak üzere yazmak ve birileri okuyacakmış gibi yazmaktır. bir şeyleri yazarak düşünmek veya yazmayı bir nevi sindirim biçimi olarak görmek, kendim için kabullendiğim bir gerçek. bunu uzun yıllar boyunca yalnızca kendime ait bir alanda, tekrar okuma niyeti olmadan, sadece zihnimi boşalttığım bir yöntem olarak sürdürdüm. daha sonra yine yalnızca kendime ait bir alanda, fakat bu kez gelecekteki kendime notlar olarak yazmaya başladım. okuyacaktım ama kendim okuyacaktım. dönem dönem dönüp okudum da. bir müddet sonra kendimle, şimdiki benle yeniden yüzleşecek olduğumu bilmek, yazarken daha seçici olmayı gerektiriyordu ve bu otokontrol hoşuma gidiyordu. daha sevilesi bir 'kendilik' kuruyordum. yazma ediminin yeni bir boyutunu keşfettim: kendini tümleme, kendini üretme. ilerleyen zamanlarda, bu hakiki-kurguya tanıklık edecek birilerinin olması fikri daha sıcak gelmeye başladı. birilerinin olması mühim değildi, fakat birilerinin olma ihtimali, olanları görme, değerlendirme ve sunma biçimime etki ediyordu. -muhalin örneğidir- adeta facebook'taki "başkasının gözünden gör" butonuyla aynı işleve sahipti bu. kendimi anlatarak kendime katlanmak: o gün gördüğüm çirkin bir duvarın yalnızca en güzel köşesini fotoğraflayarak belki eksik fakat kesinlikle hakiki bir imaj ortaya koyuyordum. bu imaja yalnızca kendim inanmış olmam yeterli gelmezse, sayısını bilmediğim kadar potansiyel tanık var etmiş oluyordum ve dünyayı böyle bir pencereden seyretmek hoşuma gidiyordu. (elbette bunlar çok sentetik çıkarımlar; hiçbir şeyi bu kadar derinlemesine düşünerek yapmam). bugün burada uzunca geçmişe sahip olan payende'nin varlığını sorguladım ve tüm bunların ne anlama geldiğini görmek istedim. payende beni güçlü kılıyor, beni çoğu zaman kendi başıma inanmaya takat yetiremediğim şeylere inandırıyor. payende'nin düştüğünü ama kalktığını yalnızca ben değil, benimle birlikte pek çok göz gördüğünde bu daha sahici oluyor sanki. belki bir gün buna hiç gerek kalmaz. şimdilik böyle hissediyorum.
Rüyamda enginar görmeme ne demeli peki?
"Erkek gibi kadın" diyor,derken değişik bir ton var sesinde. Saygı ifadesi gibi. 'Peki onunla evlenmek ister miydin?' diye soruyorum. Hayır kesinlikle diyor. Zaten savcı ve polis kızlarla da kimse evlenmek istemezdi,arkadaşlarımdan yani diyor. Meslek icabı,gördükleri şeyler sonrası katılaşıyorlarmış. Evde öyle biri olsun istemezlermiş.
Hava çok değişik.Rüzgar esiyor,yağmur yağacak,şimşek çakıyor filan. Yürüdüm biraz,kokular çıldırtıcı resmen. Oranın havası da daha bir başka. Orayı da özlüyorum ilginç bir şekilde. Ben adam olmam mı acaba? Sonra bir apartman bahçesinin yanından geçerken toprak kokusu geldi. Bahçeyle uğraşılmış. O koku geldi birden. Hayatımda ilk kez gördüm bir ölünün mezara indirilmesini. Toprak atılmasını,başkaları da alsın denilmesini. Toprak yaştı. Yaş toprak kokusu. Elime toprak aldım ben de attım. Elim kapkara olmuştu. Şimdi o da bu kokuları alabiliyor mu acaba diye geçirdim içimden. Ölümü filan ne kadar basitleştiriyorlar bazen. Çok ölüm gördüm. Kalp masajı yaparken biz de konuşurduk,sonlara doğru cevap alınamadığında konuşmalar artar planlamalar yapılırdı. Sonra elimizden geleni yaptık yapacak bir şey yok duygusu gelirdi. Sonra tek tek ortalık toparlanır filan. Ama sonrasını hiç düşünmezdim. Evet genelde hep yaşlılar oluyor bu durumda. O sebeple belki düşünmüyordum sonrasını. Ya Sonra? Morga inecek,aile görecek,sonra yıkanacak,sonra toprak olacak. Dikkat ederdim çok,bir yerinden kanama olmasın,aile görüp üzülmesin diye uğraşırdım. Genç ölümleri de oldu çokça. Ağlamamak için odaya gittiğim zamanlar da. Çok ölüm gördüm ama kendi ailenden birinin ölü halini görmek bambaşkaymış. Takılıp düşecektim içeri girerken,eşik varmış kocaman. Sonra dedim ki içimden,niye pudra sürmüşler yüzüne? Saçmalığa bak. Bembeyaz bir yüz. Hastalık nedeniyle zayıflamış da zayıflamış hiç kas kalmamış bir yüz. Avurt mu deniyordu oralara,içine çökmüş. Beslenmesini keseceklermiş dedi kuzenim,bir şey söyle itiraz edeyim,yapamazlar değil mi dedi ? Yapamazlar diyemedim,artık bitti. Kalp masajı yapmayacaklarmış burda böyleymiş yapamazlar değil mi dedi,yapmasınlar daha iyi,canını yakmasınlar diyemedim. Nerden geldi şimdi aklıma bunlar? Böyle şeyler yazmayacaktım aslında. Ha toprak kokusu. Toprak. Ölüm varken ne saçma şeylerle uğraşıyorum Allah'ım ben ?
H'yi çok özlüyorum. Yani bu özlemek mi bilmiyorum da. Ben hiçbir şey bilmiyorum ya. Bu zamanlarımda ama ona çok ihtiyaç duyduğumu hissediyorum. Bu konularda tecrübesine çok güvendiğim birisi çünkü. Her sorumu eminim fazla fazla cevaplardı. Ama şu an panik atak geçirmemek için bu soruları kendime de sormuyorum. Her yetişkin gibi kendin araştırıp bulacaksın ve sonuçlarına da katlanacaksın diyorum. Böyle mi olmalı peki cidden de? Ne var senin geçeceğin yollardan geçmiş insanlardan destek alsan? Bilmiyorum ya. Ama kendimi çok çaresiz ve yalnız hissediyorum. Başkalarına sorsam hatırlamıyorum diyecekler ya da eksik anlatacaklar onu biliyorum. Ama kendim seçtim bu yolu da. Onun iyiliği için kendi iyiliğim için görüşmemek en iyisi gibi geldi.
Ders çalışırken zihnime o kadar çok şey geliyor ki onları şöyle bir itip konuya odaklanmam çok zor oluyor. Siz benim ne çektiğimi nerden bileceksiniz ya? Sürekli bir tespit geliyor aklıma,dur bunu da yazayım diyorum,sonra saçmalama konuya dön diyorum. Böyle sürekli tespit yapabildiğim bir işim olsaydı ama ne?
Her şey bir anda değişiyor sevgili insanlık. Bakalım bu değişime nasıl ayak uyduracağım. Şimdilik fırtına öncesi sessizlikte gibi hissediyorum.
Şu karşıdaki cağ kebabı yapan yere gittim bir bakayım dedim hem de kendime bir ziyafet çekeyim falan filan. O kadar da puan vermişler ama beğenmedim,sadece o yoğurt çok güzeldi. Şu külahtaki şeyler bir tek Ankara'da mı var,memlekette yok da,çok seviyorum ama. Galiba yumurtaları şu karga yedi,babam şak diye söyledi,karga götürmüştür diye 🤕 Ve Nermin Yazılıtaş çay bardağı. Yani annem öyle diyor,ev hediyesi olarak almıştı,çok beğendik,sonra kendine de almış. Yalnız anlamıyorum bu bardakla içince çay bitmiyor ve hep sıcak kalıyor,büyük A101 bardakları ile içince hemen soğuyor ve bitiyor çay.-Çok temel bir fizik kuralı olmasın cici kız- Bir de en sevdiğim abur cuburlar bu kahve dünyasının çikolata topçukları galiba.
(O değil de bardakların bir adı vardı ama neydi ya ???)
Babam sürekli harçlığın kalmamıştır,harçlık et diye para gönderiyor. Böyle sessiz kalıyorum ama çok kompleks bir durum gibi geliyor bu. Bazen Allah'ım sen aklımı koru diyorum ya. Çünkü her şey çok saçma değil mi sayın seyirciler?
Annem mesaj atmış. "6 ilaç içildi bugün" diye. Yani tarihi bir an diyor kendi adına. Yani üzülüyor tabi bir anda nasıl bu hale geldim diye. Nasıl olacak tabi ki acı. Kafasına takacak meselesi olmayanları da gördüm. Ay dedim ben çocukken görmüştüm bu çifti en son,aynı duruyorlar yemin ediyorum. Sırrı ne ola ki deyince,nolacak bencillik dediler. Evet ileri derecede bencildir o aile ve asla çoluk çocuk bilmem ne dertleriymiş filan kafalarına takmazlar. Tek dertleri cenaze evinde çatal bıçak dağıtırken,kendilerine yetmeyeceğini sanıp panik atak geçirmeleri,olmasından mütevellit, yaz kızım...
Annemin "Ana"sı vardı. Bizim de "Ana"mızdı. Dermiş ki: "Allah mum dileyene mum,çam dileyene çam verirmiş." Üzerinde düşünülesi bir mesele.
Merhaba. Bir postunu okudum ve yazmak istedim. Çok da yeni sayılmayacak ama uzun bir ilişki hatta nişanlılık sürecim bitti. Tüm her şeyi kabullendim olmamasını nasibi. Ya da öyle sanıyorum bilmiyorum. Bugün bi konu açıldı ve annem o eski insan hakkında gereksiz yorumda bulundu. Ne diyeceğimi bilemedim kaldım. Tepki veremedim. Kimseye annem bana bunu diyor ve beni çok kırıyor diyemediğim için buraya yazmak istedim. Bununla nasıl baş ediceğimi bilmiyorum. Ya kırdığını farkında değil ya da bilerek yapıyor inan anlamıyorum artık. Bi insan azcık düşününce buna kırılacağını anlar diye düşünüyorum ama yok anlamıyor. İmtihan diyip geçiyorum. Ya da geçemiyorum bilmiyorum. Yazmak istedim teşekkürler okuduğun için bi şey yazmak istersen onun için de teşekkürler
Merhaba. Kırdığının farkında değil bence. Anneler birey olarak kabul etmiyor çocuklarını çünkü. Hiç hem de. Her anında hatırlatman gerekiyor .ama sen de onu kırmadan. Zor ve uzun bir süreç. Hep tekrarlanacak ama azalacak . Her şey nasip arkadaşlar ya . Zamanla daha iyi anlayacaksınız. Ama ne hissediyorsan da onu o an yaşamakta fayda var . Niye yaşıyorum, şöyle böyle değil. Yaşıyorsun işte yaşa ve geç. Sıradaki de. Hayat bitiyor çok az kaldı. Devam et.
İşte geldik gidiyoruz şaka gibi.
Neyse kendime de haksızlık yapmayayım bu kadar. Çok ilerledim aslında. Öss'ye çalışırken hep Türkçe sorularından çözmeye başlardım, kolay ya hemen yapardım. Ama şimdi Kardiyo okuyorum sürekli,alanım olmadığı için en zorlandığım bölüm orası. Hoşuma gitmese de inadına Kardiyo okuyorum,eksiğimin farkındayım ve üzerine gitmem gerektiğini biliyorum.