
oozey mess
Cosmic Funnies

if i look back, i am lost
Jules of Nature
NASA

izzy's playlists!
I'd rather be in outer space 🛸
h
YOU ARE THE REASON
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
almost home

roma★
sheepfilms
Lint Roller? I Barely Know Her
Claire Keane
noise dept.
occasionally subtle
Alisa U Zemlji Chuda
DEAR READER

Origami Around

seen from Malaysia

seen from Kuwait
seen from Kuwait

seen from Iraq
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Iraq

seen from Malaysia
seen from Bulgaria
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
@caredexter
#coffee #starbucks #antalya #peace #turkey #home #happiness #love #instagram
#paris
Her yer Basbakan, Herkes Basbakan!
Hersey bu video yu izlemem ile basladi:
http://www.odatv.com/vid_video.php?id=8C89A
Avrupa'da veya yurt disinda, egitim ve kulturel duzeyi yuksek yerlerde, sanata ve sanatciya ne kadar onem verildigini ve toplumdaki insanlarin, ozellikle cocuklarin, sanata yonlendirilmesinde nasil cesaretlendirildiklerini ve ozendirildiklerini anlatan guzel bir video.
Ama ben bu videonun bana, ne anlattigini, yazmak istedim bugun.
Daha once buna benzer, sokak sanatcilariyla alakali bir cok video izlemistim, buyuk ihtimalle su gunlerde yasadigimiz toplumsal kriz yuzunden olacak ki, bu video bana hayatimizi yasamadigimiz ogretti.
Yaklasik 4 senedir yurt disinda yasamis olmam, tecrube ve gozlem manyakligimi da isin icine koyup, ustune suanda akliniza ilk gelecek 10 ulkeden 9 unda arkadasim oldugunu da ustune eklersek Dunya'nin ne kadar boktan bir duzen icinde oldugunu gormek cok da zor degil benim icin.
Avrupa'daki insanlara bakiyorsun, ozellikle Iskandinavya ulkelerine, o ulkedeki insanlarin toplumsal sorunlarini inceliyorsun, ordan Amerika'ya gidiyorsun, sonra Asya sonra Orta Doguya ve en sonunda Afrika.
Bambaska hayatlar, bambaska insanlar.
Dunya'da herkesin bir rolu var, herkes onu cok guzel oynuyor geri kalanlarda seyredip keyfine bakiyor.
Turkiye'yi ornek alirsak mesela, Turkiye'de dogup buyuyen ve ucundan kosesinden, kahve koselerinde, orda burda, oturdugu yerden bu ulkeyi kurtarmamis olanimiz var mi?
Peki bu is her ulkede boyle mi, mesela Isvicre'de de, Amerika'da da, Turkiye'deki gibi herkes basbakan mi?
Tabiki de degil, adamlarin cok da umurlarinda degil zaten bu durum. Kafalarinda bu kadar buyutmuyorlar bu isi, mesela Italya, insan olarak bize en cok benzeyen ulke diyebiliriz, son 5 senede 4 kere Basbakan degismis, dolayisiyla, buna ''paralel'' olarak hukumet de degismis. Buna eksi olarak, buyuk bir ekonomi sikintisinin da icindeler resmen.
Ama o kadar Italyan arkadasim var hicbirinin bizimkinin 10 da 1 i kadar bile durumla alakasi yok. Olmamali da zaten.
Toplum seffaf bir sekilde bilmeli neler dondugunu, ama genelde guvenip aklini basini siyasetle yememeli, arkadas cevresini siyasi egilimine gore kurmamali, ya da sosyal aktivitesini siyasi egilimlere gore yapmamali.
Siyaset, siyasetcilerin hukumetin ve devletin gorevidir, onlar bu isin icin para kazaniyor, onlar evlerine ekmek goturuyor bu onlarin isi, birakalim onlar yapsin.
Biz siyaset, sag, sol falan derken koca bir omuru tuketiyoruz. ''Aksirincaya, tiksirincaya'' kadar siyaset konusuyoruz.
Ama nasil siyaset konusuyoruz.
Bu kadar cok siyaset konusup, bu kadar az kitap okuyan bir millet, tarihin zaten en buyuk cikmazlarindan biri.
Biz ne milliyetciler gorduk ''Milli Doktirin Dokuz Isik'' kitabinin sayfasini acmamis, boyle bir kitabindan bir haber, ''Olurum Turkiyem'' turkusunu cigirip, eliyle kurt isareti yapan.
Biz ne solcular, ne komunistler gorduk, ''Komunist Manifesto'' yu bile okumayacak kadar usengec, Karl Marx'i resimlerden taniyan, Das Kapital'i bilmeyen; hakkinda ve yazdigi kitaplar ile ilgili veya icerigi ile ilgili gram bilgisi olmayan, ama sol yumrugunu havaya kaldirip ''Karli Kayin Ormani'' turkusunu cigiran.
Biz ne muslumanlar gorduk, Kur'an-i Kerim'in sayfasini acamamis cenabetlikten, Kur'an'da anlatilan kardesligin ve hosgorunun anlamini bile bilmeyen, Allah, Insallah, Masallah, gunah sevap gibi kelimeleri agzindan dusurmeyen; sozde muhafazakar ama gecen kizlarin arkasindan bakip, ic ceken; sozde kendini kapatmis ablam, Kuran'da oyle yaziyormus ya, ama sokakta tv'de orda burda en edepsiz espirilere agzini ayira ayira gulen yine o ablam.
Biz ne Ataturkculer gorduk, birakin Nutuk okumayi, Genclige Hitabeyi bile okumaktan aciz, ''ben cagdasim, cok batiliyim, ay, ayol, Ataturk'un yolundan yuruyoruz'' derken ojeleri kurumadigi icin elindeki bayragi bile dogru duzgun tutamayan, Ataturk'un yolunun, ne yol oldugundan gram haberi olmayan, tarihsel bilgisi sifir oldugu icin en ufak bir siyasi tartismada, topu toplumsal olarak benimsenmis kulaktan dolma ve tasma bilgilere kadar surup, klise laflarla gol attigini sanan ama aslinda madara olan.
Bizim temel sorunumuz belli: OKUMUYORUZ.
Bu ulke'de ki en azindan herkes iki kitabi okusaydi biz zaten suanda bu halde olmayacaktik: 1- Kur'an-i Kerim 2- Nutuk.
Belki o zaman etrafta resmen konusma ishali olmus, surekli sacmalayan tipler olmazdi.
Turkiye'nin en buyuk sorunudur: okuma tembelligi, bu bizim Dunya'da neler oldugundan bir haber olmamizi saglayan kotu bir etkendir.
O yuzdendir 12 senedir basbakanlik koltugunda, yeri geldiginde ekonomist, yeri geldiginde, elestirmen, yeri geldiginde gazeteci, televizyoncu, sosyolog, kisacasi hersey oldugunu zanneden bir psikopatin oturmasi gayet normaldir.
Bir gram ekonomi kitabi okumadan, hicbir hesap kitap nasil yapilir, bilmeden yine malumunuz kulaktan dolma ve tasma bilgilerle ekonomi yorumu yapiyor.
''Bu ekonomi, bu kadar kolay bir sey olsa ustune bu kadar kitap yazilip, fakulteler acilir miydi?'' sorusunu aklina getirip, ''ya bu konuda benim cok bir bilgim yok, o yuzden de bir fikrim de yok!'' diyemeyecek kadar aciz ama ''Eskiden bu ulkede hicbir sey yoktu, akepe sagolsun simdi herseyimiz var, Turkiye bir Dunya ulkesi oldu, cok gelisti.'' gibi bir analiz yapacak kadar ''ekonomist'' bir milletiz biz.
Global ekonomiden ve son 10 senede teknoloji ile yasanan gelisimlerden bir habersiz bir milletin, akepenin ''ekonomimiz buyudu'' yalanini yemesi de bundandir.
Turkiye, cok genc bir ulkedir. Turkiye'de yok ekmek kuyrugu, gaz kuyrugu vardi falan denildigi zamanda, sanki o zaman sadece Turkiye'de bu varmis gibi olaya bakmak, en azindan insanlar o zamanlar canlarini korumak icin yer altlarinda yasiyorken sana gokyuzunu gosterip, derin nefes aldirtan Ismet Pasa'ya hakaret etmek, Edirne'den otesinin varligina inanmayanlarin bos laflaridir.
Akepenin secim slogani zaten herseyi anlatiyor, ''Ben lafa degil, icraate bakarim.''
Cunku ''Biz alik alik bakmayi da cok iyi biliriz''.
1945'de atom bombasi yiyen, dogal afet bakimindan ''yuce rabbimin'' her tulru belasini verdigi Japonya, Dunya devi olurken biz anca ''alik alik bakmayi cok iyi bildik.''
Neden? O sira biz, birbirimizi yemekle mesgulduk. O kadar cakal var ki etrafimizda sirtimizi bir araya getiremedik, omuz omuza verip bu ulkenin basini bu yamyamlardan kurtaramadik.
Bu alikligimiz yuzundendir ki, Dunya uzaya cikarken bizim hala duble yola sevinmemiz.
Turkiye'nin siyasal ve cografik konumu geregi son 10 yilda global ekonominin gelismesine ''paralel'' olarak dogal bir gelisme yasamistir. Bu gelismede akepe zihniyetinin katkisi, devletin elindeki elektrikden, telekoma kadar herseyi ozellestirip, satip ulkede sicak para akisini hizlandirmasi, kendi vatandasina kopek gibi davranip yabancilara taninan kolayliklar saglamasi ve buna bagli olarak yabanci sermayenin ulkeye cekilmesi, surekli yaz kis cocuk dogurulan, kapitalist, ve tuketen bir toplumun olmazsa olmasi konut ve avm insaatlarinin mukemmel bir rant aracina donusturulmesidir.
Turkiye son 10 yilda kendisine verilen gorevi yapmis ve konumunu korumustur. Asil oynanan ''oyun' da bu iste.
Dunya Afrika'yi acliga, hastaliga ve fakirlige, Orta Dogu'yu olume ve savasa, Asya'yi fakirlige terketmis. Herkesin, heryerin belirli bir gorevi var herkes onu icra ediyor, gelisen ekonomiyle cekilen aci boyut degistiriyor ama gercek hep ayni kaliyor.
Turkiye'de gencligin ''yuzde 50 si'' nin yarisi kendini heba ediyor bu yolda, gozlerinde bir gun, bu ulkede de huzur ve mutluluk ile beraber cagdaslik kazanacak umuduyla bir omru siyaset ugruna heba ediyor. Tartismaktan, okumaktan, yazmaktan neyse de en kotusu laf anlatamamaktan kalbi sikisiyor artik.
Benim isyanimda tamda buna iste ne diye debelenip duruyoruz biz.
Bizde iste okuyoruz, arastiriyoruz, bilgi ediniyoruz, analiz yapiyoruz, egitmeye ve bilgilendirmeye calisiyoruz.
Omrumuz boyunca bu halktan belki bir bok olur diye didinip duruyoruz.
Ama bu halk okumadikca, aksine analiz yapan, okuyan, arastiran ve ogretmeye cabalayan herkesi ''burnu havada'' veya ''kustah'' olarak gordugu surece bu ulkeden bir bok olmaz.
Su yaziyi yazarken bile pismanlik duyuyorum, saatlerimi veriyorum sunu yazmak icin belki bir tanenizin aklina azicik da olsa girerim de iyi kotu bir seyler okumanizi saglarim diye, saatlerce oturup, dusunup tasinip su yaziyi yaziyorum, biz yasadigimiz surece, bir umut hep vardir diye.
Eeee napalim umut fakirin ekmegi, hadi eyvallah!
''BU DAHA BASLANGIC, MUCADELEYE DEVAM!''
Herkes tutturmus bir Kemal Kilicdaroglu'ndan bir "halt" olmaz diye, 12 yildir yalanci, hosgorusuz, cahil bir hirsiz tarafindan yonetilen bu millete simdi Kemal Kilicdaroglu gibi namuslu, durustlu, caliskan, hosgorulu en onemlisi calmayan etmeyen bir adam fazla geliyor herhalde. Bazilari dile getiremiyor ama icten ice rahatsiz olduklari sey Kemal Kilicdaroglu'nun Alevi olmasi, boyle bir kafa yapasina zaten denece bir lafim yok. Onlar Kemal Kilicdaroglu’nu sirf Alevi diye sevmezler, Kemal Kilicdaroglu rant icin cami yikanlarin karsisinda dururken, bu millet cami yikan hirsizlara 12 yil destek verir. O yuzden onlar zaten kaybedenlerden. He birde sey var "yumurugunu masaya vuramiyor”mus, "lider dedigin masaya yumrugunu vurur kendini dinlettirir”mis, ‘’bu adamda lider vasiflari yok’’mus gibi ilkokul mezunu kahve koselerinde yapilan soylemlerde bulunan egitimli arkadaslar var.Soyleyeceklerim var ama soyleyeceklerimden once kisaca bir lider tanimi paylasmak istiyorum; Liderin tanımı Toplumları arkalarından sürükleyen, onların ufkunu açan, yeniliklere açık olan, basma kalıplara takılı kalmayan, sürekli kendini yenileyen ve sorunların çözümüne en hızlı, en pratik yollarla çözüm üreten, toplulukları pozitif motive edebilen kimselere lider denir.Kendi düşüncelerini, istek ve iradesini yanındaki kişilerin sevgi, saygı ve güvenini kazanarak onlara kabul ettirebilien kişilerdir. Yapılan herhangi bir işte yanındaki kişilerle hareket edebilen, onları doğru hedefe yönlendirebilen, değişik fikir ve görüşlere saygı duyan, arkasındaki ve yanındaki kitleleri sürükleyebilen ve onlara yeni ufuklar açabilen kişidir. Tanimda da gordugunuz gibi 12 yildir bu ulkede basbakanlik yapan sahisin liderin tanimindaki vasiflarin cok azina sahip oldugunu cok acik bir sekilde goruyoruz. Ama anlasilmaz bir sekilde insanlar hem bir zorbadan veya diktatorden sikayet ediyor, hem bizim liderimizde uzun olsun, masaya vurdugunda herkes sussun, el pence divan dursun istiyor. Iyi, guzel diyorsunuz da bunu derken 20. Yuzyilin en buyuk liderinin ozelliklerini unutuyorsunuz: Mustafa Kemal Ataturk. Atamin boyu 1.74 du,oyle cok uzun boylu biri degildi hatta benden bile kisaymis, oyle kaba saba degil dunyanin en nazik ve en akilli insanlarindan birisiydi. Oturmasini, kalkmasini, nasil konusmasi gerektigini, yemek yemeyi, herseyi cok iyi bilirdi. Ataturk toplumlari suphesiz arkasindan surukledi, onlarin ufkunu acti yeniliklere acikti,basma kalip dusuncelerin icinde sikisip kalmazdi, surekli kendini yenileten ve sorunlarin cozumune en hizli en pratik yollarla cozum ureten, topluluklari negatif, ayristirarak degil pozitif bir sekilde motive edebilen bir liderdi. Ataturk, o kadar okumus, o kadar savas gormus, gecirmis olmasina ragmen koydeki cobandan tut, bir profesore kadar sevgi ve saygiyla herkesin fikrini dinlerdi kimseyi otekilestirmezdi ve en onemlisi onlarin guvenini kazanarak kendini halka kabul ettirmisti. Dusmani bile saygi duyardi Atama. Ozgurlukcuydu Atam, kadinlara secme ve secilme hakkini, ve en onemlisi yoksul,egitimsiz ve savas yorgunu bir halka, en buyuk zenginlik olan demokrasiyi ve ozgurlugu verdi, Egitimliydi okudugu kitaplarin haddi hesabi yok iken birde yazdigi kitaplar vardi. Lafin kisasi tam bir liderdi. Ama birde simdi geldigimiz duruma bakin, en egitimlilerimiz bile elestiriyor Kemal Kilicdaroglu’nu, ben elestirilmesine de sinirlenmiyorum, hatta diyorum ki kesinlikle elestirilmeli. Ben de elestiriyorum, AMA elestirinin bile bir duzeyi, bir mantigi olur. Savundugunuz seylerle, elestirirken ki konustugunuz seyler birbirini tutmuyorsa, birini elestirmeden once kendinize bir ceki duzen vermeniz lazim. Kemal Kilicdaroglu’nun boyu cok uzun degil 1.73, ama bu ulkede benim hatirladigim son secimde geneldeki tabloya baktigimizda %30 oy orani gozukuyor, CHP’nin 1970’lerden beri ugrasip yaklasamadigi %30 bandina en cok yaklastigi ve o gunden beri en cok oy aldigi secimdi bu yerel secim. Hatalari yokmuydu vardi, herkesin hatasi oldugu gibi onun da hatalari vardi ama bunu inkar edicek kadar kibirli degil, bunu kabul edip duzeltmek icin ugrasacak kadar iyi niyetli birisi. Partiye geldi, partinin o olu topragini ve olu siyasetcilerini uzerinden atip yenilikci bir duzen getirdi, logosuna kadar eski ve curumus olan herseyini degistirdi. Bugun acimasizca elestiren sozde CHP’li ama gorevi zamaninda Ankara’nin otesine gecmeyi basaramamis kisilerin aksine, butun ulkeyi karis karis gezdi, hem Uludere’ye gitti, hem Reyhanli’ya gitti. Hemde oyle secim propagandasi ile parti otobusu ile yada makam araclariyla gosteris yapmak icin gitmedi, oyle seyler yapmadi da zaten. Kemal Kilicdaroglu 65 yasinda, 30 gunde 53 sehir gezdi, sabah bakkala gidip ekmek almaya usenen bir nesilden gelen ben ve yasitlarimin cogunun 20 li yaslarda bile zar zor yapacagi veya yarisinda vazgececegi isleri yapti, her yere kosturdu. Elinden ne geldiyse yapti. Partiye genclik kotasi getirdi, kadin kotasi getirdi, parti tarihinde ilk defa 46 tane kadini, belediye baskan adayi yapti. Ozgurlukleri savundu, projelerini anlatti; issizligin nedenini, pahaliligin nedenlerini ve gelince ne yapacaklarini anlatti, cozum onerilerini sundu millete. Ama sansina secime gunler kala 17 Aralik’ta Turkiye tarihinin en buyuk yolsuzluk olayi patladi, bu kotu oldu demiyorum tabiki iyi oldu bu yolsuzluklari ortaya cikmasi ama Kemal Kilicdaroglu’nun 45 dakikalik her konusmasindan sadece yolsuzluklarla ilgili konustuklari seyler cimbizla alinip haber yapildi. Millet 17 Aralik’ta ogrenirken yolsuzlugu, o son 2-3 yildir butun butce konusmalarinda bas bas bagiriyordu sayistayin raporlarinin nasil meclise gelmedigini, bu hukumetin nasil yolsuzluklara karistigini. Kemal Kilicdaroglu, Bag-Kur ile Sosyal Sigortalar Kurumu’nda Genel Mudurluk ve Turkiye Is Bankasi yonetim kurulu uyeligi yapmis ve 2002 yilindan beride milletvekilligi yapan. Kardesi insaatta bekcilik yapan, iki kizi ve bir oglu var, medya isimlerini bile bilmez, kendi halinde isinde gucunde namusuyla calisip, kazanan ve yasayan insanlar. Oglunu gemisi, filosu falan yok bir tane gitari var onunlada cafelerde sarki soyleyip cep harcligini falan cikariyor. Kizlari sagda solda calisip uc kurus maas alacaklarina babalarina danismanlik yapip CHP’den yukluce para almadiklari gibi babalarinin isminden yararlanip kendi isimlerini duyurmaktan bile cekiniyorlar. Oyle guzel ve mutevazi cocuklar yetistirmis Kemal Kilicdaroglu. Kemal Kilicdaroglu’nun ailesiyle ilgili daha cok bilgi icin:http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/soner-yalcin/kilicdaroglu-da-caliyor-449893/ okunulmasi sart. Ben hala bu ulkede cok temiz, onyargi yapmadan, ayristirmadan, dedikodu yapmadan yasayan insanlar oldugunu biliyorum. Ben Kemal Kilicdaroglu’ndan memnunum, ve umutluyum. Eger bu ulkeye bir psikopattan 12 sene basbakan oluyorsa, Kemal Kilicdaroglu’ndan 100 kere basbakan olur. Ve ben, bir lider arayisina girilmesindense Kemal Kilicdaroglu’nun desteklenmesinden yanayim. Sadece oy atmaktan bahsetmiyorum, Kemal Kilicdaroglu’na guvenmemiz ve inanmamiz lazim hepimizin. Deniz Baykal varken bu benim basbakanim diyemiyordum cunku partiyi kaliplasmis fikirlere hapis ediyordu ve Ankara’nin otesine gecemiyordu. Kemal Kilicdaroglu eger olurda bir gun basbakan olursa hepimiz hatta bugun en agir elestirenler bile gorecektir ki, bu ulkenin gelmis gecmis en ozgurlukcu, en basarili basbakanlarindan biri olacaktir. Bende simdi utanarak soyledigim ‘’evet o herif bizim basbakanimiz’’ lafini o zaman gelince gururla ‘’Evet, Kemal Kilicdaroglu bizim basbakanimiz’’ diyecegim. E bu kadar iyiydi, Kemal Kilicdaroglu da secimi niye kazanamadi diyeceksiniz, bugun eski akepe bakanlarinin, erodganin 45 yillik yol arkadaslarinin bile soyledigine bakicak olursak ulke genelinde %10’luk, belki daha fazla bir oy calma olayiyla karsi karsiyayiz. Bugun Akp’nin oyunu %10 dusurup, CHP’ye eklediginiz zaman veya paylastirdiginizda bile CHP’nin oyunu nasil arttirdigini cok acik ve net goreceksiniz. Bugun Istanbul, Antalya, Ankara gibi buyuk kentlerde secim yolsuzluklari, konusabiliyoruz ve kanitlayabiliyoruz, twitter ve facebook sagolsun; ama Anadolu’da teknolojiden bir haber illerimizde, ilcelerimizde neler oldugundan haberimiz var mi? Bu kirli zihniyetin orda ne isler cevirdigini biliyor muyuz? Biliyorsak bile bunu ne kadar duyurabiliyoruz. Bunlari sorgulamamiz lazim, ote yandan bazi seyler zaman aliyor, kolay degil, bugun CHP 12 yillik, medyasi, orgutleri, isadamlariyla kocaman bir yolsuzluk iktidarina karsi savas icine girmis bulunmakta. Bu savasin kolay ve cabuk olup bitmesini kimse beklemesin, ama yillardir kucuk cephelerde kalan bu savas artik ulke geneline sicramistir ve bu hainlerin gidislni hic kimse veya hic birsey durduramayacaktir, cunku savas artik basladi. Bugun CHP’ye oy verip CHP’yi elestiren arkadaslara soruyorum, kac kere CHP’de bir gorev aldiniz, kac kere insanlara gercekleri anlatmak icin kapi kapi dolastiniz? Zaman, ulkeyi terketme, kaybetmis gibi umutlarimizi cope atma, yada kendimizi depresyona sokma zamani degildir, zaman direnme zamanidir, zaman namuslunun, namussuzdan hesap sormaya baslamasinin zamanidir, zaman omuz omuza hep birlikte direnme zamanidir.Cunku bu ulke bizim ulkemiz ve benim ulkemi bu namussuzlara birakmaya hic ama hic niyetim yok. Kemal Kilicdaroglu’nun secimden sonra Gezi eylemlerinde sikca kullandigimiz slogani dile getirdigi gibi ‘’BU DAHA BASLANGIC, MUCADELEYE DEVAM!'' Saygilar ve sevgiler.