Küçük bir ara, Antalya..
NASA
Cosimo Galluzzi

izzy's playlists!

No title available
Mike Driver
🪼
$LAYYYTER

#extradirty

Kiana Khansmith
official daine visual archive
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

⁂
ojovivo

Discoholic 🪩
Keni

JVL
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

tannertan36
almost home
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Brazil

seen from Malaysia

seen from Nepal
seen from Jamaica
seen from Switzerland
seen from United States
seen from China

seen from Argentina

seen from Croatia

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
@ftmgnyl
Küçük bir ara, Antalya..
ahahahha :D:DD:
Bi arkadaşa bakıp çıkamıyor muyuz 2015 ?
BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY - CAN YÜCEL
Baska türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.. bir başka yolculuk dalından düşmek yere yaşadığından uzun bir tatlı yolculuk dalından inmek yere ağacın yüksekliğince dalın yüksekliğince rüzgarda ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince nerde gördüklerim nerde o beklediğim rengi başka tadı başka..
Erzurum ile bir bağlantınız var mı?
4 yıllık bağlantım var, burada okuyorum :)
Bu ara insanlarla sadece kitap cümlelerini kullanarak konuşmak istiyorum. Hani mavi tükenmez kalemle altını çizdiğimiz cümlelerle, hep istediğimiz fakat asla gerçek olmayacak cümlelerle.. Klavyemin f tuşu basmasa napardım diye de düşünüyorum bazen. Herhalde adımı değiştirirdim, bilemiyorum.. Fakat şimdi konumuz bu değil.. Başkaları diyordum, başkalaşım.. Her zaman öyle değil mi başkalarının cümleleri ile yaşamıyor muyuz? Başkalarının hayatlarına özenmiyor muyuz daima? İsmet'in de dediği gibi başkalarının aşkı ile başlamıyor mu hayatımız. Bazen bir romanda yaşamak istiyoruz, bazen bir şiirin anna'sı olmak geçiyor içimizden. Ama hiç kendimiz olmak istedik mi? Kendi maskeniz var mı dolabınızda? İçimden bugün bana ait olan bir cümle kurmak bile gelmiyor... Ama yazarı ben olan bir kitap basmak istiyorum tam da şuan. Bu mümkün mü doktor? İnsanlar gerçekten nasıl olduğumu merak ediyor mu diye de merak ediyorum bazen.. İyiyim demek, söylediğim en büyük ve en ağır yalan mesela. Kimsenin nasıl olduğunu da sormak istemiyorum aslında...Başkaları gibisiniz işte.. Neden sorayım ki! Bırakamadığım zararlı bir alışkanlık gibi gülümsemek ve deniz bugün de mavi, inadına.. Kuşları soracak olursan eğer, burada hep kargalar var, kafamda martı sesleri. Muhabbet etmek istiyor canım ama ben yastığımı uyandırmaya kıyamıyorum. İşte böyle saçma şeyler düşünüyorum.. Düşünmekle kalmayıp yazmam da ayrı bir mesele fakat şimdi ona da değinmek istemiyor canım. Canımın bugün çok canı sıkılmış.. Sanırım yine minnak parmağım çorabımın dışına çıkmış ve ben üşütmüş olmalıyım...
Beni açıklama yapmak zorunda bırakan herkese ve her şeye gelsin efenim..
Nasıl olur da bir kere Seni sevdiğimi söylemeden Bırakır giderim Dilime bin kilit vurup saklasaydı sözüm Söylerdi gözlerim Ne sağa ne sola kayar Hiç kımıldamadan Seni gösterir hep şu gönül pusulam Ama gelince yanyana Kitlenir kalırım Edemem bi kelam Sana ancak böyle şarkılarımla Seslenirim o zaman Kulağın çınlarsa Bari sen anla Başka yolu yok inan Gece dalınca düşlere Yakalar denizi Seni sevdiğimi söyleyip dururum Yine de karşına çıkıp Tutamam elini. Bırakmaz gururum Hani bu düş kırıkları Acıtır canımı Haberin bile yok Ağlarım içime Yine gelince ilkbahar Erguvanlar açar Gözyaşım yerine Sana ancak böyle şarkılarımla Seslenirim o zaman Kulağın çınlarsa Bari sen anla Başka yolu yok inan
Nerelere gittiğimi anlatsam, İnanmazsınız.. Hallelujah Aşk zafer kazanılacak bir yürüyüş değil Soğuk ve kırık bir yakarıştır Fakat aşktan öğrendiğim tek şey Silahını senden önce çeken birini nasıl vuracağın oldu Leonard Cohen / Jeff Buckley - Hallelujah
Flört İyidir.. Yalnızlık Mevsimi
uyku problemim yok, uyanma sebepleriyle ilgili problemlerim var..
Güzellik ancak onu durup temaşa edecek zamanınız varsa size bir şey söyler. Sf 22
Usul, asildir… SF23
Başka bir insana, bir kuş sesine, sabah güneşine değemiyoruz. Hız, tabiata içkin olan güzelliği görmemizi engelliyor. Sf 30
“Hayat bir çizgi değil” diyor bir zen ustası, “birbiri ardınca gelen şimdilerden ibaret.” Hayat uzun bir şimdiden başkası değil. Sf 33
Saatlerini doğanın ve iç dünyanın çevrimine ayarlayanlar, güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, ‘içime çektiğim hava değil gökyüzüdür’ diyebilenler, eve mutlu dönüyor. Sf35
Yavaşlamak anın keyfini çıkarmayı bilmektir. Sf38
Ölebilenler özgürce yaşar.. sf47
Çocuklarımıza hikâye anlatmalı, onları hikayelerle emzirmeliyiz. Bir hikâyeyi paylaşmak aynı hayallerle ıslanmaktır, birlikte düş görme temrinleri yapmaktır. Sf55
Hayat hep kendimize doğru bir yolculuktur.sf63
İnsan bir başkasını en çok yaralarından tanır, kendi yaralarından. Sf64
Modern uygarlık, ’eşyadan yana zengin, zamandan yana yoksul’ bireyler üretiyor. Sf77
“Ele geçirerek değil, ele geçirmeyi reddederek” insanlığa ulaşabiliriz. Sf79
“İnsan iyi bir şey yapmak istediğinde bunu hemen yapmalı, çünkü bencillik dugusu hemen geri gelebilir.” Sf79
Seçtiğimiz şeylerin bize yaşatacağı doyum yerine, seçmediklerimizin özlemiyle hayal kırıklığı hissederiz. Sf 80
Hayatı sadeleştirmek gerekiyor, basit yaşayan insanlar, kanaat edebilenler, ele geçirmeyi reddedenler, kendilerini sınırlayabilenler bir adım önde yürüyor.sf82
Mutluluğun sırlarından birisi, şeylerden olduğu gibi hoşlanmak ve onları daha iyisi ile karşılaştırmamaktır. O halde sizden daha varlıklı, daha başarılı insanlarla kendinizi mukayese etmeyi bırakın, siz sadece kendi kendinize neyi yapabildiğinize bakın. Sf92
Yani mutluluğun formülü çok açık: Bir sen, bir ben, bir de bebek! Yani sosyal bağ, insan ilişkisi. Kendimi ondan seyredebileceğim bir yüz. Bana dünya maceramı özetleyebilecek bir harita. Az daha unutuyordum, dahası da var: Bir kalp, bir ruh, bir de akıl. Sf93
Sohbet konuşmadan farklıdır, o dünyayı yeni bir biçimde görmemizi sağlar. Sf95
Sohbet bir başkasının yüzünde kendi maceramı okuyabilmektir ve bana bu dünyada yalnız olmadığımı öğretir. Sf 97
Yaşlılık ErikErikson’un dile getirdiği gibi, ‘hayatın bütünlüğünün kavrandığı bir durak’ ve insan orada biriktirdiği bilgelikle hayatı seyredebilir. Sf104
Yaşlanmakla birlikte bedenimizde meydana gelen değişimleri hissedemeyeceksek, hayatın geçip gitmekte olduğunun ve kaçınılmaz sonun yaklaştığının nasıl farkına varacağız? Yaşadıklarımızdan nasıl öğreneceğiz? Hayatın kırılganlığını en önce kendi bedenlerimizin kırılganlığından okuyamayacaksak, yaşamak bize ne kazandıracak? Sf 105
Biz kalbin çocuklarıyız.. sf110
“Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda” diyor ismet özel. Sf 110
“Hayat” diyordu Kierkegaard, “geriye doğru anlaşılır ama ileriye doğru yaşanır.”
Aşk artık insanlardan fedakârlık, bağlanma veya sadakat gibi duygular talep etmiyor. Aşk artık benimle ilgili. Kendimi bulmam, kendimi gerçekleştirmem, özerklik kazanmam ve kişisel olarak gelişmem için bana lazım olan bir şey. Benliğe bu denli çok eğilmek, onu bunca ölçüsüz kutsamak samimi ilişkilerin altını oyuyor. Yakın ilişkiler endişe yüklü. Her ilişki, bir duygusal ıstırap riskini içinde taşıyor. Dikkat et, incinebilirsin” diyor kişi kendisine; her ilişki, muhtemel bir infilak. İnsanın kendisini tavaf eden hacı’ olduğu bir zamanda, ilişkiler de kısa ömürlü ve yüzeysel. Sf163
İnsanın kendi özseverliğini dönüştürme biçimlerinin başında iş gelir: iş, üretken kişi için adeta bir geçiş nesnesidir. Sf197
İnsan ilişki içinde bir varlık ve ancak ilişkiyle, başkası tarafından işitilmek ve anlaşılmak suretiyle varlığını ve hayatiyetini sürdürüyor. Sf 167
Ölüm varlığı ışıtır. Onun sayesinde yaşamın bir lezzeti, sevmenin bir izzeti olur. Sf 169
Kişinin ruh arkadaşına ifade ettiği his, tutku ve düşünceler toplum önünde söylendiğinde anlamını kaybeder ve başka bir şey olur. Sf 179
“Sana çok şeyler öğretecek acıya, hoş geldin de” sf 180
Ederin artık ilerlemiş bir boyutu olarak değerlendirebileceğimiz depresyon, bir sosyoloğun betimlemesiyle, ‘kendi olma yorgunluğu ’dur. İnsan bazen kendisi olmakta yorulup ümitsizliğe düşebilir. Ama bu sürecin sonunda kendisini zenginleştirebilecek bir tecrübe edinir, hayata dair bir bilgi devşirir buradan. İnsanın iç dünyası mahremdir, oraya herkes elini kolunu sallayarak giremez, kırılganlık ve üzüntüler gösteri programlarına meze yapılamaz. Sf 181
Şöhret kimdir? Daniel Boorstin buna eğlenceli bir cevap veriyor: “Çok tanındığı için tanınan kişi.” sf 187
Herkes konuşuyor ama pek az insan dinliyor. Sf190
Evsiz ve yalnız krallar..
Ön yargıda ilk basamak, gruplar oluşturmaktır. ‘biz ve onlar’ dediğimiz ada, bizi kayırıp onları lanetleyeceğimiz bir iklim yaratmış oluruz. Sf196
Eğlendiğimiz, yiyip içtiğimiz mekânlar, bindiğimiz arabalar, taktığımız mücevherler bizi soylu kılmaz. Soyluluk ötekini işitebilmekten yapılma bir mücevherdir. Soylular, kalplerini bir mücevher gibi taşıyan ve kalpleriyle düşünen insanlardır. Bu ülkenin en soylu insanları diğerlerinin acısını en çok hissedenlerdir. Sf221
Bunların benimle hiçbir alakası yok, hepsi sonbaharın suçu..
tam şu anda
Sınavda Çıkmayacak Sorular
teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlar
çeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarını
Ortadoğu’yu ihtiyaç halinde seviyorlar, gökdelenleri her haliyle
eve geç gelmeyi borsaya bağlıyorlar, geriye kalanları astrolojiye
konuşan tartılardan korkmuyorlar bir de,
-ben bazen korkuyorum-
artis diyorlar erken ölenlere bir akşamüstü her yer kalabalık
her yer kalabalık, üzgünüz yeteri kadar ve rimbaud mahkemelerde sanık
sırayla ölüyor kumbarası kırılmış çocuklar, tez konusu bile değiller
içinde ortadoğu geçmeyinde şiir de olmuyor, bir şeyler kahrolsun!
-işgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler!-
stratejik bir aşk yaşıyorum devlet görmesin, keşişleri hemen sobeleyin
bu saklambaç bizden uzak, kavimler göçü konumuz değil, seni seviyorum!
ideolojiler söylüyorum dünya kurtarmak isteyenlere ve çok rüya görüyorum
insanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok
ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime
beni hep yanlış öldürüyorlar anne diyesim geliyor
sonra cihad geliyor aklıma, cihadı çok seviyorum
-ama bunları coğrafi keşiflerle açıklayamam-
çocuğu okula yazdırıyorlar, merkez sağı ve dedikoduyu çok seviyorlar
üniter yapı diyorlar, uluslararas toplum, en az iki yabancı dil
minareler gölge ediyor, başka ihsan da istiyorlar
akşam ezanında eve giriyoruz, üzgünüz yani gereği kadar
demokraside ısrar ediyorlar bir de, ben rahatça ölsek diyorum.
yemeklerde sonra pişman oluyorlar, kravat takıyorlar, az seviyorlar
aşık olamıyorlar, çok şişmanlıyorlar ve hiç gülmüyorlar
-manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar-
elmalar deyince aklıma annem geliyor ve taksitli sancılar
bir yanağın elma oluşunu,
devrik cümlelerle düşünüyorum
-sigortalı bir işe girmeden aşık olunmuyor-
Güven ADIGÜZEL
Geçen yine kırmızı-beyaz'ım..