Özlüyoruz, ‘Bize bir lütuf gibi saadet bağışlayan değil, bizde mesuliyet şuuru yaratan insan lazımdır.’ Diyerek Yarınki Türkiye’nin kurucularına ilham kaynağı olan ve insanların hoşlanacağı şeyleri değil, hakikatleri söyleyen, 40 yılını öğrenci yetiştirmeye adamış bir ahlak filozofu Nurettin Topçu’yu özlüyoruz…
Özlüyoruz, ‘Katil olmakla kurban olmak arasında seçim yapmamız gerektiğinde, biz kurban olmayı seçeceğiz.’ Diyen ve Sırpların yüzüne yüzüne ‘Her şeye Kadir olan Allah’a andolsun ki; Asla köle olmayacağız.’ Diyecek kadar cesur ve kendini halkına ve İslami mücadeleye adayan Bilge Kral Aliya’yı özlüyoruz…
Özlüyoruz, Düşünmeyi ve fikir üretmeyi amaç olarak gören ve ömrünü bu işe adayan, gözlerini kaybettiği zaman bile hayata aynı sıcaklıkta, yakınlıkta ve aydınlıkta bakabilen; cebindeki parasıyla lambasının kablosunu uzatmak yerine; bir daha kitap alan ve geceleri masasının üzerine koyduğu sandalye de sabahlara dek kitap okuyan; Fildişi Kulesindeki Fikir İşçisi Cemil Meriç’i özlüyoruz…
Özlüyoruz, Pakistan’ın kurulmasında büyük etkisi olan ve şairliği yönüyle Mehmet Akif’e benzetilen ancak onun için Akif’in; ‘İkbal’in Arapçası da kuvvetli. İlmi, irfanı, kudret-i şairanesi benimkilerle kabil-i kıyas değeri, çok yüksek.’ Dediği ve müspet ilim ve İslami ilimlerdeki derin vukufu sebebiyle kendisine ‘Allame’ denilen Allame Muhammed İkbal’i özlüyoruz…
Özlüyoruz, Düşmanlarına ‘Ben yenilmeyeceğim! Yalnızların en yalnızı olsam da Allah var. O her yokluğun yerini tutar.’ Diyen, bütün insanlığın acısını üzerine çekmeye aday Kerbela müptelası. Diğer bir ifadeyle bükülemeyen mazlumiyet. Vicdan adam, yatışmaz benlik. Tahran’dan Paris’e uzanan uykusuz gecelerin, kavgalı gündüzlerin şövalye ruhlu entellektüeli Ali Şeriati’yi özlüyoruz…
Özlüyoruz, Batı medeniyeti ile bizim medeniyetimiz arasındaki ruh farkını asrın başında en yüksek sesle haykıran, döneminin kahramanı, insan neredeyse orada olan, öğrenmeyi ve öğretmeyi çok seven münevver bir şahsiyet. Nurettin Topçu’nun ifadesiyle portresini çizmek gerekirse: ‘Vakar dolu bir alın, haya dolu bir çehre; şiddet dolu bir bakış, iman dolu bir sine.’ Olan İslam ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’i özlüyoruz…
Özlüyoruz, İdam sehpasındayken ‘Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır.’ diye haykıran ve ‘Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Bana gelince, ben cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım.’ Diyen Çöl Aslan’ı, İslam Şehidi Ömer Muhtar’ı özlüyoruz…
Özlüyoruz, Yedi güzel adamdan bir güzel adam, aşkla, yüreğinin genişliğinde, her dem daha bir genişleyen yüreğiyle geçip gitti bu dünyadan. Kendi ifadesiyle, bir okulu olmadı, bir ustası da… Belki varmak istediği yere varamadı ama bu onu yürümekten de alıkoymadı. Kendi ifadesiyle: Şeçkin bir kimse değildi, isminin baş harfleri ACZ’i tutuyordu. Şiirleriyle insanı acz’de bırakan ve yazmaya iten, her türlü güzelliğe vurgun, zarif insan: Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’nu özlüyoruz…
Özlüyoruz, ‘İslam; hem itikad, hem de ibadet düzenidir. Hem din hem devlettir. Hem maneviyat, hem maddiyattır.’ Diyerek İslam’ı sahabelerin, tabiinin, selef-i salihinin anladığı şekilde anlayıp Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde, Peygamberin sünneti seniyyesi dairesinde hareket ederek İslamı asrımızın rengine değil de, asrımızı İslam’ın rengine sokmayı kendilerine amaç edinerek; kahvene derslerinin müdavimlerinden 6 kişiyle birlikte ‘İslam davası için yaşamaya ve ölmeye’ yemin eden, kendini İslami mücadeleye adayan, cesur İslam mücahidi Hasan El Benna’yı özlüyoruz…
Özlüyoruz, hani 20 yaşına kadar girmediği bataklık kalmayan ve sonrasında hapishane’de İslamiyetle tanışan ve onu şehit olana dek bir daha bırakmayan ve Şehadetinden iki gün önce ‘Zaman şehitlik zamanıdır ve ben bir şehit olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır.’ Diyen cesur ve ‘Ben eğitimli değilim, herhangi bir alanda da uzman değilim. Ama samimiyim ve samimiyetim benim referansımdır.’ Diyecek kadar samimi Adam: Aydınlığın siyah yüzü Malcolm X’i diğer bir adıyla Malik El Şahbaz’ı özlüyoruz…
Özlüyoruz, Türk şiir ve tefekkür tarihinin müstesna isimlerinden birisi, Nurullah Ataç’a göre: ‘Yarına kalacak tek şair ve şimdiye kadar gelen şairlerin en büyüğü.’ Kendine has duruşuyla düşünce ve aksiyon hayatımızda yıldız gibi parlayan ve insana, eşyaya ve olaylara bakış açısıyla, varolan anlayışların çok ötesinde farklı algıları olan, beyninde bir kıymık gibi taşıdığı ‘mutlak hakikat’i bulma yolunda kelimelerini bir telkâri ustası inceliğinde şiirine işleyerek;
‘’Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış
Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.’’
ince ifadelerle insanın idrak sınırlarını zorlayan, kurulu mantık kurallarını yerle bir eden şiirler yazan koca Üstad Necip Fazıl’ı özlüyoruz… Bizlere Peygamber Efendimiz (sav) ‘in aşkını ve edebini, O’nun (sav) ismi anılınca hürmetle salat u selam getirme borcunu öğretmeyi kendine şiar edinen Üstad, O’na (sav) olan muhabbetini şu mısralarla anlatır:
Düşünüyorum: O’ndan evvel zaman var mıydı?
Hakikatler boşluğa bakan aynalar mıydı?
Düşünün ben ne büyük rütbeye tutkuluyum!
Çünkü O’nun kulunun kölesinin kuluyum
Üstada göre ölüm bile O’nun (sav) ölümüyle güzelleşmiştir:
Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?
( Bu kısa yazıda haddimin sınırlarını zorlayarak büyük şahsiyetlerden az az bahsetmek istedim. Ve bahsedilecek o kadar çok şey var ki; yazılsa her biri hakkında bir kitap olur. Önce o büyük şahsiyetlerin affına ve sizlerin affına sığınarak kısalttım. Kusurlarımız Affola )
Bu yazıyla tumblr'a da adım atmış olduk. Vira Bismillah..