Kot çeketlinin götü aynı karımın götü yemin ederim

Love Begins
Cosimo Galluzzi
dirt enthusiast
Keni
Cosmic Funnies
he wasn't even looking at me and he found me
we're not kids anymore.

⁂
TVSTRANGERTHINGS
todays bird

Origami Around

oozey mess

pixel skylines
noise dept.

★
Show & Tell

tannertan36
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

祝日 / Permanent Vacation

No title available
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from United States
@fatihsert198333
Kot çeketlinin götü aynı karımın götü yemin ederim
Saf Kocam
Elimdeki paketlere inanmaz gözlerle bakıyordum. Karşı koltukta kızkardeşim de kucağındaki paketlerle aynı vaziyetteydi. Bakıştık. Yanımda oturan kocam da bir bana, bir kardeşime bakıyor, tepkilerimizi bekliyordu.
Bir elimle siyah jartiyer takımını, diğer elimle kırmızı, şeffaf beybidolü kaldırarak Lale’ye gösterdim. O da kocamın ona aldığı şık, önleri, yanları açık külotlu çorap paketini kaldırarak bana gösterdi.
-“Hasan? Bunları sen mi aldın bize? Sen mi seçtin?” diyebildim.
Şaşkındım. Çünkü ondan hiç beklemediğim bir şeydi bu seksi iç çamaşırlarını hediye olarak alması… Hadi ben neyse, baldızına da aynı şekilde seks oyuncağı gibi önü ardı açık külotlu çorap seçmesi? Yanında bir paket daha… Ateş kırmızısı incecik bir kombinezon… Kocam yutkundu. Kıvrandı.
-“Hadi söylesene canım… Sen mi seçtin diyorum sana?” diye üsteledim.
-“Ya, sen dediydin ya, doğum günümde hediye isterim diye… Ben de bi türlü hediye bulamadım. Mühendis beyle konuşurken ona danıştım ne alayım diye… Kredi kartını verdim, internetten bunları alıvermiş. Bugün kargo getirdi. Ne oldu, beğenmedn mi Gülüm?”
Evleneli üç sene olmuştu bu saftirik kocamla… Köyde ilk çıktığım oğlan kızlığımı bozup, ikincisi de patlak diye ortada bırakınca ne yapacağımı şaşırmıştım. Beni istemeye gelen Hasan’ın saflığını görünce, ailesine can havliyle he deyiverdim.
Biz kadınlar şeytanın kıç bacağıyızdır. Bir yolunu bulur, bu saf adama patlak lastiği yuttururum diye düşündüm, öyle de oldu. “Ah”larla, “Oy anam”larla, inlemelerle, uğraştıra uğraştıra, sonunda “acıdan” bağırarak amıma aldım kocamın sikini…
Zavallı saf kocam, gerdek gecesinin sabahı uyandığında çarşaftaki, donumdaki birkaç damla kanın benim kızlık zarımdan geldiğini zannetti. Gururdan kabararak, sevine sevine anasına götürdü çarşafı…
Bir iki gün parmağımdaki kesikle plasterle dolaştım ama, benim de içim rahat etti. Eh, siki de fena sayılmazdı kocamın, iri yarı bedeniyle orantılıydı… Hem saflığı, hem koca siki piyango olmuştu bana…
Fakat tek şikayetim, nerde, ne konuşulacağını, nasıl davranılacağını bilmeyen safın teki olmasıydı. Kaç kere markette kanatlı orkid istedi koca sesiyle, eczanede kaput… Rezil olduydum.
-“Kanatsız var bilader, olmaz mı?” diye dalga geçen kasiyere,
-“Olmaz… Hanım kanatlı istedi, kanatlı olacak, ona göre…” deyiverince yerin dibine geçtim o gün… Bir daha da beraber alışverişe gitmedim kocamla…
İpini nereye çeksem oraya gider, ben ne istesem yapmaya çalışırdı. Sırf o koca sikiyle altına yatırıp beni istediğim gibi düdüklemesinin hatırına katlanıyordum saflıklarına… Dağın eteğindeki maden şirketinde gece bekçiliği yapıyordu, başka iş gelmezdi elinden…
Şimdi de elin adamıyla, mühendis beyiyle beraber karısına ve baldızına seksi iç çamaşırları, jartiyerler, külotlu çoraplar, beybidoller alıvermişti. Hay Allah… Adam neler düşünmüştür kimbilir… Yanaklarımın kızardığını hissediyordum.
Kocamın yanına, onu almaya gittiğimde daha önce görmüştüm adamı… Yakışıklı, şeytan gibi bir şeydi. Kocam ve benimle konuşurken gözleri baştan aşağı süzmüştü beni… İçim bir hoş olmuştu o bakarken…
Yine şeytan dürttü. Kocama,
-“Eee? Ne kadar kabasın Hasan? Madem doğum günüm olduğunu söyledin, adamı davet etseydin ya…” dedim. Hemen atıldı,
-“İyi olur valla Gül… Adam evli bekar zavallı… Karısı Ankara’daymış. O burada bir başına… Benim de aklıma geldi ya, sana bir sorayım dedim önce… Kızarsın falan…”
Ödü patlardı ben kızarım diye… O cüssesiyle, koca sikiyle kılıbığın tekiydi saf kocam… Bir tek üstümde beni pompalarken sonlara doğru, boşalmaya yakın aslan kesilir, içimi yarardı gidip gelirken…
-“Niye kızayım canım?” dedim. Kızkardeşime göz atarak, “Baksana ne güzel hediyeler seçmiş bize… Hadi telefon aç da gelsin akşama… Nasıl olsa izinlisin, hem kafa çekersiniz erkek erkeğe, eğlendiririz adamcağızı… Hem baldızın da yalnız kalmaz, onun için de iyi olur.”
-“Ne iyi olur Gül… Dur ben telefon açıvereyim mühendis beye, akşam gelsin.”diyerek holdeki telefona koştu. Kardeşim oturduğu yerden eniştesini kollayarak alçak sesle,
-“Eh ablaa…” dedi. “Ne şeytanlık peşindesin yine kız orospu?”
Kardeşimdi, sırdaşımdı. Köyde beni ilk siken oğlanla işimizi görürken gözcülük yapardı basılmayalım diye… Ben korulukta, çimenlerin üstüne yatmış, sevgilim şalvarımı sıyırıp bacaklarımın arasında gidip gelirken kardeşim de az ilerde, başımızda beklerdi.
Gelen olursa haber verecek güya hesapta… Sırtını ağaca verir, eli şalvarının içinde bizi gözlerdi azgın orospu ya, olsun o kadar… Ne de olsa aynı fabrikanın malıydık. O benim, ben onun her şeyimizi bilirdik.
-“Dur kız, karışma…” dedim kardeşime, gülerek… “Eniştenin Mühendis beyini görsen, senin de dibin düşer şıllık… Baksana neler almış bize… Sana ayrı, bana ayrı… Bir gelsin de hele… Bakalım, hangimize düşerse…” O da güldü,
-“Utanmadan akşam gelsin seni becersin diye kocana çağırttırıyosun herifi bir de… Yakışıklı mı adam kız abla?”
-“Off… Dalyan gibi adam Lale… Ne seni siken kırıklara, ne boşandığın iktidarsız kocana benzer. Akşam içki içer enişten, iki dublede kafayı bulur… Bu arada herifi yoklarız bakalım kısmette varsa… Bize beğendiği bu hediyeleri giyeriz tamam mı?”
-“Tamam abla da… Benden yana sorun yok, ne istersen yaparım. Ama eniştem var?”
-“Merak etme sen… İkimiz bir olur, eniştenin ağzından girer, burnundan çıkarız. Bizi böyle görünce dayanacak erkek olmaz kızım… Sen eniştene yavşarsın, dibi düşer. O baldızıyla uğraşırken ben mühendise yazılırım. Ama mühendis önce beni sikecek, ona göre… Benden önce herifin altına yatarsan gebertirim seni…”
Biz fısır fısır konuşurken kocam girdi içeriye… Ellerini iki yana açtı, kırılmış bir sesle,
-“Mühendis bey gelemem, zahmet veremem diyo. Bi de sen arasan ya Gülüm… Zahmet olmaz deyiversene…”
Pek severdi mühendisi… Koruyup kollarmış şirketin içinde kocamı… Bir iki beladan da sıyırıvermiş. Tamam diyerek hole gittim, telefonun tekrar arama tuşuna basıp kıymetli mühendisimize telefon açtım. Anında açıp cevap verdi,
-“Ya, gelemem dedim ya Hasan…” dedi tok erkek sesiyle… Numarayı görünce kocam tekrar aradı zannetti herhalde…
-“Benim Murat bey…” dedim sesimi ballandırarak, işveli işveli… “Siz gelmem deyince kocam aramamı söyledi. Belki ben ararsam gelmeye razı olurmuşsunuz…”
-“Ya, zahmet vermeseydik Gül hanım…” dedi.
-“Zahmet ne demek Murat bey? Başımın üstünde yeriniz var. Gelmezseniz darılırız valla…” dedim. Başım da laf mı, amımın üstünde yerin var yakışıklı piç… Sonra da sesimi alçaltarak ilave ettim, “Hem o kadar bizi düşünmüşsünüz, hediye beğenmişsiniz bize…”
Durakladı. Fısıltıya dönüşen, boğuklaşan, mahremleşen sesimden onu nasıl istediğimi anlatabilmiş miydim acaba? O da aynı tonda cevapladı beni,
“Yaa… Kocan söyledi mi benim seçtiğimi? Tembihlemiştim oysa söyleme diye… Neyse… Beğendin mi bari?”
Sizli bizli konuşmayı bırakmış, sen diye hitap ediyordu artık… Telefonda bir nefes koyuverdim, kulağına nefesimi üflemiş gibi,
“Çok, çok beğendim. Kızkardeşim de beğendi. Epey zevkliymişsin… Bedenlerimizi de iyi tahmin etmişsin, tam uyanlarını almışsın”
Sustum. Bir an sessizlik oldu. Bahse girerim gözünün önünde benim bedenim vardı zamparanın… Mutlaka benim için aldığı jartiyeri giydiriyordu bedenime hayalinde… Birbirimizin nefes alış verişlerimizi duyuyorduk sadece… Kasıklarım yanmaya başlamıştı ki, sonunda konuştu,
-“Gelirim Gül… Ama bir şartla…”
-“Neymiş şartın?”
-“Sap gibi, kocanla erkek erkeğe oturup içmek sıkıntılı… Ne sohbeti yaparım ki onunla? Ama sen de, kızkardeşin de yanımızda içerseniz gelirim.” Sesi bile okşar, siker gibiydi adamın… İçim gıcıklandı. Ben kocamı içirip sarhoş etmeyi planlarken, o da bizi içirmeyi düşünüyordu. Güldüm,
-“Tamam. Peki…” dedim. İlave ettim, üstüne basa basa, tane tane konuştum, “Yeter ki sen gel. İçeriz, ne istersen yaparız. Hem…” Sustum.
-“Hem? Söylesene… Hem ne?” Bir solukta söyleyiverdim diyeceğimi,
-“Senin seçtiğin hediyeleri giyer bakarız belki kızkardeşimle… Üstümüze olmuş mu, yakışmış mı? Zevk sahibisin, bize fikir verirsin.”
Cevabını beklemeden telefonu kapatıverdim. İçim kıpır kıpır olmuştu bir anda… Adam benim ne azgın orospu olduğumu, ne yarak delisi olduğumu anlamıştır artık… Anlamaması için kocam gibi aptal olması lazımdı.
İçeriye gittim. Kocamla Lale koltukta dip dibe oturmuşlar, Lale’nin açtığı paketten çıkan dantel tanga külodu inceliyorlardı birlikte… Ben içeri girince Lale, eniştesinin kucağındaki elini hızla çekti gibi geldi bana… Yüzü kızarmıştı şeytanın…
Baktım, kocamın siki de kabarmış, salatalık gibi olmuş pantolonun altında… Oynaşıyorlardı, daha doğrusu şıllık kardeşim kocamla oynaşıyordu herhalde… Kaç zamandır erkeksizdi zavallı, sikilmiyordu. Eniştesine yavşama işine şimdiden başlamıştı. Görmezden geldim, aldırmadım. Akşamın heyecanı basmıştı beni,
-“Tamam Hasan. Akşam Murat gelecek. Hadi Lale, biz hazırlık yapmaya başlayalım. Enişten de gidip akşama içecek bir şeyler, rakı falan alıversin…” dedim.
Hazırlık yapmaya başladık. Birkaç meze, yemek, salata filan… Masayı kurduk. Sonra yemek saatine yakın yatak odasına gidip kendimiz hazırlandık. Nişanlıyken Hasan’ı delirtmek için aldırdığım, o zamandan beri giymeye fırsat bulamadığım açık saçık giysileri çıkardım. Kasabada giyilcek şeyler değildi hepsi de… Bazen akşamları Hasan’a giyerdim azdırmak için, daha güzel siksin diye…
İkimiz de soyunduk ne varsa çıplacık kaldık. Göçmen güzeli sarışın annenin kızlarıydık. Bembeyaz tenimiz, sarı uzun saçlarımızla, yuvarlacık bedenlerimizle afet gibiydik. Benim üçgen kurabiye gibi, kaymak gibi kılsızdı. Lale’ninki sikilmeyeli bakımsız kalmış, kıllanmıştı biraz… Fırçaladım,
-“Ne bu halin kızım? Enişten kaymak sever. Git banyoya, şunları temizle gel… İkisi de amcığın kıllı diye seni sikmezlerse görürsün sen..”
O banyoya koştururken ben içime külot giymeden beyaz, daracık bir tayt giydim. Üstüme askılı, dekolte bir bluz… Lale ile aynı bedendik, ona da epeyce kısa, mini bir etek, memelerini meydana çıkaran daracık bir gömlek seçtim…
Banyoda işi bitip gelince o da çabucak giyindi. Biraz abartılı bir makyaj yaptık. Onca dekolteye, mini eteğe rağmen, yine de yaşadığımız köy irisi kasaba alışkanlığı, başımızda kırmızı ipek eşarplar…
Yabancı erkek gelecek ya… “Bizim gelin bizden kaçar, başını örter götünü açar” deyimindeki gibi… Benim dar beyaz tayt külotsuz amımı yumruk gibi meydana çıkarmış. Lale’nin güzel, peynir gibi bacaklar siyah mini eteğiyle kontrast oluşturmuş, olduğu gibi meydanda… Ama başımız kapalı…
Kocamla beraber gelen mühendisi bu vaziyette karşıladık. Kapıda kalakaldılar bizi o vaziyette görünce… Hayranlıkla bakıyorlardı. Kikirdeyerek içeri aldık ikisini de… Murat’ın elinden getirdiği viski şişesini aldım. Mühendiste binbir iltifat…
-“Bu ne güzellik hanımlar? Manken gibi olmuşsunuz ikiniz de… Harikasınız…” deyip duruyordu ikide bir…
-“Evin içindeyiz Murat bey…” dedim. “Dışarıya giydiğimiz gibi manto, uzun etekle oturacak halimiz yok ya… Hem bugün doğum günüm benim, biraz süslenelim, eğlenelim dedik kızkardeşimle…”
Masaya oturduk. Erkeklere hizmet ediyorduk iki kardeş… Başımızda aynı renk kırmızı eşarp, altımızda mini etekle, taytla kırıta kırıta mutfağa gidip geliyor, içkilerini dolduruyor, onlarla beraber yiyip içiyorduk.
Erkeklerin keyfi yerindeydi. Hangimizin memesine, hangimizin kıçına başına bakacaklarını şaşırmış gibilerdi. Sonunda pastayı getirdik sehpaya… Kırmızı rujlu dolgun dudaklarımı o şeklinde yapıp mumları üflerken mühendisi kesiyordum bir yandan da… Ağzı açık dudaklarıma, mumları üflemek için sehpaya eğilince ucuna kadar ortaya çıkan koca memelerime bakıp duruyor, yalanıyordu.
Viskiler içildi. Başlar dönmeye, çakırkeyif olmaya başladık hepimiz… Müzik setinde çalıp duran müzik güzeldi. Ben Hasan’ı kaldırdım dans etmesi için, dürtmeden aklına gelmezdi böyle şeyler…
Bizi gören Murat da kibarca Lale’yi elinden tutup dansa kaldırdı. Dördümüz dans etmeye, geniş salonun içinde dönmeye başladık. Murat ile Lale birbirlerine iyice sarıldılar. Kasıkları yapışık gibi, dans edip duruyorlardı. Gözüm sık sık onlara kayıyordu. Bense kocamı zor idare ediyordum. Dediğim gibi içkiyle arası iyi olmayan Hasan çabuk kafayı bulmuştu.
Bir sonraki parçada eş değiştirdik. Ben Murat ile dans etmeye başladım. Kalkmış erkekliği bu kez benim taytıma dokunuyordu hareket ettikçe… Bayılıyordum. Kollarının arasında içmesem bile zevkten sarhoş olurdum eminim. Ateş bastı, başımdaki eşarbı çıkarıp attım. Saçlarım dağılmış, yüzüm yanaklarım yanıyordu.
-“Kardeşimi beğendin mi?” diye sordum kulağına fısıldayarak… Belime daha sıkı sarılıp kendine çekti,
-“Çok beğendim… Harika…” dedi boynuma nefesini bırakırken… İnledim, ben de ona sarıldım.
-“İster misin onu?” dedim.
-“Evet… Çok…” Kasıklarımı sertliğine bastırdım,
-“Ama onu istiyorsan, önce ben varım. Beni sikmen lazım…” diyerek belimi saran elini tuttum, taytımın üzerinden geniş kalçalarımı okşattırdım. Baldızıyla sarmaş dolaş dönüp duran kocamdan tarafa baktı biraz tedirgin…
-“Kocan?” dedi, sanki çok umursuyor gibi…
-“Aldırma sen ona…” dedim. “Onun aklı baldızında şimdi… Sen içinden ne geliyorsa yap… Sikmek istiyorsan sik… Beni de… Kardeşimi de… Bak külot giymedim altıma… Senin için… Elle bak…”
Kulağımın içinde inleyerek pençelerini kalçalarıma geçirdi, kendine çekti beni… Güya dans ediyordu, taş gibi olmuş sikini kabarmış amıma sürtmekten başka bir şey yapmıyordu oysa…
Başımı çevirip bizimkilere baktım. Lale de benden farksızdı. Eniştesine sımsıkı sarılmış, boynunda asılı gibi duruyordu. Hareket edip döndükçe geniş kalçaları iki top gibi kıvrılıyor, mini eteği savruluyordu.
Yorulunca oturduk, sohbet etmeye başladık. Sarhoş olan kocamın dili peltekleşmeye başlamıştı. Sohbet üçümüz arasında dönüyordu. Orospu kardeşim bacaklarını aralamış, kendini mühendise pazarlamaya başlamıştı bile… Tanga külodunu ben de görebiliyordum. Adamın azması doğaldı.
-“Ben üstümü değiştireyim” diyerek kalktım, yatak odasına gittim.
Soyunup kırmızı beybidolü, dantel jartiyeri, dantelli jartiyer çorabını giydim. Rujumu tazeleyip tekrar içeriye gittiğimde kızkardeşim iki erkeğin arasında kalmıştı. Murat çorabın üzerinden bacaklarına ve eteğin altına dalmış karıştırıp duruyor, eniştesi de bluzu zorlayan memelerini okşuyordu.
-“Oo… Kolay gelsin. Bakıyorum malı götürüyorsunuz” dedim gülerek… Yanlarına oturdum.
Kızkardeşimle uğraşmaya öylesine dalmışlardı ki, beni gözleri görmemişti sanırım. Biraz buruldum doğrusu… Gözleri zevkten kayan, inleyip duran Lale daha fazla dayanamadı iki erkeğin arasında okşanıp koklanmaya… Kendini ellerinden kurtardı, kalkıp mutfağa gitti. Ardından da Murat…
Ne yapmaya gittikleri o denli belliydi ki… Arkalarından kıskançlıkla baktım. Yarı sarhoş bana sarılmaya çalışan kocama, yarı açık gözlerine baktım. Eğilip dudaklarını öptüm. Eline viski kadehini tutuşturup,
-“Ben de gidip buz getireyim kocacım” dedim, kalktım, mutfağa yöneldim. Mutfak kapısına sessizce yanaşıp içeriye baktım. Benimkiler işe başlamışlardı bile… Kendimi göstermeden yaramazları izlemeye başladım.
Kızkardeşim elinde su bardağıyla tezgaha dönük duruyordu. Mühendis de arkasına geçmiş, önünü onun diri kalçalarına dayamıştı. Elleri bluzun üstünden altından memelerini yoğuruyor, boynunu öpüyor, yalıyordu durmadan… Kardeşim iyice zevke geldi, başını arkaya attı, inleyerek,
-”Hadi Murat, durma, sik beni…” dedi.
Murat kendine çevirdi kardeşimi… Omuzlarından tutup önünde çömeltti. Pantolonun kemerini açıp indirdi, taş gibi sertleşmiş sikini ağzına dayadı. Lale çılgınca öpüp yalamaya başladı mühendisin aletini… Yalıyor, emiyor, kalçalarından tutup kendine çekiyor, alabildiğince ağzına sokmaya çalışıyordu.
Sonunda Murat dayanamadı, sikini azgın kardeşimin ağzından kurtarıp ayağa kaldırdı. Çevirip mutfak tezgahına domalttı kızı… Eteğin altından bacaklarını okşaya okşaya altındaki tanga külodu sıyırdı, çıkardı. Arkadan ıslak amına bir hamlede geçirdi sikini…
-“Ohhh…” diye inledi kızkardeşim… “Özlemişim bunu… Devam et…”
Çılgınca sikiyordu kardeşimi… Durmadan pompalıyor, taşakları amına şak şak sesler çıkararak vuruyordu. Durup kendine çevirdi, bacaklarını aralayıp ayakta sikmeye başladı. Bluzun altından memelerini avuçluyor, yalayıp yutuyordu kardeşimi…
Ben onlara bakarken bir yandan da amımı avuçluyordum. Islanmıştım, sularım akıyordu. Yakışıklı mühendisin dar kalçaları kızkardeşimin bacaklarının arasında ileri geri çalışırken öyle güzel görüntü veriyordu ki… Canlı porno izliyordum.
Murat sonunda Lale’nin amına fışkırtarak boşaldı. Lale de boynuna sarılıp kendinden geçti. Gözleri kaymış, bayılacak hale gelmişti orgazm olurken… Murat ayak bileklerine kaymış pantolonunu yukarıya çekip toplanırken ben de yanlarına gittim. Gülerek Murat’ın fermuarını yukarıya çekerken dudaklarını öptüm,
-“Yaramazlar sizi…” dedim. “Beni sikmeden kızkardeşime boşalmak var mı? Nasıl anlaştık seninle?”
Murat bana sarıldı sımsıkı, kendine yapıştırdı, vahşice dudaklarımı öptü. Zorlukla kurtuldum elinden,
“Hadi sen içeriye git, Lale de hediyelerimizi giysin, yanınıza geliriz.”
Murat içeriye gitti. Ben de kardeşimin mini eteğini kaldırıp çıplak kıçına bir tokat attım,
-“Orospu kardeşim benim… Murat’ın yarağını benden önce yedin, muradına erdin. Hadi şu külodunu al yerden de gidip giyin. Bir an önce ben de sikilmek istiyorum.” diyerek yatak odasına gönderdim kızı… Holdeki aynada kendime çeki düzen verip erkeklerin yanına gittim.
Koltukta oturmuş konuşuyorlardı. Beni görünce gözleri parladı ikisinin de… Hediye gelen alev kırmızısı beybidol, siyah şeffaf tanga külot, sütyen, jartiyer ve çoraplar… Önce Murat, sonra ona bakarak kocam kadeh kaldırdı şerefime… Yanlarına gittim,
-“Nasıl? Güzel olmuş muyum Hasanım?” dedim. Elini sikine atmış, bastırmaya çalışıyordu kocam… Kekeledi,
-“Çok, çok güzel olmuşsun Gül…” dedi.
Boynundan tutup kendime çektim. O da sıktığım parfümün kokusunu ciğerlerine çekti. Murat’ın yanımızda olduğunu, bana sikecek gibi baktığını görmüyordu bile… Alkolün verdiği sarhoşluk bir yandan… Karısını yarı çıplak görmek bir yandan… Murat ise gözlerini ayırmıyordu benden…
-“Çıkarayım mı bunları Hasan? Beni çıplak görmek ister misin?” dedim işveli işveli… İyice tahrik olmuştu, homurdanarak,
-“Çıkar…” dedi. “Ben çıkarayım istersen…”
-“Murat da çıkarsın mı kocacım?”
-“Çıkarsın…” dedi kıvranarak… Ben de karşılarında kıvıra kıvıra beybidolü çıkardım yavaş hareketlerle… Sonra kocama,
-“Hadi kocacım… Sen sütyenimi çıkar. Murat da külodumu çıkarsın.”
Eğildim. Kocam titreyen elleriyle sütyenimin kopçasını açtı. Dudaklarından öptüm, sonra başını kendime çekip burnunu memelerimin arasına gömdüm. Çıplak memelerimi avuçlayıp sıktı, uçlarını yaladı. Zevkle inledim,
-“Ohhh… Çok güzel Hasan… Mmmm… Şimdi de sıra Murat’da… O da külodumu çıkaracak…” diyerek Murat’a döndüm.
Murat’ın önüne geçtim. Ellerim belimde, bekledim. Murat okşaya okşaya tanga külodumun iki yanından tutup çıkardı, bacaklarımdan aşağıya sıyırdı. Omuzlarına tutunup dizlerimi kaldırdım. Külodumu çıkarmasına yardım ettim.
Yeni traş ettiğim, kılsız amcığım gözlerinin, burnunun dibindeydi. Gözleri parlayarak amıma, kabarmış dudaklarına bakıyordu. Kocamın yanında hem de… Öyle tahrik olmuştum ki… Suyum akıyordu. Saçlarını parmaklarımın arasına geçirip kendime çektim. İnleyerek,
-“Öp onu Murat… Yala…” dedim. Kocama döndüm, “Hasanım, mühendis bey amımı yalasın mı aşkım? İzin veriyor musun?”
-“Ohhh… Yalasın… Amını yalasın Gül… Abim o benim… Her yerini yalasın…”
-“Hadi sen de memelerimi yala aşkım…”
İki erkek de emirlerimi yerine getirdi. Murat başını kasıklarıma götürüp amcığımın çevresine öpücükler kondururken, kocam da oturduğu yerden kalkıp memelerime yumuldu.
Aynı anda her yerimden zevk alıyordum. İnlemeye başladım. Murat dilini am dudaklarımın arasına kaydırdı. Islak ve sıcak dil klitorisimi yalamaya başladığında kendimden geçtim.
Az sonra Lale geldi yanımıza… Üstünde memelerini sımsıkı saran, meydanda bırakan siyah askılı bir bluz… Belinde minicik tülden bir etek… İçinde hediye gelen önü arkası yanları açık külotlu çorap… Ayağında yüksek topuklu lame ev terlikleri…
Kırıta kırıta geldi yanımıza… Murat yan gözle kızkardeşimi izlerken bir yandan da benimle, amımı yalamakla meşgüldü. Kocam memelerimi yalamayı bırakmış, açık ağızla baldızına bakıp kalmıştı. Alık alık, fakat şehvetle bakıyordu.
Yabancı bir erkek yanıbaşında karısının amcığını yalarken kocamın gözü baldızından başkasını görmüyordu. Kardeşim buğulu bir sesle,
-“Enişte? Çok mu açık giymişim?” Hasan kekeledi,
-“Çok…” Yutkundu. “Çok açık… Giymişsin…”
-“Ama eniştee… Bugün ablamın doğum günü yaa…”
Dudaklarını büzmüş, lolita gibi şımarık bir edayla tül eteğini kaldırmış, eniştemin burnuna dayamıştı külotlu çorabın önünde bembeyaz parlayan amcığını… Kocamın elini tuttu, amına götürdü, avuçlattırdı,
-“Eniştecim… Beni ister misin? Baldızını siker misin eniştem? Bak, amım nasıl sulanmış, elle elle…”
Kocam bir baldızının amına, bir bana bakıyordu. Mühendisinin yanıbaşında amını yaladığı karısına… Orospu kardeşim kocamın başını tutup kendi amına çevirdi, kendine çekti. Burnunu ıslak amına dayadı. Kocam kendinden geçmişti adeta… Gözleri yarı kapanmıştı zevkten… Eli kabarmış önünden ayrılmıyordu. Kardeşimin amını yalarken eli sikinde, okşayıp duruyordu.
Lale kocamı bırakıp odanın ortasına geldi. Bizim duymadığımız bir müziğin ritmine uyar gibi sallanarak yavaş hareketlerle striptiz yapıyordu adeta…
Daracık bluzunu sıyırıp başından çıkardı attı… Tül eteği sıyırdı, ayaklarından silkeleyerek attı. Üstünde sadece özel külotlu çorap ve topuklu terlikler kalmıştı. Gözleri kapalı vaziyette, elleriyle bedenini, uçları kabarmış iri memelerini okşayıp durdu, kıvrandı ayakta… Sonra da gelip eniştesinin elini tuttu, kaldırıp ortaya çekti.
-“Gel enişte… Beni istiyorsan al… Dayancak halim kalmadı artık… Hadi sik beni…”
Yere, tüylü halının üzerine uzandı sırt üstü… Çoraplı bacaklarını ayırdı. Önü açık külotlu çorabın ortasında beyaz teni ve merkezde pembecik dudaklarını açmış ıslak amı meydandaydı. Bacaklarını aralayıp davetkar bir şekilde bacak içlerini okşaya okşaya eniştesini bekledi.
Kocam kendinden geçmiş, hipnotize olmuş gibiydi. Gözü o ıslak pembelikteydi. Lale yerde kıvranıp inleyince kendine geldi. Hızla üstünde ne varsa fıydırtıp attı. Bacaklarının arasında o ezberlediğim kalın siki dimdik duruyordu.
Diz çöküp kızkardeşimin ikiye ayrılmış, sikilmeyi bekleyen bacaklarının arasında yerini aldı ve bir anda o koca sikini hoyratça kardeşimin amına gömdü.
-“Aahhh…” diye inleyerek boynuna sarıldı eniştesinin… “Eniştee… Canım yandı… Sikin çok büyükmüş… İçimi yardın… Amım yarıldı eniştem… Offff…”
Onların sikişmesini görünce ben de kendime geldim. Önünde diz çöktüm, Murat’ın sikini ağzıma aldım. Somura somura yalamaya emmeye başladım. Saçlarımı tutuyor, kendine çekiyor, ağzımı sikip duruyordu.
-“Yeter, bırak yarrağımı emmeyi, bitirdin beni orospu…” diyerek saçımdan çekti, kaldırdı beni… Koltuğun üzerinde domalttı.
Kocamın yanında orospu diye aşağılaması öyle tahrik etmişti ki beni… Kalçamı geriye atarak heyecanla bekledim erkeğimi… Bacaklarımı tutup biraz ayırdı. Ben sikini beklerken dili geldi önce… Islak dili istekle, şehvetle bekleyen am dudaklarımın arasında dolaştı. Yukarıya çıktı, minik deliğimin kenarlarını, büzüğümü yaladı. Zevkten kıvranıyor, inliyordum. Öyle zevk veriyordu ki…
Odanın içinde benim ve Lale’nin şehvetli inlemelerimiz, erkeklerin boğuk nefes alışverişleri duyuluyordu. Kocam her zaman sevişmeye başlar başlamaz koca sikini amıma kökleyip zevk almaya başlar, ben ancak kalın yarak içimde gidip gelmeye başladıktan sonra ıslanırdım.
Oysa bu gece katıksız zevk denizinde yüzüyordum. Amımda, göt deliğimde dolaşan sikicimin dili, ıslak parmakları öldürüyordu beni… Sonra kalktı, dilinin yerine sikini geçirdi. Başıyla sular fışkıran amımı okşayıp sürttü önce, sonra da bir anda amıma kökledi. Belimden tutup hırsla gidip gelmeye başladı. Zevk suyum bacak içlerimden süzülüyor, jartiyer çorabımı ıslatıyordu. Başımı koltuğun koluna koymuş, dizlerim koltuğun üzerinde sikilip duruyordum.
Kocam da baldızını, benim azgın kardeşimi sikiyordu yerde, halının üzerinde… Koca yarak sürekli amına girip çıkıyordu kızın, sürekli orgazm halindeydi… Kolları bacakları kocamın altında kukla gibi sallanıp duruyor, zevkten ölecek hale geliyordu. Eniştesi tüm sarhoşluğuna rağmen hayvani içgüdülerinin emirlerini yerine getiriyor, dişisini döllemek için çalışıyordu.
Murat amımdan çıkardı sikini, arkama sokmaya çalıştı. Girmedi, inledim, bağırdım. Her nasılsa kocam o hengamenin içinde sesimi duymuş,
-“Yapma mühendis bey, karımı götünden sikme… Hem günah, hem canı yanar…” diye seslendi. Bu kez ben tersledim kocamı,
-“Karışma sen aptal herif… Bırak, ne yapmak istiyorsa yapsın…” diye hırladım.
Her zamanki gibi fırçamı yiyince tırstı koca hayvan… Önüne döndü, kardeşimi pompalamaya devam etti sanki hiçbir şey olmamış gibi…
Bir zaman göt deliğimle uğraştı mühendis… Yaladı, emdi, ıslattı… Sikini tükürükleyip kayganlaştırdı iyice, öyle sokabildi götümün deliğine… Dişimi sıkıp acının geçmesini bekledim. Biraz gidip geldi, hevesini aldı, sonra da tekrar amıma döndü.
Zevkten deliriyordum. Biraz sonra ben sikini tutup zevkten deliği iyice açılan arkama soktum. Ön, arka derken ben birkaç kez orgazm oldum. Sonunda o da çıkarıp ağzıma soktu sikini, spermlerini boşalttı, yutturdu.
Kendime geldiğimde kocam sırt üstü yere devrilmiş, kollar bacaklar iki yanda, sızmış yatıyordu. Siki inmiş, ölgün ölgün yatıyordu bacaklarının arasında… Kızkardeşim bize bakıyordu amını avuçlayarak… Murat kalkıp yanına gitti. Sikini kardeşimin ağzına verdi. Az sonra yine aynı sertliği bulmuştu siki… Bana döndü,
-“Bana bal getirsene Gül…” dedi.
Kalktım, gidip mutfaktan bal kavanozunu getirdim. Ne yapacak diye merak ederek uzattım. Elimi öperek kavanozu aldı, açıp kardeşimin göğüslerine, karnına, amına akıttı. Eğilip amını yalamaya, balları eme yalaya temizlemeye başladı.
Lale kıvranıp duruyordu altında… Amını bitirip yukarıya çıktı balları yalaya yalaya… En son memelerindeki balları yalarken sikini amına gömdü. Bir yandan eğilip yalıyor, bir yandan amını pompalıyordu.
Kızkardeşim yine yükselmeye başladı sikilirken… Bacaklarını beline doluyor, altında çırpınıp duruyordu. Sonunda boşaldı kardeşim… Aygır herif önündeki taş gibi sikiyle bana yöneldi bu kez… Kaldırıp kucağına aldı. Yavaş yavaş indirip amıma girdi. Kucağında hoplata hoplata ayakta sikmeye başladı.
Duvara yasladı sikti, kaldırdı, odanın içinde gezdire gezdire kucağında sikti, diğer duvara dayadı, sikmeye devam etti. Kollarımı boynuna sarmış, zevkten geberiyordum. En son yere, kocamın yanına uzandı. İyice kabarıp damarları parmak gibi olmuş sikinin üzerine yerleştim, oturup kalkmaya başladım.
Mühendisin sikinin üzerinde çırpınıp dururken kocama çarptım bir iki kez… Gözlerini açtı. Başını kaldırıp bize baktı. Ben ara vermeden devam ediyordum. Elini kaldırıp çoraplı bacağımı okşadı gülerek… Zıpladıkça sallanan, hoplayan memelerimi tutmaya çalıştı.
Murat da yatmaktan sıkılmış olmalı ki, kalktı, sikini içimden çıkarmadan yere yatırdı, pompalamaya başladı. Kocam kolunu başımın altına koymuş, omuzlarımı sararak destek olmaya çalışıyordu sikilen karısına…
Bir yandan Murat amcığımı pompalayıp dururken, bir yandan da kocamın memelerimi okşayan elleri bitirdi beni… Haykıra haykıra boşalmaya başladım. Arkamdan Murat da geldi. Titreyerek, kasılarak orgazm olurken kocam da eğilmiş memelerimi yalıyor, uçlarını kemiriyordu. İkisi birden delirttiler beni… Bıraktıklarında yerde, deney kurbağası gibi kaslarım zevkten seyirip duruyordu.
Biz ölü gibi yatarken Murat kalkıp toparlandı. Tüm gece kanırta kanırta siktiği biz iki kardeşi, azgın orospuyu öptü. Giyinip çıktı. Yatağa nasıl gittiğimizi hatırlamıyorum.
Telefon çalıp beni uyandırdığında vakit öğleye yaklaşmıştı. Üzerimizde ne çorap, ne çamaşır kalmış… Üçümüz de çırılçıplak, yatakta sızıp kalmışız. Kocam ortada, biz iki yanda yatıyoruz. Murat, nasıl olduğumuzu soruyordu. Telefonun sesini hoparlöre aldım. Lale de başını kaldırmış, eniştesinin sikini okşaya okşaya bizi dinliyordu,
-“Nasıl olabiliriz Murat?” dedim. “Sikilmiş, yorgun, bitkin… Aygır herif… Bizi mahvettin dün gece… İkimizi de acımadan sikip attın.”
-“Suç bende değil bebeğim… Sizde… Orospu gibi giyinip beni tahrik etmeyecektiniz. Hak ettiğiniz gibi siktim sizi… Sesinden anladığım kadarıyla pek şikayetçi değilsin gibi?”
Mmmm… Yattığım yerde gerindim. Dün gece yaşadıklarım, aldığım korkunç zevkler gelmişti aklıma… Bu arada kocam da uyanmış, masum masum bizi dinliyordu. Dayanamadım, eğilip dudağından öptüm kocacığımı…
“Şikayetçi değilim canım. Çok mutluyum. En kısa zamanda gel, yine becer bizi… Bak, kocam da yanımızda şu anda, bizi dinliyor. Geldiğinde ikiniz birden sikeceksiniz beni… Canım aranızda tost olmak istiyor. Tamam mı?”
Hem ona, hem kocama soruyordum bu soruyu… Kocam sanki tost olmanın ne olduğunu anlamış gibi başını sallayarak onaylarken Murat da telefonda,
-“Tamam Gülüm, tamam… Sen nasıl istersen öyle sikerim seni… Kocanın yanında, kocanla beraber… Seksi kadın… Seni de Lale… İkinizi de seviyorum. İkinizi üst üste koyup öyle sikicem. Akşama bekleyin beni…” dedi.
Telefonu kapattım. Baktım bizimkiler oynaşıp duruyorlar. Ben Murat ile telefonda konuşurken, Lale kocamın sikini okşaya yalaya kaldırmayı başarmış, dikilitaş gibi havaya dikmişti. Benimse karnım acıkmış, açlıktan ölüyordum.
Kahvaltı hazırlamak için yataktan çırılçıplak kalkıp mutfağa giderken kızkardeşim çoktan eniştesinin kalkmış sikinin üstüne oturmuş, yaylanmaya başlamıştı bile…
Komşumuzla
Karıma bakıyorum. Şortunu çıkarırken, yavaşça muhteşem poposunu açığa çıkarırken izliyorum. Gergin ve taş gibi görünen harika kalçaları kapalı denilebilecek bir bikini tarafından gizlenmiş. Gömleği zaten çıkmış, yanında elbise yığını halinde ve büyük göğüsleri bikini üstü tarafından sımsıkı sarılmış. Verandadaki sandalyemde oturup içkimi yudumlarken, onun havuz kenarındaki şezlonga uzanmasını izledim.
Eşim Ayla, güzel bir kadındır. Koyu renkte akan saçları, yeşil gözleri ve yumuşak kadınsı bir yüzü var. Vücudu düzgün ve kıvrımlı hatlara sahiptir, eskilerden klasik bir aktris gibi… Büyük doğal göğüsleri, dümdüz bir karnı ve her gün, her gördüğümde eksilmeyen bir şehvet duygusuyla sarsıldığım dolgun kalçaları var. Onu muhteşem göğüsleri ve kalçalarıyla görmek, beni her defasında heyecanlandırmayı başarıyor.
Fiziksel olarak nefis bir kadın olmasına rağmen, eşim yapı olarak oldukça utangaç biri… Ayla'nın bastırılmış cinselliği onun aileden kaynaklı gelişiminin bir ürünü… Gerçekten üniversiteye kadar aşkı, fiziksel olarak cinselliği pek tanımamış, neredeyse hiç yaşamamış. Orta ve lise boyunca süren çirkin ördek yavrusu yıllarıyla ilgili birçok hikaye anlattı bana…
Ancak şimdi ona baktığımda, karımın böyle bir dönem yaşamış olması imkansız gibi görünüyor. Ayla iç yapısı olarak iyi niyetli, hümanist biri normalde… Fakat ayaklı bir seks spotu, bir uyarıcı ve gittiği her yerde farkında olmadan şehvet dolu bakışları üzerine çekiyor.
Aslında beni hayal kırıklığına uğratmakta üstüne yok. Böyle güzel ve seksi bir kadınla evliyim, ama ne kadar çekici olduğunu kabul etmiyor bir türlü… O kadar ısrar etmeme rağmen biraz daha serbest hareket etmeyi, biraz daha güzelliklerini sergilemeyi reddediyor.
Benim adım Timur. Ayla ve ben yirmili yaşlarımızın başındayız. Şehir merkezinde bir ticaret şirketinin finans bölümünde çalışıyorum ve Ayla da bir özel okulda öğretmen… Üniversitenin son sınıfında tanıştık ve birbirimize yıldırım aşkıyla tutulduk. Düğünümüz mezuniyetimizden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.
İşlerimiz nedeniyle balayına çıkamamıştık. Bu yaz yurt dışındaki bir aile büyüğümüzün şehre yakın deniz kenarındaki dubleks yazlığında kalma şansımız oldu. İkimiz de çalışmaya devam ederken, aynı zamanda baş başa bir tatil yapabilmenin keyfini çıkarabiliyorduk. Mutluluğumuza diyecek yoktu.
Ben sıcak havanın rehavetiyle karımın güzelliklerini izleyip düşüncelere dalmışken, Ayla bir anda kalkıp havuza atladı ve üstüme yağan sularla beni şaşkına çevirdi. Sonunda diğer ucunda ortaya çıkana kadar bir süre yüzeyin altında bir balık gibi zarif bir biçimde yüzdü. Bahçemizde çınlayan kahkahalarla benim ıslanmış halime bakıyordu.
“Nerelere daldın öyle aşkım?”
“Yaramaz kız…” diyerek güldüm ben de… “Şimdi yanına geliyorum senin…”
Ayağa kalktım, içkimi masaya koydum. Gömleğimi çabucak çıkardım. Oldukça ortalama bir yapıda, 1.75 boyunda ve yaklaşık 75 kilo ağırlığındayım. Özellikle kaslı değilim, ama tam olarak bir dal da değilim.
Yüzmeyi çok seven ve balık gibi yüzebilen karımdan biraz daha az zarafetle, koca bir fok balığı gibi kendimi havuza atıverdim. Bu da büyük bir su sıçramasına ve Ayla'dan gelen bir kıkırdamaya neden oldu. Bir iki kulaçta karımın yanına gittim. Suyun içinde sarıldım. Islak dudaklarımız nazikçe kavuşurken birbirimizi aşkla öpmeye başladık.
"Yarın çalışmak istemiyorum.“ diye bağırdı karım dudaklarını benden zorlukla kurtardıktan sonra… Narin su damlacıkları vardı dudaklarında… Pazarımız şimdiye kadar güzeldi, ama öğleden sonra saatleri bitiyor, hafta sonu tatilimiz hızla sona yaklaşıyordu. Onu tekrar öptüm,
"Ben de istemiyorum bebeğim.”
"İkimiz de işlerimizi arayalım, kendimize bir gün daha ayıralım ne olur… Pazarlar yetmiyor bana..“ Tam biz suyun içinde öpüşüp koklaşır, konuşurken gür bir ses yayıldı ortalığa…
"Hey millet!”
Komşumuz Burhan'dı seslenen… Ellili yaşlarda, kibar bir beyefendi. Oldukça iri, yaklaşık 1.95 boyunda kalın bir gövdeye sahip… Yaklaşık yüz kiloya yakındı. Hepsi kas değil tabi, fakat yaşına göre bir erkek için kesinlikle çok iyi durumdaydı.
Dost canlısı, neşeli biriydi, görünüşte zararsızdı. Karısı nadir görülen bir hastalıktan ölmüştü. Bir daha evlenmemiş, kabuğuna çekilmiş bir dul hayatı yaşıyordu. Bizimkine bitişik yandaki evde yaz kış tek başına kalıyordu ve biz tanıştığımızdan beri onunla iyi bir komşuluk ve dostluk ilişkisi geliştirmiştik.
Mahalle içindeki diğer her ev bir çitle ayrılıyordu. Fakat bir sebepten dolayı bizim evlerimiz arasında çit yoktu. İki evin arasındaki sınır çim kesimindeki belirgin bir değişiklikle ayrılmıştı ve evlerimizi sadece biraz uzunca bir çim şeridi ayırıyordu.
Burhan erken yaşta emekliye ayrılmıştı ve görünüşe göre hep evinde bahçesinde çalışıyordu. Bahçesinin dizaynı, çimlerinin durumu, rengarenk çiçekleri kusursuzdu.
"Hey komşum, nasıl gidiyor?“ diyerek yanıtladım bize doğru ilerleyen adamı… Ayla içgüdüsel olarak suyun altına girdi. Olması gerekenden daha az giyinik olduğunu düşünüp utanmıştı mutlaka…
Komşumuz güneşten yanmış teniyle gülümseyerek geldi, elinde koca bir bahçe makası, alnındaki teri sildi. Çam yarması gibi büyük gövdesi öğleden sonra güneşinin ışığını kesintiye uğrattı, gölgesi üstüme vurmuştu.
"Of, sadece küçücük bir bahçe diyorum ama… Hiç bitmeyen işleri öldürüyor beni, yoruldum.” Ayla ve bana bakarak durdu.
“Ooh… Siz ikiniz bu havuzun tadını çıkarıyorsunuz ne güzel… Burada yaşayan son çift yaşlıydı, hiç kullanmamışlardı havuzu… Ama bakıyorum, siz çocuklar her zaman havuzdasınız.”
Yanlış değildi, suda epey zaman geçiriyorduk. Ben cevapladım gülümseyerek.
"Buz gibi kokteyl yapmıştı bize Ayla, sen de ister misin? Epey yorulmuş görünüyorsun…“ Başını salladı,
"Buraya gelirken bir iki sohbet ederiz demiştim. Sizin havuz keyfinizi bölmeyi istemem. Bundan nefret ederim ama… Çok iyi olurdu doğrusu, zahmet olmayacaksa…”
"Saçmalama Burhan abi…" dedim adama, “Ayla bebeğim, bir kadeh de komşumuza getirir misin?” diye ısrar ettim.
Komşumuzun görmeyeceğini düşünerek suyun altında kıçını okşadım. Hafifçe kızardı. Anlamıştım, adamın yanında kalçasına dokunmamdan hoşlanmamıştı. Yine de,
"Tabii ki" dedi. “Hemen getireyim ben…”
Ayla yavaşça merdivenlerden yukarı çıktı. Çıkarken iri göğüslerinden su damlaları akıyordu. Karım biraz utangaç biriydi dediğim gibi, ama üzerindeki pembe ve iki parçalı bir bikiniydi. Burhan o güne kadar karımın vücudunu hiç bu derece çıplak görmemişti.
Burhan kibar bir erkekti, ama gördüklerinden hoşlandığı da açıktı. Ayla'ya bir iki kez baktığını ve pek de utangaç olmadığını fark etmiştim. Yine de normal karşıladım durumu… Çünkü Ayla’yı gören neredeyse her erkek aynı şeyi yapıyordu.
Karım hazırladığı içki kadehini ona verirken karıma ustaca ve aşağıdan yukarıya her santimini inceleyen bakışlarla baktı.
"İşte kokteylimiz…“ diyen karım onun bakışları altında kızararak, fakat yine de pek rahatsız olmadığını ona gösteren bir tavırla kadehi uzattı.
"Teşekkürler güzelim…” Burhan hazırladığı içkiyi nazik bir tavırla kabul ettiği için karımın adamı terslemekten kaçınmaya çalıştığını hissettim.
Ayla tekrar suya atlayarak havuzda bana katıldı. Burhan da şezlonglardan birine oturdu. Biz suyun içinde, adam şezlongda bir süre daha içtik ve sohbet ettik. İçkisi bitince Burhan sonunda vedalaştı ve toplanıp bahçesine yöneldi.
O gecenin sonunda Ayla ile üst kattaki yatak odamızda sevişiyorduk. Karımın sulu şeftalisinin içine sokarken onbeş santimlik aletimi aç bakışlarla izliyordu. Beni içine alırken usulca inledi.
Misyoner pozisyonunda sevişmeye devam ederken aklıma öğleden sonra yaşadıklarımız geldi. İçten içe kıkırdayarak Burhan'ın şimdi karımın bacaklarını ikiye ayırıp zevkten kendinden geçmiş halini görebilseydi ne düşüneceğini merak ettim.
Komşumuzun karımı görme olayı aklıma gelince kısa bir panik yaşadım. Korkuyla sağımdaki pencereye baktım. Bizim yatak odası perdesi tam olarak kapalı mıydı acaba? Evimiz küçük bir yan avluya ve sonra komşu evin geniş yatak odası penceresine bakıyordu. Burhan’ın evinin yatak odası penceresi…
Bir sitede oturuyorduk. Evler birbirine çok yakın ve aslında birbirinin tıpkısıydı. Garip bir tasarım gibi görünüyordu, gizliliğe önem verilmemişti planlanırken… Anlaşılan kendi gizliliğini pek umursamayan ve evin içinde sereserpe dolaşmayı seven Burhan’la bir avuç garip görüntü değiş tokuş etmiştik.
Bir iki denemeden sonra yatak odamızın perdesini sürekli kapalı tutar olmuştuk. Evler arasındaki yakınlık da, görünürlüğün ötesinde bir sorundu. Ayla orgazm sırasında çok yüksek sesle inler, hatta feryat ettiği bile olurdu. Burhan’ın onu kolayca duyabileceğinden emindim. Tutucu karımın uzun sevişmeler sonucu kendini kaybettiğini ve bir fahişe gibi bağırarak orgazm olduğunu öğrenmişti mutlaka adam…
Orgazm deyince komşumuzu düşünmeyi bıraktım ve karımı becermeye devam ettim. Fakat komşumuzun bizim sevişme seslerimizi duyduğunu düşünmek, gündüz bikinili karıma attığı bakışlar fena tahrik etmişti beni… Nitekim fazla dayanamadım. Karımın istek yüklü inlemeleri, vajinasının kasılmalarıyla bir anda içine patlayıverdim.
Ayla küçülen aletimle içinden çıkarken yavaşça sızlandı. Seks yaparken bir kereyle kalmıyordum. Karıma seri orgazmlar yaşatabilirdim, ama ne yazık ki, bu gece içimden gelmiyordu. Beraber yaptığımız bir duştan sonra pijamaları giyip yatağa uzandık tekrar… Öğleden sonra olanlar tekrar aklıma geldi ve karıma dönüp sordum,
"Burhan'ın bugün sana nasıl baktığını fark ettin mi?“ Ayla iç çekti,
"Of, yine mi? Her zaman insanların bana baktığını düşünüyorsun zaten…"
"Çünkü bakıyorlar canım… Özellikle yandaki komşumuz…” Kızardığını gördüm,
"Sanırım… Evet, biraz bakıyordu. Her zaman öğretmen kıyafetleriyle gördü beni… Bikinili görünce ilgisini çekmesi normal değil mi sence?“
"Tatlım… Bikinili gördüğü herhangi bir kadın değil, sensin… Senin harika, seksi bedenin… Zavallı adam… Evde yalnız başına, kadınsız… Seni bikiniyle gördükten sonra gidip otuzbir çekmiştir mutlaka…” Ayla muzip muzip güldü ve omzuma vurdu.
"Sapık…” dedi şaka yollu, “Pis sapık seni…”
Birkaç gün geçti aradan… Burhan’ın karıma bakışları konusunda başka bir şey konuşmadık. Bir kaç kez ayaküstü sohbetlerimiz oldu. O her zamanki samimi ve konuksever tavırlarıyla sıcakkanlıydı. Hatta arabayı park etmek için ihtiyacımız olan evin araba yolunu açmamda bana yardım etmeyi teklif etti.
Burhan’la o konuşma sırasında Ayla'ya yönelik bakışlarını yakaladım yine… Göğüslerine odaklanan gözlerinde garip ve erotik bir parıltı vardı sanki… Eh, haksız sayılmazdı doğrusu…
Eşimin inanılmaz göğüsleri var. Bir çift füze sanki göğüsleri, doğal, kabarık ve bir santim sarkması olmayan memeler… Bir ev hanımına, öğretmene değil de, sanki bir porno yıldızına veya egzotik bir güzelliğe ait gibi görünüyorlar.
Bir hafta içi sabah işe gitmeden önce kahvaltı yapıyordum. Aniden Ayla’nın çığlığını duydum. Ne oluyor demeye kalmadan merdivenlerden aşağı koşarak, çığlık atarak geldi. Kıpkırmızıydı yüzü ve acaip kızgın görünüyordu. Herhangi bir sakatlık olmadığına sevindim ama şaşkınlığım devam ediyordu.
"Timur! Neden perdeleri açık bıraktın? Banyo havlusu kurutucuda ve ben banyodan çırılçıplak çıktım!“
Çatal elimde kalakaldım. Neden bu kadar öfkelendiğinden emin değildim,
"Tamam bebeğim… Ve…?”
"Burhan tam oradaydı! Karşıda…. Hiç çekinmeden bana bakıyordu!“
Neredeyse tostumun lokması boğazıma kaçıyordu ve bir cevap veremeden öksürdüm
"Tüh, hay Allah kahretsin… Hava durumunu kontrol etmek için perdeleri açmıştım. Bugün şirketin bir müşterisini havaalanından alıyorum da… Üzgünüm bebeğim.” Karım ikna olmamıştı, sinirle bağırıyordu,
"Umarım mutlu olursun! Komşumuz bugün çırılçıplak gördü karını… Adam senin karının her yerini gördü, her yerini…!“
Ayla’nın tüm sinirine karşı kendime hakim olamadım ve güldüm. Zararsız, yaşlı biriydi Burhan ve eşimin çıplaklığının onun tarafından yanlışlıkla izlenmesi bence pek önemli değildi doğrusu… İşi şakaya vurarak yatıştırmaya çalıştım karımı,
"Aşkım, olan olmuş artık… Bu kadar büyütecek ne var bebeğim? Eminim güzelliğinle komşumuzun gününü cennete çevirdin. Herhalde yılın en büyük iyiliğini yaptın adama… Hayatım, bu yaşta Burhan zararsız biri, bu kadar büyütme lütfen!” Dehşete kapılmış görünüyordu karım,
"Bu senin için çok önemli değil, öyle mi! İnanılmazsın!“
Fırtına gibi öfkeyle arkasını döndü bana, üst kata çıktı. İşe giderken arabamın yanında duran kırmızı yüzlü bir Burhan ile karşılaştım. Kekeliyordu,
"Ya… Timur… Bak, gerçekten üzgünüm… Yatak odasındaydım, sadece öylesine baktım ve… Çığlığını duydum…”
Kıkırdayarak onu durdurdum. Zavallı adam bu kadar ezilip büzülmesine gerek yoktu ki, alt tarafı bir kazaydı olan biten…
"Burhan abi, bak… Tamam, senin dediğin gibi, kaza, bilerek yaptığın bir şey değil ki… O kadar önemli değil. “ Benim duruma nasıl tepki vereceğim konusunda hiçbir fikri olmayan Burhan rahat bir nefes aldı.
“Daha önce hiç başımıza gelmeyen bir şey, karım da aşırı tepki vermiş.” diye devam ettim. Ve omzuna dostça bir dokundum. Burhan utangaç bir tavırla başının arkasını kaşıyıp gülümsedi,
"Valla, Timur… Anlayışla karşıladığın için teşekkürler… Ayla çığlık atınca adi bir cinsi sapık gibi hissettim kendimi inan… Bir de… Umarım söylememe aldırmazsın, ama sen çok şanslı bir adamsın.“
Bunu söylerken biraz kızarmıştı, belki de biraz ileri gittiğini düşünüyordu. Yaptığı yorum beni şaşırttı, ama açıklanamaz bir şekilde beni heyecanlandırdı aynı zamanda…
Özellikle karımın çıplaklığını gördükten sonra, onu çekici bulduğunu itiraf etmesi… Söyledikleri içimde garip duygular uyandırdı bir anda… Yani, bundan şüphelenmek başka bir şeydi, kendisinden duymak tamamen farklı bir şeydi. Bir sırıtmayla bana karımı beğendiğini söyleyen erkeğe cevap verdim,
"Teşekkürler komşum… Biliyorum.”
Eğer başka biri olsaydı, yorum beni kızdırabilirdi. Ama nedense Burhan’ın ağzından çıkan bu beğeni ifadesi nedense beni pek mutlu etmişti.
O akşam işten erken döndüm ve bir çeşit özür dilemek için karıma sürpriz bir akşam yemeği hazırladım. Gerçekte pek o kadar üzgün değildim aslında… Hatta daha çok eğlendim diyebilirim ve eğer itiraf etmem gerekirse, komşumun bir erkek gözüyle karımı beğenmesinden garip bir gurur duymuştum.
Ayla ön kapıdan içeriye girdiğinde biraz yorgun, ama her zamanki gibi güzel ve seksi görünüyordu. İlk başta benimle konuşmaktan kaçındı. Sabahın kızgınlığı devam ediyordu, ama sonunda güzel sofrayı, şarabı görüp içkilerimizi yudumlayınca sessizlik duvarı yıkıldı.
"Üzgünüm aşkım, sabah sana bağırdım. Bunun bir kaza olduğunu biliyorum. Ama şeyy… Kendimi… Adam bana bakarken kendimi çıplak hissettim. “ Güldüm,
“Zaten çıplaktın karıcığım… Hem de çırılçıplak…”
Sanki o anı tekrar yaşamış gibi kıkırdadı… Ben de güldüm. Bir dakika sessizce yemeğimizi yedik. Sonunda dayanamadım,
"Burhan'ı bu sabah işe giderken gördüm” Hemen kızardı,
"Ah Tanrım. Bir şey söyledi mi? Nasıl karşıladı acaba? Utandım, şu anda çok utandım.“
"Çok özür diledi. Bilerek yapmamış ama sen çığlık atınca kendini sapık gibi hissetmiş. Çok önemli değil bebeğim.” Olayı küçümsemeye çalışıyordum. Durakladım, devam ettim.
“Aslında… Bana çok şanslı bir adam olduğumu söyledi.” Bunu söylerken karıma baktım, tepkisini merak ediyordum.
"Ne diyorsun? Nefes alamıyorum şu anda…” Yanakları iyice kızarmıştı. Başını salladım,
"Evet, öyle söyledi. İnanılmaz derecede güzel bir vücudun olduğunu ve bundan gurur duyman gerektiğini söyledi.“
Son kısmı ben eklemiştim. Beyaz bir yalandı, ama tam olarak bu şekilde söylemese bile adamın karım için düşündüğü şey tam olarak buydu.
"Sen ne cevap verdin peki!?” Bu soruyu heyecandan sesi kısılarak, zor nefes alarak sormuştu. Gülümsedim,
"Ona ne şanslı olduğumu bildiğimi söyledim. Aşkım benim, gerçekten ben çok şanslı bir adamım. Senin gibi güzel ve seksi bir karım var.“
Kızardı, ama bu sefer sadece utanç değildi yüzünü kızartan… Hayatında ilk kez başka bir erkeğin, benden başka bir adamın çıplak bedenine açıkça iltifat ettiğini duymuştu. Kırmızı yanaklarının gölgesinde bir ürperti, bir heyecan vardı.
Dakikalar sonra geceyi bekleyemeden, tamamen azmış bir halde, yatakta çırılçıplak sevişmeye başlamıştık. Ayla’nın kadınlığı uzun zamandır hissetmediğim kadar ıslaktı ve benim erkekliğim bir kaya gibi sertti. Benim söylememe bile gerek kalmadan kovboy kızım sertleşmiş sikimin üstüne biniyordu. Zevkle inledim,
"Harikasın bebeğim… Amcığın sırılsıklam, çok ıslaksın.” İnledi, başını arkasına yasladı ve omuzlarımı tuttu.
“Terbiyesiz…” diyerek inledi. “Evet öyle canım…Çok ıslak… Çünkü sen azdırdın beni… Çok zevk alıyorum şu anda…” Kendimi tutamadım ve şehvetinin kaynağı konusunda şaka yaptım,
"Ben değil, Burhan’ın sikici bakışları azdırdı seni… Ama hoşuma gitti bu… Bu kadar tahrik olman çok iyi… Bence Burhan'ın her gün senin çıplak bedenine bakmasına izin verelim.“ Sikimin üstünde yaylanırken göğsüme vurdu,
"Kes şunu…” diyerek cümlemin arasına girmeye çalıştı. Tonu ciddiydi, ama kesmemi gerçekten istemiyordu bence… Dişleri kenetlenmiş, dudakları sımsıkı gerilmişti. Ben konuşmaya devam ettikçe daha bir delirdi sanki, zevkle inledi. “Ohhh…”
“Ne? Eminim bu muhteşem memelere bir kez daha yakından bakmak isterdi. Belki biraz elleriyle tutmayı… Okşamayı…” Memelerini tekrar avuçlayıp parmaklarımın arasında sıktım, meme uçlarını sıkıştırdım. Karımın çok sevdiği hareketti bu… Deli gibi tahrik olurdu meme uçlarından…
Yüksek sesle inledi, kalçalarını indirip aletimi sertçe içine kökledi. Sikimin üstünde inip kalkarken amından adeta sular fışkırıyordu.
Dudaklarından dökülen iniltiler mahalleyi uyandıracak kadar yüksekti. Sonunda karımın amına boşaldığımda içine akan sıcak spermlerim karımın orgazm patlamasına neden oldu.
Fırtına bittikten sonra ikimiz de yavaş yavaş kendi dünyamıza, uykuya daldık, başka bir şey söylemeden…
Bir kaç gün geçti ve hafta sonu yaklaştı. Cumartesi günü geç uyandım ve pencereden dışarı baktığımda kendime biraz kahvaltı hazırlıyordum ki… Sürpriz…
Bahçede Ayla ve Burhan'ın sohbet ettiğini gördüm. Eşim bizim bahçeye birkaç çiçek dikmişti ve Burhan ona yardımcı olmak için çiçeklere bakıyordu. Karımın üstünde mini mini bir etek ve yarım tişört vardı. Burhan’ın üzerindeyse her zamanki gibi bir tişört ve geniş, hasır bir şapkadan başka bir şey yoktu.
Karımla ikisinin etkileşime girdiklerini görünce içimde bir kıpırtı oldu. Burhan sadece birkaç gün önce karımı çırılçıplak görmüştü ve şimdi botanik hakkında tartışıyorlardı. Adamın iri yarı, güneşin altında parlayan kaslı azman gövdesinin yanında çıtı pıtı, mini mini seksi karım öyle güzel görünüyordu ki…
İkili sohbetin sonunda ayrıldılar, Ayla içeri girdi. Pencereden giren sabah güneşi hafif terlemiş cildinde parladı. Bana günaydın diyerek bahçede kullandığı eldivenleri çıkarırken ben hiç zaman kaybetmedim,
"Onunla bir daha asla konuşamayacağını düşünmüştüm. Anlaşılan yanılmışım.“ Kızardı, yanıt vermedi bana, dudaklarında muzip bir gülümseme…
"Ee? Nasıl başladı? Senin için biraz garip olmalı… Adam seni çırılçıplak gördü bir iki gün önce…”
"Evet! İlk başta zor oldu ama…“
"Neler dedi?” Konuşurken kıpır kıpırdı, yüzündeki kırmızılık devam ediyordu,
"Hiçbir şey… Bilmiyorum. Sadece geldi ve çiçeklerin bakımıyla ilgili yardım teklif etti, bir iki püf noktası anlattı…“
Bir bardak su almak için buzdolabına gitti. Bir yudum aldıktan sonra bana baktı,
“Açıkçası garip hissediyorum.” diye devam etti. “Geçen gün için özür diledi, ama ona benim hatam olduğunu söyledim.” Cildi biraz daha kızardı,
“Bana şaka yaparak her sabah uyandığında pencereye baktığını söyledi. Kaçırmamak için kahve içmeyi bırakabilirmiş.” Şaşırmıştım Burhan’ın cesaretine, yine de güldüm,
“Bak sen! Ne kadar kibar, centilmen bir erkek… Gördün mü aşkım? Seni çırılçıplak görmesine rağmen, adi bir maganda gibi asılmıyor sana… Bence endişelenecek bir şey yok. Sen ne cevap verdin ona?”
"Şeyy… Hiçbir şey… Sanırım… Sadece güldüm sanırım, bilmiyorum. O konuda bu kadar konuştuk sadece…“
Bir an sessizlik içinde oturduk ve devam etti, “Biliyor musun, senin böyle bir tepki vermene şaşırdım”
"Bir tanem, Burhan bir pislik değil, kötü bir amacı yok. O bizim zararsız ve yaşlı komşumuz.“ Onunla biraz daha şakalaştım, üzerine gittim, karımı kucaklayıp kollarımda sıktım. "Ve bu benim hatam değil, çırılçıplak kendini gösteren sensin.”
"Ne düşündüğümü biliyorsun! Sanırım sen bundan hoşlanıyorsun. Sanki beni seyretmesinden haz duyar gibisin!“ Yutkundum bir an,
"Evet canım… Senin güzelliğini başkalarının da görmesi hoşuma gidiyor, hepsi bu… Herkes sana hayran kalıyor. Gurur duyuyorum.” Bir sonraki yorumumu çok düşünmüştüm aslında, “Biliyor musun? Sanırım senin de bir parçan onu tahrik etmekten hoşlandı.”
"Timur!“
"Dur Ayla, hemen itiraz etme canım… Bu çok önemli değil… Sana yıllardır vücudunu biraz daha göstermeni söylüyorum, sen güzel bir kadınsın. Sonunda olayı yakaladığına sevindim.” Güldüm, onu belinden sarıp iyice kucağıma çektim.
"Bu kadar dramatik olmayı bırak ve bana bir öpücük ver.“ Derin ve istekli öpücüğünü verirken düşüncelerime pek karşı çıkmadığını hissettim.
Başka bir etkinlik olmadan bir hafta geçti ve kendimizi başka bir tembel pazar keyfi yaparken bulduk. Bazı arkadaşlarımızla öğleye doğru bir brunch için dışarı çıkmıştık ve yemekten sonra eve döndüğümüzde çok fazla içmiş durumdaydık.
Öğleden sonrasının rehaveti bir yandan, içtiğimiz içkiler bir yandan, oldukça sarhoş bir vaziyette koltukta birbirimize sarılıp uzanmıştık. Ayla sızlandı,
"Evin içi çok sıcak kocam… Ben havuza girmek istiyorum."
"Öyleyse havuza gidelim bebeğim… Yaz bittiğinde havuzumuzu çok arayacağız. Her fırsatı değerlendirelim.” Ellerimle memelerini kavramış, boynunu öpücüklere boğuyordum bunu söylerken…
Kıkırdayarak ellerimden kurtuldu ve üstünü değiştirmek için üst kata fırladı. Biraz sonra pembe bikinisini giymiş olarak geri döndü.
"Hayır, istediğim bu değil canım. Sana Mykonos gezimizde aldığım bikiniyi giymiyorsun. O kadar para verdik. Çok pahalıydı ve giydiğini pek görmedim.“
Yüzü kırmızı bir renkle parladı, ama hiçbir şey söylemedi. Bir an için birbirimize baktık ve yavaşça döndü, yukarı çıktı.
Gergin bir şekilde geri döndü. Güzel göğüsleri inanılmaz derecede ince bir siyah kumaş tarafından zar zor gizlenmişti. Etrafında döndü ve dipdiri kalçalarının bikini altı olan G stringi tamamen yuttuğunu bana gösterdi. Neredeyse hiç bir şey giymemiş gibi görünüyordu. Mükemmeldi. Ama karım benimle aynı fikirde değildi. O güzel etli dudaklarını büzerek,
"Ben bununla dışarı çıkıp havuza giremem aşkım…”
"Evet, yapabilirsin. Bu bir bikini canım, insanların dışarıda giymeleri için özel olarak üretildi.“
Zaten birkaç içki içmemiş olsaydı, teklifimi asla kabul etmezdi. Ama dışarıya doğru ilerledi. Kayan cam kapıyı açarken heykelimsi çıplak bedenine hayranlıkla baktım. Bahçe boyunca koştu ve acele hareketlerle havuza atladı.
Ben de üstümü değiştirmek için telaşla yukarı çıktım. Tekrar aşağıya inip havuz kenarına geldiğimde Burhan'ın Ayla ile sohbet ettiğini gördüm. Suyun kırılması, karımın güzel vücudunun bir kısmını gizlemek için iyi bir iş çıkarmıştı, ancak yine de çok fazla giyinmediği apaçık görünüyordu.
Karımın yüzünde beni dinleyip bu minicik bikiniyi giydiği için belirgin bir pişmanlık vardı. Burhan yanlarına yaklaşınca beni görüp selamladı,
"O, merhaba Timur… Ayla'ya benim ünlü sarhoş ayıltan içeceğimden bir iki bardak isteyip istemediğini soruyordum. Bugün alkol sınırını biraz aştığınızı söyledi de…” Kıkırdayarak başımı salladım,
"Ya, sorma Burhan abi… Arkadaşlarla bir araya gelince işte, biliyorsun. Yanlış izlenim edinmeni istemiyorum. Gerçekten ağır içiciler değiliz normalde… Ama burada Bodrum’da tatilde gibiyiz. Son zamanlarda herhangi bir bahane bulunca Pazar günleri çıldırıyoruz.“
"Pazar günleri sizin dinlenmeniz ve yorgunluk atmanız için zaten… Mutlaka eğlenceli geçmeli…”
"Evet, biz de öyle yapıyoruz.“ Gülümsedim, "Sanırım senin içki teklifini kabul edeceğim. Sen Ayla?” Karım da omuzlarını silkti, gülümseyerek.
"Bu güzel Pazar günü başım ağrıyor çok fena, ben de istiyorum.“ dedi.
"Harika.” Burhan bizimle paylaşabileceğinden çok memnun görünüyordu, “Sadece içkinizi hazırlamak için mutfakta biraz yardıma ihtiyacım var. Sakıncası var mı Timur? Benimle gelir misin?”
Bunu yapmama neden olan içimdeki dürtüden emin değildim. Ama bu güzel pası taca atmamaya karar verdim. Evet, bunu yaptım. Başımı kaşıyarak,
"Kahretsin yaa…. Müşterimize bir belge göndermem gerektiğini hatırladım şimdi… Bebeğim, neden Burhan'a sen yardım etmiyorsun? Ben hemen dönerim.“
Doğrudan Ayla'ya bakmaktan kaçındım, ama ölümcül bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Başka bir şey söylemeden dönüp içeri girdim. Cep telefonumu çabucak buldum ve yazıyormuş gibi davrandım.
Bu arada olan biteni görebilmek için pencereye doğru yürüdüm. Beklenti içinde aptal gibi gülümsüyordum. Pencere aralıktı ve kendimi göstermeden dışarıda, verandada olanları görebilecek ve duyabilecektim.
Ayla endişeyle sudan çıkarken, güzel kıçını pencereden tam ekran izledim. Karımın ıslak ve minik bikini üstü, iştah açıcı ve büyük memelerini kapatamamış vaziyetteydi. Meme uçlarının ıslak kumaştan parmak gibi kabardığını evin içinden bile görebiliyordum.
Burhan da, havuzdan ağır hareketlerle çıkan karımın üzerine ne giydiğini net bir şekilde görebiliyordu şimdi… Ayla’ya baktığında gözleri genişledi, hayranlıkla bakakaldı, ama sonra kendini çabuk topladı.
“Vayy… Bikinin çok güzelmiş Ayla… “ dediğini duydum.
Ayla kızardı, cevap verirken kekeledi. Hızla şezlongdan aldığı havluyla kendini kuruturken güneş ışığında parlayan harika bedenini izledim.
"Te… Teşekkürler Burhan. Timur ille de bunu giymemi istedi.”
Bahçede Burhan’ın evine, bizim havuza bakan salonun sürme kapısına doğru yürümeye başladılar. Karım önden yürüyor, Burhan onu takip ediyordu, gözleri karımın hareketli kalçalarına dikilmiş vaziyetteydi.
“Eh, kocanı tebrik ederim o zaman… Timur ağzının tadını kesinlikle iyi biliyor.”
Yaptığı biraz ahlaksızca yorumdan sonra sırıttığını gördüm. Garip bir heyecanla baktım. Komşumuzun evinin kapısında kaybolurken, eşimin kıçının ileri geri sektiğini, olduğum yerden baktığımda neredeyse çıplak olduğunu gördüm
Bizim mutfak penceresinden baktığımda komşunun salonunu bir hayli geniş olan sürme kapıdan görebiliyordum. Ayla adamın etrafında dolaşıp duruyordu, Burhan'ın amerikan mutfakta dolaptan malzemeleri almasına ve votkayı karıştırmasına yardım ediyordu. Adeta bir seks ilahesi gibi görünüyordu.
Artık söylenenleri duyamıyordum, ama Ayla ve Burhan gülmeye başladılar. Gördüğüme inanamıyordum. Yarı çıplak, hatta kasıklarını örtemeyen ve kalçalarının arasında kaybolan minicik bikini altını saymazsak çırılçıplak sayılabilecek olan güzel eşim, komşumuzun mutfağında rahatça dolaşıyordu.
Çıplaklığına pek aldırmıyor gibiydi karım… Ve sarhoşluğumuzu giderecek içkiyi hazırlayan Burhan’ın gözleri karımın üstünden ayrılmıyordu. Çok heyecan verici bir manzaraydı ve ne kadar tahrik olduğumun farkına varmak beni şaşırttı.
Olayın nereye varacağını dehşet merak ediyor, heyecandan titreyerek bekliyordum. Bir şey olmadı. Çok geçmeden hazırladıkları içkiyle evden çıktılar ve ikisi de bizim havuz başına doğru yürümeye başladılar.
Yine karım öndeydi ve elinde cam sürahiyle hemen arkasından gelen Burhan’ın gözü karımın çalkalanıp duran kalçalarından ayrılmıyordu. Telefonumu kanepeye attım ve havuz kenarında onları karşıladım.
"Kusura bakmayın çocuklar, yardım edemediğim için üzgünüm.“
İkisiyle de konuşuyordum, ama özürüm aslında Ayla içindi. Onu yarı çıplak bir vaziyette elin adamıyla yabancı bir eve göndermiştim. Bana öfkeyle baktı. Bir yandan da varla yok arası bikinisinin içinde daha rahat göründüğünü fark ettim. Artık kendini örtbas etmek, çıplaklığını saklamak için pek telaş etmiyor gibiydi…
"Endişelenme Timur.” dedi Burhan, sürahiyi masaya yerleştirirken gülümsedi, “Bana bikinisiyle yardım eden güzel bir kadın varken işten şikâyetçi olduğumu asla duyamazsın benden…” dedi.
Ayla derinden kızardı ve kıkırdadı,
"Ah siz erkekler… Hepiniz de aynısınız doğrusu… Sanırım bikinili kadınlarla ilgili hep aynı şeyleri düşünüyorsunuz… “
Burhan'ın ona iltifat etmesini duymak benim gibi onu da çok mutlu etmişti ama görünüşe göre Ayla'nın bizim hayran bakışlarımızdan havuz suyunun korumasına kaçmak için acelesi var gibiydi. Hemen kaçmasını engellemek için karımın elini tuttum.
"Ama sen başkasın bir tanem, kendini diğer vasat kadınlarla bir tutma lütfen… Burhan, bu güzel bikiniyi giymesi için karımı ikna etmem gerektiğine inanabiliyor musun?”
"Biliyorum arkadaşım… İçeride epey sohbet ettik de… Karın bikiniyi senin zorunla giydiğini söyledi. Ama iyi ki ısrar etmişsin. Bunu yaptığın için çok mutluyum. İkiniz de beni çok mutlu ettiniz.”
Ayla'nın gözleri bizim konuşmalarımızı duydukça irileşti, yanakları kıpkırmızı oldu ve utanmasına neden olan erkek sohbetine engel olmak için araya girdi,
"Hey! Ben buradayım beyler! Timur aşkım… Beni utandırıyorsun!“ Elimden kurtulup kendini suya bırakmıştı bunu söylerken, çıplaklığını bizim gözlerimizden saklamaya çalışıyordu.
Burhan kıkırdadı ve yaptığı içkiden bana bir bardak uzatırken karıma yanıt verdi,
"Ayla, canım… Bir erkek gözüyle söylüyorum, bence vücudun hakkında utanacak hiçbir şeyin yok. Eminim Timur da benimle aynı fikirde…”
Burhan bana bakarak gülümsedi. Derin bir yudum alırken başımı salladım onaylayarak… Sabah arkadaşlarla aldığımız alkolün verdiği rahatlık, arka bahçemizdeki ortam üzerinde kaygısız bir etki yaratıyordu. Soda ve limonla yaptığı içki boğazımdan aşağı kaydıktan sonra cevapladım adamı,
"Evet, bence de öyle Burhan… Kusursuz bir güzel benim karım… Lanet olsun, bu senin içecek çok iyi arkadaş…“ diye ekledim.
"Teşekkür ederim efendim, yıllardır yapıyorum bunu, akşamdan kalmalara çok iyi gelir.”
Sonra suyun içinde duran karıma bakarak ona da bir bardak doldurdu ve kenarda diz çökerek içmesi için uzattı. Ayla hızlı bir yudum aldı içkiden, tadı onun da hoşuna gitmişti,
"Vay canına. Gerçekten iyi… Beraber yaptık ama ben bunun tarifini yazayım bir kenara…”
Burhan başını salladı kendinden emin… Havuz kenarında yukarıdan bakıyordu kenara tutunmuş, içeceği yudumlayan karıma… Minik bikininin içinde yukarıdan baktığında harika bir görüntü sunuyor olmalıydı karım…
Burhan kendinden geçmiş gibi karımın dudaklarına ve kim bilir nerelerini görüyorsa, oralara dikkatle bakıyordu ki, başını kaldırınca benim onlara baktığımı fak etti. Hoşgörüyle gülümseyerek karıma bakmasına aldırmaz bir tavırla kadehimi onlara kaldırıp koca bir yudum aldım hazırladığı içkisinden…
Burhan da doğrulup kendi kadehini doldurdu. Üçümüz arka bahçede, karım havuzun içinde, biz erkekler şezlonglara yerleştik ve alkol kaynaklı bir rahatlama havasına girdik. Burhan su kenarında otururken nihayet ben de kalkıp havuzdaki eşime katıldım.
Konuşma konularımız işten spora ve eğlenceye değişti. Burhan’ın akşamdan kalmaya karşı içecek bitti, bizim kokteyl stoğundan tekrar alkol almaya devam ettik. Sonunda üçümüz de bir hayli çakır keyif olmuştuk.
Ayla görünüşe göre üzerindeki açık saçık bikiniyi ikinci cildi gibi benimsemişti. Biz şezlonglara kurulmuş keyif çatarken karım Burhan'ın delici bakışlarına aldırmadan suya girip çıkıyordu. Komşumuzun sarhoşluğu biraz daha artmıştı sanki… Karıma bakışları daha da belirgin hale geldi.
Artık ne benden çekiniyordu, ne de karımdan… Ayla’ya baktıkça gördüğü şeyleri kesinlikle seviyordu adam… Zevkten dört köşe olmuştu.
Ayla havuzdan çıktı, evden bir tepsi peynir ve kraker, atıştırmak için bir şeyler getirdi. Parıldayan cildiyle vücudu bana doğru eğildiğinde doğrudan fütursuzca sergilediği büyük göğüslerine baktım. Dayanamadım ve yüksek sesle bir iltifat dudaklarımdan kaçtı,
"Offf… Harikasın bebeğim. Şu koca memelere bak. Isırırım ben onları…“
"Timur…! Misafirimiz var! Ahlaksız herif…” Ayla yüzünde utanmış bir bakışla gülümseyerek beni azarladı. Burhan'a doğru döndü.
Burhan söylediklerimi duymuş ve karımın nerelerini beğendiğimi o da kendi gözleriyle görmüştü. Karım ona tabağı uzatırken göğüslerine baktı. Hayran hayran, gözlerini karımın memelerinden ayırmadan,
"Timur'la aynı fikirdeyim Ayla… Senin iki zirve şu anda normallerin dışında… Olağanüstü…” dedi. Kelimeler ağzından kaçtıktan sonra kızardı, yaptığı yorumun uygunsuz olabileceğini fark etmişti. “Çok pardon, haddimi aştım galiba…” dedi.
Ayla, yanakları kıpkırmızı ve utanmış durumdaydı. Fakat iki erkek tarafından beğenilmekten ve arzu edilmekten hoşnut olduğu o kadar belliydi ki… Burhan’a ve memeleri için yaptığımız iltifatlara biraz yumuşak bir tepki gösterdi,
"Tamam, hepsi bu kadar! Hadi bakalım, herkes suya…” diyerek kendini havuza attı.
Burhan ve ben de aynı anda bir kahkaha attık. Neşe içinde gülüyorduk. Benim şezlongum havuzun yanı başındaydı ve Ayla elimden tutarak beni suya çekiştirdi. Ben de havuza daldım, gülerek karımı kucakladım, suyun içinde oynaşmaya başladık.
Biraz yorulunca Burhan’ın yanı başında havuz kenarında tutunduk, şezlongda oturmaya devam eden Burhan’la sohbete devam ettik.
Bir ara sessizlik oldu. Kimse konuşmuyordu. İki erkek karımı süzüyorduk. Burhan çaktırmadan, bense apaçık, sikecek gibi bakıyorduk karıma… Ayla aniden Burhan'a zor bir soru sorana kadar hepimiz bir müddet sessizlik içinde durduk.
"Neden havuzda bize katılmıyorsun Burhan, sudan korkuyor musun?“ Burhanın ağzının yarısı peynir ve kraker doluydu. Zorla onları yuttuktan sonra,
"Valla, havuzda giyebileceğim bir mayom yok Ayla’cım… Aslında bir mayo sahibi olduğumu bile hatırlayamıyorum.”
“Sen de altsız gir öyleyse Burhan…” diyerek bir kahkaha attım. Diğerlerine de komik geldi teklifim, onlar da güldüler. Gülmesi bitince,
“Yok artık sen de…” dedi koca adam… Aslında teklifimin çok hoşuna gittiğini, biraz üstelesem, hatta Ayla eh dese, bayıla bayıla yapacağını, çıplak vaziyette bize katılacağını biliyordum içten içe…
“Ne var canım… İnsanlar çıplaklar kampında nasıl dolaşıyorlar, görmedin mi hiç? Tanrının yarattığı bedenimizden niye utanacakmışız ki… Ayla’ya baksana… Bir avuçluk bez parçasının arkasına güzelliğini saklıyor.”
“Burası çıplaklar kampı değil ki canım…” dedi Ayla da… Dudaklarının kenarında şuh bir gülümseme vardı.
Usul usul Ayla'nın arkasına yanaştım, belinden tuttum. Birkaç dakika sonra suyun içinde vücutlarımızın teması beni kendimden geçirmişti bile… Onu istiyordum. Taş gibi olmuş sikimi kalçalarının arasından ona dayadım ve kenarda oturan erkeği umursamadım.
Karımın diri güzelliğinden ve içkilerden sarhoş, saçma bir şekilde karımın diğer erkeği etkilemesini ve Burhan'a yeni bir gösteri yapmasını istiyordum.
"Çıplaklar kampı değil ama… Ne var sanki… İki santim bikini zor örtüyor memelerini, geri kalanı meydanda işte… Hadi çıkar gitsin onu da… Hatta şimdi üstünü çıkarıp atarsan gerçekten hoşuma gider aşkım…“ Bana döndü, tıslayarak,
"Saçmalama Timur…” dedi. Sonra da fısıldayarak, “Burhan tam karşımızda… Kes artık şunu… Yapma… Delirdin mi sen?”
Sinirlenmesine rağmen isteğimi duyunca gözlerindeki heyecanı, dudaklarının titreyişini görebiliyordum. O da istiyordu bunu aslında… İki erkeği birden delirtmek hoşuna gidiyordu kahpenin… Kasıklarımı onun kalçalarına iyice bastırdım,
"Hadi bebeğim. Vur onu… Memelerini çıplak görsün… Böylece biraz eğlenelim.“ Ayla gözlerinde şehvetle bana baktı ve fısıldadı,
"Güzel… İstediğin gibi olsun, yapayım. Ama sonra pişman olursan bana kızma.”
Kollarımın arasından kaydı, suyun altına çöktükçe, donup baktım. Oh tanrım… Çılgınca bulmasına rağmen isteğimi yerine getiriyordu karım… Üstünü yavaşça çözdü ve az sonra ince siyah bikinisi suda yüzüyordu.
Sikim manzarayı görünce çatlayacak gibi oldu. Tamam, artık budur derken, onu suda daha da derinlerde oynarken gördüm. Aniden başka bir grup siyah kumaş su yüzeyinde belirdi. Eşim G string kıvamındaki bikini altını da çıkarmıştı!
Bikiniyi suyun yüzeyinde görünce dikleştim ve Ayla alay edercesine bakışlarla bana baktı. Benimle beraber komşumuz da izliyordu bizi, hayretle açılan gözlerle bize bakıyordu. Yeni çıkardığı bikinisini avucunun içinde topladı karım… Kolunu kaldırarak sertçe bir hareketle Burhan'a fırlattı.
"Mayom yok diye kendini üzme Burhan… Senin için bir mayo buldum!“ diyerek şuh bir kahkaha attı.
Gözlerime inanamadım! Burhan da öyle… Islak kumaş göğsünde ıslak bir şaklamayla patlamış, karımın ani hareketi onu hazırlıksız yakalamıştı. Burhan’ın yüzü karımın şimdi suyun içinde çırılçıplak olduğu bilgisiyle aydınlanıvermişti. Bikiniyi tuttu, şaka yollu şortunun cebine tıktı.
"Hatıra olarak alıyorum!” diye bağırdı. “Bunu giyemem, çünkü bana küçük gelir, malzemem seninkinden çok fazla…”
Gözlerini karımdan ayırmadan bir kahkaha patlattı. Adam zekâ olarak epey hızlı ve hazırcevaptı. Aslında küçük oyunumuzu oynamaya başlamadan önce onu bu kadar küçük görmemeliydim.
Burhan’ın cebine tıktığı bikini yüzünden karım havuzdan bir şekilde çırılçıplak bedeniyle çıkmak zorundaydı. Ayla ve ben de güldük, ama şimdi havuz başında ortamı saran bir erotizm havası vardı.
Burhan çabucak boş kadehini tuttu, şakacı bir gülüşle şikayet edercesine elinde salladı. Kadehin içinde yanlara vuran buz parçalarının şıngırtısı duyuldu.
"Kadehim boşaldı yine… Biri kadehimi yeniden doldurmalı…”
“Şişe masanın üstünde dostum…” dedim cevabını bilerek…
“Ben koyardım, ama şu anda çok rahatım. Hareket etmekten de nefret ediyorum. Ayla… Sen yapabilir misin?“
Ayla bana baktı. Adam havuzdan çıkmasını ve ona içki koymasını istiyordu. Böylece çırılçıplak karımı doya doya görebilecekti. Karımın yanakları kızarmış, gözleri yarı kapanmıştı. İçtiği alkol ve olaylarla uyarılması onun üzerinde bomba etkisi yapıyordu.
Sorar gibi bakıyordu bana… Dudaklarımı büküp kararı ona bıraktığımı belli ettim. Ne isterse yapabilirdi karım…Bana “Bunu sen istedin” dercesine omzunu silkti.
“Tamam beyler…” dedi sonra… “Madem misafirimiz içki istiyor, evin hanımı olarak benim vermem lazım sanırım…”
Yavaşça havuzun merdivenlerinden çıkarken muazzam bir uyarılmayla onu izledim. Büyük göğüsleri şimdi serbestçe sallanıyor, güzel solgun ve uyarılmış meme uçları öğleden sonra güneşinde son derece güzel görünüyordu.
Burhan’ın gözleri ve ağzı bir karış açılmış durumdaydı, o da karımı izliyordu. Ayla havuzdan tamamen çıktığında muhteşem kıçından su damlaları süzülüyordu ve döndüğünde tüysüz kadınlığının bir anını yakalayabildim.
Hayatımda hiç bu kadar uyarılmamıştım. Karımın tutumundaki değişime inanamıyordum. Sadece haftalar önce hayal edilebilecek en çekingen ve tutucu kadınlardan biriydi. Şimdiyse burada, havuzumuzun etrafında, yabancı bir erkeğin yanında tamamen çıplak dolaşıyordu.
Ben ve komşumuz şehvetli gözlerle karımın vücudunda şölen yaptık. Alkolün kısmen suçlanacağını biliyordum, ama sürekli karımı buna yönlendirmem yüzünden ben de suçluydum aslında…
İki erkek, küçük arka bahçede seksi ve tahrik bombası bir şekilde yürüyen karımı şaşkın şaşkınlıkla izledik. Burhan’la beraber onun evinde hazırladığı karışımın sürahisini masadan aldı ve eğilerek ona geri döndü.
Büyük göğüsleri öne eğilerek vücudunun hatlarını daha da seksi bir hale getirmişti. Doldurup yanındaki sehpaya bıraktığı adamın içki kadehini tekrar tuttu, dudaklarına götürüp onun içtiği kadehten kocaman bir yudum aldı.
Görünüşe göre alkolden değil cinsel uyarılmayla sarhoştu. Dudaklarını Burhan’ın kadehinin kenarlarında dolaştırırken pembe dilini çıkarıp ucuyla kadehe dokundu,
"İşte böyle Burhan…“ dedi.
Son derece tahrik olmuş görünüyordu karım…Tüysüz parlak kadınlığı kabarmıştı, meme uçları dikilmiş, dudakları arzuyla aralanmış…
Sonra kadehi bırakıp bir hamlede kendini balıklama havuza atıverdi. Birkaç kulaç attı suda, sırt üstü uzanıp ıslak vücudunun çıplaklığını, iri memelerini, kasıklarının arasındaki dudakları kabarmış amcığını meydana çıkardı.
Burhan kendini tutamadı, ağzı açık kalmıştı.
"Lanet olsun! Harikasın Ayla…!”
Yaşadıklarına inanamayan gözlerle dönüp bana baktı. Sadece gururla gülümsedim. Ayla suyun üzerindeki gösterisini bitirip yavaşça bana geri döndüğünde ona aval aval bakmaya devam etti.
Karımla hiç bu kadar gurur duymamıştım. Bu yüzden gülümseyerek aç bakışlarla karımı izleyen adama baktım.
"Ne düşündüğünü biliyorum Burhan… Ben şanslı bir adamım.“
Bunu söylerken suyun içinde yanıma gelen karıma sımsıkı sarılmıştım. Ayla beni öfkeli bir tutkuyla öptü. Dudaklarımız birbirini emiyor, dillerimiz birbirini okşuyordu hırsla… Karımın şehvetle dolu olduğunu biliyordum. Boynuma ve kalkmış sikimi kasıklarına gömerek sımsıkı sarılırken, kulağıma fısıldadı,
"Ohh… Bebeğim… Şu anda çok azgınım.”
Aynı anda biraz çekilerek elini aramıza soktu, içgüdüsel olarak suyun altında şortuma ulaştı. Benim önü kabarık şortun belinden içeri soktu elini ve sertleşmiş sikimi parmaklarıyla kavradı. Tam bir şok yaşıyordum.
Elleriyle suyun altında çekiştirerek şortumu aşağıya indirdi sonra… Ben de onun gibi çırılçıplaktım havuzun içinde… Sikimi narin parmaklarıyla sıvazlamaya, okşamaya devam etti gözlerimin içine bakarak…
Ben de en az karım kadar uyarılmanın ötesine geçmiştim. Aynı zamanda aklım da karmakarışıktı. İçgüdüsel olarak kasıklarımı ona doğru itmeye başladım. Karımın kalçalarını pençelerimle tutup kepçelerken bacaklarını da belimin etrafıma sardım.
Burhan'ın orada olduğu ve bizi izlediği gerçeğine aldırmıyordum bile… Şehvet her yerimi sarmıştı, sikim taş gibi olmuş, zonklamaya başlamıştı. Bizi pür dikkat izleyen bir erkek seyircimizin dahil olduğu bir seks yaşanacağı düşüncesi iliklerime kadar tahrik ediyordu beni…
Karımı havuzun bir duvarına doğru götürdüm. Sırtını duvara dayarken bir elimle alttan kıçını tutup onu destekliyor, bir elimle havuzun kenarına tutunuyordum. Ve hiçbir şeye aldırmadan karımın amcığına daldırıverdim sikimi…
Karımı becerirken çıplak vücudunu neredeyse yarıya kadar sudan dışarıya çıkarmış vaziyetteydim. Büyük zevk girdabına kapılan karım da dikkatsizce inlemeye, zevk feryatları koparmaya başladı.
İkimiz de şehvetimizde kaybolduk. Kenarda bizi izleyen komşumuzla ilgilenmiyorduk bile… Bu bir riskti elbette, fakat kendimizi risklerden uzaklaştırmak için hiçbir şey yapmamıştık. O anda sadece ikimiz vardık, tutkulu cinsel organlarımız vardı… Birbirlerine kavuşması gerekiyordu onların ve biz de bunu yapıyorduk.
Ayla beni şaşırtarak çığlık atıncaya kadar tutkulu seksin zirvelerinde kendimi kaybettim. Durmadan gidip geliyordum karımın amında…
"Ah! Aman Tanrım!“
Sola, havuz kenarına ve daha da özel olarak Burhan'a bakıyordu.
Baktım ben de… Onun baktığı yere bakınca, komşumuzun varlığını hatırladım. Ve onu gördüğümde ilk pişmanlık ve utanç duygularımı hissettim.
Burhan, ben eşimle sevişirken kenardaki şezlonga oturmuş bizi izliyordu. Yine de Ayla’yı şok eden şey yabancı bir erkeğin bizi sikişirken izlemesi değildi.
Karımı şok eden şey, hiç utanıp çekinmeden kendini açığa vurması ve sanki özel banyosundaymış gibi mastürbasyon yapmasıydı. Ancak bunun ötesinde, Burhan'ın büyük bir zevkle asıldığı erkeklik organının endişe verici bir boyutta olmasıydı.
Komşumuzun elindeki penis muazzamdı. Belki yirmibeş otuz santim uzunluğunda ve inanılmaz derecede kalındı. Ayla'yı şehvetle sikmemi izlerken o da koca sikine pompalama yapıyordu. İkimiz de adamın dehşet verici sikinin büyüklüğünü hemen fark ettik ve bu görüntü bizi sersemletti.
Burhan bizim elindeki koca şeye aval aval baktığımızı gördü ve konuşma ihtiyacını hissetti.
"Yaa, pardon… Kusura bakma Timur… Karın beni de, benim ufaklığı da gerçekten delirtiyor ve adamakıllı düşünemiyorum. Bu ufaklığı dışarı çıkarmamalıydım. Ne olur kusura bakma… Toparlamaya çalışacağım.” Büyülenmiş sikini şortuna geri koymaya çalışırken kızardı, ama tam bu sırada Ayla araya girdi,
"Yapma Burhan! Ben… İnan bana… Hiç umurumda değil… Yaptığın şeye devam et bence…” Konuştuğu sırada yüzü biraz daha kızardı, fakat komşumuzun elindeki koca aletle göz temasını da hiç kesmemişti.
Komşumuzun canavarına bakarken çileden çıkmış durumdaydık. Karım etrafında döndü, başını çevirip gözleri ihtirastan kısılmış bir şekilde bana baktı.
"Sik beni bebeğim.“ diye fısıldadı. İri ve çıplak göğüsleri havuzun kenarında duruyordu, şimdi kollarını uzatmış, pürüzsüz fayans yüzeyinde tutunarak dinleniyordu.
Karıcığım benim sikmemi bekliyordu komşumuza aldırmadan… Ya da onun varlığıyla daha da azmış vaziyette…
“Ohh… Hadi durma… Sik beni…”
Bu kadın kimdi? Ve neden ona her seferinde hayran kalıyordum? Benim tutucu, muhafazakar görünümlü, hanım hanımcık öğretmen karım, yabancı bir erkeğin yanında çırılçıplak, sikmem için yalvarıyordu bana…
Yine saldırmaya başladım. Onu arkadan kuvvetli ve hızlı bir şekilde aldım, o da itici gücüme kalçalarını geriye iterek cevap veriyordu. Hemen yanımızda duran Burhan'a bakıyordu ben onu sikerken… Ve karımın Burhan'a baktığını fark etmem sadece içimdeki tutkuyu daha fazla ateşlemeye yaradı.
Ayla yüksek sesle inliyordu. Tüm mahallenin onu duyacağından endişelenmeye başladım. Buna rağmen, suyun altında vajinasının diplerine kadar ulaştım ve kalçalarını sıkıca tutup karımı da patlatmaya çalıştım.
Burhan bizi izleyerek sikini sıvazlıyordu hala… Sarhoştu, alabildiğine tahrik olmuştu, bizi izlerken masturbasyon yapıyordu komşumuz… Bize bakarak… Ahh…
"Ohhh… Ayla… Senin kadar seksi kadın görmedim hayatımda… Beni bir kaya gibi sertleştirdin. İkiniz de harika görünüyorsunuz.”
Karımı pompalamaya devam ederken bir kez daha gözümü adama çevirdim ve kocaman sikini tekrar yakından gördüm. Zararsız yaşlı komşumuz dediğimiz adamın böyle bir canavarı şortunun içinde nasıl paketlediğine inanamadım.
Onunla konuşurken karımın orgazmın eşiğinde olduğunu titremelerinden hissettim. Bugüne kadar bundan daha fazla heyecanlanamayacağını düşünürdüm karımın… Oysa deliye dönmüş gibiydi. Şehvetli inlemelerinin arasında boğuk bir sesle adama
"Elindeki çok büyük bir yarak Burhan!“ dediğini duydum. Kulaklarıma inanamadım.
Karımın daha önce “Yarak” kelimesini kullandığını hiç duymamış olmamın ötesinde, Ayla bu kelimeyi başka bir adamın sikinin büyüklüğüne iltifat etmek için onun yüzüne karşı kullanmıştı.
Ben zaten kırılma noktasını aşmıştım. Ben boşalmaya başlarken karımın az kullanılmış vajinası sikimi sımsıkı sardı, o da kasılmaya başlamıştı. Büyük bir patlama yaşıyorduk, hiç yaşamadığımız bir patlama… Karım sonlara doğru yüksek sesle inledi ve hemen ardından Burhan'ın sesini duyduk.
"Ahhh… Siktir… Evet… Dediğin gibi sikim kocaman… Tam sana göre yarağım Ayla… Timur… Karın yarrağımı çok beğendi Timur…”
Sözleri kenetlenmiş çenesi yüzünden dişlerinin arasından tıslayarak çıkıyordu. İkimiz de onun patlamasını izliyorduk. Yarağının ucundan fışkıran spermleri önce havaya, sonra havuzun kenarındaki fayanslara, havuzun suyuna boşalıyordu. Orgazmını izlemek bir harikaydı komşumuzun… Zevkle sikini sıvazlarken boğuk boğuk inliyordu.
Sonunda hepimiz durulduk. Devinim sona erdi. Zevk inlemeleri, feryatlar, suyun içinde karımı sikerken çıkan suyun şapırtıları… Sessizlik birden havuz başını kapladı. Her şey koca bir saçmalıktan ibaretti. Sonunda Ayla ve sonra da Burhan tarafından taklit edilen buruk bir kahkaha attım.
"Tamam komşu… Sanırım vakit geç oldu. Biz eve gidiyoruz.“ dedim, yorgun bir sesle…
Burhan kendine gelip kalın yarrağını şortuna gizleyerek konuştu.
"Vay anasını çocuklar… Kasırga gibiydi. Az önce ne oldu?” Ayla biraz utanarak güldü ve ben de
"Hiçbir fikrim yok.“ diye cevapladım komşumuzu… Burhan da ayağa kalktı, utanmış gibiydi, yüzümüze bakamıyordu sanki… Eliyle sehpanın üzerinde ve havuz kenarındaki eşyaları işaret ederek,
"Bu şeyleri sabah alayım ben…” Alkol karışımını getirdiği sürahi ve bardaklarını söylüyordu. Evine gitmek için döndü ve “Dünya standartlarında misafirperverlik için teşekkürler.” Bir sırıtma vardı yüzünde bunu söylerken ve ilerledi, köşede kayboldu.
Eşim bana gözlerinde bir duygu kokteyli ile baktı. Bakıştık. Hiçbir şey konuşmadık. Yapabileceğim tek şey onu öpmekti… Sevgiyle ve tutkuyla…
Sebep ne olursa olsun, Ayla ve ben birkaç gün boyunca olaydan bahsetmedik. Birbirimizle normalden daha sessiz kaldık. İkimizin de bu deneyimi içimize sindirmek için biraz zamana ihtiyacımız vardı. Havuzda seks bizim için yeni bir olay değildi aslında şimdiye kadar… Ama soru beynimi tırmalayıp duruyordu. Neden yaptık bunu?
Ayla nihayet bir akşam yemekte konuyu açtı.
"Geçen gün yaşadıklarımız hakkında konuşmak ister misin aşkım?“ diye sordu yumuşakça.
"Konuşacak ne var? Bir kaç içki içtik ve inanılmaz derecede güzel, seksi bir kadın iki erkeğin aptalca davranmasına neden oldu.” Durakladım, “Bu dünyanın kendisi kadar eski bir hikaye aslında…”
"Timur, pek öyle değil… Biz ikimiz evliyiz ve evli insanlar bu şekilde davranmıyor.“
"Saçma Ayla. Tonlarca evli çift böyle şeyler yapıyor. Olanlarla ilgili yanlış bir şey yok.” Sesimin tonu istediğimden daha sertti ve bir sonraki sorumu sordum karıma,
"Neden böyle söylüyorsun? Yoksa pişman mısın?“ Tabağındaki bezelye ile oynuyordu dalgın dalgın,
"Hayır, ben… Bilmiyorum.”
Onun güvenini sağlamak, yaptıklarımızın o kadar da kötü bir şey olmadığını anlamasını sağlamak zorundaydım,
"Biliyor musun karıcığım? Seni hiçbir zaman bu kadar cinsel açıdan özgür, bu kadar çok heyecanlı görmedim. Sanki tamamen farklı bir kadın gibiydin.“ Bu söylediklerim karımın yanaklarının kızarmasına neden oldu,
"Şeyy… Sanırım eğlendim. Sen de öyle…” dedi kıkırdayarak. Ona gülümsedim,
"Burhan'ınki kadar eğlenceli değil.“ Sözlerim yanaklarındaki kızarıklığın artmasına neden oldu ve
"Evet, ne büyük bir sapıklık yaptık, değil mi?” diye güldü.
"Belki, ama onun bizi izlemekten hoşlandığını söyleyebilirim.“ O günü hatırladıkça sanki yine uyarılmış gibiydi. Dudakları titriyordu. Bu duygu alabileceğim en iyi cevabı verdirdi karıma,
"Şeyy… Sikinin o kadar büyük olmasına şaşırdım. Ne kadar kocaman bir yarağı var adamın…” diye cevap verdi. Cümle ağzından kaçtığında, yine kızardı. Çabucak bir özür oluşturmaya çalıştı, “Ben, özür dilerim… Ben…”
Eh, neticede ben bir aptal değildim, karımın komşumuzun olağanüstü sikine ilgi duyduğunu biliyordum.
"Bebeğim, lütfen… Biliyorum. Azgın yaşlı keçinin at gibi yarrağı olduğunu kim düşünebilirdi ki…“
Karım yine kızardı ve konuşmadan, kendi alemlerimize dalarak yavaş yavaş yemeğimizi bitirdik. Arada onun yüzüne bakıyor, aklından neler geçirdiğini tahmin etmeye çalışıyordum.
O akşam daha sonra karımla yatakta sevişirken, gerçeği kabul etmeden kaçmasına izin vermedim. Burhan’ın erkeklik organının boyutunu tekrar büyüttüm. Karımın amında gidip gelirken aynı anda komşumuzun erkekliğini tartıştığını duymak beni büyüledi adeta, deli gibi tahrik oldum.
"Onun yarrağını gördün diye kendini üzme bebeğim… Onun da seni sevdiğini söyleyebilirim. O da seni sikmek istiyordu o anda…”
Karımı domaltmış, arkadan vurdurarak sikiyordum bunu söylerken… Dişlerini gıcırdattı,
"Ne…? Hayır… Ohhh… Ben…“ Yaptığım yorumdan şaşırmış gibiydi karım… Kıçını tokatladım.
"Yalan söyleme… O koca yarağa nasıl baktığını gördüm senin, pis orospu…”
"Hayır… Ben… Ben hiç… Ohh…! Aşkımm… Hiç o kadar büyük bir yarak görmedim aşkım…” Eğildim ve onu sırtını öptüm, hala pompalıyordum bunu yaparken,
"Görmediğini biliyorum aşkım… Ve sen de sevdin o koca yarağı…“
Bu kez yüksek sesle inledi. Deli gibi tahrik oluyorduk bunu konuştukça… Belini pençelerimle tutup makine gibi sikmeye, kasıklarımı vurdurmaya devam ederken,
"Söyle orospu… Söyle… Sadece itiraf et! O koca yarağa bayıldın sen…”
"Ohh!“ diye inledi. Dişlerini gıcırdattı, “Güzel! Evet… Sevdim… Çok güzeldi… Ahhh… Ne kadar büyüktü… Ve ne kadar kalın…”
“Şimdi o sikse seni… O koca yarağını senin sulu amcığına gömse… Ohhh…”
“Ahhh… Gömsün… Siksin beni… O koca yarağını soksun amıma… Ohh… Bebeğim… Geliyorum…”
İkimiz de karşılıklı bir orgazm patlaması yaşadık.
Birkaç gün daha geçti ve o Pazar günü öğleden sonra yaşadığımız olaydan beri Burhan'ı görmediğimizi fark ettim. Sonunda, işe giderken ön bahçede karşılaştık.
İlk başta biraz garipti. Konuşurken başını kaşıyordu, tedirgin bir şekilde,
"Ya, kusura bakma Timur. Geçen gün sizin havuzun kenarında pek uygun davranmadım.” Kolunu tutarak adamı yatıştırmaya çalıştım.
"Bizimle aynı davrandın Burhan, endişelenecek bir şey yok. Üçümüz bir kaç içki içtik sadece…“ Durakladım, bir sonraki birkaç içkiye zemin hazırlamaya karar verdim,
"Ayrıca, senin varlığın Ayla'nın yıllardır ilk kez bu kadar gevşemesini sağladı. Senin sayende, nihayet güzel, doyurucu bir seks yaptığımıza sevindim.”
Bu kez biraz daha rahatlamış görünüyordu,
"O eşin… Ya, sana söylememe gerek yok aslında, sen daha iyi biliyorsun ya… O başka bir şey… Her Pazar böyle heyecan verici ve eğlenceli şeyler yaşansaydı mutlu bir adam olarak ölürdüm.“
"Sen ve ben… Dostum, ikimizin de ölmemize gerek yok…” diyerek güldüm. Arabanın kapısını açtım, “Bir dahaki sefere havuz gününü yine birlikte geçirelim komşum… Hepimize iyi geliyor bu…” Bunu söylerken kendimi alabildiğine rahatlamış ve özgür hissediyordum.
"Çok minnettar olurum komşum…” dedi Burhan sırıtarak… Ofise giderken, Burhan’ın pek beğendiği eğlenceli ve heyecan verici şeylerin neler olduğu konusunda derin derin düşünüyordum.
Ertesi sabah uyandıktan sonra biraz da Burhan'ı tekrar görebilmek için yatak odası perdelerini sonuna kadar açtım. Bingo… Oradaydı. Yatak odasında dolaşıyordu, gömleksiz ve sadece bir şortla…
Gövdesi kalın, kaslı ve biraz kıllıydı. Benim baktığımı fark etti ve verdiğim selama gülümseyerek, el sallayarak karşılık verdi. Aptalca bir heyecan dalgası kapladı içimi…
Ayla duştan çıkıyordu bizim banyoya yöneldiğimde… Islak, güzel ve seksi vücudu anında beni heyecanlandırmaya başladı,
"Hayranınız orada hanımefendi, sizi bekliyor.“ dedim.
Çok erkendi ve ne demek istediğimi hemen anlamadı, “Ne?” diye cevapladı beni, esniyordu.
"Burhan seni bekliyor.“ dedim gülümseyerek. Kızardı,
"Ne demek istiyorsun?”
"Perdeleri açtım ve komşumuza el salladım, yarı çıplak odasındaydı.“
"Sapık…” Sırıtıyordu bunu söylerken, ama aynı şekilde, üzerine hiçbir şey almadan çırılçıplak çıktı.
Yüzü kızardı, cesaret vermesi için alkol almamıştı, ama içinde kaynadığını bildiğim şehvet duygusu aynı şekilde etki yapıyordu karımın üzerinde…
Pencereye doğru yürürken çıplak ve diri kalçalarının dalgalandığını gördüm, kocaman göğüsleri de kalçaları gibi bıngıl bıngıl oynuyordu. Geniş bir gülümsemeyle,
"Tamam, bu kadar yeterli canım… Senin düşündüğün gibi bir fantazi için çok erken…“ dedi ve perdeyi kapatmak için harekete geçti. Tam çırılçıplak bedeniyle iki kolunu havaya kaldırıp perdeleri kaydırmak üzereyken, durdu,
"Ohhh…” Tek duyduğum buydu. Yumuşak bir şekilde, cinsel bir tonla söylemişti.
Dişlerimi fırçalarken, aralık duran banyo kapısından Ayla’yı izliyordum. Pencereyi göremiyordum durduğum yerden, ya da Burhan’ı… Yavaşça yatağın kenarına oturdu karım… Yatak odasının duvarı boyunca uzanan geniş Fransız pencereden karşıya bakıyordu, komşumuzun evine…
"Şey, Timur…“ dedi.
“Efendim canım…” Heyecanla söyleyeceği şeyi bekledim.
"Komşumuz bana bakarak o büyük et parçasını sıvazlıyor.” Saçma bir şekilde kıkırdadı. İsterik gülüşünü duyduğumda fırçamı neredeyse düşürecektim elimden… Diş macunu dolu bir ağızla cevap verdim,
"Şaka yapıyorsun.“
“Hayır… Ben… Kesinlikle şaka yapmıyorum. Komşumuz çıplak ve bana bakarak, benim için o büyük yarağını sıvazlıyor.” Bunu söyledikten sonra durdu, dudağını ısırdı. Bir elini apış arasına götürmüş, okşamaya başlamıştı karım…
“Off… Timur… Bu şey… Çok büyük aşkım…” Son sözler bir heyecanla ağzından kaçmıştı. Ben ilk kez amcığını bu denli istekle okşarken gördüğüm, içgüdüsel olarak bacakları yayılmış olarak oturan karıma baktım.
Masturbasyon yapan koca yaraklı komşumuzla karşılıklı bakışarak amını okşuyordu karım… İnanılmaz derecede heyecanlandım. Yarı çıplak gördüğümden beri başını kaldıran sikim bir anda taş kesildi. Karıma o an sahip olmalıydım.
"Pekala, Ayla… O kahrolası perdeleri hemen, şimdi kapat canım!” diyerek aynı anda pantolonumu çıkarmaya başladım. Başını zorlukla karşı komşudan çevirip benden tarafa baktı,
"Aaa, benim için mi kalktı sikin?“ Gülerek söylemişti, ama beni ölçünün ötesinde heyecanlandırdı. Emrimi tekrarladım karıma,
"Kapat onları! Perdeleri kapat…”
Gülümsedi, ayağa kalktı. Burhan'a el salladığını gördüm, sanki işe geç kaldığını göstermek için bileğini işaret ediyordu.
Perdeleri kapatır kapatmaz ona saldırdım.
Biz o sabah defalarca seviştik, üç kez boşaldık ve ikimiz de işe gitmedik.
İnanılmaz derecede yaramaz ve inanılmaz derecede erotik bir değişimdi hayatımızda… Yine de karı koca arasında yaşanan bir cinsel fanteziydi yaşadıklarımız…
Evliliğimiz ve cinsel yaşantımız önemli ölçüde değişene kadar birkaç gün pek fazla bir gelişme olmadan geçti.
Ayla ve ben birkaç bardak kırmızı şarap eşliğinde güzel bir akşam yemeği yemeyi bitirmiştik. Telefonum çaldığında koltuğumuza uzanıyorduk, Burhan'dı arayan… Tuhaf buldum, çünkü beni tanıştığımızdan beri sadece birkaç kez aramıştı.
"Komşu…?“ diyerek telefonu açarken bir yudum şarap aldım.
"Timur.” Şakacı bir sesle cevap verdi.
"Sana nasıl yardım edebilirim abi?“ dedim. Yüzeyde sesi sakindi, ama sözlerinde gizli bir sinirlilik tonu vardı,
"Ya dostum, etli yemek yaptığım güveci fırında unuttum ve kömür gibi yandı da… Yarın bir arkadaşım için parti veriyorum. Bana yardım etmesi için Ayla'yı bir süre ödünç alabilir miyim senden? ”
Aniden dikkatimi çekmişti söyledikleri, dizlerim heyecanla titreyince yanımdaki koltuğa çöktüm. Karımın bu isteğe nasıl tepki vereceğini bilemiyordum. İşler tamamen kontrolden çıkmaya başlamıştı.
“Ayağa kalk Timur ve karınla konuş.” diye telkin ettim kendime… Yavaşça kalkıp diğer odaya doğru yürüdüm,
"Ben… Evet komşum. Neden olmasın? Ama o ne diyecek bakalım, sormama izin ver.“ Durakladım, devam ettim, kelimelerimi dikkatle seçerek devam ettim,
"Sadece yemekle ilgili mi yardıma ihtiyacın var?” Benimle açıkça konuşmalıydı bu herif, karımı ne için istediğini söylemeliydi.
"Elbette, yemek için… Ah, bir de… Bende duruyor da hala, bikinisini geri vermek isterim.“
Karımın seksi bikinisinin onda olduğunu bile unutmuştum.
"Ah. Elbette… Ama o pazar gününü hatırlayınca biraz utanacak karım… Sanırım o da unuttu sende olduğunu…” Garip bir şekilde güldüm.
"Güzel! Biraz utanmayı hak ediyor. Bikiniyi fırlatırken benim gibi yaşlı bir adamla alay etti çünkü…“ o güldü. Cevap olarak ne dediğimi, neden söylediğimi bilmiyorum, ama dedim ki,
"Evet komşum, bu genç karımın şımarıklığı… Bence ona bir ders vermelisin.”
Biraz şakacı bir tavırla söylemiştim, ama kelimeler ölü gibi havada asılı kaldı. Gergin, iki cambazın bir ipte oynaması gibi bir garip konuşmaydı aramızdaki… Burhan cevaplarken sözlerinin altında gizli bir anlam yüklüydü,
"Timur, olayın ne olduğunu biliyorsun. Bence bu harika bir fikir… O güzel eşine ders vermeyi çok isterim.“
Yüzüm kızardı ve garip, şaşkın bir heyecanla doluydum, ama cevapladım,
"Tamam komşum… Nasıl istersen… Onu sana tekrar göndereceğim.”
"Sen çok iyi bir adamsın. Karın da senin gibi bir kocası olduğu için çok şanslı…“
Görüşme bitmiş, ben elimdeki telefona bakıp duruyordum. Heyecan içindeydim. Yavaşça oturma odasına geri döndüm sonra, uyarılma ifadesini yüzümden atmaya çalıştım. Ayla beni bekliyordu.
"Kimdi o aşkım?”
“Burhan aradı, yemek hazırlamak için mutfakta senin yardımına ihtiyacı varmış.”
Yüzü neredeyse anında kızardı. Eminim, o da, bir bu çağrının neden olduğundan şüpheleniyordu.
"Ne…? Şimdi, şu anda mı?“ Başımı salladım,
"Evet. Yarın düzenlenecek bir parti için pişirdiği yemeği yakmış, şimdi de sana ihtiyacı var.” dedim. İstek tamamen normalmiş gibi davranmaya çalışıyordum.
Aniden o zaten göğüsleri etrafında sarmasını pek sevdiği minik geceliğini giydiğini, yatmak için hazırlanmış olduğunu fark ettim. Tam olarak erotik iç çamaşırı sayılmazdı. Ama ancak kendi evinizde giyebilirdiniz, başka bir yerde giyecek bir şey değildi. Yüzünde heyecan ve karmakarışık duygular belirdi bir anda…
"Ben… Tamam öyleyse… Komşumuza yemek yapmasına yardım edeyim. Yukarı çıkıp üstümü çabucak değiştireyim bari…“
"Hayır canım, gerek yok değişmene… Sadece birkaç dakikalığına gideceksin zaten…” dedim. Dik bakışlarla karıma baktım. Ayağa kalktı, yüzü kızarmıştı yine karımın…
"Burhan’ı pek tanımıyorum. Bu gecelik yanına gitmek için pek uygun sayılmaz…"
Üzerindeki kıyafetini gösteriyordu bana… Şeffaf gecelik kumaşından minicik tanga külodunu görebiliyordum. Sütyen yoktu içinde… Meme uçlarının pembemsi koyuluğu ve kabarıklığı belli oluyordu. Gülümseyerek,
"Gerçekten uygun değil mi? Biz buraya taşındığımızdan beri Burhan’ın yanında giydiğin neredeyse en kapalı kıyafet bu aşkım…“
Şaka yollu söylemiştim ama söylediklerim neredeyse gerçekti. Havuz başında önce minicik bikiniyle görmüştü karımı, sonra çırılçıplak suyun içinde sevişmemizi izlemişti. Ve yatak odasında çırılçıplak karıma bakarak masturbasyon yapmıştı.
"Tamam bebeğim. Eğer öyle diyorsan…” Gülümsüyordu karım… Yavaşça arkaya doğru yürüdü ve kapıyı yavaş hareketlerle açtı, dışarı çıkarken bana son bir bakış attı. Yüzünde yaramaz, şeytanca bir sırıtma vardı.
"Bir yemek için komşumuza yardıma gideceğim. Tamam…“ Neredeyse böyle olmadığını biliyormuş gibi söyledi bunu… “Sadece bir yemek…”
Çıktı sonra… Bu kadını seviyordum. Komşumuzun bahçesine doğru yüksek topuklu terlikleriyle yürürken, onu bekleyen yabancı erkeğin evine yaklaşırken ağır çekimde karımı izledim. İncecik şeffaf kısa geceliği bütün güzelliğini meydana çıkarmıştı karımın, uzun ve çıplak bacaklarının üstünde çalkalanan kalçalarını sarıyordu.
Burhan sanki hazır bekliyormuş gibi karım adımını attığında kapıyı açıverdi. Burhan’ı gördüğümde kalbim hopladı. İri yarı gövdesiyle, gömleksiz ve yarı çıplak arka kapıyı açtı karıma… Bir şorttan başka bir şey giymiyordu komşumuz, öyle görünüyordu.
Birbirlerine gülümsediler. Ayla kızardı. Hiç konuşmadılar ve adam kolunu karımın belinin etrafına koyup içeriye soktu. Aniden, gözümün önünden kayboluverdi karım…
Mutfağını görmek için uğraştım, ama panjurlar kapandı. İçeriden gelen ışık, pencerenin kenarlarından zar zor sızıyordu. Kalbim aniden daha hızlı atmaya başladı, ama kendimi kanepede oturmaya ve beklemeye zorladım.
On dakika geçti, sonra yirmi… Elimde televizyonun kumandası görmeden zap yapıyordum. Tüm televizyon kanalları zihnimdeki bulutları dağıtamadı bir türlü… Bir korku kapladı içimi, soğuk soğuk terlemeye başladım.
Komşumun yatak odasına, karanlığa, perdelerine bakabilmek, karımı görebilmek için yukarı koştum. Komşunun yatak odası karanlıktı. Sanırım aslında mutfaktaydı bizimkiler… Birkaç dakika daha geçti ve oturma odasında masanın etrafında volta atmaya başladım.
Yaklaşık bir saate yakın zaman geçtikten sonra aklıma iyi bir fikir geldi. Arka kapıdan çıktım, yavaşça bahçede yürüdüm. Komşunun mutfağına bir göz atmaya çalıştım. Işık yanıyordu ve ocakta bir kaç tencere vardı, ama Burhan ya da eşimden hiçbir iz yoktu.
Sonunda yan tarafa geçip bahçede sürünmeye karar verdim. En sonunda oturma odası penceresine vardım. Perdenin köşesinde tesadüfi bir boşluk vardı. Ya da ben öyle düşündüm.
Gördüğüm şey beni iliklerime kadar sarstı, ama aynı zamanda korkunç bir uyarılma hissi yarattı.
Burhan ve Ayla komşunun geniş koltuğunda oturuyorlardı. Fark ettiğim ilk şey, eşimin geceliğinin beline kadar aşağıya indiği ve onu güzel büyük göğüslerini meydanda bıraktığıydı. Burhan’ın muazzam elleri karımın iri göğüslerini pençeliyor, onlara masaj yapıyor, meme uçlarını sıkıyordu.
Kafasını zevkle arkaya atmış ve kendini o koca ellere bırakmış olan karımın hafif inlemelerini camın arkasından duyabiliyordum. Sonra büyük bir dehşetle Burhan’ın şortunun ayak bileklerinin etrafında olduğunu fark ettim.
Kocaman, kalın ve büyük yarağı açıkta duruyor ve yukarı doğru yükseliyordu. Tarifi imkansız derecede büyüktü aleti… Ayla'nın narin elinin o koca yarağın etrafına sarıldığını görünce neredeyse çöküyordum.
Karım elindeki aleti büyük bir zevkle, huşu içinde sıvazladı. Parmakları komşumuzun etkileyici direğine yavaşça yukarı ve aşağı masaj yaptı. Adamın ağır görünen taşakları karımın narin elinin hareketleriyle yukarı ve aşağı hareket ediyordu. Küçük, ince parmaklarının yarağın kalın çevresini tamamen kuşatmasının hiçbir yolu yoktu.
Manzara karşısında ağzım dilim kurudu, gözlerim genişledi, dizlerim titredi. Daha ben ne yapacağımı düşünemeden, bir tepki vermeden önce Burhan bir anda patladı. Onun inanılmaz, koç yumurtası kadar büyük toplarının nabız gibi hareket ederek yukarıya çekildiğine tanık oldum.
Kalın tohum şelalesi o koca yarağın ucundaki delikten adeta fışkırarak boşalmaya başladı. Beyaz köpüklü spermler, olayı Burhan için tatmin edici bir orgazmla taçlandırmak için pompalamaya çalışan Ayla’nın elini kapladı.
Burhan, karımın dokunuşundan gelen inilti, zevkle kendinden geçmiş vaziyette, başını geriye yasladı. Duvarın arkasına eğildim, dinledim, sersemlemiştim. Karımın şaşkın sesini duydum,
"Vay canına Burhan, çok fazla boşaldın. Nerede biriktirdin bu kadar spermi?”
"Teşekkür ederim sevgilim. Bunlar benim büyük taşaklarımın imalatı…” Durdu, gülerek devam etti. “Tanrım, bu harikaydı. Böyle bir şey yapmamızı ne kadar çok istediğimi bilemezsin.”
Ayla'nın sesi gergindi, kafası karışıktı, erkeğin boşalmasına rağmen kule gibi dimdik duran sikinden gözünü ayıramıyordu.
"Bunu yaptığımıza inanamıyorum! Timur beni öldürecek!”
Burhan’ın sesi karıma beklediği güven duygusunu vermiş gibiydi. Geceliğini tekrar yukarıya çekip çıplaklığını örttüğünü görmeyi bekleyerek içeriye baktım.
Hayır, geceliğini çıkarıp atan Ayla’yı kucağına oturtmuştu Burhan, dudaklarını kemirircesine öpüyordu. Karım da büyük bir şehvetle ona karşılık veriyordu.
Karım adamın kucağında yükselerek alttan o odun parçası gibi yükselen erkekliğin üstüne oturmaya çalıştı. Dudaklarını ısırarak hedefi bulduğunda oturmaya başladı. İnlemelerini duyabiliyordum.
“Ohhh… Burhan… Canım yanıyor. Çok büyüksün… İkiye ayrılıyorum sanki… Çokk… Aahhh…” Burhan cevap bile vermedi karıma… Homurdanarak karımın koca memelerine yumulmuş, dudaklarıyla uçlarını ısıra ısıra emiyor, dilini dolaşırıyordu.
O koca kule az sonra karımın bacaklarının arasında kaybolmuş, amcığına gömülmüştü. Oturup kalkmaya başladı karım… Çok sürmeden feryat figan boşalmaya başladı. Burhan’ın kalın sikine geçirilmiş bir işkence mağduru gibi dakikalar boyu titreyerek, sarsılarak orgazm oldu.
Sonunda duruldu, yavaşça erkeğin kucağından kalktı. Amcığı sırılsıklam, dudakları genişlemiş vaziyetteydi. Gözleri yarı kapalı, eliyle amını okşayarak yatışırmaya çalıştı bir müddet… Sonra eğilip yerden geceliğini aldı, üstüne geçirdi. Burhan oturduğu koltuktan kalkmadan seksi karımı izliyordu sikini sıvazlayarak…
"Timur’dan korkma canım… Kocan senin yaramaz bir kız olmandan hoşlanıyor, Ayla. Yaptığımız şeyi sevecek.“ Karım sinirli bir şekilde görüş alanımdan çıktı ve kapıya doğru giderken,
"Umarım sen haklısındır…” dediğini duydum.
Evimize geri döndüm, oturma odamızdaki kanepeye neredeyse uçarak daldım. Umutsuzca kendime çeki düzen vermeye, olan bitenlerden pek sarsılmamış gibi görünmeye çalıştım. Hemen ardından sürgülü kapının yavaşça açıldığını duydum ve darmadağınık eşimin odaya girdiğini gördüm.
Saçları dağınıktı ve nefes alışverişleri hızlıydı. Geceliği kırış kırış bir haldeydi ve yüzünde beni görünce dehşete kapılmış bir ifade belirdi. Ayağa kalkıp yanına gittim. Karıma hiç bu kadar ilgi duymamıştım. Hiçbir şey söylemeden durdum. Onu kolundan tutup kanepeye attım,
"Timur… Aşkım… Dur, bekle bak…“
"Kapa çeneni.” dedim sert bir sesle…
Geceliğinin eteğini kaldırmamla sırılsıklam ıslak kadınlığı açığa çıktı. Karımı ters çevirdim ve arkadan inanılmaz bir telaşla sertleşmiş sikimi bir hamlede amcığına gömdüm.
Onu hiç bu kadar sırılsıklam hissetmemiştim. Gerçekten az önce kocaman komşu yarağını içine almış olan vajinası biraz genişlemiş ve acaip ıslaktı.
"Allah kahretsin Ayla. Bir sürtük gibi, bir orospu gibi davrandığında seni çok seviyorum aşkım…“ Kıçını daha önce hiç olmadığı kadar tokatladım. Yüksek sesle inledi,
"Ah Tanrım Timur! Ah hayır! Ben kötüydüm, çok üzgünüm!”
"Onun büyük yarağıyla oynamak ister misin, seni kirli küçük orospu? Söyle bana… Burhan’ın yarağını yemek ister misin tekrar?“
Kalçalarını yakaladım ve öfkeyle sikimi amına vurdurarak gidip gelmeye başladım.
"Ohhh! Hayır! Nasıl?” Ayla onu alırken yüzünü yastıklara gömdü. Az önce komşumuzun koynunda neler yaptığını bilmemden duyguları karma karışıktı. Fakat, zevk ve utanç birbirine geçmiş vaziyette olayın üstesinden geldi. Bu kez benimle sevişiyor, benim tatminim için uğraşıyordu. Hatırlayabildiğim kadarıyla onu hiç bu kadar azgın görmemiştim.
Karım benim sert hareketlerimle tekrar yükselmeye başladı. Zevk kasılmalarını, sikimi saran vajinasındaki isterik kasılmalarını hissedebiliyordum. Çok güçlü bir şekilde, neredeyse bağırarak başını kanepenin üstündeki yastıklara gömerek sarsıla sarsıla boşaldı.
Karımın orgazmını görmek benim kendi patlamama neden oldu ve ben de tohumumu onun içine olduğu gibi boşalttım, sırtına çöküp kaldım.
Yavaşça birbirimizden ayrıldık, nefes nefese, kan hücumuyla kırmızılaşmış yüzlerimizle…
Nefesi düzene girer girmez ona baktım,
"Bana ne olduğunu anlat. Bana her şeyi anlat.“ Oturdu, toplandı. Gergin ve garipti, hala ağır nefes alıyordu.
"Ben… İçeri girdim ve çoğunlukla mutfaktaydık.” Konuşurken kekeliyordu, “O… O, mutfakta bana çok fazla yakınlaşıyordu ve onu hissedebiliyordum. Heyecanlıydı. Etrafımda dolaşması, benimle ilgilenmesi, geceliğimin açıklığı…” Utanarak yüzünü elleriyle kapadı. Ellerini tutup çektim,
"Sorun değil bebeğim, duymak istiyorum. Söyle.“
"Fırının önündeyken arkamdan geldi ve göğüslerimle oynamaya başladı… Bu… Bir ateş kapladı içimi… Utanarak durmasını söyledim.” Sikim sertleşmeye başlamıştı anlattıklarıyla…
"O ne dedi? Bir şey söyledi mi?“
“O… Aah, sadece göğüslerimi çok beğendiğini, sevdiğini ve onları yeterince okşayamadığını söyledi…” Durakladı, o anı tekrar yaşıyordu sanki… Heyecan kaplamıştı o anı anlatırken…
"Yemekleri bitirdikten sonra kapağı kapattım ve birkaç dakika fırınla oyalandım. Döndüm ama ayrılmadan önce beni kucaklayıp oturma odasına çekti ve kanepeye oturttu.”
Derin bir şekilde kızardı, anlatırken koltuğunda titriyordu,
"O… Göğüslerimle oynamaya devam etti. Kocaman elleri vardı Timur, parmaklarıyla memelerimi mıncıklayıp durdu. Orada öylece oturdum, karşı çıkamadım, donup kaldım.”
“Sonra..? Devam et aşkım… Sonra ne yaptı? Sen zevk almadın mı o memelerini okşarken?”
“Yani… Uçlarını parmaklarıyla ezip duruyordu. Zevk almamak, heyecan duymamak mümkün değil ki aşkım… Sonra… Bir saniye durdu ve bir anda şortunu aşağıya indirdi. O koca yarak dışarı fırladı.“
Açıklanmayacak şekilde tekrar sertleşmeye başladım. Karımın her cümlesine, her kelimesine asılı kaldım. Beynimde yankılanıyordu anlattıkları… Karımla komşumuz arasında yaşanan porno sahneleri sanki ben oradaymışım gibi gözümün önünde canlanıyordu…
Kızarması arttı, gözlerini benimkinden kaçırdı,
"Bana hoşuma gidip gitmediğini sordu.” Boğazım aniden kurudu, heyecan içinde üsteledim,
“Devam et. Sen ne dedin?“
“… Ben… Ona sikinin bu kadar büyük olmasını sevdiğimi söyledim.” Durakladı ve derin bir nefes aldı. “Elimi tuttu ve yavaşça sikine indirdi. Büyülenmiş gibiydim. Bana ne oldu bilmiyorum ama ben sadece… Bilmiyorum!”
"Tamam bebeğim… Peki, başka ne oldu?“ Dudağını ısırdı,
"Bana büyük yarağıyla oynamamı ve onu boşaltmamı söyledi…” Durakladı ve devam etti, “Ben de öyle yaptım. Onu boşalttım”
"Ohh…” Ben cevap veremedim, nefessiz, soluksuz kalmıştım.
"Ah bebeğim ne yapıyoruz !? Bu çılgınca!“ Çığlık attı adeta, yüzünü şaşkınlıkla ellerine gömdü. Ben bacaklarını çekerek, ıslak amcığını ortaya çıkardım okşayarak karıma cevap verdim. Onu yavaşça kanepeye ittim ve erkekliğimi onun amının kıvrımlarına hizaladım,
"Sen sonunda yaramaz bir kız oldun canım… Ve ben senin cezanı vereceğim şimdi…”
Birkaç gün daha geçti ve eve geç geldim. Eve girdim ama arabasının ön tarafta olmasına rağmen karımı evin hiçbir yerinde bulamadım. Merak etmiştim. Telefonu çıkarıp bir mesaj gönderdim,
”Neredesin?“ Birkaç saniye geçti ve
”Yaramazlık yapıyorum ;)“ diye bir cevap aldım, mesajı gülen yüz göz kırpmasıyla kapattı.
Kan basıncım hemen yükseldi, Burhan’ın evine bakmaya çalıştım ama fazla bir şey göremedim.
”Ne yapıyorsun aşkım?“ diye yanıtladım.
Odanın etrafında dolaştım, bir dakika geçti ve sonra bir mesaj aldım.
Herhangi bir pornodan daha uyarıcı küçük bir telefon videosuydu. Eşim Burhan'ın büyük ve kalın aletini yukarıdan aşağıya öpüyor, dudaklarını yumruk gibi başının etrafına sarıyor ve mümkün olduğunca ağzına et dolduruyordu.
Küçük elleri adamı zevkten havaya uçururken ağır toplarına masaj yapıyordu. Emzirmesinin sesleri beni kendimden geçirdi ve içgüdüsel olarak kanepeye çöküp kaldım. Telaşlı parmaklarımla fermuarımı açtım ve sikimi açığa çıkardım. Sevgili karım komşumuzun erkekliğinde ağzını ve dilini kullanıyordu.
Burhan'ın zevkten bayılan sesini kayıttan duydum,
”Mmm. Harikasın… Evet bebeğim… Şu koca yarrağı em bakayım…“
Burhan telefonunu önlerinde tutuyordu, ama gördüğüm tek şey, erkeğin büyük yarağı ve azgın karımın güzel yüzüydü. Karımın dudakları ve dili adamın sikini zevkle sağlıyordu.
Bir an durdu karım, ıslak ağzıyla kameraya baktı ve şeytanca gülümsedi. Daha sonra erkeğin devasa sikinde dolaşan etli dudakları, aşağıdan yukarıya ıslak öpücükler kondurmaya başladı.
”Hassiktir… Ohh… Harikasın bebeğim… Dostum… Timur… İzliyor musun? İyi bak… Bu senin karın Ayla. Hadi canım, kocana bu büyük yarağı ne kadar sevdiğini göster.“
Bir kıkırdama duydum ve video durdu.
Hemen tekrar oynattım ve patlamadan önce ikinci izlemeye sadece birkaç saniye dayanabildim. Kendimi tutamadım artık, oturduğum yerde fışkırmaya başladım. Boşalmam bitince tekrar telefona sarıldım,
”Seni görmem gerek.“ Ona acilen, çılgınca mesajlar attım. Birkaç dakika sonra bir cevap,
”Birazdan evde olacağım hayatım… Bu aygırı iyice boşaltmadan bırakmaz beni.“
Kanepeye doğru eğildim, tuhaf bir rahatlama dalgası kaplamıştı beni, neredeyse bir anlık transa girmiş gibi hissediyordum. Boşalmanın verdiği rehavetle tam bir uykuya sürüklenmek üzereyken komşumuzun tarafındaki sürme kapı açıldı.
Ayla içeri girdi, darmadağınıktı yine… Aslında okulda çalışırken giydiği elbiseydi üzerindeki, ama düğmeleri kopmuş, yakasına ruj bulaşmıştı.
Aşağıya baktı ve benim az önce boşalan sikimi gördü, yumuşamıştı, bacaklarımın arasından sarkıyordu. Gülümsedi.
“Yani… Sanırım videoyu beğendin aşkım, öyle mi?”
Ona baktım, ama cevap veremedim. Sadece başımı sallayabildim.
Tekrar gülümsedi, kıkırdayarak,
"Dişlerimi fırçalamam lazım bebeğim… O kadar çok boşaldı ki azgın köpek…”
Karım güzel kıçını sallaya sallaya merdivenlerden yukarı çıkarken arkasından baktım.
Bunun olacağını hissediyor ve bekliyordum. Ve ertesi Pazar günü kaçınılmaz olarak beklenen oldu. Karım ve komşumuz her zaman olduğu gibi bizim havuzun etrafında çıplak vaziyetteydi. Suya girip çıkıyorlardı, öpüşüyorlardı, sevişiyorlardı.
Mayosu olmayan ve havuzun etrafında çıplak dolaşan Burhan’ın büyük yarağı tamamen gözümün önündeydi. Eşim bütün öğleden sonra koca yaraklı komşumuzla benim yanımda oynaştı. Bazen havuz sandalyelerinden birine oturduğumda o da oturup erotik gevşemenin keyfi içinde benimle flört ediyordu.
Hepimiz içiyorduk, Burhan'ın hazırladığı ünlü kokteyl kadehleri ağır bir şekilde tüketiliyordu. İnanılmaz derecede tuhaf bir öğleden sonraydı. Ama neredeyse tüm bu zaman boyunca taş gibi sertleşmiş durumdaydım. Özellikle de ikisinin sessizce su yüzeyinin altında birbirleriyle oynadığını fark ettiğimde… Az bile söylemiştim, gerçeküstü bir Pazar öğleden sonraydı.
Aniden uyandım. Geceydi, şezlongta sızıp kalmışım. Verandaya bakıp ortalıkta kimseyi göremeyince içimi merak kapladı. Garip bir duyguyla ayağa kalktım. Sersem gibiydim, gündüz içtiğim bolca alkol hala sistemimde dolaşıyordu. İlk başta büyük bir sessizlik vardı, ama bu sessizlik uzak bir inilti tarafından bölündü.
Duyduğum inilti uzak ve boğuktu, ama eşime ait olduğunu anladığımda korku sardı içimi… Panikledim, sesin nereden geldiğini bilmiyordum. Evin içine koştum, etrafıma baktım. Oturma odasında değildi.
Merdivenleri uçarcasına çıkarak yatak odamıza daldım. Orada da değildi, neden olsun ki? Bir an durdum, merak ve korku duygusu içimi kemiriyordu. Tam da ayrılmak için döndüğümde onları gördüm.
Bizim yatak odası karanlıktı, ama Burhan’ın karşıdaki yatak odası parlayan ışık altında ayna gibi görünüyordu. Oradaydı karım… İkisi de çırılçıplaktı. Karım adamın yatağındaydı, dört ayak üzerine yayılmıştı. Zevkle inlediğini görebiliyordum kafasını geri atarak…
Burhan onu arkadan becermek için yaklaşmıştı. Karımın büyük göğüsleri ileri geri sallanan iki top gibiydi. Arkadan karıma bindirmeleri oldukça güçlüydü ve o kalınlığını ezbere bildiğim yarağıyla karımın amına girip çıkarken kürek gibi elleri ince belini sıkıca tutuyordu. Her ikisinin bedeninde, neredeyse saatlerce çiftleşiyormuş gibi net bir ter parlaklığı vardı.
Yatağımızın kenarına çöktüm. Derin bir ürperiş bir anda vücudumu sardı. İçimde dönüp duran duyguların kokteyli eziciydi. Erotizm, utanç, tahrik, heyecan, alçalma, küçülme… Ama hepsine hakim olan şey korkunç bir cinsel uyarılmaydı. Sikimi açığa çıkardım, ancak fiziksel provokasyon olmadan bile patlamaya yakın olduğum için ona dokunmaya cesaret edemedim.
Karımı daha önce hiç böyle görmemiştim, daha önce hiç böyle şehvetle bağırdığını duymamıştım. Aramızdaki iki cam bölmeyi bile aşıp gelen zevk iniltileri inanılmazdı. Karım adamın seks oyuncağı gibi parmaklarıyla çarşafı kavramış sürekli inliyordu. Adam kalın yarağıyla vajinasına her daldığında deli gibi çığlık atıyordu.
O anda, Burhan’ın benim hiç yapamadığım kadar karımın kadınlığının hiç ulaşamadığım alanlarına daldığını biliyordum. Vajinal sinir uçlarını serbest bırakma zevkine ulaştığını biliyordum.
Aniden onları izlerken ağzımın tamamen açık olduğunu fark ettim. Burhan uzandığında dehşet içinde onlara baktım. Karımın göğüslerini tutarak sikerken şişe geçirir gibi kendine çekiyordu bedenini…
"Oh bebeğim, sikimi seviyor musun?“ dedi Burhan. Onları zar zor duyabiliyordum, ama dudaklarının hareketleri sesin zayıf geldiği anlarda konuşmalarını anlamamı sağladı.
"Ahh… Evet… Onu seviyorum. Çok seviyorum. İstiyorum.” Karım inleyerek yanıtladı adamı…
Yavaşladı sonra, karımı belinden çekip onu yatağında döndürdü, sırtüstü yatırdı. Önü, kadınlığı şişmiş, kabarmış ve sırılsıklam görünüyordu. Erkeğin masif organı, karımın içinden fışkıran gerçek dışı miktardaki zevk kremiyle kaplanmıştı.
Sikinin gövdesi boyunca neredeyse dolu dolu bembeyaz bir köpük görüntüsü vardı. Ayla'nın bana bu kadar kadınlık özünü verdiğini daha önce hiç görmemiştim. Aldığı zevkin derecesini anlayabiliyordum.
Eğildi ve karımın göğüslerini ve sonra dudaklarını öptü. Kasıklarındaki devini bir kez daha karımın cinsel organına hizaladı, yavaşça kendini içine itti. Kalın sikinin gövdesinin karımın amcığını ikiye yarmasıyla büyülenmiş vaziyetteydim. Adama karşı bir hayranlık uyandı içimde…
Karımın sırılsıklam kalçalarının etini esnetiyor ve kucaklıyor, asla bırakmıyordu. Ayla’nın zevk kaynağı am dudakları adamın kalın sikinin etrafını sımsıkı sarmış vaziyetteydi.
Bacaklarını kaldırdı karım, yüksek sesle inledi, güzel ayakları adam içine girerken havada kasıldı. Onu bir kez daha pompalamaya başladığında narin ayak parmaklarının kıvrıldığını izledim.
Büyük topları, karım onu içine alırken dolgun kıçının minik deliğine tokat atmaya başladı. Kollarını erkeğin boynuna sardı, kendine çekip yapıştıkça göğüsleri birbirine yapıştı. Karımın iri memeleri adamın geniş göğsünde eziliyordu.
Odanın karanlığında yüksek sesle çalarak telefonumdan aniden şaşırdım. Her nasılsa, Ayla arıyordu.
Cevap verirken titriyordum, “Merhaba?” Salak gibiydim. Karşımda sevişen çifte baktım. Telefon karımın elinde bile değildi. Yakında, yastıkların altında bir yerde olduğunu ve çağrının yanlışlıkla temas sonucu olduğunu fark ettim.
Çiftleşmelerinin şu anki net sesleri rahatsız ediciydi. Zevk çığlıklarını duymak beni derinden sarstı. Telefonu hoparlöre ayarladım, yenilgi içinde yan tarafıma fırlattım.
"Bana o kocaman yarağını ver Burhan! Ben onu seviyorum! Sik beni… O koca yarağınla sik beni…“ İnliyordu durmadan, sarhoş edici, gerçeküstü inlemeler…
"Ben de bu sıkı amcığı çok seviyorum bebeğim… Kadınım, sen dünyadaki en seksi şeysin. Kocan sikemiyor seni yavrum… Benim gibi sikemiyor. Senin hak ettiğin gibi sikemiyor seni… Ohhh… Doyuramıyor seni…” Karımın içine yarağını iterken ayı gibi homurdandı.
Ayla'nın inlemeleri ateş topları haline geldi ve yatağın bitmek bilmeyen gıcırtısı, bellerinde güçlü bir şeye, çok yoğun bir orgazmın demlenmesine yol açıyordu.
"Oh! Oh! Oh Sik beni! Burhan! Yine yapacaksın… Ben, ben… Ben yine geliyorumm !!“
İnilltileri vahşi bir hayvan gibi ilkeldi. Bacakları adamın belinin etrafına sarılmış, ayak parmakları kıvrılmış ve aşağı doğru kilitlenmiş gibiydi. Görebiliyordum. Vücudu, hayatının en güçlü orgazmı onun bedenini sardığında sarsıntılarla patladı.
Burhan kükredi, cinsel zirveye o da katıldı,
“Ohhh… Ayla… Senin bu evli amcığına döllerimi boşaltacağım! Aaahhh… Kocan sana hiç bu kadar boşalmayacak bebeğim benim… Oohhhh…”
Adamın büyük topları boşaldı, karımın istekli rahmine olması gerektiği kadar büyük bir tohum yükü indirdi.
Tutkuyla kucaklaştılar ve öpüştüler. Sonunda yuvarlandılar ve birbirlerinin yanına uzandılar. Burhan’ın masif organı şimdi bacak arası boyunca gevşek ve geniş uzanıyordu.
Eşim ağır ağır nefes alıyordu ve ben onu kadınlığının hala titrediğini, bacaklarının kasıldığını gördüm. Elini karnına dayadı, kıkırdayarak, geniş ve mutlu bir vaziyette gülümsedi. Burhan karımın çıplaklığına hayran hayran bakarak,
"Sanırım evli kadını sikme fantezimi biraz uzattım. Nasıl buldun peki tarzımı? Beğendin mi?“ Karım, cinsel rahatlamanın verdiği rehavetle gevşek bir şekilde güldü,
"Bunun gibi mi? Bir erkeği böyle boşaltabileceğimi bile bilmiyordum… Bu büyük yaraktan yeterince yararlanacağımı sanmıyorum. Doyamıyorum senin sikine ben…”
Elini adamın erkekliğine koydu, dinlenirlerken sikinin gövdesini parmaklarıyla, nazikçe okşadı.
Adam karıma gülümsedi, üzerine eğildi ve onu tekrar dudaklarından öpmeye başladı,
"Bu yüzden komşuyuz bebeğim. Seni durmadan sikeceğim Ayla. Şimdi …“ Sonra durakladı, karımı çevirerek kıçını tokatladı.
"Ama şimdi kocana geri dönmelisin. ”
Benden bahsediyorlardı. Boynuzlu kocadan… Aşağıya, kasıklarıma baktığımda istemsizce boşaldığımı fark ettim. Her yeri batırmıştım, spermlerim komşumun yatak odasından gelen ışıkta parlıyordu.
Karıcığımın sikildiği o bol ışıklı yatak odası, dev ekranda bir porno film izler gibi tahrik etmiş, bitirmişti beni… Hele o porno oyuncusunun benim karım olması harika bir histi doğrusu…
Zorlukla kalktım, dizlerime inmiş pantolonumu da çıkarıp soyundum. Kalkıp ışığı yaktım, yatak odam aydınlandı. Pencerenin önüne geldiğimde beni fark ettiler. Elimi salladım…
Gülerek bana baktılar. Karım ve komşum, ortağım… Onlar da gülerek el salladılar yattıkları yerden…
Arkadaşımın Karısı
Merhabalar. Adım Nahit, 32 yaşındayım. Yıllarca bir fabrikanın müdürlüğünü yaptıktan sonra, 7 yıldır tecil ettirdiğim askerliğimi yapmak için müracatta bulundum. Fabrikada tüm personel tarafından sevilen, sayılan, aynı zamanda çok otoriter biriydim.
Fabrikanın yemekhaneden sorumlu aşçısı, Erkan isminde genç biriydi ve iki ay önce 17 yaşında bir kızla evlenmişti. Düğününe beni de davet etmiş, ben şehir dışında olduğum için düğünlerine gidememiş ve evlendiği kızı görememiştim, fakat çok da merak ediyordum. Bu arada Erkan benden çok korkar, aynı zamanda çok da saygı gösterir, her zaman günlük menü dışında bana özel yemekler yapar, bazen de,
“Müdürüm bir gün seninle kafaları çekelim, mezeler benden!” derdi. Ama bir türlü işlerimizin yoğunluğu nedeniyle fırsat bulamamıştık. Neyse günüm geldi işimden ayrıldım ve askere gittim.
Askerden geldikten sonra oturduğum apartmanın altında boş olan bir dükkanı kiraladım ve inşaat malzemeleri üzerine bir işyeri açtım. Aradan 6 ay kadar geçmişti, bir gün fabrikaya eski patronumu ziyaret için gittim. Fabrikada benim dönemimden çalışan hiç kimse kalmamış, bütün personel yenilenmiş, patron işleri baya bir küçültmüştü. Çalışanlara yemekhane sorumlusu Erkanı sordum, onun da işten ayrıldığını ve yemeklerin tabildottan geldiğini söylediler.
On gün kadar sonra bir gün sabah dükkanın önüne bir sandalye atıp güneşlenirken, motorlu birisi önümden geçti ve Erkan'a çok benziyordu. Ama güneş gözlüğü taktığı için tam emin olamadım.
Aynı kişi akşam üzeri tam ters istikamete doğru geçince, ben sabahları ve akşamları yola bakmaya başladım ve her gün geçiyordu. Birkaç gün sonra akşam geçerken ben bunu durdurdum, evet Erkan'dı. Beni görünce baya bir şaşırdı,
“Oooo müdürüm!” deyip elime sarıldı. Dükkana davet ettim. Hoş beşten sonra,
“Birkaç gündür görüyorum ama emin olamadım, her gün bu caddeden nereye gidiyorsun?” diye sordum.
Yeni taşınmışlar, evi caddenin sonundaki varoş mahallesinde imiş ve başka bir fabrikada aşçı olarak çalışıyormuş… Baya bir hasret giderdikten sonra, motoruna bindi, giderken de,
“Müdürüm, ailecek de görüşelim, buralarda hiç çevremiz yok, herkes kendi halinde, bari sizinle gidip gelelim, hanımın ve çocuğun çok canı sıkılıyor!” dedi. Okeyleştik ve
“İstediğiniz zaman buyurun gelin!” dedim. Akşam durumdan eşime de bahsettim. Bu arada ben 8 yıllık evliyim ve 4 yaşında bir çocuğum var. Erkan'ın da hemen bir çocuğu olmuş ve bir buçuk yaşına girmiş. Eşim,
“Olabilir, eğer hanımı kafa dengi birisi ise, benim de canım sıkılıyor aslında, benim içinde iyi olur.” dedi.
Erkan birkaç gün sonra dükkanın önünden motorla geçtiğinde bu sefer arkasında başörtülü, pardesülü kapalı bir bir bayan ve kucağında bir çocuk vardı.
Ofisimde olduğum için onlar beni görmedi, ama ben çok şaşırmıştım, karısının kapalı biri olabileceğini hiç düşünmemiştim ve ilk defa görüyordum, fakat çok hızlı geçtikleri için doğru dürüst görememiştim.
Cumartesi akşam üzeri Erkan dükkana uğradı ve
“Müdürüm, müsaitseniz Pazar günü size gelmek istiyoruz?” dedi. Karıma telefon açıp müsait olup olmadığımızı sorduğumda, karım da,
“Müsaitiz müsaitiz, buyursunlar gelsinler, hatta biraz erken gelsinler kahvaltıyı da birlikte yapalım!” dedi.
Pazar günleri işyerini açmıyordum. Sabah erkenden kalkıp unlu mamul fırınına giderek simit, poğaça ve börek aldım ve beklemeye başladık. Saat on gibi geldiler, kapıda karşıladık. İçeri geçtiler,
“Hoşgeldin!” diyerek eşine elimi uzattım ve tokalaştık. Ama ne tokalaşma! Elleri ateş gibi yanıyordu! Samimi bir şekilde,
“Ben Hayriye!” dedi.
“Ben de Nahit!” dedim ve ekledim, “Bu arada siz hasta olacaksınız galiba, ateşiniz var!” dedim. Hayriye hafif gülümseyerek,
“Yok, benim doğal halim bu!” dedi. Erkan da,
“Müdürüm ben kışın soba kullanmıyorum, Hayriye'nin teni çok sıcaktır!” dedi, gülüştük.
Hayriye minyon tipli, hafif çukur gözlü, beyaz tenli, yüzü ve vücut yapısı süper güzel bir kadındı. Ona bakmaktan kendimi alamıyor, fakat göz göze gelmeye de korkuyordum.
Kahvaltı masasına geçtik. Hayriye çocuğu uyutmak için yan odaya geçti. Bu arada biz masaya oturunca, ona benim karşımdaki sandalye kaldı. Beş on dakika sonra geldi ve karşıma oturdu. Derin bir kahvaltı sohbeti, yaz olduğu için balkon kapısı açık, güzel bir ortam, kakara kikiri iki saat kadar masada kaldık.
Hayriye kapalı olmasına rağmen çok hoş sohbet, biraz utangaç ama konuşkan birisiydi. Kahvaltıdan sonra biz balkonda koyu sohbete dalmışken, hanımlar bulaşık falan derken öğlen oldu. Hanımlar yanımıza gelerek pikniğe gitme teklifinde bulundular.
Hazırlıklar yapıldı pikniğe gittik. Vaktimiz çok güzel ve eğlenceli geçiyor, bu arada samimiyetimiz artıyordu. Piknikte çay içerken Hayriye bana,
“Nahit abi, Erkan üç yıldır seni öyle anlatıyordu ki, merakımdan çatlamıştım!” dedi. Erkan da lafa girdi,
“Ee o benim biricik müdürüm, bana çok babalık yaptı, ondan gördüğüm iyiliği babamdan görmedim ben, gerçi fabrikada yardım etmediği tek işçi yoktu, o fabrikadaki bütün işçilerin babasıydı!” dedi. Hayriye de,
“Abi ne zaman bir durum olsa Erkan, şimdi Nahit müdürüm olacaktı ben bu hale düşmezdim diyor, seni anlata anlata bitiremiyor!” dedi.
Bu arada eşim bir bana, bir Hayriye'ye bakıyor, bir şeyler çözmeye çalışıyordu. Ben ise kötü duygulara girmemek için kendimi zorluyor, fakat Hayriye'den de gözümü alamıyordum. Yirmi yaşında, süper güzel bir hatun karşımda ve göz göze gelmemek için resmen kendimle savaşıyorum.
Akşam üzeri piknikten döndük, akşam yemeği falan derken saat 22:30 oldu. Herkes pikniğin de etkisiyle baya yorulmuştu. Bunlar,
“Artık kalkalım…” dediler. Sabah gelirken minibüsle geldikleri için yine minibüsle gitmeleri gerekiyordu ben,
“Olmaz, minibüsle göndermem, sizi ben bırakırım!” dedim.
“Ya zahmet etme.” falan dediler. Ben de,
“Hem evi de öğrenmiş olurum.” deyince itiraz etmediler. Eşime, “İstersen sen de gel.” dedim. Eşim,
“Ben yorgunum, sen bırak gel.” dedi.
Neyse ben bunları evlerine bıraktım. Arabadan inerlerken çocuk Erkanın kucağında idi. Vedalaşırken yine tokalaştık, ama Hayriye'nin elleri yine ateş topu gibi yanıyor ve içimi fena yapıyordu. Elimi bırakmadan,
“Nahit abi her şey için çok teşekkürler, çok güzel bir gündü, en kısa zamanda biz de sizi bekliyoruz!” dedi. Bu arada gözlerimin içine bakıyordu, durduğum yerde yarağım kazık gibi olmuş, yüzüm kızarmıştı.
“Abi sen bana diyorsun ama sen hasta olacaksın, yüzün kıpkırmızı ve terliyorsun!” dedi. Ben de güneş çarpmış olabileceğini söyledim. Vedalaştık ve ben eve döndüm.
Eşim geceliğini giymiş yatmış, yatakta beni bekliyordu. Soyundum ve yatağa girdim. Biraz sohbet ettik, onları nasıl bulduğunu sordum. Çok beğendiğini, iyi insanlar olduğunu ve görüşebileceğimizi söyledikten sonra bana manalı manalı bakarak,
“Umarım bu düşüncelerim yüzünden beni pişman etmezsin!” dedi. Eşim çok kıskanç bir yapıya sahiptir.
“Ne demek istiyorsun?” dedim.
“Kız çok güzel ve sana da çok hayran kaldı!” dedi.
“Ne alaka? Kocası anlatmış, o da merak etmiş, ne var bunda?” dedim.
“Daha çok toy, sen yine de dikkat et!” dedi.
“Abartıyorsun! Duymadın mı, bana Abi diyor, ayrıca kapalı birisi!” dedim.
“Orası öyle, ama ne bileyim, o kadar güzel ki kıskanmamak elde değil!” dedi.
“Sen ondan güzelsin karıcığım!” diyerek dudaklarından öptüm ve amını avuçladım ve okşamaya başladım. Sonra karımın külodunu çıkardım, amını yalayıp, az önceki elin sıcaklığının ve konuşmalarında etkisinde kalarak kazık gibi olmuş yarağımı karımın amına geçirdim. Karım,
“Offfffff, işte bu huyuna bayılıyorum senin, ne zaman aklımdan geçse yarağını amımda buluyorum!” diyor ve dudaklarını ısırıyordu…
Ben ise Hayriyeyi siktiğimi hayal ediyor, karıma köklüyordum. Karım zevke gelmiş çılgınlar gibi inliyor,
“Ben bu yarağı kimseyle paylaşamam! Bu yarak bana ait! Sakın o karıyı sikeyim deme!” diyor, kendi kuşkularını dillendiriyordu.
“Karıcığım merak etme, Hayriye karşımda soyunup bacaklarını ayırsa bile dönüp bakmam!” diyerek karımın amına pompalıyordum. Karım,
“Ben seni bilmez miyim? On senedir yediğim bu yarağı tanımaz mıyım? Öyle bir fırsatı kaçırır mısın sen, bulduğun ilk fırsatta koyarsın kızın amına!” diyor, beni daha da azdırıyordu. Yirmi dakikadır karımı sikiyordum ve artık son noktaya yaklaşmıştım, hızla pompalıyor,
“Merak etme aşkım, siksem bile bana senin kadar zevk veremez!” diyerek karımı rahatlatmaya çalışıyordum. Karım ise ikinci defa boşalıyor olmanın zevkiyle,
“Sik kocacığım sik, bu yarağa helal olsun, bu yarak ne Hayriye'ler hak ediyor! Offfff çıldırıyorum, pompala kocacığım, kökle amıma!” derken, korunmadığı için, yarağımı son bir hamleyle karımın amından çektim ve göbeğine boşaldım.
Nefes nefese kalmış bir vaziyette üzerinde bir kaç dakika hareketsiz kaldım, sonra yanına uzandım. Karım dudağıma bir öpücük kondurarak,
“Az önce söylediklerimi sakın ciddiye alıp da kıza bir şey yapayım deme haa! Sana belli olmaz, izin verdiğimi falan düşünürsün!” diyerek gülümsedi.
Aradan bir kaç gün geçmişti ama Hayriye bir türlü aklımdan çıkmıyor, resmen bütün gün düşüncemi işgal ediyordu. Ellerinin sıcaklığı aklıma geldikçe yarağım kalkıyor, elleri böyleyse acaba amı nasıldır bunun diye düşünmeden edemiyor, bir yandan da arkadaşımın karısı hakkında böyle düşünceler taşıdığım için kendime kızıyor, müthiş bir suçluluk duygusu yaşıyordum. Tam bir ikilem içindeydim.
Bir akşam vakti tam dükkanı kapatmayı düşünüyordum ki, Hayriye caddenin karşı kaldırımından kucağında çocuk ile yavaş yavaş yürüyerek evlerinin ters istikametine doğru gidiyor ve sık sık arkasına dönüp bakıyordu. Hemen koşarak yanına gittim ve arkasından,
“Hayriye?” dedim. Galiba sesimi tanıyamadığı için birden irkildi, beni görünce de biraz rahatladı. “Bu saatte böyle yaya nereye gidiyorsun? Hayır mı?” dedim.
“Abi sorma ya, Erkan gece vardiyasında çalışıyor, işe gitti, ben de annemlere gidiyorum. Minibüsü beklemeyeyim, yavaş yavaş yürüyeyim dedim, ama hep dolu geçiyorlar, almadılar, buraya kadar geldim.” dedi.
“Yorulmuşsun, gel biraz dinlen, böyle olur mu, o kadar yol kucağında çocukla yürünür mü, gel hadi!” diyerek çocuğu kucağından alarak, biraz da emrivaki bir tavırla işyerime götürdüm…
Hayriye yorulmuş, kan ter içinde kalmıştı. Soğuk bir kola ikram ettim.
“Abi ben almasaydım, geç oluyor, şimdi minibüsler nöbete düşerse çok geç kalırım!” dedi.
“Merak etme, seni bu saate minibüsle gödermem, ben bırakırım, rahat ol, al şunu iç, serinle biraz!”
“Nahit abi zahmet etme, ben minibüsle giderim!” dedi. Ben kaşlarımı çatarak,
“Seni bu saatte böyle göndermem, sonra Erkan duyarsa bana kırılmaz mı?” dedim. Hayriye de çaresiz,
“Peki abi!” dedi ve kolayı aldı.
Çocuk uyuyordu, koltuğa yatırmıştım. Sohbete başladık, tam karşımda oturuyor ve havadan sudan konuşuyorduk. Ben ise yine gözümü dikmiş öyle derinlere dalmıştım.
Bir kaç defa göz göze geldik. Ben hep gözümü kaçırıyordum ve sonuncuda kaçıramadım, bir an sessizlik oldu, bir on saniye göz göze bakıştık. Bu defa o gözünü kaçırdı, ben hemen toparlanmaya çalıştım, ama bu arada masa altında benim yarak yine kazık gibi olmuştu.
“Abi ne zaman kapatıyorsun?”
“Beş on dakikaya kadar kapatırım, gideriz!”
Bu arada yukarıyı evi aradım ve bir işim olduğunu, bir yere kadar gidip geleceğimi ve merak etmemelerini söyledim.
Masanın altından yarağımı düzelttim, eğer anlarsa rezil olacağımı düşündüm ve sakinleşmek için birkaç dakika dikkatimi dağıttım, masadaki evrakları dosyaları falan toparladım. Sakinleşince de,
“Hadi kalkalım!” deyip çocuğu kucakladım ve arabaya kadar ben götürdüm. Arabaya varınca çocuğu almasını, kapıları açacağımı söyledim.
Çocuğu alırken ben biraz çekingen davrandım, ama o çok rahattı ve yanaştı, çocuğu sıkı tutabilmek için sarılarak alırken, benim kolumun birisi çocukla onun arasında kaldı ve pardesünün üzerinden taş gibi göğüslerini ilk defa hissederken neredeyse kalp krizi geçirecektim. Kapıları açtım, arkaya binmek istedi.
“Aşk olsun, bu da ne demek oluyor? Hakaret sayarım bunu!” deyince,
“Ay abi özür dilerim, böyle düşüneceğini bilemedim!” dedi ve ön tarafa geçti.
Neyse yola çıktık, bu arada hava iyice kararmıştı. Ben acele etmiyor, yolu uzattıkça uzatmaya çalışıyorum. Gideceğimiz yer normal trafikte yarım saatlik yoldu, ama akşam trafiği de işin içine girince baya bir uzadı.
Trafik durunca, ben kucağındaki çocuğun yanağını okşamak bahanesiyle ona yanaşıyor, zaman zaman kazara olmuş gibi göğüslerine elimi sürtüyordum… Çaktırmadan kalkmış yarağımı düzelttim ve konu açılsın diye,
“Demek Erkan benden çok bahsetti ha, öyle mi?” diye sordum.
“Sorma Nahit abi, seni yere göğe sığdıramıyor, ben de merakımdan çatlıyordum.”
“Eee merakın geçti mi? Nasıl, merak ettiğin kadar varmışım bari?” dediğimde, bir iki saniye sustu ve
“Evet, çok iyi bir insansınız!” dedi.
“Teşekkür ederim, siz de iyisiniz, Erkan'ı severim, çok saygılı çok efendi bir çocuk. Onunla evli olduğun için çok şanslısın! Eminim iyi bir kocadır!” diye zarf attım. Hayriye yine bir iki saniye sustuktan sonra,
“Eh işte, öyledir…” dedi.
“Ne demek şimdi bu? Nasıl eh işte? Evliliğinizde sorun mu yaşıyorsunuz?” diye sordum.
“Abi evlilik olur da sorun olmaz mı?”
“Hayırdır, büyük bir sorun mu? Bak üzüldüm şimdi, oysa ben sizi çok mutlu görmüştüm.”
“Yok, tabi ki mutluyuz, ama bizim de kendimize göre sorunlarımız var tabi, biraz özel sorunlar Nahit abi.”
“Bana güvenebilirsin, eğer paylaşmak istersen seni dinlerim ve elimden geldiğince de çözümü konusunda yardımcı olurum, ayrıca bende sır olarak kalır, bu konuda bana güvenebilirsin!”
“Nahit abi sana güvenmesem bu kadarını da söylemezdim zaten, ama güvensem de daha fazlasını anlatmam doğru olmaz.”
“Peki sen bilirsin!” deyip, torpidodan bir kartvizitimi çıkardım ve uzattım, “Eğer çok daralır da konuşmaya ihtiyaç duyarsan çağrı bırak, ben seni ararım!” dedim. Kartı aldı,
“Tamam abi, ararım!” dedi. Bu arada yüzü değişmiş, hüzün, utanma, çekinme ve korku karışımı tuhaf bir ifade almış, gözlerini karşıya dikmiş anlamsızca yola bakıyordu. Bir kart daha çıkardım ve bir kalemle birlikte uzattım,
“Buna da sizin numarayı yaz, bende de sizin numaranız bulunsun.” dedim. Numarasını yazdı ve uzattı. Baktım ev numarasını yazmış sadece, “Cep numaranı da yazsaydın.” dedim.
“Ben cep telefonu kullanmıyorum, hep evde olduğum için ihtiyacım olmuyor.” dedi.
“Peki tamam!” dedim.
Bu arada gideceğimiz yere varmıştık. Hayriye'ye arabadan inmeden ona,
“Sen kötü görünüyorsun, büyük bir sorununuz var galiba?” diye sordum.
“Yok bir şey abi, sonra anlatırım!”
“Tamam o zaman, yarın mutlaka telefonunu bekliyorum, anlatacaksın bana!”
“Tamam! Erkan öğleden sonra saat 2:30 gibi evden çıkıyor, o zaman ararım.”
“Tamam o zaman saat 2:30 dan sonra telefonunu bekliyorum, mutlaka ara bak! Bu arada sen geri nasıl döneceksin, saatte epeyce oldu?”
“Ben bu gece burada kalacağım abi, kardeşimin düğün hazırlıkları var, yarın alışverişe çıkacağız, alışverişten sonra oradan direkt minibüsle dönerim eve. Abi çok teşekkür ederim, sana zahmet oldu bu geç saatte.”
“Ne zahmeti canım, ne olacak ki, ne zaman arabalık bir durum olursa, gece gündüz fark etmez, aramazsan gücenirim!” dedim ve tokalaşmak için elimi uzattım. Çocuğun başını dizine koydu ve tokalaştık. Eli elimde,
“Yok bu sıcaklık normal bir şey değil!” diyerek gülümsedim.
“Abi benim elim hep böyledir, pek tokalaşmam ama kimle tokalaşsam çocukluğumdan beri hep bunu söylüyorlar, demek ki sıcak kanlı birisiyim!” diyerek o da gülümsedi ve arabadan indi.
Hemen geri döndüm, ama içim içime sığmıyordu, eve nasıl vardım bilmiyorum. Gözümün önünden gitmiyordu, ertesi gün öğlene kadar bana bir yıl kadar uzun geldi. Saat 14:30 gibi çıktım dışarıya ve Erkanın geçmesini bekliyorum, ama geçmedi.
Saat 15:30 oldu, ne Erkan geçti ne Hayriye'den telefon geldi, kafayı yiyordum. Masama geçip koltuğuma oturup gözlerimi saate diktim, kulağım telefonda. Saat 16:15 oldu halen telefon yok.
Ne olursa olsun ben arayacaktım, eğer Erkan açarsa (Hafta sonu müsaitseniz, ya siz gelin, ya da biz gelelim) deyip bir şekilde olayı kapatacaktım. Kaldırdım telefonu, çevirdim numarayı, daha ilk çalışının ilk saniyesinde telefon açıldı…
“Alo.” dedim. Hayriyeden titrek ve kısık bir sesle cevap geldi,
“Alo?” dedi.
“Ben Nahit, Erkan evde mi?” diye sordum.
“Yok Nahit abi, saat ikibuçukta gitti o…” dedi.
“Buradan geçmedi, kapıda bekledim ama göremedim?”
“Abi motorla gitmedi, servisle gitti, normalde servis alıyor onu, ara sıra motorla gidiyor.”
“Anladım. Hani arayacaktın, neden aramadın?”
“Aramadım işte…”
“Neden? Hani konuşacaktık?” Kısa bir sessizlik oldu,
“Boşver Nahit abi, konuşmayalım!”
“Hmmm. Pardon, sanırım aramakla ben yanlış yaptım. Ben konuşacağımızı, bana sıkıntılarını anlatacağını düşünmüştüm.” Yine kısa bir sessizlikten sonra,
“Abi hangi sıfatla dinleyeceksin benim sorunlarımı, yani sana neden anlatayım, seninle neden konuşayım bunları?”
“Dost olduğumuzu düşünüyordum ben…”
“Tamam abi dostuz, ama aile dostuyuz, sorunlarımızla seni meşgul etmek istemem.”
“Sen bilirsin, ama akşam da dediğim gibi, eğer anlatmak, boşalmak istersen dinlerim ve anlattıklarını da bir sır olarak saklarım (burada boşalmak kelimesini özellikle kullanmıştım), her şeyi içine atmak sağlığına zarar verebilir, insanda bazen dışa vurma ihtiyacı doğar.”
“Ya elbette konuşmaya ihtiyacım var, elbette birilerine anlatsam rahatlarım, ama bu neden siz olasınız? İşte benim kafamı karıştıran bu, yoksa birileriyle sıkıntımı paylaşmayı ben de isterim.”
“Sen bilirsin, kime güveniyorsan onunla paylaşırsın, güvendiğin birisi varsa ona anlat, ama içinde tutma. Akşam bir ara çok kötü oldun, o halin aklımda kaldı, üzüldüğüm için aradım, onun için anlatmanı istedim, bana güvenebileceğini düşündüm.”
“Güveniyorum…”
“Güveniyorsan anlatırsın.”
“Şimdi değil, ama belki daha sonra anlatırım.”
“Peki ne zaman istersen anlatabilirsin, bilesin ki ben dinlemeye hazırım!”
“Tamam abi bunu bilmek içimi rahatlattı.”
“Seni tutmayayım, eğer işin varsa kapatabiliriz.”
“Yoo işim yok, çocuk uyuyor zaten.”
“İyi, benim de canım sıkılıyordu, sakıncası yoksa öylesine sohbet edelim.”
“Sakıncası yok…”
“Alışverişi yaptınız mı?”
“Evet yaptık, çok güzel şeyler aldık.”
“Senin güzel şeylere ihtiyacın yok ki.”
“Bana değil, kardeşime aldık… (Biraz sessizlik oldu) Hem benim neden güzel şeylere ihtiyacım olmasın ki?” diye sordu. Sustum, terledim ve titremeye başladım. Titrek bir sesle,
“Sen zaten çok güzelsin, ekstra güzel bir şeye ihtiyacın yok!” dedim. Yine kısa bir sessizlikten sonra,
“Ciddi ben güzel miyim?” diye sordu.
“Hem de çok!”
“İltifatın için teşekkür ederim, bunu duymak çok güzel!” Hayriyenin bu sözleri bana cesaret vermişti, artık balık oltaya geliyordu,
“İltifat değil, gerçekten çok güzelsin, hatta hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın!”
“Yok artık, o kadar da abartmayın lütfen!”
“Abartmıyorum!”
“Nerem güzel ki?”
“Yüzünden başka nereni gördüm ki?” deyince gülüştük…
“Beni güzel bulmana sevindim Nahit abi!”
“Sorununuz bu mu yoksa, Erkan seni güzel bulmuyor mu?”
“Yok, o da güzel olduğumu söyler ara sıra.”
“Hmmm, tutturamadım!”
“Abi sonunda konuşturacaksın beni, bizim sorunumuz sağlık sorunu!”
“Nasıl yani, sağlık derken? Yoksa hasta mısın? Demiştim sana bu sıcaklık normal değil diye.”
“Yok abi, sorun Erkan'da, bende değil!”
“Öyle mi? Peki nesi var? Hemen tedavi ettirelim, ağır bir hastalığı falan mı var? Doktora gittiniz mi?”
“Hayır gitmedik! Zaten sorun da bu! Doktora gitmemesi!”
“Nasıl yani? Niye gitmiyor ki?”
“Gitmiyor işte!”
“Ben götürürüm onu, sen hastalığını söyle bana!”
“Gitmez abi! Utanıyor!”
“Yahu sağlığın utanması mı olur, bu nasıl bir zihniyet, doktora gidilmez mi, nesi var bunun? Verem mi? Kanser mi?”
“Yok abi, öyle bir şey değil, erkekliği ile ilgili…” dedi. İşte tuzağıma düşmüştü. Biraz sessizlik oldu.
“Hmmm, sanırım anlıyorum, ama sağlık sağlıktır, ben öyle düşünürüm, eğer tedavisi olan bir rahatsızlıksa gitmeli doktora!”
“Abi özür dilerim, ama bir şey soracağım, tamam ben sana güveniyorum, ama aynı zamanda da senden utanıyorum, biraz açık konuşsam ayıp olur mu?”
“Ne ayıbı yaa! Sen ne saçmalıyorsun, ayıp falan olmaz, istediğin gibi konuş! Anlat şimdi, nedir sorun?”
“Abi Erkan'ın erken boşalma sorunu var!”
“Öyle mi? Hmmm, anladıımm, peki ne kadar erken?”
“Çok erken! Dakika bile sürmeden! Bir defasında içine bile giremeden üç kere boşaldı, dördüncüde de içine girer girmez boşaldı ve o gün de çocuk kaldı. Aslında gerdeği de o gün yapmış olduk, yani düğünden iki ay sonra! Ara sıra söylüyorum doktora gidelim diye, doktora gideceğimize beni öldür diyor.”
“Hmmm, durum baya kötüymüş Hayriye… Senin adına ne kadar üzüldüğümü bilemezsin!”
“Nahit abi bana bunları anlattırıyorsun da, peki yengemle sizin sevişmeniz ne kadar sürüyor? Ne sıklıkta yapıyorsunuz?” diye sorduğunda bir üst Levele geçtiğimizin göstergesiydi bu soru. Zafer kazanma yolunda ilerliyordum. Konuşmanın bundan sonrasını iyi yönlendirebilirsem, Hayriye'yi kesin sikebilecektim.
“Yengenle hemen hemen hergün sevişiriz ve 20-25 dakikadan tut da bir saati geçer bazen!” dedim. Hayriye'nin şaşkınlığını telefondan bile hissedebiliyordum,
“Yok yaa? O kadar sürüyor mu abi? O kadar süre yengemle ne yapıyorsunuz?” diye sordu.
“Vaktimiz kısıtlıysa hemen yengene girerim ve 20-25 dakika yaparım yengeni… Fakat vaktimiz bol olduğunda, yarım saate yakın birbirimize Oral yaparız, 69 yaparız, Rus işi, Fransız işi yaparız, Amerikan işi yaparız, değişik fantaziler yaparız, Dirty Talking yaparız, birbirimizi birer ikişer kez orgazm ettikten sonra finali Doggy veya Jokeyle yaparız!” dedim. Bilerek bu kelimeleri seçmiştim!
“Oral? 69? Dörti Tolkink? Jokey? Dogi? Rus işi…? Abi anlatacaksan Türkçe anlat da anlayayım!”
“Oooo, pardon canım! Haklısın! Örneklerle anlatsam daha iyi olur aslında, fakat biraz açık saçık olur, sakıncası var mı?”
“Yoo, sakıncası yok, istediğin gibi anlat abi!”
“Bak şimdi, sevişmeden önce, yani sikişmeden önce, ön sevişme denilen bir şey var, 69 bunlara en güzel örnek. 69’u sana şöyle açıklayım: Mesela ben yatakta sırtüstü yatıyorum, sen de benim üzerime ters yatıyorsun, ben seninkini yalarken, sen de benimkini yalıyorsun.”
“Yalamak mı? Baya dilinle?”
“Evet, ikimiz de dilimizle yalıyoruz, sen ağzına sokuyorsun… Bunları yaparken de Dirty Talking yapıyoruz. Argo, müstehcen konuşmalar yani…”
“Ne gibi?” Öğrencim çok meraklıydı ve ben de dibine kadar gittim olayın…
“Mesela, Yarrağımı iyi yala Orosopu! Taşaklarımı em amına koduğumun Kaltağı! Birazdan senin bu daracık amcığını sikip parçalayacam! Domaltıp, osurta osurta sikecem seni Fahişe! Yarak hastası azgın Orospu seni! diyorum. Sen de, Sik parçala amcığımı koca yaraklı sikicim, erkeğim, kökle amıma, geçir yarrağını! falan diyorsun!”
Hayriye belli ki bu kadar da açık beklemiyordu, sesi kesilmiş, telefonda hızlı hızlı nefes alışını duyabiliyordum. Muhtemelen eli amına gitmişti. Gerçi benim de elim sikimdeydi. Birkaç saniye suskunluktan sonra Hayriye heyecanla ve titrek bir sesle,
“Eee, sonra…?” diye sorunca, bir üst Levele daha geçmiş olduk ve anlatmaya devam ettim. Artık resmen telefonda sekse dökmüştüm işi,
“Bak mesela, amın kıllı mı?” diye sordum. Hayriye burnundan soluyarak, heyecanla,
“Yok değil, devam et lütfen!” dedi.
“Ohhh, yani amın kaymak gibi, kaymak gibi amlara bayılırım! Amının dudaklarını ağzıma alıp sündürüyorum, emiyorum, amcığına dilini sokuyorum, götünün deliğini parmaklıyorum! Sen de yarağımı hızlı hızlı emiyor, aynı zamanda amını yüzüme bastıra bastıra sürtüyorsun.” Telefonda nefes alıp vermelerini duyabiliyordum.
“İkimiz de birbirimizin ağzına boşalıyoruz, ben senin amının sularını yalarken, sen de benim döllerimi yalayıp yutuyorsun!” deyince, Hayriye köpek gibi soluyarak, telefonda inlemeye başladı. Çok geçmeden,
“Ağıhhhh Ihhhhh…” diye bir inleme çıktı ve hiç bir şey söylemeden telefonu kapatıverdi. Kesin orgazm olmuştu ve utancından kapatmıştı telefonu. Bu arada ben de küloduma boşalmıştım!
Ertesi gün yine aynı vakitte aradım. Hemen açtı yine telefonu,
“Alo benim, Nahit! Dün hata ettim galiba, özür dilemek ve vedalaşmak için arıyorum, söz bir daha aramayacam! Kendine iyi bak, bye!” dedim. Hayriye hemen,
“Dur kapatma!” dedi.
“Efendim canım?”
“Eğer dünkü bir hataysa, bu sadece senin hatan değil, bunu ben de istedim! Bana kızma, dün çok tuhaf oldum, ondan kapattım telefonu! İlk defa kendimi gerçek bir kadın gibi hissettim, ne olur konuş benimle. Beni bir daha aramazsan, ot gibi yaşamaya mahkum olurum, hayatımda hiç heyecan kalmaz!” Hayriye tam istediğim kıvama gelmişti, biraz daha üstüne gitmeye karar verdim ve
“Bak canım, bu yaptığımızın yanlış olduğunu ve de sonunun nereye varacağını sen de biliyorsun, en iyisi burada bitirelim bu işi!” dedim. Hayriye ağlamaklı bir ses tonuyla,
“Bunu bana yapma! Eğer yalvarmamı istiyorsan yalvarırım! Ne yapmamı istersen yaparım, nasıl olmamı istiyorsan öyle olurum! Altına yatmaya bile hazırım! Orospun olurum! Kaltağın olurum! Yarağını yalarım, döllerini yutarım! Erkeğim benim, sikicim benim! Domalt sik beni! Geçir yarağını amıma! Götümü sik, parçala!” deyince, dünkü kaldığımız yerden telefon seksine devam ettik…
Yaklaşık bir hafta boyunca her gün telefonda seks yaptıktan sonra, arkadaşımın o kapalı ve utangaç karısı Hayriye, artık tam bir orospu gibi olmuştu ve artık gerçekten sikilmek istiyordu. Ben de dayanamıyordum artık ve ne zamandır yüzünü görmemiştim,
“Yarın sabah işyerime uğrasana aşkım, seni çok özledim!” dedim.
“Kocam evde, çıkamam!” dedi.
“Karımdan yemek tarifi almaya gideceğini söylersin, beş dakika görsem yeter!”
“Tamam bakarız!”
Hayriye ertesi sabah saat 08:45 gibi işyerime geldiğinde içim içime sığmıyor, çıldırıyorum. Hemen kapıyı kilitledim, panjurları indirdim ve yanına geçtim.
Aman tanrım o ne güzellik! Hafif bir makyaj yapmış, başında desenli saten bir başörtüsü vardı. Pardesüsünü çıkardığında, üzerinde beyaz sıfır yaka bir badi, altında topuklarına kadar inen, tüm hatlarını belli eden, kırmızı dar bir etek.
Direk yanına yaklaştım, ellerimi uzattım, ellerimden tuttu. Koltukta oturuyordu, kendime doğru çekerek kaldırdım ve direk dudaklarına yapıştım… Önce tutuk ve çekingen davranıyordu ama hemen bana katıldı. Çılgınlar gibi öpüşmeye başladık.
“Aşkım gel arka odaya geçelim!” dedim, elinden tuttum, arkadaki küçük odada çekyat vardı, hemen oraya girdik.
“Dur yapma, yakalanırsak rezil oluruz!”
“Aşkım ben o riski alacak kadar istiyorum seni! Ya sen?” dediğimde, eteğini kaldırdı külodunu sıyırdı, çekyata yattı ve
“Ben de kocamı ve çocuğumu evde bırakıp sabahın köründe karından yemek tarifi almak gibi sudan bahaneyle buraya gelecek kadar istiyorum! Hadi sik beni!” dedi.
Hemen amına yumuldum, bir iki dil darbesi atmak için, fakat sanki hiç am yok, orada incecik bir çizgi varmış gibi duruyordu amcığı. Hayatımda siktiğim karının haddi hesabı yoktur, ama böylesini hiç görmemiştim, üç dört santim uzunluğunda ince bir çizgi!
“Aşkım bu ne böyle?”
“Ne var, ne oldu?”
“Aşkım bence Erkan'da sorun yok, bu amcığa giremeden boşalmak hastalık değil, kimse dayanamaz buna!” Hayriye saçlarımdan tutup beni kendine doğru çekti,
“Çok konuşma şimdi karın falan gelir, hadi aç şu amcığımı!” dedi. Benim yarak zaten akşamdan beri kazık vaziyette, o amcığı da görünce damarlar patlayacak hale geldi. Hemen kafasını bolca tükürükledim ve Hayriye'nin amına aşağı yukarı sürtmeye başladım. Yarağımın kafasını amının dudaklarında hissedince, Hayriye'nin gözleri kaydı,
“Aşkım, ilk erkeğim sen olacaksın, çok özledim bu anı, hadi sevgilim, geçir artık bana!”
“Aşkım sen doğum yapmadın mı? Bu amcık sanki hiç açılmamış gibi!”
“Sezeryanla doğurdum! Zaten Erkan içine girdi bir defa bile git gel yapmadan patladı, amımın gördüğü yarak bu kadar! Şimdi sen patlat, hadi göster marifetini, Zifaf yaptır bana, acıt canımı!” diyerek habire üstüne çekiyordu.
“Hazırmısın aşkım?” dedim.
“Hazırım erkeğim! Hem de nasıl hazırım! Anladın mı şimdi elimdeki ateşin sebebini?”
Yüklendim! Sanki yarağımla çarşaf yırtıyorum, o kadar dar amcık! Zar zor yarısına kadar soktum, Hayriye kolunu ısırıyor, gözleri sım sıkı kapalı, sanki nefes almıyordu. Biraz bekledim, kollarını açtım, parmaklarımı parmaklarına geçirdim,
“Gözlerini aç sevgilim!” dedim, açtı. Gözgözeyiz, nefeslerimiz birbirine karışıyor,
“Hadi kökle erkeğim!” diye inliyor. Bir daha yüklendim ve artık dibindeydim.
Gözleri gözlerimde, dişlerini sıkıyor ve öyle bir bakışı vardı ki, gözlerinden birer damla yaş başörtüsüne doğru süzüldü. Sikimi yavaşça geri çektim, tekrar yüklendim. Bir daha, bir daha derken titremeye başladı.
O tapılası güzellik altımdaydı ve ben onu sikiyordum, hem de göz göze, inanamıyordum. Saatlerce öyle kalabilirdim, fakat acele etmeliydim, vaktimiz çok dardı, başladım pompalamaya ve gözlerinin içine bakarak,
“Aşkımsın! Sevgilimsin! Kadınımsın! Orospumsun! Fahişemsin!” diyordum… Hayriye de,
“Erkeğimsin! Sikicimsin! Vurucumsun! Hadi sik beni! Hadi kökle! Vur dibime! Ohhhh yedir yarrağını bana, hadi sik Erkan'ın karısını, hadi vur koçum, vur erkeğim, çatır çatır sik, doyur amımı! Ohhhh, ilk erkeğimsin! Kökle orospuna! Kökle fahişene! Hadi hadi sik beni! Sik arkadaşının karısını! Senin orospunum hadi!” diyordu. Bir süre pompaladım ve Hayriye sara hastası gibi titreyerek orgazm oldu ve
“Ben bittim, hadi sen de boşal erkeğim!” dedi.
“Korunuyor musun?” dedim.
“Hayır, fakat patla amıma, fışkırt, dibimi dölle erkeğim!” deyince ben de öyle bir patladım ki, on yıldır böyle boşalmamıştım.
Bir kaç dakika içinden çıkmadan üzerinde yattım dudak dudağa… Sonra hemen kalktık toparlandık. Panjurları ve kapıyı açtım hem caddeye bakıyoruz hem konuşuyoruz.
“Harikaydın aşkım, bana kadınlığımı tattırdın!” dedi.
“Sen de öyle aşkım, o nasıl amcık öyle, neredeyse hiç olmayacakmış, resmen yarağımı acıttın!”
“Bendeki amcık amcık da, siken yarak olmayınca amcık ne yapsın? Aşkım ben gideyim artık, kimseyi şüphelendirmeyelim!”
“Tamam aşkım, yalnız bu sikişi ben saymıyorum! Bu akşam geleceğim, seni evinde doya doya sikeceğim, olur mu canım?”
“Aşkım çok korkuyorum gören olur diye!”
“Yok ben kimseye görünmeden gelirim aşkım. Saat tam 20:30 da sendeyim, tamam mı Hayriye?”
“Tamam Nahit!” dedi, gitti.
Heyecanla akşamı beklemeye başladım. Akşam saat 20:30 da evinin önünden geçerken sokak kapısının açık olduğunu gördüm ve hemen içeri daldım. Kapıdan içeri girer girmez kapı arkamdan kapandı.
Baktım kapıya sırtını dayamış, öyle bekliyordu. Evin ışıkları tamamen sönüktü, ancak sokak lambasının ışıkları pencereden sızıyor ve evin içini loş bir aydınlık kaplamıştı.
Hemen kucağıma aldım ve odaya götürdüm hiç konuşmuyorduk. Öpmeye başladım. Yavaşça çömeldi ve gözlerimin içine bakarak fermuarımı açtı, yarağımı ağzına alarak öyle bir emmeye başladı ki, daha bir dakika olmamıştı, benim yarak beton gibi olmuştu bile. Ben de onu yalamak istiyordum, yarağımı iki eliyle kavradı,
“Hayır ben bunu istiyorum hemen, sen sonra yalarsın, vaktimiz çok nasıl olsa!” dedi. Hemen birbirimizi soyduk, yere uzandı,
“Hadi koçum! Hadi benim hovardam! Göster şu erkekliğini! Yarağa doyur şu amcığımı!” dedi.
Hiç beklemedim, hemen bacaklarının arasında yerimi aldım, yarağımı amının dudaklarında aşağı yukarı gezindirmeye başladım. Hayriye çıldırmıştı, kıvaranıyor,
“Geçir kökle artık, ne olur dayanamıyorum, sok koca yaraklım, sok orospun olayım, sok artık!” diye yalvarıyordu.
Öyle bir kökledim ki yarağımı, sanki kızgın bir taşın deliğine sokmuşum gibi acı duydum. Onun ise çığlıkları evin içini doldurdu. Gözleri hafif kaydı, bayılacak sandım. Derin derin nefes alıyordu.
Ben yarağımı amından yavaşça geri çekip, çok sert bir şekilde tekrar yüklendim. Kısık bir sesle inliyor, boynumu ve kulaklarımı yalıyor, küçük ısırıklar konduruyordu. Ben hızlanmıştım, kısık kısık nefes alıyordu,
“Vur erkeğim, dibime vur! Vur koçum! Sik, becer beni! Sen benim ilk erkeğimsin, yırt şu amımın yarak görmeyen yerlerini, yırt aşkım, kocacığım, koca yaraklı hovardam, sik parçala amımı koca yaraklım, sikemeyenin amını böyle sikerler, off dayanamıyorum, içimi yakıyorsun, pompala canım, hadiiiiii geçirrrrr aslanım!” dedikçe hayvanlaşmıştım…
Hayriye amının kaslarını sıkarak adeta yarağımı bırakmamacasına eziyordu. Amcığı gevşeyeceğine sanki daha da sıkılıyor, daralıyordu. Susmak bilmiyor, haykırıyordu,
“Açım koca yaraklım, açım yarağa, açım sikilmeye! Of ne güzel sikiyorsun! Seni ilk gördüğümde amımdan akan suyu görseydin oracıkta Erkan'ın yanında tecavüz ederdin bana, Erkan'a da başımı tuttururdun!” dedi.
“Tutar mıydı?”
“Böyle siktiğini görse eminim beni kendisi siktirir sana, zaten tapıyor sana!” dedi.
Bunları duyunca anladım ki, o hanım hanımcık, çıtı pıtı, kapalı kadının fantazi dünyası sınırsızmış, sikişirken konuşmak ve özellikle kocasını aşağılamaktan müthiş zevk alıyordu. Hemen ben de buna yardım etmeye başladım,
“Senin o boynuzlu kocanın amına koyayım ben! Karısını siktiğimin pezevengi!” dedim.
“Oooohhh, eveeet, sik Erkan'ın karısını! Pezevenk kocamın sikemediği amına koyyy errkeğimmm. Sik, boynuzlat arkadaşını, Erkana boynuz taktır bana, sikicim sen ol, boynuzlu pezevengim o olsun, yırt amımı, yırt götümü, sana kendimi o pezevengin kucağında siktirmezsem bu yarrak bana haram olsun sikicim!” diye haykırıyordu.
“Sen tam bir orospuymuşsun, amına koyduğumun kahpesi, amının ateşi vücuduna, eline vurmuş, anlasaydım ilk fırsatta zorla sikerdim seni, adi fahişe!”
“Evet tecavüz etmeliydin bana, zorla, bağırta bağırta, ağlata ağlata sikmeliydin, o gün arabanla dağa kaldırmalıydın beni!”
“Sende bu orospuluk varken seni daha öyle çok sikerim ki, o pezevenk kocanın boynuzları caddelere sığmaz, merak etme!”
“Ooohhh sik erkeğim Erkan'ın karısının tazecik amcığını! Daha bu orospu kocasının taptığı bu arkadaşına neler verecek!”
“Neler vereceksin?”
“Amcığımı verecem!”
“Onu zaten verdin amcık karı, dalga mı geçiyorsun, amına koyduğumun orospusu seni!”
“Götümü de verecem, bakire el değmemiş götümün de sahibi sen olacaksın erkeğim!”
“İşte bu güzel!”
“Götümü de siktirecem sana, fakat önce şu doymamış amcığımı doyurmalısın, sik Nahit'im! Sik erkeğim, hovardam benim! Oohhh! Kocam olacak o pezevengin boynuzları uzasın, arkadaşının altında amımı siktiriyorum, ohhhh! Hadi vur! Sakın durma! Oooof, aaaah dayanamıyorum, bana bir şeyler oluyor, içim gidiyor, sakın durma, kökle birtanem, kökle! Ahhhh…” dedi ve titremeye başladı.
Boşalmak üzereydi, zevk alması için yarağımı geri çektim, başının yarısına kadar çıkardım ve tekrar kökledim ve öyle bir bastırdım ki, dibinde bekledim ve boşaldığını hissettim.
Ben ise hızımı daha alamamıştım, kendimi sıkıyor boşalmamak için direniyordum…
Yaklaşık bir saat sonra Hayriye dördüncü kez boşalırken, ben de patlamak üzereydim ve makina gibi hızlandım,
“Geliyorum orospum, nerene boşalayım?” dedim. Hemen bacaklarını sımsıkı belime, kollarını da boynuma doladı, gözlerimin içine bakıyor, sıktığı dişlerinin arasından,
“İçime boşal koçum, içime boşal aslanım! Her yerim senin, istediğin yerime boşalabilirsin, ama önce şu orospunun döle susamış taze amını döllerinle bir sula, arkadaşının sikemediği karısını dölle, bu am senin döllerine kurban olsun, hadi sikicim, hadi fışkırt amıma, fışkırt döllerini!”
“Ya hamile kalırsan?”
“Offff, hadiii, fışkıırrrrt aşkımm, bırak kendini, hadiii ak içimeee, ak amımaa, ohhh hadi sikicim, yolla döllerini hadiii, kalırsam sana hamile kalayım, senin çocuğunu doğurayım, hadiiii!” diye bağırdı.
Öyle tahrik olmuştum ki, artık bu sözler üzerine o anda patladım! Ama ne patlayış, amının içi, en ücra köşesine kadar dolmuştu. Adeta kısa bir baygınlık geçirdi…
O gece Hayriyeyi defalarca siktim. Tabi, götünün kızlığını da aldım. İlişkimiz üç yıldır sürüyor. Her fırsatta amdan, götten, ağzından, neresi denk gelirse orasından çılgınca siktim. Eve gidince de karımı bıktırana kadar sikiyorum, şüphelenmesine fırsat bırakmıyorum.
Hayriye benden hamile kalınca yine içine girmeden erken boşaldığı bir gece, iyice ezikleşen Erkan'a her şeyi anlatmış. Kocası önce kızmış köpürmüş, ama sonra çaresiz olduğu için kabullenmiş.
“Her şeye razıyım Hayriye’m, yeter ki beni bırakma… Senin çocuğun benim çocuğum…”
Bunu bana Hayriye'yi domaltmış, o daracık amcığını çatır çatır, inlete inlete sikerken anlattı.
“Söyle o kocan olacak pezevenge, merak etmesin” dedim. “Size ben yardımcı olurum. Azgın karısını yarrağımla doyuruyorum, sikmesini beceremeyen kocana da paramla destek olurum.”
Öncelikle belirteyim ki kocamla sevişerek evlendik. Metin yakışıklı, sportmen, beni çok seven bir adam… Adeta tapar bana… Ben de onun her isteğini yapmaya, ayak uydurmaya çalışırım. Evlendiğimizin beşinci seneleri falandı. Artık her şey, seks dahil tekdüze olmuş, seksi görev olarak yapmaya başlamıştık. Toplam beş dakikayı aşmazdı. Buna bir çözüm bulmamız gerektiğini söylediğinde, “Nasıl yani?” dedim. Tecrübeli olan oydu. Evlenmeden önce ilişkileri olmuştu, biliyordum, anlatmıştı bana… Bense ne gördüysem kocamdan görmüş, öğrenmiştim. Gözü açılmadık bakireydim evlendiğimizde… Seks konusunda da tutucu sayılabilecek kadar sabit fikirliydim. ”Porno filmler getireyim, birlikte izleyelim” dedi. Önceleri utanarak, başka erkeklerin orasını görmenin günah olacağını söyleyerek reddettim. Sonra baktım olmayacak, işler günden güne kötüye gidiyor, çaresiz kabul ettim. İşte o günden sonra hareketlendi seks yaşamımız… Eve filmler getiriyor, yatağımızın karşısına koyduğu televizyonda sevişme sahnelerini, son derece seksi porno yıldızlarının yaptıklarını izledikçe ben de açıldım. Filmi izlerken ikimiz de azıyor, birbirimize saldırıyorduk. Hele hele grup seks konulu filmlerde, nereye, hangisine bakacağımı şaşırıyordum. İki üç erkeğin arasında kalan, hepsini de memnun eden kadınları, bir erkeği paylaşan bir kaç kadının sevişme sahnelerini gördükçe öyle iştahlanıyordum ki… Benim böyle filmlerden daha çok etkilendiğimi fark eden Metin’in getirdiği filmlerde de hep böyle sahneler oluyordu.
Bir gece yine konulu bir film getirmişti. Alt yazılı filmde iki karı koca birbirlerine giriyorlar, kimin eli kimin cebinde belli olmadan harika sahnelerle grup seks yapıyorlardı. Her zaman olduğu gibi yine çok azmış, sularım sellerim akmıştı. Yine de kocama, “Hadi ya, ne saçma şeyler yazıyorlar. İnsan karısını başka erkekle paylaşır mı? Ya da tam tersi, kocasını başka kadınla?” diye fikrimi belirttim. Metin bacaklarımın arasında klitorisimi yalıyordu bunu söylediğimde… Islanmış ağzıyla başını kaldırıp bana baktı, “Neden olmasın Gül… Seks yaşamları monotonlaşmışsa, evliliklerini kurtarabilmek için pekala yapabilir, değişik arayışlara girebilir insanlar…” “Sen de saçmaladın. Ne yani? Benim yabancı bir erkekle sevişmem evliliğimizi nasıl kurtaracakmış? “ “Neden olmasın? Birbirimizi sevdikten sonra… Hep evde yemek yemekten bıkıp dışarıda restoranda yediğimiz zaman nasıl mutlu oluyorsun, hatırlasana… Bu da öyle bir şey işte…” “Saçmalama Metin.. Hiç böyle bir şey olur mu?” diyerek kızdım. Münakaşa ettik. Sevişmeyi yarım bıraktık o sinirle… Metin salona gidip koltukta yattı beni yatakta yalnız bırakıp… Ertesi gün o işe gitti, ben evin işlerini bitirip öğleden sonra can sıkıntısından akşamki filmi açtım. Tekrar izlemeye başladım. Filmin kahramanı karı koca yolda arabalarına aldıkları seks düşkünü çiftle samimi olup grup seks olayına giriyorlar, film boyunca her fırsatta sevişip duruyorlardı. İlk yarım saatin sonunda öyle azmıştım ki, film bitene kadar kendimi okşaya okşaya, gözüm ekrandaki iki kadın iki erkeğin birbirlerine girdiği sevişme sahnelerinde, iki kez orgazm yaşadım. Akşam üzeri kocam her zamanki işten dönüş saatinde kapıyı açtığında karşısında beni gördü. Elimde boynuna kırmızı kurdele bağladığım bir şarap şişesi, çırılçıplak karşısında dikiliyordum. Beni o vaziyette görünce gözleri fal taşı gibi açıldı. Onun da elinde bir demet çiçek vardı, özür dilemek için… Hiç konuşmadan sımsıkı sarıldı bana, elimdeki şişeyle beraber kucaklayıp yatağa attı. Soyunup sarıldığında ben de kumandanın düğmesine basıp akşamki filmi açtım. Aç karnımıza, dudaklarımızı meze yapıp şarap şişesini bitirdik. Dayanamayıp birbirimize girdiğimizde, filmdeki iki karı koca çiftin yanı sıra bizim de inlemelerimiz yatak odamızda yankılanıyordu.
O geceden sonra artık kocama karşı çıkmadım bu konularda… Tam bir uyum sağlamıştık. Ve gördüm ki haklıydı. Seks hayatımız şenlenmiş, ilk günlerin canlılığına kavuşmuştuk. Film izlerken sevişiyorduk hep… Filmdeki zenci erkeklerin koca siklerini gördükçe Metin, “Oh, karıcım, şuna baksana… Nasıl kocaman… Çağırayım mı bu herifi? O koca yarrağını soksun sana…” diye beni kışkırtıyor, ben de koca memeli, iki üç zencinin arasında, heriflerin kol gibi koca yaraklarına bana mısın demeyen kadınları gösterip, “Ben de sana bu orospuları ayarlayayım. İkisinin arasında iflahın kesilir. Senin iliklerini kurutur bunlar…” diyordum. Konulu filmlerde sevişen çiftlerin hepsi de seçmece, kocaman aletleri olan vücutçu erkekler, sürekli sevişip duran afet gibi kadınlar oluyor, birbirimize ekrandaki çiftle beraber sevişmenin nasıl olacağını anlatırken zıvanadan çıkıyorduk. Sabahlara kadar sevişiyorduk. Tabi, bu fantazilerimiz izlediğimiz filmlerle sınırlı kalıyordu hep. Ta ki o muhteşem yaz tatilimize kadar…
Evlilik yıldönümümüz yaklaşmıştı. Hem kutlamak, hem de bir haftalık bir tatil için bir otelde balayı yapalım diye araştırma yaparken, çok iyi görüştüğümüz, birlikte turlara, gezmelere gittiğimiz arkadaşlarımız olan Nevin ve Erdallar bize geçen yaz gittikleri oteli tavsiye ettiler. Otelin sahibi indirim yapabilirmiş falan… Derken öyle oldu ki, bahsettikleri otelde dördümüz için bir haftalığına yer ayırttık ve birlikte gittik. Oteldeki ilk gecemizde yıl dönümümüzü kutladık. Her şey dahil olunca içkiler su gibi aktı, çılgınca eğlendik, gülüp dans ettik. Otel yönetimi de bize ikram olarak şampanya yolladı. Pastalar kesildi, şampanyalar içildi. Her şey çok güzeldi. Canlı müzik vardı, kalkıp dans etmeye başladık. Bir ara Metin’le biz yorulup oturduk. Nevin ve Erdal dans etmeye devam ediyorlardı. Bir ara yanımıza geldiler. “Hadi ne oturuyorsunuz, kalkın miskinler…” diyen Erdal elimden tutup beni kaldırırken, Nevin de kahkahalar atarak kocamı piste sürüklüyordu. Şen şakrak, neşe içinde dans etmeye başladık. Erdal çok iyiydi bu konuda… Bana sarılıyor, elimden tutup etrafımda döndürüyor, dans pistinin her tarafında döne döne adeta beni kollarında uçuruyordu. Başım zaten içkiden dönüyordu, bir de dansın hareketliliği iyice çarptı. Bir ara sendeledim, Erdal kolunu belime sardı, düşmemem için kendine çekti. Sımsıkı sarılmıştı. Göğüslerim onun göğüslerinde eziliyordu. Dans etmeye devam ediyorduk ama bedenlerimiz birbirine yapışmıştı adeta… Başımın dönmesi geçmeyince omuzuna koydum başımı… Vücudunun her hareketini vücudumda hissediyordum. Bacağını iki bacağımın arasına sokmuş, dönüp duruyorduk pistte… Bacağının kasıklarıma, kadınlığıma yaptığı baskıyı hissettim. İçimden bir şeyler akmaya başladı. Ayakta sevişiyor gibiydik. Kendimi geri çekemiyor, aksine zevk girdabı beni daha çok kendine çekiyordu. Kısık gözlerle başımı kaldırıp Erdal’ın yüzüne baktım. O da bana bakıyordu. Müthiş bir istek vardı gözlerinde… Hani etrafta kimse olmasa… Yalnız olsak… Elimi önüne daldırıp önümde hissettiğim kabarıklığın nasıl bir şey olduğunu görsem… Öpsem, yalasam… Beni oracıkta yatırıp… Offf…
Başımı çevirdim, kocamı aradım gözlerimle… Biraz ileride, kalabalığın arasında Nevin’e sarılmış dans ediyorlardı. Onlar da bizim kadar olmasalar da yine de bayağı samimi bir şekilde, kahkahalarla dans ediyorlardı. Sonunda müzik durdu, dans bitti. Benim hala başım dönüyor, Erdal belimden tutup destek oluyordu. Metin ve Nevin yanımıza geldiler. Kocam beni Erdal’ın kollarından devraldı. İçkiyi fazla kaçırdığım konusunda bir şeyler gevelemeye çalıştım. Üçü de benim halime gülüyorlardı. Kocam iki fincan şekersiz kahve içirdi ayılmam için… Hep beraber odalarımıza çekildik. Duşa girip çıktığımda iyice kendime gelmiştim. Banyodan çıktığım gibi çırılçıplak kendimi yatağa attım. Kocam da yanıma uzandı. Parmaklarının ucunu memelerimde, karnımda, kasıklarımda gezdirirken sordu, “Neydi o öyle? Erdal’la bayağı yakındınız dans ederken?” dedi. “Sen asıl kendine bak. Nevin’in içine düşecektin.” diye tersledim ben de… “Ne yapayım karıcım, alkollüsün diye herif sana öyle sarılıyordu ki… Nevin maraza çıkarmasın diyerek ben de sizi görmeyeceği arka köşelerde sarılıp dans etmek zorunda kaldım.” “Pek zorunda kalmamış gibiydin ama, tam aksini gördüm ben…” “Sanki sen öyle değildin aşkım… İki ahtapot gibi sarılmıştınız birbirinize… Nasıl, hoşuna gitti mi Erdal’ın kollarında olmak?” “Saçmalama allasen…” dedim ama aklıma o anlar gelince yine ateşlendim. Zaten Metin’in üçgenimde dolaşıp duran parmakları da delirtmişti beni… Kocama sarılıp geceyi müthiş bir sevişmeyle noktaladık. Gözlerimi kapatıp Erdal’ın bacak aramda dolaşan bacağını, bedenimi saran kollarını, bana arzuyla sikecek gibi gözlerini hayal ettim kocam beni sikerken… Biliyordum ki kocamın aklında da Nevin vardı üstümde gidip geldiği anlarda…
Ertesi gün havuz başında güneşlenirken Metin’in canı denize girmek istedi, yarım saatliğine sahile indi. Nevin de gecenin yorgunluğuyla yattığı yerde uyuklayıp duruyordu. Güneş kremini ön taraflarıma, bacaklarıma sürdüm. Arkama süremiyordum. Erdal elimden aldı, uzanmamı istedi. Nevin’e baktım, geniş hasır şapkayı yüzüne örtmüş, derin derin uykuya dalmıştı. Benim karısına baktığımı görünce kısık bir sesle, “Uyuyor…” dedi. “Gece çok yoruldu” “Ya, evet… Öyle çok dans ettik ki, yorulması normaldir.” Kremli eli omuzlarımda, sırtımda, belimde dolaştıkça ürperiyordum. “Eh, hem danstan yoruldu, hem de gece odada yoruldu” Sesindeki imayı fark etmiştim tabi, elimde olmadan kıkırdayıverdim. Onlar da bizim gibi ateşli bir gece geçirmişlerdi anlaşılan… “Nevin’in boynundaki morluktan anladım zaten, epey mücadele etmişsiniz dün gece…” dedim şakayla… Erdal da güldü, “Belli oluyor mu Gül? Ya, sevişirken kendimizi kaybediyoruz bazen…” Durdu, sonra ekledi, “Akşam epey tahrik olmuştum. Yatağa girdiğimizde de…” Cevap vermedim. Neden tahrik olduğunu biliyorduk ikimiz de… Cüretkar ve utanmaz parmakları vücudumun her yerinde dolaştıkça içim geçti. Etrafta insanlar olmasa, karısı yanımızda uyumasa oracıkta yatıp bacaklarımı açmak için dayanılmaz bir istek duydum… Kremlemeyi geçmiş, masaja dönüşmüştü olay… Bacak aralarımda dolaşıyordu parmakları… Hoşnutlukla inledim. Parmakları daha rahat hareket etsin diye istemsizce araladım bacaklarımı… “Çok güzelsin Gül…” dedi boğuklaşmış, kısık sesiyle. “Bikininin ağ kısmı epey ıslandı, biliyor musun? Zevk suların akıyor…” “Senin yüzünden…” dedim ben de aynı kısık sesle… ”İstersen krem sürmeyi bırak, yoksa boşalmaya başlıcam, etrafa rezil olacağız.” “Ön tarafını da kremlemeden bırakmam, yanarsın yoksa… Yüzünü döner misin?” dedi. İster istemez sırt üstü yattım. Bu kez de kremi göğüslerime, karnıma, bacaklarıma sürmeye başladı. Mayosunun önündeki kabarıklık gözüme takıldı. Bayağı kalın görünüyordu, çadır gibi olmuştu mayosunun önü… Tam o sırada Metin geldi. Elindeki havluyu yanımdaki şezlonga serip uzandı. “Siz ne yaptınız çocuklar?” diye sordu gayet rahat bir tavırla… Şaşırıp kalan Erdal’ın kremli elleri bacaklarımdaydı o sırada… “Erdal güneş kremi sürüyordu hayatım, sen olmayınca iş ona kaldı” dedim. “Ee, arkadaş arkadaşa yardımcı olacak tabi… Öyle değil mi Erdal?” “Tabi canım… Elbette… Ne demek…” diye bir şeyler geveledi Erdal. “Zaten bitirmiştik. Hadi, ben de havuza gireyim bari, piştim sıcaktan…” diyerek kendini havuza attı. Mayosunun önündeki kabarıklığı Metin’e göstermemeye çalışıyordu suya girerken… Metin onun yüzmesini izlerken bana, “Epey sportmen çocukmuş Erdal da… Nasıl, beğendin mi aşkım? Şu kaslarına baksana, spor yapıyor herhalde…” Yüzüne baktım, “Ben niye beğeneyim canım? Nevin beğenmiş zaten…” “Aşkım, yarım saattir senin vücudunu okşarcasına kremleyip duruyor. Sen de beğenmiş gibiydin. Kendinizden geçmiştiniz. Etrafı gözünüz görmüyordu. Nevin yanınızda uyurken… Nerdeyse sikişecek gibiydiniz…” image “Terbiyesiz herif… Ne yaptın peki? Bizi mi izledin sen de o her tarafımı ellerken? Hoşuna mı gitti beni okşaması?” “Evet karıcım… Çok hoşuma gitti. Tahrik oldum. Baksana şuna…” Önünü gösterdi. Kocamın da mayosunun önü kabarmıştı. Zaten ıslanmış durumdaydım. Bir de kocamı öyle görünce… “Mmm… İştah açıcı görünüyor” dedim dudaklarımla yalanarak… “Hadi gel, odamıza gidelim…” “Dur biraz karıcım, hazır uyurken, kocası da ortalıkta yokken şu Nevin’in vücudunu seyredeyim biraz…” Baktım, Nevin biraz ilerimizdeki şezlongta hala uyuyordu. Hasır şapka yüzünü örtmüş, düzenli nefeslerle bikinisinin üstü inip kalkıyordu. Meme uçlarının kabarıklığı kumaştan belli oluyordu. Düzgün, beyaz vücudu kaymak gibiydi. Yüksek koruyucu faktörlü güneş sütüyle parıl parıl parlıyordu teni… Bir dizini kaldırmış vaziyette, avuç kadar minicik bikinisinin altı yumruk gibi kabarmış kadınlığını zor örtüyordu. Yerimden kalkıp belime pareoyu bağlamadan önce bikini altımın ağındaki ıslaklığı kocama gösterdim, “Nasıl ıslanmış görüyor musun? Sevgili arkadaşın okşaya okşaya ne hale getirdi beni… Hadi sapık herif, çabuk kalk, odaya gel. Elin uyuyan çıplak karısını seyredeceğine gel, bu hazır azmış vaziyetteki kendi karını becer. Güzel güzel bu ıslak amın hakkını ver. Sik beni… Yoksa…” “Yoksa?” Elinden tutup kaldırdım, “Yoksa, ben de gider Erdal’la beraber yüzmeye başlarım. Bu azgınlıkla, ıslanmış amcıkla sonu nerde biter bilmem… Sen de oturur burada Nevin’e baka baka mastürbasyon yaparsın” Neredeyse koştururcasına kaldığımız odanın yolunu tuttuk. Daha odaya girer girmez kocamın üstüne atladım. Birbirimizi vahşice öperken titreyen ellerimizle üstümüzdeki mayoları soyduk bir yandan da… Çırılçıplak kalınca kocamın üstüne çıktım. Havaya dikilmiş sikinin üstüne oturuverdim bir anda… Havuz kenarında Erdal’ın okşamasıyla ıslanmaya başlayan kadınlığım, kocamın sikini kolaylıkla içine aldı, yağ gibi kaydı. İkimiz de öyle tahrik olmuştuk ki, çok kısa sürdü sevişmemiz… On dakika sonra sarsılmaya başladım. Kocam içime sıcak döllerini püskürtürken ben kasıla kasıla orgazm oldum. Kendimi yatağa, kocamın yanına attım. Sırtüstü yatıp kaldık. “Off…” dedim. “Fırtına gibiydi… Ne olduğunu anlamadım bile…” Metin yan dönüp okşamaya başladı beni… “Evet, fırtına gibiydi ve ben senin neden tahrik olduğunu çok iyi biliyorum” dedi. “Nedenmiş?” “Erdal’ın okşamalarından, neden olacak? Dün geceki dans ederken sarılmaları, bugün güneş kremi sürerken mıncıklayıp durması… Kabul et artık. Hoşuna gidiyor başka bir erkekle sevişme fikri… Tahrik oluyorsun. Gel yapalım şu grup seks işini… En azından bir kez deneyelim. Hazır ortam bu kadar müsaitken…” “Senin amacın da Nevin’i becermek değil mi? Arkadaşının karısını sikebilmek için mi ısrar ediyorsun bu kadar?” “Nevin şart değil aşkım… Tamam, senin kadar olmasa da, Nevin de taş gibi, güzel, seksi kadın… Ama benim amacım değişiklik olsun, denemiş olalım, dörtlü grup seks yapalım. Baksana, az önce kasırga gibiydin, hayali bile yetti. Düşünsene gerçekten grup seks yaptığını… Erdal’la seviştiğini… Benim yanımda… Hepimiz beraber…” “Peki sen hazmedebilecek misin sonradan? Düzenimiz bozulmasın yok yere? Beni boşamaya falan kalkmayasın?” ”Yapma karıcım bu nasıl laf ? Ben monotonlaşan seks yaşantımızı renklendirmeye çalışıyorum. Biliyorsun sevişme süremiz neredeyse üç dakikaya inmişti. Sen benim biricik ve sevgili karımsın…” Giyinip dışarı çıktık. Eğlendik, yüzdük, yemek yedik, akşam dans, eğlence derken gece odamıza çıktık. O gece ilk kez fantezi kurarak sevişmeye başladık. Ve gerçekten de çok uzun süredir ilk defa bu kadar ateşli ve uzun oldu sevişmemiz… Kocam bana, “Kapat gözlerini… Şimdi seni Erdal sikiyor… İçinde Erdal’ın siki gidip geliyor… Yanınızda da ben Nevin’e geçirdim, onun karısını sikiyorum. Ohhh… Hem Nevin’in amına koyuyorum, hem Erdal’ın seni nasıl siktiğini izliyorum…” dedikçe ben kendimden geçiyor ve artık unutmaya başladığım iniltiler ve çığlıklar dökülüyordu dudaklarımdan… Yaklaşık iki saat boyunca durup dinlenmeksizin seviştik. Sevişmemiz bitince, “Gördün mü bak? Ne kadar farklı oldu? Bir de gerçeğini yapsak kim bilir nasıl olur?” dedi yine… “Nasıl olacak peki? Bakalım onlar da isterler mi? diye sordum merakla ve istekle… “Pek zorluk çıkaracaklarını sanmıyorum. Erdal seni okşarken ne hale geldiğini gördüm gözlerimle… Karısı da dans ederken sarılmama hiç ses çıkarmamıştı. Yine de sen bir Nevin’in ağzını ara, ben de Erdal’ın..” dedi.
Ertesi gün sabah kahvaltısından sonra çarşıya çıktık. Biz iki kadın her zamanki gibi dükkanların önünde fazlaca takılmaya başlayınca erkekler sıkıldı ve bir kafede birer bira içmek için ayrılıp bizi yalnız bıraktılar. Biz mağazaları dolaşıyorduk. İç çamaşırı satan bir dükkandan bir iki string külot, transparan fantezi gecelik, jartiyer, çorap falan aldım. Nevin aldıklarıma bakıp güldü, “Desene bu bir hafta boyunca Metin’i mahvetmeye kararlısın” dedi. “Ee, tatile geldik hayatım. Tadını çıkarmak lazım. Kocam bu tatilde pek dinlenmeye fırsat bulamayacak” dedim muzip muzip… Yüzüme baktı, gülümseyerek, “Geçen geceki dans gibi mi?” dedi. Baktım, biliyordu ve pek kızmış görünmüyordu. Yine de, “Şey, alkolü fazla kaçırdım biliyorsun. Biraz dağıttım galiba…” dedim. Tekrar güldü, “Canını sıkma Gül. Kocamla yaptığın o samimi dans bana yaradı o gece… Sabaha kadar canımı çıkardı Erdal… Şuna baksana…” diyerek omuzlarına saldığı saçlarını kenara çekip boynundaki ısırık izini gösterdi. “Sert seksten hoşlanıyorsunuz galiba… Sen de o gece Metin’le kucak kucağaydın. Nerdeyse ortalık yerde işi pişirecek gibiydiniz” dedim ben de… Uzanıp elimi okşadı, “Senin de dediğin gibi Gül, tatile geldik. Eğlenmeye… Tadını çıkaralım hepimiz… Sonra… Dün havuzun başında içim geçmiş biraz… Ama kocam seni kremlerken uyanıktım. Keyfinizi kaçırmamak için uyuyormuş gibi yaptım gidene kadar… Benim kocamı da, kendininkini de azdırdın iyice… Daha doğrusu hepimizi… Siz gittikten sonra biz de odaya çıktık. Erdal yine haşat etti beni…” “Yani… Konuştuklarımızı duydun mu peki?” Şuh, isterik bir kahkaha attı Nevin, “Evet canım… Hepsini… Erdal’ın söylediklerini… Kocanın benim hakkımda konuşmasını…” Durdu, gözkapakları yarıya inmiş kısık gözlerle, yarı aralık etli dudaklarıyla yüzüme baktı. Yüzündeki şehvet ifadesi görülmeye değerdi. Elimi tuttu, “Hadi gel, erkekleri de alalım, şöyle tenha bir yer bulalım kendimize… Tatil yapmaya geldik, tatilimizin tadını çıkaralım…”
Kocalarımızın oturduğu kafeye gittik elimizde paketlerle… Bira içiyorlardı. Birer tane de biz içtik. Kocama baktım sorar gibi, başıyla tamam işareti yaptı. Evet, erkekler de konuşmuştu. İçim bir hoş oldu, heyecanlandım. Birer bira daha içtik. Biralar biter bitmez arabaya binip yola çıktık. Yolda arabayı kullanan Metin’e “Aşkım, hava çok sıcak, hadi bizi değişik bir yere, güzel bir deniz kenarına götür, serinleyelim.” dedim. Bir an önce olaylar başlasın istiyordum. Kocam, “İyi ama, denize girmeyi planlamamıştık karıcım, mayolarımız yok.” Şımarık bir tavırla yanağından öptüm, “Olsun aşkım, sizin üstünüzde şortlarınız var, bizim çamaşırlarımız… Tenha bir koy bulalım yeter…” Koyları dolaşmaya başladık. Hafta içi olduğundan pek kalabalık değildi. Yarım saatın içinde tam istediğimiz gibi bir yer bulduk. Tepede yolun kenarında arabayı bırakıp elimizde çantalarla aşağıya inmeye başladık. Nevin ile Erdal önden gidiyorlardı, biz Metin’le arkada kalmıştık. Elimi tutup taşlık patikada aşağıya inmeme yardımcı oluyordu. “Ne yaptınız, Erdal’la konuştunuz mu?” dedim kısık sesle… “Evet aşkım… Anladığım kadarıyla adam senin için deli oluyor. Seni sikebilmek için her şeye razı… Peki ya siz? Nevin’le konuştun mu?” “Konuştuk. Her şeyin farkında, biliyor. Buraya gelmemizi de o istedi zaten… İstediğin şey biraz sonra gerçekleşecek. Memnun musun?” “Olmaz olur muyum? Göreceksin, çok güzel olacak.” Kıvrıla kıvrıla inen daracık, taşlı patika yol, bizi nefis, tertemiz bir deniz kenarına götürdü. Çalıların bittiği yerde kayalar başlıyordu, sonra da deniz… Denize girilebilecek ufak bir alan vardı sadece… Böyle bomboş olmasının nedeni de buydu herhalde… Havluları karşılıklı ikişer ikişer yere serdik. Adam kesseler kimse duymazdı. Kuş ve dalga seslerinden başka bir şey duyulmuyordu. Kocalarımız tişörtlerini çıkarınca şortlarıyla kaldılar. Biz kadınlar da önce tereddütle birbirimize baktık, sonra tişört ve eteklerimizi çıkardık. Benim içimde çamaşır olarak şeffaf siyah bir tanga takım vardı. Memelerimin kabarmış uçları, amımın üstünde çizgi şeklinde bıraktığım ince tüy şeridi transparan çamaşırın altında görünüyordu, meydandaydı. Nevin’deyse iri göğüslerini zor kapatan bir beyaz sütyen, altında minicik bir string külot… Önü dudakların arasında kaybolmuştu, arkada ise bir ip sadece… Kocamın hayran olduğu taş gibi güzel kalçaları meydandaydı. Stringin ipi arkasındaki minik deliğini bile zor kapatıyordu. Cesaretini takdir ettim doğrusu… Erkekler havluların üzerine sırt üstü uzanmışlar, bizim soyunmamızı izliyorlardı. İkisi de heyecanlıydı, şortlarının önündeki kabarıklığı saklamak için pek gayret sarf etmiyorlardı, gözleri üstümüzdeydi. Benim gözüm Erdal’ın geniş göğsüne, kaslı kollarına takılıyordu sürekli… Bacakları kaslı ve gergindi. Yutkundum. O bedeni okşamak, altında ezilmek için müthiş bir istek duydum içimde… Erdal yattığı yerden, “Ya, kızlar, isterseniz üstünüzü de çıkarın, nasıl olsa burada biz bizeyiz. Öyle değil mi Metin? Ne dersin?” “Tabi canım… Üstsüz güneşlenin… Yabancı yok ya… İstediğiniz gibi davranın, rahat edin.” Nevin’le birbirimize bakıp gülümsedik. Yabancı yoktu ama, bizi sikmek için kıvranan birbirimizin kocaları vardı. Ve her yerimizi, her noktamızı görmek için deli oluyorlardı. Üstlerimizi çıkardık. Benim ufak bir kavunu andıran diri yuvarlaklarım, Nevin’in benden daha büyükçe iri memeleri meydandaydı şimdi… Ben de öyle heyecanlıydım ki… İlk defa kocamdan başka bir erkek, çıplak memelerimi detaylarıyla görüyordu. Kocam Nevin’e, “Nevin’cim, gel seni kremleyeyim, güneş yakmasın, çok beyaz tenin var senin…” dedi. Kocasına döndü, “Dün sen Gül’ü kremlemiştin Erdal, bugün ben de Nevin’e süreyim, ne dersin?” “Tabi dostum, neden olmasın…” diyerek izin verdi kocası… Nevin gülerek Metin’in yanına uzandı. Çıplak göğüslerinin uçları mermi gibi olmuş, arzuyla titreşiyorlardı. Ben de eğilip ikinci güneş kremini aldım poşetin içinden, gidip Erdal’ın önünde dikildim. Elimdeki güneş kremini gösterip, “O zaman benim krem sürücüm de sen oluyorsun Erdal…” dedim neşeyle… Erdal yanındaki boş havluyu eliyle gösterip, “Evet, hanımefendi. Buyurmaz mısınız? İtinayla yağlama, kremleme yapılır” diyerek şakalaştı benimle… Ben de onun yanına uzandım. Ellerine bolca krem döktü, yanımda diz çöktü. Ben heyecandan titreyerek onun ellerinin, parmaklarının temasını bekliyordum. Fazla bekletmedi, göğüslerimden başlayıp kremi yedire yedire, okşaya okşaya sürmeye başladı. Kremlemek lafın gelişi, adeta pençelerini atmış, resmen göğüslerimi okşuyordu. Dirseklerime dayanmış yatıyordum önünde… Başımı arkaya attım. Göğüslerimi okşayan kaygan parmakları uçlarında dolaşmaya, hafif sıkmaya başlayınca zevkten belli belirsiz inceden bir inilti koptu ağzımdan… “Ohhh… Erdal… Çok güzel sürüyorsun..” Şehvet yangını başlamıştı, kasıklarımın yandığını, ıslandığımı hissediyordum. Göğsümü bitirdi, karnımı okşadı, bacaklarıma geldi. Bacaklarımı hafif araladım. Tanga külodumun önündeki ağ kısmı zevk sularımdan ıslanmış, güneşin altında parlıyordu ve Erdal da görüyordu bunu… Kafamı bizimkilere çevirdim o arada… Kocam Nevin’in arkasındaydı. Bacaklarını aralayıp arasına, havluya oturtmuştu Nevin’i… Bir yandan koltuk altından geçirdiği kremli elleriyle kadının göğüslerini avuçlamış okşarken, bir yandan da omuzlarını öpüyor, Nevin de eliyle string külodun ipinin yanından kadınlığını avuçlamış, gözleri kapalı, kendini okşuyordu. Beni kremlemeye dalmış, gözü benden başkasını görmeyen Erdal’a bizimkileri işaret ettim. Çok güzel manzaraydı karşımızdaki… İştah açıcıydı… Güzeller güzeli Nevin, yakışıklı kocamın kolları arasında kendinden geçmiş vaziyetteydi. Erdal da manzarayı görünce hem cesaretlendi, hem de hırslandı. Beni arkaya sırtüstü yatırıp memelerime kapaklandı. Somururcasına emiyor, yalıyordu. Ellerimi saçlarına götürdüm, avuçlayıp kendime çektim. Daha da hırslandı, birini avuçlarken, diğerini somuruyordu. Dayanamadım, kendimi onun dudaklarına bırakıp “Ohhh… Erdal… Harika…” diye inledim. Memelerime doyunca onlarla uğraşmayı bırakıp yukarıya çıktı. Dudaklarıma yumuldu. Vahşice öpüşüyorduk. Kendimizden geçmiştik. Kocamla Nevin de bizden görüp sevişmeye başlamışlardı. Hemen yanı başımda sevgili kocam bir başka kadının, arkadaşının karısının üstündeki tek giysi olan string külodu koparıp attı. Eliyle amını avuçlarken o da Nevin’e yumuldu. Şehvetle, ateşli ateşli öpüşüyorlardı. Nevin’in eli kocamın şortunun içine daldı. Taş kesilmiş sikini avuçlayıp dışarıya çıkardı. Kocam onun amını avuçlarken, o da kocamın sikini sıvazlayıp duruyordu. Erdal altımdaki külodu bacaklarımdan sıyırmaya başlamıştı. Benim külodumu, kendi şortunu telaş içinde çıkarıp attığında ikimiz de çırılçıplak vaziyetteydik. Bacaklarımı aralayıp başını amıma gömdü. Şehvetle yanan amımı yalamaya başladı. Saçlarından tutup kendime çektim. Artık zevkten bağırmaya başlamıştım. İlk kez kocamdan başka bir erkeğin, Erdal’ın amımı, klitorisimi yalayan dilinin verdiği zevk bir yandan, hemen yanımda kocamın bir başka kadınla sevişmesini izlemenin verdiği zevk bir yandan… Sevişirken, kocamla birbirimizi yalarken, beni sikerken televizyon izlemeye benzemiyordu bu… Canlı canlı sevişiyorlardı karşımda… Ve bambaşka, çıldırtıcı bir deneyimdi bu… Kocamla Nevin öpüşmeyi bıraktılar. Benim zevk feryatlarımın etkisiyle onlar da iyice azmışlar, hareketleri sertleşmişti. Hırsla yere yatırdı Nevin’i… Bacaklarını aralayıp taş kesilmiş sikini kadının ıslak amına gömdü bir hamlede… Nevin acı bir feryat kopardı. Sesi denizde, arkamızdaki yola çıkan tepelerde yankılandı. “Ahhh… Metinn… Canımı yaktın… Oohhh… Sikin canımı yaktı” Erdal da amımı yalamayı bırakıp başını bizimkilere çevirdi, ne oluyor gibisinden karısına baktı. Hızla, acıtarak karısının amına giren ve girip çıkmaya başlayan alet şimdi zevk vermeye başlamış olmalı ki, kaltak bacaklarını kocamın beline dolamış, boynunu, omuzlarını ısıra ısıra inliyordu. Erdal’ın kolunu tutup yere yatmasını istedim. Ben geri kalmıştım. Nevin’in aldığı zevki ben de almalıydım. Yere yatan Erdal’ın şortunu çıkarıp attım. Sikinin üstüne yükselip elimle başını tuttum, amıma nişanladım. Dudaklarımı ısırarak yavaş yavaş sikinin üstüne oturdum. Ellerimi göğsüne dayayıp destek alırken oturup kalkmaya başladım. Erdal aşağıdan memelerimi avuçlayıp sıkarken, alttan kalçalarını indirip kaldırıyordu. Siki Metin’in sikiyle aynı boydaydı hemen hemen… Fakat daha kalındı. Adeta amımı ikiye yarıyor, geriyordu girip çıkarken… Kocam Nevin’in ayaklarını tutup pergel gibi bacaklarını ikiye ayırmış, bıçak saplarcasına yarağını kadının amına sokup çıkarıyordu. Nevin zevkten haykırıyor, kocam sikini gömdükçe memeleri ileri geri sallanıp duruyordu. Kocam sikini çıkardı, tutup Nevin’i bize doğru domalttı. Belinden tutup arkasından sokup çıkarmaya başladı. Ben de Erdal’ın sikinin üstünden kalktım, havluyu alıp onların yanına götürdüm. Aynı Nevin gibi domaldım onlara doğru… Erdal da ne istediğimi anladı hemen, gelip kalın sikini arkamdan amıma geçirdi. Belimden pençeleriyle tutup arkamda gidip gelmeye başladı. Torbaları alttan klitorisime çarpıyordu yapış yapış, beni delirtiyordu zevkten… Nevin’le yüzyüze sikiliyorduk. Kocam onun arkasında Nevin’i sikerken, Nevin’in kocası da beni sikiyordu karşılıklı… Nevin’in zevkten kasılan yüzü, aralık duran etli, dolgun dudakları öyle güzeldi ki… Dayanamayıp dudaklarından öptüm. Şaşırdı önce… Sonra o da bana katıldı. Erkeklerimiz bizi domaltmış sikerken, biz de kız kıza öpüşmeye başladık. İnlemeler, feryatlar koyun içinde yankılanıyordu. Kocam daha fazla dayanamadı, haykırarak boşalmaya başladı. Öyle uzun sürdü ki boşalması… Onun ilk defa bu kadar boşaldığına şahit oluyordum. Onu Nevin takip etti. Hemen arkasından onların feryatları Erdal’ı gaza getirdi herhalde, belimi acıtan parmakları kasıldı, kendine çekti, kalın yarağını amıma kökledi dibine kadar… Hayvani bir böğürtüyle boşalırken sıcak dölleri içime, derinliklerime akmaya başladı. image O sıcaklığı hisseder hissetmez ben de zıvanadan çıktım. Kasılmaya, orgazm olmaya başladım. Kendimizi kasmıyorduk hiç… Birileri duyacak, rezil olacağız korkumuz yoktu… İstediğimiz gibi yüksek sesle inliyor, bağırıyorduk. Zevk feryatları kulaklarımızda çınlıyordu. Sonunda bitti. Ortalığı sessizlik kapladı. Kimimiz havluya, kimimiz yerdeki çimenlerin üzerine serilip kaldık. Dört tane çıplak beden, yorgun argın kalakaldık. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum. Aramızda ilk çırılçıplak kalkıp koşarak kendini denize atan Nevin oldu. Onu erkekler takip etti. Önlerinde mızraklarını sallaya sallaya koşturdular. En son ben kalkıp denize atladım. Soğuk deniz suyu seks yapmaktan ve güneşin sıcağından erimiş bedenlerimizi kendine getirdi. Canlandık. Hepimiz anadan doğma, iki çift Adem ve Havva gibi uzun bir süre denize girdik, serinledik, yüzdük. Okuldan kırmış yaramaz çocuklar gibi neşe içindeydik. Suyun içinde herkes tuttuğuna sarılıyor, öpüşüyorduk. Kah kocamın kollarındaydım, kah Metin’in… Kocam bir beni kucaklayıp sertleşen sikini sokuyordu, biraz sonra Nevin’i sikiyordu denizin içinde… Kocam beni bırakınca kendi karısıyla öpüşüp sevişen Erdal’ın kollarına yüzüyordum. Nevin’i çekip kocama yollarken, Erdal’ın kucağına ben yerleşiyor, doyamadığım kalın sikinin tadına bakıyordum. Sonunda yorulduk. Çıkıp biraz dinlendik, kurulandık. Erkekler şortlarını, biz kadınlar da ıslak çamaşırlarımızı bırakıp çıplak bedenimize etek ve tişörtlerimizi giydik, dönüş yoluna çıktık. Dönüşte arabayı kocam kullanıyordu. Nevin onun yanına oturdu, biz de Erdal’la arkaya geçtik. Kocam araç kullandığı için onlar önde bir şey yapamıyorlardı ama, biz arkada Erdal’la daha samimiydik. Kucağına oturmuş vaziyette, öpüşüp durduk yol boyunca… Eli eteğimin içinde, külotsuz amımı okşuyordu beni öperken… Yine sertleşen aleti kalçama batıyordu. Kocam da tam boştaki elini uzatmış, Nevin’in bacaklarını okşarken Nevin bir feryat kopardı. Kocasıyla geri çekilme yoluyla korunuyorlarmış. Bugün öyle heyecan yaşamıştık ki, önlem falan aklından gitmiş, benim kocam da gürül gürül içine boşalmıştı. Adeta ağlayacak gibi dudaklarını büzmüştü, ya hamile kalırsam endişesi sarmıştı. Erdal karısını teselli etti ben kollarındayken, “Üzme kendini aşkım. Seviştikten sonra hemen arkasından çırılçıplak denize, tuzlu suya girdin, bir şey olmaz belki… Şimdi giderken eczaneye de uğrarız, bunun sevişme sonrası hapı falan var, merak etme sen…” Ben de ona katıldım, “Kocan doğru söylüyor hayatım. Bunu kendine dert edip tatilimizi zehir etme… Yaşayacaklarımızı bir düşünsene… Hem bundan sonra Metin de prezervatif falan alır, korunur, işi garantiye alırız. Her şeyin çaresi var. Hadi somurtmayı bırak da sevgiline yanaş… Baksana bize… Ne kadar mutluyuz…” Metin de Nevin’in elini tutup cesaret verdi, “Gül doğru söylüyor canım… Prezervatif alırım, korunuruz. Bundan sonraki sevişmelerimizde kafamızda soru işareti olmasın. Daha önümüzde kaç gün var. Üstelik eve dönünce de sürdürürüz bu işi, burada kalacak hali yok ya bunun…” dedi. Otele uğradık, yemek servisi bitmişti. Dışarıya çıkıp hem yemek yiyelim, hem gezelim dedik. Bu arada eczaneye uğradık. Eczacıya derdimizi anlattık. O da hem ilişki sonrası için bir hap, hem Metin için prezervatif, bir iki koruyucu sprey falan verdi. Yolda yürürken Metin elini Nevin’in omzuna attı, Nevin de kocamın beline sarıldı. Hem yürüyorlar, hem arada bir durup öpüşüyorlardı. Erdal da benim yanımdaydı, onları gösterip, “Şunlara bak, sanki liseli aşıklar gibi…” dedi. O da bana sarıldı, dudaklarımdan öptü. Mutlulukla beline sarıldım. Bir restorana girdik. Geç saat olduğundan kimseler yoktu. Bir iki garson falan vardı. Yemeklerimizin yanında birer kadeh rakı şarap falan içtik. Rahatsız eden olmadığından, sevişmemiz konusunun etrafında uzun uzadıya konuşup sohbet ettik. Hepimizin de ilkiydi bu… İlk eş değiştirme olayını yaşamıştık ve hepimiz de çok mutluyduk. Açık havada sevişmeye bayılmıştık ama otelde yumuşak geniş yataklarda daha rahat ve güzel olacaktı. “Keşke daha önce yaşasaydık bu mutluluğu…” dedi Erdal… Ben de ona katıldım, “Evet ya… Sahi neden yapmadık bunu?” “Haklısınız ama hiç ortam olmadı ki…” dedi Nevin. Erdal itiraz etti, “Aslında, valla ne yalan söyleyeyim, benim Gül’de gözüm vardı hep… Nasıl becerebilirim diye hep hayal kurdum ama cesaret edemedim. Ne zaman evde bir araya gelsek, Gül çay falan verirken gözüm hep memelerine kayardı. Hele mini etek giydiği zaman, ne yapar eder, mutlaka karşısına otururdum. Hiç fark etmediniz mi?” dedi. “Tamam aşkım, ara sıra bacaklarıma baktığını gördüm” dedim. “Ama tesadüftür falan diye umursamadım. Böyle istediğini bilmiyordum hiç… Keşke bilseydim…” diye kıkırdadım. “Vay kaltak vay… Niye bana söylemedin Erdal’ın dikizlediğini?” diye kızar gibi yaptı kocam. Yanımda oturuyordu, dönüp dudaklarından öptüm, “Sana güven mi olur kocacım? Adamla kavga falan edersin bakıyor diye… Hem sadece bakıyordu, yemedi ya… Aslında hoşuma da gitmiyor değildi yani…” Kocam güldü, “O zaman yemedi ama, sonunda bugün sikti, becerdi işte…” Nevin atıldı bu defa, “Metin, sen de az dikizlemedin beni… Nerdeyse bakışlarınla yiyordun beni, fark etmedim zannetme… Hele geçen yaz plajda nasıl bakıyordun, gözlerinle çırılçıplak soydun zannettim.” Kocam masanın üstünden elini uzatıp Nevin’in elini tuttu, dudaklarına götürüp öptü, “Soydum tabi sevgilim. O bikinilerle öyle seksi oluyordun ki… Altındakileri görmek için, onlara sahip olmak için neler vermezdim. Ama en sonunda ben de muradıma erdim. Ve inan çok nefisti. Hayallerimdekinden daha güzeldi. Sana dokunmak, o güzel memelerini mıncıklamak, içine girmek, orgazm olurken o müthiş titremen…. Benim için ömre bedeldi hepsi…” Nevin kalkıp kocama uzandı, dudaklarından kısa ama şehvetlice öptü. Erdal söze girdi, gözleri benim üstümdeydi, “Çocuklar, siz öpüşüp koklaştıkça, eskilerden konuşup durdukça, benim canım yine istemeye başladı. Hadi bir an önce gidelim artık otele de odamıza kapanıp tekrar sikişelim…” Elimi uzatıp alttan şortunun önünü yokladım. Doğru söylüyordu. Önündeki canavar uyanmış,baş kaldırmıştı. Parmaklarımla şöyle bir tutup sıktım, “Mmmm… Gerçekten istiyor bu… Hadi gidelim artık…” Kalktık, hesabı ödeyip otelin yolunu tuttuk. Yolda bir büfeden bir iki viski, çerez falan da aldık, otele girdik. Erdal’ların odası nispeten daha arkada, rahat edebileceğimiz bir yerdeydi, onların odasına girdik hep birlikte… Odaya girer girmez Erdal’la birbirimize sarıldık. Ayakta öpüşüyorduk. Azmıştım iyice… Sevgilimin etli dudaklarını daha bir iştahla, ihtirasla öpmeye başladım. O da tüm hünerini gösteriyor, dudaklarımı içiyordu. Ellerimi boynuna doladım. Ayak uçlarımda yükselip göğsümü onun göğsüne yaslarken dilimi ağzının içine soktum. O da dilimi emmeye başladı. Bir iki dakika sonra onun dili benim ağzımdaydı ve o emiyordu dilimi… Siki kazık gibi olmuş, şortunun önünden kasıklarıma batıyordu. Sertliği hissedince ellerimi boynundan çekip şortuna indirdim. O da benim memelerimi avuçladı giysimin üzerinden ve biraz kuvvetlice sıktı. Ağzının içinde acıyla inleyip biraz kendimi çektim ama öpüşmeyi bırakmadım. Hem canım yanmıştı, hem tahrik olmuştum. Elimi şortunun içine soktum ve sertliğini kavradım. O da badimi yukarıya sıyırıp memelerimi avuçladı. Can acıtacak kadar değil ama yine de sıkıp sıkıp bırakıyordu. Resmen ayakta kendimizden geçmiştik. Öbür tarafta neler olduğunu görmüyordum, hatta onların varlığını bile unutmuştum. Müthiş sevişiyordu Erdal… Beni zevkten delirtiyor, inletiyordu… Tam anlamıyla sikici bir erkekti. Aynı anda her yerime dalıyordu ve her yerimden zevk alıyordum. Dudaklarımdan kulak memelerime geçti, oradan boynuma… Boynumu emmeye başladı. Aklıma Nevin’in boynundaki morluk geldi. Beni de morartacaktı bu azgın… Umursamadım. Boynumla omzumun birleştiği hassas noktayı, atardamarımın üstünü emmeye başladığında ürperdim, kollarının arasında zevkten titredim. “Ohhh… Sevgilim…Çok güzel… Sakın bırakma beni… Harikasın… Sakın bırakma…” Elini eteğimin altına götürdü, çıplak bacaklarımı okşayıp yukarıya çıktı. Amımı avuçladı. Öyle ıslanmıştı ki… Elini çekip parmağındaki ıslak sularımı diliyle yaladı. Sonra parmak tekrar yerine, eteğimin altına döndü. Kalçalarımı sıktı, tekrar amımı avuçladı. Suları akan amımın içine orta parmağını gömdüğünde irkildim, şehvetle sarsıldım. Başparmağıyla klitorisime baskı yaparken orta parmağı vajinamın içlerini karıştırıyor, zevkten delirtiyordu beni… Kulağına, “Ohhh… Sevgilim… Geliyorum… Sakın bozma… Devam et erkeğim… Ohhhh…” diye fısıldadım şuh bir sesle… Kollarının arasında kasıla kasıla boşalmaya başladım. İnanılmaz bir şeydi bu… Daha siki içime girmeden, sadece parmağıyla, kapının arkasında ayakta orgazma ulaştırmıştı beni… Bir parmağı kasılan amımın içinde, diğer eli memelerimi sıkarken ben sımsıkı sarılmış vaziyette, düşmemek için çaba harcayarak dakikalarca boşaldım. Durmadan inliyordum, “Ohhh… Harikasın aşkım… İnanamıyorum… Böyle bir şey yaşamadım hiç… Ahhh…” Sonunda duruldum. Kollarının arasından bırakmadı beni… Birlikte kenardaki koltuğa gittik. Erdal koltuğa otururken beni de kucağına çekti. Boynuna sarıldım. İkimiz de giyiniktik ama benim etek ve badi yukarıya sıvanmıştı. Memelerim ve ıslak amım meydandaydı. Erdalın şortu da inik vaziyetteydi. Üstümüzü topladık. O zaman etrafımıza bakmak, bizimkileri izlemek aklımıza geldi. Biz ayakta yiyişip kendimizden geçmişken, onların ikisi de çırılçıplak soyumuşlardı. Kocam Nevin’i yatağın hemen ucuna yatırmış, kendisi de önünde diz çökmüş, bacaklarını ayırıp başını kasıklarına gömmüştü. Nevin göründüğü kadarıyla halinden çok memnundu. Metin yaladıkça yalıyor, dilini içerilere sokup karıştırıyor, çıkarıp klitorisini somuruyordu. Nevin şehvetle kıvranıp başını sağa sola sallıyor ve inliyordu. Eli kocamın saçlarında okşayıp kendine çekiyor, amına bastırıyordu. Erdal altımda kıpırdanmaya başladı ama ben bastırıp izin vermedim, oturmasını işaret ettim. Huşu içinde önümüzdeki güzel manzarayı, karşımızda sevişip duran eşlerimizi izliyorduk. Ben az önce mükemmel bir orgazm yaşamıştım ama sevgilim henüz boşalmamıştı ve altımda hissettiğim sertlikten onun zor durumda olduğunu anlayabiliyordum. Kucağından kalktım, şortunu çıkarıp attım ve önünde diz çöküp Erdal’ın damar damar kabarmış, sertleşmiş sikini elime alıp yalamaya, emmeye başladım. Ben Erdal’ın sikine oral seks uygularken hemen bir metre önümüzde kocam da onun karısını yalayıp duruyordu. Erdal zevkten gözleri yarı kapalı oralın keyfini çıkarıyordu. Aynı anda bana saksafon çektirirken, kulaklarında karısının zevk inlemeleri, bacaklarını ikiye ayırmış karısının amının yabancı bir erkek tarafından nasıl yalandığını izliyordu. Koltuk yatağın hemen yanındaydı ve ikimiz de sevişirken, rahat rahat yanımızda sevişen eşlerimizi tüm detaylarıyla görebiliyorduk. Kocamın dili bir yukarıya, bir aşağıya inmeye başlamıştı. Hem amını, hem alttaki minik deliği yalıyordu. Sonra da bütün enerjisini göt deliğine vermeye başladı. Erdal homurdandı, “Boşuna uğraşma arkadaşım, karım analdan hoşlanmaz asla…” Ben Nevin’in tepki vermesini beklerken o kocasını haksız çıkardı. Ayaklarını yere koyup kalçalarını havaya kaldırdı. Şimdi arka deliği iyice açılmış, kocamın gözlerine ve diline hazır konuma girmişti. Kocam tüm hünerini gösteriyor, göt deliğinin etrafında dolaşan diliyle Nevin’i kıvrandırıp duruyordu. Erdal karıcığının bu kadar istekli bir şekilde göt deliğini yalatması karşısında şaşırmıştı. Hele Metin parmağını am sularında ıslatıp deliğe dayadığında büsbütün afalladı… “Vay orospu vay…” derken sesinde bir kıskançlık hissettim. “Bana parmaklamak, yalatmak bir yana, dokundurmazdı bile…” Sikini ağzımdan çıkarıp, “Boş ver onları… Eskiyi boş ver… Artık yeni bir hayatımız var, yeni zevklerimiz… Sen kendi zevkine bak aşkım…” dedim. Tekrar emmeye devam ettim. Dilimle boydan boya yalıyor, taşaklarını, yumurtalarını bile okşayıp emiyordum. Erdal altımda kıvranırken kocama seslendi, “Oğlum soyunsana sen de… Böyle giyinikken nasıl sikeceksin karımı?” Elimdeki aletini sıkıp bıraktım boş ver dercesine… Biz kendi zevkimize bakalım. Gerçi ben de giyiniktim ama… O kadar yalamama rağmen boşalmıyordu yeni erkeğim… Kocam bize bakıp başını salladı hak verircesine… Kalkıp bir çırpıda soyundu. Nevin’i kucaklayıp tuvalet aynasının üstüne oturttu. Bacaklarını aralayıp arasına girdi. Erdal’a da “Bana akıl verene kadar sen de karımı soy… Baksana hala giyinik duruyor o da…” dedi bir yandan… Nevin titreyerek kocamı bekliyordu. Bacaklarını ikiye ayıran Metin bir hamlede Nevin’in ağzını açmış bekleyen ıslak kadınlığına daldı. Yarağının tamamını bir defada köküne kadar gömdü. “Aaahhh…” diye bir çığlık kopardı Nevin… Dudaklarını ısırıyordu. Kocam aldırmadan, acımadan pompalamaya başladı Nevin’i… Tuvalet aynası sarsılıyordu gidip gelişlerinin sertliğinden… İkisi de zevkle inliyorlardı. Bu güzel manzarayı izlerken Erdal’ın avuçlarımın arasındaki sanki sikinin daha da büyüdüğünü hissettim. Metin bir süre bu şekilde siktikten sonra Nevin’i indirip aynaya doğru domalır pozisyona getirdi. Nevin ellerini dayayıp arkasını kocama döndü. Kocam tekrar pompalamaya başladı. Her ileri vurduğunda kasıkları Nevin’in kalçalarına yapışıyor, başı aynaya çarpıyordu. Nevin durmadan inleyip duruyordu. Sonunda Erdal da dayanamadı, gözlerini karısından ve onu acımasızca siken kocamdan ayırmadan beni soymaya çalıştı. Beceremiyordu gözleri onlardayken… Ben kalkıp üzerimde ne varsa bir çırpıda fora ettim. Çırılçıplak kaldım. Sonra da arkam Erdal’a dönük bir şekilde o güzel, kalın sikinin üstüne yerleştim. Şimdi ikimiz de gözümüzü eşlerimizden ayırmadan sevişebiliyorduk. Ben Erdal’ın sikinin üstünde hoplayıp dururken o da alttan kalçalarını indirip kaldırıyor, sikini amımın içinde oynatıyordu. Elleri belimde, göğüslerimde dolaşıyor, memelerimi, ulaşabildiği her yerimi okşuyor, sıkıp sıkıp bırakıyordu. Ayaklarım yere basıyordu ve inip kalkarken bacaklarım, vajinal kaslarım son derece kasıldığından kalın siki amımın içinde adeta eziliyordu. Bu arada kocam da sikini Nevin’in amından çıkarmıştı. Bacaklarından süzülen zevk sularını alıp parmağıyla arka deliğine sürmeye başladı. Nevin’in arka deliği ıslanmış, parlamaya başlamıştı. Metin önce bir parmağını, sonra ikinciyi kayganlaşan arka deliğine soktu. İki parmak da biraz sonra çok rahat hareket etmeye başlamıştı arkasında… Kocamın amacını hepimiz anlamış bulunuyorduk artık… Nevin’in kocasına el sürdürmediği arka deliğine girecekti. Nevin ağzı zevkten açılmış, heyecanla, ürpererek minik deliğine girecek aleti bekliyordu. Kocam öyle güzel alıştırmıştı ki Nevin’in arkasını… Sikini dayadığında pek fazla ürkmedi Nevin, kaçınmadı. Kocam sikinin başını hafifçe ve dikkatlice minik deliğe yerleştirdi, hafif hafif bastırarak zorlamaya başladı. İlk hareketi gerçekten özenli ve can yakmamaya çalışır biçimdeydi. O anda zevk almaktan çok, Nevin’in ürkmemesi, canının yanmaması için özen gösteriyordu. Kocamı takdir ettim. Beğeniyle onun arkadaşının karısına ilk anal seksini yaşatmasını izliyordum. Erdal da benimle beraber… Hareket etmeyi bırakmıştık. Kalın siki sertliğini kaybetmeden içimde duruyordu, tüm dikkatimizi bizimkilere vermiştik. Kocamın siki Nevin’in arkasını zorlamış, başı yavaşça girmişti. Aynadan Nevin’in kasılan yüzünü de görebiliyordum. Dudaklarını ısırıyordu. Belli ki canı biraz yanıyor ama dayanmaya çalışıyordu. Bir an aynadan göz göze geldik. Ona cesaret vermek için rahat olmasını, her şeyin yolunda olduğunu, bundan sonrasının sorun olmayacağını anlatır bir işaret yaptım. Kocamın sikinin başı kaybolmuştu gözden… Nevin’in belinden kavrayıp bir hamle daha yaptı, bir kısmı daha girdi. Son hamlede sikinin tamamı Nevin’in götüne gömüldü. Bir inleme kopardı Nevin… Başımı çevirip merakla Erdal’ın yüzüne baktım. Gözü hipnotize edilmiş gibi karısındaydı. Bugüne kadar anal sekse yanaşmayan, belki de her teklif ettiğinde kavga ettikleri biricik karıcığı, şu anda kocam tarafından götünden sikiliyordu. Hem de gözünün önünde, burnunun dibinde… Onun vücudunun her noktasını, acıyla, zevkle kasılan kaslarını, bacaklarından akan zevk sularını, karısının arka deliğine bütün haşmetiyle giren kocamın sikini… Her ayrıntıyı görebiliyordu. Kocam biraz bekledikten sonra hareket etmeye, pompalamaya başladı. Nevin biraz daha eğilip poposunu havaya kaldırdı, belini çukurlaştırdı. Şimdi kocamın sikine alışmıştı, daha rahat girip çıkabiliyordu kocam… Az sonra zevk sesleri yükseldi, yükseldi ve odaya hakim oldu. Kocam sürekli pompalıyor, parmaklarıyla kavradığı belini sıkısıkı tutuyordu. Kocamın da sesi yükselmeye, inlemeye başladı. İlk defa sikilen göt daracık göt deliğinde müthiş bir zevk duyuyor olmalıydı, tahmin edebiliyordum. Anlaşılan boşalmak üzerelerdi. Kocam arkasında gidip gelirken Nevin’in üstüne kapandı. Elini ön tarafına atıp amcığını avuçladı, arkasında gidip gelirken amını kurcalamaya başladı. Bu hareket Nevin’i iyice delirtti.Nihayet ikisi de çılgınca sesler çıkararak boşaldılar. Onların boşalırken çıkarttıkları tahrik edici sesler bizi de harekete geçirdi. Erdal beni tutup üstünden kaldırdı, yatağa eşlerimizin yanına götürdü. Belimden tutup başımı yatağa bastırdı. Arkama girdi. Kalın sikini sokup çıkarırken başım yatağın benden tarafında uzanan kocamın bacaklarına çarpıyordu. Amımda Erdal’ın sikinin verdiği zevkle inleyip dururken gözüme kocamın bacaklarının arasında yarı kalkık duran siki ilişti. Elimi uzatıp tuttum, dudaklarımın arasına aldım. İşte şimdi olmuştu. Tam da izlediğimiz porno filmlerdeki sahnelerde gibiydik. Arkadaşı arkamdan amıma sokup çıkarırken ben kocamın sikini yalıyordum. Nevin de kocamın yanında uzanmış, elini amına atmış parmaklarken, bir yandan da gözünü kırpmadan bizi izliyordu. Birden kalktı yerinden, kocamın üstünden aşıp yatağın kenarına, benim yanıma geldi. Sırtüstü yatıp altıma girdi, belimden tutup aşağı çekti biraz, “Biraz alçalsana Gül…” dedi. Ayaklarımı yere basıp kalçalarımı aşağı indirdim. Erdal arkamdan çıkar gibi oldu ama bırakmadı. Şimdi Erdal arkadan amıma girip çıkarken Nevin de altımda klitorisimi, amımı yalıyordu. İçime girip çıkan kocasının sikini de yaladığına emindim. Bacaklarım zevkten titremeye başlamıştı, inledim, “Ahh… Ne yapıyorsunuz bana karı koca? Delirteceksiniz beni… Ohhhh… Biri sikiyor, biri yalıyor… Ah kocacım… Harika bir şey bu… Dayanamıyorum… Oohhhh….” Bir yandan inliyor, bir yandan kocamın sikini koparırcasına tutmuş, yalıyordum. Kocam da alttan sallanıp duran memelerimi avuçluyordu. Her yerimden, her noktamdan zevk alıyordum. Dayanılır şey değildi bu… Ve dayanamadım da… Haykıra haykıra boşalmaya başladım. image Nevin altımdan zor kaçtı. Ben kendimi yatağa bırakır gibi oldum, Erdal bırakmadı. Belimden sımsıkı tutmuş kendine çekiyor, arkamdan kasılıp duran amıma sokup çıkarmaya devam ediyordu. Ben boşalırken o da haykırmaya başladı. Sikini köküne kadar amıma gömdü, spermlerini son damlasına kadar amıma fışkırttı… Başım yatakta onun kasılmalarının bitmesini bekledim. Halsiz, harap, yorgun, koca sikine asılmış bir kukla gibiydim. Boşalması bittiğinde bıraktı beni ancak… Kendimi yatağa, kocamın kollarının arasına yüzükoyun bırakıverdim, yığılıp kaldım daha doğrusu… Kocam saçlarımı okşayıp sakinleştirmeye çalışırken hala zevk kasılmaları devam ediyordu. Bilinçsizce bacaklarımı kasıp o zevkin devamını sağladım. Nevin yatağın ayak ucunda yatan kocasının amımdan çıkardığı dölle kaplı sikini yalayıp döllerinin tadına bakarken başını kaldırıp bize baktı, “Bak işte… Yine kendimizi kaybettik Metin, yine unuttuk. İçime boşaldın korunmadan…” Yorgun argın güldüm halsizce, “İçine boşalmadı kızım… Arkana boşaldı kocam…” dedim. Tatil bitene kadar hep böyle seviştik. Defalarca… Eşlerimizi değişe değişe… Bazen yalnız… Genelde hep birlikte… Aklımıza geldiği gibi, her pozisyonda, her kompozisyonda… İkili… Üçlü… Dörtlü… Otel odasından bıktığımızda grup olayımızın başladığı o güzel koya gittik bir defasında… Tekrar doğanın koynunda hep birlikte seviştik. Tatilde başlayan bu güzel ve seks dolu birliktelik, eve dönünce de devam etti. Ama sadece dördümüz olduk. Başkalarını karıştırmadık aramıza… Bir nevi karı koca sadakati gibi birbirimize bağlı kaldık. Çünkü birbirimize yetiyoruz. Kocalarımızdan biri iş için falan şehir dışına çıktığında biz kadınlar asla yalnız ve erkeksiz kalmıyoruz artık… Geride kalan erkek ikimizi de yalnız bırakmıyor, mutlu ediyor, giden kocayı aratmıyor… Biz kızlardan birimizin regl olduğu, kocasıyla sevişemediği günlerde kocası seksten mahrum kalmıyor. Diğer kadın iki erkeği de cinsel yönden aç bırakmıyor,
MERHA
Swinger Cuckold Fantazilerinde Neler Önemlidir
Oncelikle tek bir yapı düşünce ile karınızı/sevgilinizi/kocanızı cuckold yapmayınız. Bu fantezi en derinlerde herkesin istedi zaman güzel olan bir fantezidir. Başka türlüsü ilişkilerde, evliliklerde telafisi mümkün olmayan hatalar çıkarabilir.
Evlilik nedir? Evlilik sizin ilişkinizi yasal resmi statüye getiren bir yapıdır.
İlişki ise parterinizle olan iletişiminiz paydaşlarınıızın bütünüdür.
Cinsel İlişkiniz ise partnerinizle olan cinsel aktivitelerinizin bir bütünü diyebiliriz. Burada partnerimizle ne kadar açık olur, net olur, farklı tatlı fanteziler yaşarsak cinsel hazzımız aldığımız doyumlar artacaktır.
Kocam(Sevgilim) beni testmi ediyor?? Partneriniz sizi test etmiyor sadece farklı fanteziler yaşamak istiyor ve size bunları diyebiliyorsa size fazlasıyla güveniyor.
Karınızı/Sevgilinizi/Partnerinizi Tanıyın? Cuckold yada benzer fantezileri yaşamaya başlamadan önce partneriinizi iyi tanıyın onun ne kadar çok nelerden haz alacagını bilin ve paylaşın. İzleyici mi olmak istiyorsunuz? Değişik açılardan izleyici mi olmak istiyorsunuz? Katılımcı mı olacaksınız? vs….
Kısıtlamaları hayatınızdan çıkartın: Çevre ne der, ya duyulursa, ama evliyiz, kocamın önünde olmaz vs… gibi kısıtlamaları çıkartın çünkü partneriniz şu anda bunları okuyorsanız zaten çıkarmıştır. Bu kurallar sizleri kısıtlar bunlarla kendinizi kısıtlamayın. Çevrede duyulursa vs etkenleri en aza indirmek için kesinlikle çoklu sexlerdeki diğer kişiler komşularınız, uzaktan yakından arkadaşlarınız gibi benzerleri asla olmasın. Ayrıca bu çevrenizdeki kişiler eninde sonunda agızlarını dillerini tutamaz ve konuşurlar. RİSK KESİNLİKLE ALMAYIN… MAKSİMUM HAZ ve ZEVK ÖNEMLİ.
kocanız sizden yatakta arsız kadın olmanızı istiyor? o zaman olun bunu sizde istiyorsunuz. Sexin tabu olmadıgı ulkelerde kadınların %83 gibi yüksek bir oranla hayatları boyunca en az bir defa grupsex türevlerini yaşamışlardır.
Kıskançlık yook. Eşinizi partnerinizi eğer kıskanıyorsanız cuckold yada grup sex den uzak durun.
Hile yok.. Karınızı yada partnerizi asla kandırıp kendi arzularınız dogrultusunda asla kullanmayınız. unutmayın herkes zevk almalı.
DİĞERLERİ ile ASLA DUYGUSAL BAĞLILIK YOK. bu sadeece bir fantezi sıcak kelimeeler kullanılabilir ama ilişki içinde ve sonrasında diğer kişilerle kesinlikle duygusal bağlılık kurmayınız. Yoksa ilişkiniz bitebilir zevk olmaz.
DİGERLERİNİ İYİ SEÇİN; Eğitimli anlayışlı kişiler olmasına dikkat edin yarından sonra sizlere salça olabilecek kişilerden anında uzaklaşın.
Unutmayın diğerleride sizde cinsel fantezisiniz daha fazlası değil; yaşananlar yaşandıgı yerde kalır, gerekli gizliilik için en baştan mutlaka konuşun.
BAŞLAMAK ÜZERESİNİZ ARTIK EMİN OLUN KARARINIZI VERİN… Kararınızı verdikten sonra yukarıdaki yazılanları mutlaka kontrol edin her listeyi ayrı ayrı özenle işaretleyiniz.
EVLİLER evliliğinize cinsel hayatınıza doping geliyor.. bu sizi ve partnerinizi haz heyecan getirecektir artık birbirinizi daha çok güveniyor olacaksınız… Daha arzulu heyeccanl olacaksınız.
BİRBİRİNİZİ İYİ OKUYUN… Kocanız yada karınız nasıl daha çok haz alacak??
KOCALARA TAVSİYELER.
1. Herşeyi unutun ve odaklanın.
2. Aceleci olmayın sabırlı olunuz.
3. Duygusal güven veriniz. Bu belkide en önemli madde.
4. Giysiler artık daha sexy olmalı. Karınızı teşfik edin hem iç çamaşırı hemde günlük hayatta daha sexy giyinmesine imkanlar sağlayın. Dekolte mutlaka olsun.
5. Kelimelerin gücünü kullanın, sıcak samimi kelimeler kullanın, yataktada aynı şekilde olurken arsız kelimelerde kullanabiilmelisiniz.
6. Karınız(en dişi en sexy hali ) çok güzel bir mini etek giydi gogüs dekolteside ile dısarı çıkın dışarıdaki erkekler karınızı gözleri ile soysun arzulasın karınız zaten onu anlayacaktır. Eğer kapalı bir cevrede iseniz bunu başka cevrede bir yerde yapınız. Karınıza bakan erkekleri karınıza gosterin soyleyin. Bazen arsız kelimeler kullanabilirsiniz. Diğer erkeklerin düsüncelerinden karınıza bahsediniz.
7. Karınızla alışverise cıkınız. Elbise, ayakkabı, iç çamasır alırken onunla beraber olunuz. (Çok geniş bir açıklaması var ilerleyen günlerde açıklayacagım).
8. Evde belli zamanlarda karınızdan en sexy iç çamasırları ile dolaşmasını isteyin.
9. Karınızı her zaaman sevin ve saygı gösterin.
10.Her zaman yapıcı olumlu geri bildirimler sağlayın. Başkalarınında bu şekilde düşündüğünü belirtin.
11. Işıklar her zaman karınızın üzerinde olsun. Bu ışıklardan karınıza bahsedin ve konuşun..
12. MADDEYi GEÇEBİLİRSİNİZ uygularsanızda DİKKATLİ OLUN: Eski aşklarından, ilişkilerinden konuşmasını isteyiniz. Bu maddenin çeşitli varyasyonları zararsız bir şekilde uygulanabilir.
13. Bazen dışarıda yemek yerken başka masalardaki insanlardan bahsedin onların aktiivitelerinden konusun.
14. Rüyanızdan bahsedin.
15. Dışarıda sizin hayatınızdaki yada onun hayatındaki cevresindeki kişilerden konuşun. (Bu kişilerle REEL bir aktivite yapmanızı tavsiye etmiyorum).
16. Başka bir kadından ASLA konuşmayın bahsetmeyin. Unutmayın burada birtek prenses var oda karınız.
17. Cinsel aktivitelere bazen ara verin. Karınız cinselliği daha fazla istesin.
18. Karınıza aksam eve gelirken çamasırlarını çıkarıp gelmesini söyleyin. Yada bir davettesiniz tuvalete gitmesini isteyin iç çamasırını çıkarmasını isteyin. Tatilde karınızın tangasını unutmasını isteyin. Bun davranıslarını odullendirin.
19.Eski iç çamasırlarınız atınız. Baskalarına veriniz. Erkeklerden yorumlar almasını saglayın..
20. Yatak odanızı canlandırın.
21… Bu maddeler cok daha fazla var. Onemli olan bunlar belli aralıklarla tekrar etmek.
KARINIZA BULDUĞUNUZ PARTNER..
1. Kesinlikle yakın çevreden birisi olmasın. Hiç kimse birbirini tanımamalı mumkunse internetten secim yapınız. Burada da dikkatli davranınız erkeklerimizin büyük çogunlugu bilinçli değil.
2. Kesinlikle duygusal baglılık olmamalı, bunun sadece bir fantezi oldugu fikrini benimsemiş olmalı.
3. Sizlerle aynı zamanda arkadaş olabilmeli.(Malesef herkes vur-kac peşinde)
4. Temizlik gizlilik hijyen kondom konularında mutlaka konusun ve hassas davranın.
5. Eğitimli anlayışlı kişiler olmasına dikkat ediniz.
6. Kişisel begeni zevkler ve uyumlar sağlanabilmiş olmalıdır.
7. Belli ortalamanın üstünde ise 3 lü olarak başlayabilirsiniz.
8. Sonra diğer kişiden sonra sizde eşinizle sevişiniz.
Eniştem bal döktü
Kocamla hiç bir konuda anlaşamıyorduk, cahilin tekiydi. Cahilliğinden de öte, on santim erkekliği vardı, kendisi de zaten ufak tefek bir adamdı. Ne yanıma yakışıyordu, ne de yatağıma… Sonunda canıma tak etti, oturup konuştuk, anlaşarak ayrılmaya karar verdik. Beni ablamın evine bıraktı gitti.
O akşam ablamla oturduk, eniştemin eve gelmesini bekledik. Gece yarısından sonra geldi. Eniştemle sarılıp öpüştük, hal hatır sordu. Beni her zaman sevmiş ilgi göstermişti eniştem, koruyup kollardı beni… Bana kocamı ve çocuklarımı sorunca, ablam raporunu verdi,
“Kardeşim ayrılıyor kocasından!” dedi.
“Pek şaşırmadım aslında ama… Adet olmuş, onun için soruyorum, neden?”
“Anlaşamıyoruz enişte…” dedim kısaca…
“Tamam canım. O hödük herifle seni evlendirdiklerinde böyle olacağı belliydi zaten… Başımızın üstünde yerin var. Burası senin de evin sayılır. İstediğin kadar kalabilirsin. Biraz kafanı toparla, sonra bakarsın ne yapacağına karar verirsin…” dedi. Bir süre daha sohbet ettik, vakit geç olmuştu, herkes odasına gitti yattı. Günler geçiyordu. Dikkatimi çekmişti, eniştem eve her gece içkili gelip, sessizce odalarına gidiyor yatıyor, sabah erkenden kalkıp işine gidiyordu. Bir ay geçmişti aradan, her gece aynı sahne tekrarlanıyordu. Meğer ablamın evliliği benimkinden önce bitmiş. Sorumlusu da bence ablamdı. Bir gün dayanamadım sordum,
“Enişte, eve neredeyse her gün içip içip geliyorsun. Al rakını getir evde iç… Biz de seninle içeriz, sohbet ederiz!” dedim. Ablam hemen atıldı,
“Yok yaa! Ne güzel dışarıda içiyor zıkkımlanıyor işte, bir de evde masa mı kuracağım ona?” diye karşı çıktı. Eniştem de bana,
“Ablanın dediklerini duyuyorsun değil mi baldız?” dedi.
“Enişte sen ona bakma, getir ben kurarım sana rakı masasını!“ Eniştem işe gitti, ben ablamla konuştum. “Eniştenle biz de anlaşamıyoruz!” dedi. Nedenini sordum.
“Bizimki içki olayı filan değil. Seks yapmaktan bir türlü bıkmıyor azgın herif… Nah şu bileğim kalınlığında siki var. Her gün sikilmedik ne amım, ne götüm, ne de ağzım kalıyor, artık bıktım!” dedi. Ablama kızdım,
“Erkek adam abla… Sikecek de, sevecek de… Sen vermezsen gider dışarıda orospunun birini siker!” dedim.
Dışarıdan ablama belli etmedim ama, bileğim kadar siki var deyince içim cız etmişti. Ne adaletsiz dünyada yaşıyorduk… Yukarılarda biri hak etmeyene çok para veriyordu, istemeyene çocuk, seksle ilgisi olmayana azgın koca veriyordu. İçimi çektim umutsuzca… Ablam,
“Aman kardeşim, sen karışma işime… Azgın pezevenk… Gitsin kimi sikecekse siksin. Siktiği karıya teşekkür bile ederim!” dedi konuyu kapadı…
Eniştem o akşam işten erken geldi, bir büyük rakı almış getirmişti. Önce akşam yemeğini yedik, sonra salona geçtik. Rakı masasını ben hazırladım ve aralarını yapmak için ablama da bardak getirdim.
“Ben içmem. Dizi bitsin ben gidip yatacağım, enişte baldız için siz!” dedi.
Ben eniştemle içmeye başladım. Mecburen ablamın sevdiği diziyi izledik. Dizi bitti,
“Ben yatıyorum Gül… Masayı kurduğun gibi sen kaldırırsın!” dedi ve gitti yattı. Eniştem
“Görüyorsun işte, ablan hep böyle baldız… Neden dışarıda içtiğimi anladın mı?” dedi.
“Böyle de olmaz ki enişte, ben onu yola getiririm!"
"Boş ver baldız, yola gelmez o!” dedi. İçmeye devam ettik.
Ben bir ara kalktım lavaboya gittim. Oradan da odama gidip geceliğimi giydim. Dönüşte konuşmak için ablamın odasına girdim, horul horul uyuyordu. Kapıyı sessizce kapayıp, tekrar salona, eniştemin yanına gittim. Eniştem beni tepeden tırnağa süzdükten sonra,
“Şöyle gel yanıma otur baldız!” dedi. Gittim yanına oturdum.
“Uyuyor değil mi bizimki?” diye ablamı sordu. Yatak odasına baktığımı görmüştü.
“Hem de horul horul uyuyor enişte.” dedim. Kadehime rakı doldurdu,
“İşte böyle güzel baldızım… Ablanla benim hayatım bu… O horlaya horlaya zıbarır, ben de yaşamaya çalışırım. İçimdeki ateşi söndürmek için kadeh kadeh rakı boşaltırım içime… Haydi, yaşayanların şerefine içelim.”
“Şerefimize enişte…” dedim ben de kadehleri diktik. Rakı boğazımdan yuvarlanırken yüzümü buruşturdum, bir çatal meze yetiştirdi eniştem, dudaklarıma dayadı. Göz göze bakışarak dudaklarımı araladım, dilimi uzatıp mezeyi aldım. Sabit bakışlarını kıpırdayıp duran dudaklarıma dikmişti eniştem…
Sohbet muhabbet, müzik setinden yayılan çok hafif bir fasıl müziği eşliğinde devam etti. Eniştemin gözleri bacaklarımda ve göğüslerimdeydi sürekli… Gecelik biraz dekolte kaçmıştı anlaşılan… Adamın dikkati hep benim üzerimdeydi.
Baktım, geceliğin eteği sıyrılmış, baldırlarıma kadar çıkmış oturduğum yerde… Göğüsler zaten irice, geceliğin incecik kumaşını geriyor, uçları kabarmış, belli oluyor. Bakılmayacak gibi değil ki… Biraz erkekliği olan bakar elbette…
Eniştem orama burama bakıyor diye kendimi kasmadım hiç, düzeltmeye çalışmadım… Varsın adamcağız iki bacak görsün, iki meme seyretsin. Nemrut ablamın suratından sonra bayram etsin gözleri sevgili eniştemin…
Bir ara hararetli konuşma arasında elini bacağıma koydu, fakat hemen geri çekti. Eniştemin bacağıma o birkaç saniyelik dokunuşu bile içimi ürpertmeye yetmişti.
Bir tuhaf oldum. Aylardır sevişmemiştim. O bacakları ne okşayan vardı, ne öpen… Minicik bir temas bile kasıklarımı yangın yerine çevirmeye yetmişti. Acaba niyetini yanlış mı algıladım diye eniştemin yüzüne baktığımda, beni sikecekmiş gibi bakıyordu eniştem… Benden az bir cesaret alsa, kesin bir şeyler olacaktı… Ablamla konuştuklarımız geldi aklıma, ’Kimi sikerse siksin, teşekkür bile ederim o karıya!’ demişti. Neden benimle olmasın ki? Enişteme bu kez ben sokulup, ben de elimi onun bacağına koydum. Ama onun gibi hemen geriye çekmedim elimi… Yavaş yavaş gezindim o kaslı bacakta, kasıklarına yakın yerleri okşuyordum.
Eniştem gözlerimin içine baktı. Niyetimin ne olduğunu anladı hemen… Her zaman bana severek bakan gözleri değişmişti adamın… Bir başka bakıyordu. Bacağını okşayan elim sertliğine değdi o arada… Canavarı büyümüş, önü çadırı kurmuştu bile…
Eniştem ateş gibi yanan eliyle elimi tutup çekiştirdi, tam yarağının üzerine bıraktı. Parmaklarıma yaptığı baskıyla elime yarağını kavrattırıp sıktırdı. Off… Taş gibiydi avucumdaki sertlik… Yarağının sıcaklığını, nabız gibi atışını, sabırsızca kıpırdanmalarını hissedebiliyordum.
Gözlerimizi birbirimize dikmiş, hiç konuşmuyorduk. Dayanamadım, fermuarını açtım ve sertleşmiş erkekliğini zorla külodundan çıkardım. Gözlerim kocaman açıldı canlıyı görünce…
“Ohhh… Enişte…” dedim aç bakışlarımı elimdeki şeye diktim. “Bu… Ablamın dediği kadar varmış senin şeyin…” Hoşnutlukla mırıldandı eniştem,
“Vay amına koyduğumun orospusu…” diyerek galiz bir küfür salladı ablama… “Frijit ablan sana benim sikimden mi bahsetti yoksa kız?”
“Şikayet etti enişte… Çok büyük, canımı yakıyor dedi.” Bu arada hayranlıkla sikini okşamaya başlamıştım eniştemin…
“Ohhh… Okşa bebeğim… Yarrağımı okşa… Sen ne dedin peki? Canın mı çekti yoksa, kadersiz baldızım benim…”
“Hem de nasıl eniştem… Hem de nasıl çekti, bir bilsen… Gözümde canlandırmaya çalıştım, beceremedim. Senin bacanağın on santiminden başka görmüşlüğüm yok ki…”
“Al canım, elinde işte… Ablanın şikayet ettiği yarak bu… İstediğini yap ona… Okşa, sev, öp, yala…”
Zaten aynısını yapıyordum ben de, okşamaya devam ettim. Elimdeki kocaman şey kocamınkinden çok çok büyüktü. Eniştem kemerini çözüp pantolonunu biraz aşağı sıyırdığında o kocaman yarak tam serbest kaldı.
Hemen eğilip ağzıma aldım ve emmeye başladım. Emdikçe sanki yarağı ağzımda daha da büyüyor, ağzıma sığmıyordu. Başı mosmor olmuştu ve gövdesini boydan boya saran kan damarları şişmiş, ortaya çıkmıştı.
Ben hayranlıkla yalarken eniştem de saçlarımı okşuyor, başımı yarağına bastırıyordu. Birden, hiç beklemediğim bir anda saçlarımı tutan eniştem başımı tutup sikini köküne kadar ağzıma gömdü, boşalmaya başladı.
Burnumdan nefes almaya çalışarak kasılmalarının bitmesini bekledim. İnleye inleye ağzıma boşaldı. Bir an bile tereddüt etmeden hepsini mideme gönderdim. Döllerini yuttuğuma eniştem çok memnun olmuştu.
“Nasıl, biraz rahatladın mı enişte?” dedim. Başımı kaldırmış, nefes almaya çalışıyor, dudaklarımdan akan dölleri dilimle toplayıp yalıyordum.
“Sağ ol baldızım, ağzına sağlık, harikaydın. Ama sen rahatlamadın daha… Gel, ben de seni rahatlatayım!” dedi. Doğrusu ablama yakalanmaktan korkuyordum,
“Beni boşver enişte…” dedim.
“Ama olmaz ki baldız, sen de kaç aydır erkek yüzü görmedin kızım… Senin de rahatlamaya ihtiyacın var!” diyerek geceliğimin yakasını ikiye ayırdı, göğüslerimi açtı, memelerimi emmeye başladı.
Elini külotumun içine soktu, amımı okşadı. Sonra külotumu indirip çıkardı. Beni koltuğa sırtüstü yatırıp, bacaklarımı yukarı kaldırarak yanlara açtı. Gözleri parlayarak kasıklarıma bakıyordu.
Şehvetle kıvranarak bekledim erkeği… Yapacağı her şeye hazırdım. Elini uzatıp parmaklarını dokundurdu, dış dudaklarını avuçlayıp sıktı. İnanılmaz bir zevkle sarsıldım birden… Elektrik çarpmış gibi titredim,
“Ohhh… Eniştemm…”
Sonra da kasıklarıma eğildi eniştem ve amımı yalamaya başladı.
“Mmmm… Çok tatlı bu baldız… Harika… Nefis…” diye diye, sularımı içerek, çekiştirerek yalıyordu.
Deli gibi yalıyordu amımı… Kocaman, ıslak, sıcak diliyle sikiyordu beni… Beynimde şimşekler çakıyordu sanki… Çok sürmedi ama… Öyle hasrettim ki bu zevklere…
Aradan çok geçmeden de kasılıp titremeye başladım. Bacak kaslarım spazm geçirircesine seğiriyordu. Adamın başını bacaklarımın arasına kıstırmış, inleye inleye orgazm oldum. Zevkten bağırmamak, içeride horlayan ablamı uyandırmamak için dudaklarımı ısırdım resmen…
Eniştem ayağa kalktığında yarağı da yeniden sertleşmiş, kazık gibi duruyordu. Ağzı dudakları benim sularımdan ıslanmış, pırıl pırıl parlıyordu. Elinin tersiyle sildi o ıslaklığı…
Birden beni tuttuğu gibi ters çevirdi ve koltuğa domalttı. Arkama geçti ve arkadan yarağını amıma dayadı. Heyecandan titreyerek bekledim,
“Enişte, lütfen… Canımı yakma olur mu?” diye umutsuzca yalvardım. “Seninki canavar gibi eniştem… Kurbanın olayım, yavaş gir…”
Sanki ben öyle söylememişim gibi… Gözü dönmüş eniştem bir seferde köküne kadar soktu. Az önce orgazm olduğumdan zaten sular seller götürüyordu amcığımı… Onca kalınlığına rağmen yara yara, zorlayarak da olsa dibime kadar soktu ve beklemeden sikmeye başladı.
“Ahhh… Eniştemm… Yardın beni… Ohhh… Yavaş… Yavaş eniştem… Aygır eniştem… Yavaş nolur…”
Koltuğun koluna yapışmış, gözlerimden yaş akarak vajinamı kanırta kanırta girip çıkan erkekliğine dayanmaya çalışıyordum. Her sokup çıkardığında sular fışkırıyordu amımdan… Bu da sikinin tüm kalınlığına rağmen hareketlerinde kolaylık sağlıyordu.
Eniştem belime pençelerini geçirmiş, sımsıkı kavramış, kasıklarını benim terden parlayan kalçalarımda şaklata şaklata sikiyordu beni… Sonunda ikinci posta amıma boşaldı.
Bense artık saymayı bırakmıştım. Seri orgazmlar yaşıyordum arka arkaya… Eniştem arkamda gidip gelirken, ben elimi klitorisime atıyor, parmaklarımın arasında ezerken zevkime zevk katıyordum. Altında kendimden geçiyordum.
Evire çevire sikti beni… Yatırdı sikti, kaldırdı sikti, kucağına aldı sikti, masaya dayadı sikti… İliklerime kadar boşaldı, beni de boşalttı. Aylar süren erkekliksiz, doyumsuzluk, hasretlik sona ermişti.
Yaklaşık bir ay boyunca, ablam yatmaya gittiğinde gizlice seviştik eniştemle… O yatak odasında horul horul uyurken biz eniştemle cennette yaşıyorduk. İkimiz de memnunduk bundan, fakat eniştemin derdi anal seks yapmaktı. Sürekli,
“Hastayım o götüne baldız, sikmezssem ölürüm!” diyordu. Ama ben karşı geliyordum,
“Enişte sana vermeyip kime vereceğim? Seve seve veririm. Ama senin sikin çok büyük ve kalın… Elimde olmadan bağırırım falan, apartmanı ayağa kaldırırız!” deyip götten siktirmiyordum. Eniştem sonunda,
“Bu böyle olmayacak baldız, yer ayarlayacağım ve bağırta bağırta sikeceğim seni götünden!” dedi.
“O zaman olur bak…” dedim. “Ama ablam nereye gittiğimi sorunca ne diyeceğim?” Eniştem ona da çare buldu,
“Avukata gideceğim dersin, evden beraber çıkar gideriz…” dedi. Ertesi gün ablama aynen öyle dedim.
“Boşanma işlemleri için avukat bulmam lazım abla… Gidip birilerine sorup soruşturmam, iyi bir avukatla anlaşmam gerekiyor…” Eniştem de,
“Benim tanıdık avukat var, ben götüreyim seni…” dedi.
Evden birlikte çıktık eniştemle. Arabasına bindik ve yola koyulduk. Arabada
“Baldız bugün seni öyle bir sikeceğim ki, hayatında öyle sikiş görmemişsindir!” dedi.
Yarım saat sonra tenha bir mahallede, diğer evlerden uzakta duran bir evin önünde durdu. Arkadaşının eviymiş. İndik, içeri girdik. Daha kapıyı kapatır kapatmaz hemen birbirimize sarılıp öpüşmeye başladık.
Sonra da öpüşe koklaşa yatak odasına geçip soyunduk. Göğüslerimi sırayla dakikalarca emdi, ısırdı, yaladı. Zevkten delirtmişti beni, amımı siksin diye eniştemi üstüme çekmeye çalışıyordum.
“Dur daha değil baldız…” diyerek kalktı ve ceketinin cebinden bir şey alıp geldi. Küçük bir kavanoz bal getirmişti. Balı amıma dökerek amımı yalıyordu. Ben artık kendimi bırakmıştım, zevkten sesli sesli inliyordum. Amımı yalayarak beni bir kez orgazma ulaştırdı. Sonra beni ters çevirip yatakta dörtayak domalttı ve bu sefer götümün deliğine bal döküp yalamaya başladı. Amımı ilk defa eniştem yalamıştı, şimdi yine ilk defa götüm yalanıyordu.
Eniştem bal döktüğü götüme dilini sokup çıkardıkça ben zevkten çıldırıyordum, tarifi imkansız bir zevkti bu. Enişteme küfür ederek yalvarmaya başlamıştım,
“Orospu çocuğu sik götümü artık, yalvartma, haydi sok!” diye bağırıyordum.
Eniştem kahkahalar atarak gülüyordu ben yalvarıp bağırdıkça… Sikini bal kavanozuna daldırıp ağzıma verdi ardından… Çaresiz isteğini yerine getirdim. Ballı siki ağzımın içinde yalayarak emerek ballarını yalayıp yuttum.
Ballar bitince tekrar arkama geçti ve o kocaman yarağını yavaş yavaş götüme sokmaya başladı. Ben duyduğum zevk ve acıyla karışık nasıl bağırıyordum ama. Yarağını taşaklarına kadar götüme köklediğinde nefesim kesilmişti, gırtlaklanan bir hayvan gibi böğürüyordum resmen… Eniştem taşaklarını amıma çarptıra çaptıra ve beni bağırta bağırta sikiyordu götümü. Bana hiç bitmeyecek gibi gelen yarım saat kadar pompalayarak sikti götümü ve sonunda o da böğürerek götüme boşaldı.
Eniştem o gün akşama kadar, dinlenip dinlenip, defalarca amımı, götümü ve ağzımı sikti.
Tam altı ay boyunca avukat bahanesiyle evden çıkıp eniştemle sikiştik. Ablam mızıldanmaya başlayınca gerçekten avukata gittik ve kocamdan boşandım.
Şimdi eniştem bana ayrı bir ev kiraladı ve her gün, her fırsatta gelip, rahat rahat amdan götten sikiyor beni…
Geleceği akşamlar çilingir sofrasını kuruyorum erkeğimin… O rakısını yudumlayıp mezelerini yerken ben karşısında yarı çıplak, oryantal dans yapıyorum. Köçek gibi kalçalarımı kıvırta kıvırta delirtiyorum eniştemi…
Ardından gece yarısı, ablama gitme saatine kadar sikiyor beni… Çok mutluyuz.
Böyle Sikişeceğimiz Hiç Aklıma Gelmezdi!
Selam ben Dilek, 37 yaşında, 13 yıllık evli, 2 çocuklu bir kadınım. Kocam iyi bir insan, onu çok seviyorum, kocam da beni çok sever. Yatakta da uyumlu bir çiftiz. Hemen hemen her gece sikişiriz ve her sikişmemizde kendisi 2 defa boşalırken, beni de en az 5-6 kez orgazm eder. Çok ve renkli fantazilerimiz vardır ve aklımıza gelen fantazileri gerçekleştiririz. Yatakta sikiş esnasında acaip azdırıcı şeyler konuşuruz, küfürlü falan. Ve sikişmemiz daha kaliteli ve mükemmel olur. Bundan 3 sene önce Erdeğe tatile gitmiştik. Denize giriyorduk, çocuklarla plajda oturup oyunlar oynuyorduk. Bazen de deniz sakinken, fantazimiz olduğu için denizin içinde sikişiyorduk. Yine bir gün sahilde güneşleniyorduk. Devamlı aynı yere gittiğimiz için, sahilde aşağı yukarı hep aynı kişiler vardı. Yanımızda getirdiğimiz, benim yaptığım böreklerden yerken, kocam, yakımızda oturan ailenin çocuğunun bize baktığını gördü ve bir börekte çocuğa uzattı. Ama çocuk almak istemedi. Derken annesi yattığı yerden kalktı ve “Oğlum ne yapıyorsun sen? Amcayı rahatsız etme!” dedi. Ben de hemen, “Yok ne rahatsızlığı, çocuk bu, canı çekmiştir diye kocam çocuğa börek veriyordu.” dedim. Kadın, “Tamam ozaman, amcanın verdiği böreği al, ama bir daha rahatsız etme!” dedi. Kocam da çocuğa, “Olur mu, istersen yine gel al!” dedi. Kadın çocuğun elinden tutup götürdü. O sırada kadının kocası da bize bakıyor, dinliyordu. O da teşekkür etti… Sonra biz denize girdik, bizim çocuklar kumlarla oynuyordu. Denizden çıktığımızda, baktık o börek verdiğimiz çocukla annesi de kumla oynuyorlardı. Ben de yanlarına oturdum, kadınla tanıştım. Kadının adı Serpilmiş. Kocam da kadınla oturuyorum diye havlu getirdi, sırtıma doladı, sonra şezlonga gidip uzandı. Biz çocuklarla biraz oynadıktan sonra, ben kalktım kumlardan temizlenmek için denize doğru yöneldim. Serpil de, “Bekle Dilek, ben de geleyim!” dedi, beraber denize girdik. Denizde temizlenip çıktık, Serpil kocasının yanına gitti, ben de kocamın yanına geldim uzandım. Biraz sonra Serpilin kocası dondurma almış gelmiş, çocuklara ve bize verdi. O sayede onnla da tanıştık, adı Burak imiş. Sohbet filan derken, Serpil de geldi, hep birlikte konuşmaya başladık. Onlar da İstanbuldan gelmişler. Artık akşam olmaya başlamıştı, saat 20:00 civarı idi. Bu arada ben Burağı bayağı süzmüştüm, adam hoşuma gitmişti. Burağın bakışlarından, onun da benden hoşlandığı belliydi. Kalkarken, “Akşam beraber yemek yiyelim!” dediler. Biz de, “Olur!” dedik ve buluşmak için sözleştikten sonra evlere doğru yola çıktık. Evde duşumuzu yaptık, giyindik, kuşandık ve çocukları yatırdıktan sonra, saat 22:00 gibi dedikleri yerde buluştuk. Güzel bir restoranda oturduk, yemek yedik, sohbet muhabbet ettik. Sonra kalktık bir Cafeye gittik birşeyler içtik, sonra vedalaştık… Ertesi gün denize gittik, onlar da geldiler, yine sohbet muhabbet. Arada denize girip çıktık. Ama adam hep bana bakıp, beni tepeden tırnağa süzüyordu. Serpili de kocamı süzerken birkaç defa gördüm. Dikkatimi çekti, yürüken, oturuken, uzanırken, Serpil hep kocamın sikine bakıyordu. Gerçi kocam hep şort giyer ve denize de o şekilde girer. Kocamın siki biraz büyük olduğu için, ne kadar saklasada farkediliyordu. Özellikle ıslakken. Bunu kocama da söyledim, “Serpili senin sikine bakarken kaç defa yakaladım!” diye. Kocam da, “Yok artık daha neler! Kadının işi gücü yok, benim sikime mi bakacak? Hem kocası devamlı yanında, üstelik kocası gayet yakışıklı bir adam!” deyip güldü geçiştirdi. Ben, “Kadın sana kafayı takmış, sana kendini siktirirse hiç şaşırma!” deyince, kocam zevklenerek öyle bir kahkaha attı ki, tüm plaj dönüp bize baktı. Aradan 3-4 gün geçti, onların tatili bitmiş, dönüyorlardı. Vedalaştık gittiler. 1-2 gün sonra biz de İstanbula döndük. 2 gün sonra Brak kocamı cepten aradı, “Bugün görüşelim mi?” dedi. Kocam da, “Olur!” dedi. Akşam Kadıköyde buluştuk, nezih bir Bara gittik. Eğlendik, içtik, dans ettik, oynadık, kurtlarımız döktük. Ordan çıkınca onlar, “Hadi bize gidelim, birer kahve içelim, kendimize gelelim!” dediler. Zaten içmeye gideceğiz diye kocam arabayı almamıştı. “Tamam!” dedik, onlara gittik. Yolda sohbete devam ederek evlerine geldik. Çok güzel evleri vardı, dubleks. Serpil, “Siz oturun, biz üstümüzü değiştirip gelelim!” dediler. Burak ta, “Orda dolapta Viski var, içerseniz alın, kendi eviniz gibi davranın, çekinmeyin!” dedi. Kocam da, “Kahve içmeye geldik, içki içmeye değil.” dedi. Burak, “Kahveleri Serpil yapacak nasılsa, siz ozmana kadar boş durmayın!” dedi. Kocam kalktı, bir duble kendine, azda bana getirdi. 5 dakika sonra Serpil geldiğinde, üstüne ince tek parça penyeden, çiçekdesenli, diz üstü, gecelik gibi, vücüdunu saran dar bir elbise giymiş, içinde sütyen de yoktu, göğüs uçları belli oluyordu. “Böyle giyindim, ama siz yabancı değilsiniz, zaten denizde bikiniyle gördüğünüz için… Ben kahve yapıp geliyorum, siz keyfinize bakın, Burak ta gelir şimdi, duşa girdi!” dedi. Bir baktık az sonra Burak ta penye capri ile geldi, “Tekrar hoşgeldiniz!” dedi. Serpil de, “Kahveler de geldi!” dedi. Oturduk kahvelerimizi içerken sohbet muhabbet filan derken, Burak, “Bir fıkra anlatmak istiyorum, ama biraz açık, eğer dinlemek isterseniz anlatayım?” dedi. Kocamla birbirimize baktık ve mecburen, “Anlat!” dedik. Bol küfürlü, belden aşağı bir fıkra anlattı. Sonra birkaç tane daha anlattı. Bu arada Serpil kocamın karşısında oturuyordu, bir ara bacaklarını araladığını gördüm, ki o anda altına külot da giymediğini farkettim. Ara ara komple açıyor, arada bacak bak üstüne atıyor ve kocama bakıyordu. Kocama baktım, o da arada Serpilin bacaklarına ve bacak arasına bakıyor, süzüyor, ama bakmamak için kafayı çevirip başka yerlere bakıyordu. Orospu Serpil kocamı baştan çıkarmaya çalışıyor ve işi de biliyordu orospu… Burak ta devamlı beni süzüyor, resmen gözleriyle soyuyordu beni. Benim de hoşuma gitmiyor değildi hani, nede olsa adam gerçekten yakışıklı idi, yakışıklı olduğunu kocam bile söylemişti. Bir ara lavaboyu sordum, Burak hemen kalktı, “Ben göstereyim, buyrun!” diyerek yolu gösterdi. Ben önden geçtim, o arkadan beni takip ediyordu. Ama gözlerinin kalçalarımda olduğunu tahmin edebiliyordum, üstümde zaten kalçalarımı sergilediğim, dizimin 1-2 parmak üstünde, siyah, hafif yırtmaçlı, üstüme oturan etek vardı. Labayo varana kadar, ne kadar sıklıdım anlatamam, sanki ben gittikçe lavabo kaçıyordu, rahatsız olmuştum kalçamdaki gözlerden. Ama hoşuma da gidiyordu ve ben beynime hakim olamıyor, istem dışı daha da kırıtıyordum yürürken. Serpille kocam da salonda yalnız kalmıştı, aklım bir yandan da ordaydı, acaba orospu Serpil bizim yokluğumuzda kocama ne orospuluklar yapıyor, kocamın aklını çelmeye çalışıyordu. Nihayet lavaboyo varmıştık, teşekkür ettim Burağa, o salona döndü, ben lavaboya girdim. İçerden kahkaha sesleri uzak olduğu halde bana kadar geliyordu. Neler konuşuyorlardı acaba, meraktan çatlıyordum. Külodumu indirdiğimde bir baktım ıslaklık vardı, elimi amıma atıp yokladım, farkında olmadan amım sırılsıklam olmuştu! Aman Tanrım, amım istem dışı ıslanmıştı ve bu da az önce Burağın önünde kırıta kırıta yürürken olmuştu. Daha önce hiç böyle olmamıştım. İşedikten sonra Burak aklıma geldi ve amımı okşamaya başladım. Amım ateş gibiydi, sanki amımda bir ekmek fırını vardı. Alev alev yanıyordu ve sular fışkırıyordu. Titreyerek orgazm olup boşaldıktan sonra kendime geldim. Hemen panik oldum, ben ne yapıyorum diyerek, tuvalet kağıdıyla amımı sildim, kurulamaya çalıştım, ama halen sularım geliyor, çığlık atmamak için dişlerimi sıkıyordum resmen. Sonra çıktım ve salona doğru yürümeye başladım… Burak, “Hah, Dilek hanım da geliyor işte!” dedi. O sırada Serpil kalkmış, bardakları toplarken kocamın önünde domalmış ve resmen külotsuz amı görünüyordu. Orospu Serpil pespembe amını kocamın gözleri önüne sergilemiş, ağırdan ağırdan bardakları alıyordu. Serpilin amını ben gördüğüme göre, kocam da illaki görmüştür diye kocama baktığımda, kocam çadırı kurmuş ve sikini saklamak için uğraşıyordu. Ama boşa çaba sarfediyordu, ne yapsa belli oluyordu. Ben yokken Serpil kim bilir ne orospuluklar yaptı, neler söyledi ki, kocamın sikini bu şelikle kaldırmıştı. Acaba Burak olayın farkında mı diye baktım, Burak ta çadırı kurmuştu. Demek ki Serpilin kocamı baştan çıkarması onun da hoşuna gidiyordu. Serpil sonra da kocasına doğru domalarak, kocamın önündeki bardağı aldı ve orospu bu sefer de göğüslerini kocama sergiliyordu. Göğüsleri yusyuvarlak, gayet alımlı ve benim göğüslerimden daha iri ve diri idi. Nerdeyse uçlarına kadar açıktaydı. Serpil adeta, (Benim malım mülküm bu!) der gibi, heryerini kocama sergiliyordu. Serpil bardaklarla mutfağa gidip, sonra da mutfaktan bana seslendi, “Dilek… Bana az yardım etsen?” diye. Ben de mutfağa gitmek için kalktım ve Burak yine kalçalarıma bakıyordu. Üstelik kocamın yanında. Mutfakta Serpil bana gülerek, “Kız orospu, sen ne şanslı karısın!” diye lafa girince ben şok oldum, ağzım açık kaldı. Bozuntuya vermeden, “Neden ki?” diyebildim sadece. “Kocan çok yakışıklı ve kocaman siki var! Erdekten beri kocanın sikine bakıyorum, hayran kalıyorum!” deyince, şaşkınlığıma bir 10 kat şaşkınlık daha eklendi. İçimden (Orospuya bak, bu ne kaşarlık, bu ne samimiyet, böyle şeyleri çekinmeden bana nasıl söylüyor!) diye geçirip, “Nerden çıktı bu şimdi?” dedim. Serpil devam etti, “Görünen köy kılavuz istemez kızım, siki bariz belli oluyor, zaten şuan çadırı kurmuş vaziyette, nerdeyse pantolonu yırtacak yaramaz şey!” dedi. Ben artık dayanamadım ve “Sen de az orospu değilsin! Kocamı azdırmak için herşeyi yaptın, ne am kaldı görmediği, ne göt, nede göğüslerin, hepsi piyasada! Üstünü değiştirdin geldin, altına don sütyen giymemişsin, birde açıp her dakika gösteriyorsun kocama, önünde domalıyorsun amını gösteriyor oturuyorsun, bacaklarını açıyorsun, eğiliyorsun göğüslerin komple dışarda! Kusura bakma da, o da insan yani, adama işkence yapıyorsun!” dedim. Serpil de, “Amaan, Tanrının bildiğini kuldan mı saklayacaksın? Hiç görmediği bilmediği şey mi sanki, seni sikerken zaten görmüyor mu am göt göğüs?” dedi. Yine şok oldum, cevap veremedim. Serpil ise pişkin pişkin, “Ee, nasıl sikiyor seni? Hangi pozisyonlarda sikişiyorsunuz?” dedi. Duyduklarıma inanamıyordum, “Sen nebiçim bir kadınsın yaa, utanmıyormusun?” dedim. “Asıl sen utanmıyormusun bu koca yarraklı adamı sadece kendine saklayıp cimrilik yapmaya!” demez mi birden, ben yine şok tabi. Ardından ekledi, “Ben bugün kendimi ona siktirisem kızarmısın?” dedi. Tepem iyice attı, “Sikmez ki seni! Bana ihanet etmez!” dedim, ama içimden de tabi, (Erkektir belli de olmaz!) diye geçirdim… Serpil, “Ozaman deneyelim mi? Ben bugün kendimi senin kocana siktireceğim! Kızmak yok!” dedi. “Tamam, sikerse siker, ne yapayım?” dedim, ama içimi acaip bir hırs ve pişmanlık kapladı, ya Serpil orospusu emeline ulaşırsa, ya kocam benden başka birini sikerse diye. Ki Serpil tuttuğunu koparan biriydi, daha eve gelişimizde üzerini değiştirip o şekilde karşımıza çıktığında belliydi iddialı olduğu. İçimden, (Eğer kocam öyle birşey yaparsa, ben de boş durmam, ben de Burağa kendimi siktiririm! Böylelikle hem kocamla sikişirken konuştuğumuz grup sex fantazimiz de gerçek olur! Zaten seyrettiğimiz pornolardan, yaptığımız fantazilerden bu olaya hazırlıklı sayılırız. Üstelik ben de hep istiyordum 2 tane yarrağı aynı anda yemeyi. Hem Burak ta gayet yakışıklı ve iyi bir adamdı, ondan iyisini mi bulacaktım bu iş için. Ve Serpil de çok güzel, alımlı, sexi ve istekli bir kadın, amcığı, götü, göğüsleri, vücudu gayet güzel, kocam da sikmek için bundan daha iyi am mı bulacak?) diye geçirdim ve herşeyi akışına bıraktım. Mutfaktan çıktık… İçerde Burakla kocam oturmuşler, ikisi de çadırı kurmuş, birerde içki koymuşlar kendilerine, birbirlerine amlı götlü, sikişli sokuşlu fıkralar anlatıyorlar. Bir bardak, birer bardak daha derken, alkolün de etkisiyle sohbet iyice açıldı saçıldı. Benim hep bir gözüm Serpilde, bir gözüm kocamda ve sikinde idi. Kocamın bakışlarından Serpile sulandığını anlayabiliyordum. Ama Burak ta bana resmen sulanıyor, aslıyordu. Ve benim amım yine sulanmış ve alev alev yanıyordu. Serpil kalktı, yine kocama doğru domaldı ve Burağın bardağını aldı, “Koyayım mı kocacığım?” dedi. Burak, “Koy karıcığım!” deyince, Serpil yine yapacağını yaptı ve “Aslında senin bana koyman lazım ama…” diyerek bardağı doldurdu. Sonra birde müzik açtı ve kocama dönüp sexi bir şekilde oynamaya başladı. Kocamı baştan çıkarmak ve kendini siktirmek için her şeyi yapıyordu ve gerçekten de beceriyordu da. Orospu çok güzel oynuyor, arada amına götüne kadar gösteriyordu. Ve az sonra kocamı dansa kaldırdı. Kocamın sikine sürtünerek, sevişircesine dans ediyordu… Burak ta beni kaldırdı. Ben de Serpile inat, tüm hünerlerimi ortaya koymak için kalktım ve dans etmeye başladım. Çok geçmeden arkamda Burağın sikini sert bir şekilde hissetmeye başlamıştım bile. Belli kiamacıma ulaşmıştım ve ben de Burağı azdırmıştım. Ama bana da ateş basmıştı, heryerim alev alev yanıyor, amım, (Sik beni Burak!) diye bağırıyordu. Kalçalarımda Burağın sikini hissettikce daha fena oluyordum ve Burağın sikini daha çok hissetmek için uğraşıyordum ve iyice sürtünüyordum. Derken Burak terlemeye başladı ve üstündeki tişortu çıkardı attı. O kaslı vücudunu zaten Erdekten biliyorum. Bu arada aklıma ne kocam, ne de Serpil geliyordu, ne yapıyorlar diye merak dahi etmiyordum. Kendimi müziğin ritmine bırakmış, Burağın sikini hisetmek için önümü dönmüş, Burağın bacaklarının arasında dans ediyordum ve eteğimi sanki yırtacakmış gibi zorlayan, amıma dayanan sikini hissetmek çok süper bir zevkti. Kocamınkinden başka bir sike sürtünmek bile beni baştan çıkartıyordu. Bir ara Burağın eli kalçalarımda gezinmeye başladı. Arada kalçalarımı sıkıyor, avuçlayarak beni kendine çekip dahada yapıştırıyordu. Acaba bunları kocam görüyor mu diye bakmak için bir döndüm ki, kocam gözlerini bana dikmiş ve (Ne yapıyorsun?) der gibi sertçe bakıyordu. Doğrusu utanmıştım, kocam Serpilin yaptığı okadar orospuluğa rağmen halen mesafeli duruyordu. Tam toparlanıp yerime oturayım diye aklımdan geçerken, Serpil bana ve Burağa baktı ve kocamın dudaklarına yapışıverdi. Kocam da bana nispet yaparcasına, bana bakıp Serpilin beline sarılıverdi. Acaba kocam bana çok mu kızdı, neden böyle birşey yaptı diye düşünürken, Burak elini eteğimin altında daldırıp, kalçalarımı sıkmaya ve yoğurmaya başladı. Bir parmağını da, küloduma rağmen amımın içine sokmaya çalışıyordu. Kocam bunu da görünce Serpile yumuldu. Artık ok yaydan çıkmıştı… Ben de Burağın dudaklarına yumuldum ve ısırıcasına öpmeye başladım. Dillerimiz buluştu, ıslak ıslak öpüşüyoruz. Elimi de Burağın önüne attım, şortunun üzerinden okşamaya başldım. İçine çamaşır giymemişti ve siki alev gibi yanıyordu. Ama kocamın sikinden küçük olduğu bir gerçekti. Demek ki orospu Serpil kocamın koca sikine o yüzden bu kadar takmış ve istemiş dedim içimden. Ama mecburen elimizdeki ile yetinceğiz. Aslında çok küçükte değildi, bir kadını doyuracak boyutlardaydı. Döndüm baktım ki, Serpil elbiseyi sıyırmış, elbise ayaklarının dibinde duruyor ve tüm çıplaklığıyla kocamla dans ediyordu. Serpil kocamın tişörtünü çıkarmıştı. Sonra da eğilip kocamın koca sikini dışarı salıverdi ve tüm hışmıyla yutarcasına o iri sikini ağzına almaya başladı. Orospu bir yandan da bana bakıyor, (Ohh, istediğime ulaştım işte!) der gibi hareketlerle, alabildiğince o iri siki ağzına alıyor, gırtlağına kadar sokuyor, tekrar çıkarıyor, arada svazlıyor, tekrar yalıyordu. Kocam da Serpilin göğüslerini avuçlamış yoğuruyordu. Kocamın da müthiş zevk aldığı belliydi… Ee, artık ben de boş durmamalıydım. Burağın şortunu indirdim ve o lavoboda beni kendimden geçiren siki serbest bıraktım. Gerçekten de düşündüğüm gibi kocamınkinden ufaktı, ama yine de güzel ve damarlıydı. Ben de aldım ağzıma ve başladım yalamaya, emmeye. Burak ta boş durmuyor, gömleğimi çıkarıyordu. Sütyenimi çözüp memelerimi salıverdi ve başladı avuçlamaya. Avuçlarken de, “Bebeğim benimki kocanınkinden küçük, ama idare edeceksin artık, işlevi iyidir, zamanla göreceksin, seni sike doyuracağım, seni deliler gibi sikeceğim bebeğim, bebek gibisin, harikasın, 2 tane çocuk doğurmuşsun ama halen taş gibisin, kocan çok şanslı adam!” demesi beni dahada ateşledi ve yutarcasına sikini emeye yalamaya başladım. Bir yandan da taşaklarını yoğuruyordum. Buraktan zevk sesleri gelmeye başladı ve birden ağzıma boşalıverdi. Hepsini yuttum. Kocamınkini bile pek yutmam, ama bunu çok büyük bir iştahla, isteyerek, her damlasını yuttum ve ziyan olmasın diye de, komple kafasını yalayarak temizledim… O sırada Kocam da Serpil ağzını resmen sikercesine pompalıyor, Serpil de kendi amını avuçluyor ve okşuyordu. Çok geçmeden kocam da Serpilin ağzına boşaldı. Fakat öyle bir boşalmıştı ki, Serpilin ağzına döller resmen fışkırıyordu. Serpil de yutmaya çalışıyor, ama yetişemiyordu. Kocam boşaldığı halde siki daha inmemiş, halen taş gibi duruyordu. Serpil kocamın sikini emmeyi bırakmayınca, yerde 69 pozisyonun geçtiler, kocam da Serpilin amını yalamaya başladı. Ben de Burağın sikini tekrar hazırlamak için aldım ağzıma. Burağın siki hemen dikildi. “Hadi erkeğim, doyur beni, sik artık beni, amım alev alev yanıyor, sula onu döllerinle, söndür amımın ateşini!” dedim. Burak, “Yok! Önce amının tadını alacağım, suyunu içeceğim, sonra sikeceğim!” deyip beni yere doğru uzandırdı. Ben de iyice açtım bacaklarımı, amımı götümü komple önüne sergiledim. Yumuldu amımı yalamaya. Amımı yalarken, arada bir de götümü yalıyor, beni zevkten zevke uçuruyordu. Pembe bulutlarda geziyor, orgazm üstüne orgazmlar yaşıyordum. Serpil ise kocama, “Hadi rüyalarımın koca sikli erkeği, sik beni, amımı götümü sik parçala, onları bugün sana bol bol siktirecem, amımı da götümü de sike doyuracağım senin sayende erkeğim!” diye inliyordu. Kocam sikini eline almış, Serpilin amına sürtüyordu. Sonra birden geçirdi, Serpil orospusunun sesi soluğu kesildi. Kocam pompalarken Serpil inlemeyi bırakın, resmen ciyaklıyordu. Ben de, “Hadi Burak sen de beni sik!” diye bağırdım. “Tamam bebeğim!” diyerek, amıma sikinin kafasını hedefledi ve sırılsıklam amımın ıslaklığıyla bir anda giriverdi. Oysa ki amım ıslak da olsa, kocam girerken hissederdim, kanırtıra kanırtıra girerdi, amımı yara yara girerdi amıma. Burak amıma pompalamaya başladıdığında ben bir, “Ohhhh!” çektim. Bir yandan da kocamla Serpile bakıyordum. Serpil elini göğüslerine atmış mıncıklıyor, sıkıyordu. Belli ki kocam onu boşaltmak üzereydi. Ve Serpil bağıra bağıra boşalmaya başladı. Az sonra da Burak benim içime boşaldı, hemen ardından da ben rahatladım… Kocam ise daha boşalmamıştı. Serpil kocama, “Hadi erkeğim, benim götümü de sik, yırt götümü o koca sikinle!” diyerek domaldı. Kocam da Serpilin götüne dayadı ve girmeye çalışıyordu. Ama Serpil kocamın sikini alamıyordu. Sonunda kafası girer gibi oldu, ama Serpil orospusu feryad figan bağırıyordu. Bir baktım bacaklarından hafiften kan süzülüyor, sanırım kocamınkini alamamış ve götü yırtılmıştı. Serpil, “Bu böyle olmayacak! Burak sen gel götüme gir, aç götümü, senin sikine alışık benim göt nasılsa! Sen de koca sikli erkeğim uzan, tost yapacaksınız beni! Sonra da Dileği tost yaparsınız!” diyerek kocamı uzatıp, sikini amına alarak üstüne yavaşca oturmaya başladı. Yarak amına girerken Serpilden acı acı sesler geliyordu ve zor da olsa köküne kadar yavaş yavaş almıştı. Burak kalktı Serpilin götünde yerini almak için. Orospu Serpil tüm isteklerine, hedeflerine ulaşmıştı. Hem kocamı ayartmış, kendisini siktirmişti, hem de ilk tostu o olacaktı… Serpile imrenmedim desem yalan olur, keşke ilk ben tost olsaydım da bu iki yarrağı ilk ben içime alsaydım. Ama gece daha bitmedi, nede olsa ben kocamın sikine alışığım, hertürlü alıyorum, Burağınki de fazla büyük değil, Serpil orospusu sikilir sikilir sonra amı götü dağılır, sıra bana gelir ve ben zevke fazlasıyla ulaşırım diye düşündüm. Burak tam Serpilin götüne sokacakken, Burağa, “Dur aşkım, sikini ben kendi ellerimle yerleştireceğim Serpilin götüne, ama önce ağzıma alıp ıslatayım da, Serpilin götüne rahat girsin sikin!” dedim ve Burağın sikini azğıma aldım, emmeye başladım. Hem böylelikle Serpil biraz daha beklemiş olacak ve kuduracaktı. Ağzımda iyice ıslandıktan sonra tuttum Burağın sikini, yavaşca Serpilin götünün deliğineyasladım ve halen tutuyordum, Burak ta yavaşca ittiriyordu. Kafası az girince bıraktım ve “Hadi koçum kökle!” dedim. Burak kökleyince, Serpil bir Ohhh çekti ve başladı inlemeye, zevkten kudurmaya. Alttan kocam, üstten Burak, iki deliği de doldurmuşlar, Serpilin amını götünü sikiyor, pompalıyorlardı… Ben de boş durmamak için alttan taşakları yalamaya başladım. Serpilden sular geliyordu, arada onları da yalıyordum. Sonra Burak böğürmeye ve Serpilin götünden döller fışkırmaya başladı. Burak fazla dayanamamış boşalmıştı. Onları da yalayarak yuttum. Ama kocam halen pompalıyordu. Serpil uçmuştu resmen, gözleri kaymış, “Parçalayın, yırtın, amımı götümü parçalayın!” diyordu. Burağın siki küçülünce, Serpilin götünden sikini çıkardı ve kebdini kenara attı. Kocam halen sikiyordu Serpilin amını. Serpil de götünden çıkan sikin ferahlığıyla daha rahat hareket ediyor, kocamın yarağına bir kısrak gbi oturuyor kalkıyor, kıvırıyor içinde ve çığlıklar atıyordu, “İşte sikiş budur, sikilmek budur! Ne güzel sikiyorsun koca sikli erkeğim, halen içimdesin, sikin dolduruyor amımın heryerini, hissediyorum tamamen içimde taş gibi! Ben böyle hiç sikilmemiştim, sikine sağlık, beline kuvvet, erkeğim benim, sik beni, sik te Burak görsün, kadın nasıl sikilir öğrensin, görsün nasıl zevk aldığımı!” diyerek. Kendinden geçmişti, her halinden belliydi. Ama ben de Serpilin dediklerinden iyice tahrik olmuştum, biryandan amımı okşuyordum, bir yandanda göğüslerimi sıkıyordum. Burak kızgın bir şekilde kalktı ve “Hadi bebeğim al ağzına kaldır, nasıl sikiş yapılırmış biz de onlara gösterelim!” diyerek sikini ağzıma soktu. Ben Burağın sikini emerken, kocamın, “Geliyorummm!” sesiyle kendime geldim ve Burağın sikini emmeyi bırakıp, kocama, “Aşkım sakın Serpilin içine boşalma, ağzıma boşal, ağzıma istiyorum döllerini!” diye bağırdım! Burak da bana kızmış gibi bakarak, “Ben senin ağzına boşaltırım!” dedi. Burağa, “Az bekle, ben seniboşaltacağım aşkım!” dedim ve kocamın sikine yaklaştırdım ağzımı. Kocam Serpilin amından çıkıyordu ki, Serpil orospusu, “Çıkarma, içime boşalt, söndür yangınımı!” diye bağırdı. Bu iş artık iyice çığrından çıkmıştı. Fakat kocam beni herşeye rağmen seviyormuş ki, Serpili üstünden kaldırıp kenara itti, sikini benim ağzıma soktu ve komple gırtlağıma kadar dayadı. Ve sıcak sıcak döllerini de fışkırtarak gırtlağımdan aşağı indiriverdi… Serpil baygın bir şekilde kenarda hareketsiz duruyordu. Ben de Burağın sikini elimle 31 çeker gibi sıvazlıyor, onu beni tost yapması için hazırlıyordum. Kocam nasılsa hazır olurdu. Burağın sikini nihayet kaldırdım ve “Hadi bakalım erkeklerim, tost sırası bende, beni de tost yapın!” dedim. Burak, “Tamam, ben de dört gözle bunu bekliyorum!” dedi. Serpil de kocamınkini ağzına almış, bana hazırlıyordu. Serpil nefes alabildiği bir anda, kocama, “Beni daha götümden sikeceksin, unutma!” dedi. Ve sikler hazırdı, dimdik, ayakta, füze gibi beni bekliyorlardı tost için. Burak, “O güzel götüne ben girmek istiyorum!” dedi. Ben de, “Hay hay, nasıl istersen Burakçığım!” dedim. Kocam uzandı yere, ben o çok sevdiğim kocamın sikine kavuşmanın hazzıyla bir çırpıda alıverdim amıma. Yine girerken kanırttıra kanırttıra girmişti amıma. Kocamın ağzına da göğüslerimi verdim. Burak ta arkama yanaşıp, yavaşca götüme giriverdi. Bir Ohhh çektim ki, düşman çatlatırcasına… Ve başladılar amıma götüme pompalamaya. Onlar pompaladıkça ben zevke geliyor, 1 bağıracağıma 5 bağırıyordum, sırf Serpile inat olsun diye. Ben bağırdıkça, Serpil de kıskanç bir şekilde kendi amını parmaklıyordu. Erkeklerim ise deliklerimde ritmi gayet güzel tuturmuşlardı ki, birden Burağın bağrışıyla birlikte götümde bir sıcaklık hissettim. Burak benim güzel götüme, ateş gibi yanan götüme daha fazla dayanamamış ve boşalmıştı. “Sakın çıkartma Burakcığım, devam et sik beni, götümü sikmek istiyordun ya işte, götüm senin, sik götümü parçala, hadi koçum!” dedim, onu gaza getirdim ve biraz daha pompalamaya devam etti. Sonra içimde küçülmeye başlayınca çıkardı. Kocam ise alttan amıma daha seri pompalamaya başladı. Sanki, aşkım ben burdayım, merak etme, der gibi şiddetle pompalıyor, amımı yırtarcasına sikiyor ve beni orgazm ediyordu. Sonunda kocam da bir volkan gibi boşalmaya başladı. Bu ne şiddetli bir püskürtme idi, dölleri taa rahmimin duvarlarında hissediyordum, öyle tazyikli idi. Kocam sikini amımdan çıkardığında, siki halen kazık gibi duruyordu. Sikini sıvazlayarak, Serpile, “Hadi Serpil domal, götüne sokacam!” dediğinde, ben bile şaşırmıştım kocamdaki bu isterikliğe. Serpil orospusu tabii dünden razı, “Hadi koca sikli erkeğim, sik beni, yırt götümü, kanasa da, bağırsam da, bayılsam da, aldırma, köküne kadar sok, götümü sik parçala!” diyerek hemen domaldı. Burağa baktım, bir kenara geçmiş bizi seyrediyordu. Ben de önce kocamın sikini yalayarak ıslattım, sonra da Serpilin götünün yanaklarını ayırdım ve deliğine bolca tükürdüm, götüne rahat girsin diye. Kocam yerini aldı ve Serpilin götüne sikini dayadı ve yavaşca sokmaya başladı. Serpil bağırıyordu, ama, “Durma devam et, hepsini sok, köküne kadar götümün içinde hissetmek istiyorum erkeğim!” diye bağırıyordu. Ve kocam şiddetli bir şekilde kökledi. Ben de onların arkasına geçip, kocamın taşaklarını yalıyordum. Yalarken ben de domalmıştım ve kocamın amıma akıttığı döller bacağıma süzülürken, baktım Burak yumuldu amıma yalamaya başladı… Fakat Serpile hayret ediyordum, inadına da olsa, hakikaten götüne kocamın o kocaman yarrağını köküne kadar almıştı. Üstelik götü harbiden yırtılmış parçalanmıştı, buna rağmen karı halen, “Sik götümü!” diye kocama bağırıyordu. Artık kocam da pompalamaya başlamış ve Serpili bağırta bağırta götünü sikiyordu. Burakla oturduk, 15-20 dakika onları seyrettik. Sonunda Serpil kocama yalvarmaya başladı, “Hadi boşal artık erkeğim, doldur götümü döllerinle, hepsini içime akıtmanı istiyorum!” diye. Kocam da gelmek üzereydi ve bağıra bağıra Serpilin götüne boşaldı. Serpil halıya yapıştı, kocam da onun üzerine yığıldı, öylece kaldılar. Kocamla gurur duyuyordum, demek ki benim erkeğim tam erkek ve çok iyi bir sikici, ikimizi de bitirmişti… Hepimiz biraz uzandık ve dinlendik. Sonra sırayla duş almaya gidecektik. Kalktığımızda etrafa bir baktık ki, heryer döl içinde kalmıştı. Serpil, “Bizim yukarda yatak odasında duş var, biz yukarı çıkarız, siz buraya girin!” dedi. “Peki!” dedik, gidip duşumuzu aldık. Geldik salona. Az sonra onlar da indiler. Serpil yanıma geldi oturdu, “Kız kocan harika bir sikici, beni dağıttı valla. Ben bugün kocana kendimi siktirecem demiştim değil mi, siktirdim işte gördün. Ama sen de az orospu değilsin, sen de sikilmeye doymuyorsun!” dedi. Burak ta kocama, “Tebrik ederim üstat, fena siktin benim karıyı, amını götünü dağıttın orospunun, ama müstahak o, Erdekten beri okadar çok istiyordu ki senin tarafından sikilmeyi ve emeline ulaştı!” dedi. Sonra bana dönüp, “Sen de harikasın bebeğim, sen sikilmeye doyulmayacak kadınsın! Kocan çok şanslı, iyi erkek seçmişsin, zaten sana da onun gibi erkek yakışırdı!” dedi. Eve gitmek için kalktığımızda nerdeyse sabah olmak üzereydi, şafak söküyordu. Kapıda öpüşüp vedalaşırken, Serpil kulağıma eğilerk, “Ben yine yemek isterim o kocaman siki Dilekciğim, haberin olsun, kıskanmak, darılmak yok!” dedi. Ben de, “Ne zaman istersen yiyebilirsin canım!” dedim ve çıktık. Gerçektende harika bir gece olmuştu, ama hiç aklıma gelmezdi böyle sikişeceğimiz!
TATİL
Öncelikle belirteyim ki kocamla sevişerek evlendik. Metin yakışıklı, sportmen, beni çok seven bir adam… Adeta tapar bana… Ben de onun her isteğini yapmaya, ayak uydurmaya çalışırım. Evlendiğimizin beşinci seneleri falandı. Artık her şey, seks dahil tekdüze olmuş, seksi görev olarak yapmaya başlamıştık. Toplam beş dakikayı aşmazdı. Buna bir çözüm bulmamız gerektiğini söylediğinde, “Nasıl yani?” dedim. Tecrübeli olan oydu. Evlenmeden önce ilişkileri olmuştu, biliyordum, anlatmıştı bana… Bense ne gördüysem kocamdan görmüş, öğrenmiştim. Gözü açılmadık bakireydim evlendiğimizde… Seks konusunda da tutucu sayılabilecek kadar sabit fikirliydim. ”Porno filmler getireyim, birlikte izleyelim” dedi. Önceleri utanarak, başka erkeklerin orasını görmenin günah olacağını söyleyerek reddettim. Sonra baktım olmayacak, işler günden güne kötüye gidiyor, çaresiz kabul ettim. İşte o günden sonra hareketlendi seks yaşamımız… Eve filmler getiriyor, yatağımızın karşısına koyduğu televizyonda sevişme sahnelerini, son derece seksi porno yıldızlarının yaptıklarını izledikçe ben de açıldım. Filmi izlerken ikimiz de azıyor, birbirimize saldırıyorduk. Hele hele grup seks konulu filmlerde, nereye, hangisine bakacağımı şaşırıyordum. İki üç erkeğin arasında kalan, hepsini de memnun eden kadınları, bir erkeği paylaşan bir kaç kadının sevişme sahnelerini gördükçe öyle iştahlanıyordum ki… Benim böyle filmlerden daha çok etkilendiğimi fark eden Metin’in getirdiği filmlerde de hep böyle sahneler oluyordu. Bir gece yine konulu bir film getirmişti. Alt yazılı filmde iki karı koca birbirlerine giriyorlar, kimin eli kimin cebinde belli olmadan harika sahnelerle grup seks yapıyorlardı. Her zaman olduğu gibi yine çok azmış, sularım sellerim akmıştı. Yine de kocama, “Hadi ya, ne saçma şeyler yazıyorlar. İnsan karısını başka erkekle paylaşır mı? Ya da tam tersi, kocasını başka kadınla?” diye fikrimi belirttim. Metin bacaklarımın arasında klitorisimi yalıyordu bunu söylediğimde… Islanmış ağzıyla başını kaldırıp bana baktı, “Neden olmasın Gül… Seks yaşamları monotonlaşmışsa, evliliklerini kurtarabilmek için pekala yapabilir, değişik arayışlara girebilir insanlar…” “Sen de saçmaladın. Ne yani? Benim yabancı bir erkekle sevişmem evliliğimizi nasıl kurtaracakmış? “ “Neden olmasın? Birbirimizi sevdikten sonra… Hep evde yemek yemekten bıkıp dışarıda restoranda yediğimiz zaman nasıl mutlu oluyorsun, hatırlasana… Bu da öyle bir şey işte…” “Saçmalama Metin.. Hiç böyle bir şey olur mu?” diyerek kızdım. Münakaşa ettik. Sevişmeyi yarım bıraktık o sinirle… Metin salona gidip koltukta yattı beni yatakta yalnız bırakıp… Ertesi gün o işe gitti, ben evin işlerini bitirip öğleden sonra can sıkıntısından akşamki filmi açtım. Tekrar izlemeye başladım. Filmin kahramanı karı koca yolda arabalarına aldıkları seks düşkünü çiftle samimi olup grup seks olayına giriyorlar, film boyunca her fırsatta sevişip duruyorlardı. İlk yarım saatin sonunda öyle azmıştım ki, film bitene kadar kendimi okşaya okşaya, gözüm ekrandaki iki kadın iki erkeğin birbirlerine girdiği sevişme sahnelerinde, iki kez orgazm yaşadım. Akşam üzeri kocam her zamanki işten dönüş saatinde kapıyı açtığında karşısında beni gördü. Elimde boynuna kırmızı kurdele bağladığım bir şarap şişesi, çırılçıplak karşısında dikiliyordum. Beni o vaziyette görünce gözleri fal taşı gibi açıldı. Onun da elinde bir demet çiçek vardı, özür dilemek için… Hiç konuşmadan sımsıkı sarıldı bana, elimdeki şişeyle beraber kucaklayıp yatağa attı. Soyunup sarıldığında ben de kumandanın düğmesine basıp akşamki filmi açtım. Aç karnımıza, dudaklarımızı meze yapıp şarap şişesini bitirdik. Dayanamayıp birbirimize girdiğimizde, filmdeki iki karı koca çiftin yanı sıra bizim de inlemelerimiz yatak odamızda yankılanıyordu. O geceden sonra artık kocama karşı çıkmadım bu konularda… Tam bir uyum sağlamıştık. Ve gördüm ki haklıydı. Seks hayatımız şenlenmiş, ilk günlerin canlılığına kavuşmuştuk. Film izlerken sevişiyorduk hep… Filmdeki zenci erkeklerin koca siklerini gördükçe Metin, “Oh, karıcım, şuna baksana… Nasıl kocaman… Çağırayım mı bu herifi? O koca yarrağını soksun sana…” diye beni kışkırtıyor, ben de koca memeli, iki üç zencinin arasında, heriflerin kol gibi koca yaraklarına bana mısın demeyen kadınları gösterip, “Ben de sana bu orospuları ayarlayayım. İkisinin arasında iflahın kesilir. Senin iliklerini kurutur bunlar…” diyordum. Konulu filmlerde sevişen çiftlerin hepsi de seçmece, kocaman aletleri olan vücutçu erkekler, sürekli sevişip duran afet gibi kadınlar oluyor, birbirimize ekrandaki çiftle beraber sevişmenin nasıl olacağını anlatırken zıvanadan çıkıyorduk. Sabahlara kadar sevişiyorduk. Tabi, bu fantazilerimiz izlediğimiz filmlerle sınırlı kalıyordu hep. Ta ki o muhteşem yaz tatilimize kadar… Evlilik yıldönümümüz yaklaşmıştı. Hem kutlamak, hem de bir haftalık bir tatil için bir otelde balayı yapalım diye araştırma yaparken, çok iyi görüştüğümüz, birlikte turlara, gezmelere gittiğimiz arkadaşlarımız olan Nevin ve Erdallar bize geçen yaz gittikleri oteli tavsiye ettiler. Otelin sahibi indirim yapabilirmiş falan… Derken öyle oldu ki, bahsettikleri otelde dördümüz için bir haftalığına yer ayırttık ve birlikte gittik. Oteldeki ilk gecemizde yıl dönümümüzü kutladık. Her şey dahil olunca içkiler su gibi aktı, çılgınca eğlendik, gülüp dans ettik. Otel yönetimi de bize ikram olarak şampanya yolladı. Pastalar kesildi, şampanyalar içildi. Her şey çok güzeldi. Canlı müzik vardı, kalkıp dans etmeye başladık. Bir ara Metin’le biz yorulup oturduk. Nevin ve Erdal dans etmeye devam ediyorlardı. Bir ara yanımıza geldiler. “Hadi ne oturuyorsunuz, kalkın miskinler…” diyen Erdal elimden tutup beni kaldırırken, Nevin de kahkahalar atarak kocamı piste sürüklüyordu. Şen şakrak, neşe içinde dans etmeye başladık. Erdal çok iyiydi bu konuda… Bana sarılıyor, elimden tutup etrafımda döndürüyor, dans pistinin her tarafında döne döne adeta beni kollarında uçuruyordu. Başım zaten içkiden dönüyordu, bir de dansın hareketliliği iyice çarptı. Bir ara sendeledim, Erdal kolunu belime sardı, düşmemem için kendine çekti. Sımsıkı sarılmıştı. Göğüslerim onun göğüslerinde eziliyordu. Dans etmeye devam ediyorduk ama bedenlerimiz birbirine yapışmıştı adeta… Başımın dönmesi geçmeyince omuzuna koydum başımı… Vücudunun her hareketini vücudumda hissediyordum. Bacağını iki bacağımın arasına sokmuş, dönüp duruyorduk pistte… Bacağının kasıklarıma, kadınlığıma yaptığı baskıyı hissettim. İçimden bir şeyler akmaya başladı. Ayakta sevişiyor gibiydik. Kendimi geri çekemiyor, aksine zevk girdabı beni daha çok kendine çekiyordu. Kısık gözlerle başımı kaldırıp Erdal’ın yüzüne baktım. O da bana bakıyordu. Müthiş bir istek vardı gözlerinde… Hani etrafta kimse olmasa… Yalnız olsak… Elimi önüne daldırıp önümde hissettiğim kabarıklığın nasıl bir şey olduğunu görsem… Öpsem, yalasam… Beni oracıkta yatırıp… Offf… Başımı çevirdim, kocamı aradım gözlerimle… Biraz ileride, kalabalığın arasında Nevin’e sarılmış dans ediyorlardı. Onlar da bizim kadar olmasalar da yine de bayağı samimi bir şekilde, kahkahalarla dans ediyorlardı. Sonunda müzik durdu, dans bitti. Benim hala başım dönüyor, Erdal belimden tutup destek oluyordu. Metin ve Nevin yanımıza geldiler. Kocam beni Erdal’ın kollarından devraldı. İçkiyi fazla kaçırdığım konusunda bir şeyler gevelemeye çalıştım. Üçü de benim halime gülüyorlardı. Kocam iki fincan şekersiz kahve içirdi ayılmam için… Hep beraber odalarımıza çekildik. Duşa girip çıktığımda iyice kendime gelmiştim. Banyodan çıktığım gibi çırılçıplak kendimi yatağa attım. Kocam da yanıma uzandı. Parmaklarının ucunu memelerimde, karnımda, kasıklarımda gezdirirken sordu, “Neydi o öyle? Erdal’la bayağı yakındınız dans ederken?” dedi. “Sen asıl kendine bak. Nevin’in içine düşecektin.” diye tersledim ben de… “Ne yapayım karıcım, alkollüsün diye herif sana öyle sarılıyordu ki… Nevin maraza çıkarmasın diyerek ben de sizi görmeyeceği arka köşelerde sarılıp dans etmek zorunda kaldım.” “Pek zorunda kalmamış gibiydin ama, tam aksini gördüm ben…” “Sanki sen öyle değildin aşkım… İki ahtapot gibi sarılmıştınız birbirinize… Nasıl, hoşuna gitti mi Erdal’ın kollarında olmak?” “Saçmalama allasen…” dedim ama aklıma o anlar gelince yine ateşlendim. Zaten Metin’in üçgenimde dolaşıp duran parmakları da delirtmişti beni… Kocama sarılıp geceyi müthiş bir sevişmeyle noktaladık. Gözlerimi kapatıp Erdal’ın bacak aramda dolaşan bacağını, bedenimi saran kollarını, bana arzuyla sikecek gibi gözlerini hayal ettim kocam beni sikerken… Biliyordum ki kocamın aklında da Nevin vardı üstümde gidip geldiği anlarda… Ertesi gün havuz başında güneşlenirken Metin’in canı denize girmek istedi, yarım saatliğine sahile indi. Nevin de gecenin yorgunluğuyla yattığı yerde uyuklayıp duruyordu. Güneş kremini ön taraflarıma, bacaklarıma sürdüm. Arkama süremiyordum. Erdal elimden aldı, uzanmamı istedi. Nevin’e baktım, geniş hasır şapkayı yüzüne örtmüş, derin derin uykuya dalmıştı. Benim karısına baktığımı görünce kısık bir sesle, “Uyuyor…” dedi. “Gece çok yoruldu” “Ya, evet… Öyle çok dans ettik ki, yorulması normaldir.” Kremli eli omuzlarımda, sırtımda, belimde dolaştıkça ürperiyordum. “Eh, hem danstan yoruldu, hem de gece odada yoruldu” Sesindeki imayı fark etmiştim tabi, elimde olmadan kıkırdayıverdim. Onlar da bizim gibi ateşli bir gece geçirmişlerdi anlaşılan… “Nevin’in boynundaki morluktan anladım zaten, epey mücadele etmişsiniz dün gece…” dedim şakayla… Erdal da güldü, “Belli oluyor mu Gül? Ya, sevişirken kendimizi kaybediyoruz bazen…” Durdu, sonra ekledi, “Akşam epey tahrik olmuştum. Yatağa girdiğimizde de…” Cevap vermedim. Neden tahrik olduğunu biliyorduk ikimiz de… Cüretkar ve utanmaz parmakları vücudumun her yerinde dolaştıkça içim geçti. Etrafta insanlar olmasa, karısı yanımızda uyumasa oracıkta yatıp bacaklarımı açmak için dayanılmaz bir istek duydum… Kremlemeyi geçmiş, masaja dönüşmüştü olay… Bacak aralarımda dolaşıyordu parmakları… Hoşnutlukla inledim. Parmakları daha rahat hareket etsin diye istemsizce araladım bacaklarımı… “Çok güzelsin Gül…” dedi boğuklaşmış, kısık sesiyle. “Bikininin ağ kısmı epey ıslandı, biliyor musun? Zevk suların akıyor…” “Senin yüzünden…” dedim ben de aynı kısık sesle… ”İstersen krem sürmeyi bırak, yoksa boşalmaya başlıcam, etrafa rezil olacağız.” “Ön tarafını da kremlemeden bırakmam, yanarsın yoksa… Yüzünü döner misin?” dedi. İster istemez sırt üstü yattım. Bu kez de kremi göğüslerime, karnıma, bacaklarıma sürmeye başladı. Mayosunun önündeki kabarıklık gözüme takıldı. Bayağı kalın görünüyordu, çadır gibi olmuştu mayosunun önü… Tam o sırada Metin geldi. Elindeki havluyu yanımdaki şezlonga serip uzandı. “Siz ne yaptınız çocuklar?” diye sordu gayet rahat bir tavırla… Şaşırıp kalan Erdal’ın kremli elleri bacaklarımdaydı o sırada… “Erdal güneş kremi sürüyordu hayatım, sen olmayınca iş ona kaldı” dedim. “Ee, arkadaş arkadaşa yardımcı olacak tabi… Öyle değil mi Erdal?” “Tabi canım… Elbette… Ne demek…” diye bir şeyler geveledi Erdal. “Zaten bitirmiştik. Hadi, ben de havuza gireyim bari, piştim sıcaktan…” diyerek kendini havuza attı. Mayosunun önündeki kabarıklığı Metin’e göstermemeye çalışıyordu suya girerken… Metin onun yüzmesini izlerken bana, “Epey sportmen çocukmuş Erdal da… Nasıl, beğendin mi aşkım? Şu kaslarına baksana, spor yapıyor herhalde…” Yüzüne baktım, “Ben niye beğeneyim canım? Nevin beğenmiş zaten…” “Aşkım, yarım saattir senin vücudunu okşarcasına kremleyip duruyor. Sen de beğenmiş gibiydin. Kendinizden geçmiştiniz. Etrafı gözünüz görmüyordu. Nevin yanınızda uyurken… Nerdeyse sikişecek gibiydiniz…” “Terbiyesiz herif… Ne yaptın peki? Bizi mi izledin sen de o her tarafımı ellerken? Hoşuna mı gitti beni okşaması?” “Evet karıcım… Çok hoşuma gitti. Tahrik oldum. Baksana şuna…” Önünü gösterdi. Kocamın da mayosunun önü kabarmıştı. Zaten ıslanmış durumdaydım. Bir de kocamı öyle görünce… “Mmm… İştah açıcı görünüyor” dedim dudaklarımla yalanarak… “Hadi gel, odamıza gidelim…” “Dur biraz karıcım, hazır uyurken, kocası da ortalıkta yokken şu Nevin’in vücudunu seyredeyim biraz…” Baktım, Nevin biraz ilerimizdeki şezlongta hala uyuyordu. Hasır şapka yüzünü örtmüş, düzenli nefeslerle bikinisinin üstü inip kalkıyordu. Meme uçlarının kabarıklığı kumaştan belli oluyordu. Düzgün, beyaz vücudu kaymak gibiydi. Yüksek koruyucu faktörlü güneş sütüyle parıl parıl parlıyordu teni… Bir dizini kaldırmış vaziyette, avuç kadar minicik bikinisinin altı yumruk gibi kabarmış kadınlığını zor örtüyordu. Yerimden kalkıp belime pareoyu bağlamadan önce bikini altımın ağındaki ıslaklığı kocama gösterdim, “Nasıl ıslanmış görüyor musun? Sevgili arkadaşın okşaya okşaya ne hale getirdi beni… Hadi sapık herif, çabuk kalk, odaya gel. Elin uyuyan çıplak karısını seyredeceğine gel, bu hazır azmış vaziyetteki kendi karını becer. Güzel güzel bu ıslak amın hakkını ver. Sik beni… Yoksa…” “Yoksa?” Elinden tutup kaldırdım, “Yoksa, ben de gider Erdal’la beraber yüzmeye başlarım. Bu azgınlıkla, ıslanmış amcıkla sonu nerde biter bilmem… Sen de oturur burada Nevin’e baka baka mastürbasyon yaparsın” Neredeyse koştururcasına kaldığımız odanın yolunu tuttuk. Daha odaya girer girmez kocamın üstüne atladım. Birbirimizi vahşice öperken titreyen ellerimizle üstümüzdeki mayoları soyduk bir yandan da… Çırılçıplak kalınca kocamın üstüne çıktım. Havaya dikilmiş sikinin üstüne oturuverdim bir anda… Havuz kenarında Erdal’ın okşamasıyla ıslanmaya başlayan kadınlığım, kocamın sikini kolaylıkla içine aldı, yağ gibi kaydı. İkimiz de öyle tahrik olmuştuk ki, çok kısa sürdü sevişmemiz… On dakika sonra sarsılmaya başladım. Kocam içime sıcak döllerini püskürtürken ben kasıla kasıla orgazm oldum. Kendimi yatağa, kocamın yanına attım. Sırtüstü yatıp kaldık. “Off…” dedim. “Fırtına gibiydi… Ne olduğunu anlamadım bile…” Metin yan dönüp okşamaya başladı beni… “Evet, fırtına gibiydi ve ben senin neden tahrik olduğunu çok iyi biliyorum” dedi. “Nedenmiş?” “Erdal’ın okşamalarından, neden olacak? Dün geceki dans ederken sarılmaları, bugün güneş kremi sürerken mıncıklayıp durması… Kabul et artık. Hoşuna gidiyor başka bir erkekle sevişme fikri… Tahrik oluyorsun. Gel yapalım şu grup seks işini… En azından bir kez deneyelim. Hazır ortam bu kadar müsaitken…” “Senin amacın da Nevin’i becermek değil mi? Arkadaşının karısını sikebilmek için mi ısrar ediyorsun bu kadar?” “Nevin şart değil aşkım… Tamam, senin kadar olmasa da, Nevin de taş gibi, güzel, seksi kadın… Ama benim amacım değişiklik olsun, denemiş olalım, dörtlü grup seks yapalım. Baksana, az önce kasırga gibiydin, hayali bile yetti. Düşünsene gerçekten grup seks yaptığını… Erdal’la seviştiğini… Benim yanımda… Hepimiz beraber…” “Peki sen hazmedebilecek misin sonradan? Düzenimiz bozulmasın yok yere? Beni boşamaya falan kalkmayasın?” ”Yapma karıcım bu nasıl laf ? Ben monotonlaşan seks yaşantımızı renklendirmeye çalışıyorum. Biliyorsun sevişme süremiz neredeyse üç dakikaya inmişti. Sen benim biricik ve sevgili karımsın…” Giyinip dışarı çıktık. Eğlendik, yüzdük, yemek yedik, akşam dans, eğlence derken gece odamıza çıktık. O gece ilk kez fantezi kurarak sevişmeye başladık. Ve gerçekten de çok uzun süredir ilk defa bu kadar ateşli ve uzun oldu sevişmemiz… Kocam bana, “Kapat gözlerini… Şimdi seni Erdal sikiyor… İçinde Erdal’ın siki gidip geliyor… Yanınızda da ben Nevin’e geçirdim, onun karısını sikiyorum. Ohhh… Hem Nevin’in amına koyuyorum, hem Erdal’ın seni nasıl siktiğini izliyorum…” dedikçe ben kendimden geçiyor ve artık unutmaya başladığım iniltiler ve çığlıklar dökülüyordu dudaklarımdan… Yaklaşık iki saat boyunca durup dinlenmeksizin seviştik. Sevişmemiz bitince, “Gördün mü bak? Ne kadar farklı oldu? Bir de gerçeğini yapsak kim bilir nasıl olur?” dedi yine… “Nasıl olacak peki? Bakalım onlar da isterler mi? diye sordum merakla ve istekle… “Pek zorluk çıkaracaklarını sanmıyorum. Erdal seni okşarken ne hale geldiğini gördüm gözlerimle… Karısı da dans ederken sarılmama hiç ses çıkarmamıştı. Yine de sen bir Nevin’in ağzını ara, ben de Erdal’ın..” dedi. Ertesi gün sabah kahvaltısından sonra çarşıya çıktık. Biz iki kadın her zamanki gibi dükkanların önünde fazlaca takılmaya başlayınca erkekler sıkıldı ve bir kafede birer bira içmek için ayrılıp bizi yalnız bıraktılar. Biz mağazaları dolaşıyorduk. İç çamaşırı satan bir dükkandan bir iki string külot, transparan fantezi gecelik, jartiyer, çorap falan aldım. Nevin aldıklarıma bakıp güldü, “Desene bu bir hafta boyunca Metin’i mahvetmeye kararlısın” dedi. “Ee, tatile geldik hayatım. Tadını çıkarmak lazım. Kocam bu tatilde pek dinlenmeye fırsat bulamayacak” dedim muzip muzip… Yüzüme baktı, gülümseyerek, “Geçen geceki dans gibi mi?” dedi. Baktım, biliyordu ve pek kızmış görünmüyordu. Yine de, “Şey, alkolü fazla kaçırdım biliyorsun. Biraz dağıttım galiba…” dedim. Tekrar güldü, “Canını sıkma Gül. Kocamla yaptığın o samimi dans bana yaradı o gece… Sabaha kadar canımı çıkardı Erdal… Şuna baksana…” diyerek omuzlarına saldığı saçlarını kenara çekip boynundaki ısırık izini gösterdi. “Sert seksten hoşlanıyorsunuz galiba… Sen de o gece Metin’le kucak kucağaydın. Nerdeyse ortalık yerde işi pişirecek gibiydiniz” dedim ben de… Uzanıp elimi okşadı, “Senin de dediğin gibi Gül, tatile geldik. Eğlenmeye… Tadını çıkaralım hepimiz… Sonra… Dün havuzun başında içim geçmiş biraz… Ama kocam seni kremlerken uyanıktım. Keyfinizi kaçırmamak için uyuyormuş gibi yaptım gidene kadar… Benim kocamı da, kendininkini de azdırdın iyice… Daha doğrusu hepimizi… Siz gittikten sonra biz de odaya çıktık. Erdal yine haşat etti beni…” “Yani… Konuştuklarımızı duydun mu peki?” Şuh, isterik bir kahkaha attı Nevin, “Evet canım… Hepsini… Erdal’ın söylediklerini… Kocanın benim hakkımda konuşmasını…” Durdu, gözkapakları yarıya inmiş kısık gözlerle, yarı aralık etli dudaklarıyla yüzüme baktı. Yüzündeki şehvet ifadesi görülmeye değerdi. Elimi tuttu, “Hadi gel, erkekleri de alalım, şöyle tenha bir yer bulalım kendimize… Tatil yapmaya geldik, tatilimizin tadını çıkaralım…” Kocalarımızın oturduğu kafeye gittik elimizde paketlerle… Bira içiyorlardı. Birer tane de biz içtik. Kocama baktım sorar gibi, başıyla tamam işareti yaptı. Evet, erkekler de konuşmuştu. İçim bir hoş oldu, heyecanlandım. Birer bira daha içtik. Biralar biter bitmez arabaya binip yola çıktık. Yolda arabayı kullanan Metin’e “Aşkım, hava çok sıcak, hadi bizi değişik bir yere, güzel bir deniz kenarına götür, serinleyelim.” dedim. Bir an önce olaylar başlasın istiyordum. Kocam, “İyi ama, denize girmeyi planlamamıştık karıcım, mayolarımız yok.” Şımarık bir tavırla yanağından öptüm, “Olsun aşkım, sizin üstünüzde şortlarınız var, bizim çamaşırlarımız… Tenha bir koy bulalım yeter…” Koyları dolaşmaya başladık. Hafta içi olduğundan pek kalabalık değildi. Yarım saatın içinde tam istediğimiz gibi bir yer bulduk. Tepede yolun kenarında arabayı bırakıp elimizde çantalarla aşağıya inmeye başladık. Nevin ile Erdal önden gidiyorlardı, biz Metin’le arkada kalmıştık. Elimi tutup taşlık patikada aşağıya inmeme yardımcı oluyordu. “Ne yaptınız, Erdal’la konuştunuz mu?” dedim kısık sesle… “Evet aşkım… Anladığım kadarıyla adam senin için deli oluyor. Seni sikebilmek için her şeye razı… Peki ya siz? Nevin’le konuştun mu?” “Konuştuk. Her şeyin farkında, biliyor. Buraya gelmemizi de o istedi zaten… İstediğin şey biraz sonra gerçekleşecek. Memnun musun?” “Olmaz olur muyum? Göreceksin, çok güzel olacak.” Kıvrıla kıvrıla inen daracık, taşlı patika yol, bizi nefis, tertemiz bir deniz kenarına götürdü. Çalıların bittiği yerde kayalar başlıyordu, sonra da deniz… Denize girilebilecek ufak bir alan vardı sadece… Böyle bomboş olmasının nedeni de buydu herhalde… Havluları karşılıklı ikişer ikişer yere serdik. Adam kesseler kimse duymazdı. Kuş ve dalga seslerinden başka bir şey duyulmuyordu. Kocalarımız tişörtlerini çıkarınca şortlarıyla kaldılar. Biz kadınlar da önce tereddütle birbirimize baktık, sonra tişört ve eteklerimizi çıkardık. Benim içimde çamaşır olarak şeffaf siyah bir tanga takım vardı. Memelerimin kabarmış uçları, amımın üstünde çizgi şeklinde bıraktığım ince tüy şeridi transparan çamaşırın altında görünüyordu, meydandaydı. Nevin’deyse iri göğüslerini zor kapatan bir beyaz sütyen, altında minicik bir string külot… Önü dudakların arasında kaybolmuştu, arkada ise bir ip sadece… Kocamın hayran olduğu taş gibi güzel kalçaları meydandaydı. Stringin ipi arkasındaki minik deliğini bile zor kapatıyordu. Cesaretini takdir ettim doğrusu… Erkekler havluların üzerine sırt üstü uzanmışlar, bizim soyunmamızı izliyorlardı. İkisi de heyecanlıydı, şortlarının önündeki kabarıklığı saklamak için pek gayret sarf etmiyorlardı, gözleri üstümüzdeydi. Benim gözüm Erdal’ın geniş göğsüne, kaslı kollarına takılıyordu sürekli… Bacakları kaslı ve gergindi. Yutkundum. O bedeni okşamak, altında ezilmek için müthiş bir istek duydum içimde… Erdal yattığı yerden, “Ya, kızlar, isterseniz üstünüzü de çıkarın, nasıl olsa burada biz bizeyiz. Öyle değil mi Metin? Ne dersin?” “Tabi canım… Üstsüz güneşlenin… Yabancı yok ya… İstediğiniz gibi davranın, rahat edin.” Nevin’le birbirimize bakıp gülümsedik. Yabancı yoktu ama, bizi sikmek için kıvranan birbirimizin kocaları vardı. Ve her yerimizi, her noktamızı görmek için deli oluyorlardı. Üstlerimizi çıkardık. Benim ufak bir kavunu andıran diri yuvarlaklarım, Nevin’in benden daha büyükçe iri memeleri meydandaydı şimdi… Ben de öyle heyecanlıydım ki… İlk defa kocamdan başka bir erkek, çıplak memelerimi detaylarıyla görüyordu. Kocam Nevin’e, “Nevin’cim, gel seni kremleyeyim, güneş yakmasın, çok beyaz tenin var senin…” dedi. Kocasına döndü, “Dün sen Gül’ü kremlemiştin Erdal, bugün ben de Nevin’e süreyim, ne dersin?” “Tabi dostum, neden olmasın…” diyerek izin verdi kocası… Nevin gülerek Metin’in yanına uzandı. Çıplak göğüslerinin uçları mermi gibi olmuş, arzuyla titreşiyorlardı. Ben de eğilip ikinci güneş kremini aldım poşetin içinden, gidip Erdal’ın önünde dikildim. Elimdeki güneş kremini gösterip, “O zaman benim krem sürücüm de sen oluyorsun Erdal…” dedim neşeyle… Erdal yanındaki boş havluyu eliyle gösterip, “Evet, hanımefendi. Buyurmaz mısınız? İtinayla yağlama, kremleme yapılır” diyerek şakalaştı benimle… Ben de onun yanına uzandım. Ellerine bolca krem döktü, yanımda diz çöktü. Ben heyecandan titreyerek onun ellerinin, parmaklarının temasını bekliyordum. Fazla bekletmedi, göğüslerimden başlayıp kremi yedire yedire, okşaya okşaya sürmeye başladı. Kremlemek lafın gelişi, adeta pençelerini atmış, resmen göğüslerimi okşuyordu. Dirseklerime dayanmış yatıyordum önünde… Başımı arkaya attım. Göğüslerimi okşayan kaygan parmakları uçlarında dolaşmaya, hafif sıkmaya başlayınca zevkten belli belirsiz inceden bir inilti koptu ağzımdan… “Ohhh… Erdal… Çok güzel sürüyorsun..” Şehvet yangını başlamıştı, kasıklarımın yandığını, ıslandığımı hissediyordum. Göğsümü bitirdi, karnımı okşadı, bacaklarıma geldi. Bacaklarımı hafif araladım. Tanga külodumun önündeki ağ kısmı zevk sularımdan ıslanmış, güneşin altında parlıyordu ve Erdal da görüyordu bunu… Kafamı bizimkilere çevirdim o arada… Kocam Nevin’in arkasındaydı. Bacaklarını aralayıp arasına, havluya oturtmuştu Nevin’i… Bir yandan koltuk altından geçirdiği kremli elleriyle kadının göğüslerini avuçlamış okşarken, bir yandan da omuzlarını öpüyor, Nevin de eliyle string külodun ipinin yanından kadınlığını avuçlamış, gözleri kapalı, kendini okşuyordu. Beni kremlemeye dalmış, gözü benden başkasını görmeyen Erdal’a bizimkileri işaret ettim. Çok güzel manzaraydı karşımızdaki… İştah açıcıydı… Güzeller güzeli Nevin, yakışıklı kocamın kolları arasında kendinden geçmiş vaziyetteydi. Erdal da manzarayı görünce hem cesaretlendi, hem de hırslandı. Beni arkaya sırtüstü yatırıp memelerime kapaklandı. Somururcasına emiyor, yalıyordu. Ellerimi saçlarına götürdüm, avuçlayıp kendime çektim. Daha da hırslandı, birini avuçlarken, diğerini somuruyordu. Dayanamadım, kendimi onun dudaklarına bırakıp “Ohhh… Erdal… Harika…” diye inledim. Memelerime doyunca onlarla uğraşmayı bırakıp yukarıya çıktı. Dudaklarıma yumuldu. Vahşice öpüşüyorduk. Kendimizden geçmiştik. Kocamla Nevin de bizden görüp sevişmeye başlamışlardı. Hemen yanı başımda sevgili kocam bir başka kadının, arkadaşının karısının üstündeki tek giysi olan string külodu koparıp attı. Eliyle amını avuçlarken o da Nevin’e yumuldu. Şehvetle, ateşli ateşli öpüşüyorlardı. Nevin’in eli kocamın şortunun içine daldı. Taş kesilmiş sikini avuçlayıp dışarıya çıkardı. Kocam onun amını avuçlarken, o da kocamın sikini sıvazlayıp duruyordu. Erdal altımdaki külodu bacaklarımdan sıyırmaya başlamıştı. Benim külodumu, kendi şortunu telaş içinde çıkarıp attığında ikimiz de çırılçıplak vaziyetteydik. Bacaklarımı aralayıp başını amıma gömdü. Şehvetle yanan amımı yalamaya başladı. Saçlarından tutup kendime çektim. Artık zevkten bağırmaya başlamıştım. İlk kez kocamdan başka bir erkeğin, Erdal’ın amımı, klitorisimi yalayan dilinin verdiği zevk bir yandan, hemen yanımda kocamın bir başka kadınla sevişmesini izlemenin verdiği zevk bir yandan… Sevişirken, kocamla birbirimizi yalarken, beni sikerken televizyon izlemeye benzemiyordu bu… Canlı canlı sevişiyorlardı karşımda… Ve bambaşka, çıldırtıcı bir deneyimdi bu… Kocamla Nevin öpüşmeyi bıraktılar. Benim zevk feryatlarımın etkisiyle onlar da iyice azmışlar, hareketleri sertleşmişti. Hırsla yere yatırdı Nevin’i… Bacaklarını aralayıp taş kesilmiş sikini kadının ıslak amına gömdü bir hamlede… Nevin acı bir feryat kopardı. Sesi denizde, arkamızdaki yola çıkan tepelerde yankılandı. “Ahhh… Metinn… Canımı yaktın… Oohhh… Sikin canımı yaktı” Erdal da amımı yalamayı bırakıp başını bizimkilere çevirdi, ne oluyor gibisinden karısına baktı. Hızla, acıtarak karısının amına giren ve girip çıkmaya başlayan alet şimdi zevk vermeye başlamış olmalı ki, kaltak bacaklarını kocamın beline dolamış, boynunu, omuzlarını ısıra ısıra inliyordu. Erdal’ın kolunu tutup yere yatmasını istedim. Ben geri kalmıştım. Nevin’in aldığı zevki ben de almalıydım. Yere yatan Erdal’ın şortunu çıkarıp attım. Sikinin üstüne yükselip elimle başını tuttum, amıma nişanladım. Dudaklarımı ısırarak yavaş yavaş sikinin üstüne oturdum. Ellerimi göğsüne dayayıp destek alırken oturup kalkmaya başladım. Erdal aşağıdan memelerimi avuçlayıp sıkarken, alttan kalçalarını indirip kaldırıyordu. Siki Metin’in sikiyle aynı boydaydı hemen hemen… Fakat daha kalındı. Adeta amımı ikiye yarıyor, geriyordu girip çıkarken… Kocam Nevin’in ayaklarını tutup pergel gibi bacaklarını ikiye ayırmış, bıçak saplarcasına yarağını kadının amına sokup çıkarıyordu. Nevin zevkten haykırıyor, kocam sikini gömdükçe memeleri ileri geri sallanıp duruyordu. Kocam sikini çıkardı, tutup Nevin’i bize doğru domalttı. Belinden tutup arkasından sokup çıkarmaya başladı. Ben de Erdal’ın sikinin üstünden kalktım, havluyu alıp onların yanına götürdüm. Aynı Nevin gibi domaldım onlara doğru… Erdal da ne istediğimi anladı hemen, gelip kalın sikini arkamdan amıma geçirdi. Belimden pençeleriyle tutup arkamda gidip gelmeye başladı. Torbaları alttan klitorisime çarpıyordu yapış yapış, beni delirtiyordu zevkten… Nevin’le yüzyüze sikiliyorduk. Kocam onun arkasında Nevin’i sikerken, Nevin’in kocası da beni sikiyordu karşılıklı… Nevin’in zevkten kasılan yüzü, aralık duran etli, dolgun dudakları öyle güzeldi ki… Dayanamayıp dudaklarından öptüm. Şaşırdı önce… Sonra o da bana katıldı. Erkeklerimiz bizi domaltmış sikerken, biz de kız kıza öpüşmeye başladık. İnlemeler, feryatlar koyun içinde yankılanıyordu. Kocam daha fazla dayanamadı, haykırarak boşalmaya başladı. Öyle uzun sürdü ki boşalması… Onun ilk defa bu kadar boşaldığına şahit oluyordum. Onu Nevin takip etti. Hemen arkasından onların feryatları Erdal’ı gaza getirdi herhalde, belimi acıtan parmakları kasıldı, kendine çekti, kalın yarağını amıma kökledi dibine kadar… Hayvani bir böğürtüyle boşalırken sıcak dölleri içime, derinliklerime akmaya başladı. image O sıcaklığı hisseder hissetmez ben de zıvanadan çıktım. Kasılmaya, orgazm olmaya başladım. Kendimizi kasmıyorduk hiç… Birileri duyacak, rezil olacağız korkumuz yoktu… İstediğimiz gibi yüksek sesle inliyor, bağırıyorduk. Zevk feryatları kulaklarımızda çınlıyordu. Sonunda bitti. Ortalığı sessizlik kapladı. Kimimiz havluya, kimimiz yerdeki çimenlerin üzerine serilip kaldık. Dört tane çıplak beden, yorgun argın kalakaldık. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum. Aramızda ilk çırılçıplak kalkıp koşarak kendini denize atan Nevin oldu. Onu erkekler takip etti. Önlerinde mızraklarını sallaya sallaya koşturdular. En son ben kalkıp denize atladım. Soğuk deniz suyu seks yapmaktan ve güneşin sıcağından erimiş bedenlerimizi kendine getirdi. Canlandık. Hepimiz anadan doğma, iki çift Adem ve Havva gibi uzun bir süre denize girdik, serinledik, yüzdük. Okuldan kırmış yaramaz çocuklar gibi neşe içindeydik. Suyun içinde herkes tuttuğuna sarılıyor, öpüşüyorduk. Kah kocamın kollarındaydım, kah Metin’in… Kocam bir beni kucaklayıp sertleşen sikini sokuyordu, biraz sonra Nevin’i sikiyordu denizin içinde… Kocam beni bırakınca kendi karısıyla öpüşüp sevişen Erdal’ın kollarına yüzüyordum. Nevin’i çekip kocama yollarken, Erdal’ın kucağına ben yerleşiyor, doyamadığım kalın sikinin tadına bakıyordum. Sonunda yorulduk. Çıkıp biraz dinlendik, kurulandık. Erkekler şortlarını, biz kadınlar da ıslak çamaşırlarımızı bırakıp çıplak bedenimize etek ve tişörtlerimizi giydik, dönüş yoluna çıktık. Dönüşte arabayı kocam kullanıyordu. Nevin onun yanına oturdu, biz de Erdal’la arkaya geçtik. Kocam araç kullandığı için onlar önde bir şey yapamıyorlardı ama, biz arkada Erdal’la daha samimiydik. Kucağına oturmuş vaziyette, öpüşüp durduk yol boyunca… Eli eteğimin içinde, külotsuz amımı okşuyordu beni öperken… Yine sertleşen aleti kalçama batıyordu. Kocam da tam boştaki elini uzatmış, Nevin’in bacaklarını okşarken Nevin bir feryat kopardı. Kocasıyla geri çekilme yoluyla korunuyorlarmış. Bugün öyle heyecan yaşamıştık ki, önlem falan aklından gitmiş, benim kocam da gürül gürül içine boşalmıştı. Adeta ağlayacak gibi dudaklarını büzmüştü, ya hamile kalırsam endişesi sarmıştı. Erdal karısını teselli etti ben kollarındayken, “Üzme kendini aşkım. Seviştikten sonra hemen arkasından çırılçıplak denize, tuzlu suya girdin, bir şey olmaz belki… Şimdi giderken eczaneye de uğrarız, bunun sevişme sonrası hapı falan var, merak etme sen…” Ben de ona katıldım, “Kocan doğru söylüyor hayatım. Bunu kendine dert edip tatilimizi zehir etme… Yaşayacaklarımızı bir düşünsene… Hem bundan sonra Metin de prezervatif falan alır, korunur, işi garantiye alırız. Her şeyin çaresi var. Hadi somurtmayı bırak da sevgiline yanaş… Baksana bize… Ne kadar mutluyuz…” Metin de Nevin’in elini tutup cesaret verdi, “Gül doğru söylüyor canım… Prezervatif alırım, korunuruz. Bundan sonraki sevişmelerimizde kafamızda soru işareti olmasın. Daha önümüzde kaç gün var. Üstelik eve dönünce de sürdürürüz bu işi, burada kalacak hali yok ya bunun…” dedi. Otele uğradık, yemek servisi bitmişti. Dışarıya çıkıp hem yemek yiyelim, hem gezelim dedik. Bu arada eczaneye uğradık. Eczacıya derdimizi anlattık. O da hem ilişki sonrası için bir hap, hem Metin için prezervatif, bir iki koruyucu sprey falan verdi. Yolda yürürken Metin elini Nevin’in omzuna attı, Nevin de kocamın beline sarıldı. Hem yürüyorlar, hem arada bir durup öpüşüyorlardı. Erdal da benim yanımdaydı, onları gösterip, “Şunlara bak, sanki liseli aşıklar gibi…” dedi. O da bana sarıldı, dudaklarımdan öptü. Mutlulukla beline sarıldım. Bir restorana girdik. Geç saat olduğundan kimseler yoktu. Bir iki garson falan vardı. Yemeklerimizin yanında birer kadeh rakı şarap falan içtik. Rahatsız eden olmadığından, sevişmemiz konusunun etrafında uzun uzadıya konuşup sohbet ettik. Hepimizin de ilkiydi bu… İlk eş değiştirme olayını yaşamıştık ve hepimiz de çok mutluyduk. Açık havada sevişmeye bayılmıştık ama otelde yumuşak geniş yataklarda daha rahat ve güzel olacaktı. “Keşke daha önce yaşasaydık bu mutluluğu…” dedi Erdal… Ben de ona katıldım, “Evet ya… Sahi neden yapmadık bunu?” “Haklısınız ama hiç ortam olmadı ki…” dedi Nevin. Erdal itiraz etti, “Aslında, valla ne yalan söyleyeyim, benim Gül’de gözüm vardı hep… Nasıl becerebilirim diye hep hayal kurdum ama cesaret edemedim. Ne zaman evde bir araya gelsek, Gül çay falan verirken gözüm hep memelerine kayardı. - Hele mini etek giydiği zaman, ne yapar eder, mutlaka karşısına otururdum. Hiç fark etmediniz mi?” dedi. “Tamam aşkım, ara sıra bacaklarıma baktığını gördüm” dedim. “Ama tesadüftür falan diye umursamadım. Böyle istediğini bilmiyordum hiç… Keşke bilseydim…” diye kıkırdadım. “Vay kaltak vay… Niye bana söylemedin Erdal’ın dikizlediğini?” diye kızar gibi yaptı kocam. Yanımda oturuyordu, dönüp dudaklarından öptüm, “Sana güven mi olur kocacım? Adamla kavga falan edersin bakıyor diye… Hem sadece bakıyordu, yemedi ya… Aslında hoşuma da gitmiyor değildi yani…” Kocam güldü, “O zaman yemedi ama, sonunda bugün sikti, becerdi işte…” Nevin atıldı bu defa, “Metin, sen de az dikizlemedin beni… Nerdeyse bakışlarınla yiyordun beni, fark etmedim zannetme… Hele geçen yaz plajda nasıl bakıyordun, gözlerinle çırılçıplak soydun zannettim.” Kocam masanın üstünden elini uzatıp Nevin’in elini tuttu, dudaklarına götürüp öptü, “Soydum tabi sevgilim. O bikinilerle öyle seksi oluyordun ki… Altındakileri görmek için, onlara sahip olmak için neler vermezdim. Ama en sonunda ben de muradıma erdim. Ve inan çok nefisti. Hayallerimdekinden daha güzeldi. Sana dokunmak, o güzel memelerini mıncıklamak, içine girmek, orgazm olurken o müthiş titremen…. Benim için ömre bedeldi hepsi…” Nevin kalkıp kocama uzandı, dudaklarından kısa ama şehvetlice öptü. Erdal söze girdi, gözleri benim üstümdeydi, “Çocuklar, siz öpüşüp koklaştıkça, eskilerden konuşup durdukça, benim canım yine istemeye başladı. Hadi bir an önce gidelim artık otele de odamıza kapanıp tekrar sikişelim…” Elimi uzatıp alttan şortunun önünü yokladım. Doğru söylüyordu. Önündeki canavar uyanmış,baş kaldırmıştı. Parmaklarımla şöyle bir tutup sıktım, “Mmmm… Gerçekten istiyor bu… Hadi gidelim artık…” - Kalktık, hesabı ödeyip otelin yolunu tuttuk. Yolda bir büfeden bir iki viski, çerez falan da aldık, otele girdik. Erdal’ların odası nispeten daha arkada, rahat edebileceğimiz bir yerdeydi, onların odasına girdik hep birlikte… Odaya girer girmez Erdal’la birbirimize sarıldık. Ayakta öpüşüyorduk. Azmıştım iyice… Sevgilimin etli dudaklarını daha bir iştahla, ihtirasla öpmeye başladım. O da tüm hünerini gösteriyor, dudaklarımı içiyordu. Ellerimi boynuna doladım. Ayak uçlarımda yükselip göğsümü onun göğsüne yaslarken dilimi ağzının içine soktum. O da dilimi emmeye başladı. Bir iki dakika sonra onun dili benim ağzımdaydı ve o emiyordu dilimi… Siki kazık gibi olmuş, şortunun önünden kasıklarıma batıyordu. Sertliği hissedince ellerimi boynundan çekip şortuna indirdim. O da benim memelerimi avuçladı giysimin üzerinden ve biraz kuvvetlice sıktı. Ağzının içinde acıyla inleyip biraz kendimi çektim ama öpüşmeyi bırakmadım. Hem canım yanmıştı, hem tahrik olmuştum. Elimi şortunun içine soktum ve sertliğini kavradım. O da badimi yukarıya sıyırıp memelerimi avuçladı. Can acıtacak kadar değil ama yine de sıkıp sıkıp bırakıyordu. Resmen ayakta kendimizden geçmiştik. Öbür tarafta neler olduğunu görmüyordum, hatta onların varlığını bile unutmuştum. Müthiş sevişiyordu Erdal… Beni zevkten delirtiyor, inletiyordu… Tam anlamıyla sikici bir erkekti. Aynı anda her yerime dalıyordu ve her yerimden zevk alıyordum. Dudaklarımdan kulak memelerime geçti, oradan boynuma… Boynumu emmeye başladı. Aklıma Nevin’in boynundaki morluk geldi. Beni de morartacaktı bu azgın… Umursamadım. Boynumla omzumun birleştiği hassas noktayı, atardamarımın üstünü emmeye başladığında ürperdim, kollarının arasında zevkten titredim. “Ohhh… Sevgilim…Çok güzel… Sakın bırakma beni… Harikasın… Sakın bırakma…” Elini eteğimin altına götürdü, çıplak bacaklarımı okşayıp yukarıya çıktı. Amımı avuçladı. Öyle ıslanmıştı ki… Elini çekip parmağındaki ıslak sularımı diliyle yaladı. Sonra parmak tekrar yerine, eteğimin altına döndü. Kalçalarımı sıktı, tekrar amımı avuçladı. Suları akan amımın içine orta parmağını gömdüğünde irkildim, şehvetle sarsıldım. Başparmağıyla klitorisime baskı yaparken orta parmağı vajinamın içlerini karıştırıyor, zevkten delirtiyordu beni… Kulağına, “Ohhh… Sevgilim… Geliyorum… Sakın bozma… Devam et erkeğim… Ohhhh…” diye fısıldadım şuh bir sesle… Kollarının arasında kasıla kasıla boşalmaya başladım. İnanılmaz bir şeydi bu… Daha siki içime girmeden, sadece parmağıyla, kapının arkasında ayakta orgazma ulaştırmıştı beni… Bir parmağı kasılan amımın içinde, diğer eli memelerimi sıkarken ben sımsıkı sarılmış vaziyette, düşmemek için çaba harcayarak dakikalarca boşaldım. Durmadan inliyordum, “Ohhh… Harikasın aşkım… İnanamıyorum… Böyle bir şey yaşamadım hiç… Ahhh…” Sonunda duruldum. Kollarının arasından bırakmadı beni… Birlikte kenardaki koltuğa gittik. Erdal koltuğa otururken beni de kucağına çekti. Boynuna sarıldım. İkimiz de giyiniktik ama benim etek ve badi yukarıya sıvanmıştı. Memelerim ve ıslak amım meydandaydı. Erdalın şortu da inik vaziyetteydi. Üstümüzü topladık. - O zaman etrafımıza bakmak, bizimkileri izlemek aklımıza geldi. Biz ayakta yiyişip kendimizden geçmişken, onların ikisi de çırılçıplak soyumuşlardı. Kocam Nevin’i yatağın hemen ucuna yatırmış, kendisi de önünde diz çökmüş, bacaklarını ayırıp başını kasıklarına gömmüştü. Nevin göründüğü kadarıyla halinden çok memnundu. Metin yaladıkça yalıyor, dilini içerilere sokup karıştırıyor, çıkarıp klitorisini somuruyordu. Nevin şehvetle kıvranıp başını sağa sola sallıyor ve inliyordu. Eli kocamın saçlarında okşayıp kendine çekiyor, amına bastırıyordu. Erdal altımda kıpırdanmaya başladı ama ben bastırıp izin vermedim, oturmasını işaret ettim. Huşu içinde önümüzdeki güzel manzarayı, karşımızda sevişip duran eşlerimizi izliyorduk. Ben az önce mükemmel bir orgazm yaşamıştım ama sevgilim henüz boşalmamıştı ve altımda hissettiğim sertlikten onun zor durumda olduğunu anlayabiliyordum. Kucağından kalktım, şortunu çıkarıp attım ve önünde diz çöküp Erdal’ın damar damar kabarmış, sertleşmiş sikini elime alıp yalamaya, emmeye başladım. - Ben Erdal’ın sikine oral seks uygularken hemen bir metre önümüzde kocam da onun karısını yalayıp duruyordu. Erdal zevkten gözleri yarı kapalı oralın keyfini çıkarıyordu. Aynı anda bana saksafon çektirirken, kulaklarında karısının zevk inlemeleri, bacaklarını ikiye ayırmış karısının amının yabancı bir erkek tarafından nasıl yalandığını izliyordu. Koltuk yatağın hemen yanındaydı ve ikimiz de sevişirken, rahat rahat yanımızda sevişen eşlerimizi tüm detaylarıyla görebiliyorduk. Kocamın dili bir yukarıya, bir aşağıya inmeye başlamıştı. Hem amını, hem alttaki minik deliği yalıyordu. Sonra da bütün enerjisini göt deliğine vermeye başladı. Erdal homurdandı, “Boşuna uğraşma arkadaşım, karım analdan hoşlanmaz asla…” Ben Nevin’in tepki vermesini beklerken o kocasını haksız çıkardı. Ayaklarını yere koyup kalçalarını havaya kaldırdı. Şimdi arka deliği iyice açılmış, kocamın gözlerine ve diline hazır konuma girmişti. Kocam tüm hünerini gösteriyor, göt deliğinin etrafında dolaşan diliyle Nevin’i kıvrandırıp duruyordu. Erdal karıcığının bu kadar istekli bir şekilde göt deliğini yalatması karşısında şaşırmıştı. Hele Metin parmağını am sularında ıslatıp deliğe dayadığında büsbütün afalladı… “Vay orospu vay…” derken sesinde bir kıskançlık hissettim. “Bana parmaklamak, yalatmak bir yana, dokundurmazdı bile…” Sikini ağzımdan çıkarıp, “Boş ver onları… Eskiyi boş ver… Artık yeni bir hayatımız var, yeni zevklerimiz… Sen kendi zevkine bak aşkım…” dedim. Tekrar emmeye devam ettim. Dilimle boydan boya yalıyor, taşaklarını, yumurtalarını bile okşayıp emiyordum. Erdal altımda kıvranırken kocama seslendi, “Oğlum soyunsana sen de… Böyle giyinikken nasıl sikeceksin karımı?” Elimdeki aletini sıkıp bıraktım boş ver dercesine… Biz kendi zevkimize bakalım. Gerçi ben de giyiniktim ama… O kadar yalamama rağmen boşalmıyordu yeni erkeğim… Kocam bize bakıp başını salladı hak verircesine… Kalkıp bir çırpıda soyundu. Nevin’i kucaklayıp tuvalet aynasının üstüne oturttu. Bacaklarını aralayıp arasına girdi. Erdal’a da “Bana akıl verene kadar sen de karımı soy… Baksana hala giyinik duruyor o da…” dedi bir yandan… Nevin titreyerek kocamı bekliyordu. Bacaklarını ikiye ayıran Metin bir hamlede Nevin’in ağzını açmış bekleyen ıslak kadınlığına daldı. Yarağının tamamını bir defada köküne kadar gömdü. - “Aaahhh…” diye bir çığlık kopardı Nevin… Dudaklarını ısırıyordu. Kocam aldırmadan, acımadan pompalamaya başladı Nevin’i… Tuvalet aynası sarsılıyordu gidip gelişlerinin sertliğinden… İkisi de zevkle inliyorlardı. Bu güzel manzarayı izlerken Erdal’ın avuçlarımın arasındaki sanki sikinin daha da büyüdüğünü hissettim. Metin bir süre bu şekilde siktikten sonra Nevin’i indirip aynaya doğru domalır pozisyona getirdi. Nevin ellerini dayayıp arkasını kocama döndü. Kocam tekrar pompalamaya başladı. Her ileri vurduğunda kasıkları Nevin’in kalçalarına yapışıyor, başı aynaya çarpıyordu. Nevin durmadan inleyip duruyordu. Sonunda Erdal da dayanamadı, gözlerini karısından ve onu acımasızca siken kocamdan ayırmadan beni soymaya çalıştı. Beceremiyordu gözleri onlardayken… Ben kalkıp üzerimde ne varsa bir çırpıda fora ettim. Çırılçıplak kaldım. Sonra da arkam Erdal’a dönük bir şekilde o güzel, kalın sikinin üstüne yerleştim. Şimdi ikimiz de gözümüzü eşlerimizden ayırmadan sevişebiliyorduk. Ben Erdal’ın sikinin üstünde hoplayıp dururken o da alttan kalçalarını indirip kaldırıyor, sikini amımın içinde oynatıyordu. Elleri belimde, göğüslerimde dolaşıyor, memelerimi, ulaşabildiği her yerimi okşuyor, sıkıp sıkıp bırakıyordu. Ayaklarım yere basıyordu ve inip kalkarken bacaklarım, vajinal kaslarım son derece kasıldığından kalın siki amımın içinde adeta eziliyordu. Bu arada kocam da sikini Nevin’in amından çıkarmıştı. Bacaklarından süzülen zevk sularını alıp parmağıyla arka deliğine sürmeye başladı. Nevin’in arka deliği ıslanmış, parlamaya başlamıştı. Metin önce bir parmağını, sonra ikinciyi kayganlaşan arka deliğine soktu. İki parmak da biraz sonra çok rahat hareket etmeye başlamıştı arkasında… Kocamın amacını hepimiz anlamış bulunuyorduk artık… Nevin’in kocasına el sürdürmediği arka deliğine girecekti. Nevin ağzı zevkten açılmış, heyecanla, ürpererek minik deliğine girecek aleti bekliyordu. Kocam öyle güzel alıştırmıştı ki Nevin’in arkasını… Sikini dayadığında pek fazla ürkmedi Nevin, kaçınmadı. Kocam sikinin başını hafifçe ve dikkatlice minik deliğe yerleştirdi, hafif hafif bastırarak zorlamaya başladı. İlk hareketi gerçekten özenli ve can yakmamaya çalışır biçimdeydi. O anda zevk almaktan çok, Nevin’in ürkmemesi, canının yanmaması için özen gösteriyordu. Kocamı takdir ettim. Beğeniyle onun arkadaşının karısına ilk anal seksini yaşatmasını izliyordum. Erdal da benimle beraber… Hareket etmeyi bırakmıştık. Kalın siki sertliğini kaybetmeden içimde duruyordu, tüm dikkatimizi bizimkilere vermiştik. Kocamın siki Nevin’in arkasını zorlamış, başı yavaşça girmişti. Aynadan Nevin’in kasılan yüzünü de görebiliyordum. Dudaklarını ısırıyordu. Belli ki canı biraz yanıyor ama dayanmaya çalışıyordu. Bir an aynadan göz göze geldik. Ona cesaret vermek için rahat olmasını, her şeyin yolunda olduğunu, bundan sonrasının sorun olmayacağını anlatır bir işaret yaptım. Kocamın sikinin başı kaybolmuştu gözden… Nevin’in belinden kavrayıp bir hamle daha yaptı, bir kısmı daha girdi. Son hamlede sikinin tamamı Nevin’in götüne gömüldü. Bir inleme kopardı Nevin… Başımı çevirip merakla Erdal’ın yüzüne baktım. Gözü hipnotize edilmiş gibi karısındaydı. Bugüne kadar anal sekse yanaşmayan, belki de her teklif ettiğinde kavga ettikleri biricik karıcığı, şu anda kocam tarafından götünden sikiliyordu. Hem de gözünün önünde, burnunun dibinde… Onun vücudunun her noktasını, acıyla, zevkle kasılan kaslarını, bacaklarından akan zevk sularını, karısının arka deliğine bütün haşmetiyle giren kocamın sikini… Her ayrıntıyı görebiliyordu. - Kocam biraz bekledikten sonra hareket etmeye, pompalamaya başladı. Nevin biraz daha eğilip poposunu havaya kaldırdı, belini çukurlaştırdı. Şimdi kocamın sikine alışmıştı, daha rahat girip çıkabiliyordu kocam… Az sonra zevk sesleri yükseldi, yükseldi ve odaya hakim oldu. Kocam sürekli pompalıyor, parmaklarıyla kavradığı belini sıkısıkı tutuyordu. Kocamın da sesi yükselmeye, inlemeye başladı. İlk defa sikilen göt daracık göt deliğinde müthiş bir zevk duyuyor olmalıydı, tahmin edebiliyordum. Anlaşılan boşalmak üzerelerdi. Kocam arkasında gidip gelirken Nevin’in üstüne kapandı. Elini ön tarafına atıp amcığını avuçladı, arkasında gidip gelirken amını kurcalamaya başladı. Bu hareket Nevin’i iyice delirtti.Nihayet ikisi de çılgınca sesler çıkararak boşaldılar. Onların boşalırken çıkarttıkları tahrik edici sesler bizi de harekete geçirdi. Erdal beni tutup üstünden kaldırdı, yatağa eşlerimizin yanına götürdü. Belimden tutup başımı yatağa bastırdı. Arkama girdi. Kalın sikini sokup çıkarırken başım yatağın benden tarafında uzanan kocamın bacaklarına çarpıyordu. Amımda Erdal’ın sikinin verdiği zevkle inleyip dururken gözüme kocamın bacaklarının arasında yarı kalkık duran siki ilişti. Elimi uzatıp tuttum, dudaklarımın arasına aldım. - İşte şimdi olmuştu. Tam da izlediğimiz porno filmlerdeki sahnelerde gibiydik. Arkadaşı arkamdan amıma sokup çıkarırken ben kocamın sikini yalıyordum. Nevin de kocamın yanında uzanmış, elini amına atmış parmaklarken, bir yandan da gözünü kırpmadan bizi izliyordu. Birden kalktı yerinden, kocamın üstünden aşıp yatağın kenarına, benim yanıma geldi. Sırtüstü yatıp altıma girdi, belimden tutup aşağı çekti biraz, “Biraz alçalsana Gül…” dedi. Ayaklarımı yere basıp kalçalarımı aşağı indirdim. Erdal arkamdan çıkar gibi oldu ama bırakmadı. Şimdi Erdal arkadan amıma girip çıkarken Nevin de altımda klitorisimi, amımı yalıyordu. İçime girip çıkan kocasının sikini de yaladığına emindim. Bacaklarım zevkten titremeye başlamıştı, inledim, “Ahh… Ne yapıyorsunuz bana karı koca? Delirteceksiniz beni… Ohhhh… Biri sikiyor, biri yalıyor… Ah kocacım… Harika bir şey bu… Dayanamıyorum… Oohhhh….” Bir yandan inliyor, bir yandan kocamın sikini koparırcasına tutmuş, yalıyordum. Kocam da alttan sallanıp duran memelerimi avuçluyordu. Her yerimden, her noktamdan zevk alıyordum. Dayanılır şey değildi bu… Ve dayanamadım da… Haykıra haykıra boşalmaya başladım. image Nevin altımdan zor kaçtı. Ben kendimi yatağa bırakır gibi oldum, Erdal bırakmadı. Belimden sımsıkı tutmuş kendine çekiyor, arkamdan kasılıp duran amıma sokup çıkarmaya devam ediyordu. Ben boşalırken o da haykırmaya başladı. Sikini köküne kadar amıma gömdü, spermlerini son damlasına kadar amıma fışkırttı… Başım yatakta onun kasılmalarının bitmesini bekledim. Halsiz, harap, yorgun, koca sikine asılmış bir kukla gibiydim. Boşalması bittiğinde bıraktı beni ancak… Kendimi yatağa, kocamın kollarının arasına yüzükoyun bırakıverdim, yığılıp kaldım daha doğrusu… Kocam saçlarımı okşayıp sakinleştirmeye çalışırken hala zevk kasılmaları devam ediyordu. Bilinçsizce bacaklarımı kasıp o zevkin devamını sağladım. Nevin yatağın ayak ucunda yatan kocasının amımdan çıkardığı dölle kaplı sikini yalayıp döllerinin tadına bakarken başını kaldırıp bize baktı, “Bak işte… Yine kendimizi kaybettik Metin, yine unuttuk. İçime boşaldın korunmadan…” Yorgun argın güldüm halsizce, “İçine boşalmadı kızım… Arkana boşaldı kocam…” dedim. - Tatil bitene kadar hep böyle seviştik. Defalarca… Eşlerimizi değişe değişe… Bazen yalnız… Genelde hep birlikte… Aklımıza geldiği gibi, her pozisyonda, her kompozisyonda… İkili… Üçlü… Dörtlü… Otel odasından bıktığımızda grup olayımızın başladığı o güzel koya gittik bir defasında… Tekrar doğanın koynunda hep birlikte seviştik. Tatilde başlayan bu güzel ve seks dolu birliktelik, eve dönünce de devam etti. Ama sadece dördümüz olduk. Başkalarını karıştırmadık aramıza… Bir nevi karı koca sadakati gibi birbirimize bağlı kaldık. Çünkü birbirimize yetiyoruz. Kocalarımızdan biri iş için falan şehir dışına çıktığında biz kadınlar asla yalnız ve erkeksiz kalmıyoruz artık… Geride kalan erkek ikimizi de yalnız bırakmıyor, mutlu ediyor, giden kocayı aratmıyor… Biz kızlardan birimizin regl olduğu, kocasıyla sevişemediği günlerde kocası seksten mahrum kalmıyor. Diğer kadın iki erkeği de cinsel yönden aç bırakmıyor, sonuna kadar doyuruyor. Öyle mutluyuz ki…
Kışkırtıcı seks oyunları
Bir kadınla bir erkeğin tatmin edici ve eğlenceli bir sevişme deneyimi yaşaması için ikisinin de havasında olması gerekir.
Kışkırtıcı seks oyunları Seks ve eğlence! Bir kadınla bir erkeğin tatmin edici ve eğlenceli bir sevişme deneyimi yaşaması için ikisinin de havasında olması gerekir. Bazı insanların, kendilerini tamamen sekse vermek için çok daha uzun bir ön sürece ihtiyaçları varken, bazıları kısa sürede ve çok az çabayla kendilerini yatağa atacak kıvama gelirler. Meselenin bir başka boyutu da, ön hazırlık aşamasında neler yapılacağı, ne gibi erotik oyunların oynanacağıdır. Bu noktada asıl olan, kadınla erkeğin birbirlerinin tarzını ve zevklerini iyi biliyor olmalarıdır. Aksi takdirde, birinin eğlence olarak gördüğü diğeri için rahatsız edici olabilir ve o zaman da “üstün yaratıcılık yeteneğinin” hiçbir anlamı kalmaz. Bir tarafın diğerini zorlamasıysa, seksin doğasına ters düşer. Bu küçük uyarıdan sonra, gelelim yatağınızı şenlendirecek küçük oyunlarımıza… Eğlenceli zevk oyunları: Yaptığımı yap oyunu! Belki bu oyunu çocukluğunda oynamış olanlarınız vardır; iki kişiden biri bir mimik, jest ya da hareket yapar, diğeri de onu hızla taklit etmeye çalışır. Eğer hareketleri kaçırırsa, o turu kaybeder. Aynı oyunun yetişkinler için olan versiyonuna gelince; partnerinizden, sizin ona yaptığınızın aynısını size yapmasını ve bunun haricinde herhangi bir teşebbüste bulunmamasını isteyin. Bu oyunun kadınlar için en büyük avantajı, ön sevişme cahili erkeklere bu konuda biraz olsun yol gösterme fırsatı vermesidir. Normalde kadınlar kendilerine nasıl dokunulmasını istediklerini söylemek zorunda kalırlar, ama bundan pek de hoşlanmazlar. Yatakta ’öğreten kişi’ durumuna düşmek ya da kapris yapan bir memnuniyetsiz gibi görünmek, oldukça tatsızdır. Dolayısıyla çoğu kadın partnerinin beceriksizliği karşısında susmayı ve bir şeyleri düzeltmeye çalışmaktan vazgeçip şikâyetlerini posta kutusuna, yani içine atmayı tercih eder. Dolayısıyla, ’Yaptığımı yap" oyunu eğlenceli olmasının yanı sıra, çaktırmadan eğitimin en doğrudan ve en etkili yoludur. Kör uçuşu deneyin! Sevişirken ikiniz de her zaman, her şeyi görmek zorunda değilsiniz. Evet; belki daha önce ışıkları kapatmayı denediniz, hatta belki hep kapatıyorsunuz ama bu yeterli değil; çünkü tam anlamıyla karanlıkta kalmanın tadı başka. Yatak odasında ’kör uçuş’ kulağa biraz dramatik geliyor olabilir ama gözlerinizin kapalı ya da bağlı olması, olayın heyecan dozunu yükselteceği gibi, diğer duyularınızın daha aktif bir biçimde devreye girmesini de sağlar. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, sekste duyuların keskinliği ve bedensel duyarlılık çok önemlidir. Çünkü o anda gerçekten seviştiğinizi ancak bu şekilde tüm hücrelerinizde hissedebilirsiniz. Yok, eğer dikkatiniz dağılır ve kendi bedeninizden uzaklaşırsanız, aklınız başka düşüncelerle dolu olursa veya fiziksel yorgunluğunuza yenilirseniz, cinsellik size garip ya da sıkıcı gelmeye başlar, sevişmek anlamsızlaşır. Kör uçuş konsantrasyonunuzu artıracak ve sevişmeden maksimum verim almanızı sağlayacaktır. Böylece hem siz, hem de partneriniz, seksin hakkını vermeyi başardığınız için mutlu olabilir ve kendinizle gurur duyabilirsiniz. Yatak odasında kamera! Eğlenceli bir sevişme her şeyden önce güzel bir anıdır ve bu tür güzel anıların, unutulmaz kılınması gerekir. Ayrıca işin içine görsel hafızanın nimetlerini katmak, ikiniz için de hoş bir değişiklik olabilir. Daha önce de söylediğimiz gibi; tek gecelik ilişkilerde yapamayacağınız her şeyi düzenli cinsel hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Tanımadığınız bir adamla sevişirken odaya kamera sokmak ne kadar kötü ve tehlikeli bir fikirse, sevgiliniz ya da eşinizle beraber olurken fotoğraf makinesi ya da el kamerasıyla çekim yapmak da o kadar dâhiyane bir buluş! Bunu yapmanın sizin için iki büyük artısı olur. Birincisi, seks sırasında yaşayacağınız gözetlenme hissi sevişmenizi daha tutkulu hale getirir ve bir macera havasına sokar. İkincisi, seks sırasında nasıl göründüğünüzü, neye benzediğinizi dışarıdan bir gözle göremeyeceğinize göre, bu tür görsel kayıt cihazlarıyla bu ilginç izleme deneyimini yaşama şansını da yakalayabilirsiniz. Seks yapmamaya çalışma Her baştan çıkarma seksle sonuçlanırsa, merak ve heyecan ölür. Cinsel gerilim, ilişkideki tutkuyu ayakta tutan başlıca unsurlardan biri olduğuna göre, bu gerilimi ayakta tutmak da size düşer. ’Seks yapmamaya çalışma’ oyununun en az seks kadar zevkli ve eğlenceli olduğundan en ufak bir şüpheniz olmasın. Yumuşak dokunuşlarla başlayan ve rengi gittikçe koyulaşan ön sevişmeyi yarıda bırakmak, ikiniz için de ilginç ve farklı bir tecrübeye dönüşecektir. Bu sayede hem sınırlarınızı test edebilir, hem de cinselliği ilişkinizde çok daha arzu edilir hale getirebilirsiniz. Şöyle düşünün; bir çocuk, istediği her oyuncak alınıyorsa bir süre sonra, ne o oyuncaklarla oynamaktan zevk alır, ne de yenileri için heyecan duyar. Artık onun için bir taş bebekle bir lego takımı arasında en ufak bir fark yoktur. İşte seks söz konusu olduğunda, aynısı biz yetişkinler için de geçerli. Cinsellik bizim için ancak yeni keşiflere imkân tanıdığı sürece eğlenceli. Seks yapmama çabasını da bu keşiflerden biri olarak görün; böylece seksin kıymetini daha iyi bilirsiniz. Kılık değiştirin! Tekeşliliğin insan doğasına aykırı olduğu söyleniyor, hatta bu tez, aldatmalarda sıklıkla öne sürülüyor. Belki de hep aynı insanla yatağa girmenin gerçekten de alışkanlığa dönüşen ve monotonlaşan bir yanı var. Ama bunu önlemek için yapılabilecek tek şey yeni birini bulmak değil; çünkü aynı insandan farklı bir insan yaratmak hem daha uçuk, hem de çok daha güvenli bir yol. Sekste kılık değiştirmenin ortaya çıkaracağı farkı küçümsemeyin. Ne de olsa değişik erotik fanteziler, sağlıklı cinselliğin en önemli besin kaynaklarından biridir. Rol ve kılık değiştirme oyunu için gidip kelepçeler, kırbaçlar almanıza ve partnerinizi korkudan titretmenize hiç lüzum yok. Elinizdeki farklı kıyafet ve aksesuarlarla yapacağınız kombinasyonlar, sizi bir anda değiştirecektir. Önemli olan tıpkı bir oyuncu gibi oyununuzu ciddiye almanızdır… Farklı soundtrack’ler yaratın! Her sevişmenin farklı bir ritmi ve melodisi vardır. Bunu uygun bir fon müziğiyle desteklerseniz, gecenin havası daha da yoğunlaşır. Çünkü müzik yalnızca ruhun değil, aynı zamanda vücudun ve beynin de gıdasıdır. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken çok kritik bir nokta var; sakın her seferinde 80’lerin saksafon bazlı romantik şarkılarını seçmeyin. Seks için en uygun müzik bazen lirik bir arya, bazen erotik tınılar taşıyan bir Massive Attack şarkısı, bazense gürültülü bir rock parçasıdır. Tabii şarkı seçiminde sizin ve partnerinizin ortak müzik zevki de çok önemli. Eğer birinizin beğendiği parça diğerinin kafasını şişiriyor ya da onu seksten soğutuyorsa, müziğin yaratacağı avantaj bir anda dezavantaja dönüşebilir ve geceniz mahvolabilir. En iyisi oturup kendinize seks için farklı müzik türlerinden örnekler içeren soundtrack’ler hazırlayın. Nasıl olsa sevişmelerinizin genel seyrini biliyorsunuz. Mesela bir soundtrack yavaş bir parçayla başlayıp giderek hızlanabilir, ardından tekrar daha düşük tempolu şarkılara geçilebilir. Bu sayede seksi eğlenceli kılmanın yanı sıra, geniş bir müzik kültürüne sahip olacak ve farklı türlere de yakınlık duyacaksınız
Kocamla Sikişmekten Hiç Zevk Almıyordum Merhaba Yaşanmış Seks Hikayeleri müdavimleri. Zaten aşırı seks düşkünü bir kadın olduğum için, bu siteyi keşfettiğimden beri okuduğum Eskort Kızlar ve hikayelerinin beni acayip derecede tahrik ettiğini belirtmek isterim. Evet, kocamla sikişmek hiç zevkvermiyordu. Ama yan daireye taşınan genç evli çift, ‘At Gözlüğümü’ çıkarmama ve seksten, tabusuz sikişmek ve zevk almama neden oldu. Ben 28 yaşında, 10 yıllık evli ve çocuksuz bir kadınım.Oldukça düzgün bir fiziğim var. Tanıdığım bütün erkekler (hatta kadınlar!) özellikle kalçalarımın çok güzel olduğunu söylerler. Size, iki yıl önce başlayan ve bana gerçek seks neymiş öğreten olaydan başlayarak, yaşanmış sikiş hikaye neymiş birde burdan buyrun. Bu anlatacağım olaydan önce sadece kocamla sikişmiştim ve seksin ne kadar güzel birşey olduğunu hiç anlamamıştım. Hatta kocamla sikişme yi hiç sevmezdim diyebilirim. Çünkü kocam arada bir canı çektiğinde gelir, bir iki öpüşmeden sonra direk amıma sokar sikini, iki üç dakika git gel yapıp boşalır, sonra da arkasını döner yatardı. Bu anlatacaklarımı yaşayana kadar seks sadece erkeklerin zevk aldığı bir şey olarak görünürdü bana. Burada Seks hikayeleri okudukça,seksin kadınların da zevk alacağı birşey olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hele ki değişik tecrübeler yaşamış kadınların yazmış olduğu Sex hikayeleri okudukça iyice kudurur olmuştum ve artık ben de tabusuz seks yaşamak, değişik tarzlarda sikişmek, zevk almak, Orgazm yaşamak istiyordum. Hatta hiç yapmadığım, fakat çok merak ettiğim anal seks olsun, kadın kadına seks olsun veya grup seks olsun, hepsini yaşamak istiyordum. Şu da bir gerçekti ki, bütün bunlar kocamla olmayacaktı, bunun farkında idim. Kocamı seviyordum, ama seksi de gönlümce tatmak istiyordum. Benim günlerim böyle, ne yapsam, nasıl bir çare bulsam diye geçerken, yan daireye evli bir çift taşınmıştı. Karı koca 25 yaşlarında idiler. Kısa zamanda samimi olmuştum kadınla. Adı Selda idi, oldukça hoş bir kadındı. Yatak odaları bizimki ile bitişik duvardaydı. Bir sabah kocamı işe gönderdikten sonra, yatağa tekrar uzanmış yatıyordum, yan daireden sesler geldiğini fark ettim. Ne oluyor diye daha dikkatli dinlemeye başladım. Selda, “Hadi aşkım, hadi sok, kökle!” diye bağırıyordu resmen. Sabah sabah bu sesler yarım saatten fazla devam ettikten sonra, Selda, kocası Cem'e, “Artık yeter, boşal!” diye bağırıyordu. Ve bir süre daha geçti, ikisinin de bağırışlarından boşaldıkların anlamıştım. O günden sonra devamlı onları dinler olmuştum. Genelde eve sabah geliyorlar ve en az bir saat sikişiyorlardı. Hatta bazı günler hızlarını alamayıp, öğlen sikişmeye devam ediyorlardı. Onları dinlerken, Cem'in beni siktiğini düşünerek her seferinde masturbasyon yaptım… İster istemez Cem'e ilgi duymaya başlamıştım. Bize geldiklerinde gözlerimi nerdeyse onun sikinden ayırmaz olmuştum. Ama kimse fark etmesin diye de çok dikkat ediyordum. Bir gün Selda bana gelmişti çay içmeye. Daha bir saat önce yine onları sikişirken dinlemiştim. Selda'ya, “Hayırdır, Cem'le kavga mı ettiniz? Bağırtı sesleri geliyordu…” dedim. O da, “Ciddi mi ya? Size seslerimiz geliyor mu?” dedi. “Evet, arada bir duyuyorum, ama ne olduğunu anlayamıyorum…” dedim, saf ayağına yatıyordum. “Yok, kavga etmedik, Cem'le sevişirken bazen dünyayı unutuyoruz!” dedi. Ben de, “Çok şanslısın o zaman!” dedim. “Neden?” diyecek oldu, ben de kocamdan bahsettim. Selda'nın bana o andaki bakışları acayip bir acıma içeriyordu. O gün öylece kapattık konuşmayı, ama daha sonraki günlerde muhabbetlerimiz hep seks üzerine olmaya başlamıştı. Ben Selda'ya fantazilerimden bahsedip, ama bunların kocamla mümkün olmayaca� �ını anlatırken, Selda benim için üzülüyordu. Bir gün Selda bana geldi ve “Hadi gel bize geçelim, sana bir sürprizim var!” dedi. Onlara geçtik, beni TV'nin karşısına oturttu, DVD Player'e bir CD taktı ve geldi yanıma oturdu. Porno film izleyeceğimizi tahmin etmiştim, ama CD başlayıp, filmin kendi evlerinde amatörce çekildiğini ve filmde Selda'yı çırılçıplak görünce şaşırdım. Galiba kocasıyla sikişmelerinin filmini seyredecektik. Nihayet Cem'in o merak ettiğim yarağını ve Seldayı nasıl siktiğini görecektim. Ama ekranda Cem yerine tanımadığım bir adamı çırılçıplak görünce şok oldum ve ağzım açık kaldı. Çok ilginçti, demek ki Selda kocasını aldatıyordu! Nefesimi tutmuş, merakla ve heyecanla filmi izlemeye koyulmuştum. Selda önce adamın önünde diz çöktü ve adamın sikini yalamaya başladı. Adamın kocaman bir siki vardı. Hemen sonra 69 oldular… Bir süre birbirlerini yaladıktan sonra, Selda adamı yere yatırdı ve üzerinde çıkıp, adamın sikini amına yerleştirdi ve sikin üzerine oturup kalkmaya başladı. Biraz bu şekilde sikiştikten sonra, Selda adamın üstünden indi ve adamın önünde dört ayak domalarak, “Hadi kara kutumu da bir güzel sik!” dedi. Adam da arkadan yanaştı ve sikini Selda'nın götüne sokmaya başladı. O anda birşey dikkatimi çekti, Selda o koca yarrağı aynı amına alır gibi, çok rahat birşekilde götüne aldı, hem de köküne kadar. Hem de hiç bağırıp çağırmadan, aksine gayet zevk alarak siktiriyordu götünü. Bu film böylece yaklaşık 40-45 dakika devam etti (benim kocamla sikişmelerime göre epey uzun bir süre!). Ben filmi izlerken kendimden geçmiştim ve amım vıcık vıcık sulanmıştı resmen… Ben filme pür dikkat odaklanmışken, birden arkamdan öne uzanan bir el göğüslerimi okşamaya başlayınca nasıl irkildim anlatamam! Hemen dönüp kim bu diye baktığımda şok oldum. Göğüslerimi okşayan adam, izlediğimiz filmdeki Selda'yı siken adamdı. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmez bir halde Selda'ya baktığımda, Selda gülümseyerek beni dudaklarımdan öptü ve benim şaşkın bakışlarım eşliğinde üzerimdeki giysileri çıkarmaya başladı. Herşey okadar heyecanlıydı ki, kısa sürede kendimi salıvermiştim. Selda beni çırılçıplak soyduktan sonra kendisi de soyundu. Bu arada o adam da soyunmuş ve üçümüz de çırıl çıplaktık artık. Ben koltukta otururken adam bacak arama yumuldu ve amımı yalamaya başladı. Selda da adamın sikini ağzına almış emiyordu. O anda aldığım zevkten ve yaşadığım heyecandan başka hiçbir şey umurumda değildi… Biraz sonra adam beni yere yatırdı ve sikini amıma sokmaya başladı. Hatırı sayılır derecede büyük bir siki vardı ve amımı bu aleti ile doldurmaya başlamıştı. Adam amıma köklediğinde aldığım zevki hiç unutmuyorum. Adam amıma pompalarken, Selda üzerime geldi, yüzümün üstüne çökerek amını ağzıma dayadı ve yalamamı emretti. Am yalamanın nasıl birşey olduğunu hep merak etmişimdir, hiç ikiletmeden Selda'nın amını yalamaya başladım. Amının tadı çok güzeldi ve hoşuma gitti, dilimi içine sokuyor, am dudaklarını emiyor, klitorisini yalıyordum. Ben Selda'nın amını yalarken, adam da yaklaşık 15 dakikadır içimde gidip geliyordu. Ben Selda'yı yalayarak boşaltmıştım, kendim ise bu sürede üç defa boşalmıştım ve hayatımın ilk üç orgazmını o adamın altında yaşamıştım. Artık gerçek seksin ne demek olduğu hakkında bir fikrim olmuştu, ama adam (Hakan) halen amıma pompalamaya devam ediyordu… Biraz sonra Hakan sikini amımdan çıkarıp, “Hadi bakalım, dön bir de kara kutuyu deneyelim!” dedi. Ben o güne kadar hiç arkadan yapmamıştım, tamam merak ediyordum hep, ama tereddüt ediyordum. Kaygılandığımı gören Selda müdahale etti, “Korkma canım, birşey olmaz, en başta canın yanar biraz, ama kendini serbest bırakırsan sen de zevk alırsın!” dedi ve beni razı etti. Seldanın yardımıyla ben dört ayak oldum. Selda da arkama geçip dört ayak oldu ve kendi aralarında ‘Kara Kutu’ diye adlandırdıkları göt deliğimi yalamaya başladı. Götümün yalanması da, aynen az önce am yalamam gibi hayatımda ilk defa yaşadığım değişik ve güzel bir duyguydu. Sonra bir parmağını götüme sokmaya başladı. Biraz sonra da ikincisini soktu. Bu arada Selda inlemeye başlayınca kafamı çevirip baktım ki, Hakan Selda'nın arkasına geçmiş ve Selda'yı sikmeye başlamıştı. Selda da üç parmağını benim götüme sokmuş, içimde hare ket ettiriyordu. Biraz canım yanıyordu, ama zevk te almaya başlamıştım… Az sonra Selda, “Hadi Hakan, Gülü'n Kara Kutusu hazır!” deyince, Hakan Selda'nın arkasından çekildi. Selda da yana kayıp, Hakan benim arkama yanaştı. Selda da götümün yanaklarını ayırarak yardımcı oluyordu. Hakana, “Lütfen yavaş!” dedim. O da, “Tabi, sen nasıl istersen.” dedi ve kocaman sikini göt deliğimin ağzına dayayıp bastırmaya başladı. Bu arada da, “Kocan ne kadar aptal bir adammış, böyle muhteşem bir göt sikilmez mi hiç!” diye dalga geçiyordu. Siki yavaş yavaş götüme girmeye başladı. Canım yanıyordu, ama dayanmalıyım diye kendimi telkin ediyordum. Hakan yavaş ve sakin hareketlerle hepsini sokmuştu artık. Canım çok yanıyordu, ama kendimi mümkün olduğunca serbest bırakıyordum. Bir süre öylece bekledi hiç hareket etmeden. Acım azalmıştı ki Hakan hareket etmeye başladı. Yavaş yavaş gidip geliyordu. Bir süre sonra hızlı hızlı gidip gelmeye başladığında acım tamamen yok olmuş ve artık zevk almaya başlamıştım… Götümü bir süre daha bu pozisyonda sikti, sonra yere sırt üstü uzandı ve beni sırtım ona dönük üzerine oturttu. Yine götüme sokmuştu sikini, ama bu sefer hiç zorlanmadan almıştım. Üzerinde zıplıyordum artık rahatça. Beni kendine doğru çekti, alttan o benim götümü sikerken, Selda da amımı yalamaya başlamış ve iki parmağını amıma sokmuştu. Zevkten bayılmak üzereydim, üst üste Orgazmlar yaşıyordum. Bir saate yakın süre olmuş, ben defalarca Orgazm olmuştum ve Hakan halen boşalmamıştı. Gözlerimi kapatmış, iki deliğimin dolu oluşunun zevkini çıkartıyordum. Bir ara Selda amımı yalamayı ve parmaklamayı bıraktı ve amını yine ağzımın üstüne getirdi. Amını deli gibi yalıyor, dilimi içine sokuyordum. Selda amını iyice yüzüme bastırıyordu. O anda başka bir sikin amıma girmeye başladığını hissettim, oldukçada iri bir aletti. Selda'nın amından yüzümü kurtarıp, kim bu diye baktığımda Cem idi. Ben tüm bu olanlara şaşırırken, benim dışımda herkes gayet doğal bir şekilde işine devam ediyordu. Artık Cem de amıma iyice köklemişti, resmen tost olmuştum aralarında… Biraz sonra Hakan boşalacağını söyleyince hemen üzerinden kalktık. Selda Hakanın sikini ağzına aldı ve emmeye başladı. Bu arada Cem de tekrar amıma girmişti bile. Karısı başka birinin sikini yalarken, adam beni sikmekle meşguldü. Amım sikilirken ben biryandan da Hakanın nasıl boşalacağına bakıyordum. Hakan kısa sürede haykırışlarla Selda'nın ağzına boşalmaya başladı. Ama Selda halen ağzından çıkartmamıştı, yutkunuyordu, resmen Hakanın döllerini içiyordu. İğrenç diye düşünmüştüm. Hakanın sikini ağzından çıkardığında ise tertemiz yapmıştı… Bu arada ben Cem'in atında artık zevkten uçuyordum. Cem beni birkez boşalttıktan sonra sikini amımdan çıkardı ve bacaklarımı omzuna alıp göt deliğime sokmaya başladı. O da, “Demek kocan hiç sikmedi ha bu deliği?” diye gülüyordu. Bir süre o pozisyonda götümü siktikten sonra, sikini götümden çıkarıp ağzıma verdi. Yalan yok, başta biraz iğrenç geldi, ama gözlerimi kapayıp sikini emmeye başladım. Az sonra Cem kasılmaya başladı, boşalacaktı. Tam kendimi çekecektim ki, Cem kafamı sikine bastırdı ve ağzıma boşalmaya başladı. İster istemez yutuyordum. Ama biraz önce iğrenç diye düşündüğüm şeyin tadı hoşuma gitmişti ve hepsini yutmuştum… Herkes bir kenara devrilmişti. Ayağa kalkmaya çalıştım, ama beceremedim, hiç gücüm yoktu, bitmiştim. Selda yanıma geldi ve beni kaldırıp koltuğa oturttu, “Nasıl, sürprizimi beğendin mi?” dedi. Sadece, “Evet!” diyebildim. “İstersen şöyle uzan, biraz uyu, kendine gel! Merak etme kocan eve gelmeden vakitlice uyandırırım seni!” dedi. Oracıkta sızmışım… Akşam kocamın geliş saatinden bir saat önce Selda beni uyandırdı. Bir duş aldım, kendime gelmiştim. Biraz arkam acıyordu, ama olsun aldığım zevk inanılmazdı. Son kez içeri girdim, elbiselerimi giymeye ve Cem'le Hakana Hoşçakalın demeye. Ama ikisinin de sikleri dimdik duruyordu. Selda, “Gel canım, bir veda sikişi yap ta öyle git, nasılsa kocanın gelmesine daha yarım saatten fazla var!” deyince, dayanamadım ve hemen yanlarına gittim. Cem hemen bacaklarını ayırıp, “Arkanı dön kucağıma otur!” dedi. Sırtım ona gelecek şekilde oturken götüme sokacağını anlamıştım. Busefer canım hiç yanmadan girmişti götüme. Üzerinde oturup kalkıyordum. Hakan da önüme geçti ve amıma girdi. Beş dakika falan böyle devam ettik, sonra ben gitmek zorunda olduğumu söyledim ve sikişmeyi bıraktık. Siklerine birer öpücük kondurdum ve Selda'yı da dudaklarından öperek, herşey için teşekkür ettim ve evime geçtim…
Pazarlamacı Kocam
- ‘Neyin var hayatım yine?” dedim sıkıntıyla… Kocam üstümde gidip gelirken hareketleri yavaşlamış, içimdeki siki yumuşayıvermişti. Kaç zamandır böyleydi bu durum… Tıbbi malzemeler pazarlıyordu ve patronuyla başı dertteydi. Bu da cinsel performansını etkilemeye başlamıştı.
“Yine mi iş konusu?”
Üstümden indi, yatağın yanındaki sigara çakmağına uzanıp yaktı, sırtüstü uzandı. Sigarasından derin bir nefes çekti. Dumanını savururken boş boş tavana bakıyordu. Bir süre durdum, sonra yan dönüp uysal bir kedi gibi başımı göğsüne koydum. Elimi geniş göğsünün kılları arasında, düz karnında, yumuşamış sikinde, taşaklarında gezdirdim hafifçe, okşadım.
“Ne oldu, söylesene… Anlat bana…”
Pufladı. Anlatmaya başladı. Tahmin ettiğim gibi, iş meselesiydi. Kaç aydır patronun istediği rakamları bir türlü yakalayamamıştı. Adam bozuk çalıp duruyordu. Ertesi gün özel bir hastane müdüründen randevu almıştı. Bu son şansıydı, yoksa işten çıkaracaktı patron…
“Randevu için zorlukla razı ettim müdürü… Patron baskısı bir yandan, hastane müdürünün nazı bir yandan… Bunaldım valla… Patron da demez mi, eşinle gitsen daha iyi olur diye…”
“Benimle mi gideceksin? O da nerden çıktı hayatım? Yine fantazi mi hayal ediyorsun?”
“Ya… Fantazi değil aşkım… Bak hayatım, ben istediğim kadar bağlama çekeyim, olmuyor. Yarın görüşeceğim herif kadın düşkününün tekiymiş. Pek hayır diyemezmiş. Yanımda sen olursan bir faydası olurmuş, falan filan… Seni tanıyor, ne seksi kadın olduğunu biliyor ya… Yarın da işi kıvıramazsam kapının önündeyim aşkım… Düşünsene, evin taksidi, borçlar… Bittik biz o zaman… Hani diyorum, sen de gelsen yanımda… Şöyle biraz frapan giyim, makyaj filan… Ha? Ne dersin?”
“Anladım ben… Patronun emir verdi, ürünün yanında beni pazarlayacaksınız. Bunu mu demek istiyorsun şimdi?”
Bozulmuştum biraz… O da anladı bozulduğumu, kollarıyla sarıp çıplak sırtımı, uzun sarı saçlarımı okşadı.
“Öyle kızma hemen aşkım. Ben konuşurken sen yanımda dursan, adamların dikkatini kendine çeksen, ben o arada bağlamamı yapsam… Ne kadar seksi karı olduğunu sen de biliyorsun. Nereye gitsek gözler üstünde… Tek yapman gereken yanımda oturman yarın… Hayat memat meselesi… Çok şey istemiyorum ki senden… Farzet ki düğüne, kokteyle gidiyorsun.”
“Tabi, sen de balıklama atladın patronun lafına değil mi kocacım? Pek bayılırsın karına mini etek giydirip koluna takmaya… Gezdiğimiz yerlerde erkeklerin karına sikecek gibi bakmalarına…”
Elimin altındaki ölgün erkekliği kıpırdadı ben bunu söyleyince… Tutup penisini sıktım. O da beni kollarının arasında sıktı biraz daha, kendine bastırdı. Koca memelerim göğsünde ezilmeye başladı. Bacağımı onun bacaklarının üzerine attım.
Zevkim yarım kalmıştı az önce… Bacaklarımı ayırınca dudakları açılan ıslak kadınlığımı onun kıllı bacağına bastırdım. Kalçamı oynatıp bastıra bastıra sürttürdüm. Çenemden tutup başımı kaldırdı, dudaklarımdan öptü.
“Ne yapayım, hoşuma gidiyor sana bakmaları biliyorsun… Zevk alıyorum. Sen kalçalarını çevire çevire yürürken, memelerin bıngıl bıngıl oynarken öyle bir bakıyorlar ki sana… Sikecek gibi… Seksi karım benim… Benim bile yatırıp sikesim geliyor seni oracıkta…”
“Biliyorum kocacım… Sikin kalkar hep bana bakarlarken… Bak, şimdi de kalktı biraz…” Avucumun içindeki penisi iyice sertleşmeye başlamıştı. “Eee? Yarın da aynı şey mi olacak diyorsun? Ben mini etek giyicem, adam bana bakacak, memelerime, bacaklarıma, sen de malı götüreceksin, öyle mi? “
“Yani… Aynen karıcım… Oh, benim güzel karım, seksi karım… Dediğim gibi işte… Her zaman yaptığın şey… Senin de hoşuna gitmiyor mu? Milletin sikini kaldırmaya bayılıyorsun hep, eve zor yetişiyoruz. Senin güzel amcığın sulanır, benim yarak taş gibi olur… Kaç posta sikişiriz hep… Sanki hiç yapmadığın şey…”
İyice sertleşmişti siki… Anlattığı kıvama gelmiş, taş gibi olmuştu. Eğilip başına bir öpücük kondurdum. Dilimin ucunu sikinin başına değdirdim, titredi. Aşağıya kaydım, bacaklarının arasına yerleştim bir güzel, sikini ellerimle tutup yalamaya başladım. En bayıldığı şeyi yapıyor, saksafon çalıyordum kocama… İnledi. Başımı kaldırıp gözlerine baktım yalarken,
“Ama adam kadına düşkünmüş dedin kocacım. Ya ileri giderse?”
Elini uzatıp kasıklarına dökülen saçlarımı karıştırdı. Zevkle kıvranırken,
“Mmmm… Hastanenin içinde, makam odasında, benim yanımda… Kalkıp kocanın yanında seni sikecek hali yok ya adamın aşkım? Biraz ucundan gösterecen, ama vermeyecen işte…”
Kendimi kaptırmıştım iyice… Gözümün önüne kocaman bir masa geldi, döner koltukta oturan herifin biri… Beni domaltmış o geniş masanın üstüne… Takım elbiseden sikini çıkarmış. Sikiyor… Kocam yanımızda, bizi izliyor. Eli pantolonun önünde… Offf…
Dayanamadım fazla… Hazır kocam da sikini kaldırmış… Hazır ıslak, amıma girmeye hazır, taş gibi… Kalktım, bacaklarımı aralayıp üstüne çıktım. Bir hamlede kocamın sikinin üstüne oturuverdim. Amımı yardı bir anda, kasıklarımız öpüştü. Kasık kılları sertleşmiş klitorisimi okşadı. İnledim.
“Ohhh… Şimdi oldu işte…” dedim. Uzanıp dudaklarını somurdum. O da memelerimi avuçladı alttan… Oturup kalkmaya başladım sikinin üstünde… “Peki… Göstermekle kalmasam sadece… Sikse beni… Olmaz mı kocacım? İzin versen bana…” Kalçalarımı değirmen gibi çalkalıyordum bunları söylerken… Kocam altımda kıvranıyordu.
“Ohhh… Siksin karıcım… İzin veriyorum… Siksin seni… Amına koysun senin… Tatlı amına soksun yarağını… Ooohhhh…”
“Sen bize bak olur mu? Adam beni sikerken bize bak… Beni nasıl siktiğine bak… Aahhh… Sikin iyice kocaman oldu aşkım… Ooohhhh… Siksin beni… Masanın üstünde siksin kocacım… Sen de ağzıma ver sikini sevgilim… Adam beni sikerken, senin sikini yalarım ben… Boş bırakmam seni de aşkım… Ohhh…”
Üstünden kalktım, yatakta domaldım. Arkamdan yetişti hemen, sikini daldırıverdi sulu amıma… Belimi tutup sikmeye başladı beni… Ben de alttan elimi uzatıp klitorisimi ovalıyordum.
Sarsıldım, zirvelere yükseldim. Kocam da arkamda motor gibi gidip geliyordu. Sonunda ben boşalırken, o da üstüme kapaklandı. Yatağa uzanıp kaldık. Nefes nefeseydik. Kocam üstümdeydi hala… Kalkıp üstümden attım. Başımı yastığa koydum sırtüstü… O da yanıma geldi, sarıldı.
“Tamam…” dedim. “Bu güzel sikişin hatırına tamam. İstediğin gibi olsun. Yarın seninle geliyorum. Tam istediğin gibi…” Minnetle dudaklarıma yumuldu, öptü. Sarılıp uyuduk.
Sabah kalktık, hazırlandık. Gardrobu açıp olabildiğince seksi şeyler seçmeye çalıştım. Dantel, siyah tanga külot, siyah, daracık mini etek, siyah ince jartiyer çoraplar, üzerime askısız beyaz bir bluz, siyah ceket…
Makyajımı yapıp yüksek topuklularımı giydim, kocama döndüm. Şöyle bir baktı. Sütyenin askıları şeffaf olmasına rağmen çıkarttırdı. Görüntüyü bozuyormuş. Aynaya baktım. Beyaz bluzun kumaşından meme uçlarım belli oluyordu.
“Böyle daha iyi oldu” dedi. “Eteğini de biraz yukarı çek aşkım… Bir iki parmak daha yukarıya… Tamam… Dudaklarına biraz daha parlatıcı sür… Kırmızısı göze batsın iyice… Okey… Şu beni delirten parfümünden de sık bol bol bakayım…”
“Orospusunu işe gönderen pezevenkler gibisin aşkım” dedim gülerek… “Kendi elinle hazırlıyorsun karını… Adamı epeyce tahrik edeceksin bu gidişle… Ama bak, gece yatakta olan yatakta kaldı. İleri gitmek yok, ona göre.”
“Sen merak etme karıcım, bu kadarı yeter. Gerisini ben hallederim” dedi.
Bu şekilde hastane müdürüyle olan randevumuz için yola çıktık. Bindiğimiz taksinin şoförünün, indiğimizde hastane güvenliğinin bakışları hemen üzerime çevriliyordu. Açıkçası adamların beğeniyle bakmaları hoşuma gitmişti. Yanımda yürüyen kocamın da ağzı kulaklarındaydı tabi…
Müdürün odasına tam randevu saatinde girdik. Makam masasının önündeki cam sehpanın etrafında geniş misafir koltukları vardı, oraya oturduk karşılıklı… Kocam beni müdürle tanıştırdı ve elindeki teklif dosyasını verdi. O konuşurken ben bacak bacak üstüne atınca bacaklarım kalçama kadar açılmıştı.
Kocam anlatırken haklıymış. Uzun boylu, iri yarı müdürün gözü benim bacaklarımdaydı ama pek belli etmiyordu. Elindeki dosyayı inceliyor, sayfa sayfa rakamlara bakarken, arada çaktırmadan beni süzüyordu. Sonunda kocama,
”Baktım da, bu teklif rakamı diğer firmalarla hemen hemen aynı. Neden işi size verelim?” deyince işlerin pek yolunda gitmediğini anladım.
Ceketimi çıkardım, sıcaktan bunalmış gibi yaparak yandaki koltuğa bıraktım. Beyaz bluzumun dekoltesinin üzerinden benim koca göğüsler fırlamış, uçları ince kumaştan belli oluyordu. Ceketi bırakmak için yana eğilince de eteğim iyice sıyrıldı, baldırlarım ortaya çıktı.
Bu kez müdürün gözleri direkt olarak bana yöneldi. Ayaklarımdan yukarıya çıktı bakışları, dudaklarımdan, göğüslerimden aşağıya süzdü iyice… Kocam dosyaya baka baka ürünlerin kalitesi hakkında bir şeyler paralarken müdüre gülümsedim. Dilimin ucunu parlak kırmızı ruj sürdüğüm ve araladığım dudaklarımda dolaştırdım hafifçe… O da kocama aldırmadan ona sergilediklerime baktı doya doya…
“Bakın ne yapalım?” diyerek kocamın sözünü kesti sonunda… “Ayak üstü bu dosyayı incelemek, karar vermek zor. İsterseniz birlikte bir akşam yemeği yiyelim, orada alım için son kararımı vereyim. Olur mu?” Kocam hemen atılıp,
“Tabi efendim, ne demek…” diye yaltaklandı. “Nasıl isterseniz… Emriniz olur. Nasıl buyurursanız…”
“Yalnız, biz otelde mükellef bir yemek yerken eşiniz evde yalnız kalmasın diyorum. O da bizimle beraber gelsin. Sizin için sakıncası var mı hanımefendi?” dedi bana bakarak…
“Hiç sorun değil müdürüm” dedi tekrar kocam, lafı kesildi yine, kocamın yüzüne bakmadan, gözlerini bana dikerek,
“Ben eşinize sormuştum, hanımefendiye…” dedi adam… Açıkça asılıyordu bana herif, kocamın yanında hem de…
Kocam da bana baktı yalvarırcasına, yutkundu. Bir an başımı eğdim, kafamdan bin türlü düşünce geçti. Her şey… Kocamın işi, geçimimiz, evin kredi taksitleri, borçlar… Her şey benim o anda vereceğim yanıta bağlıydı. Adam bir de otel lafı etmişti. Niye otel? Restoranların suyu mu çıktı acaba?
Bu işin sonu nereye varacak diye merak ettim ama mecburduk. Adam ne istese yapmak zorundaydık. Sonunda kararımı verdim. Teşhirse teşhir, ileri gitmekse ileri gitmek… Başımı yukarıya kaldırıp adamın gözlerine baktım. Gülümsedim,
“Elbette müdür bey, ne sakıncası olabilir? Memnun olurum. Dediğiniz gibi, evde yalnız başıma oturmaktansa, sizinle beraber olmak daha iyi olur.”
“Tabi, çok sevinirim. Ben de memnun olurum…” dedi adam, gözleri her yerimde dolaşıyordu. “Bizimle beraber olursanız…” diyerek ilave etti.
Gülümsedim. Beraber olmak sözünü öyle vurgulamış, öyle anlamlar yüklemişti ki… Neyi ima ettiğini anlamamak için geri zekalı olmak gerekirdi. Kocam da geri zekalı olmadığını gösterdi müdüre, bana bakarak,
“Efendim, sizi memnun etmek bizim görevimiz, ne gerekiyorsa…” dedi adama… Bu kez de kocam ne gerekiyorsa lafının üstüne basa basa söylemişti.
“Anlaştık o zaman… Şu yeni açılan büyük otelin en üst katındaki barda buluşalım. Akşam saat yedi gibi…” diyerek elimizi sıktı, bizi yolcu etti. Elimi biraz daha uzun tuttu elinde, okşarcasına, gözleri gözlerimdeydi. Dışarı çıktığımızda kocama çemkirdim,
“Ne dedin adama öyle, ne gerekiyorsa lafları falan… Adam düpedüz asıldı bana… Bana bak, bu işin sonu iyiye gitmiyor.” diye terslendim.
“Karıcım, nolur idare et. İş oldu gibi… Şu akşam yemeğini de atlatalım. Her şey güzel olacak bir tanem… Bozma lütfen…” diye yalvardı.
Akşam giysilerimi değiştirmiş, bu kez biraz daha şık, janjanlı, biraz daha dekolte giyinmiştim. Altımda jartiyer ve dantelli çoraplar vardı. Asansörde en üst kata çıkarken beğeniyle baktı kocam… Gülümsedi. Bara girdik, oturduk. Bütün garsonlar, barmen beni izliyordu. Birer içki aldık beklerken… Yarım saat sonra müdür geldi. Yanında genç, yakışıklı bir herif daha vardı. Satın alma müdürüymüş. Hep beraber masaya oturduk. Üç erkek, yanlarında ben… Müdür menüye bakarken,
“Normalde hesabı şirketler öder ama, bu akşam ben ısmarlamak istiyorum.”
Yemekleri ısmarladık. Beyler viski aldı, bana sert bir kokteyl geldi. Bir saat kadar hiç iş konuşulmadan sohbet ettik. Genç satın alma müdürü, Ömer, sürekli espriler yapıyordu. Hoşuma gitmişti adam… Yakışıklıydı, takım elbisenin içinde zıpkın gibi duruyordu. Yemek yedik. Yemekte şarap içtim. Yemekten sonra tekrar kokteyl, kocam viski, derken pek alışkın olmadığımızdan kocam da ben de sarhoş olduk.
İçkinin tesiriyle sıcak bastı, ceketimi çıkardım. Üzerimdeki ipek beyaz bluz yine göğüslerimi ortaya çıkarmıştı. Genç adamın bakışları memelerime kilitlendi. İki erkeğin de ilgisi benim üzerimdeydi. Hoşuma gidiyordu beğenilmek… Dilim açılmış, adamların karşısında şakıyor, kahkahalarla gülüyordum. İyice samimiyetimiz artmıştı. Kocam da hayatından memnundu. Sonunda müdür ayağa kalktı, bana elini uzattı,
“Gelin, alt kata inelim. Burada rahat değiliz, aşağıda oda ayırtmıştım. İçkilerimizi alıp sohbetimize orada devam edelim.” dedi.
Oda ayırtmış ha? Vay zampara pezevenk vay… Anlaşıldı, bunlar ben bakireyi kurban edeceklerdi aşağıda… Kocama baktım, o benden daha hevesli… Ben de mutlulukla elimi uzattım, elini tuttum. Beni kaldırdı. Diğerleri de kalktı.
Başım dönüyordu, sendeleyince genç adam belimden tuttu. Sarılıp destek oldu. Kocam da ayakları dolaşarak arkamızdan geldi, alt kata indik. Bize ayrılan odayı bulduk. İçeriye girdik. Süit, klasik mobilyalarla döşenmiş, güzel bir odaydı, girişte koltuklar, duvar kağıdıyla süslü duvarın arkasında geniş bir yatak, banyo…
Beyler koltuklara otururken ben izin isteyip banyoya girdim. Makyajımı, rujumu tazeledim, saçlarımı düzelttim. Etrafıma baktım, lüks banyonun her yerinden akıyor. Köşede dekorlu fayansların üzerine yerleştirilmiş jakuzi , küvetin içinde bir sürü su fışkırtan metal yuvarlaklar, altın kaplama gibi duran süslü bataryalar, musluklar, bembeyaz işlemeli havlular…
Banyodan çıktım, bana bakıyorlar, beni bekliyorlardı. Müdür yine adeti olduğu üzere sikercesine baştan aşağıya süzdü beni… Ben oturmadan,
“Gül hanım, kocanız bu sabah, memnun etmek için ne gerekiyorsa demişti biliyorsunuz. Söylediği gibi bizi memnun etmenizi beklemiyorum. Ama siz içerideyken kocanızla konuştuk. Bize küçük bir şov yapabileceğinizi söyledi.” dedi.
“Ne gibi sayın müdürüm?” dedim pek itiraz etmeden…
Anlamıştım tabi, eşek değildim ya… Bu lüksün, bu güzel yemeğin, içkilerin bedava olmayacağını, kocamın işi için bir bedel ödeyeceğimi biliyordum. Adam elindeki kumandanın düğmesine bastı, köşedeki büyük ekran televizyondan yumuşak bir müzik yayıldı odanın içine… Kıvrak, güzel bir dans müziği…
“Hadi bize güzel bir dans gösterisi yap. Kocan söyledi, çok iyi oryantal dans yapıyormuşsun. Hatta striptiz de yapabilirsin. Sabahtan beri güzel vücudunu görmek için sabırsızlanıyorum”
Sesindeki buyurganlık, itiraz kabul etmeyen ton dikkat çekiciydi. Artık siz demeyi bırakmış, sen demeye başlamıştı. Sabrı kalmamıştı adamın, anlıyordum. Diğerlerine baktım, benim pezevenk kocam da, Ömer de oturdukları koltuklarda beni izliyorlardı. Ben karşılarında ayakta duruyordum.
“Anlaşılan kocamın da bu konuda bir itirazı yok. Kocam izin verdikten sonra ben neden dans etmeyeyim ki…” dedim.
Gözlerimi kapadım. Müziğin kıvrak nağmelerini içimde hissettim. Sonra hareket etmeye başladım. Erkeklerin önünde, müziğin ritmine uygun olarak kalçalarımı kıvıra kıvıra dans ediyordum. Yavaş hareketlerle üzerimdeki ceketi sıyırdım, kenara attım. Bluzumu da çıkardım. Sütyensizdim, memelerim her hareketimde bıngıl bıngıl oynayıp duruyordu.
Hiç böyle bir şey yapmamıştım daha önce… Fakat bu gece, içkinin de tesiriyle, tereddüt etmeden iki yabancı erkeğin karşısında soyunuyordum. Her parça giysimi çıkarırken bir ara veriyor, sonra diğer parçayı çıkarıyordum. Eteğimin fermuarını açtım, beline parmaklarımı geçirip kalçamı iyice kıvıra kıvıra santim santim aşağıya indirdim. Az sonra eteğim de yerdeydi. Üstümde sadece jartiyerim, tangam, siyah ince jartiyer çorabım ve iskarpinlerim kalmıştı.
Hayran hayran, önlerini oğuşturarak beni izleyen üç erkeğin karşısında striptizime devam ediyordum. Müzik hareketlenip yükselmiş, benim hareketlerim iyice kıvraklaşmıştı. Müdür kahkahalar atıyor, bana tempo tutuyordu. Neşesi yerindeydi. Elinde viski kadehiyle kalktı, yanıma geldi. Bana sarıldı, ikimiz dans etmeye başladık.
İri yarıydı adam, yanında küçük kalmıştım. Kollarından sıyrıldım, adama sürtüne sürtüne oryantal dansıma devam ettim. Önümü sürtüyor, dönüyor, kalçalarımı onun sertleşmiş önüne sürtüyordum.
Koca adamın sikini kaldırabilmek hoşuma gitmişti. Hayatımdan memnundum. Arada elindeki viski kadehini alıyor, dilimle kadehi yalayarak bir yudum alıyor, sonra dansıma devam ediyordum. Müdür boşalan kadehi bıraktı, fermuarını indirip sikini dışarıya çıkardı.
“Güzelim, öyle sikimi kaldırdın ki… İçerde sürtünüp yara olmasını istemedim.” diyerek güldü.
Benim umurumda değildi tabi sikinin dışarıda olması… İyice havaya girmiştim. Arkamı dönüyor, kalçalarımı adamın sikine sürtüp çalkalıyor, dansıma devam ediyordum. Altımdaki dantel tanga külodu biraz aşağıya indirdi. Ateş gibi yanan sikini aradan sokup sürtmeye başladı.
Bizi izleyen genç adam, Ömer gidip elektrik düğmesini çevirdi, ışıkları biraz daha kısarak odayı loş hale getirdi. O loş ortamda adeta sevişircesine dansımıza devam ettik.
Müdürle iki kaşık gibiydik. Adamın elleri memelerimi sıkıştırıp dururken, ben kucağında kalçalarımı çeviriyordum. Siki arkamdan bacaklarımın arasında, küloduma, çıplak tenime sürtünüp duruyordu.
Sonunda bir sıcaklık hissettim. Siki bacak aramda biraz daha büyüdü sanki… Memelerimi okşayan elleri canımı yakarak kasıldı, daha içime girmeden boşalıyordu. Bittiğinde toparlandı, fermuarını çekti. Gidip kendini koltuğa attı.
Ayakta duruyordum, bacaklarımın arasından adamın dölleri akıyordu beyaz beyaz… Diğerlerine baktım, gözleri üstümdeydi, süzülen beyaz dölleri onlar da görebiliyorlardı. Ben de onların bu manzaradan ne kadar tahrik olduklarını…Utandım,
“Biraz dinlenmek istiyorum” diyerek kaçarcasına içeriye, yatağın olduğu bölüme gittim.
Ben yatağın yanına geldiğimde kolumdan biri yakaladı. Baktım, Ömer… O da arkamdan gelmişti hemen… Saçlarımdan hırsla tutup kendine çekti, dudaklarımı somura somura öpmeye başladı. Canımı yakıyordu ama aynı zamanda hoşuma gidiyordu, zevk veriyordu haşin öpüşü… Uyluklarımda, bacak aralarımda müdürün yapışkan dölleri, Ömer’in ezen, hırpalayan dudakları, her yerimde dolaşan elleri, göbeğime baskı yapan önündeki sertlik…
Ben pantolonun belinden tutup fermuarını indirdim, o da elini küloduma atıp bir hamlede cart diye yırtıp attı. Karşı karşıya durup gözlerimizin içine baktık bir an…
İstiyordum onu… Bu yakışıklı, iri yarı erkeğin beni sikmesini istiyordum. Hem de çok istiyordum. Amımın suları akıyordu artık… Elimi uzattım. Beni yatağa yatırsın, içime girsin diye davet edercesine uzattığım elimi görmedi bile… Kolumdan tuttu, geriye, yatağa doğru çevirdi beni sertçe… Başımdan bastırıp yatağa eğdi. Ne istediğini anlayıp önünde domaldım. Ne fark eder diye düşündüm… Yeter ki siksin beni… Dirseklerimi yatağa dayayıp kalçalarımı olabildiğince havaya kaldırdım, beklemeye başladım.
Tam o anda kocam girdi içeriye… O da ne yaptığımızı merak etmiş olmalıydı. Girişte, ayakta durmuş bana bakıyordu. Sikilmek üzere olan karısına… Bir otel odasında, ilk kez bir iki saat önce gördüğüm yakışıklı bir adam beni sikmek üzereydi. Ve kocam da bizi izliyordu heyecanla… Önündeki kabarıklık dikkat çekiyordu. Göz göze bakışırken arkamdaki genç adam yarağını bir hamlede ıslak amıma geçiriverdi.
“Ahhh…” diye inledim. “Yavaş…”
Gözlerim kapandı. Önce biraz acı… Sonra zevk… Hem de müthiş bir zevk… Kalın kalın amımı doldurmuştu Ömer’in siki… Gidip gelmeye başladı. Gözlerimi açtım. Kocam hala orada, bize bakıyordu. İstediği olmuştu sonunda… Kocamla göz göze, arkamdaki yabancı vurdura vurdura sikiyordu beni…
Kasıkları kalçalarıma, torbaları klitorisime çarpıyordu gidip geldikçe… İnlete inlete, kalçalarımı tokatlaya tokatlaya sikiyordu. Her kalçama vurduğunda, sikini her gömdüğünde canımın yanmasından çok, zevk duyuyordum. Delirtiyordu beni bu adam… Sikini çıkardı, saçımı kavrayıp havaya kaldırdı.
“Ayy…” diyerek can acısıyla doğruldum.
“Sırt üstü yat şimdi orospu…” dedi.
Dediğini yaptım uysal bir orospu gibi… Sırt üstü yatıp bacaklarımı ayırdım. Geldi, bacaklarımı omuzlarına koydu, yine bir hamlede sikini amıma gömdü, sikmeye başladı. Bir yandan da yüzüme hafif tokatlar atıyordu. Şaşkındım. Hiç böyle seks yapmamıştım ben… Kocam girer çıkar, zevk verirdi ama bunu hiç denememiştik.
İtiraz etmek aklıma bile gelmiyordu. Başımı sağa sola atıyor, zevkten kıvranıyordum sikinin altında… Başımı yana atınca kocamı gördüm, sikini çıkarmış, otuzbir çekiyordu bana bakarak… Tükürükleyerek kayganlaştırdığı sikini sıvazlayıp duruyordu hemen yanımızda… Benim baktığımı gören Ömer, kocama seslendi,
“Gel de bana yardım et pezevenk…” dedi. Beni tekrar çevirip bu kez yatağın üstünde domaltmıştı bu arada… “Karının kalçalarını tut, iki yana aç…”
Kocamın elleri kalçalarıma yapıştı hemen… Karısının sikilmesine yardım ediyordu kocam… Kalçamı ikiye ayırdı, minik deliğimi meydana çıkardı iyice…
“Karının götünü yala iyice, ıslansın…” diye emir verdi Ömer…
Eli sikinde kocamı bekliyordu. Kocamın dilini göt deliğimde hissettim. Islak diliyle bir köpeğin dişisini yaladığı gibi yalıyordu deliğimi… Zevk alıyordum ıslak dili gidip geldikçe… Yalıyor, ucuyla girişi zorluyordu. Sonunda iyice ıslanınca kocamı yana itti, tükürüklediği sikini göt deliğime bastırdı.
Kocamla her gece anal yaptığımızdan alışıktım. Kolayca kaygan sikini arkama aldım. Ömer’in siki arka deliğimde gidip gelmeye başladı. Eliyle de eğilip amımı okşuyordu götümü sikerken… Kocama döndüm. Karısı götünden sikilirken izleyen, izlerken otuzbir çeken kocama,
“İstediğin oldu mu sonunda kocacım?” dedim. “Karını sikiyorlar sonunda… Karının götünü sikiyorlar… Hem de senin önünde…”
“Çok konuşma orospu…” diye hırlayan kocam sikini ağzıma soktu, susturmak istercesine…
Ben de susmak zorunda kaldım. Kocamın siki ağzımı doldurmuştu çünkü… Ömer arkamda göt deliğimde gidip gelirken, ben de kocamın sikini emiyordum. O da ağzımı sikiyordu, saçlarımdan tutmuş, sikini ağzıma sokup çıkarıyordu durmadan…
Birkaç dakika sonra dayanamadı, ağzıma boşaldı kocam… Arkamdaki adam hala gidip geliyordu. Belimden tutmuş, acımadan vura vura sikiyordu beni… Biraz arka deliğimde gidip geliyor, sonra çıkarıp amıma sokuyordu sikini… Kocama,
“Sen de ister misin?” diye sordu. “Gel beraber sikelim karıcığını…”
“Yok, ben bittim. Sen devam et karımı sikmeye…” dedi kocam, içeriye gitti.
Ömer durmaksızın, önlü arkalı sikişine devam etti. Ben ikinci orgazmımı olurken o da boşalmaya başladı sonunda… Bitirmişti beni… Çok fena sikmişti… Biraz dinlenip kalktım. Dizlerim titriyordu. Elimden tuttu, el ele içeriye geçtik. Gözüm boy aynasına ilişti. Makyajım iyice dağılmış, yediğim tokatlardan yüzüm yanaklarım kıpkırmızı olmuştu. Çorabım da kaçmıştı. Tam bir orospu gibi görünüyordum. Acımasızca sikilmiş bir orospu… Eğilip yerden bluzumu alıyordum ki müdür elimi tuttu,
“Dur, bir de ben tadına bakayım yavrum…” diyerek içeriye sürükledi beni… Giderken kocama “karın tam bir orospuymuş. Keşke daha önce söyleseydin” diyordu gülerek… Kocama baktım, kocam başını yana çevirdi. İtiraz etmeden içeriye gittim. Bir çırpıda çırılçıplak soyunup yatağa oturdu, beni kucağına çekti. İri yarı gövdesinin üstünde kucağında kız çocuğu gibi kalmıştım.
“Oh yavrum… Harikasın…” diyerek belimden tuttu, sikinin üzerine oturtmaya çalıştı. Az önce sikilen ıslak amcığım, adamın kalın sikini rahatlıkla içine aldı… Oturup kalkmaya başladım. Biz sikişirken kocam girdi içeriye… İnlemelerimizi duyunca merak etmiş, yanımıza gelmişti. Siki yine kalkmıştı bizi izlerken… Yine çıkarmış, aletini okşuyordu bize baka baka…
Müdürün kalın sikinin üstünde oturup kalkarken kocamın izlemesi daha çok tahrik etti beni de… Gözlerim kaydı zevkten… İnlerken bağırmamak için dudaklarımı ısırıyordum. Ömer de gelmişti yanımıza… Ben müdürün sikinin üstünde dans ederken memelerime vurmaya başladı. Bu hareket bitirdi beni… Can acısı, zevk, hepsi bir arada bittim… Titremeye, boşalmaya başladım.
Ama müdür hala boşalacak gibi görünmüyordu. Kukla gibi kaldırdı beni, yatağa yatırdı. Bacaklarımın arasına girip kalın sikini tekrar amıma soktu. Halim kalmamıştı artık… Bitsin diye bakıyordum. Adam üstümde gidip gelmeye başladı. Çam yarması gibi adamın altında kayboluyordum nerdeyse… Ağırlığının altında nefesim kesiliyordu.
Kendime inanamıyordum artık… Ben bitsin artık, öldüm, bittim derken, erkeğin kalın siki amımı yara yara tekrar zevk vermeye başlamıştı. Tekrar kıvranmaya başlamış, tekrar içimde gidip gelen aletin iri başının, gövdesinin vajinamın duvarlarına sürtünmesi öldürmeye başlamıştı. Artık kontrolümü kaybetmiş, bağırmaya başlamıştım,
“Aahhh… Yeter… Öldürdün beni zevkten… Ooohhh… Erkeğim… Sikin zevk veriyor… Dayanamıyorum… Ooohhh…”
Ömer beni susturmak için sikini ağzıma soktu. Boğuk inlemelerle sikilmeye devam ediyordum. Müdür amımı sikerken, Ömer ağzımı sikiyordu. Kocam da eli sikinde bizi seyrediyordu yanımızda… Sonunda müdür sikmeyi bıraktı, kocama seslendi,
“Gel, sen de sik karını…” diyerek yerini kocama terk etti.
Kocam mal bulmuş gibi hemen zıpladı, bacaklarımın arasına girdi. Müdürün kalın sikinden sonra içimde kürdan gibi kalmıştı. Pek hissetmiyordum kocamın sikini… Ama o zevk alıyordu, her halinden belliydi. Çok sürmedi boşalması, döllerini amıma püskürttü. O zevkten böğüre böğüre boşalırken Ömer de son bir hamleyle saçlarımı tutup kendine çekti beni… Dudaklarım kasık kıllarına kadar değdi, sikinin tamamını boğazıma kadar soktu. O da inleyerek spermlerini boğazımdan aşağıya akıttı.
Bitmiştim artık… Kaç kez boşaldığımı saymayı bırakmıştım artık, bilmiyordum. Son postada müdür boşalmadan kalmıştı aramızda… Beni çocuk gibi kucakladı, banyoya götürdü. Geniş jakuzinin içinde, üzerimde jartiyer ve siyah çoraplarımla ayakta dururken duşun başlığını tutup her yerimi temizledi. Üç erkeğin dölü her yerimden aktı, girdaplar halinde küvetin deliğinde kayboldu.
Ilık su biraz kendime getirmişti beni… Banyodan çıkmak için ayağımı uzatmıştım ki, geriye çekti beni, kucağına oturturken bir eli de şampuanlara doğru uzanıyordu. Islak bedenime şampuanı boca etti. Alttan tıpayı kapatmış, su küvetin içinde birikirken kokulu şampuanı köpürttü iyice… Suyun içine duş jellerini boşalttı, köpürttü iyice suyu…
Kaygan bedenlerimiz birbirine kavuştu tekrar… Köpüklü köpüklü her yerimi, ıslak çoraplı bacaklarımı okşadı, öptü, sevdi… Beni tekrar canlandırdı. Sonra tekrar domaltıp becermeye başladı. Kalın yarak köpüklü köpüklü kaydı içimde… On dakika boyunca domalttı sikti, kucağına alıp sikti… Jakuzinin jetini açıp basınçlı sular her yerimize köpürerek püskürürken o da amıma boşaldı sonunda… Ben de onunla beraber…
Toparlanıp kurulandı, banyodan çıktı. Ben de durulandım, yumuşak beyaz bornoza sarınıp dışarıya çıktığımda kocamdan başka kimse kalmamıştı.
“Gittiler mi?” dedim kocama… Toparlanmış, koltukta beni bekliyordu.
“Gittiler” dedi. “Teşekkür ettiler. Teklifi de kabul etmişler. Sayende…”
Bornozun iki yakasını tutup açtım. Çoraplarım hala üzerimde duruyordu. Sıyırdım, çıkarıp çöpe attım. Kurulandım iyice…
“Kabul ettiler ama, karını da iyi siktiler kocacım…” dedim yorgun argın… “Bacaklarım tutmuyor, dizlerim titriyor yorgunluktan…”
Giysilerimi geçirdim üzerime… Ne külot kalmıştı, ne çorap… Çıktık. Ne saçımı kurutacak halim kalmıştı, ne makyaj yapacak… Kocam koluma girip destek olmasa yürümekte bile zorlanıyordum. Otelin resepsiyonunu, geniş giriş salonunu geçip kapıdan çıkana kadar bütün otel personelinin gözü üzerimdeydi. Sırıtarak bakıyorlardı bana… Ağır sikilmiş olduğum o kadar belliydi ki… Aldırmadım. Eve gidip yatmaktan başka bir şey düşünemiyordum.
“Ne düşünüyorsun?” diye sordu kocam arabada giderken… Sol eli direksiyonda, sağ elini uzatıp elimi tuttu, sıktı. Başım arkaya dayalı, gözlerim kapalı cevap verdim kocama,
“Seni bilmiyorum ama… Yabancı erkeklere sikilmek hoşuma gitti kocacım… Bayıldım. Zevkten öldürdüler beni herifler…” Başımı yana çevirip kocama baktım, gülümsedim,
“Artık tadını aldım. Maymun gözünü açtı. Tekrar yapalım bunu… Hep yapalım. Olur mu?”
Kocam sadece elimi sıktı, yanıt vermedi bana, ama gülümseyen yüzünden okunuyordu ne düşündüğü…
Mutsuzun Hikayeleri 1 kasım 2018 Gül Mutsuz
Follow @cafajestemg 😈
Tinder Profile:
Hey guys💘
I’ll be shopping on 3/2/19 at Lowes from 2 to 3 PM and then target from 3 PM to 5 PM. I’m wearing black heels with a light pink long sleeve top and a blue/green skirt with no panties underneath. Feel free to grope my ass and tits if you’re in the area! You don’t have to say hello if you don’t want to.
I need to do this
Karimin yanindan bir ayrildim. Adam hemen karimi yoklamaya basladi
İstanbul Beylikdüzü Avcılar. Civarından. Gizlilik ve Hijyen çerçevesinde. Dul veya çiftler tanışmak isteyenler yaza bilir. tek erkek
Ooooffffff
EVLİ BİR ÇİFTİN HİKAYESİ... ( Cuckold bir kocanın hayallerini gercege dönüştürmesi )...
Karımı Uyutup Siktiriyorum
Merhaba arkadaşlar ben Murat. Bir süredir karımı uyutup siktiriyorum ve bunu nasıl yaptığımı sizlere de anlatmak istiyorum. Daha önce karımı uyutup ilk siktirdiğim hikayemi anlatmıştım. İşte bu da onun devamı diyebilirim. Bir arkadaşım daha önce karımın amının tadına bakmıştı ve hala karımdan vazgeçemedi. Ben de arkadaşımı kırmadım ve karımı birkaç defa daha uyutarak arkadaşım Sinana siktirdim. Sinan karımı her siktiğinde ben de karımın amını yalayarak herkesin daha fazla zevk almasını sağlıyordum. Karım amının ve götünün genişlediğini hissediyordu sanki, şüphelenmeye başlamıştı. Hatta bana “sen kalın vibratörlemi sikiyosun beni” diye sormuştu. Bir akşam çok yorgun eve geldim, hemen uyumuşum, Sinan’da saat erken olduğundan bana “hadi karını yine uyutta sikeyim” diye mesaj atmıştı. Karım bu mesajı okumuş kafasındaki soru işaretleri çoğalmıştı ama bana çaktırmamıştı. Bir akşam sevişirken yine fantazi kuruyorduk, bana “kocacığım bana değişik yarak yedir, büyük yarak istiyorum” dedi. Bende tamam “siktireyim seni” dedim, “kime siktirecen amımı, siki büyük arkadaşın var mı” dedi.. Derken boşaldık ikimizde ve konuyu kapattık. Ertesi gün Sinan bana mesaj attığını söyledi, bende gelmedi dedim. Sinan “hmm neyse, karını uyutta sikelim” dedi, benim canıma minnet olduğundan “olur, gel karımı sik” dedim. Karım ise olayı anlamıştı ve emin olmak için hareketlerimden şüphelendiği bir akşam yatak odasına gizlice kamere koymuş, sakladığım uyku ilaçlarını bulmuş beni takibe alarak çayına uyku ilacı attığımı görmüş ve kamerayı çalıştırmıştı. Karım uyuyunca Sinan’ı aradım, geldi. Tekrar yatak odamıza gittik. Her şeyden habersiz Sinan o gece karımı defalarca sikti. Sabah oldu karım bana “yine beni uyutarak siktin değil mi” dedi, “evet” dedim. Hazırlandım işe gittim. Karım kamerayı izleyince beni aradı ve eve gelmemi çok hasta olduğunu söyledi. Eve gittim, yüz ifadesi çok sinirliydi, “sen beni başkasına mı siktirdin” dedi, “hayır” dedim. Kamerayı aldı izletmeye başladı, şok olmuştum. Karım ağlamaya başladı, çok utandım ne yapacağımı şaşırmıştım, sarıldım ona yalvardım filan sakinleştirmye çalıştım hata yaptım filan dedim. Aradan iki gün geçti, bir akşam bana karım durup dururken “madem öyle beni ayıkken siktir” dedi. Birden böyle bir istek duyunca ister istemez şaşırmıştım ve “hayır olmaz” dedim. Karım bir kere kafaya koymuş “o zaman önüme gelen herkese sikilcem, eğer bunu istemiyorsan hadi ara Sinan’ı gelsin birde ben uyanık olduğumda siksin beni” dedi. Gülümseyerek “sende izle ve gör beni” dedi sinirli bir halle. Ben Sinanı arayıp gelmesini istedim. Sinan zaten hazır olda bekliyor gibiydi, arar aramaz ve çağırdığım anda “hemen geliyorum” diyerek koşa koşa gelmişti adeta. Sinan geldiğinde “karım uyuyor numarası yaptı” Sinan karımın amını yalamaya başladı, ben heyecandan titriyordum. Sonra Sinan yine karımın dudaklarına sürtmeye başladı, karımsa dudaklarını hafifçe açıp ağzına almaya çalışıyordu ki Sinan bana “Murat, elif uyanıyor” dedi. Elif de gözlerini açıp eliyle Sinan’ın sikini tutup “hayır uyumuyorum zaten her şeyi biliyorum, şimdi kocama ders verme zamanı” diyerek Sinan’a sikmesi için izin verdi. Sinan geri çekildi birden ve karımda ona “uyurken gayet güzel sikiyordun, ne oldu korktun mu” dedi. Olanları Sinan’a anlattık. Sinan’da “madem öyle bana da sikmek düşer” diyerek tekrar sikişmek için karımın yanına yaklaştı. Elif bana dönerek “şimdi izle bakalım karını kıskanacak mısın” dedi ve Sinan’la ayakta öpüşmeye başladı. Bir yandan da Sinan’ın sikini okşuyordu. Sinan ise karımın boynunu öpüyor, amını parmaklıyordu. Karım zevk almaya başlamıştı, Sinan karımı yatırp amını yalamaya başladığında karımda inleyerek Sinan’a teşekkürler ediyordu. Karım bu arada zevke gelmiş, belini oynatıyor. Bir yandan da Sinan’a “sik beni kocamın yanında, inlet beni madem orospu olmamı istiyor orospun yap beni, fahişen olmak istiyorum, boynuz tak kocama” diyordu. Sinan’da karıma “sabaha kadar sikecem seni, yarağa doyacaksın orospu” diyordu. Sonra türbanlı karım Elif ayağa kaltı ve Sinan’ı sırtüstü yatırdı. Taşaklarından başlayarak yarağını yalamaya başladı. İkisi de zevkten kudurmuştu adeta. Sinan kalktı ve Elifi tutup domalttı sonra da amına yavaşça girmeye başladı. Karımın canı acımaya başlamıştı bunu görebiliyordum ama zevkle beraber hiç durmadan inlemeye de devam ediyordu. Sinan vurdukça Elif “daha sert vur erkeğim, amımın derinliklerine boşal” diye gaz veriyordu. Sinan’da karıma daha da yükleniyordu, kalçalarını tokatlıyor, iki eliye saçlarını çekiyordu. Görmenizi çok isterdim aslında çünkü böyle bir görüntüyü ne sex videoları izlerken görebilirsiniz nede sex hikayeler’inde okuyabilirsiniz. Taşakları türbanlı karımın amına vurdukça Elif kendinden geçmiş bir şekilde bağırışmalarına devam ediyordu. Karım bana dönüp “nasıl güzel sikiliyor”muyum kocacığım, arkadışın güzel sikiyormuş bayağı, kadın olduğumu hissettim, “hadi erkeğim fışkırt içime” diye inleyerek benimde aklımı başımdan alıyordu. Sinan etkilenmiş bu sözlerden, kim olsa etkilenirdi zaten, öyle bir içten söylüyordu ki etkilenmemek mümkün değil. Sinan bu sözlerin üzerine türbanlı karıma “tamam bekle yavrum, bekle fahişem, şimdi istediklerini alacaksın” diyerek vuruyordu. Sonra elif titreyerek “aşkıımmmmmmm ahhhhhh, ıhhhhhhhhh, boşaldım” dedi ve gözlerini kapatması ile kendini tamamen Sinan’ın kollarına bırakması bir oldu. Sinan’da boşalmaya başladı tabi karım boşalınca. Elif biraz önce orgazm olmasına rağmen Sinan boşalırken “daha derine akıt, çok sıcak hepsini akıt” diye fısıldanmasına devam ediyordu. Sinan iri yarrağını karımdan çıkarttıktan sonra karımın amı oldukça kızarmış bir hale gelmişti. Hem kızarmış hemde kenarlarından Sinan’ın dölleri akıyordu. Bana dönerek “gel buraya, çabuk amımı temizle, yeni kocam Sinan için hazırla beni, sikilmeye doymadım” dedi. Karımın döllerle dolu amını temizlemek için peçete aldım ama “uyurken dilinle temizliyordun, neden şimdide öyle yapmıyorsun, Sinan’da öyle istiyor bak” dedi. Sinan’da yüzüme bakarak “istiyorum” der gibi başını sallayarak karımın amını işaret etti. Elimde olmadan utanıyordum ama mecburen karımın bana yapmamı söylediği şeyi yaptım ve amından akan Sinan’ın döllerini ağzımla temizledim. Sonra Sinan azmanı kaldırmış tekrar gelerek “çekil kenara, karımı biraz daha sikmek istiyorum” dedi ve karımın üzerine çullandı. Karımsa bana “Sinan’ın beni sikmesini yakından izle” diyerek olabildiğince yakınına gelmemi söyledi. Sonra Sinan’ın yarağını ağzına aldı ve emerek alttan taşaklarını avuçlarının arasına alıp okşamaya başladı. Çok geçmeden karımı tekrar domalttı, elif bana “hadi götümü sikicime hazırla” diyerek yanına çağırıp elime bir kutu krem tutuşturdu. Kremi karımın elinden alın göt deliğine yumuşak yumuşak sürmeye başladım. Aslında bir anda sürüp geçebilirdim fakat karım kremi göt deliğinde hissedince derinden derinden inlemeye başladı. Bu iniltisi beni benden alıyordu desem yalan söylemiş olmam. O sırada Sinan olayı anlamıştı, bana bakarak gülümsedi. Sonra tekrar önündeki işe konsantre olarak yarrağını karımın göt deliğine yaslayarak önce usulca kafasını içine doğru sokmaya başladı. Elif daha yarrağın başı girmişti götüne ve bir defa çıkıp tekrar giriyordu ki “canım çok acıyor, götümü siktirmekten vazgeçtim, çıkart yarrağını göt deliğimden” diyerek Sınan’dan durmasını istedi. Ben öylesine azmıştım ki Sinan’a bakarak “hayır çıkartma, karımın göt deliğini öyle bir sikeceksin ki ne kadar yalvarırsa yalvarsın her yalvarışında daha sert gireceksin” dedim. Bu arada karım “offf, ıhhhhh, yandım” diyerek ağlamaya başladı. Ağladığını görünce ne yalan söyleyeyim Sinan’ı durdurmak istedim ama ağlarken aldığı zevkide çok geçmeden fark etmiştim. Bir yandan ağlıyor bir yandanda elini alttan uzatarak Sinan’ın taşaklarını tutmaya çalışıyordu. İçten içe “vay orospu vay” diyerek ağlamasını izlemeye devam ettim. Uzun bir süre Sinan’ın taşaklarını avuçlayarak ağlamaya ve “kurban olayım çıkart artık, ne zaman boşalacaksın, boşalda rahat bırak göt deliğimi” diyordu. Karım her ne kadar yalvarırsa yalvarsın Sinan hiç oralı değildi ve sert sert içine girip ağlatmaya devam ederek sinirli bir ses tonuyla “kes sesini orospu gibi sikiliyorsun işte daha ne istiyorsun, seni böyle sert siken bir erkek daha bulamazsın, yaşadıklarının tadını çıkart benide sinir etme” diyerek karımın yalvarışlarını ağzına tıktı. Karımın artık dayanacak gücü kalmadığından “mahvettiniz benii çıkart ne olur” diyerek Sinan’ın önünden kaçmaya çalıştı, bir süre uğraşsada kaçamadı çünkü Sinan karımı belinden kavrayarak kaçmasını engelliyor ve öyle sikiyordu. Karımın ilk kaçmaya çalışmasında Sinan daha sert vuruyor, iki eliyle de omuzlarını kendine çekiyordu. Artık elif Sinan’ın koca yarağını köküne kadar almıştı. Elif ağlıyordu acıdan, sonra Sinan bir kaç sert giriş çıkışın ardından türbanlı karımın içine döllerini akıtmaya başladı, ardından da yarrağını dışarı çıkarttı. Karımın götü tamamen açılmış ve birazda kanamıştı. Döller içindeydi hala ve bir kısmı göt deliğinin kenarından bacaklarının üzerinden aşağı doğru akarak iniyordu. Türbanlı karım göt deliğinden döller aka aka ayağa kalktı ve banyoya gitti. Yarım saat kadar sonra gözlerindeki yaşları ve göt deliğinin kenarındaki dölleri silerek içeri girdi ve “tamam yeter bu kadar daha fazla istemiyorum, göt deliğim yanıyor resmen” dedi. Dedi demesine ama Sinan “olmaz devam edeceğiz, ben daha yeni yeni ısınıyorum” diyerek karımı kolay kolay bırakmayacağını ima etti. Karım uyumak için yatağa girdiğinde Sinan’da peşinden giderek karımı zorla sikmek için yataktan kaldırmaya çalıştı. Karım her seferinde istemiyorum, bırak beni diyordu ama Sinan kafaya koyduğu için ve yarrağı yine sertleştiği için laf anlamıyordu. Nihayetinde sikilmek istemeyen karımı tokatlaya tokatlaya sikmek için pozisyona sokmaya çalışıyordu. Elif ağlamaklı gözlerle bana baktı, bende “bana bakma sen istedin, artık Sinan’da senin kocan, ne isters y apacaksın” dedim. Elif oturdu Sinan’da saçlarını tutararak “ağzını aç bakalım” dedi. Kalkmış sikini karımın ağzına tekrar verdi. Karımın ağzını sikiyor, iki eliyle de şakaklarından destek alıyordu. Yavaşça daha fazla sokmaya başladı. Elif öğürmeye başladı ve neredeyse kusacaktı ama Sinan için bu bir sorun değildi ve karım her ne kadar kusmalık olsada Sinan tüm gücüyle karımın ağzına yarrağını sokmayı sürdürdü. Sinan’da ona “al lan fahişe, döllerimi yutturacağım sana” diyerek saçlarında çekiştire çekiştire temposunu bir anda arttırı verdi. Elif kendinden tamamen geçmişti ve tepki veremiyordu. Sinan bana bakarak “karının amını yala, benim için hazırla, ben sikerken canı acımasın” dedi. Karımla 69 pozisyonuna girerek birbirimize oral sex yapmaya başladık. Sinan karımın içine girmek istediğinde hem ağzımı, hem karımın amını sikiyordu. Elif ise tepkisiz kalmış sadece inliyordu. Sonra Sinan birden karımın kalçalarını koparırcasına sıkarak içine boşalmaya başladı. Az önceki gibi yine doldurmuştu. Kafamı karımın amına bastırarak yalattı bana döllerin. Sonra ayağa kalkıp “hadi temzileyin yarağımı” dedi. Ben Elife baktım ağzına alsın diye ama Sinan bana bakarak “sen al, karına değil bu defa sana emdirmek istiyorum” dedi. Sinan’ın yarrağının ucundam döl aşağı doğru sünüyordu resmen. Ben ağzıma almak için yeltendiğim de karımın amına tekrar girdi ve “deliğin içindeyken yalayarak dışarı çıkart hadi” dedi. Emmeye başladım, iki üç damla kadar daha geldi Sinan’ın yarrağından ağzımın içine aktığını hissettim. Karım beni seyrediyor ve “sen hak ettin bunu, ohh oldu sana” diyordu. Sonra Sinan karıma dönerek “kes sesini orospu, al sen de yala, hatta ikinizde yalayın bakalım yarrağımı” dedi.Yere sırt üstü uzandı ve “hadi yalayın” diyerek bizi tekrar yanına çağırdı ve yarrağını işaret etti. kabul ettiki karımla yarağını yalıyorduk, sonra Elif’e “şimdi sen kucağıma otur, kocan da yarağımı yalayıp amına soksun” dedi. Karım Sinan’a sırtını döndü, göbeğinin üzerine oturdu. Ben önce karımın amını yalamaya başladım, sonra Sinan bana “sabırsızlanıyorum hadi başla” deyip yarrağını uzattı. Sinan’ı daha fazla bekletmeden önce taşaklarından başlayarak yukarıya doğru yalaya yalaya çıktım. 5 dakika kadar yaladım, Sinan’dan zevk suları gelmeye başlamıştı. Ağzıma sıvı geliyordu ve biraz önce içimde korku hissi varken o anda, zevk suyunun tadını aldığım anda yine azmıştım. Yarrağını bir süre daha yalattıktan sonra ağzımdan çekip çıkartarak “tamam yeter bu kadar” dedi ve karımın amına soktu. Sinan karımı sikerken bende taşakları ve dışarıda kalan kısımı yalıyordum. Bu pozisyonda Sinan 20 dk kadar türbanlı karımı sikti. Sonra karımla bana “ayağa kalkın ve öpüşmeye başlayın” dedi. Her dediğini yaptik, hatta biz artık bir nevi Sinan’ın seks köleleri idik ve dediği gibi ayağa kalkıp öpüşmeye başladık. Biz öpüşürken oda ayağa kalkarak yarrağını bizim suratımıza kadar sokup okşamaya başladı. Öyle bir otuzbir çekişi vardı ki avuçlarının alt kısmı taşaklarına vurdukça dışarı çıkan ses adeta odada yankılanıyordu. Tarif etmem gerekirse tam olarak “ŞAK ŞAK ŞAK” sesleri kulağımızı tırmalamaya başlamıştı. Sinan o kadar arzu ile yarrağını okşuyor, bizim suratımıza karşı otuzbir çekiyordu ki bir ara artık gelmesini ve döllerini yüzümde hissetmeyi çok istedim. Çok geçmeden sesler kesildi ve sabırsızlıkla beklediğim şey, Sinan’ın döllleri dudaklarımıza boşalmaya başladı. Normalden daha sıcaktı sanki ve karımla benim dudaklarımızın üzerinden aşağı doğru akıyordu. Ardından da bizi öpüştürmeye başlayıp oturup öpüşmemizi seyretti. O gece iki defa daha karımı sikip evden çıktı….
Karısını siktiremeyen nazik bir beyefendi
Bu olayı hiç unutamıyorum ve bunu paylaşma isteğim çok arttığı için artık yazmaya karar verdim. İstanbulda yaşıyorum, bir gün iş çıkışı beşikaşta ki üsküdar iskelesine yürürken ortalama 1.90 boylarında şık giyimli kibar bir erkek önüme çıktı Giyiminden ve tavırlarından zengin bir erkek olduğu belliydi. Bana saati sordu bende cevap verdim. Ardından, delikanlı eğer kızmassan sana bir şey sormak istiyorum dedi Tabi ki buyrun dedim. 3-4 metre ileride bir kadın duruyordu, 40-45 yaşlarında mükemmel giyimli, büyük bir şapka ve güneş gözlüklü esmer bir kadındı. Dedi bu kadın mükemmel mi sence dedi. Ben şaşkındım, anlam veremedim bu soruya ve baka kaldım. Dedi ki, bu kadını yeni ayarladım sence mükemmel mi dedi. Ben hala şaşkın şaşkın bir yandan kadına bakıyorum, bir yandan dönüp erkeka bakıyorum. Kadında ciddi bir yüz ifadesi ile bana bakıyor. mükemmel dedim. mükemmel mi, ama bak doğruyu söyle, sen beğendin mi dedi. mükemmel mükemmel, ben vapura yetişmem lazım size iyi günler diyip tam adımımı atmışken, dur bir teklifimi dinle diyince ben dona kaldım. O anın verdiği şaşkınlıkla ne olduğunu anlayamıyordum. erkekın konuşma tarzı şekli çok iyiydi ve ikna ediciydi, güven veriyordu konuşmaları. Ne teklifi diye sordum, sol taraftaki kafeleri göstererek gel oturalım birşeyler içelim sohbet edelim dedi. Durdum saate baktım, düşündüm, işim gücümde yok, eve gidip evde vakit geçiricem. Tamam dedim olur Ama neden tamam dedim ona bile anlam veremiyordum. Kadına seslendi, hayatım gel birşeyler içelim dedi. kadının yüzünde bir gülümseme belirdi. Aslında kadın gerçektende fena değildi. 166-17O arası boylarda, hafif açık tenli, koyu kahve saçlı, fiziği yaşına göre iyi ve belliki çok bakımlı bir kadındı. Üzerinde ki siyah elbise, siyah şapka gözlük, topluklu çizmeleri ile kadın büsbütün gerçek bir kadın gibi duruyordu. Neyse kafeye doğru yürürken, tanışmaya başladık, adın nedir falan filan derken kafeye geldik. Oturduk kahve söyledik sohbete başladık. erkek uzun yol gemi kaptanıymış, emekli olduktan sonra almanyaya yerleşmiş. Bu ikinci eşiymiş, ilk eşinden iki kızı varmış almanyada. Kadının eşi olduğunu söyleyince benim kafada ampuller yanar gibi oldu. İş çıkışı olduğundan mıdır nedir yorgunluktan jeton düşmek bilmiyordu bende. Bayağı konuştu sohbet ettik, kendimizden hayattan ordan burdan çok konuştuk. Kadının yüzündeki o ciddi ifade kaybolmuş çok tatlı bir tebessüm ile gülüyor ve keyiflenmiş cesine davranıyordu. Sonra birbirlerine kaş göz işareti verdiler, o sırada ben mesaj yazıyordum ama fark ettim, bir şeyde demedim. 2 saate yakındır oturmuşuz. erkeka bana hadi başka bir yere gidelim dedi, daha sessiz ve rahat olabileceğimiz bir yere. Ben yok mok derken, kadın koluma girdi ve o kadınlığının ve olgunluğunun muhteşem birikimiyle hadi lütfen gel bizimle dedi ben eridim. İçimden diyorum ulan ne oluyoo. Kalktık, hesap 40tl iken erkek 100tl attı iyi günler dedi çıktık. Biraz yürüdük ve orada siyah son model bir mercedes araba duruyordu meğer araba bunlarınmış. Ben işkillendim, kaş göz yapmalarınıda görünce dedim kumpasa mı geliyoruz. Neyse arabaya binecekken kadın arka tarafa geçti ben ön tarafa geçecekken erkek bana sende arkada otur dedi Anlam veremedim ama tamam dedim oturdum. Kadın şapkasını ve gözlüğünü çıkarttı, gözleri iri ve çok mükemmellerdi, ışıl ışıl. Kadın öyle inanılmaz bir mükemmellikte değildi ama alımlı çekici ve kadınlığını kullanmasını bilen bakımlı bir kadındı. Neyse sarıyer istikametine doğru gidiyoruz yavaştan. Kadın bana dogru yanştı ve koluma girdi. Bende bazı kıpırdanmalar basladı, çünkü gögsünü koluma dayamıştı, bende tişört vardı ve gögsünün sıcaklığını öyle hissettim ki erkek o sıra bize dikiz aynasından bakıyor, ve benimle sohbet ediyordu. Dediki istersen bize gidelim, evimiz istinye’de ve mükemmel bir manzarası var rahat ederiz. Rahatsız etmiyim falan derken, kadın bir elini benim aletin üstüne koydu ve lütfen dedi o hanımefendilik akan sesi ile. Ben dona kaldım. erkek artık çözmüştü işi ve bende uyamıştım, erkek bana sikemediği karısını kendi evlerinde siktirecekti. erkek dikiz aynasından bana bakarak artık anlamışsındır sanırım dedi. Sen bizi memnun edersen bizde seni fazlasıyla memnun ederiz dedi. Ben put gibi kalmıştım. Böyle bir şeyi yaşamayı bazen kafamdan geçirirdim fakat yaşayabilme ihtimalinin olmadığını düşünürdüm. Sessiz bir şekilde tamam dedim. erkek ve kadının yüzü iyice güldü ve dedi ki, siz rahatınıza bakın lütfen, ben arada aynadan bakmak istiyorum dedi. Kadın elimi alıp elbisenin dekolte kısmından göğsüne soktu ve artık bende nihayet jeton düştü :))) o an film koptu. Seni doyurmaya yeter mi bunlar dedi. Ben delirdim o sözüyle, göğsü inanılmaz dolgun, teni harikaydı. Gögüsleri elbise ve sütyenin içinde sıkışmıştı resmen. Evet demekle yetindim sadece. erkek bana, hadi delikanlı rahat ol artık, senden karımı sikmeni istiyorum bunu yapabilirisn değil mi deyince artık dedim yeter. Aletim zaten giydiğim jean pantolonu delip çıkacaktı yerinden. Yapıştım kadının dudaklarına, deli gibi öpüşüyoruz. Camlar oldukça koyu siyah olduğndan dışardan görünmesi olanaksız, zaten havada kararmıştı. Nefes almadan, dudaklarımızı ayırmadan öpüşüyorduk. Kadının dudakları dolgun ama tam kıvamındaydı bana göre. Öpüşürken arkadan elbisesnin fermuarını açtım ve omuzlarından indirdim. O sırada erkek, ohh be nihayet delikanlı dedi. ve tam istediğimiz gibi dedi karısına. Elbiseyi indirdim ve siyah dantel sütyeninden resmen taşan o gögüsleri karşımdaydı. hemen yumuldum yalıyor ısırıyordum. Taktığı sütyen minimizer sütyendi, büyük gögüslü kadınların kullandığından. Sütyenini açmaya çalıştım ama açılmadı, çekip koparttım kopçasını, kadın bundan öyle etkilendi ki zevk çığlığı attı ve teşekkürler kocacığım, siktir beni diyordu. Ben sütyen çıkınca bu koca gögüsler sarkar korkusuyla sütyeni çekip çıkartırken, o koca küre gibi gögüsleri hala dikti. Kadının vücüdu çok bakımlıydı belliydi, 44 yaşında ama cilt bebek gibi, damla tüy leke kırışıklık yok, taş gibi. Belinden sarıldım, tüm kuvvetiyle belini sıkıyorum kıracakcasına, bu yüzden kadın kendini arkaya doğru ittikce gögüsleri tavana doğru çıkıyordu, emiyordum yalıyordum gögüslerini. İç gıcıklayıcı bir ses ile, hadi ısır onları diyince ben tamamen yoldan çıktım. İçimde ki, ön koltukta oturan kocası korkusu falan kalmamıştı, sanki başbaşaydık. Koparırcasına ısırıyordum gögüslerinin ikisinide, uclarını ve her tarafını. O şiddette ısırmama rağmen kadın zevkten inliyor arada çığlk atıyordu. Kadının o kadar tok ve mükemmel bir ses tonu vardı ki attığı çığlık insanı delirtiyordu. Sikim artık ağrımaya başladı, ağzına vermek istiyordum. Koltuğun en sağ tarafına doğru oturdum, ve sikimi çıkarttım, mos mor olmuştu, ve o kadar şişmişti ki kendi sikimi bu kadar büyük görmemiştim. Kadını kolundan tutup çektim ve koltuga uzattım onu. Saçlarını sağ elime doladım ve ağzına verdim. İşin ilginç yanı çokta iyi sakso çekemiyordu ama yine de iyidi, sanki ilk kez gibi yapıyordu. Elbisesi beline kadar inmiş ve sırt kısmıda pürüssüz ve parlak bir tene sahipti. Bu beni tahrik eder her zaman, mükemmel bir sırt çekici gelir. Neyse elimi elbiseden içeri soktum ve kalçalarını sıkmaya başladım, çok sertti, ve elbise dar olduğundan elimi çok rahat hareket ettiremiyor dilediğimce avuçlayamıyordum o dolgun götü, buda benı daha çok tahrik ediyordu. Kocası kadına, bak izlediğimiz o filimlerdeki gibi, sen sikiliyorsun ve ben izliyorum, istediğin oldu mu orospu karım benim, kimi istersen ona orospu yapıcam seni dedi. Hala o konuşmalar kulaklarımda. Kadın ağzından sikimi çıkartıp, sikilmek istiyorum, orospu yapın beni diyip yarrağıma yeniden yumuldu. Boşalacaktım ama istemiyordum, azgnlığımın tavan yapmasını istiyordum. Tam boşalıcakken ağzından çıkartıyor, biraz bekleyip tekrar ağzına veriyordum. Bu durum yarım saat kadar sürdü ve erkek artık toparlanın eve yaklaştık dedi. Kadın yılardır hiç sikilmemiş gibiydi duramıyordu. ben sikimi zarzor pantalona sokabildim. Neyse eve gelmiştik, dubleks bahçeli villa tipi bir evdi, Etrafında bu tarz evler vardı, ev istinyede üst taraflarda ve boğaza tepeden bakan bir ev. Evin garajına girdik arabayı bıraktık ve garajdan eve giriş yaptık. erkek o kadar rahat tavırlarla hareket ediyorki, sanki ben metresimle gelmişim ev arıyorum oda emlakçı misali evini tanıtıyor. Kadın ben daha fazla dayanamayacağım, kasıklarım patlayacak ağrıdan dedi. erkek tamam ozaman dedi, bana kaç para istediğimi sordu, dedim para falan istemiyorum, kadında erkekda olmaz dedi. erkek ben karımı para karşılığı siktirmek istiyorum, bundan zevk alacağım dedi, dedim ozaman önce işimi bitireyim siz ne kadarını uygun görürseniz, hatta karın karar versin dedim. Tamam dediler, kadın benim elimden tuttuğu gibi üst kata doğru çıkarttıyorken erkekda arkamızdan geliyordu. Direk yatak odasına çıktık, ev çok büyük ferah ve lükstü, yatak odası boğaza doğru bakıyor, insanın şikişmek istememsi mümkün değil. erkek dedi nasıl yapıcaz diyince, neyi dedim. erkekında bize katılacağını zannettim önce ama, kaldıramayacağı belliydi, dedi ben izlemek istiyorum, dedim ben rahat edemem. erkek ısrar etti, dedim rahat edemem ben öyle, karısı bırak rahat etsin, bende rahat rahat sikilmek istiyorum, 15 yıldır yanıp tutuşuyorum dedi. Bu arada kadın eski eşinden ayrılalı 15 yıl olmuş. Bu erkekla evleneli daha 2 yıl olmuş, erkek tabi sikememiş ve en son çareyi bu şekilde bulmuşlar. Kadın demiş ben seni aldatmak boynuzlamak istemem, ama yıllardır sex yapamıyorum, ne kadar daha dayanacağım, önüme gelen herseyi amıma sokmaktan usandım diyince bu iş gelmiş akıllarına ve hayattaki en büyük şansım bu ki ilk tercih ben olmuşum. Neyse konuya döneyim, olur olmaz derken erkek dedi ki, ozaman ben balkona çıkayım ve ordan sizi izliyim, evin ön tarafa boylu boyunca balkon ve yatak odası pencerside balkon tarafı haliyle, zaten dışardan ve çevreden kimsenin görmesi mümkün değil. Öndeki evler yamaç misali aşağıya doğru kayıyor. Tamam dedim ama perdeleri tamamen açmayalım ben rahat edemem diyince güldürler, bende am bulmuşum türlüsünü arıyorum :)) Ama benim için ilkti bu, evli olan bir iki kadınla sex yapmıştım ama kocasının gözlerinin önünde karısını sikem bu çok farklı bir deneyimdi. Tamam dedi erkek. Çıktı odadan, kadında üstünü çıkartmaya başladı, dedi bana 5 dakika müsaade et, sen şu dolaptan ve çekmeceden giymemi istediğin çamaşır çorap elbise ayakkabı seç ben geliyorum dedi. Yatak odasının içinde ki bayoya gitti iç çamaşırları ile. Ben çekmeceyi açtım, içinde öyle iç çamaşırları varki, kadının yanıp tutuştuğu belli, renkler modeller felaket, alıp koklayıp koklayıp bakıyorum. Sonra gözüme koyu mor renk bir iç çamaşırı takıldı, bayılıyorum mor rengede. Altı string, üstü sert ama dantel işlemeli sütyen takım, Victoria secret in takımı. Baktım çekmecede bu çamaşıra takım yapılmış çorap ve jartiyerde var. Bugün bayram edicektim her anlamda, aldım yatağın üstüne koydum. Geçtim kıyafet dolabına, o sırada erkek elinde bir kadeh içkiyle geldi ve seçtiğim çamaşırı görünce, buda benim favorim, evlendiğimizde benim aleti kaldırabilmek için almıştı bir sürü çamaşır, ama nafile diyip güldü, iyi bir seçim dedi. Ben balkona geçiyorum yerimi alıyım, viskimi yudumlayıp bu gecenin tadını çıkartıcam, benim azgın karım nerde dedi, dedim banyoya girdi, şimdi kendini kremliyordur, bugünün tadını çıkart, eğer ikimize mükemmel bir gece geçirtirsen mükafatı çok büyük olur, ,istersen bizimle kalabilirsin dedi. Dedim o çok zor ama bakalım dedim. erkek gitti balkona, ben elbise dolabından elbise bakyorum, dar mini seksi bir elbise, ama bir yandanda yırtabileceğim bir şey istiyorum, üzerinden parçalayarak çıkartacağım. Anladım ki bu erkek gerçekten karısını siktirerek haz duymak istiyor, kadında zaten yanıyor, bunalara mükemmel bir gece yaşatırsam bu kadını istediğim zaman sikebilirim. Dolabın içindeki çekmeceyi çektiğimde içinde bir vibratör ve durex in kayganlaştırıcısını gördüm, kadın besbelli fenalarda. Nesye siyah bir likralı elbise seçtim kumaşıda çok kalın değil, birde topuklu mükemmel bir ayakkabı, hepsini koydum yatagın ustune, yatağa yarım uzanıp sırıtımı yasladım kadını bekliyorum. Kadın banyodan çıktı üstünde havlu saçları kuru, belliki ufak bir temizlik yapmış ve erkekın dediği gibi vücudunu bi mükemmel losyonla yumuşatmış, mis gibide bir kokuyor ki sormayın. Balkonda mı dedi evet dedim. Bunlarımı giymemi istiyorsun, önündemi giyineyim yoksa içerdemi dedi, fark etmez dedim. Ozaman burda giyineyim kocamın hoşuna gidiyor, siki kalkmasada dedi gülerek, erkek duymuyor tabi ? Önümde başaldı giyinmeye, benim alet zaten hazır kıta bekliyor. Gözümü kırpmadan izliyorum. havluyu çıkarttı, amı bal dök yala haline getirmiş, yaşına görede süper, uzun yıllardır sikilmemesinin faydsını tamamen ben yaşayacaktım. oturdu yatğın kenarına çorapları giydi ayağa kalktı ve topukluları giydi, arkasını dönüp dizlerini kırmadan ayakta domalarak stringini giyiyordu, domaldığında o kalçalarının duruşunu unutamam, kalcaları sert ve kapalı arası, eğilince kalçasının arasından çıkan o muhteşem amı ve sanki 20 yaşında kızmışcasına kapalı göt deliği beni bitirmişti, o an koymuştum kafaya götündende sikmeyi. Çünkü bu göt sikilmiyi sonuna kadar hak ediyordu. Sütyeni jartiyeri ardından elbisesinide giydi. Makyajımı biraz daha abartmamı istermisin dedi, olur dedim, aynanın karşısında hafif domlarak makyajını tazeleyip tonunu arttırıyor, bense daracık elbiseyi patlatacak götünden gözlerimi alamıyordum. Artık vakti gelmişti. Cama baktığımda kocasını dışarısının karanlığından göremiyordum ve bu dahada rahat olmam sağladı. Ytağa doğru geldi, ve tıptı bir kedi gibi yatağa çıktı ve emekler vaziyet bana yaklaştı, bomba gibi olmuştu, ve bana bu gece kocam sensin, beni gerçek kocamın önünde sikemeye hazırmısın, orospun olmak istiyorum dedi ve dudağıma yapıştı. İşte hikayenin sex kısmı şimdi başlıyor, deli gibi öpüşüyorduk, hemen onu yatırdım sırt üstü yatırdım yataga bende üzerine uzandım, dolgun bacaklarını belime doladı, zaten mini olan elbesesi kendiliğinden sıyrılmış, çorapların bittiği yer ve üsten geçeb kjartiyerin kemeri arada kalan o boşlukta bacakalrının parlak teni ve o mor stringin içinde sikilmeyi bekleyen o muhteşem am. Deli gibi öpüşüyorduk, arada gögüslerine iniyor elbisenin dışına taşan kısmını öpüyor ısırıyordum, dudakları ile gögüsleri arasında mekik tokuyordum. Vucuduna sürdüğü o losyonuntaninde bıraktığı o tat o koku muhteşemdi, yalamak istiyordum her zerresini Sik beni sik beni diye mırıldanmaya başladı, kısık bir sesle yavaş yavaş ve durmdan sik beni diyordu, kulağına gelip, biraz daha bekle ama yılların özlemini dindiricem dedim. Gögüs kısmında iki elimle çekip yırttım elbiseyi ve gögüsleri o harika sütyenin içinde füze gibi bekliyordu. Elbiseyi yırtınca orgazm olmuş gibi çığlık attı. Artık emindim sert bir şekilde sikilmek istiyordu bu azgın kaltak. Arada aklıma geliyordu, altımda sikilmek için kıvranan bu kadının kocası bizi izliyor ve bundan zevk duyuyordu ve bunun düşünmek beni ateeliyordu. Gögülerini ısırıyordum ama sütyenini çıkartmak istemiyordum, biraz orda oyalandıktan sonra aşağı dğru indim, elbisesibin eteğini göbeğine doğru sıyırdım, elimi amına attığımda öyle bir sıcaklık hissettim ki, ütü gibi kızmıştı amı. Ama o kendinde değilmişcesine devamlı sik beni diye tekrarlıyordu. Tereddüt etmeden bu amı yalamak istiyrdum, hmen yastığı aldım ve kalcasının altına koydum, bacaklarını ayırdım, ce kafamı bacakalrının arasına sokup uzandım, anladı amını yalayacağımı, çıkar onu dedi, ben hayır, seni önce giyinikken sikicem, yavaş yavaş sikerek soyacağım dedim. Cıldırıyordu sözlerime ve kıvranıyordu. O mor stringi sol elimin baş parmağı ile sola doğru sıyırdım ve neredeyse sıcalıkan buhar cıkacak o amına bır yumuldum, öyle bir ohhhhhhhh çektiki, eridim bittim. Amını buyuk bir ustalıkla yalıyor her zaman yaptığım gibi tamamını ağzıma alıp somururcasına emiyordum, amına ağzım ve dilim ile yapılabilecek herseyi yapıyordum, yalıyor ısırıyor emiyor dilimi sokup çıkartıyordum. Ama aklımda o dar ve küçük göt deliğindeydi. Hemen onu yüz üstü çevirdim, yasytığı karnınn alt kısmına koydum, o dolgun göt dışarı doğru çıkmıştı. Beli zaten içeri dğru kavisl olduğundan kalçası çıkık bir yapıdaydı. Yüz üstü yatağa uzanmış 43 yaşında, uzun zamandır sikilmemiş, koyu kahverengi saçlı, tertemiz pürüssüz bir tene sahip, siyah elbisesi belinde toplanmış, mor çorapları jartiyeri ve kalçalarını ikiye ayıran o harika stringli bu kadın, onun sikilmesini zevkle izleyen kocası. Bu an hiç bitmesin istiyordum. Stringini sola çektim kalçasının arasından tamamen çıkarttım ve ona tutmasını söyledim. İki elimle o dolgun sert kalçalarını ikiye ayırdım ve yumuldum amını tekrar. O dolgun götün içine gömülerek o ateş gibi yanan amı yalamak tek kelimeyle müthişti. Ama yalama konusunda çok başarılıydım, birlikte olduğumm her kadın mutlaka bunu söylemiştir. Sikmeye geçmeden önce bi test yapmalıydım, acaba götten vermeye razı olacakmıydı kendi ve belkide kocası. dilimi iyice sivriltip götünün dedligine sokarcasına kalem gibi yapıp ittirerek dilimin ucuyla yalıyor, göt deliğine dilimi sokmaya çalışıyordum. Ohh çok mükemmel diyince tamam dedim bu iş, rızasıyla vericek. Hiç pozisyonunu bozmadım. Kımıldama dedim, üstümü çıkartım ve tamamen çıplaktım. Sikim rsmen kalp gibi atıyordu. O yüz üstü, karnı altında yastık, götü açıktayken baş ucuna geçip yarrağımı agzına verdim. ve nasıl sakso çekmesi gerektiğini anlatıyordum. Dedim sen iki elimle kalçalarını ayır ve ellerin orda kalsın, ben gerekeni yapıcam. Sçlarını tutup yukarı aşağı yaparak emdiriyordum aletimi. O ise sikilmeye hazır bir şekilde kalçalarını ikiye ayırmış bekliyordu. Gittikce daha mükemmel sakso çekiyordu, agzının içinde dilini daha iyi kullanması gerektiğini tarif ediyordum oda aynen bunu yapıyordu. Bi ara kafasını kaldırıp sikimi ağzımdan çıkartıp, sik artık beni yalvarırım dedi. Dedim acele etmek yok, bu gece kocan benim ve ne zaman istersem o zaman sikeceğim seni. verdim tekrar ağzına. Ama bende patlayacatım. Ama ilk patlamamı ağzına yapmak istemiyordum. Bir kaç dakika sonra yeter dedim, hazırmısın. Evet erkeğim, bunak kocamın önünde sik artık artık beni, bu orospuyu sik artık dedi. Bni daha çok ateşliyordu. Neredeyse 6-7 ay sex yapmamış 31 ile iader eden beni dahada delirtiyordu. Arkasına geçtim ve yarrağımı tükürükledim ve kafasıyla amına br kaç fırça çektim, hadi hadi diyordu, benimde dayanacak gücüm yğktu zaten kafasını soktum ve bir iki ufak ileri geri yaptım, Aletimin kafası amındayken, ve iki eliyle dolgun kalçalarını ikiye ayırmışken, belinde kalan elbiseyi ıkı elimle parcalayarak cıkarttım attım. Artık sadece iççamaşırı ve topukluluları ile altımdaydı ve sikme vaktı gelmişti, Belinde sıkıcan kavradım, aladı kökleyeceğimi, birden yapma derken var gücümle bir abandım yarragım resmen yolu yırtarak girdi içeri ve öyle çığlık attıki sahilden duyulmuştur. İstediğin kadar bağır, seni bağırtarak sikicem, kocanın gözleri önünde ağzını amını götünü her yerini sikicem diyor ve bir yandanda mosmor olup şişen sikimi pompayalıp duruyorum. Yavaş diye bağırmaları ohhh lar ahh lara daha hızlılara bıraktı. Bal kaymaktı resmen amıve içi sauna gibi sıcaktı. Boşalacaktım ama bu kadar kolay olmamalıydı, ama bıraz daha tutarsam yumurtalıklarım patlayacaktı. Yine yastığın üstünde ters çevirdim onu, bacaklarımı omzuma aldım, ben dizlerimi kırmış amını izleyerek, her anını yaşayarak sikmmeye devam ettim. Her köklediğimde amından gelen o ses, baldırlarının sallanması, kalçalarından gelen şap şap sesleri çıldırıyorduk ikimizde. Artık boşalmalıydım ama amına yada üstüne değil, daha yalayacağım çok yeri vardı. İçinde çıktı ve ağzına sokacakken hayır olmaz dedi, saçını tutup çektim, sen benim orospumsun itiraz edemezsin, diyip ağzına verdim ve öyle boşaldım ki yarım çay bardağı gelmiştir sanırım. Hayatımda toplasan öyle boşalmadım. Yok mok desede tadını begenmiş olacak ki hepsni yuttu, hatta sikimi sıvazlayarak içindekileride boşalttı. Bende boşalırken öküz gibi bögürdüm sanırım. İlk defa böylesne boşalmıştım ama sikim inmemişti, hala mosmor ve şişmiş ve nabız gibi atıyordu. Ben rahatlamışken, durmayalım hadi dedi bana, zaten benimde durmaya niyetim yoktu. 69 yaptık hemen. Amı ağzımı dolduruyordu resmen ve hala temizdi içine boşalmadığım için, mis gibi yalıyordum. Artık oda 40 yıllık orospu gibi sakso yapıyordu, ve benım hosuma gitmişti. Götünü ısırıyordum arada, amına yapılabilecek herseyi yapıyordum. Ama aklım hala göt deliğindeydi. Kocasının önünde karısını sikmek mükemmeldi ama onu kocasının önünde götünden sikmek sanırım üçümüz için ve özellikle benm için muhteşem olacaktı. Amını yalarken götünü parmaklamaya başladım hafiften. O sert ve dapdar görünen delik çok da sıkı değilmiş, mükemmel ve kıvamındaymış. Daha önce götünü siktirdin mi diye sordum. Lise zamanında denemiş ama becerememiş erkek arkadaşıyla. O zaman bu zevk dahada katlanmıştı benim için. Amını öyle yaladım ki am kendini bıraktı artık. Dedim bu sıkılaşana kadar bu götün bir an önce icabına bakıyım. Orta parmagım kolayca giriyordu, sonra cift parmak denemeye başladım, hafif bir ayy falan dedi ama devam ettim. Hoşuna gitmeye başladığını söyleyince daha çok tahrik oldum. Durmadan kopartacakmıs gibi sikimi emip duruyordu. İşin ehli olmuş gibi alt kısmından elinde iyice sıkarak hafifi yukarı aşağı yaparak emmeye devam ediyordu. Götü istediğim kıvama gelmişti. Ve aklıma dolaptaki durex kayganlaştırıcı geldi. Klcasına saplak vurup kalkmasını söyledim. Götünü cama doğru domal, kocanın gözleri önünde götünü sikeceğim dedim. Sik, kocam sensin, ister götümden ister amımdan ama yeter ki sik beni sabaha kadar dedi. Artık gerçekten benim orospum olmuştu bu olgun kadın. Domaldı ve ben dolaba yöneldim kayganlaştırıcıyı aldım, iyi akıl ettin benim aklıma gelmedi dedi. Aklına gelmeyen neler yapıcam sana dedim. Benşm amacım bir kac posta sadece götünü sikmek, amından sikip rahatlamasını sağlamak istemiyordum, belki yaşı geregi bu onu idare edebilirdi ama ben bana ihtiyac duymaya devam etmsini bekliyordum. Neyse o domalmışken stringini indirdim, kayganlaşturıcıyı dolgun iri götünün üstüne bolca sıktım ve iyice yaydım, götü lamba gibi parlıyordu, sonra göt deliğine sıktım ve çift parmak denedim lap diye giriyodu. Pencereye döndüm, erkeka doğru bakarak yarrağımı iyice kayganlaştırıcı ile kapladım, elimle bir kaç kez sıvazladım. erkek meraklı gözlerle gözünü kırpmadan sikemediği mis gibi karısını götünden sikmemi bekliyordu. Kadın çaresiz ama bir okadar istekli ve azgın bir şekilde arkasına dopru bakıyor ve götünü nasıl sikeceğimi görmek istiyordu. Belinde tutup aşağı doğru bastırdım onu, dizlerini kırarak daha yapışık bir domalma oldu, ve göt deliği tam istediği seviyedeydi. Elleryle kalcalarını ayırmak istedi ama musaade etmedim. cunku biraz canının yanmasını istiyordum, biliyordum ki bundan zevk alacak. Aletimin kafasını yavasca soktu ve lopp diye bir sesle girdi içeri. Ardından dolgun kalçalara sahip bir kadını götünden sikmek istediğim o pozisyonu nihayet yapacaktım. İki elimle kalcalarını yanlardana içeri doğru bastırarak kalcasının ortadan taşmasını ve deliğinin dahada daralmasını ve bu şekilde sikmeyi istiyordum hep ve bunu nihayete yaşayacaktım. Götten sikeceğim el mükemmel ve en dolgun göt buydu bunun tadını çıkartmalıydım. Klaclarını iyice bastırdım içeri doğru iyice daraldı, kafası zaten göt deliğindeydi, Yvasca ileri gitmeye basladım, ehpsi girene kadar devam edicektim. Offf cok acıyor, cok yanıyor, ayır kalcalarımı diyince, kalcasına bir sert saplak, elimi izi çıktı. sen benim orospumsun, kes sesini, götünü siktir bana dedim. Tamam aşkımm tamammm, ama acıyor dedi bir şaplak dahh. Neyse aletim girdi içine ama tabı yanlardan bastırdıgım için bir kısmı dolgun götten içeriye girememişti. Giren kısım ile sikmeye başladım, çok mükemmel devam et sik götümü, kimse sikmedi sen sik, götümüde her yerimide sik diyordu. Bıraktım kalcalarını, artık koklemek istiyordum götüne, ayır kalcalarını dediö, bninden sıkıca tuttumve derin bir nefes al dedim. Birden bir kokledim bir cıglık, oyle hızlı ve sert durmadan pompalıyorum ki 15-20 sanıye gotune kazık girmişcesine bagırdı ama ben durmadım. Kes sesini, seni sikmemi istiyorsan bu götü bana siktireceksin diye bagırıyordum. Zaten bu kadından sonra anal sex hastası oldum çıktım. Her pompaladıgımdan kalcası nasılda dalgalanıyor ve ses cıkartıyordu. Jartıyerinin lastikleri kalcasını sıkıyor ve ordan kalcaları taşıyordu, görüntü paha biçilemez. Çok mükemmel devam diye inleterek siktiriyordu bana götünü. Çıldrmışcasına pompalıyordum., boşalma vaktim gelmişti. Götünün içine son bir sert hamleyle kökleyip bir boşaldımki yok böyle bir haz. Kadın nefes nefes kalmış şekilde yataga yıgıldı. Bu yaşta götümü siktirdiğime inanamıyorum diyordu, ama kendinden geçmişti. Yaşında ne varmış, bu göte sahip kaç kadın var senın yasında, cok mükemmelsin, daha çok sikicem bu götünü ve amını diyip onu sözlerimle oksuyordum. Biraz soluklandık, ama durmaya niyetimiz yoktu, aletimi agzına alıp iyice sertleştirdi. Dedi bir fikrim var, elimde ttut yataktan çıktık. Kocasının bizi illediği cama yasladı. Ve öpüşmeye başladık. Benim ellerim götünde hamur gbi yoğuruyorum durmadan, Hadi beni burda kocamın burnunun dibinde sik dedi. Cama dogru dondu yuzunu, ayaktayken topukluların yukseklıgıyle cok kolay bır sekılde ayakta sikebileceiğim bir seviyedeydi boyu. Bu fikir mükemmeldi. Belini kavradım ve amına girdim, amı daralmıştı biraz. Eğilip bacak arasına girip amını biraz layadım dilledim ve parmakladım, cokta genıslesın istemiyordum. Sikimi tükürükleyip yerlestirdim amına. O cama yapışmışken durmadan pompaladım, götünden gelen o çarpma sesi tahrik ediyordu ikimizi. Bir kaç dakika devam etttik bu şekilde. Ama bosalacak gibi değildik. Kocana bu kadar ziyafet yeter, kocanın yatagında sikmeye devam etmek istiyorums seni dedim. Yatagın kenarına otrudum, onuda sırtı bana donuk kucagıma oturtarak amına yarragımı soktum. İki eliyle saclarını tepede toplar vaziyette tutarak zıplıyordu. Kalcalarından gelen ses odada resmen yankılanıyordu, buda götten sikme istegimi bir o kadar arttırıyordu.. Sütyeninin kopcasını actım ve çıkarttık. Zıplamaya devam edıyor ve goguslerı kopacakmıscasına sallanıyordu. Yeter gel dedim. Uzandım yataga oda bana yuzu donuk kovboy mısalı aldı aletimi, zıplarken goguslerını ızlemek ıstıyordum. Zıpladıkca sllanıyordu küre gibi yuvalak gögüsleri. Tutup ustume cektım, gögüslerne bir kopek gibi saldırdım. İki elimle tum gucumle goguslerını sıkarak ısırıyor emiyordum oda durmadan sıkımın ustunde gıdıp gelıyordu. Boşalmak üzereydim ve onu üzerimden indirip yatakta diz çöktürerek agzına soktum ve öyle patladım ki sikim koptu zannettim artık…. O gün bir kaç saat daha sex yapmaya devam ettik. Vucudunu yalamaktan dilim uyuşmuştu. Yatak odasının içinde ki banyoda son postayı atıp birlikte duş aldık ve yattık. Kocası diğer odalardan birinde çoktan sızmıştı. Çırılçıplak sarılarak uyuduk. Ertesi gün uyandığımızda saat 10 gibiydi. Bende önce uyanmış ve aletimi kaldırmaya çalışıyordu. Gözümü açtığımda dudağıma öpücük kondurdu ve doyamadım gitmeden tekrar sik beni dedi. Tabi bende hiç kırmadım bu mükemmel hanım efendiyi. Bir posta önden 1 posta götten daha sikip öyle kalktım yataktan.. ilk bir ay 2 günde bir evlerine gidiyor ve deli gibi sikişiyorduk kadınla. Kiminde kocası yine bizi balkondan izliyor kimi zaman evde bile olmuyor, kendi eve çağırıor ve ben arkadaşlarımla dışarıda olacağım karımla ilgilenir misin diyordu. 1.5 yıl boyunca yüzlerce kez sikiştik, hatta biseksüsel eskort bir kadın bularak üçlü bile yaptık bir kaç kez. Tekrar Almanya’ya döndüler, Türkiye’nin karmaşa içinde olması onları pek rahatsız etti. Aradan bir kaç yıl geçti ama Türkiye ye tatile falan geleceklerinde hemen beni ararlar ve haber verirler. Bu olaydan sonra 2 farklı deneyimim daha oldu fakat hiç biri bunun yerini tutmadı.