Tamam. Tamam bu genç ve sabırlı günlerimde içime atabilirim. Peki içim bittiğinde, ben seni nerede saklayacağım?
sheepfilms

祝日 / Permanent Vacation

Origami Around

Janaina Medeiros
🪼

❣ Chile in a Photography ❣
RMH
Sweet Seals For You, Always
Monterey Bay Aquarium

Love Begins

Kaledo Art

PR's Tumblrdome
No title available
tumblr dot com
Lint Roller? I Barely Know Her
NASA

roma★
Alisa U Zemlji Chuda
will byers stan first human second
dirt enthusiast

seen from United States

seen from Puerto Rico

seen from Dominican Republic

seen from Puerto Rico
seen from Malaysia
seen from Dominican Republic
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Nepal

seen from United States

seen from Canada

seen from United States
@diaryofjanedoe
Tamam. Tamam bu genç ve sabırlı günlerimde içime atabilirim. Peki içim bittiğinde, ben seni nerede saklayacağım?
“Kalbimde sıkıntılı bir huzur var ve dinginliğim tamamen kaderime razı olmamdan kaynaklanıyor.”
Fernando Pessoa
Vebal
Ve bal istediğinde canı,
affetti günahlarını.
Dokunuyor, içime.
‘Bedel’ Pervaneleri
Pişmanlığın kara rüzgarının etrafında dönen bir pervaneyim ben.
Kazdığım derin çukura hayranlıkla bakıyorum. Ben, karanlığın soğuk rüzgarının etrafında döne döne yok olan bi pervaneyim. Kendi ateşimi harlıyorum.
Ne zaman iyileşeceksin? Ne zaman geçecek? Geçmez.
Elimi karanlığın mürekkebine buluyorum. İçimde mat olmuş bir şah ile yaşıyorum. Bir türlü anlatamıyorum. Tam olamıyorum, tamamlanamıyorum; anlatsam kurtulur muyum, bilmiyorum.
Tamamlandığım heryerden kaçan bir korkağım ben! Kalbini dünyaya değişmiş bir dün kalıntısıyım. Sıradanlığa hiç yeri olmayan bir gündüz düşüyüm. Hep yara olarak kalacak bir eksikliğim.
Kapatamadığım defterlerin mürekkebi, kaderimi tek renge boyadı. Kendimi geciktirdim, erteledim dünyaya hayallerimi. Kendi yalanına inanan ve gerçeğini yalanına emanet eden bir “dün annesi”yim.
Umut içimi kemirdi.
Zehirlendim başka yarınların ümidiyle. Yalanlarımı, yanlışlarımı, dünyanın yaşanırlığına sattığımdan beri içimde bir ölü sürüklüyorum; daima gülen, daima sıradan bir ölü. Ellerimde kendi kalbimin kanı var. Ağzımda hayallerimin, kabuslarımın, ruhumun kanı. Ne zaman biter, içimi çektikçe genzime dolan bu kan kokusu! Ellerimdeki kanı, hangi dünya gerçeği temizler?
Ben, döne döne üstüme yığılan bedellerden bozma bir viraneyim.
İçimdeki fil, yolundan saptı.
İçimin atları yoruldu.
Kulaklarımda yangın çıtırtıları var. Gömdüğüm topraktan çıkan, dirilen aşk; intikamını benden hangi iyiliği ile alacak diye korkarak, yarınları silen aklımdan yoruldum. Geleceğini unutan bir hafıza kaybettim ben. Bedel, sırtımdaki kamburu büyüten bir çocukluk anısı gibi sakatladı geleceğimi. Böylesi yanmadan atlayamayacağım bir gelecek inşa ettim kırılan kemiklerin üzerine. Nerede olursam olayım; beni, benim çukurumdan kendi çukuruna alacak o sesi boğdum. İçimin harına cennet bahçeleri gibi sığındım, gerçeğin yalanına onun gökyüzünü harcadım. Benim gözlerimi ağlayan o gözlere mil çektim. Kendimi gerçeğin güvenine gömdüm.
Açtığım yaraların içine düştüğümü, bir kalbin iyiliğiyle yediğim tokatla anladım. İntikam; bu bir iyiliğin intikamıydı ve o kalple birlikte hayat benden son gerçeğimi çaldı. Ben dönülmez bir yolun ortasına henüz varmışken, beni merhametiyle asfaltın ortasında bıraktı. Kendi mezarıma selam verdim, kalbindeki küçük çiçek tarhında...
Bedelle o gün tanıştım işte... Affedildiğimi bilmek, benim ölümle ilk tanıştığım anın hatırası olarak geçti kayıtlara.
“Kalbim” diye bağırdıkça, işte yine o kan kokusu. Kan, kimya hakkında bildiğiniz ne varsa unutturur. Yediğim kan benim, içtiğim kan. Sevdiğim her şey kendi kanımla ıslak. Geçmeyeni unutmayan, geleceği hatırlamayan bir zihin yanılgısıyım ben. Bir an olsun gerçeğin tesellisine inanan, tek bir zarla hayatının kumarını kaybeden, bir masada geleceğini kaybeden bir hayat hatasıyım.
Böyle soldu tüm çiçeklerim.
Bedelin pervaneleri döne döne gerçekliğimi parçaladı.
Geleceği geri gelmeyecek bir geçmiş zaman cümlesiyim senin sesinde artık. İçimdeki ölünün kan kokusuyla, yarından dönüyorum sana...
JD.
Ş
İnsanlar aşık oluyordu, ayrılıyorlardı, gülüp eğleniyorlar ve dahi ayrılıklara üzülmeden yeni bir şeyler arıyorlardı. Hatta her an birini sevmeye hazır, her an anlatacak bir şeyleri var, her an içlerinde tuhaf, anlam veremediğim bir heyecan taşıyorlar...
Bense pencerenin önünde oturmuş, bana ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Tattoo of my past.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi uykusuzluk vakti.
You are my MORE.
Çiçek baban, yarım aklın. İffet değil bizim adımız! Tüm dünya kadınları! Emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun! Bilinsin, tüm kadınlar anne değildir! Tüm kadınlar her şeye katlanacak güçte olmak zorunda değildir! Tüm kadınlar EŞ değildir! Kısa saçlı kadınlar vardır, makyaj yapmayan kadınlar vardır! Bugün hakkını kimseye yedirmemek için dişe diş kana kan mücadele veren kadınların günüdür! Çiçeklerle, şarkılarla, ev hanımı matinesinde kutlanacak gün değil, bu uğurda can veren yüzlerce kadınımızı anma günüdür! 8 Mart 1857'de yanarak can veren 129 kadın yoldaşımızın günüdür! Devrime güzelliğini veren Hacer Arıkan'ın günüdür! Kadına sürekli bir sıfat yüklemeyin. Kadınlar! Bari siz kendinize yapmayın bunu! Çiçek de değiliz, ana da değiliz, karınız da değiliz, bayan da değiliz hanım da değiliz biz KADINIZ ! O ruju da süreceğiz, o eteği de giyeceğiz, sokakları çınlatacağız kahkahalarımızla! Tecavüz edemezsin! Öldüremezsin! Kısıtlayamazsın! BİRİNİN ANNESİ, BİRİNİN KIYMETLİSİ, BİRİNİN BİR ŞEYİ olmadan da çok değerli ve çok güzeliz. Gerçekten emeğiyle hayatta kalan tüm kadınların gününü kutlarım.🍀 Eşit olduğumuzu anlatmak zorunda kalmadığımız bir dünya ümidiyle…
evet bazen bu hayatı sevme tehlikesiyle karşı karşıyayım ve birbirimize silah çekmiş gibi bakıyoruz. umrumda değil. her şey ölüyor ve ben de nihayetinde öleceğim. ama keşke yapmasaydın! kalbime bu gökyüzünü ve kuşları sen soktun, şimdi göğsümü parçalayarak dışarı çıkıyorlar.
Eğer yağmur yağınca içeri gireceksen seninle gitmem uzak ülkelere.
The minds I .
Gidemezsin, biliyorsun. Döneceksen neden gidiyorsun?
Bak bu konuda benim günahım çok ama suçum yok.
Ah dedim sonra,
Ah.
Kader.