Yaşattığın onca şeye rağmen hayatımdaki en güzel detaydın sen.

Game Changer & Make Some Noise
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Jar Jar Binks Fan Club
Claire Keane
One Nice Bug Per Day

No title available

#extradirty

Jimmy Eat World
No title available

gracie abrams
Noah Kahan
Interview Vampire Daily
cherry valley forever
macklin celebrini has autism
Cookie Run:Kingdom Official!

PR's Tumblrdome

tannertan36

roma★
The Stonewall Inn
YOU ARE THE REASON
seen from Spain
seen from United States

seen from France

seen from Peru
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Brazil

seen from Brazil
seen from Germany

seen from Peru

seen from United States
seen from Philippines
seen from United Arab Emirates

seen from United States

seen from Colombia
seen from Malaysia
seen from United States

seen from South Korea
@apolloo21
Yaşattığın onca şeye rağmen hayatımdaki en güzel detaydın sen.
"İnsan sevdiği biriyle bazen son kez konuşuyor, onu son kez görüyor ama bunu bilemiyormuş..."
Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan
Bir şey anlaşılmadan garip bir tesir
yapmak... Ne kadar basit insanlarız...
Doğru dürüst oturup düşünürsek bu
manzumenin dünyada yazılabilecek
en basit hokkabazlıklardan,
yavelerden biri olduğunu eminim
ki teslim ederiz. Hiçbir derin ve
kuvvetli hisse, hiçbir büyük ve insanı
sarsan fikre dayanmadan, sırf göz
boyamak, esrarlı görünmek için
yazılan bu beş on satırda, bir talebede
bile mazur göremeyeceğimiz
aleladelikler var... Yalnız şair, bizim
ne mal olduğumuzu bildiği için,
birkaç ucuz ve basit vasıtaya
müracaat etmiş: Bunlardan birincisi,
tesirli olduğunu şimdiye kadar daima
ispat eden, mistik havadır. Cahil ve
dalavereci bir yobazın kendini muhite
yutturmak için müracaat ettiği esrarlı
ve muammalı birkaç formül, birkaç
dini teşbih, bir iki karanlık ifade
bugün bile derhal aydınlık düşünceleri bulandırıyor.
Kendilerinde bir şeyler bulunduğunu
vehmeden bütün âcizlerin hiç
şaşmadan bu basit çareye: Karanlık
ve karışık olmak suretiyle derin ve
manalı görünmek hilesine
başvurduklarını unutuyoruz. Sonra
Emin Kâmil kendini bize enteresan
göstermeye, ikide birde değiştirdiği
birbirinden yaman kanaatler ve
imanlar ile gözümüzde büyülü bir
perde yaratmaya da muvaffak olmuş.
Birçok halleri, başkalarında bizi
derhal güldürmeye kâfi gelecek olan
saçmalıkları, etrafına hürmetsizlikten
ve saygısızlıktan doğan
patavatsızlıkları ve küstahlıkları bize
büyük bir şahsiyetin ifadeleriymiş gibi
geliyor. Hakikaten şahsiyet sahibi
olan bir adamda bulunması lazım
olan sarsılmaz iç muvazenesinin,
insanlığa ve bittabi insanlara, onları
kör, aptal yerine koymayacak kadar
kuvvetli bir hürmetin, onda mevcut
olmadığını fark etmiyoruz
“Mektubun gecikti gene. Belki de ne yazacağını kestiremiyorsun. Oysa adını yazman yeter. Görünce içim aydınlanıyor.”
- Ahmed Arif, Leylim Leylim.
-Müzeyyen. +Efendim? -Hiç, adını söylemek hoşuma gidiyor.
çok hoş lan
Bu bir rüyaysa,uyandırma.
Sabah olsun ben giderim, sen kal rüyamda
Bir rüya gördüm peşine düştüm
Rüyanda görsen inanma
Seni gördüm rüyamda'
Rüyalarda buluşuruz
Bu bir rüyaysa,uyandırma.
Sabah olsun ben giderim, sen kal rüyamda
Bir rüya gördüm peşine düştüm
Rüyanda görsen inanma
Bu bir rüyaysa,uyandırma.
Sabah olsun ben giderim, sen kal rüyamda
Neye dokunsam ellerimin hüznü bulaşıyor...
Edebiyata olan düşmanlığı harflerin harbi paklar ancak ama bunun için çok okumak lazım. Okuyup anlamak, bilmek lazım. çünkü insan en çok bilmediğine düşmandır.
Erdem Beyazıt
‘’Bırak Ay Gitsin Sen Kal Bu Gece’’
Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir “kitapları koruma derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli...
BİRAZ YORGUNUM
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında!
Hiç bilmiyorum! Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!
Baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı!
Kimimize kış, kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı!
Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz!
Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler!
Onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz!
En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını!
İnsan baba olunca anlıyormuş babasını!
Erdem Bayazıt