Hayır demek, bencillik değil, sınırlarının kutsallığını korumaktır. Sınırların; ruhunun bahçe çitidir; kimin içeri gireceğini sen seçersin.
Monterey Bay Aquarium
Game of Thrones Daily
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Not today Justin

roma★
todays bird

if i look back, i am lost
Mike Driver
tumblr dot com
RMH
Fai_Ryy

blake kathryn
The Bowery Presents

gracie abrams
NASA
art blog(derogatory)

titsay

Jimmy Eat World
$LAYYYTER
Cosmic Funnies
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Georgia
seen from United States
seen from Colombia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Maldives
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Spain

seen from South Korea

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from South Korea

seen from United States

seen from United States
@dublesohbet
Hayır demek, bencillik değil, sınırlarının kutsallığını korumaktır. Sınırların; ruhunun bahçe çitidir; kimin içeri gireceğini sen seçersin.
Kimse bilmez.
Çiçekler açacak elbet, mühim olan beklemektir...
bir gün herkese iyiyim diyeceksin ve kimse gerçekten nasıl olduğunu sormayacak
çocuksu ruhlarındaki kötülükleri koruyan, kendileri büyüdükçe hataları da büyüyen, çocuklardan sadece yaşça büyüklük ve beden biçimi bakımından farklı olan, onlardan daha az şımarık ve kararsız olmayan, ayrım gözetmeksizin hazların peşinde koşan, doğal eğilimlerinden değil, korkularından ötürü huzursuz ve içine kapanık olan bu kişiler olgunlaşmış sayılır mı?
seneca, bilgenin sarsılmazlığı üzerine-inziva üzerine
Zihnimde hiç gitmediğim şehirlerin haritaları var. O sokaklarda yürüyorum, o kahvecilerde oturuyorum, hiç tanışmadığım insanlarla sohbet ediyorum. Bazen 'ya o yolu seçseydim?' diye düşünmüyorum, o yolu seçen diğer 'ben'in hayatını bir film gibi izliyorum. Gidilmeyen yolların melankolisi, gidilen yolların yorgunluğundan daha ağır basıyor bazen.
Ve biliyorum,
Biz ikimiz, dünyanın bütün gürültüsünde
Sessizce doğru kalan iki kelimeyiz.
Karanlık tenime işlese de
Gözlerimde sana sakladığım bir ışık var,
O ışık ki,
Bütün çıkmazları yol yapacak bir gün.
Hiç ışık yok farkındayım
Geçmişe bir sünger çekmek istiyorum ama en güzel anılarım da o süngerin emeceğinden korkuyorum. Hem o günlere dönmek için her şeyi verebilirim hem de o günlerdeki beni artık tanıyamıyorum bile. Geçmiş, hem sığındığım bir liman hem de demir attığım bir hapishane.
Toksik bir insanı hayatından çıkarmak, kendine verebileceğin en sağlıklı hediyedir. Bu bir kayıp değil, ruhsal bir detokstur.
Kusura bakma, ruhumda tadilat var ve kalbimi kapatıyorum.
Danışan: Ailem hep ne yapmam, nasıl davranmam gerektiğini söyledi. Kendi kararlarımı verirken çok zorlanıyorum. Hata yapmaktan deli gibi korkuyorum.
Psikolog: Kendi hayatının sorumluluğunu almak, başta ürkütücü görünebilir. Ama gerçek özgürlük, bazen hata yapmayı da göze almaktan geçer. Sence, kendi doğruların için ilk küçük adımı ne olabilir?
Danışan: Belki, küçük de olsa kendi kararımı vermek… Ama onları hayal kırıklığına uğratmaktan da çekiniyorum.
Psikolog: Başkalarının beklentisiyle kendi isteklerin arasında sıkışmak zorunda değilsin. İkisini dengeleyebilmek bir yolculuktur ve ilk adımı atmak bir cesaret işidir. Senin için önemli olan tek bir seçimi düşün, sadece kendin adına.
Danışan: Bunu yaparsam suçluluk hissediyorum ama kendi olmak nasıl bir şey, bunu da hiç bilmiyorum.
Psikolog: Suçluluk, değişime direncin ürünüdür. Kendine “Kimin hayatını yaşıyorum?” diye sor. O sorunun cevabını buldukça, kendi var oluşuna yaklaşacaksın. İlk defa kendine izin ver.
Danışan: İçim biraz hafifledi… Bu soruyu daha önce hiç kendime sormamıştım.
Psikolog: Bazen tek bir soru, yılların sessizliğini çözebilir. Şimdi gerçek yolculuğun başlıyor.
Gücü olmadığını fark ettiğinde insan sessizleşir
bugün mutlu olmayı denedim 1 saat sürdü. benim için bu bile yeterli.
içinizdeki çocuk, önemli.
Ve belki de sevilmeye hazır değildim, görülmeye, değer verilmesine. Yine de çok garipti çünkü ruhumun derinlerinde yıllarca istediğim şey buydu. Açlığını o kadar çok çekiyordum ki, bu isteği beslemediğim için zamanla azaldı, kaybolana kadar. Bağımlılık yaşayan insanların bunu atlatmak için o şeyi görmezden gelmesi gibi, ben de görmezden geldim çünkü zaten hiç kimse bu boşluğu doldurmayacaktı. Farkında olarak yapmadım belki ama yaşamam için bu gerekliydi. Çünkü bağımlısı olduğunuz şeyler en sonunda sizin sonunuzu getirir; çünkü bir şeye ne kadar çok bağlanırsak o kadar fazla kaybederiz kendimizi. Şimdiyse birisi beni anlıyor, bir bakışımla, bir gülüşümle belki beni benden daha iyi anlıyor ama ben rahatsız oluyorum, korkuyorum çünkü bu isteği kaybettim ve korkarım ki ruhumu da kaybetmiş olabilirim. İnsan bir kere doğar derler ama milyon kez yeniden başlar yaşamaya. Bir gün yeniden yaşamaya başlamak istersem, ruhumu da geri kazanabilecek miyim? Bununla birlikte, cevaplarını bilmediğim soruları soruyorum, cevaplarını öğrenmek için değil belki ama beynimden silmek için. Düşündüğüm her salise bedenime zarar verirken, kendimi uyuşturmak yerine başka ne yapabilirim? Her gün uyanıyor, kedime sarılarak saatlerce yatağımdan çıkmıyorum. Siyah saçlı kadın artık rüyalarımda beni ziyaret etmiyor ama onu kaybettiğimi hissediyorum, her gün ağlatıyor bu düşünce beni. Bütün bunlardan uzaklaşmak için kendime güzel şeyler alıyor, deniyorum. Çünkü mutluluk diğer insanlardan değil, benim içimden geliyor. Sanırım hala kendimi öldürmememin sebebi de bu. Osamu Dazai gibi ölümü romantikleştirdikçe, onu daha da büyütürsünüz aklınızda ve bu yüzdende ölümü düşlersiniz, ölümü düşleyen insanları çekersiniz hayatınıza. Etrafımıza saçtığımız enerji, istemediğimiz sineklerin üşüşmesine sebebiyet verse de hala biz sorumluyuz, hayatımıza aldığımız insanlardan. Hala biz sorumluyuz, diğer insanların bize verdiği travmalardan, negatif duygulardan ve perspektiflerden. Sanırım bu yüzden hala kendimi öldürmedim. Çünkü ölümümün bir başkasının bana dayattığı his ve düşünceler yüzünden olmasını değil, kendi duygularımın yüzünden olmasını istiyorum. Kendimi bu yüzden geliştirmeye adıyor, kendi alanımı yaratmaya çalışıyorum. Çünkü bu insanlar, kendime ait bir alanımın olmasını istemiyor ve ben kendimi mutlu etmek için her şeyimi vereceğim. Evet belki küçük Açelya, diğer insanların ona karşı olan negatif davranışlarını kontrol edemedi ama büyümüş olan kadın, Açelya'ya yardım edebilir. Ve bu da dünya da önemli olan tek şey. Bu yüzden vaz geçmeyin. İçinizdeki küçük çocuğa hala güzel bir hayat, iyileşmiş bir zihin ve beden borçlusunuz. eğer bunu ona vermezseniz, sizin çocuğunuza bunları yapan insanlardan ne farkınız kalır?