Kötü niyetli insanlar var. Ne yaparsak yapalım, ne kadar iyi olursak olalım, dünyanın neresine kaçarsak kaçalım, bizi bulabilirler. O yüzden, “Kalbin temiz olsun, karşına kalbin gibi insanlar çıkar” ya da “Herkesin böyle olmasının bir sebebi var, travmaları var, anlamaya çalışalım” gibi sözlere pek inanmıyorum. Herkesin travması olabilir. Hayatta hiç kötü anısı olmayan, hiçbir şeyden etkilenmeyen biri olabilir mi ki? Eğer öyleyse, herkes herkesi en zayıf yerinden vurmalı mı? En zayıf yerden vurmak… Bunu yapıyorum, maalesef. Yapmamam gerektiğini biliyorum, kendimi engellemek için ne kadar çaba sarf etsem de sıfıra indiremiyorum. Ama bunu yapmam için karşımdaki beni zirveye kadar çıldırtmalı. Ve ne yazık ki, tam da yüzleşmekten kaçtıkları en derin yaraları, benim sesimle yankılanıyor kulaklarında. Aslında bunu yapmak için sadece iyi bir gözlemci olmak yeterli. Ama konumuz ben değilim, konumuz kötü niyetli insanlar. Onları neyin düzeltebileceğini hâlâ anlayamadım. Bana sorarsanız, böyle bir şey mümkün bile değil. Tabii ki bir filmde ya da masalda yaşamıyorsak… Bir de onları psikologla ya da sevgiyle iyileştirebileceğini sananlar var. Yazık, kıyamam… Bazen anlamak yetmez, cesaret edip o insanlardan uzaklaşmak gerekir. Kötü niyetlidir, sen fark etmemiştin, anlamamıştın, ama artık anladın. Ve gitmelisin. Hem de mümkün olduğunca uzağa. Git demiyorum, kaç diyorum! Keşke bunu anlatabileceğim daha çok insan olsaydı. Ama belki de işin içindeyken anlamak zor, ya da kabullenmek mi desek? Gerçek şu ki, onların hamuru kötülükle yoğrulmuş. Ne yapalım, öyleler… Mesela dostluk kurarlarsa, arkadaşlarını kıskanıp onları aşağı çekmenin yollarını ararlar. Sevgide, partnerlerini nasıl ezeceklerini düşünürler. Hatta onlarla hiçbir bağı olmayan insanların bile canını yakmak için planlar yaparlar. Ve bunu sadece düşünmekle kalmayıp hayata geçirirler. Nasıl derler bilirsiniz… Bizden uzak, Allah’a yakın olsunlar!