Otobüsten indiğimde, sıcak geçen bir günün akşamüstüydü. Üstelik pazardı. Benim gibi yalnız biri için pazarları sevmenin güçlüğü anlatılmaz. Çözülmüş sarsak pazarlar öylesine altı çizilmiş oluyor ki.
Füruzan
ojovivo
EXPECTATIONS

Discoholic 🪩
todays bird
Noah Kahan
h
sheepfilms
art blog(derogatory)

Product Placement

oozey mess
No title available
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
𓃗
noise dept.
Keni

if i look back, i am lost
Fai_Ryy
trying on a metaphor
taylor price

seen from South Korea
seen from United States

seen from Belarus

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Canada

seen from Netherlands

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from Canada

seen from Malaysia
@dajeong-sworld
Otobüsten indiğimde, sıcak geçen bir günün akşamüstüydü. Üstelik pazardı. Benim gibi yalnız biri için pazarları sevmenin güçlüğü anlatılmaz. Çözülmüş sarsak pazarlar öylesine altı çizilmiş oluyor ki.
Füruzan
Türk edebiyatının en önemli hikâye ve roman yazarlarından Yusuf Atılgan'ı aramızdan ayrılışının 33. yılında saygıyla anıyoruz.
İçindeki boşluğu dolduracak birini bulmak işin kolay olan kısmı..
-Peki zor olan ne biliyor musun??
-Onun içindeki boşluğu doldurabilmek...
İ.d.
Objektifimden
Durursam bi daha kurtulamam. Ziyanı yok gülüşü yeter bize. Yüreğim kaydıysa günah mı? Çamura saplansam yardıma gelir misin? Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elimdeymiş gibi…Elinden tutuversem benimle gelir mi?
Kimya mühendisiyim organik yıldız üretiyorum. 💫💛😋
Geceyi güneş siler, beni senin hasretin..
“İnsanoğlunun kendine yabancılaşması öyle bir noktaya ulaşmıştır ki son derece estetik bir zevkle bizzat kendi yok oluşunu yaşamaktadır.”
Walter Benjamin
ben eski günleri çok özledim.
tramvaydan inip, kemiksiz-kaygısız bir kafayla, kesinlikle de biraz sarhoş, sahilde saatlerce yürüdüğüm, kulağımda cılız bir piyano, bir sonraki günün bir sonraki gün olmaktan başka anlamının olmadığı günleri özledim. sonra da evime dönüp, suratımda yarım bir gülümsemeyle uyumayı…
önceden karşımdaki konuşurken, saçma sapan araya girip, ‘’ben…’’ ile başlayan bir cümle kurmadan onu dinler, fırsat buldukça konuşur, yine dinler, yine dinler, fırsat buldukça konuşurdum. bazı geceler ‘’acaba hiç dinlemedim mi? hep ben mi konuştum?’’ diye kaygılanırdım. ama artık hep dinliyorum, hiç kaygılanmıyorum. ne konuşacak enerjim, ne anlatacak hikayem, ne de kalifiye bir yüklemim var. sizin dediğiniz gibi olsun, siz haklısınız, bence de, kesinlikle, aynen…
artık savaş halinde olmaktansa, top-tüfek saldırmaktansa, kazanmaktansa, sessizce kanepemde mağlubiyetimi kutlamayı tercih ediyorum. çay bardağında viski, sehpaya saçılmış çubuk kraker… çünkü insanlar sizi sadece kaybettiğiniz zaman yalnız bırakıyor, bu da büyük lütuf… yeterli derecede yalnızlık. kaybetmeye bir süre sonra alışıyorsun ama kalabalığa asla alışamıyorsun. denemesi basit; düş de gör.
bana iyi gelen bütün eylemlerde ciddi bir tasarrufa gittim; fazla enerji harcamadan travmalarımı düşünerek uyuyorum.
sanki ben eski günleri değil de, tekrar yaşama ihtimalim olmayan eski günleri çok özlüyorum.
gördüm ve düştüm.
ve yarın; bir sonraki günün dünüdür.