Deep blue.

oozey mess
todays bird

PR's Tumblrdome
Jules of Nature
styofa doing anything
No title available
almost home
hello vonnie
Lint Roller? I Barely Know Her
Keni
dirt enthusiast
he wasn't even looking at me and he found me

tannertan36

Discoholic 🪩
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

JBB: An Artblog!
KIROKAZE

Product Placement
One Nice Bug Per Day
wallacepolsom
seen from Türkiye

seen from Japan
seen from Canada
seen from Russia

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from France
seen from United States
seen from Greece

seen from United States
seen from United States
seen from India

seen from United States

seen from South Korea

seen from United States

seen from United States
seen from Israel

seen from China

seen from United Kingdom

seen from Russia
@forelsket--i
Deep blue.
Konuşmaktansa dinlemeyi tercih ediyor oluşum, içimin bomboş olduğunu göstermez. Hareket etmektense gözlemlemeyi tercih ediyor oluşum, uyuşukluğumdan değil. Bu, benim doğam. Ve bu, beni aykırı yapmaz. Kafamda müthiş bir dünya var, çoğunuza göre ütopya olan. Bunu tasarlamak sizinle konuşmaktan geçmiyor, az konuşup sizleri çok dinlemekten geçiyor. Oradan buraya gereksiz koşturmaktan çok sizlerin nerelere nasıl koşuşturduğunuzdan geçiyor. Daima kendi içime gömülmüş görünüyorum, çünkü kendi içimde dış dünyayı rahatlıkla ve istediğim kadar uzun uzun tartabiliyorum. Ben hala inanıyorum, daha iyi günler göreceğimize. Yolumuz uzun ve de sancılı olacak muhakkak. Yine de göreceğiz. En karanlık yanlarını görsem de dünyanın, içimde nokta kadar bir yerden yine yeşilleniyor umudum. Gereksiz iyimser olduğumu düşünmüyorum, aksine bu dipsiz karamsarlığınızdır bizi zaferden uzak tutan.
Bu satırları ben çizmedim. Lakin bu satırlarda kalakalıp bir süre kitaba devam edemedim ve aklıma düşen soruyu görmezden gelemedim: Kimsin sen? Bir benlik arayışı değil bu, başka bir benliği bilme arzusu. Tolstoy'un İtirafları'nda buluştuğum kişi, seni düşünüyorum. Bir taraftan kütüphaneden ödünç alınmış -şahsi de olabilir- bir kitabı çizmenin yanlış olduğunu düşünüp kızgınlık hissediyorum sana. Sonra çizdiğin satırlara bakıp, çizgilerin gibi senin de sarsıntıda olduğunu hissediyorum. Ve bu sonucu, biraz da çizdiğin diğer satırlara göre çıkarıyorum. İsmini cismini bilmediğin birinin düşüncelerine ve hislerine bilmeden misafir olma duygusundayım. Pat diye düştüm sanki kafanın içine. Mahrem bir yere dalmışım gibi mahcup hissetmek ile beraber yine de kendime engel olamıyorum ve soruyorum: Tolstoy'un sorusuna sen ne cevap verdin? Cevabın gelmeyeceğini biliyorum, ne tuhaf ki kendi kendime sorup düşünmekten de vazgeçmiyorum. Belki de bunun için belli başlı yerleri çizdin, bir mesajın vardır. Karşıdakini sorguya itmek istemişsindir. Ben de bazen ödünç aldığım kitapların içine not bırakırım, bununla bir düşünce ya da kişinin yüzündeki gülümseme olmayı amaçlarım. Bilmediğim bir insanın, bir kütüphane rafında bana rastlamasını ve haberim olmasa da hiç kirlenmeyecek olan bir tanışıklığımız olmasını dilerim. Seninki nasıl bir dilekti bilmiyorum, ki bilmeme de imkan yok. Lakin ben seni bildim ve memnun oldum. Umuyorum ki sarsıntın şiddetli bir deprem olup seni yok etmemiştir.
Seen in Minnesota
One of my favourite quotes
goodbye my friend