Joshua Hoffine - Behind The Scenes
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Claire Keane

#extradirty

Andulka

Origami Around
Misplaced Lens Cap
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

tannertan36

Kaledo Art

blake kathryn

PR's Tumblrdome
sheepfilms

⁂
d e v o n

No title available
almost home

Kiana Khansmith

titsay

★
todays bird
seen from Ireland
seen from Bulgaria

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Switzerland

seen from Malaysia
seen from Japan
seen from Malaysia

seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from Netherlands
seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Ireland

seen from United States
seen from Netherlands

seen from United Kingdom
seen from Brazil

seen from Lithuania
@ecelslk-blog
Joshua Hoffine - Behind The Scenes
arthur rimbaud - ophelia
yıldızların vurduğu durgun, karanlık suda beyaz ofelya, büyük, beyaz bir zambak gibi, gelin esvapları içinde dalgalanmada. uzak ormanda yerlilerin gürültüleri. mahzun ofelya, beyaz bir tayf gibi, yıllardır dolaşır bu siyah nehrin suları içinde. deliliği içinde bir şarkı mırıldanır, bir çocukluk şarkısı, akşam serinliğinde. rüzgâr göğsünü öper ve açar yaprak yaprak sularda ağır ağır savrulan etekleri. söğütler omuzlarına sarkar ağlaşarak, hulyalı alnına eğilir su çiçekleri. dört bir yanına üzgün nilüferler dizilir. uykudaki bir ağaç uyanır, zaman zaman; bir yuvadan küçük bir kanat sesi yükselir; sihirli bir şarkı gelir altın yıldızlardan!
Hiç bir şey yolunda değil.
Yemek ihtiyacımdan nefret ediyorum. Çoğu zaman yemek yemekten vazgeçiyorum. Ölüme yaklaştığımı hissediyorum. Sevdiğim herkesten önce bir cesetten ibaret oluşumu düşünüyorum. Şimdiden kemiklerim iskeletimi belli eder kıvamda.
Kendimden hoşlanmıyorum. Aynalara pek bakmıyorum artık. Fotoğraflarda bile kendimi görmeye dayanamaz oldum. Yalnızlıktan nefret ediyorum. Birilerine ihtiyacım var. Belki de her şey için artık çok geç.
Hiç bir şey yolunda değil.
Yavaşça her şey tükeniyor.
Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklara esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen, veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Pablo Neruda (via wearyvoices)
Kendimi hem özgür hissediyorum hem de aynı zamanda kafese girmiş gibi. Anlatması zor bir his.
Kürşat Başar - Başucumda Müzik
Diane Arbus
Ünlü Amerikalı fotoğrafçı Diane Arbus hakkında yeni bir biyografi kitabı yayımlandı. 'An Emergency in Slow Motion: The Inner Life of Diane Arbus' adlı kitap Arbus'un, bugüne kadar konuşulmamış cinsel yaşamını anlatıyor
Objektifini hep cücelere, çirkinlere, şişmanlara, yaralılara, travestilere, saçlarını taramayan, rujunu aynaya bakmadan sürenlere çeviren Amerikalı fotoğrafçı Diane Arbus hakkında yeni bir biyografi yayımlandı. William Todd Schultz’ün kaleme aldığı, ‘An Emergency in Slow Motion: The Inner Life of Diane Arbus’ adlı kitap Arbus’un pek bilinmeyen bir tarafına, cinsel yaşamına, odaklanıyor. 1971’de, henüz 48 yaşındayken intihar ederek hayatına son veren Arbus’un cinsel yaşamına dair bilinmeyenlerin kökeni çocukluğuna ve aile yaşamına bağlanmış kitapta. 1923 yılında Manhattan’da, varlıklı bir Yahudi ailesinin içine doğan, o zamanki adıyla Diane Nemerov’un babası David Nemerov Rusya ’dan göçmüştü. Annesi Gertrude Nemerov ise soylu bir ailenin kızıydı. Ailesi, Fifth Avenue’da yer alan ‘Russek Kürk Dükkanı’nın sahibiydi. Kürkçünün kızıyla evlendikten sonra dükkanı çok kâr eden bir mağaza haline çeviren David Nemerov biraz sert mizaçlı bir adamdı. Kızlarının dışarı çıkmasına izin vermezdi. Diane’i intihara da sürükleyen ve hayatı boyunca yakasını bırakmayan depresyonun kökenine bakıldığında da ailesini görürüz. “Her türlü zorlayıcı koşuldan muaf olarak büyüdüm.” der. “Acı çektiğim şeylerden biri de hiçbir zaman güç koşulları hissetmemiş olmak ve gerçek dışı gelen bir ortamda yetişmiş olmaktı.” Diane’nin sevgisini göstermeyi pek sevmeyen ailesi, sürekli çalışan babası ve mütemadiyen depresyonda olan annesi kızlarının ‘gerçek dünyayı’ görmesini engelleyip, onu Manhattan’daki adeta cam bir fanusa benzeyen evlerinde sıkıntıdan sıkıntıya sürüklüyordu. Ağabeye ilgi... Kitabın tam bu noktada iddia ettiği bir durum var: Diane, bu sevgisizliğin içinde erkek kardeşi Howard’a tutunuyor ve onunla cinsel bir yakınlık kuruyor. Arbus’un terapisti Helen Boigon’un anlattığı bu bilgiyi Howard Nemerov “Kız kardeşimle gerçekten çok önemsiz bir cinsel yakınlaşmamız olmuştu” diye açıklıyor ancak kitabın yazarı Schultz, terapistin şöyle dediğini ekliyor: Ağabeyi Howard (Howard Nemerov günümüzde önemli bir şair) onun için çok büyük bir merak nesnesiydi. Onu çok merak ediyordu ve en heyecan duyduğu cinsel partneri o oldu. Bu, anlatmaktan kaçındığı en büyük sırrıydı. Ancak bu ilişkide hiçbir zaman zorlama yoktu. Buna bir cinsel taciz diyemeyiz. Çocukça bir oyun da diyemeyiz. O ve ağabeyi arasında müthiş bir cinsel yakınlık vardı. Arbus’un cinsel hayatıyla ilgili bir ayrıntı da fotoğrafladığı insanlarla cinsel ilişki yaşaması/yaşamak istediğini söylemesi. Bu da terapistinin iddiası gerçi ve ciddi bir doğrulama yok. Sadece bir çift, Phyllis ve Eberhard Kronhausen’in anlattığı bir hikaye var. Arbus bir ara yatakta çıplak bir şekilde uyuyan çiftleri fotoğraflar, seri halinde. Keonhausen’leri fotoğraflarken birden makineyi atar ve “Yapamıyorum” der. Phyllis’e dönüp, “Şu an seninle sevişmek istiyorum” diye fısıldar. Boşluğu doldurmak için seks... Arbus’un cinsel yaşamına odaklanan kitapta fotoğrafçının sık sık grup seks yaptığı, partnerlerini de çoğunlukla fotoğrafladığı insanlardan seçtiği yazıyor. “Kendimi boşlukta hissettiğimde, o boşluğu doldurmak için seksi kullanıyorum” diyen Arbus, özgür seks yaşamını engellediği için eşi Allan Arbus’tan da boşanmıştı. Kitabın adı, Arbus’un kendi not defterinden alıntı. Arbus 1959’da defterine şunu yazmış: Hayatım, yavaş çekimde bir panik. Titanic’in yavaş yavaş batmasını ama o yavaşlığın içindeki paniği, aceleyi, düşünün. Arbus, paldır küldür, yavaşça yaşadı. Bu arada kendi cinselliğini deşmeyi de sevdi.
#direngeziparkı #gezideyim #occupygezi #occupyturkey (İstiklal Caddesi’da)
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci, üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten; ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci? hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten. iyi nişan alırdı kendini asan zenci, bira içmez ağlardı, babası değirmenci, sizden iyi olmasın, boşanmada birinci… çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
Ülkü Tamer (via eskibahce)
İntihar aptalca mı? Neyin aptalca olduğunu bilmek ister misin? Birilerini duygusal olarak incitmek. O kadar çok incitmek ki intiharın tek çıkış yolu olduğunu düşünmelerini sağlamak. -Macklemore
Evrendeki en bol elementin, hidrojen ile helyumun, aynı zamanda en hafif iki element olması her şeyi açıklıyor zaten. Böyle hafif bir evrende anlam ne arasın? Anlam ağırdır… Dibe çöker. Falcılar bu nedenle kahvenin telvesine bakarlar.
Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi, İletişim Yayınları
Takvim Öncesi Notlar
Biraz tuz ruhu işime yarayabilir doğrusu.. Bu neyin kafası ? Bazen bir aydınlanma oluyor böyle kafamda kocaman bir aura misali.. Farkındalık güzel şey. Leş gibi alkol terlemek istiyorum. Kendi kusmuğumda boğulmak.. Günlerce yıkanmamak. Uyumamak.. Üstüm başım sefil yataktan çıkmamak.. Yemek yememek.. Su gibi alkol tüketmek.. Susadıkça şişeleri diklemek.. Şu reçeteli ilaçlar ne güzel uyutuyor.. Uyanınca sersem gibi sendelemek nasıl da hoşuma gidiyor.. Sanki tüm bu saydıklarım duygularımı yansıtacak gibi.. Duygularımı somut kılacak gibi.. Mutsuz muyum ? İyi bir ilişkim var.. Oldukça güzel gidiyor bu aralar.. Hayatımdaki tek iyi diyebildiğim şey bu ilişki.. Beni hayatta tutan ve iyi şeylerde hissedebilmemi sağlayan tek şey! Ölümden korkmamak ne garip. Belki de yalnızca burun buruna gelmediğim için.. Çoğu zaman en büyük arzum buymuş gibi hissediyorum. Beni hayatta tutan tek bir şey olduğuna göre bu ilişki benim için; kaybetme korkusu ölüm korkusuna baskın çıkıyor.. İronik.
Ben bir çığlık atıp geliyorum !
Gecenin şu saatinde sevişenlerden misiniz ? Gecenin bu saatinde ben uyumayı sevmeyenlerdenim mesela. Gecenin o saatinde yapılacak, yıkılacak, yakılacak öyle çok şey bulurum ki; siz beni tanımazsınız. Hoş bazen ben bile kendimi tanıyamıyorum. Bir bakmışım bir başkası olmuşum günün sayılarla isimlendirilmiş; Güneşe veya Ay'a yakın birbirinden farklı olmayan zaman dilimlerinde..
Sizin hiç biriniz öldü mü? Benim ölmüş mesela. Ben farkında bile olmamışım. Özledikçe hissetmişim öldüğünü.. İlk kesik gibi hissettirmezmiş başta zamanla sızlarmış Öyle bir şeyler oldu bana da işte. İlk öğrendiğimde nefesim kesildi. Tüm evren benden biri öldü diye yutuverdi o an oksijeni.. Hayat damarlarımdan çekilir gibi oldu saniyelik bir zaman diliminde. Dilimlere bölündüm bende verdim sonuna değin her hücremdeki nefesi.. Evren onu da emdi. Ağlamıyordum. Sadece gözüme bir şey kaçmıştı.
“Ömrünüzü 15 Yıl Uzatın”
Araştırmalara göre, ömrünüzü birkaç yıl uzatabilen öneriler.
1 yıl için
* Haftada 5 saat bahçe ile uğraşın. * C vitamini alın (Araştırmalara göre C vitamini ömrü bir yıl uzatıyor.) * Seks yapın. Özellikle erkeklerde haftada en az iki kere seks yapmak ömrü uzatıyor. * Kan verin. Kan verdikçe demirin kandaki oranı düşüyor ayrıca kalp krizi riski azalıyor.
3 yıl daha istiyorsanız
* Ellerinizi sık sık yıkayın. Özellikle kadınların ömrünü dört yıl uzattığı gözlendi. * Kendinizi yapabileceğinizin doruğuna erişmeyi hedefleyin. Oskar ödüllü sanatçılar diğerlerine göre en az üç yıl daha fazla yaşıyor. * Günde en az iki bardak çay için. * İskambil kağıdı oynayın. (Özellikle yaşlılar için)
5 yıl için çikolata
* Haftada en az üç kere çikolata yiyin. * Sabahları bir “günaydın öpücüğü” alın. * Yüzde 80 doyduğunuzda yemeyi bırakın. * Vejetaryen olun.
Deniz kenarında 10 yıl
* Her gün bir muz yiyin. * Folklor oynayın. * Görünümünüze özen gösterin. * Deniz kenarında yaşayın.
Az kaloriye, 15 yıl
* Kaslarınızı geliştirin. * Kolesterolünüzü kontrol altında tutun. * Daha az kalori alın.
Teoman'ın müziği bırakışını menejeri Funda Sanlıman anlatıyor..
Telefonun diğer ucundaki özgürlük kararı
4 ağustos 2011 öğlen saatleri , ofisteyim . çalan telefonuma uzandım . her zamanki gibi günlük iş planlarımızı paylaşacağımızı zannettiğim teoman sesi bana “müziği bıraktım, kendimi işten kovdum” dedi. Ne güzel bir haberdi bu ! Neşeyle yerimden fırladım, hem konuştuk, hem zıpladım havalara .
Takımı dünya kupası kazanmış bir antrenör çoşkusundaydım çünkü bu huzurlu ses, gitmenin ilk adımını atmıştı kendi hayatına ! nihayet …
ve mektubunu yazdı …
Eyvah! Başka bir şüreç başladı benim için. Telefonlar, mailler, arkadaşlar, fanlar, medya …
Hemen Şaziment ‘i aradım – Teoman’ın annesi -. anne önce çok şaşırdı _ çünkü 5 dk önce oğluyla konuşmuş! Sonra rahatladı oğlu Teoman belki ana haberleri sunan bir spiker – annenin meslek hayalidir , bunu da herkes bilir -olabilirdi artık . Gülüştük kapadık . Oh ! anne mutlu .
Şimdi ;
Basın mensubu bazı arkadaşlarımızın haklı meraklarını, tüm samimiyetimle yanıtlamaya çalıştım. Kimi ikna oldu, katıldı neş’eme , kimi farklı sebepler bulabilmek için kurcaladı durdu.
Teoman aslında mektubunda ne demek istediğini yeterince anlatmıştı ama, hayali tahminlere ,spekülasyonlara bir son vermek için biraz daha açıklama yapmak istedim . beraberinde Teoman’ı biraz anlatabilmek .
Teoman yaptığı iş için yaşayan biri. ve bu işin para ve beğeni ile hiç ilgisi yok. kendisi 15 yıllık beraberliğimizde benden sadece harçlık aldı, bir kez bile ne kadar parası olduğunu sormadı. İnanması zor olmasın kimse için. Paradan neredeyse iğrenir. Bir şekilde onu har vurup harman savurur. Lüksü sevmez, sadece zerafeti sever. Ayrıca albümlerinin kaç sattığını bilmez, merak etmez, konsere gelen kişilerin adetleriyle de ilgilenmez ama kulis düzenini önemser, dostlarını ağırlamak için , menajeri olarak korumaya çalıştığım istemediği çeşitli hakları üzerine pazarlık yaptığımı düşünür ve çok kızar ama kafasına taktığı bir çok şey vardır ve bu başkalarınınkine benzemez. hiç kimsenin farketmeyeceği şeyleri bile sadece kendisi için önemli diye yapar. 15 yaşındaki teoman’a beğendirmeye çalışır kendini. o çocuğu sever, sevimli bulur, kendi çocukluğu üzerine titrer, büyük rolü yapan çocuktur o .
O yüzden şarkılarını kendi yazar, düzenler, prodüksiyonunu yapar, kliplerini çeker. kendi kahramanları onu nasıl etkilediyse o da öyle etkilemek ister insanları . kendi kafasına göre bir film yapar, insanların hayal edemeyeceği kadar bir parayı batırır ve bir saniye bile takmaz kafasına. utanır para konuşmaya, düşünmeye. ama kendiyle gurur duyar böyle bir şey yaptığında.
Garip biridir. Bir albüm çıkardığı andan itibaren artık onu ilgilendirmez, başka bir şeyle uğraşmaktadır. kendini öldürürcesine, hiç kimselere göstermeyeceği romanını, oyununu yazar, bana planlarını anlatır bazen. bu planlar hiç bir zaman ticari olmayan, tiyatrocuların , şairlerin de yer alacağı şeylerdir. kendisi neredeyse yoktur işin içinde. rock yıldızlığıyla dalga geçer. kendisini ti’ye alanlara bayılır. önemsemez starlık müessesesini ama bir rock sanatçısının insanları aynı zamanda rahatsız etmesi gerektiğine de inanır. şarkısına, sözlerine, yaşam stiline karışılmasına izin vermez. işleri baltalanırsa üzülmez, hatta gurur duyar yine. ve tekrar yapar, yapmaması gereken şeyi. ayrıca, kendi hayranlarını rahatsız etmeyi de sever ama kendisinin hayran olduğu şairlerin, sanatçıların peşine düşer, onları bir şekilde kendi sevenlerine tanıtmaya çalışır, arkadaşlarını , dostlarını, ya da sadece sevdiği birini sonuna kadar destekler. onlarla yanyana gelmeye çalışır. büyük isimler olması gerekmez bu kişilerin. teoman için önemli olması yeter.
Her detay çok önemlidir onun için. minicik bir eksiklik, her şeyi çöpe attırır ona. hiç bir zaman , tam olarak tatmin olmaz. aynı şeyi, aynı şekilde tekrarlamaktan hoşlanmaz.
Türkiye müzik piyasası ile ilgili çok derdi vardır. Bunlar küçük şeylerdir , başka kimse takmamaktadır bunları ama o takar. çok kalabalık halka açık ücretsiz bir konserden sonra herkes onu kutlarken, o bunların gerçek olmadığını düşünür. mutlu olamaz. bir başkasıyla da ilgilenecektir halk aynı şekilde. değeri yoktur.
Festivalde çalmayı sevmez, insanların her şarkıda eğlenebilmesine takar. şarkılar değerlidir ona göre . insanların sevdikleri şeylere özen göstermesi gerektiğine inanır. kendi kategorisinde yalnız kaldığına üzülür, alternatiflerinin çıkmayışına takar. yeni bir soluk gelmesi gerektiğine, kendisinin eski olduğuna, her zevke yetemeyeceğine inanır. aslında bir yerlerde çok yetenekli insanların olduğuna ama bu ülkede bir şekilde kaybolduklarına, ortaya çıkamadıklarına inanır.
Türkiye’deki tüm müzik sisteminin yanlış olduğunu düşünür. hatta tüm sanat sisteminin de. batıyla karşılaştırır ve çok alaturka bulur bizim sistemimizi. şu sıralar en çok taktığı şey; Türkiye’de şimdiye kadar gerçek ve güzel bir müzikal kariyerin sürdürülebilir olmadığını düşünmesi ve bu iklimi kurak bulması. Sistemin kendi kendini yediğini ve yakında ekonomisi güçlü olsa bile müzik dünyasının hiç bir anlamı kalmayacağını düşünür. romantiktir bu konuda. para değildir ifade edilmesi gereken. ama artık, alternatif bir sanatçı olamayacak kadar büyük bir isimdir..
Dağılan gruplara, istemediği işleri yapan müzisyenlere üzülür, ekonomik zorluklarla kendini ifade edemeyen sanatçılara neler yapabileceğini düşünür, çalışır, çabalar . sistemin küçük ve orta ölçekteki tüm sanatçıları yok edeceğini veya anlamlarını kaybettireceğini düşünür ama aynı zamanda çok sert biridir de. günlerce uyumaz, yemek yemez, çalışır, yazar, çizer, tek başına kendisi için en doğruyu arar. ve daha da sertleşir. acımasızdır ,hem dünyaya, hem kendine karşı. her şeyle kavga eder bazen. en çok kendiyle, sonra da benle.
Bana müziği bırakma kararını telefonda açıklarken bir gerçeği artık kabul ettiğini söyledi. tüm bunların aslında kendiyle başbaşa kalmamak için gereğinden fazla uğraştığı önemsiz problemler olduğunu .
Son bir senede yaşadığı iki önemli kayıp, artık teoman’ı müzikle veya sanatla kendini rahatlatamayacağı bir noktaya getirdi. müzik onun eski bir aşkı ve burada bırakacak. hayatında ilk kez “artık çalışarak gerçeklerden kaçmayacağını ” söyledi bana . “ayağımı toprağa basmak istiyorum” dedi. itiraf etti; ün, para, ego, kadınların ona ilgisi, dünyayla savaşmak vs. onu mutlu edemez, uzun zamandır etmiyor .
Ben ; küçükken pencere önünde ıslak pamuk içinde tohum yetiştirir ve yeşertirdik ya ; teoman a da öyle gözüm gibi bakmaya çalıştım ve ekibini o doğrultuda eğittim . hayallerini gerçekleştirmek için bazen kızdığı , bazen içten gurur duyduğu üslupta çalıştım , imkansız nedir bilmedim , bildirmedim ..sevdiğim birkaç sanatçı arkadaşıma kısa süreliğine yolculuklarında eşlik ettim .ama bir tek teoman ‘ın menajeriydim ve öyle kalacağım . işime devam ..
Teoman ise ; artık evinden çıkacak ve gerçek bir hayat yaşayacak. hayatında ilk kez. artık kendisiyle de , gerçeklerle de barışacak. ayrıca da , müziğe devam ederse , ileride insanların onu hala başarılı bulacağını ama onun kendini hiç beğenmeyeceğini düşünüyor. anlatacak yeni bir şeyi kalmadığını söylüyor. ben, kendisini tanıyan biri olarak onu çok haklı buluyor ve destekliyorum . teoman , bir daha dönmemek üzere müzikten ayrılıyor, hayata karışacak. sevdiği insanlara daha yakın bir yerlerde. teoman bunalımda değil, hayatında ilk kez bunalımından çıkmayı deniyor . başaracaktır.
Her son bir başlangıçtır .
Teoman ‘ ın doğum günü kutlu olsun !
Teoman’ın menajeri
Funda Sanlıman
Read More
Seri Katil - Andrei Chikatilo
Andrei Romanowitsch Chikatilo
Kurban: 52
Bulunan ilk cesetten neredeyse sadece kemik kalmıştı. “Lesopolosa”da (toprak kaymasını engellemek için ağaçlandırılmış toprak şeridi), yakacak odun arayan bir adam tarafından bulundu. Genişliği sadece 45 metre olmasına ve içinden bir patika geçmesine rağmen, kimse cesedi iyice çürüyene kadar bulamamıştı. Kemiklerinin üstünde artık sertleşmiş deri ve biraz da koyu renkte saç kalmıştı. Hemen “Militsia” yani güney Rusya’daki bölge yetkililerine haber verildi. Cesedi tanımlamaya yarayacak herhengi bir giysi yoktu, sırtüstü yatırılmış ve kafası bir yana dönmüştü. Kulaklar hala küçük delikleri görülebilecek kadar düzgündü, buna ve saçın uzunluğuna bakarak onun bir kız olduğunu tahmin ediyorlardı. Ve katiliyle mücadele etmişe benziyordu. İki kaburgası kırılmıştı, belki bir bıçakla, ve daha yakın incelemede vücudunda sayısız bıçak yarası bulunmuştu. Gözleri yuvalarından oyarak çıkartılmıştı. Aynı şekilde cinsel bölgesi de bıçakla oyulmuştu. Bunu yapan her kimse, çıldırmış bir canavar olmalıydı.
Yakındaki bir köy olan Novocherkassk’dan 13 yaşındaki bir kızın, Lyubov Biryuk’un kayıp olduğuna dair rapor vardı. Araştırmacılar uzun aramalar düzenleyen amcasını çağırıp cesedi teşhis etmesini istediler. İçindeki küçük bir umuda dayanarak yeğeninin saçının bu kadar koyu renk olmadığını ve kemiklere bakılırsa burda çok uzun zamandır yattığını, ama yeğeninin sadece 1 aydır kayıp olduğunu söylemişti. Birkaç saat sonra, Binbaşı Mikhail Fetisow merkezden geldi, bu bölgeden sorumlu kişi oydu. Başka kayıp kişi raporlarını sordu ve askeri birliklerin etraftaki ormanlık araziyi aramalarını istedi. Kalan deriden de parmak izi alınmasını istedi. Ertesi gün, beyaz bir terlik ve içinde küçük kızın sattığı marka sigara bulunan sarı bir çanta bulundu. Parmak izi uzmanları, kızdan ve okul kitabından alınan izlere dayanarak cesedin Lyubov’a ait olduğunu buldu. Adli tıp uzmanı sıcak havanın ve yağmurun çürümeyi hızlandırdığını söyledi. Etrafın aranması sonucu ne katile dair bir iz ne de kızın elbiseleri bulunamadı. Çözümsüz bir davaya benziyordu.
Bu konuyla ilgili bir kitap yazan Robert Çullen’e göre Rusya’da ya çok içip veya kızıp tanıdık birini öldürürsün yada hırsızlık amacıyla birini öldürürsün. Ama ne kızın ailesinden veya tanıdık çevresinden bir şüpheli vardı, ne de hırsızlık yapılmıştı. Cesedin yakınından geçen bir patika ve 70 metre ilerde de anayol vardı. Riskli bir bölgeydi ve aniden işlenmişe benzemiyordu. Batı kültüründe görülen cinsel suçları andırıyordu. Arkadan kafasına vurularak bayıltılmıştı, 22 kere bıçaklanmış ve farklı şekillerde harap edilmişti.
Polis şüpheli listesini genişletiyordu: Akıl hastaları, suçlu çocuklar ve cinsel sapıklar. Kızın tanıdığı herkesi araştırıyor ve katille nerde karşılaştığını bulmaya çalışıyorlardı. Şüpheli listesinde olduğunu öğrenen eski bir suçlu bunu duyup kendini asınca da araştırma tamamlanmışa benziyordu. Başka şüpheliler yoktu ve herkesin düşüncesi katilin kendi cezasını vermiş olduğuydu. Ama sonra bir başka ceset bulundu.
ÇOK CİDDİ SUÇLAR BÖLÜMÜ Lyubov’un cesedinin bulunmasından 2 ay sonra Shakht tren istasyonunda çalışan bir işçi yakında bir iskelet kalıntıları buldu. 6 Haftadır orada kalmışa benziyordu ve ortayaşlı bir kadına aittiler. Kadın çırılçıplak, yüzüstü bacaklar açılarak yatırılmıştı. Dikkat çeken ortak noktaları, çok sayıdaki bıçak yarası ve oyulmuş gözleriydi. Bunlar katilin seyrek rastlanan tarzdan imzasıydı. Ama bu yaşta veya tanımda kimse aranmadığı için bir teşhis yapılamadı.
1 ay sonra, bu noktadan 18 km güneyde bir asker başka kalıntılara rastladı, yüzüstü yatan bir kadın daha. Dallarla üstü örtülmüştü, yakından bakınca aynı bıçak yaraları bulundu ve gözleri de oyulmuştu, aynı şekilde teşhis edilemedi. Bağlantı çok açıktı, bir seri katil en azından 3 kişi öldürmüştü. Ama kimse bunu kabul etmiyordu, özellikle de basına karşı. Resmi olarak 3 ayrı çözülmemiş cinayettiler (aslında o yıl 7 taneydi ama o zamanlar bu bilinmiyordu).
Binbaşı Fetisow 10 kişiyi bu davayı iyice araştırmaları için görevlendirdi. Bu olayın hemen çözülmesini ve bu manyağın başka kadınlar öldürülmeden hemen yakalanmasın istiyordu. Bunların arasında 37 yaşındaki kriminoloji (suç bilimi) uzmanı yüzbaşı Viktor Burakov’da vardı. Parmak izi, ayak izi ve diğer konulardaki en iyi adamları oydu. Polis bilimi ve savaş sanatları hakkında uzmandı. Çalışkanlığıya tanındığı için Ocak 1983′te Çok Ciddi Suçlar Bölümünün başına getirilmişti.
Aynı ay 4. kurban bulundu. 6 ay önce öldürülmüşe benziyordu ve ikinci cesedin bulunduğu yere yakındı. Bıçak yaraları ve gözün oyulması yine vardı, ama yakınında elbiseleri de vardı, genç bir kızdı. Tek bildikleri manyağın sigara içmediği, gözlerle ilgili bir takıntısı olduğu ve bunu öldürdükten sonra yaptığı, yani cesetlerle vakit geçirdiğiydi. Geçmişe bakarak başka kayıp vakası olup olmadığı araştırılacaktı ve buna Novoshakhtinsk’den başlanacaktı, orda 10 yaşındaki bir kızın kaybolduğu bildirilmişti.
KARIŞIKLIK Olga Stalmachenok 10 Aralık 1982′de piyano dersine gitmişti, ondan beri onu gören olmadı. Burakov ailesini sorguladı ve aralarında evden kaçmasını gerektirecek bir sorun olmadığını öğrendi. Ama kendine “Sadist-Black-Cat” diyen biri kart atmıştı, kızlarının ormanda olduğunu ve o yıl 10 kurban daha alacağını yazmıştı. Burakov bunun sadece sapık bir adam olduğunu düşünüyordu ama gene de kızın öldüğünden korkuyordu.
14 Nisan 1983′te kaybolmasından 4 ay sonra cesedi gittiği konservatuarın 5 km uzağında bir tarlada bulundu. Vücudu dönmüş bir traktör izinde yatıyordu. Cinayet kışın işlendiği için kar cesedi korumuştu, bıçak yaraları açıkça görülüyordu. Kafası, göğsü ve karnına onlarca kez batırılmış, iç organları, özellikle ciğeri, kalbi ve cinsel organları deşilmiş, gözleri oyulmuştu. Yine aynı gaddar cinsel dürtüleriyle hareket eden katildi şüphesiz ve cinayetler sıklaşmaya başlamıştı, ama hala delil bırakmıyordu.
Araştırılacak herhangi bir kaynak yoktu, bunu yapacak kişi çok azdı ve bu davayı sadece üst düzey polisler biliyordu. Konservatuarla buranın uzaklığına bakarak adamın bir arabası olduğuna karar verildi. Görüntüsüyle insanları korkutmadığı da açıktı, kadınları ve çocukları bile. Bu işi zorlaştırıyordu, ama insanların dikkatini çekecek bir nevi akıl hastalığı olduğunu umuyorlardı. Cinsel suç işlemiş kişiler, özellikle 11 Aralıkta nerede oldukları, serbest bırakılmış akıl hastaları, ve etrafta yaşayan, arabası olan veya kullanan her erkek araştırılmaya başlandı. Bütün kentten el yazısı örnekleri alınıp kartla karşılaştırıldı. Zahmetli bir işti ve sonuç alınıp alınamayacağı belli değildi, ama bir yerden başlamak zorundaydılar.
Bilmedikleri bir cinayet daha vardı, 15 yaşındaki Lourie’de, Shakhty’ye yakın bir yerde benzer bir şekilde öldürülmüştü ve üstü karla kaplanmıştı, uzun bir süre bulunamayacaktı. Bundan sonraki aylarda dikkate değer birşey bulunamadı, karın bazı izleri kapattığı da açıktı. Sonra bir ceset daha bulundu. Yine bir ağaçlık kenarında yağmur oluğunda kemikler bulundu. Aranan kimse yoktu, ama kemikler incelenince seri cinayetlerden biri olduğu ortaya çıktı, aynı zamanda da kızın özürlü olduğu. Bu bazı araştırmaları kolaylaştıracaktı, ama gerizekalı savunmasız bir kıza bile bunu nasıl yapabildiği sorusu insanı ürkütüyordu. Teşhis için etraftaki özel okullara bakılabilirdi. Kendi gibi çocukların gittiği bir okula giden 13 yaşındaki bir kızdı, kimse onu aramamıştı cünkü arada sırada kaybolur geri gelirdi.
Ormanlıkta 45 yaşındaki bir kadın da öldürülmüştü, ama bu cinayetlerle bağlantısı sonra çıkacaktı. Hemen arkasından Eylülde altıncı kurbanın yakınında 8 yaşında bir erkek çocuk bulundu. Diğerlerinden bir farkı yoktu, bıçak yaraları ve gözler. 9 Ağustostan beri aranıyordu, diğer kız gibi piyano dersine gidiyordu ve toplu taşıma araçları kullanıyordu. Bu yeni gelişme herkesin kafasını karıştırdı, çünkü genelde aynı tip ve cinsiyetten kurban seçerdi ama bu sefer farklıydı, hatta birden fazla katil olabilir mi düşüncesi ortaya çıktı. Mümkün olabilirdi, ama aynı türde şiddet uygulaması pek olası değildi. Tam bu sırada katilin yakalandığı haberi geldi Burakov’a, herşey bitmişti.
İTİRAFLAR Şüpheli 19 yaşındaki Yuri Kalenik’ti. Yıllarca gerizekalı çocukar için bir yurtta yaşamış ve yer döşemeciliği öğrenmişti. Burdan daha büyük çocuklarla hala görüşüyordu ve bir gün onlarla işten eve giderken trendeki görevli onları sorguya çekmiş, ve gençlerden biri suçlunun Yuri olduğunu söylemişti. Böylece tam akıllı olmayan ve kendini kurtarmaya çalışan bir çocuğun sözlerine güvenerek onu merkeze götürmüşlerdi. Görevliler davaya çözüldü gözüyle bakıyorlardı. Yuri tutuklandı ve içeri atıldı. Avukat veya sessiz kalma hakkı yoktu. Başına gelenleri bile tam anlayamıyordu, kimseyi öldürmemişti. Ama araştırmacılar suçlu olduğunu ve eninde sonunda itiraf edeceğini düşünerek onu içerde tutmak istiyorlardı. Açıkça belliydi ki eğer daha fazla dayak yemek istemiyorsa itiraf etmek zorundaydı, o da suçların hepsini kabul etti. Şimdi polise tek kalan gereken delilleri bulmaktı, bu adam doğru kişi olmalıydı.
Viktor Burakov hala soruşturmanın başındaydı. Yuri’de uygun bir şüpheliye benziyordu, akıl sağlığı da tam olarak yerinde değildi, hem yapmamış olsa niye bu kadar iğrenç suçu kabul etsindi ? İtiraf etme en güçlü delil sayılıyordu. Hem onları cinayet mekanlarına da götürmüştü. Ama gene de Burakov emin olamıyordu, çünkü tam suç yerini göstermek yerine etrafta dolanıyordu ve polislerin ondan nereye gitmesini beklediğine bakıp öyle gidiyordu. Gözü korktuğu içi bunu yaptığı açıktı. Ne yapacağına karar veremiyordu, ama o anda yeni bir ceset bulundu.
LESOPOLOSA HAREKATI Başka bir ağaçlıkta, sakatlanmış bir kadın cesedi daha bulundu. Katil göğüs uçlarını büyük ihtimalle dişleriyle kopartmıştı, karnını yarmış ve tek gözünü oymuştu. Aylardır burda olmalıydı, elbiseleri de yoktu. Kimliği belirlenemeyen bu cinayetten Kalenik sorunlu olabilirdi, çünkü o zamanlar serbestti ama bir sonrakini işlemesi imkansızdı.
20 Ekim’de bulunan kadın cesedi 3 gün önce öldürülmüştü ve Kalenik o sırada içerdeydi. Yaralar aynıydı, ama yapan vahşileşmişti ve bazı organlarını çıkarmaya başlamıştı ve bu organlar bulunamıyordu. Bu sefer gözler yerindeydi. O cinayet serisine dahil olmayabilirdi ama trenle yolculuk ediyordu. Belki de katil yöntemlerini değiştirmiş veya işi ortada bölünmüş olabilirdi.
4 hafta sonra oranın yakınında bir iskelet daha bulundu, yaz sırasında öldürülmüşe benziyordu ve gözleri oyulmuştu. 10. ceset 1984′e girer girmez bulundu. Tren raylarının yakınında bulunmuş ve 14 yaşındaki Sergey Markov’a aitti, 27 Aralıktan beri de kayıptı. Yine kışın koruyucu etkisiyle bu gence neler yapıldığı açıkça belli oluyordu. Sırtından defalarca bıçaklanmıştı, bu sayı 70 olarak tahmin ediliyor, cinsel organlarını ve o bölgedeki herşeyi kesip atmıştı. Anal tecavüze de uğramıştı. Katil yakın bi yere de dışkısını yapmıştı.
Kalenik’in suçsuz olduğu belliydi ve bunu yapan manyak hala sokaklarda serbestti. Davayı kapatma adına polis acele etmişti. Fetisow çocuğun kaybolduğu gün yaptıklarının üstünden geçmeye karar verdi. Gikovo adlı şehirde başlayıp bindiği trene kadar gidildi. Aynı şehirde gerizekalılar için özel bir okul da vardı ve eski bir öğrenci olan 23 yaşındaki Mikhail Tyapın’in de aynı saatte ordan ayrıldığı belirlendi. Uzun ve konuşmasını çok iyi bilmeyen bir gençti ve bir itirafta bulunmuştu, arkadaşı Aleksandr Ponomaryev ile Markov’u ağaçlığa çekip orda öldürdüğünü söylüyordu. Oraya dışkılamışlardı da. Tyapın’in şiddet dolu bir hayal dünyası vardı ve çözülmemiş birçok cinayeti de yaptıklarını söylüyorlardı ama cesede uyguladığı vahşet konusunda birşey anlatamıyordu. Hatta başkalarının yaptığı ispatlanmış iki cinayeti daha üstlenmişlerdi.
Polisin kafası yine karışmıştı ve Fetisow bu konuda şüpheliydi ve Burakov aradıkları kişinin bu olmadığına emindi. Bütün itiraflar uydurulmuştu. Bunları yapanın 1 kişi olduğuna ve güç anlaşılan bir tür deli olduğuna inanıyordu. İlk işe yarar delillerini bulmuşlardı. Adli tıp uzmanı Markov’un anüsünde sperm artıkları bulmuştu. Tecavüz sırasında katil boşalmıştı ve iz bırakmıştı. Şüphelilere artık kan grubu muayenesi yapılabilecekti, ve şimdiye kadar itiraf edenlerin hepsinin kan grubu yanlıştı.
Ama yeni bir laboratuar raporu ortalığı karıştırdı ve sonucun yanlış olduğunu ve kan grubunun Mikhail Tyapın’in kine uyduğunu söylüyordu. Katil bulunmuştu. Ama yine de yeni cesetler çıkıyordu.
BAZI İŞE YARAR İPUÇLARI 1984′te birçok ceset daha ortaya çıktı, ilki daha önceki cesetlere yakın bir yerde bulundu, bir kadın cesedi. Aynı şekilde öldürülmüştü, gözleri yerindeydi ama yeni birşey vardı: bir parmağı alınmıştı. Daha fazla ipucu da vardı, çamurda bırakılmış 13 numara bir ayak izi. Kurbanın üstü de kan ve spermle kaplanmıştı. 18 yaşında, tren istasyonunda çalışan bir çocukla çıkan bir kız olduğu ortaya çıktı, çocuk sorgulandığında o saatte başka bir yerde olduğunu ispatlayabiliyordu. 3 önemli olay vardı, cinsel bölgesinde bit vardı, karnında sindirilmemiş yemek vardı ve içinde hiç meni yoktu. Katil sadece üstüne mastürbasyon yapmıştı. Kızın fakirliğine bakılırsa onu yemek ısmarlama bahanesiyle kandırmış olma olasılığı yüksekti. Yakın çevrede özel bit ilacı satın alan olup olmadığı da araştırıldı.
Ama sonuçsuz. Tek buldukları kadının erkek arkadaşının da 1982′den beri kayıp olduğuydu. Diş kayıtlarına bakılarak ikinci cinayetin teşhisi yapıldı ve o kayıp arkadaş olduğu ortaya çıktı. Bu iki cinayet de birbirine bağlanmıştı. Bir şüpheli daha yakalanıp sorgulandı, ama Burakov’un aradığı katıl tipi farklıydı.
Laboratuar da hala spermlerin aynı kişiye ait olup olmadığını bulamamıştı. Moskovadan gelen uzman daha iyiydi ve kan grubunun AB olduğunu söyledi ve bu şekilde şüpheli listesi daraltıldı. Yakaladıkları kimse buna uymuyordu ve katıl hala dışardaydı.
O yılın martında Novoshakhtinsk’da 3 gün sonra bıçaklanmış ve sakatlanmış olarak bulunan 10 yaşındaki Dimitri Ptashnikov kaçırıldı. Dilinin ucu ısırılarak kopartılmıştı ve penisi de yoktu. Üstündeki meniler daha önceki cinayetlere bağlıyordu bu olayı da. Yakında büyük bir ayak izi bulundu. Ama bu sefer şahitler de vardı. Çocuk uzun boylu, çökük yanaklı, dizlerini bükmeden yürüyen, büyük ayaklı ve gözlüklü biriyle uzaklaşırken görülmüştü. Ama kimse bu kişiyi tanımıyordu. Biri de beyaz bir araba görmüştü.
Sonra 17 yaşındaki Lyudmila Alekseyeva’nin 39 yerinden bıçaklanmış cesedi bulundu. İpuçları bir işe yaramıyordu. Hemen arkasından çekiçle öldürülmüş bir kız ve birçok bıçak yarasıyla öldürülmüş bir kadın bulundu, anne ve kızı aynı anda katledilmişti. 1984′ün sonuna kadar 24 kişi olmuştu. Ne zaman meni bulunsa, aynı kangrubunu yani AB gösteriyordu. Bir kurbanda gri bir saç teli, erkek saçına benziyordu ve bir cesedin yanında katilin olabilelecek elbise parçaları bulunmuştu. Davranışları da değişmişti, bazen üst dudağı, bazen burnunu kesiyordu, kurbanın ağzını veya karnını da yarıyordu. Cinayet sıklığı da artmıştı, yılda 5 kurbandan iki haftada bire çıkmıştı. Ama eninde sonunda bir hata yapacaktı, ve tek çareleri buydu.
ŞÜPHELİLER İç işleri bakanlığından bu davayla ilgilenmek üzere 10 yeni detektif ve 200 memur atandı. Burakov bu ekibin başıydı, bu ona büyük bir sorumluluk yüklüyordu. Yeni bir plan yaptı ve sivil kıyafetli gizli görevli memurları otobüsler, trenler ve parklara koydu. 25-30 yaş arası, iri yapılı ve AB kan grubuna sahip biri aranıyordu. Dikkatli ve en azından biraz da zeki, ikna edici konuşan bir erkek. Bir kadınla veya annesiyle yaşıyor ve seyahat ediyor olmalıydı. Eski bir akıl hastası veya kuvvetini kötüye kullanan bir kişi, anatomi ve bıçak kullanma konusunda da bilgiye sahip. Bu kriterlere uyan hemen hemen herkese kan testi yapılıyordu.
Basının bu konuda yazması, sorular sorması veya araştırması yasaklanmıştı, kadınlar ve çocuklar da uyarılmıyordu. Bir memur Rostov otobüs durağında yaşlıca bir adamı izlemişti. Genç bir bayanla konuşmuş, o otobüsüne binince duraktaki başka bir kızın yanına oturmuştu. Bu davranışlarından süphelenen Yüzbaşı Zanasovsky onun sorgulanması gerektiğine karar verdi. Adamın adı Andrei Chikatilo’ydu ve makina yedek parçaları satan bir şirkette müdürdü. Oraya iş gezisi için gelmiş ama Shakhty’de oturuyormuş. Kadınlarla niye konuştuğu sorulunca, eskiden öğretmen olduğunu ve gençlerle muhabbeti özlediğini söylemişti. Polis şefi gitmesine izin vermişti. Ama Chikatılo’ya yine rastlayınca onunla aynı otobüse binerek izlemeye başladı. “Hasta birine benziyordu, ve sürekli kafası bi yandan öbür yana çeviriyordu.” Onun başka bir otobüse bindiğini ve orda da başka kadınlara yanaştığını gördü. En sonunda bir hayat kadınıyla anlaşıp mantosunun altından oral sex yaptırken toplum içinde ahlaksız davranmaktan tutukladılar. Çantası araştırılınca içinden bir kutu vaselin, uzun bir mutfak bıçağı, bir parça ip ve kirli bir havlu çıktı. Yani hiçbirinin iş gezisiyle alakası yoktu. Zanasovsky onun lesopolosa katili olduğuna emindi. Savcının gelmesini istedi ve onu sorgulamaya başladılar. Kanı alındı ama AB değil A çıkmıştı. Aynı zamanda Komünist partisinin iyi referansları olan bir üyesiydi. Geçmişinde dikkat çekecek hiçbirşey yoktu. Yine de onu itirafa zorlamak amacıyla bir kaç gün hapiste tuttular. Herşey inkar etti ve sadece cinsel açıdan zayıf olduğunu, dürtülerine uyduğunu söylüyordu ve sonunda serbest bırakıldı. Sonra iş yerinde ufak bir hırsızlıktan tutuklanıp 3 ay hapis yattı. Ama kan grubu uymadığı için onların katili olamazdı.
Burakov Moskova’ya gidip oradaki uzman psikyatristlerle katilin profili hakkında konuşmak istedi ama Alexander Bukhanovsky dışında kimse ona pek yardımcı olamadı. Katil hakkında bulduğu herşeyi araştırdıktan sonra söyle bir sonuca ulaştı. Cinsel açıdan geri kalmış, 25-50 yaş arası ve 1.80 boylarında. İktidarsızlık çekiyor ve kurbanların ona bakmasını engellemek için gözlerini oyuyor. Vücutlarını bir yandan kendi beceriksizliğine duyduğu siniri çıkartmak için, bir yandan da zevkini bastırmak için deşiyordu. Bir sadist ve şiddet uygulamadan rahatlayamıyor. İçinden gelen dürtülerle hareket ediyor ve ne zaman nerde ortaya çıkacağı kestirilemiyor. Cinayet işlemediği sürece de depresif davranışlar gösteriyor, hatta baş ağrıları bile olabilir. Gerizekalı veya şizofrenik değil, bir plan oluşturup onu uygulayabiliyor. Tek başına öldürüyor ve bunların hepsini de sadece o yapmış. Ama maalesef bunlar onu yakalamak için yeterli bilgi değildi.
Cinsel görevini yapamaması onları homoseksüel suçlar işlemiş eski bir mahkuma Valery İvanenko’ya götürdü. Bu birçok “sapıklık” yapmış ve kendini psikopat olarak tanımlayan bir kişiydi. Aynı zamanda karizmatik bir kişiliği vardı ve öğretmenlik de yapmıştı. 46 yaşındaydı ve gözlük takıyordu. Rostov’daki akıl hastanesinde yatmış ama kaçmıştı. Bütün tahminlerin üstündeydi ve mükemmel şüpheli gibiydi. Yatalak annesiyle kaldığı daireden çıkarken Burakov onu tutukladı. Ama onunda kan grubu A’ydı ve o da katil olamazdı. Burakov onu serbest bıraktı ve eşcinseller hakkında ona bilgi getirmesini istedi, ve bu konuda çok başarılıydı. Kısa sürede Rostov’un yeraltı dünyası, şiddetçe sapıklıklar hakkında birçok bilgi edinmişlerdi. Bu şüpheliyle yaptıkları sorgulama sonucunda Burakov katillerinin eşcinsel olmadığına ama normal ilişkiye gelince iktidarsızlık çektiğine karar verildi. Ama daha fazla ayrıntıya ihtiyaçları vardı.
KATİL X Baskı altında daha önceki cinayetleri çözmeye çalışıyorlardı ve sonraki 10 ay içinde sadece 1 ceset daha bulundu, genç bir kadın, ama bu sefer Moskova’nın yakınındaydı. 10 ay boyunca katil nerdeydi ? Oraya mı taşınmıştı ? Sadece öylesine mi gitmişti ? O süre içinde acaba tutuklanmışmıydı ? Hatta ölmüş bile olabilirdi. Ancak 1985′in Ağustosunda yeni bir ceset daha bulundu. Aynı şekilde işlenmişti ve bir havaalanının yakınındaydı. Rostov’daki katilinin aynısıydı. O arada yapılan bütün uçuşların kayıtları incelendi ama yine de gözlerinin önündeki ipucunu kaçırdılar. O arada Moskova’daki yetkililer bulunan 3 tane erkek çocuk cesedini de bu olaya bağladılar, üçüne de tecavüz edilmiş, birinin de kafası kesilmişti.
Rostov ekibi tekrar Shakhty’ye döndü çünkü otobüs garajının yakınında 18 yaşındaki evsiz bir kızın cesedi bulunmuştu. 1 ay önce Moskova’da bulunan cesetle aynı izleri taşıyordu. Tırnaklarının altında kırmızı-mavi iplikler bulundu ve üstündeki izlerden alınan örneklerde yine AB grubu çıktı ve yine 1 tane gri saç teli bulundu. Şimdiye kadar bulduklarıyla artık olayı çözeceklerine inanıyorlardı. Tekar birini yakalayıp 10 gün sorguladıktan sonra herşey itiraf ettirmişlerdi, ama adam onları ne cinayet mahaline götürebilmişti, ne de söyledikleri birbirini tutuyordu.
Operasyon genişletildi ve Baş Araştırmacı Issa Kostoyev, 15 savcı ve 29 detektif olaya atandı. Tren ve otobüs duraklarını izleme görevi devam ediyordu. Bayan görevliler erkeklerin onlarla konuşması için daha çok ortada dolaşıyordu. Kostoyev fazla yol katedemediklerini ve aslında katile rastladıkları halde tanıyamadıklarına inanıyordu. Bu arada seri katiller hakkında bulduğu herşeyi de okuyordu. Yuri Kalenik hala hapiste onun hakkında yapılan araştırmanın bitirilmesini bekliyordu ve 5. yalan itirafı alınmıştı. Kostoyev onun suçlu olmadığına emindi ve sadece vakit kaybettirdiğini düşünüyordu.
Burakov tekrar Dr. Bukhanovsky’ye gidip daha ayrıntılı bir profil istedi ve o da araştırmalarını genişleterek adını Katil X koyduğu kişiyi 65 sayfalık raporunda anlatıyordu: X psikotik değil, yaptıklarını kontrollü olarak yapıyor ve açıkça çok bencil. Narsist ve kendini beğenmiş, kendini üstün görüyor, ama aşırı zeki de değil. Bir plan uyguluyor ama çok yaratıcı değil. Heteroseksüel ama genç erkekler de bazen kızların yerini tutabiliyor şiddet nöbetlerinde. Nekrosadist, yanı ölülere eziyet edip, cinsel tatminini sağlamak için onların ölümünü seyredebilir. Onları çaresiz hale getirmek için kafalarına vuruyor ve arkasından onlarca kez bıçaklaması onlara cinsel açıdan girmesini simgeliyor, çünkü normal yollardan yapamıyor. Yanlarına, üstlerine bacaklarını açarak oturuyor veya yanlarına çömeliyor, yani mümkün olduğunca yakın. En derin yaralar, en çok zevk aldığı zamanı gösteriyor. Kendini tatmin ediyor, ya eliyle ya da kendiliğinden oluyor. Gözlerini oymasının bir çok nedeni olabilir, neden böyle davrandığını gösteren hiçbir şey yok. Onlardan korkuyor veya heyecanlanıyor olabilir. Görüntüsünün üzerlerinde kaldığına inanıyor olabilir, bu bir batıl inançtır. Kadınların cinsel organlarını kesmesi, onları üzerinde gücünü ispatlamak için, onları saklıyor veya yiyor olabilir. Erkek cinsel organlarını kesmesi de onları nötralize ederek daha çok dişileştirme amacıyla yapılıyor olabilir.
Havalardan etkilenmesi de ilginç bir durum, cinayetlerinden önce barometre düşüyor, bu onun tetikleyicisi olabilirdi. Cinayetlerin çoğu da hafta içi salı-perşembe arası yapılmış, bu da iş yerinde veya evdeki stresin etkisi olabilir. Boy ve yapısı konusunda emin olmamakla birlikte, yaşı en çok cinsel sapıklıkların yoğunlaştığı 45-50 yaş arası olduğu tahmin ediliyor. Zor bir çocukluk geçirmiş. Sorunlu ve kendi başına takılan bir çocuktu. Zengin bir hayal gücü ama cinselliğe yaklaşımı anormaldi. Evli olup olmadığı bilinmiyordu, ama öyleyse bile karısı ona çok karışmıyordu. Cinayetleri güdüseldi ve tehlike sezdiği anda bir süre ara verebilirdi, ama ölene veya yakalana kadar bitmezdi.
Bu kadar ayrıntılı bir rapora karşılık adamı yakalayacak kesin bilgi yoktu ellerinde. İdam edilmek üzere olan bir mahkuma sorulduğunda, cinsel sapık ve katillerin kendine göre kuralları ve ahlak anlayışı vardır, ve bunları normal cinsel doyum ve istek gözüyle bakarlar, bunları yapmaktan çekinmez ama çocukların önünde içki içmeye çekinir. Zıtlıklarla dolu bir hayatta yaşayabilir ve bunu normal karşılar. Katilin bu tanımlara uyacağına düşünülerek araştırmalar bu yöne doğru kaydırıldı. Ama tuhaf bir şekilde cinayetler birden sona erdi…
HAYAL KIRIKLIĞI Sadece tek bir kadın cesedi 1985′te Rostov’da ortaya çıktı ve bütün kış veya ertesi bahar bir olay olmadı. Sonra 23 Temmuz’da 33 yaşındaki bir kadının cesedi ortaya çıktı, ama üzerinde sadece bıçak yaraları vardı. Onun da bu seriye dahil olduğuna dair şüpheler vardı. Ama 18 Ağustos’ta kinde şüphe falan kalmadı, bütün ayırdedici işaretler vardı ama sadece eli dışarda kalacak şekilde gömülmüştü. Başka cesetlerin olup olmadığı veya nerede olduğu sorusu da böylece cevap buldu…
El yazısı uzmanları Black Cat imzalı karttan birşey bulamadılar, ve ellerindeki 14 şüphelinin yazıları da tutmuyordu. Bütün ipuçları çıkmazda sonuçlanıyordu, bu davada umutları artık tamamen kaybetmişlerdi.
1986′nın sonunda Viktor Burakov sonunda sinir krizi geçirdi ve 1 ay tedavi altına alındı. 4 Yıl bu kadar yoğun çalıştıktan sonra hala bir yere varamamışlardı. Ama düşünmeye fırsatı olduğundan yeni bir strateji kurabildi, katili ancak tekrar birini öldürürse yakalayabileceklerdi. Ama 1987′nin sonuna kadar yine herhangi birşey olmadı.
6 Nisan 1988′de bir trenyolu işçisi çıplak bir kadın cesedi buldu, onlarca kez bıçaklanmış, burnunun ucu gitmiş ve kafatası içeri doğru ezilmişti. İnsanlar onu görmüştü ama yalnız olarak. Gözleri de oyulmamış ve cinsel şiddet de uygulanmamıştı. Yakınında sadece bir ayak izi vardı. Ve ağaçlıkta öldürülmemişti. Bunu diğer cinayetlere tam olarak bağlayamıyorlardı, belki de Lespolosa katili ölmüştü.
Ama 1 ay sonra 17 Mayıs’ta 9 yaşındaki bir erkek çocuğunun cesedi tren yoluna yakın bir ağaçlıkta bulundu. İşkence edilmiş ve delikleri pislikle doldurulmuştu, birçok kere bıçaklanmış, kafasına vurulmuş ve penisi kesilmişti. Kadının aksine çocuğu teşhis etmek kolay oldu, iki gündür kayıp olan Aleksei Voronko’ydu. Bir sınıf arkadaşı onu altın dişi olan, bıyıklı ve spor çantalı, orta yaşlı bir adamla gördüğünü söyledi. Beraber ormanlığa gitmişler ve Aleksei hemen döneceğini söyleyip, dönmemişti. Bu güçlü bir ipucuydu, çünkü altın dış yaptırabilen çok kişi yoktu. Ama yıl sonuna kadar yine de bir sonuca ulaşılamadı.
Üstelik sağlık bakanlığından kan harici sıvılardan kan grubu teşhislerinin %100 doğru olmayabileceğini, laboratuarların yetersiz olduğunu, ve bu sebeble verilen bilgilerin yanlış olabileceği söylenmişti. Bu hem çok büyük bir hayal kırıklığı hem de çok büyük bir gelişmeydi, şimdiye kadar yakaladıkları ve kangrubundan saldıkları biri doğru kişi olabilirdi. Bunu takriben artık kan değil sperm örnekleri almaları gerekecekti, ve bütün çalışmalara baştan başlayacaklardı. Ve yapabilecekleri tek araştırma toplu taşıma duraklarına daha fazla görevli dikmek olacaktı.
Ve katil nisan 1989′a kadar yine hareketsiz kalmıştı.
SAYI ARTIYOR Bir tren istasyonunun yakınındaki ağaçlıkta geçen yazdan beri kayıp olan 16 yaşındaki bir çocuğun cesedi bulundu. Onlarca bıçak yarası, bunlara ek olarak bir de çocuğun penis ve testisleri kesilmişti. Çok kötü çürümüştü, aylarca karın altında kalmıştı. Amcasının hediyesi olan bir saat de kayıptı. Birinin üzerinde bulunması çok yardım edebilirdi. O bölgede trene binen veya istasyonu gözetleyen hiçbir memur sıradışı birşey farketmemişti. Çocuklarla veya kadınlarla ilgilenen yaşlı kimse yoktu. Ama oradaki bilet satıcısı aylar önce bir adamın oğlunu onunla ormana gitmesi için kandırmaya çalıştığını söyledi. Bu kişi bulundu, ama aradıkları katıl değildi. 5 yıl boşuboşuna içerde kaldıktan sonra Yuri Kalenik de serbest bırakılmıştı ve cesedin bulunduğu yere yakın biryerde yaşıyordu. Belki serbest bırakmak bir hata olmuştu, ama tekrar sorgulandıktan sonra yine bırakıldı.
10 Mayıs’da 8 yaşındaki bir çocuk kayboldu, 2 ay sonra bir otobanın yakınında bıçaklanmış ve cinsel organları kesilmiş olarak bulundu. Katil ağaçlıklardan açık alana geçmişti, bu onun istasyon veya trendeki memurlardan şüphelenmesinden olabilirmiydi ? Bu rahatsız edici bir düşünceydi ama açık alanda öldürme de riskli bir işti. Bu umut verici bir işaret olabilirdi. En organize katilin bile dikkati dağılabilirdi.
Sonra Ağustosta Macar bir öğrenci öldürüldü. Elena Varga. Diğer bayan kurbanlarla aynı izleri taşıyan cesedi herhangi bir durağa veya istasyona yakın olmayan bir ağaçlıkta bulundu. Bir hafta sonra 10 yaşındaki Aleksei Khobotov kayboldu ve 4 ay sonra 1990′in ilk günlerinde yine cinsel organları kesilmiş 11 yaşındaki başka bir ceset bulundu. 10 yaşında başka bir ceset daha cinsel organları ve dili kesilmiş olarak bulundu, dili sanki ısırılarak kopartılmıştı. Temmuz 1990 sonu bir kadının cesedi bulundu ve sonra da botanik bahçesinde 13 yaşındaki Victor Petrov’un öldürülmüş ve kesilip parçalanmış cesedi bulundu.
Şimdiye kadar bilinen 8 yılda 32 ceset vardı, ve artık gazeteler bu olayları yazmakta serbestti ve araştırmacılara baskı yapmaya başlamıştı. İnsanlar çaresizleşmeye başlamıştı. 17 Ağustos’da 11 yaşındaki İvan Fomin ninesinin çiftliğine yakın bir yerde yüzmeye gitmişti. Etraftaki onlarca şahite rağmen, ağaçlar sayesinde katil onu 42 kere bıçaklayabilmişti ve cinsel organlarını da kesmişti. Bu bir rezaletti ve halk gittikçe sinirleniyordu.
Burakov yeni bir strateji kurmuştu, en yüksek ihtimalli istasyonlar dışındakilere çok fazla memur koyarak katili boş olan 2-3 tanesine doğru yönlendirecekti. Bu 2-3 istasyonda da adamları çiftlik veya tren yolu işçisi olarak bulunacaktı. Bu istasyonlara gelip giden herkes kaydedilecekti. 350 kişiyi kapsayan büyük bir operasyondu ama işe yarayabilirdi. Bunun için uygun yerlerden biri de Donleskhoz istasyonu gibi görünüyordu, iki kurban burada öldürülmüştü. Mantar toplayıcıları yazın çok olurdu burda, ama başka kimse pek olmazdı. 2 başka yer daha seçildi.
Ama daha harekete geçemeden katil Donleskhoz istasyonundan kaçırdığı 16 yaşında gerizekalı bir çocuğu öldürdü, 27 kere bıçakladı ve dili kopartılmıştı, testisleri ve 1 gözü de yoktu. Kimliği ortaya çıkınca onun trenle çok yolculuk yaptığı ama kimseyle görülmediği belirlendi. Plan çok iyiydi, yeri de doğruydu, ama gene kıl payı kaçırmışlardı. Sonra 16 yaşındaki Victor Tishchenko kayboldu, en son Shakthy tren istasyonuna bilet almaya giderken görüldü. Bu genç yaklaşık 65 kiloydu ve diğer kurbanlardan daha iriydi. Cesedi 2 mil ilerde güneyde bulundu, ağaçlıkların arasında ve bilinen durumda. Anne kızın 6 yıl önce bulunduğu yerde üstelik. Etrafta boğuşma izleri de vardı. Burakov planını başlattı ama katil gene yakalanmadan genç bir kadını öldürmeyi başardı, bu 36. kurbandı. Dövülmüş ve karnı yarılmıştı, dilinin bir kısmı kopartılmıştı. Ama kimse birşey görmemişti. Yine de istasyona gelen kişilerin isimleri arasında bir tanesi dikkatlerini çekmişti, bu isme daha önce de rastlamışlardı. Bu kişi sadece kangrubu tutmadığı için salınmıştı, katili bulmuşlardı.
OYUNUN SONU Andrei Romanovich Chikatilo, 6 Kasımda Donleskhoz istasyonundaydı. 1984 te sorgulanıp serbest bırakılmıştı. Kurbanın kaybolduğu yerde ormandan çıktığı görülmüş ve bir çeşmede elini yıkamıştı. Yanağında ve kulağında kırmızı bir iz kalmıştı, bir parmağı kesikti ve mantosu kırışmıştı. Tren istasyonundaki görevliler ismini almıştı. Tutuklandı, araştırılınca eskiden gerçekten de öğretmen olduğu ama öğrencilerine sarkıntılık ettiği için işinden atıldığı ortaya çıktı. Bir firmada çalışmış ama iş gezilerinden alması gereken şeyleri almayıp parayı harcadığı için kovulmuş ve hapise girmişti. Bu iş gezilerinden birinde de Moskovadaki cinayeti işlemişti. Eskiden Komünist Partisinin üyesi olmasına rağmen hapise girdiği için burdan da atılmıştı. Ama bütün deliller ikinci eldendi, onu ya iş üstünde yakalamaları gerekiyordu ya da itiraf etmeliydi.
Onu gözaltında tuttuğu süre içinde kendi halinde sessiz bir adam izlenimi veriyordu, sinir bozucuydu. Söylendiği gibi ağzında altın dişi yoktu, evliydi ve iki çocuğu vardı. Hatta üniversite mezunu eğitimli bir kişiydi. Çantasında ufak bir sustalı buldular. Ama bunun dışında birşey öğrenemediler. Onu iyi bir muhbirin olduğu bir hücreye koydular, onu itiraf ettirtmesi gerekiyordu ama başarısız oldu. Evi arandığında kurbanlarına ait birşey bulunamadı ama 23 tane bıçak çıktı. Bu bıçakların cinayetlerde kullanıldığı fikri ispat edilemedi.
Sonunda soruşturmayı Kostoyev kendi ele almaya karar verdi, onu avukatının eşliğinde dörtköşe bir odada sorgulayacaktı. 3 sandalye bir masa ve delillerin saklandığı izlenimi verilen bir kasa vardı. Uzun boylu, uzun boyunlu, düşük omuzlu, çok büyük gözlüklü ve gri saçlı bir adam içeri girdi. Çok yaşlıymış gibi ayaklarını sürerek yürüyordu ama Kostoyev bu numaraları yutmadı. Onun gerektiğinde çok güçlü olabilen hesaplı bir katil olduğunu düşünüyordu. Chikatilo kırılgan görünüyordu ve Kostoyev’in sorgulama konusunda sadece %3lük bir başarısızlık oranı vardı. Onun kafasının yapısını çözüp, onun mantığına göre onu konuşturmaya çalışacaktı. Suçlu biri er geç itiraf ederdi. Ama yine de 10 günlük süre içinde onu konuşturmayı başaramadı. Chikatilo aynı 1984 te yakalandığında yapıldığı gibi bir hata yapıldığını söylüyor, garip cinsel davranışları hariç suçlanacak birşeyi olmadığını söylüyordu. 6 Kasımda o istasyonda olduğunu da inkar ediyordu. Kostoyev onun yalan söylediğini biliyordu ve bunu ona da söyledi. Chikatilo en sonunda yasal mahkeme hakkını istedi.
Chikatilo 3 sayfalık bir ifade verdi, içinde cinsel sapkınlıkları olduğunu ve bazen kendini kaybettiği yazıyordu, ama kesin bir şey söylemiyordu. Tren istasyonlarının etrafında takılıp gençleri izlediğini ve orda çok evsiz dilencilere rastladığını ve onların bu gençlere zarar verebileceğini de yazmıştı. İktidarsız olduğunu da yazmıştı. İmalı bir itirafa benziyordu, ama suçları başkalarına atmaktan da geri kalmıyordu. İntiharı düşünmüş olduğunu da ifadesine eklemişti.
Chikatilo kurbanlarını nasıl öldürdüğünü anlatırken
Kostoyev bir itirafın onun durumunu düzelteceğini, hatta akli sağlığı yerinde olmadığı savunması yapılırsa tedavi edilerek kurtulabileceğini de söylüyordu, ama eğer etmezse ellerindeki delillerle idama kadar gidebilirdi olay. Bu Kostoyevin hareket tarzıydı ve başarılı olacağına da emindi. Chikatilo birkaç gün müsaade istedi ve sonra ifadesini değiştirebilirdi. Herkes itiraf edeceğine emindi, ama yine suçsuz olduğunda ısrarlıydı. Cinayetlerin işlendiği günlerde evde karısıyla olduğunu söylüyordu.
Ertesi gün sabıkası geldi, daha önce de suç işlemişti ama cinayet değil, 1977′de iki kız öğrencisine sarkıntılık etmişti. Çocuklarda kendini kontrol etmesi zorlaşıyordu ama sadece bu iki olay olmuştu. Yine bir ifade vermişti, 9 gün daha geçmişti ama yine kesin bir şey itiraf etmemişti. Adamın konuşması için daha başka nasıl baskı uygulayacağını şaşırmıştı.
Kan grubuna bakıldığında A olduğu görüldü, ama sperminde çok zayıf B antijeni de bulunuyordu, bu şekilde olmadığı halde sanki kanı AB grubuymuş gibi sonuç veriyordu. Bu çok seyrek rastlanan bir olaydı, ama sadece bu yetmiyordu. Hücresindeki muhbir sorgulama tekniklerinin çok sert olduğunu ve bu sayede Chikatilo’nun daha çok kabuğuna çekildiğini söylüyordu. Onun fotoğrafları çekildi ve tanıkların olduğunu ve bu tanıklara fotoğrafların gösterileceği söylendi ama yine de suskun kaldı. 9 gün geçmişti ve 10 gün sınırına yaklaşıyorlardı, onu resmi olarak suçlamaları veya serbest bırakmaları gerekiyordu, ama deliller yetersizdi.
Burakov sorgulama için Dr. Bukhanovsky’yi tavsiye etti, bu kabul edildi.
PSİKYATRİST VE KATİL Bukhanovsky bu soruşturmayı sadece kendi mesleki gelişimi için kabul etti. Onu yalnız bir odada sorgulayacaktı. Onun aynı 1987′de tanımladığı kişi ve kişilik olduğunu gördü. Onun öfkesini ve aşağılanmasını boşaltması gerektiğini biliyordu ve önce saatlerce konuşmasına izin verdi. Ama daha sonra cinayetler hakkında konuşmaya başladı, onun hakkında bildiği herşeyi anlattı ve boşlukları doldurmasını istedi. Onun davranışlarını, hastalığını ve bütün nedenlerini ortaya dökünce Chikatilo bunca yıldır gizlediği herşeyin açığa çıktığını farketti, titremeye başladı ve sonunda itiraf etti. Bütün o iğrençlikleri kendisi yapmıştı.
Kostoyev karşısına 36 kurbanın olduğu bir liste ile çıktı, ama bu sadece bir kısmıydı. Polisin onu araştırmaya başladığı Lyubov cinayetinden önce bir kızı daha, 9 yaşındaki Yelena Zakotnova’yı öldürmesiyle başladı. Bu korkutucuydu, çünkü bu suçtan başka bir adam yargılanmış ve idam edilmişti.
Chikatilo o yıl Shakthy’ye öğretmenlik yapmak için gelmişti. Ailesi gelmeden önce boş vaktini çocukları izleyerek ve onları çıplak olarak hayal ederek geçiriyordu. Pis düşüncelerini uygulayabilmek için karanlık bir arka sokakta bir kulübe tutmuş ve cinsel arzularının had safhaya geldiği bir gün yolda rastladığı bir kızı oraya götürmüştü. Erekte olamayınca kendi aleti yerine bıçağı kullanmaya başladı. Cinnet geçiriyordu ve kızı deli gibi bıçaklıyordu, sanki her bıçak darbesiyle kızın içine girdiğini hissediyordu. Gözlerini oyduktan sonra kızın cesedini de yakındaki bir nehire atmıştı. Bu cinayet için tutuklanan adamın kapısının önünde kan izleri bulunmuş ve adam baskı altında suçu kabul ederek idam edilmişti.
Neden gözlerini oyduğu sorulunca, katilin suretinin ölenin gözlerinde kaldığı gibi bir batıl düşünce sebebiyle yaptığını ama daha sonra bunun saçma olduğu düşüncesiyle vazgeçtiğini söyledi. Kurbanlarının ona bakışlarını beğenmemesi de bir sebebti. Tren istasyonlarındaki serserilerin bile ormana gidip cinsel beraberlikler yaşamasına ama kendisinin iktidarsız olduğu için kıskanması, kurbanlarını buralardan seçmesine bir sebebti.
1981′de daha da vahşileşerek kızın göğüs uçlarını dişleriyle koparmıştı. “Onu kestiğim ve bedeninin yarıldığını gördüğüm anda istemsiz olarak boşalıyordum.” Kızın cinsel organlarını da keserek almış ama daha sonra ilerde bir yere atmıştı. Her 36 cinayetin ayrıntılarını hatırlıyor ve polise anlatıyordu. Bazen birilerinin peşine takılıp, bütün alışkanlıklarını öğrenip, uygun anı bekliyordu, bazen de sadece o an karşısına çıkan birini seçiyordu. Bıçaklamak onun için cinsel anlamda vücuda girmekti, ve bunu kendini yaralamadan veya üstüne kan sıçratmadan yapmanın bir yolunu bulmuştu. Zaten bir denizcilik firmasında çalışıyordu ve yaralanmalar kolay açıklanabilirdi.
İktidarsızlığı onun öfkesini tetikleyen en büyük unsurdu, özellikle kadınlar bu konu hakkında yorum yaptıkları veya dalga geçtikleri zaman, cinsel arzularının şiddet olmadan geçemeyeceğini anlıyordu. “Kan görmeliydim, yaralamalıydım onları.” Erkek çocuklarda olay farklıydı, ama kanları kadınlarınki kadar kolay akıyordu. Onların onun kölesi olduğunu düşünüyor ve onlara işkence ederek veya onlara girerek kendini bir tür kahraman olarak görüyordu. Neden dillerini veya cinsel organlarını kestiği konusunda bir sebep gösteremiyor, ama bu bir tür intikam duygusu olabilirdi. Kendi kullanamıyorsa, onlar da kullanmasın. Kadın cinsel organlarına kendi spermlerin koyduktan sonra onları yediği de söyleniyor, ama ne doğruluğu ne de yanlışlığı ispatlanamadı.
“Bütün bu bağırmalar, kan, acı çekişleri, beni rahatlatıyordu ve bana zevk veriyordu.” Kanlarının tadını seviyordu ve kurbanlarının dudaklarını dişliyordu, kanlarını emmek için. Testisleri veya göğüs uçlarını çiğnemek ona “Hayvansal bir tatmin” veriyormuş. Yaptıklarını ispatlamak için cinayet mahallinin eskizlerini de çiziyordu. Ve listede aslında daha fazla isim olmalıydı, çok daha fazla. Bir çocuğu mezarlıkta öldürmüş ve kendini intihar etmeyi düşündüğü sırada açtığı mezara gömmüştü. Polisleri oraya götürdü ve kalanları çıkardılar.
Bir başkasını bir tarlada öldürmüştü, onu da gösterdi. Bu şekilde devam etti, genelde cesetleri öldürdüğü yerde bırakıyordu, bir tanesi hariç, onu da boş bir apartmanda öldürdüğü için cesedini kanalizasyona atmıştı. Sonunda 56 cinayeti itiraf etmişti, ama sadece 53 tanesi için suçlandı: 31 kadın ve 22 erkek. Burakov aslının daha fazla olduğunu düşünüyordu. Artık suçlayacak delilleri vardı ve onun hakkında daha çok şey öğrenmişlerdi.
SAPKINLIĞIN KÖKLERİ 1936′da Ukrayna’da ufak bir köyde doğmuştu. Hidrosefali vardı, yani kafasının içinde su birikmişti ve o yüzden şekilsizdi. Kendinden 7 yaş ufak iki kardeşi vardı. Babası ikinci dünya savaşında hapis düştü ve onu annesi yetiştirdi.
20. Yüzyılın ilk dönemlerinde, eski Sovyetler Birliği’nin büyük bölümü, özellikle de Ukrayna’da tarlalarda çalışan herkesi asker olarak yolladıktan sonra. 6 Milyon kişi açlıktan öldü, bazıları da çaresizlikten cesetleri yiyerek hayatta kaldı. Bazen mezarlıktan yeni gömülmüşleri çıkartıyorlardı, bazen de yoldan geçen birini kapıyorlardı. İnsan eti satılıyordu, ve depolarda saklanıyordu. Çocuklar parçalanmış cesetlerle karşılaşıyor ve sıkıntı ve zorluk üzerine hikayelerle büyütülüyordu. Chikatilo’da böyle bir dönem ve çevrede büyümüştü ve ona anlatılan hikayede, bir abisi olduğu ama öldürüldüğü söyleniyordu.
Hapishanede “Birçok insan çıldırıp, başkalarına saldırıyordu, insan yiyordu. “10 Yaşında olan abim Stepan’ı da öldürüp, yemişler” demişti. Bu yalan da olabilirdi, çünkü bu abi hakkında bir kayıt bulunmuyordu, ama doğru da olabilirdi. Korkunç bir düşünceydi ama en azından Chikatilo’yu fazla uzaklaşmaması ve gece dışarda kalmaması için işe yarıyordu. Nazi işgalini ve bombalarını, sokakların cesetle dolmasını da görmüştü. Onu hem korkutup, hem de heyecanlandırdığını söylüyordu.
Çocukluğunun büyük kısmını yanlız başına ve hayallere dalarak geçirdi. Diğer çocuklar onu acayipliğinden ve duyarlılığından dolayı dışlıyordu. O yaşta bile içinde sinir hatta öfke gelişmeye başlamıştı. Kendisini eğlendirmek ve güçlü hissetmek için, kafasında işkence hayalleri kuruyordu ve bunlar ileride işleyeceği cinayetlerin temelini oluşturuyordu.
İlk cinsel tecrübesini gençliğinde kız kardeşinin 10 yaşındaki arkadaşıyla boğuşurken yaşadı ve boşalmıştı. Sonrada hep böyle olmaya başladı, yani sertleşme yaşamıyordu, ama boşalıyordu. Boğuşma sırasında olmasını ise işkence ile bağdaştırdı.
Askere gidip geldi, kız arkadaşı oldu, ama hala cinsellik yaşayamıyordu. Kız bunu etrafa yaydı ve onu aşağılayarak dalga geçtiler. Bu kızı öldürmek ve vücudunu parçalama hayalleri kurmaya başladı, hayatı tam bir felaket olmuştu. Öğretmen oldu ve evlendi ( kız kardeşinin ayarlamasıyla ), ama çocukları olabilmesi için dışarı boşalıp, spermlerini elleriyle kendi içeri yerleştirmişti. Aynı annesi gibi karısı da sert yapılı bir insandı, ve bu onun daha da hayal alemine dalmasını sağladı.
Annesi 1973′te öldü, o 37 yaşındayken, ve bundan itibaren genç kızlar onun ilgisini çekmeye başladı ve tacizlerine başladı. Kendini güçlü hissetmesini sağlıyordu, Olaylar ortaya çıktığı zaman da tedavi edileceği yere, inkar ediliyor veya üstü kapanıyordu, böylece sapıklıktan katilliğe geçti. Gerçek zevk için şiddet uygulaması gerekiyordu ve 1978′de ilk cinayetini işledi.
Yedek parça işinde çalıştığından çok yolculuk yapıyordu ve kimsesiz yabancıları bulmakta zorluk çekmiyordu. Onları aramasına bile gerek kalmıyordu, dediğine göre. Etrafta çok vardı ve onunla gelmeye de itiraz etmiyorlardı. Gazetede yayınlanmaya başladığı zaman okuyor, ve yakalanmasının bir an meselesi olduğunu düşünüyordu. Aslında onun için hapis bir kurtuluş olacaktı.
Chikatilo bütün bu kontrol edilemeyen tecavüz ve saldırı olaylarının çektiği bir hastalıktan dolayı olduğunu düşünüyordu. Bu konuda uzmanlarla görüşmek istediğini de söylemişti. 2 aylık psikyatrik ve nörolojik araştırmalar için Moskova Serbsky Enstitüsüne yollandı ve burda doğuştan gelen beyin hasarı olduğu ortaya çıktı. Ve bu onun idrar ve sperm akışını kontrol etmesini etkilemişti. Annesi onu bu konuda çok uyarmış ve bu konuya sert yaklaşmıştı. Sapkın fantezileri vardı. Ama bütün bunlara rağmen akli dengesi yerinde bulundu. Ne yaptığını biliyordu ve istese kontrol da edebilirdi. Bu savcılık için yeterliydi.
KAFESTEKİ CANAVAR 14 Nisan 1992′de beyaza boyanmış büyük bir kafeste mahkeme salonuna getirildi. Hakkında 225 suçlama bulunuyordu. Gazeteler “Manyak” hakkkında haberler yaptıkça içinde 250 koltuk bulunan mahkeme salonu meraklılarla ve ölen kişilerin aileleriyle dolup taşıyordu ve Chikatilo’ya sürekli bağırıyor veya küfrediyolardı. Yine de o bundan sıkılmış duruyordu ve bir sefer hariç hiç sinirlenmemişti, o sefer de kalabalığa homoseksüel olmadığını göstermek için pantolon indirip penisini göstermişti. Ve bunun üzerine salondan çıkartılmıştı.
Suçlu olduğu kesindi ama akli dengesi bozuk diye kurtulma olasılığı da vardı. Ama avukatının psikyatrist çağırma hakkı yoktu, sadece geleni sorgulayabilirdi. Chikatilo bir ara 6 tane cinayeti işlemediğini söyledi, bir ara da 4 tane daha var dedi. Kendini eski Sovyet sisteminin kurbanı olarak gördüğünü söyledi.
Laboratuar uzmanları da nadir bulunan kan grubu fenomenini açıkladı. Hakim Chikatilo’yu kendine düşman edinmişti ve onu savunan hiçbir delili veya şahidi kabul etmiyordu. Akli dengesinin yerinde olduğu sonucu da kabul edildi. Onun arada yırtıcı hayvan gibi saldırı dönemleri olduğunu ama arada morali iyiyken de kendini kontrol edebildiğini söylediler. Savunma avukatı delillerin yetersiz olduğunu ve müvekilinin sadece hasta olduğunu söyleyerek sözlerini bitirdi. Chikatilo’ya kendini savunması için son söz hakkı verilince de sessiz kalmayı tercih etti.
2 aylık bir düşünce sürecinden sonra davanın başlamasından 6 gün sonra karar verildi ve Chikatilo 5 kere tecavüzden ve 52 cinayetten suçlu bulundu. Japonların onun beynine 1 milyon dolar vermek istediği dedikodusu çıktı, ama aslı yoktu. Hatta çoğu uzman davranışlarını o kadar garip buluyorlardı ki, canlı incelenmesi gerektiğini düşünüyorlardı. 15 Şubat 1994′te ses geçirmez bir odaya götürüldü ve sağ kulağının arkasına yapılan tek bir el ateş ile idam edildi.
MİRASI Chikatilo dünyanın en ünlü seri katillerinden biri haline geldi, kitaplara ve makalelere konu oldu. Onun sayesinde rus uzmanlar cinayet araştırmalarının nasıl yapılacağı konusunda Amerika ile yarışır hale geldiler. Aynı şey Psikolog Bukhanovsky için de söylenebilir.
1999′da yapılan bir araştırmaya göre Rostov bölgesinde 29 tane, birden fazla cinayet işlemiş katil ve tecavüzcü yakalandı. Bu da Rostov’u dünyanın seri katil başkenti yapıyor. Ruslar Chikatilo’yu unutmadı. Hatta onu hatırlamak için bir plan bile yaptılar. 2002 de Moskova Polis Şefi Yuri Luzhkov bir heykeltraş tutarak Chikatilo’nun iş başında elinde iple ve bıçakla 8 metre boyunda metal bir heykelini yapmasını istedi, onu ışıklarla donatıp, büyük bir hükümet binasının önüne dikip bir fıskiye haline getirmeyi düşünüyor. Moskova halkının yarısı bunu kabul etti ve sadece %14 istemedi. Bunu Chikatilo’nun Rus tarihinde önemli bir kişilik haline geldiği için yapıldı. “Biz ruslar fıskiyeleri severiz, özellikle çocuklar.”
Read More