bakın arkadaşlar bu ülkedeki her kadın memesi çıkmadan evvel çocuktu. ben de öyleydim. şansımıza o zaman tanım olarak kabul edilmiş pedofil sapık o kadar fazla değildi de hepimizin ailesindenmiş gibi sevdiği abileri amcaları oldu. çok fazla şey kanıma dokunuyo. geçen gün çocukluğumda anısı olan bir yerin önünden geçmem artık bu yazıyı yazmaya itti beni. mahalledeki arkadaşlarla kuran kursuna giderdik. molalarda da caminin karşısındaki pastaneden poğaça falan alırdık. orada kel bi abi çalışırdı ki ben büyüdüm diye o adam abi olmaktan çıkmadı. o hala kel bi abi. bizi çok severdi kardeşi gibi. allah razı olsun hala çok güzel seviyo. bakışlarıyla. önünden geçemez oldum pastanenin. ki tekrar ediyorum hala o adam bir kel abi. sakalları beyazlayan, ben 22 yaşıma basarken o hep 30′unda kalan bir kel adam değil. 45 yaşına gelmiş bir kel abi. gözlerinin içine baktığımda kendim hakkında bütün fantezileri görebildiğim bir kel abi.
mobilyacı dede pezevenginden de geçen gün bahsettim biliyosunuz. 70 yaşında bir adam tarafından her gün soyuluyorum bin türlü boyutta. o da çocukken mobilyacı amcaydı. mobilyacı pezevenk oldu durduk yere. neden acaba. çocukluğumu birlikte geçirdiğim, neredeyse birlikte büyüdüğüm, abim yerine koyduğum ki günümüz gençlerinden de çok ayrı bi yerde kafası çalışan zeki kültürlü kuzenimin iki memem çıkıp popom yuvarlaklaşınca bin kere falan tacizine uğradım. ben 14 yaşıma yeni giriyodum. hatta mutfakta halamların neden eğik duruyosun memelerinden mi çekiniyosun diye sorduklarını hatırlıyorum. çekindiğim bi şey yoktu. sadece vücudumdaki anatomik bir bozukluktan ötürü duruşum da bozuk gelişmek zorundaydım. 14 yaşındaydım ve o 24 yaşındaydı. birilerine gidip söyleyemedim çünkü ondan beklemeyeceklerini düşündüm. bana inanmazlar sandım korktum vazgeçtim. halbuki annem babanıza bile güvenmeyin diye büyüten, söylesem anında inanacak biriydi. babam zaten sinir hastası bi insan, ağzına sıçabilirdi. de beni taciz ettikten 10 dakika sonra şakacıktan babamla boğuşan, anneme yemekte yardım eden, babamla boğuşurken sözüm ona sığınmak için arkama saklanıp o arada bile taciz edebilen birini şikayet edemedim. çünkü ben bile inanmak istemiyordum. çünkü o benim abimdi. çünkü o öyle şeyler yapacak bir insan değildi. bunlara rağmen yalnız tuvalete gitmeye bile çekinir hale gelmiştim ki o da nasıl yanmış olacak ki tam bir sene sonra kendinden 10 yaş büyük bir kadın bulup üç ay içinde ailesini karşısına alarak evlendi. şu an görüşmüyor aileden kimse onunla.
da neden. neden yani. kuzenim beni taciz edince, daha doğrusu ben artık yanlışlıkla değil bilerek yapılan tuhaf şeyler olduğunu anlayınca çok üzülmüştüm ya. hani çok sevdiğiniz yakın bir arkadaşınız size seneler sonu aşık olduğunu itiraf eder, çok üzülürsünüz, neden arkadaşlığımızı bozdu ki dersiniz ya, aynen öyle üzülmüştüm. kel abi öyle bakınca da çok üzülmüştüm. mobilyacı amcanın amacını bile anlamamıştım uzun süre çünkü çocukluktan kalan anılarımızla bakıyo falan sanıyodum. çünkü neden 50 yaş küçük birine o gözle baksındı.
12 yaşında her gün okul çıkışı denk geldiğim otobüsün şoförü tarafından sanki her an otobüsteki herkesi döverek indirecek ve beni elmalı ormanlarına götürecek gibi kesilirdim. neden. biz kimseyi abi amca iyi insan yerine koyup sevemeyecek miyiz. bütün çocukluk ikonlarım, anılarım, memem çıkınca soldu bitti. neden. ben gerçekten çok üzülüyorum bu duruma. iki tane pedofil pislik yüzünden -çünkü bana göre çocuk olması gerekmiyor, kendinden 20 yaş küçük genç birine o gözle bakan her yaratık o klasmandadır- üzüleceğim aklımın ucundan dahi geçmezdi ama üzülüyorum. çünkü ben o insanları gerçekten severdim. gerçekten amcam abim yerine koymuştum. kadın mı olmamam gerekiyodu o güzel şeylerin bozulmaması için. iki güzel anının hatrına bana da bakmayıverseler olmaz mıydı. taciz hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor deyince küçümsüyosunuz. sanıyosunuz ki yolda iki laf atana biz deliriyoruz. siz benim kızımsınız diye seven insan bile ergenliğe girer girmez siz benim malımsınız diye bakmaya başlıyor. yolda yürürken adam sırf gıcık olmamdan haz duyduğu ya da kendine eğlence çıkardığı için bana vurarak ya da en basit haliyle omuz atarak üstümde hak talep edebiliyor. siz durup dururken bir insana vurur musunuz? vursanız o insanın tepkisi ne olur? o insanın tepkisiyle eğlendiğinizde daha da sinirlenip o da size vurur mu? malesef vuramıyor hatta sinirlenemiyor bile işte. sadece bu kadarını düşünün. kanıksamak zorunda. eğer yaşı büyük değilse ve kuzeni ailesinde çok seviliyorsa korkmak çekinmek zorunda. kuzeni ona bu kazığı attığı için üzülmek zorunda. bugün poğaça aldığı komik abinin yarın ona başka bakacağını bilmek ve esprilerine gülmeden çıkmak zorunda. duruş bozukluğun önce memelerinden utanmana bağlanmak zorunda. çünkü memelerin çıkınca insanlar sana çok acayip davranmaya başlıyor ve bütün bunların memelerinden kaynaklandığını fark ediyorsun. memelerin utanç malzemesi haline gelebilir ve normal karşılanır çünkü seni kendi organından utandırırlar. daha kafan oturmadığı ama bi terslik olduğunu bilip çekindiğin dönemlerde ne yapacağını bilemez, uzun tunikler giyersin. kısa kollu giyince üzerine hırka giyersin. kız gibi olmakla dalga geçerler sanırsın ki kız gibi olursan seni zayıf bilecekler güçsüz bilecekler daha çok üstüne gelecekler. şu an yaşadığının belki on katını yaşayacaksın. erkek gibi davranmaya başlarsın. burada ihtimaller üzerinden çıkarım yapmıyorum ben, burada bizzat 5. sınıf-lise 2 arası hayatımı anlatıyorum. etek yoktu bizim formalarda kızlar eteklerini kıvırmasınlar diye, jile vardı. küçücük kızız dizimizin altına inerdi jileler neredeyse, kimse de gidip kestirmezdi çünkü elbise işte. giyiyosun. süs falan düşünmüyosun. o eteğin kenarda toplanan kısmından bile bacağını dikiz aynasından doğru kesmeye çalışan bir otobüs şoförün var. erkekler sıralara kerkinip pornoculuk oynarken sessizce arkaya pusman gereken, her şeyde ‘’karı mısın la .d’’ muhabbetine şahit olup karı olduğun için üstüne yürünen bir hayatın var ve sosyal hayatın yeni başlamış. sanıyorsun ki normal olan bu. hiç unutmam siyah adidas eşofman altım ve çok severek aldığım siyah bir bluz vardı. her yere onları giyerdim. ama istisnasız her yere. çünkü renkli dikkat çekiyordu. siyah memelerimi gizliyordu. ve fazla süslenmemeli olabileceğim en doğal en unisex halimde olmalıydım ki rahat yürüyebileyim. ayrıca kollarım ayrık yürümeye, insanlarla erkekler gibi dalga geçmeye, erkeksi tavırlar sergilemeye başlamıştım çünkü erkek gibi olmazsam üstüme yürünüyordu. erkek gibi olursam ıy bu ne be deniyordu. her şeyin baskısı altında kalmaktansa neden iğrenmelerinin altında kaymayaydım. ıy bu ne denmesinden gurur duyuyordum çünkü erkek gibiydim. lise ikide her ergendeki gibi sevilme beğenilme ihtiyacı baş gösterince 3 beden büyük ceketimi ve pantolonumu anca çıkarabildim. insanlar çok garipsediler etek giyince. nihayet kız gibi oluyor dediler. kızlıktan soğutan insanlar kız gibi olmama seviniyodu çok acayipti ya çok acayip. ne tuhaf kafa karışıklıkları yaşıyorsunuz. yanımdaki kızlara özenmiştim çünkü süsleniyolardı ve ben de süslenmeye başladım. o zaman da işte tuvalete gitmek için arka kapıya yürürken önünden geçtiğin iklimlendirme bölümünün tacizlerine ve durağa yürürken nişantaşı gibi bir yerin dahi esnafının salyasına şahit oluyorsun ama yapacak bi şey yok artık. bunu yapmak istiyorsan kabulleneceksin diyorsun kendi kendine. görmezden gelmeyi öğrenmeye başlıyorsun. en çok koyanı da esnaftı o zamanlar. ergenler çok azgın olabilirdi ya da sokaktakiler delirmiş olabilirdi ama su ne kadar diye sorduğunda ‘’50 kuruş hanım kızım’’ diyen amca su almaya yöneldiğinde bacaklarının içine düşünce çok üzülüyordun. çünkü hanım kızım demişti. davranışlarıyla bana kızı muamelesi yapıyor yaşının büyük olduğunun bilincinde olduğunu belirtiyordu. neden. o amcalardan bir tanesi alışveriş yaparken muhabbet edebileceğim, o an o civarlarda başıma bir iş gelse hemen koşup yardım isteyebileceğim biri olamaz mıydı? olabilirdi ama olmuyordu. en çok anlamadığım da şeydi, 3 beden büyük ceket ve şalvar pantolonla okula giderken her sabah otobüste ineceği durağa geldiğinde pandiğini atıp inen bir sapığım vardı, oydu. ses edemiyim diye durağa geldiğinde yapıyordu ama zaten etmeye cesaret de edemiyodum. baya sistematik bir hale gelmişti artık. otobüsün hangi köşesine girsem beni buluyordu. anlamıyodum yani ben o kıyafeti ıy bu ne demeleri için giyiyordum ama yine demeyen biri çıkıyordu. nedendi. o zaman anladım ki ben çuval da giysem onun da talibi çıkacak. ben de en azından gönlümce giyinir hak ettiğim için taciz yerim mantalitesine ulaşmıştım. hak ettiğim için. bakın bunlar bana öğretilmedi. ben ki çocukluğumdan beri kadın olmakla ilgili bir ton ders veren bir annenin evladıyım ama psikolojik olarak böyle yönlendiriliyorsunuz. meme uçlarınız ağrımaya başladığı ilk andan itibaren. çünkü memeniz ağrımaya başladığında uç verir ve çok çirkin bir görüntü oluşur. çirkin. sütyen giyemezsiniz ama bluzdan da görünür. işte o görüntüyü görenler artık sizin ergenliğe girmeye başladığınızı, yakında regl olacağınızı ve memelerinizin bir sene sonunda dolgun olacağını bilir. ve sabırsızca onu beklemeye başlar. mahallede top oynadığınız arkadaşlarınız artık tuhaf arkadaşlarınızdır çünkü koşarken memenize bakarlar. alışveriş yaptığınız bakkal çocuk argümanlarını bırakıp kibar ve değişik bir bakışla halinizi hatrınızı sorar. çıtır sevenlerin sizi çıplak hayal ettiğini gözlerinde görür ama daha önce karşılaşmadığınız bir davranış olduğu için bakışlarının neden bi tuhaf olduğunu anlamlandırazsınız. anneniz size biraz daha bol giyinmenizi, pantolonun poposunu kapatan bluzları tercih etmenizi söyler ama sizle ilgili bir sıkıntısı olduğundan değil. kendi yaşadıklarını sizin de yaşamaya başlayacağınızın farkındadır. 13 yaşında kantinde matematik öğretmeni tarafından olmamış memeleri mıncıklanan bir kadından başka davranış bekleyemezsiniz. genelde bu insanlar önce susuyor, sonra konuşmaya çalışıyor, sonra deliriyor, en son ne yapsa yapayalnız olduğunu anlayınca her şeyi kabullenip duruma ayak uyduruyor kendini adapte ediyor. bekleyemezsiniz. benim 18 yaşıma gelene kadar hırkasız sıfır kolla çıkmam bile yasaktı. çünkü sıfır kollu bluzun koltuk altı kısmından doğru sütyenim ya da meme boğumum görülmeye çalışılırdı. yasak değildi aslında ama annem iyi niyetle hırka giy kızım derdi ben de sorgulamaz giyerdim. neden. beylikdüzünde okuyorum elimde valizle eve dönüyorum. annem elli kere dedi ki erken gel. neden. gıcık oluyorum neden sokakta istediğim saatte bulunamıyorum diye. gelme bu saatte çıkma dedi ben de dedim ki neden. ulan neden ben işimi ertesi güne bırakmak zorundayım. böyle asi konuşuyorum ama bakma ufaktan da tırsmıyo değilim çünkü bulunduğum yer yer değil. ışıklarda yeşili beklerken yeşil ışıkta kafasına göre araba durduran amcanın neşe içinde gideceğim yere kadar götürmeyi teklif ettiği, otoyol üzerinde olduğu için akşam hayat kadınlarının işe çıktığı ve dolayısıyla sokakta dolaşan her kadının gündüz gece fark etmeden hayat kadını sanıldığı ve ona göre muamele yapıldığı, sabah poğaça almaya çıktığınızda yanınızda koskoca tırın durduğu, yoldan geçen adamların kız yurdunun içine kafayı uzatıp dişi yaratık görmeye çalıştığı, her yeri benzinci ve dürümcü olan ama aynı zamanda 3 üniversite kampüsü 32 öğrenci yurdu 332 öğrenci evi olan bir yerde okuyosunuz. hoş hayat kadınları işe çıkmasa ne fark ederdi öğrenci kızsınız bakış açısı belli. yurt ortamı malum çamaşır yıkamak falan zor. çok zamanlar eve bavul taşıdım yurda bavul taşıdım. sanıyorum akbil için bir şey danıştığınız gişe memuru abi bile sizi ailesi tarafından kapının önüne koyulmuş gidecek yeri olmayan ve iki dakika sonra kötü yola düşecek bir çaresiz ama bakire olmayan kadın olarak görüyor bavul taşıyınca. hayatımın en ilginç tacizlerinin bavul sayesinde olması sırt çantasıyla fıtık olmuş bana bile cüzdan kadar çantayla dolaşmayı öğretti. velhasıl kelam iki sene boyunca orda başıma bir iş gelecek diye bekledim. renkli cicili bicili iç çamaşırı severdim ama sokağa çıkarken hep en kötülerini giyerdim çünkü gerçekten başıma bir iş geleceğine inanıyordum ve eğer dantelli bir iç çamaşırıyla olursa adamın zaten içinde siyah dantelli tanga vardı deme hakkı olurdu. bu ülke bunu da gördü. yine dualar ede ede mecidiyeköye vardım ordan sonrası kolaydı zaten kalabalık yer. otobüse bindim indim evime yürüyorum. mahalleye girdim eve girmeme 50 metre var. içimden dedim ki annem de ne büyüttü aha geldim işte. bunu dememden 1,5 dakika sonra -şarkı dinliyordum ortasına bile gelmemiştik- arkamdan bir el sarıldı ağzımı kapattı. kardeşim bakkala çıktı bana şaka yapıyo sandım. çünkü orası bizim mahalle. her yerde mümkün ama 15 sene sabahladığım sokakta olmaz yani. ama bir yandan da garip bi şeyler var parmaklar vajinamı zorluyor. saçlarım siyah. montum siyah ve uzun. kot pantolon ve çizme. elimde bavul var. bavul bir yerde elimden kaymış gitmiş. arabanın üstüne yatırılana kadar kardeşim olduğuna inandım o kişinin. bir adam var dudaklarıma yapışıyo. şok geçirebilir kaskatı kesilebilirdim. düşünemeyebilirdim. hayatta kalma içgüdüm bana dedi ki bu adam seni öpmek için ağzını bırakıyor. bir yandan cinsel organınız parmaklanırken bir yandan bunu düşünmek zorundasınız. tekrar öpmek için hamle yaptığında avazım çıktığı kadar bağırıyorum. direkt ağzım kapanıyor. iç çamaşırım adamın parmaklarıyla vajinama giriyor. kimse duymuyor. bu hamle üç kere tekrarlanınca adam birden üzerimden kalktı gitti. anlamadım doğruldum baktım arkasından. koşmasını izledim. genelde taciz yemeye başladığınız ilk zamanlardan itibaren kendi kendinize daha kötü ihtimalleri hesaplar ve kendinize belli stratejiler çizersiniz. erkekseniz size kaburganızdan saldıran bir adama nasıl vurabileceğiniz şeklide plan yapmak olarak düşünebilirsiniz. adam beni şu şekilde tutarsa kolunu böyle çevirip şeyine böyle tekme atarım, adam bana arkasını dönerse ayağına çelme takar üstüne atlar ilk bulduğum taşı kafasına geçiririm. hiçbirini yapamıyor-muşsu-nuz. adamın baya kaçıp gitmesini izliyor-muşsu-nuz. bacaklarınız titriyor koşup yakalamayı bırak adım atamıyorsunuz. bıraktığınız yerde çantanız var ama kimin çantası olduğunu anlamıyorsunuz. biber gazı falan hikaye-ymiş-. ahtopot gibi sarılan bir cisim varken üstünüzde dünya sıfırlanıyor. elinizi kıpırdatmaya çalışmayı bile akıl edemiyor-muşsu-nuz. öğreten beyefendiye teşekkür ediyorum. olaylara realistik yaklaşmayı öğretti bana. bir dakika boş mahalleyi izledikten sonra arkamdan iyi misiniz diye bir ses işitiyorum. dönüp bakıyorum karanlıkta camdan bir silüet. cevap vermiyorum. çantamı almaya gidiyorum. annem çıkıyor cama. noldu büke diyor. bakıyorum bön bön cevap vermiyorum. neden. ayıp sanıyorum. erkekler var. ne diycem adam beni yatırdı öptü parmakladı mı. suçluluk psikolojisi. ahlak. yokuşun başında bir adam beliriyor. iyi misiniz siz mi bağırdınız diyor. o adamdan çok korkuyorum. çünkü o evinde değil. o bana bir şey yapabilecek kadar yakınımda. tacize uğradım dersem o da bana bir şey yapabilir çünkü hak ettiğimi düşünebilir. o adama hayır bir şey olmadı karanlıktan korktum iyiyim deyip önünden o an yürüyebileceğim en hızlı şekilde ve muhtemelen en ufak hücremi dahi kıpırdamaya zorlayarak geçiyor ve evrenin en nazlı ve karanlıktan korkup mahalleyi ayağa kaldıracak kadar gerizekalı kızı olarak tarihe geçiyorum. eve gidip olduğum yere yığılıyorum. kalkacak gücü bulduğumda tuvalete gidip dudaklarımı var kuvvetimle yıkıyorum. yaklaşık 20 dakikada bulamadığım gücü bir anda gladyatör etkisiyle kazanmışım sanki. anneme anlatıyorum. sadece anneme anlatıyorum. annem ilerleyen günlerde kızlarına dikkat etmeleri için komşulara anlatıyor. polise gitmiyorum. çünkü polisi bile aramadan o an insanlara tacize uğradığımı söylemem gerekirdi. çünkü o adam mahalleden çıkmadı bile. bir arabanın arkasına saklanıp evimize girmemizi bekledi. bunu gördüm. ama o anda anlayamadım. o an sadece adamın koşuşunu sonra da boş kalan mahalleyi izledim. eve girdikten sonra zaten her şey bitmişti. polise gitmem sadece neden o saatte orada olduğumu sormalarını sağlayacaktı. polise gitmem muhtemelen üstünü kapayabileceğim bir olayın çevrenin baskısı ve yanımda olmayışıyla sinir ve üzüntünün tetikleyip dev bir yaraya ve travmaya dönüşmesini sağlayacaktı. neden. neden tacize uğradım yardıma gelin diyemedim. neden yokuşun başındaki adamdan korktum. neden polise şikayet edemedim. neden pencerenin açılma sesini duyunca kaçtığını sonradan idrak ettiğim adamın belki de pencere açılmasa ya da beni kimse duymasa o arabanın üstünde ağzıma sıçacağı gerçeğini gördüğümde gidip bir eşgal veremedim. neden daha o adam ağzımı kapatıp beni sürüklemeye başladığı andan itibaren her şey için çok geçti. neden erkek gibi büyümemi sağladılar. neden kadınlığımdan utanmamı sağladılar. neden sözlü taciz yediğim her an bahsi geçen amım da amıma bir şey girme düşüncesi de yok olsun bitsin, o allahın cezası amımın başına çok kötü bir şey gelsin de böyle utanmak ezilmek zorunda kalmayayım peşimi bıraksınlar artık diye dua edip ağladım sürekli. neden okuduğum yerin pisliğinden dolayı tetikte beklerken evimin önünde bana saldırdılar, neden kızıldan siyaha döndüğüm vakitte saldırdılar da sorunun aslında bende değil, yerde yurtta da değil, saç rengimde de değil, her şeyde olduğunu gösterdiler. baskı altındayken susmak kolay. kadercilik oluyor, biz başka türlü yaşayamayız hayal kurmak mallık olur deyip susabiliyorsun. saçını boyamıyorsun tuniklerle geziyorsun. ama baskı altında olmaman gerektiğini, senin ‘’temiz’’ bir insan olduğunu anladığın vakit daha da ezilmeye başladığın vakit oluyor. çünkü o baskı bitmeyecek ama sen bu haksızlığa da katlanamayacaksın. konuşsan yine sikleriyle ağzını kapatacaklar. eylem yapsan kezo diyeceler. göstermeye çalışsan abartmayın herkes de size aşık bi sizin amınız var zaten diyecekler. gösteremedikçe daha da yorulacaksın. etek açıp eğlenmeyi marifet sanan ilkokul arkadaşların büyüyüp taciz etmeyi erkeklik sanacak. ama onlara karşı değil asıl onlar gibi öküz olmadığını iddia eden ve bütün ithamlarını, argümanlarını, hak taleplerini seksle değil de giyiminle kuşamınla, kezoluğunla entelliğinle, kibirinle egonla, abartmanla ezik olmanla üzerine savurduğunda canından bezeceksin. ve türkiyede kadın olmayı böyle tane tane anlattığında dahi ajitasyon yapıyor olacaksın, her şeyi muhtemelen büyütmüş olacaksın. neden. benim son derece kültürlü ve feminist erkek arkadaşım bile bir tartışma sırasında kadın olduğum için her şeyi çok büyüttüğümden dem vuruyor. neden. niçin kadınların gerçekten bezmiş, yorulmuş, gücenmiş, kırılmış, kızmış olma ihtimallerine inanmak istemiyorsunuz. kadınların yapıları gereği abartılı düşünceleri var ama duyguları yok mu yoksa buna inanmak işinizi daha mı kolaylaştırıyor. johnny depp’in karısını dövmüş olabileceği haberi çıkıyor, nerden bilelim para için böyle söylemediği deniyor. üstelik kadınlar da dahil. neden. fotoğraflar neden birden makyaj harikası oluveriyor. her şeyi mi abartıyoruz. her şeyde mi yalan söyleyeceğiz. boş boş varsayımlar üzerinden konuşmak kolay. bizzat başıma gelenleri yazıyorum yine mi ben abarttım. şimdi kadınlar daha örgütlü, bir şey olduğunda bütün aptallara ve onların söylemlerine rağmen bir arada kalabiliyor birbirini savunuyor. ki bu da kanınıza dokunuyor çünkü feminizm moda olmuş bunlar da her hıyarım var diyene tuzla koşmuş. siz sanıyor musunuz bunları bir tek ben yaşadım. isterseniz postun sonuna sadece bir ? bırakayım ve bu tarz şeyler yaşayan arkadaşlarım sadece +1 yazsın istatistik çıkaralım sizinle. hoş her hıyarım var diyene tuzla koşmuş olsalar ne olur. en azından koşan var. ben bunları yaşarken kimse yoktu. benden çok daha önceleri küçük kız-genç kız olmuş insanların yanında kimse yoktu. ki hala yok. sokakta başınıza bir şey gelse herkes bön bön bakar. ama internet yoktu. çevremde kendini korumaya almak zorunda hissetmeyen kadın yoktu. her gece evine başka adam atan geniş halam ve feminist annem bile memelerimden utanmış ve kendimi kendi yöntemlerimle korumaya almış olma ihtimalimi düşünüyordu. şimdi daha mı beterlerini yaşıyoruz? yoo. isterseniz bu metinden sonra blogu anneme vereyim bir de o yazsın.
toplum kadının ağzına penisi zorla sokup kadının buna rağmen büyük bir iştahla yalamaya başladığı, her kadının suratına boşanılmasından zevk aldığı, önce hepsinin ya hayırrrr diye naz yaptığı ama sonra hemen tav olduğu yani hayır diyen kadının hiçbir zaman gerçekten hayır demediği, belli başlı şeyleri giyiyorsa seks istediği -geçenlerde bir kadın kırmızı elbise giyip kırmızı ruj sürüyorsa o kadın ne istiyor olabilir ki, kırmızı seksin rengidir neticede diye bir yorum okudum-, bakire olmayan kadının her an her yerde seks yapmak istediği çünkü erkeklerden çok daha fazla zevk aldığı ve bunu da anırarak belli ettiği düşüncelerinin empoze edildiği porno kültürüyle kafayı yedi. toplum namus ar töre diye milletin üstünde hak talep ede ede kadın milleti kafayı yedi. kadın milleti tacize uğramamak için çuval gibi pantolon giydiği halde onunla bile düzenli sapık sahibi olmaktan çıldırdı artık. onu giyin bunu giymeyin. onu yapın bunu yapmayın. oraya gidin buraya gitmeyin. eğik durun. siyah giyin. neden hep siyah giyiyorsunuz. eğik durmak ne kambur kadın mı olur şu şahane sırtlar varken. etek giymiş seks istiyor. dar pantolon giymiş poposu meydanda. bol pantolon giymiş yasak meyve tatlıdır. liseye gidiyor çıtır. üniversiteye gidiyor kaşar. işe girmiş karizmatik. saçını kızıla boyatmış seks istiyor. saçını sarıya boyatmış seks istiyor. hepsinden bıkıp saçını kahveye boyatmış yüzünün masumluğu meydanda. burnun çok büyük güzelliğini bozuyor. estetik mi olmak istiyorsun o ne öyle kompleksli gibi özgüvensiz kadın hiç sevmem. özgüvenli kadın da sevmem çünkü burnu havada olur. dar giymiş memeleri çok güzel. bol giymiş çünkü memeleri büyük olduğu için saklıyor. pantolonun içine tanga giyin artık normal külot iz yapıyor. pantolonun içine tanga giymiş poposunu sergiliyor. pantolonun içinde normal külot iz yapıyor ya dilimleri çok güzel görünüyor. sadece kadınlar makyaj yapar. kadınlar makyaj yaparsa bakımlı olur. suratına ne yaptın öyle kalıp gibi. neden kırmızı ruj sürüyorsun çok demode dikkat çekmeye mi çalışıyorsun. neden pembe ruj sürdün kezo musun kezolar pembe ruj sürer. karı gibi olmak kötüdür. karının erkek gibi olması da kötüdür ama karı gibi olması da kötüdür. hala varsayımlar üzerinden konuşmuyorum. hala sadece benim karşılaştığım muamelelerden bahsediyorum. bir kısmından. tüm bunların üzerine yeter dedin ve ses mi çıkardın? kezo musun her şeye anırma. puhaha sen de mi feministsin. erkekleri de öldürecek misiniz bari. ses çıkarmaya çekindin çünkü bu yorumlardan mı korktun? e sen de söyleseydin neden sakladın. -biraz daha alt kültürse- ses etmemiş demek ki hoşlanmış. daha neler neler var ama post çok uzuyor. otobüste dayayan adamı çok güzel rezil edersin. ki onu bile bazı kadınlar benim ergenlikte girip çok şükür kurtulduğum psikolojilerden asla kurtulamadıkları için çoğu zaman yapamıyor. hatta ben bile bazen uğraşmaya erindiğimden yapmıyorum. ama yapsam yaparım. peki ya bunlar? psikolojik taciz? baskı? hangisine ne yapabilirsin ki. ki ben bunları yine o tacizleri yapan alt kültürden bahsetmek için yazmıyorum. tacizi eleştireni eleştiren, tacizi eleştirmek için savunduğumuz düşünceyi eleştiren, türkiyede kadın olmayı anlatanı eleştiren, bu sistemde kadın olmayı anlatanı eleştiren, çoğu üniversite öğrencisi ya da okumuş etmiş, çoğu elit geçinen, çoğu burada kendisinin bireysel olarak kadına yaklaşımıyla gurur duyan ama toplumsal olarak tam bir fiyasko olup bunun farkında bile olmayan ya da olmak istemeyen sizlerden bahsediyorum. ‘’ben bile mi ya saçmalama’’ diyenlerden. evet sen bile. bir topuklu ayakkabıyla bir dakika bile ayakta durmamış, suratında kalıp gibi makyajla sırf şirket öyle istiyor diye dolaşmamış, karın yağmurun ortasında zorla etek giydirilip işe getirilmemiş, hem de bu sırada çoğu o işe getiren insanlar tarafından onların zorla giydirttiği eteklerle ‘’kışın ortasında bunu giyiyorsa aranıyordur’’ mantığıyla tacize uğramamış adamlar, kadın topuklu ayakkabı giyme zorunluluğu yüzünden şirkete dava açtı diye, diğer kadın ‘’bu kadar makyaj yap bu renk oje sür’’ diyen kıyafet yönetmeliğini internette ifşa edip sövdü diye demediğini bırakmıyor. neden. çoğu işkenceden farksız olan herhangi bir kıyafet ne zaman dayatıldı da konuşabiliyorsunuz. kadın ayakları kanaya kanaya fotoğraf çekip atıyor anlayın diye, gidip 12 ay asker botları giyiyoruz biz de diyorsunuz. neden. bi kel abiden buralara nasıl geldim onu da bilmiyorum. elli farklı konuya değindim onu da biliyorum, sadece bütün değindiklerimin ayrı ayrı kişisel tercihlerimize/düşüncelerimize/ruhsal sağlığımıza/duygularımıza bir müdahale, bir taciz olduğunu anlayın istiyorum. sadece geçmişimde benliğimden bu denli nefret ettiren, şu an hala gönül rahatlığıyla insanlara güvenemememi, yaklaşamamamı, iletişim kuramamamı sağlayan, ne yapsam suç belleyen, hiçbir şekilde memnun edemediğim gibi memnun olmadığı benden bile bir şekilde nemalanmayı başarabilen, ergenliğimin çoğunluğunu karartmış, belki o dönem bilinçaltıma işlenen benim bile farkında olmadığım bir travma sayesinde geleceğimi de karartmış, dalga geçmesinler hor görmesinler diye o insanlarla aynı seviyeye düşmek için uğraştırmış, çoğu gece uykularımın içine etmiş, zorla öpülen dudaklarımı gidip adamı öldürmek isteği yerine kazıyarak sökme isteği uyandırmış, kendi babamdan dahi sırf dar giyiniyorum diye ‘’iyi yapmış’’ darbesi yiyebilmiş, bu toplumun ortasında güvenebileceğin bir erkek tanıdığın olması gerekiyorken elimdeki bütün erkek tanıdıkların canavar olduğu ve erkek tanıdık edinip güvenmeye tövbe ettirmiş, hatta ve hatta sırtını bir erkeğe dayamanın ölümle eşdeğer olduğunu göstermiş bu sisteme ve yaşadığım/yaşayamadığım onca şeye karşın benimsediğim ideolojiyle dalga geçildiğine, ‘’yarraksız kalmış’’ yaftası yediğime, kezo muamelesi gördüğüme şahit oluyorum çoğu zaman -ve yine erkekler tarafından-. neden. ben de isterdim bu denli normal şeyler talep etmek bir ideoloji olmasın. soranlara çoğu zaman feministim bile demiyorum ama sanılmasın ki utandığımdan. utanıyorum ama sizin iğrenç yaftalarınızdan dolayı değil bunu savunmak bile ayıp olduğundan. hakkım olanı almak için uğraşıyor olmam neden bir ideoloji olsun. yanlış olanı düzeltmeye çalışmak neden bir görüşle sınırlandırılsın. doğuştan sahip olduğum cinsiyetle doğuştan verilmesi gereken haklarım, beden ve ruh sağlığı bütünlüğü hakkım, güvenlik hakkım, insani haklarım elimden alınıyorsa ve ben buna konuşuyorsam neden bunu bir tanımın içine sokup kısırlaştırayım. o zaman temel hak ve özgürlükleri elinden alınan her insan hakkını aramak, kendini savunmak, mahkemelere falan gitmek yerine ayrı bir ideoloji oluştursun? ama bunu herkese anlatmak imkansız olacağı gibi bir başlık altında bile zor toplanıyorken bu ideoloji değil hak talebidir diyemezsin, diyemiyosun. o yüzden evet feministim. ve bu sistem öyle pis bir sistem ki, kadınların uyanışını fırsat bilip dahi kadınların üzerine oynuyor. 34 bedenleriyle ünlü mango büyük beden markası yaratıp kendini yenilikçi ve feminist düşünceden gösterip rant sağlamaya çalışıyor. zamanında delikanlı kızlar bunu bunu kullanır diyen ped firmaları şimdi haydi kızlar hareket edin diyor. güzellik ölçütlerini belirleyen zihniyet şimdi de değişen güzellik ölçütlerini belirliyor. ha bu kötü mü? çok güzel bir şey. benim anlatamadığım insana bunların artık doğallaştığını gösteriyor. ama yanlışlıkla yapıp amacı sadece seyirciye oynamak olunca bir yerden sonra o bile kanınıza dokunuyor ama anlayamazsınız. sadece sizden istediğim insanları rahat bırakın artık. bizi rahat bırakın. günümüzde ırkçılığa giriyor diye zenciler kokuyor demek bile nefret suçu sayılıyorken bu kadar üstümüze gelmeyin artık. taciz sadece elle dille yapılmaz yapılmıyor. ve keçileri kaçırmak üzereyiz. ben şahsen öyleyim. bu insanlar erkekleri öldürmekten bahsediyorsa slogan uydurmaya çalışmaktan değil delirmelerindendir. yüz yıl sonra öyle bir kafayı yemiş olacak ki insanlar, kadın cinayetleri erkek cinayetlerine dönüşecek. her insan insan olmanın içgüdüsüyle ego tatmini yapar ama yaptınız. yüzyıllarca yaptınız. allah aşkına rahat bırakın insanları artık. bu bir sitem değil canına tak etmesine ramak kalmış bir vatandaşın yakarışıdır. insanları intihara sürüklüyor, intihar etmezse kendi elleriyle öldürenleri, öldürmekten beter edenleri, o zihniyete hizmet eden giyim kuşam/yaşam tarzı/yedikleri içtikleri/yaptıkları yapmadıkları dahil en ufak düşünceleri ellerinizle besleyip manyaklar gibi savunuyorsunuz. ölmeyip ölmekten beter olanları en sonunda yine siz öldürüyorsunuz. neden. bu nefretin kinin sebebi ne. gerekirse dışlayın ama üzerimize oynamayın artık. o kadar komik görüyorsanız ilgilenmeyin. bırakın insanlar kadın-pembe renk algısıyla, dayatılan güzellik anlayışıyla, whatsapp’taki emojilerle uğraşsın. siz anlamıyor olabilirsiniz lakin kimse bir şeyi abartmıyor. kimse manyaklar gibi bir günde devrim getirmeye uğraşmıyor. bu küçücük şeylerle bile uğraşılmazsa temel algının düzeltilemeyeceğinin hepsi farkında ve size komik gelen şeyler sayesinde farkında olmadan sizin bile hakkınız savunuluyor. sadece insanları rahat bırakın artık. konuşmayın. gülmeyin. yeter. bir de bu yazıyı dün gece yazdım, son bir iki cümlesini tamamlayamadan bırakmam gerekti. tam da bugün açıp devam edecekken şu yazıya rastladım: https://eksisozluk.com/entry/60773765 şahsi olarak bizzat bana üzülenler, hala herkesin öyle çok da anormal şeyler yaşamadığına ama arada çürük elmalar çıktığına inananlar, neredeyse yalvardığım halde hala ne diyo bu kezo mantığıyla bakanlar, düşüncelerim hoşuna gitmeyip vajinamdan girip anüsümden dolandırıp ağzımdan çıkarak küfredenler, belki hala okumaktan sıkılmadılarsa ya da çoktan kapatmadılarsa bu yazıyı da okusunlar. bu sayede postun sonuna ? koymama da gerek kalmaz diye düşünüyorum.











