Transition | juusohd
Location: Alta, Norway

Origami Around

Product Placement
Cosimo Galluzzi
Monterey Bay Aquarium

Andulka
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
No title available
cherry valley forever
Today's Document
hello vonnie
trying on a metaphor
🪼
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
h
Mike Driver
sheepfilms

shark vs the universe
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
DEAR READER
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Vietnam
seen from United Kingdom
seen from Jordan
seen from United Kingdom

seen from China
seen from Argentina

seen from Algeria
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Congo - Brazzaville

seen from Malaysia

seen from United States
@biradetzey
Transition | juusohd
Location: Alta, Norway
“Doğru kişi sevdiğin kişi anlamına gelmiyor. Acı veriyorsa, bütün iyi niyetlerine rağmen her seferinde iyi niyetini suistimâl ediyorsa; deli gibi âşık olsan da o yanlış insan demektir. Bunu kabullen. Çünkü doğru kişi hayatından bir şeyler çalan değil, hayatına anlam katan kişidir.”
Kendi kendini bitirdiğin için teşekkür ederim. Ben seni başka türlü silemezdim.
bazı şeyleri zor da olsa kabullenmek güzel. bence dünyanın en güzel şeyi kabullenmek. kendini bazı şeylere hazırlamak, olanlara şaşırmamak. bu gece kabullendim, rahatça nefes alabilirim. bu gece sondu, bu gece ben herkesi pakladım. galiba gideceğim ufak çaplı. burayı ve bana kattıklarını çok sevdim. öyle izler bıraktı ki bende. gerçek anlamda, basit değil. ama ufak aralar güzeldir, artık içimi dökmeyi bırakıp bir şeyler yapmalıyım. yaşamın karmaşasına kendimi bırakmayı seviyorum, sonra kendimi bulunca mutlu oluyorum. nefesleniyorum. çok güzel şeyler biriktirin, dostlar, kitaplar, şarkılar ve en özeli çiçekler. yaralarınızdan çiçeklenesiniz.
“Bugüne kadar inandığım her şeyin peşinden gittim. Düştüysem savaşarak düştüm. Güçlendiysem de yenilerek güçlendim ama ayağa kalkması nasıl güzel bir bilseniz.”
Karşılık beklediğimden değil ama ona dair herşeyi en ince detayına kadar düşündüğüm birinin bana yaptığı düşüncesizliği sindiremiyorum, insanı bu kadar kıran bir his yok bunu anlamıyorsunuz.
birkaç cümleye nokta koyamayacağım ama kalemi kıracağım, söz.
“Kin tutamıyorum, nefret edemiyorum ama salak değilim. Yaptığınız her şeyin, yediğiniz her haltın farkındayım.”
"Tükendiğim yerden, doğur beni..."
Sevgilim, sana yavaş yapılmış kahvaltılardan, sıcak ekmek için yürünmüş yollardan, çift okeyle bitilen okeyin heyecanından, yüzünü güneşe tutup sıcaklığını hissettiğin o kısacık andan, yamalı masa örtülerinden, özür dilenerek ve sevilerek sulanmış çiçeklerden, anne şefkatiyle beslenmiş kuşlardan, iç çekerek okunmuş hikaye kitabından, altı kısılmış tavşan kanı çay sıcaklığından ve kapalı gözlerle dinlenen şarkılardan geliyorum. Sana ne zaman gelsem, şu dünyada yeni, yepyeni bir anlam buluyorum. İnadına sevgi isteyen küçük kediler daha çok arttırıyor kalbimin ritmini, kasımpatılarımı daha başka bir aşkla okşuyorum. Bu aralar bilsen ne çok kitap kokluyorum, ne çok çiçekle konuşuyorum. Belki buradan değilse de, havalimanlarından, yol sonunda çıkılan sahilden, sokak lambası ışığında oturulan akşam kahvelerinden sana yazıyorum. Anlatacak ne var, ne çok şey var içimde böylesine biriken inan yazana kadar ben de bilmiyorum. Garip bir utangaçlıkla bir de, ne zaman sana gelecek olsam, yeterince yaşayıp yaşamadığımı kontrol ediyorum. Yaşamak, yani taze çilek tadını fark ederek, ağaçların yeşilini ayırt ederek, kedilerin patilerini öperek, durup göğe bakarak, bakıp da ilk kez görüyormuş gibi...Bilindik her şeyin ötesinde bir nevi, nefes almanın ötesine geçerek. Nihan Kaya'nın bahsettiği o dikeylikte, bir çift kanat takıp şu yatay dünyayı reddederek. Biliyorsun, yolumda taşlar çok; ne zaman gülerek çıksam yola, birkaç sıyrık almadan, dizlerimi kanatmadan bırakmıyor dünya. Acılarım benim dizimdeki morluklarım, bisiklete binmeyi öğrenir gibi alışıyorum dünyaya: düşüyorum, sonra bir daha, bir daha. Bir hikaye denizi bu içinde yüzdüğüm, kitaptan adalarla çevirdiğim, dalgalarını incecik şarkılarla eşleştirdiğim. Burada her şey yavaş, burada ben artık yavaş olmaktan korkmuyorum. Bazen, bazen işte ben de bu insanlığa kanıp kendimi koşarken buluyorum; bazen arkamdan onca kişi ittiriyor onlar kim bilmiyorum, yüzlerini seçemiyorum. Dur dünya, sana bir ağaç kadar durmayı öğreteceğim. Seninle bir kitap kokusunda ağaçları keşfedeceğim. Sonra sen de, içindeki tüm insanlarla beraber, sahaflara bir başka bakacaksın. Batan güneşin, sonra doğan güneşin, şu döngünün bir umut olduğunu ve o sürdükçe bir şansımız olduğunu göreceğiz seninle birlikte. Bir büyük inançla her şeyi mümkün edeceğiz, ya da mahvedeceğiz. Sana yazmak, bütün bunların sebebi olacak sevgilim, hepsinin sonucu ya da sonu olacak; bu da benim döngüm kalacak.
Şimdi sorsalar, sana ne anlattım; biliyorsun, sana her şeyi anlattım.
ilgi görmeyince böyle oluyorum
“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”
—
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
(via yollarbitmeyecek)