"... kar var yaşadığımız günlerde umutsuzluk çevremizi kuşattı, kıtlık, kıran gündemde. yine de ele güne karşı, özenle saklıyorum yüreğimde sana duyduğum aşkı dört yanım kar içinde ..."
he wasn't even looking at me and he found me
Sweet Seals For You, Always
trying on a metaphor
cherry valley forever

No title available
I'd rather be in outer space 🛸

@theartofmadeline

Kaledo Art

❣ Chile in a Photography ❣
Three Goblin Art

titsay

oozey mess

PR's Tumblrdome
Monterey Bay Aquarium

祝日 / Permanent Vacation
🪼
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
wallacepolsom

blake kathryn
Jules of Nature

seen from United States
seen from Egypt

seen from Jamaica
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Uruguay
seen from Australia
seen from United States
@durttumnari
"... kar var yaşadığımız günlerde umutsuzluk çevremizi kuşattı, kıtlık, kıran gündemde. yine de ele güne karşı, özenle saklıyorum yüreğimde sana duyduğum aşkı dört yanım kar içinde ..."
yıllar önce yiten.
"Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. yani birini er geç unutmaya mahkûm olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. o kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder."
ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi. türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin. parmaklarını sözüne pınar edememek uzaklarda bir adamın üşümesi bir kadın dağlara daldıkça. ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme yalnızca gölge vermesi ağaçların iyiliğin küfre dönmesi ayrılık. güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı, hüznün arması, süren korkusu inceliğin. ayrılık, o küçük ölüm!
Şükrü Erbaş
Kışın bana yaptıkları
Seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp sanki senden bahsetmiyormuşum gibi yapıp sanki benden bahsetmiyormuşum gibi hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana yılları ve yolları , limanları ve fırtınayı ve aşkın belki hiç adı geçmeyen kuzeyini aşkın bu kuzeyden nasıl düşürüldüğünü , artık sonsuza dek yitirdiğimizi büyünün bitişini , hiç gerekmeyen yıllarda huzur , çok gereken yıllarda da fırtına nasıl yaşanır onu anlatacağım. seni bir yabancı gibi karşıma alıp bunun dayanıklı bir şey olmadığını sürekli kılınmadığını , çünkü aşkın yapılan bir şey olmadığını , başlangıçta bir melek konduğunu sonunda bir kelebek öldüğünü , yani kısacık sürdüğünü , oysa hayatın bir korkular ve alışkanlıklar bütünü olduğunu , bütün bunları sana nasıl anlatacağım ?
Aylardan mayıstı ve en zoru, şöyle bir dokunup geçen aşkı unutmaktı; çünkü aylardan mayıstı.
Barış Bıçakçı
ACABA Dönelim Döndürsün bizi Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan Ve akılda kalan bir yokuştan Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından Ve çocukluktan Dönelim Dönelim mi biz Gençlikten, oralardan Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan Dönelim mi acıya Acıya, büyük acıya Ve soralım mı acaba Ey büyük yalnızlık! insansan eğer Bir kaya Dalgalar yalarken onu O bakarken kaskatı kalabalıklara Ah, kalbin bulut bulut akan sesi. Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı Kedilerden örülmüş birsemte Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği Belki de genç bir şairden ödünç laınan. Yürüyor mu, yüremeyi mi düşünüyor Ruhi Bey Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına Azıcık vakit kalmış Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar Gövdenin yazgıya başkaldırması mı Ruhi Beyin Başkaldırması mı yoksa Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı Vaktinde anlamanın sevinci mi Ya da biraz geç kalmanın O gereksiz tedirginliği mi Hangisi Ama belli ki sonundayız her şeyin En sonunda.
"Sonra kış geçer, Kırlangıç yuva yapar, Ve bir erik ağacı Baştan ayağa çiçek açar."
"Şiirler yazdım, kitaplar okudum Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum Derinlerde kaldım böyle bir zaman Kim bulmuş ki yeribi, kim ne sanki mutluluktan Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum." Edip Cansever
Bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi, çatlamış bir narı, unutmadım.
Behçet Aysan
"Tanrı kavramını Leyla gibi seviyorum. Yoksa korkunç bir şey olurdu. Ömrümce; kıyamete dek elimi bile değdiremeyeceğim Tanrıyı neylerim ben?"
onaramazdım kırdığım yerleri onaramazdın kırdığın yerleri son bir nefes sarıldımdı. en acısı buydu. en acısı buydu.
birhan keskin (via sozlesmelisair)
"Bir şeyin düşünce olabilmesi için makul bir sürenin geçmesi lazım. Aniden akla geliveren ve düşünceye dönüşmek için kâfi zaman bulamayan şeyler, basınç değişikliğinin tesiriyle ne olur, sıvı hale geçer ve gözyaşı olarak akar bunu herkes bilsin. Bu böyledir. Gözlerini sil."
Barış Bıçakçı
.... Fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmis iki nesne degiliz biz. Güvercin curnatasinda yan yana akan iki güverciniz. Mesafeler birlestirdi bizi bir de sözler. Razı olma hiçbir sessizliğe. Biliyorsun, seviyorum seni. ....
Cemal Süreya
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Bir çocuk demiş.
Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i, Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.
Ülkü Tamer