zil zurna sarhoşken bile beni senin adınla sakinleştiriyorlar.
bana ne yaptın böyle.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price
No title available
🪼
noise dept.
I'd rather be in outer space 🛸
d e v o n
Show & Tell
trying on a metaphor
Cosimo Galluzzi
hello vonnie

★

⁂
cherry valley forever

blake kathryn
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
wallacepolsom
almost home
will byers stan first human second

shark vs the universe
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from Spain

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Australia
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Poland

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
@bekleyisler
zil zurna sarhoşken bile beni senin adınla sakinleştiriyorlar.
bana ne yaptın böyle.
“Bir kere ağladıysan üç kere gülecek, on yedi katlı binan yıkıldıysa on sekiz katlısını yapacaksın, elli beş kez düştüysen elli altıncı kez kalkacaksın. Bazı savaşlar böyle kazanılır.”
kirpiğim uzaklarda ağlıyor.
“seni affedersem bütün dünya yüzüme tükürür ama yine de bir defa dizinde uyumak isterdim.”
“el oğlunu, ben kendime yâr sandım.”
Kuru yapraklara basma, onlar zaten incinmiştir.
Seninle göz göze geldiğimde durulurdu içimdeki hırçın deniz.
denizin mavisini unuttu balık
ama zihninde hâlâ durmaksızın dalga sesleri..
Bırak kalbine sıkışayım, senden başka neresi varsa boğuyor beni.
çok eksiksin ve haberin yok. ve ben saatlerce aynı parçayı dinledim,sabahlara kadar.
“İnsanlar sevdikleri şeyi yok etmeye, daha sonra da yok ettikleri şeyi yeniden sevmeye ve değer vermeye meraklıdırlar.”
Bir tabutun üstündeki çiçeklerin ne anlamı olabilir ki?
Ben kalkıyorum, deniz manzaralı bankın solu sana kalsın.
tadın ve tenin hâlâ yatağımda.
kimsenin suçu yok diyorlar, sende onlara inanıyorsun.
yirmi dört yerimden bıçaklandım,
hiç bana öyle bakmıyorsun.
dudakların hafif aralık yüzüme şaşkınlıkla bakan sen, seni durmadan öpme arzusuyla kıvranan ben. o eski yaz, koltuğa yatıyorum. yanıma kıvrılıyorsun, bir şarkı mırıldanıyorsun sırtımdan yüzüme doğru. saçların ensemi gıdıklıyor. o eski yaz, püfür püfür esiyoruz. ağzıma tek bir rakı değdirmeden bile ağzınla nasıl sarhoş olunuru keşfediyordum.
kalbime bir çocuk bırakmıştın işte o yaz! kokunu çarşaflara. çamaşır makinesinin karşısına çöküp şaşırılacak bir şeye dönüşüvermiştin aniden. işgal etmiştin bütün kalelerimi. radyoda hep aynı şarkı yüzünde muzip bir gülümseme. iklim değişimi yaşadım, sen aşktan dedin. annem sigaradan. pekmez yer, beni epey bi severdin. izin verdim. izini sürdüm. kapıyı açtın, kapıdan geçtim. beni vurdun.
bir gün gözlerimi açtığımda film bitmiş, seyirciler evlerine dağılmıştı. bir sızı vardı artık yanı başımda. kaçmıştın. göğsüme çarpıp durmuştun. çırpındın. ölmemi bekledin. bana bir kere baksaydın kaç kere öldüğümü sayabilirdin, bana bir kez bak.
bana son kez bak.
eski bir gramafonda en güzel şarkıları dinlesek ve sen bana gülümsesen..