tırnaklarımızın arasında gündelikçiliğe dair bütün emareler,
arkadaşlıklarımızda gözden geçirilmesi gereken kapitülasyonlar,
ve ceplerimizde enflasyona yenik düşmüş tütün kırıntıları var .

#extradirty
Three Goblin Art
dirt enthusiast
occasionally subtle
almost home
AnasAbdin
we're not kids anymore.
NASA
Stranger Things
taylor price
sheepfilms
No title available
art blog(derogatory)
DEAR READER

izzy's playlists!

ellievsbear

Love Begins

PR's Tumblrdome
RMH
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

seen from Malaysia

seen from Canada
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Portugal
seen from Indonesia

seen from Australia
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Australia
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from India

seen from Greece
seen from Malaysia
@avalimseba
tırnaklarımızın arasında gündelikçiliğe dair bütün emareler,
arkadaşlıklarımızda gözden geçirilmesi gereken kapitülasyonlar,
ve ceplerimizde enflasyona yenik düşmüş tütün kırıntıları var .
kendini kendinin ne kadar yükseğinden atarsan at, Allah’ın rahmetine düşersin. o seni terketmedi. terketmez .
fırtına öncesi sessizliği biz oluşturduk, fırtınanın ekmeğini başkaları yedi. ne zaman bir sessizlik görsek, fırtına çıkacak sanıp sevindik. bedenimiz fırtınalardan uzağa yazılmıştı halbuki. aklımız ve kalbimiz ne kadar fırtınalara yazıldıysa, cismimiz o kadar sukûnete düçar oldu .
duvağı açılmamış bir gelindir kalbim.
migrenli bir veba mikrobu zaman .
sayıklamalar;
mağaraya dönüp duvarlara şekiller mi çizsek? daha iyi anlaşılabilmek için yeni bir lisan mı geliştirsek? paylaşamadığımız şeylerin icadını öteleyip, diline mukayyet olmayanların doğuşunu mu engellesek? savaş sebeplerini mi ortadan kaldırsak?.. ne yapsak daha yaşanılabilir olurdu dünya?
tanrım, dokun bana
avuçlarım titriyor kırık bir camdan yansıyan mabetlere .
diliniz hiç yanmaz mı kelimelerden?
benim yanar.
az konuşmam canımın yandığından,
ve daha çok susmam
yaralarımın taze
olduğundan .
meçhul bir mezar taşı gibiyim
ağırım bu aralar
çok ağrım var ağırlığım kadar
sırattan gün batımı çalıyorum
çabalıyorum
kıldan ince kılıçtan keskin sözlerim
bir müddet ara veriyorum
ciğerlerimi doldurup döneceğim .
gitmek için, gelmeler de gider bir gün .
insanlar biriktiririz, ağlamak için .
yeterli hüzün yakalayamıyorsa, kapatalım gitsin kalbimizi .
“yalnız hüznü vardır kalbi olanın”
“anlayan biri baksın doğu ufkuna lütfen
fecr-i kâzip gitti mi cebrail
sabaha ne kadar var.”
hep bir fazlayız hep bir eksik
kendi cehennemimizin zebanisiyiz
hep bir erken hep bir geçiz
olmamış
saati kim kurdu
kim vurdu?..
bir gün hepimiz öleceğiz; sanal hesaplarımız geride kalanlara, ömrün hesabını yüklenip gideceğiz .
sayıklamalar;
bir tenhaya gidip içimdeki tüm zehri dökmek istiyorum. kansa kan. ama aynı zamanda insanları da zehirlemek istiyorum. şu aptal insanları. ama aynı zamanda bu zehri onlardan sakınmak istiyorum. bu güzel zehri .
abi sizce de çok garip değil mi; akşam oluyor, yani böyle güneş falan gidiyor ve herkes evine dönüyor. alışmak denilen şeyden nefret ediyorum; sokağımdaki kaldırımın değişmesi, güneşin batması, birilerinin gitmesi, yol kenarındaki çiçekler .
her şeyin ama her şeyin hikmetine mazhar olma hali; meczupluk .