Peter Solarz
art blog(derogatory)
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
No title available
taylor price

Andulka

roma★

No title available
almost home
Stranger Things
Xuebing Du
tumblr dot com
Misplaced Lens Cap
he wasn't even looking at me and he found me
wallacepolsom

Discoholic 🪩
No title available

Janaina Medeiros
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
hello vonnie
seen from India
seen from United States

seen from United States
seen from Romania

seen from South Africa

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Brazil
seen from United States

seen from Belgium
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Vietnam
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@asmozlem
sustuğun her şey bir gece kustuğun gerçeklere dönüşüyor. hayat o kadar da adil değil.
insanı büyüten şeylerin yıllar olmaması ne hüzünlü şeymiş.
kaybetmekten korktuğum her şeyden vazgeçtim
bir şeyler oldu. bu zamana kadar hep kafam eğik yürüdüm. yüzünüze bakmaktan korktuğumdan değil. korkmuyorum da değil ama ondan değil. ezberin ve geç kalmış sevginin ezici ağırlığını biraz daha hissetmemek için, evet. öyle ya da böyle yıllarca adımlarımı sıraladım. şehirler gezdim. insanlar tanıdım. sevdim, sevildim, seviştim. aynı şarkıyı farklı ağızlardan çok dinledim. aynı sancıyı farklı karınlarda. aynı gökyüzünü başka şehirlerde. hepsi oldu bitti. derler ki zamanı geldiğinde bir şeyler değişmeli. beklemek çürütür. kendi köşemle öyle tanıştım. köşeme çekildiğimde -tanrı’ya minnet- ellerim boş kalmadı. ne zamandır şikayet etmeden kahkahalarınızı köşemden dinliyorum. dişlerinizin sayısını köşemden sayıyorum. kendime köşemden kızıyorum. saklanmıyorum ama bir köşeye sığındım. cümlelerin döndürdüğü ve kelimelerin durdurduğu - ya da tam tersi- dünyayı köşemden izleme kararı aldığımda kimin savaşından mağlup, kimin kavgasından zaferle çıktığımı asla konuşmayacağım. öyle şeyler oldu ki, olanları tarif edebilecek tüm kelimeleri bahçeme gömdüm. köşeme her seferinde bir telaşla döndüm. koşarken ezdiğim hiçbir çiçek’ten af dilemeyeceğim. hiçbiri de affetmesin beni. gün geldi, evimin hiç çalmayan kapısını kendim kırdım. tabelaları görmemek için gözkapaklarımın bana bahşettiği karanlığı gururla kabullendim. ve evet, çarptığım hiçbir duvara kızgın değilim. tüm kinimi tükürdüm. sakinleşene kadar gözlerimi sıkı sıkı kapattım ama bütün gördüklerimden beni siz korkuttunuz. gözlerimi açmayacağım. değiştiremeyeceğim hiçbir şeyi kabullenmeyeceğim. dönmeyeceklerini bildiğim hiçbir şeyi ezberlemeyeceğim. gözlerimi kapattım. ama beni seçmezdin. ama beni seçmezdim. bunu böyleyken bile görüyorum.
YUTKUNMA
Kendine bak . Ya şimdi bu sayfayı kapat . Ya da sonuna kadar dayan . Bana bak . Merak etme . Burada sadece sen ve ben varım . Bunu neden mi söyleme gereği duydum ? İnsanlar için güvenlik çok ama çok önemlidir . Özellikle de güvende olduğu hissi . Ancak bu salt bir inanç . Evet , haklısın . Belki de benim inanmak istediğim . Yanılsama . Güvende misin ? Güzel . Söyleyeyim . Hızlı geçişlerim olacak , senden ricam beni lütfen anlamaya çalış . Ve soracağım soruların sakın ama sakın üzerinde baskı oluşturmasına izin verme . Sana bir şeyleri onaylatmaya kalkıştığımı da düşünme . Benim yapım bu , değiştiremem . Ego mu ? Pekala . Düşün .
Nasılsın ? Bugün kendime yer vermek yerine senin ile konuşmayı tercih etmek istedim . Bencil olduğumu düşünmeni düşünmek istemem . Özgürsün . Özgür müsün ? Tahmin edebiliyorum . Köhne , belirsiz tepkilerden sen de pek fazla hoşlanmıyorsun . Fakat insan kontrol edilmek ister değil mi ? Ya da kontrol altında olduğunu reddetmek . Seçim senin . Korkuyor musun ? Ben de korkuyordum . Özellikle köpeklerden çok korkuyordum . Havlamaya başladıkları zaman kaçardım hep ya da bir bahçeye atlar gizlenirdim . Sonra bir gün yine aynı duruma düştüm . Ancak bu sefer kaçabileceğim bir yer yoktu . Havlıyorlardı ve üzerlerine yürüdüm . Kaçtılar . Bunu sana neden anlattım bilmiyorum . Bu duruma gelene kadar bekleyecek olman , asıl seni korkutacak olan şey değil mi ? Ya da asıl korkman gereken ? Peki ya korkularının salt olma durumu seni daha önce endişelendirmiş olabilir mi ? Gerçek mi ? Evet , sorular sıkıcı . Bunun adı yanılsama . Boşluk . Az önce ne olduğunun farkında olmaman beni üzüyor . Her neyse . Ben de bana soru sorulmasından hoşlanmam . Ve bazen “artık sus” demek zorunda kalırım insanlara . Tahammül edemediğimden değil , kayıplarımı ölçmeye yeltendiğimden . Zaman . Kaç yaşındasın ? Pekala . Kaç yaşında hissediyorsun ? Yaşadıkların ve yaşanmışlıkların seni ağır ya da hafif hissettiriyor değil mi ? Kusura bakma . Bir şeyleri onaylatmak gibi bir duruma düşüyor olmam beni kendimden tiksindiriyor . Soru sormaktan nefret ediyorum . Baskı kurmaktan daha çok nefret ediyorum . Kendini baskı altında hissediyor olman bana karşı olan nefretini güçlendiriyor . Ama nefret ettiğin şeylerin gerçek olma olasılığını da düşünmek gerek . Bence . Ya da bencilce . Seçim senin . Bazı insanların midesi bulanır ve kusmak zorundadırlar . Bazı insanların ise vicdanı bulanır ve kusacak surat ararlar . İçin rahat olsun . Bu durumda ben çirkin oluyorum . Kusan benim . Güzel mi ? Peki ya arka plan kadar çirkin olmasını ister miydin ? Sen ise insanların gözünde suratına kusulan aciz kişi . Yanılsama . Bunu kendi ağzımdan söylemediğimi ikimiz de biliyoruz . Evet , toplum . Şimdi ?
Biraz ara verelim .
Neler yapıyorsun ? Eğer anlatmak istersen seni dinlerim . Ancak senin kim olduğun ile ilgilenmiyorum . Zıt kutup ? Boş ver bunu şimdi . Olur da bir gün tanıdığını düşündüğün bir kişi “sen kimsin ?” diye soruyorsa , bunun altında senin kim olduğun ya da kimliğin yatmıyordur . Lütfen bunun bilincinde ol . Bu durum hakkında pek fazla konuşmak istemiyorum . Çünkü daha başlamadık .
Evet . Neler yapıyorsun ? Gözlerini kapat ve bir düşün . Gözlerini açtığında bu metin yine karşında olacak . Söz . Hem ben de bu arada bir sigara içeyim . Ve şimdi , gözlerini kapat ve neler yaptığını düşün . Eğer beynin neler yapmak istediklerini düşünmeye yeltenirse bunu reddet . Dopamin . Ve şimdi . Kapat gözlerini . Bunları yapmak istemiyorsan bu metni kapat . Çünkü hiçbir önemi kalmayacak . Baştan sona zaman kaybı olacak . Belki de en başından beri zaman kaybıydı . Ve şimdi . Lütfen gözlerini kapat . Ben sigara içip geleceğim .
…
Düşündün mü ? Peki bu ne kadar uzun sürdü ? Ya da ne kadar hızlı ? Evet . Başkaları tarafından hissettiğin mutluluklar , çirkinlikler , pişmanlıklar , tanıdığını düşündüğün başkaları . Tanıdığını düşündüğün başkalarının başkaları ? Yanılsama . Su üzerinde yüzdüğünü hissettiğin ya da battığın an . Asıl sorun ise boğulamayacak olman . Sakin ol . Kendin için neler yaptın ? Bu acizlik değil . Bencildim değil mi ? Lütfen yanılma . Anımsadığın bütün her şeyin , geçmişin , yaşadıkların ve yaşanmışlıkların seni olgunlaştırdığını mı düşünüyorsun ? Yoksa bütün bunların hepsinin zaman kaybı olduğunu mu ? Hepsini bir kenara bırak . Eline telefonunu al ve ona bak . Ona uzun süre bak . Ne demek istediğimi anladın mı ? Zamanın önüne geçemezsin . Onu yenemezsin . Ama onu kontrol altına alabilirsin . Pekala . İnsan kontrol edilmek mi ister ? Bu sence salt bir durum mu ? Peki zamanı kontrol altına almayı başarırsan … bunu ne şekilde nitelendirmek istersin ?
Medya mı ? Sosyal ortam . Televizyon kanalları . Yakın tarih .
Edward Bernays ? Allan Snyder ? Electronic Frontier Foundation hakkında bilgin var mı ? Peki ya Tictail şirketi ? Echelon projesi ? FDA ? Eskilere gidelim biraz . Fransız devrimi ? Rönesans dönemindeki reformlar ? Ve google arama motorunu yeterli bulduğun gerçeği .
Bunlar hiçbir şey ve bu kadarı yeterli .
Ben mi ? Ben sadece okuduğum her kitapta kendimi inanılmaz cahil hisseden bir çocuğum . Ve bir kadın ile öpüşmek yerine ellerini koklamayı tercih eden bir çocuk . Aynaları parçalamaya bayılan haylaz bir çocuk . Boş ver . Unut . İnsanların hakkımda söylediklerine inanmaya devam et .
Sana kendini anlatmayacağım .
Biliyorum . Bir aynaya ihtiyacın olacak .
Ve işte o zaman benim ile tekrar konuşmak isteyeceksin . Buralarda olacağım . Senin için değil , kendin için . Eğer vicdanım yüzünden ölecek olsaydım ölümsüz olurdum . Görüşmek üzere .
Can Manay gerçek bir ruh hastasıydın ama “İnsanları hayatından hata yaptıkları için değil onlardan umudunu kestiğin zaman çıkartırsın” derken çok haklıydın
herkese ve her şeye çok kırgınım. ördüğün duvarların üstesinden geliriz derken beni altında bıraktınız, unutmayacağım.
Ne sesimden anladın ne sessizliğimden.
Az önce şöyle bir söz okudum “yaprak döken ağaçların altında kalmanı asla istemem ama herkese güzken sana gül uzatan birine haksızlık etmenin pişmanlığını yaşa isterim” daha güzel anlatılamazdı.
“Kalbim, artık evin değil, Gelme.
Fark ettim ki, birileri üzülmesin diye yaptığım her hareket öyle ya da böyle beni üzmüş. Ağlatmış bazen, bazen uykularımı kaçırmış. Ağzımı açıp tek kelime etmemişim ama. Olsun, geçer gider demişim ama hep bir yumru kalmış boğazımda. Hep biraz eksiklik, biraz kırgınlık kalmış.
Soracak o kadar soru konuşacak o kadar konu varken sadece susmak...
‘’şu an tek ihtiyacım olan şey bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup olan biteni gözden geçirdikten sonra oradan kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.’‘
birlikte kaldırımda otururken o an dünyanın en mutlusu olabileceğiniz insanlar var. nerede değil, kiminle olduğun.