art blog(derogatory)

Andulka
YOU ARE THE REASON
I'd rather be in outer space 🛸
will byers stan first human second
taylor price
🪼

oozey mess
todays bird

PR's Tumblrdome
Cosmic Funnies

★
d e v o n
Sade Olutola
he wasn't even looking at me and he found me
$LAYYYTER
dirt enthusiast

shark vs the universe
we're not kids anymore.
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

seen from United States
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Pakistan

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from South Africa
seen from India
@didemcanoriginal
başkalarının aşk hikayelerinden peşinden gidiyorum,
bir el görüyorum, boşluğa uzanmış
bana uzanan el yok diye
karşısına geçiyorum
bana uzanmış gibi, avcuma alıyorum,
parmaklarımın arasında, ısıtıyorum,
bana uzanmış olmasını öyle çok istiyorum ki,
sonra etraftaki diğer elleri görüyorum, sevdiğine uzanmış
elimdeki elin karşısına kendi kendime geçtiğimi hatırlıyorum
bana uzanmamış bir eli sardığımı,
aslında bana uzanmamış bir ele sarıldığımı
işte o zaman sadece kaçıp gitmek istiyorum
utancımla
avcumda
Hayallerinin gerçekleşmemesinin hayalini kurmak. İşte ben gerçek korku diye buna derim.
220819
Kaçmak istediğim halde duruyorum bazen olduğum yerde. Koşmak isteyen bacaklarıma karşı koyuyor beynim. Bilmiyorum hiç isterken kaçmak, durmak neden? Neye yarayacak? Kendimi bildim bileli bir şeylerden kaçmıştım aslında. Kendimi bildim bileli dönüp arkamı gitmiştim, istemediğim yerde durmam demiştim. Beni kötü yapacak yerde duramam. Beni aşağı çekecek yerde duramam. Beni kandıracak yerde duramam. Sırf bu yüzden, yalanlardan kaçtım önce, sonra yalancılardan da. Sonra yabancılardan kaçmaya başladım, sonra tanıdıklardan. Sonra tanıdık gelenlerden, sonra sahte insanlardan. Sonra sahteliklerden. Sonra gerçeklerden kaçtım. En son da ben kendimden kaçtım. İstemedim kendimi, kendimi hiçbir yere koymak istemedim. Arkadaşlarımın yanına koymak istemedim, arkadaşlardan kaçtım. Sevdiğim insanların yanına yakıştıramadım, sevgililerden kaçtım. Tüm insanlardan kaçtım. Öyle bir yer oldu ki, anılara yakıştıramadım kendimi ve anılardan kaçtım. Yazılardan, romanlardan, denemelerden kaçtım. Filmlerden kaçtım, kitaplardan kaçtım. Şarkılardan ve şarkı sözlerinden de kaçtım.
Şimdi sakince, farkına bile varmadan dönmüş gibi hissediyorum. Döndüm ve burada her şeyin bana dokunabileceği yerdeyim.
Dönmekle hata mı yaptım?
Bir aralar bir söz vardı dolaşan, belki ucuz gelir kulağa. “Bazen gidersin sırf dönebilmek için.” diye. İçten içe hep sevmiştim ben o sözü, bazen gitmek bazense dönmek için bahane olmuştu bana.
Yanlış mı yapıyorum? Anlayamıyorum. Anlayamadığımı kabul ediyorum. Gidecektim. Kime? Kimden. İşte yapamıyorum. Pişman olmaktan korkuyorum, pişman olmaktan nefret ediyorum.
Boşuna çabalıyorum gibi gelmiyor değil bazen. Hayalini kurduğum hiçbir şey olmayacak diye hayal kuruyorum bazen. Hayat hikayemi anlattığım cümlelerin devamında sürpriz son beklememem, en büyük sürprizim kendime.
2022
kapkara bir defterin her sayfasını dolduralım beraber, aydınlık bir kalemle.
içinde mutlaka hep en iyi şiirlerin olmasına gerek yok, en iyi yazıların hatta en iyi resimlerin de, biraz senden olsun, biraz sen olsun, bazen biraz benden, birazsa ben. bazen de hiç beraber koklamadığımız çiçeklerden koyarız sayfaların arasına, okumadığımız kitaplardan cümleler koyarız, her birine farklı bir imza atarız, o gün kim olmak istediysek, bir şair oluruz bazı günler, bazı günler ressam, kimi zaman sadece defteri karalayan küçük çocuklar.
bazen bir kuş tüyü sıkıştırırız sayfaların arasında, bazense o gün çiğnediğimiz sakızın falını saklarız.
haddimi aşmak istemiyorum ama kapkara bir defterin her sayfasını dolduralım beraber, aydınlık kalemlerle.
resmen şöyle diyesim geliyor yüzüne bakıp
ben sana aşık olurdum da haddime değil.
Bilinçli delilik denen bir olgunun var olup olmadığını sorguluyorum günlerdir. Doğru yanıta ise bir türlü ulaşamıyorum. İçinde bulunduğum duygu durumu bir türlü tarif edemiyor, her denediğimde kendime yapmacık, taklitçi bir yabancı gibi bakıyorum. Ancak eğer mevcutsa bu, mümkünse böyle bir durum, ben bilinçli olarak deliriyorum. Her gün bir önceki günden daha deli oluyorum ve buna hiçbir itirazım yok. Aksine, eşsiz bir tat alıyorum bu delilik hissinden. Belki de saçmalıyorum. Evet. Kime ne? Saçmalığım da deliliğim de benim. Başka kimsecikler giremez buraya. Belki de bundan, sırf bu yüzden güzel böylesine bu his. Kimsenin karışamayacağı bir alanda durmak, kendi başına, daha iyisi olamaz.
İnsanlar sahip olduğun ve değerli olduğunu düşündükleri her şeyi paylaşmak isteyecekler. Yemeğini paylaşmayı önerecekler, evini, paranı. Sonra bunlar yetmeyecek vücudundan isteyecekler bir parça, biraz, birazcık daha, işte orası. Sonra sıra mutluluklarına gelecek. “Beraber” mutlu olmak isteyecekler seninle. Yetecek mi? Tabii ki de hayır. Olur mu öyle şey? Tek değerli hissin mutluluk mu? Heyecanların gelecek, endişelerin, mutsuzlukların ve acıların. Tabii ya, acılarından bile pay isteyecekler. Acılarının değerini bilip, pay sahibi olacaklar onlarda bile. Ancak giremeyecekleri, girmek istemeyecekleri ve değersiz bulacakları bir yer var, o da delilik. Delilik düzeni bozar. Toplum düzeni bozanları sevmez. Toplum deliliği sevmez. Toplum düzeni bozanları değersizleştirir ve değersiz görür. Toplum delileri değersizleştirir ve değersiz görür.
İşte bu yüzdendir ki delilere hiç kimse dokunmaz. Kimse rahatlarını bozmaz. Bu yüzden böylesine çekici delilik. Kimsenin senden bir şey istemeyip sana bir şey verme çalışmayacağı biricik yer: Delilik
Polyneikes: En kötüsü nedir bilir misin ? Özgürce konuşma hakkından mahrumdur insan. [en men megiston, ouk ekhei parrhesia]
Şimdiye dek kim dokunduysa elime, Bırakmadı
Bırakmadı ama sımsıkı tutmadı da, Hep duydum ben elin pis elin elin kirli elin pis
Sonra ne oldu? Kimse elimi bırakmadı. Hem elimi tuttular hem pisliğimden iğrendiler, Oysa benim ellerim sadece ıslaktı, Onlarınki tozlu, Ondan çamurlu sandılar, Onları temizlemek için geldiğimi Hiç ama hiç anlamadılar
Montse Valdes
keşke ben aklına geldiğimde yüzünün beni nasıl karşıladığını görebilseydim.