
@theartofmadeline
Not today Justin

if i look back, i am lost
🩵 avery cochrane 🩵
No title available
wallacepolsom
trying on a metaphor
No title available
Peter Solarz

blake kathryn

Love Begins

tannertan36
Three Goblin Art
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

titsay
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
we're not kids anymore.

⁂

Discoholic 🪩
Claire Keane
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from Canada
seen from Italy
seen from United States

seen from Australia

seen from Brazil
seen from Colombia

seen from United States
seen from Honduras

seen from Australia
seen from Malaysia
seen from Saudi Arabia
seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Australia
seen from United States
seen from Brazil
@cooldownwithasplash
“Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister.”
— Jean-Paul Sartre - Bulantı
– FYODOR DOSTOEVSKY, The Brothers Karamazov.
“annem hayatında hiç dans etmemiş. hep düşünürüm annemi nasıl hareket ettirebilirim diye. ve annemin bedenine girip onu hareket ettirmeyi hayal ederim. eğer onun bedenine girebilsem, onunla dans ederdim ve o da dans ederdi. annemle benim düetim olurdu bu.
bunları düşünürken ‘ben annemim’ fikri aklıma geldi ve şu soruyu sordum: eğer annemin bedeninde dans edebilsem o ne hissederdi?”
mohamad abbasi
*
[uzun zamandır okuduğum en güzel şey dedim. bu çocuk gibi kurulmuş cümleler, tek tek, aksak, sokaktaki bir yabancıya anlatır gibi. bu metni c. getirdi. uzun zamandır okuduğum en güzel şey. bu metnin aslı farsça dedi c., bir adam, hiç dans etmemiş olan annesinin bedeninin hatırası içinde olsaydı ve onun yerine dans edebilseydi, bu nasıl bir tecrübe olurdu- bunu düşlüyor, bunu anlatıyor dedi. annesinin önce kirpikleri sonra omuzları olduğunu, annesinin önce dans etmeyi reddettiğini, ama sonunda bir uyku-hayal halinde gerçekleşen ortak dans halini… uzun zamandır okuduğum en güzel şey diyorum. annemin kirpikleri olmak, ya da omuzları.. bunun hakkında hiç düşünmemiştim. babamın bir sokak köpeği olduğu ve annemi bir köpek-aşkıyla sevdiği tarih hakkında çok düşünmüştüm. sonra dans ettikleri zamanların öykülerini de dinlemiştim. mesela benim annem kirpiklerini veya omuzlarını sakınmamıştı… diyorum ki, uzun zamandır okuduğum en güzel şey. -annemi nasıl hareket ettirebilirim. bir kukla oynatıcısı gibi ama tarihte işlerin işleyişinin tersine döndüğü bir kurguda: neredeyse şöyle: önce annenizin bedeni içinde -onun yerine- dans ediyorsunuz, ve sonra kendinizi doğuruyorsunuz.. uzun zamandır gördüğüm duyduğum izlediğim en-güzel-şey c.]
(tümünün, 5. dakikadan sonraki yarım dakikalık delilik hali için yazılmış olduğunu düşünürüm.)
(göğe bakıyordum, tanpınar dizesi gördüm.)
(bir kitabı okurken, okumaya ara verip de kitabın kapağını kapattığınızda, kitabın karakterleri ölmüyor ya da uykuya dalmıyorlar, -hey, bunu şimdiye kadar zaten öğrenmiştiniz, öğrenmiş olmalıydınız.
kitabın kapağını tekrar açıp okumaya devam ettiğinizde, sizin okuduğunuz hikaye kaldığı noktadan devam ediyor- fakat o karakterler geçen sürede hayatta kalmaya ve yaşamaya devam ettiler.
sadece o geçen sürede ne olup bittiğini siz okuyucu-yaşayıcı, asla bilemeyeceksiniz.)
*
bugün e. ile ayrıldık. (ya da ben kitabı okumaya ara verdiğim zaman, o ayrılmaya zaten karar vermişti diyebiliriz.)
ayrıldığımızı öğrendiğimde: diyelim ki geceydi ve
iskelede, ellerimle, onun yüzünü araştırıyordum.
(biliyorsunuz, ben keşif araçlarından gözlere değil, insan elleri’ne inanırım.)
*
şöyle mırıldandı:
- yüzüm, avuçlarından çıkmış bir heykel olsun isterdim.
dedim ki, -bu söylediğin cümle… benim en sevdiğim şiir, en sevdiğim dize.
dedi ki, -evet biliyorum,
çünkü şu an sen ve ben, elbette senin rüyandayız. ve rüyandaki herkes, her karakter, sadece senin bildiğin senin kurduğun senin düşündüğün cümlelerle konuşuyor, aksi mümkün değil..
***
[ve e.’nin veda ettiği günün haberini aslında, o sabah, nakaratı şöyle bir şarkıdan zaten almış, fakat fark etmemiştim.. : “hoşçakal güzellik.” ]
via weheartit
via weheartit
“O yıldızlara varmayı umut etmiş ama ayaklarını yerden kaldıramamıştı…”
Jack London - Martin Eden
Sevgilim, işte eylül Ve işte senin usul usul seğiren yüzün.
Zaman ki sonsuzdur Bitmemiş şiirler gibidir.
Bazı hüzünleri Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık (İsteğin bulanık kıyısında).
Bundan değil midir bizim aşkımızda Sürekli bir akşam hüznü vardır.
İlhan Berk
Eylül’e böylece devam ediliyor. Uzun süredir okuma listemde olan iki kitap, çok doyurucu, öneririm. Kütüphane kitaplarını sevelim ve hatta bence tercih edelim.