Bu hikayenin sonunda kadın adamın kendisini hiç sevmediğini anladığında nefret etti kendisinden.

No title available
he wasn't even looking at me and he found me

tannertan36
trying on a metaphor

roma★

祝日 / Permanent Vacation
Today's Document
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

if i look back, i am lost

★
todays bird
Jules of Nature

⁂

ellievsbear
Sade Olutola

izzy's playlists!
wallacepolsom
Cosimo Galluzzi
we're not kids anymore.
cherry valley forever

seen from Malaysia
seen from Mexico
seen from United States
seen from Lithuania
seen from Romania
seen from United States
seen from United States
seen from Spain
seen from United States

seen from Russia

seen from Italy
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Australia

seen from China
seen from Malaysia
seen from Türkiye
@braveandfunky
Bu hikayenin sonunda kadın adamın kendisini hiç sevmediğini anladığında nefret etti kendisinden.
Niye gün ortasında akşam oluyorum?
Attila İlhan (via attilailhansiirleri)
Bu dünyada ayrılığa denk olabilecek başka hiçbir felâket yoktur. Sonunda gözyaşları aka aka ruhları yerinden oynatmasaydı, ayrılık, önemsiz, küçük bir şey sayılırdı belki. Bilge kişilerden biri “Ayrılık ölümün kardeşidir.” diyen bir adama “Hayır.” dedi, “doğrusu ölüm ayrılığın kardeşidir.
İbn Hazm, Aşk'ın Halleri (via seslerinuyumu)
Bir adam anlatıyor ve bir avukat dinliyor: Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim…Yedi senelik evliliğimizin iki senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karım, her evlilik yıl dönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, “Bunlar bizim hayatımızın gölgeleri” derdi.. Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı. 97'nin bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık kalacağımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece “Biliyorum” dedi. İzmir'e kar yağdığı gün, yani bir ay önce, evdeydim. Fotoğraflarımıza bakıyordum yine… Her çerçevenin altında bir harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim. A.R.K.A.S.I.N. Gerisi için yılları yetmemişti. Ama sanırım “Arkasına bak” yazmaya filan niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. İnanabiliyormusunuz, her birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmıştı. 1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. Ve içinden şu sözler çıktı: “14 Mart 1997/ Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı Söylemene gerek yok, biliyorum…” 2002'deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor. İçim acıyor şimdi. Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor.. Sadece paylaşmak istedim. Sana boş gözlerle bakıp seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et. Çünkü; Aşk sessiz, sevgi dilsizdir Gerçekten de hissediliyor, yanında yakınında olmasa bile, kilometrelerce uzağında olsa bile, sevmesini bildikten sonra varlığı da yokluğu da hissedilebiliyor.
Kadınlar "seni seviyorum" ların anlamlarını sizden iyi bilir beyler
düştüm ama ağlamak için evdeki herkesin yatmasını bekliyorum.
Bu kadını ağlatan ölsün.
yani insanın, kendisini hayata bağlayacak, ölümden çekip alacak bir insana ihtiyacı her zaman vardır. ama olmasa da oluyor, biliyorum. ama olsun. değil mi.
Olsun tabi de olmayacak işte.
O özlemeden hayatına devam ediyordu hiç bir şey olmamış gibi..belkide hiç bir şey olmamıştı yada sadece olan bana olmuştu.
Bu kadar bizi anlatmamalı bir sayfa...
"Seni özleyeceğim" mesajıma cevap vermediği gerçeğiyle yaşamak istemiyorum
Şimdi bir koltukta uzanmış boynunu düşlüyorum... Dün gördüm en son boynunu. Sana bir atkı takmanı söyledim. Maksat üşüyüp tekrar hastalanmaman. İşte bu tamamiyle YALAN! Boynunda içimi titreten bir şey var. Bana ait olan. Başkası görmesin diye kıskançlığımdan. Ah sevgilim; ben kimseyi böylesine benimsemedim, kimseyi düşlemedim böylesine her an...
Çok hasar aldım. Yorgunum. Nefret doluyum. Ve insanlarda benden nefret ediyor. Bu kadar nefret canımı yakıyor.
Bırakmak lazım bazen..
Samimi olmadığım insanlar “canım” diye hitap edince, küfür ediyorlarmış gibi geliyor.
Sevmediğim insanlara küfür eder gibi "canım" derim ama sevdiğim insanlara "canım" derken canımı istese verecek gibiyim.
Sevmediğini bildiği için hiçbir papatyanın canını yakmayan insanlar da geçiyor bu dünyadan.
Daha bugün bir papatyanın canına kıydım ve "seviyor" dedi bana papatya. Sevmediğini biliyor oluşum bile silemedi yüzümdeki umut dolu tebessümü... Ne yalan söyleyeyim, ben kendime bile dürüst değilim.