Claire Keane

oozey mess

⁂
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
hello vonnie
Cosimo Galluzzi
Xuebing Du
occasionally subtle
Cosmic Funnies

Kaledo Art

Discoholic 🪩
cherry valley forever
tumblr dot com
$LAYYYTER

#extradirty
Lint Roller? I Barely Know Her
Mike Driver

roma★

titsay
Not today Justin
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Argentina
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from Brunei
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Germany

seen from Argentina
seen from Iraq

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
@giderbey
O Zagreb'e ya gidilecek ya da gidilecek...
Tam yol ileri !
Bu saatte çamaşır asıyorsam, bence beni kaçırmayın qısslar
Salı günü antrenman sırasında arkadaşın çapraz bağları koptu, 6-7 ay yok. Berbat bir durum. Benim de ayak bileğimdeki kemik çatlamıştı ama bu kadar acı çekmemiştim :/
Yaklaşık 1 senenin ardından tekrar başlayacağım yazmaya
15 yıl öncesiydi,
Küçüktüm o zamanlar; kriz nedir, ekonomik buhran nedir bilmezdim. Ancak parasızlığın ne olduğunu iyi bilirdim; anneme canım gofret çekti 10 kuruş verir misin diye sorduğum zaman, kadıncağız düşünerek verirdi o zamanın 10 kuruşunu. Ben de gider aptal saptal bir tane gofret alıp yedim diye sevinirdim. Şimdi olsa yemez kimse tadı iğrenç diye, küçüklük işte hoşuma giderdi. Babamın gazeteci bir arkadaşı vardı Hasan amca. Babam çarşamba günleri onun matbaasına gider, yardım ederdi. Ben de gitmek isterdim hep, ancak o zamanlar çocuklar haftaiçi akşam 10dan sonra ayakta kalamazdı, ertesi gün okul olduğu için uyumak zorundaydı. Benim üzüldüğümü görünce de, Hasan amcanın cuma ya da cumartesi çalıştığı zamana söz verirdi. O cuma-cumartesi günleri hiç gelmedi, ben o matbaaya hiç gidemedim. Yazın cıvıl cıvıl olurdu etraf. Okul tatil olunca, temmuz ayında festival olurdu 3 gün boyunca. Gündüz eğlenceleri başka, akşam konserleri başkaydı. Şarkıcılar türkücüler gelirdi, annemle babamın dinlemekten zevk aldığı. Neredeyse her akşam dışarı çıkar, çay bahçesine giderdik. Babam bize dondurma alırdı, kendileri de aile dostu birileriyle karşılaşır sohbet ederlerdi. Bir seferinde eve dönerken Hasan amcaya rast geldik. Açmış yere tezgahını, çeşit çeşit bir sürü oyuncak satardı. Bana da üzerinde London-Paris yazan, kolumun uzunluğunda mavi bir otobüs hediye etmişti. Belki de babam satın almıştı, otobüsü elime aldıktan sonrasını heyecandan hatırlamıyorum. Soğuk bir kış günü her akşam olduğu gibi babam geldi eve, ağzını bıçak açmıyor. Ellerini birleştirdi arkasına, başı eğik, salonda volta atıyor. Arada bir derin bir iç çekişini duyuyorum, oflayarak bırakıyor nefesini. Annem de tedirgin oldu durumdan, sorduğu sorulara cevap gelmeyince. Hepimiz babamı seyrediyoruz acaba ne oldu diye, birden durdu. “Hasan intihar etmiş” dedi. Annem elini ağzına götürdü, şaşırmış bir ifadeyle. İntihar kelimesinin ne olduğunu sorsalar söyleyemezdim o küçük halimle ancak iyi bir eylem olmadığı apaçıktı. Annemle babamı öyle görünce de, intihar kelimesinin ne anlama geldiğini o andan itibaren anlamaya başladım. Hemen hazırlanıp evlerine doğru gittik, ev nasıl kalabalık anlatamam. Bayramlarda meydanda toplanan o kalabalığın o an o evde olduğunu düşünmüştüm. İçeri girdik, dördümüz de antreden Hasan amcanın karısının dövüne dövüne ağladığına şahit olduk. Kimse bir şey yapamıyor, kimse bir şey diyemiyordu. Belki o halde 5-6 dakika boyunca bekledik ayakta. Kadıncağız birden durdu ve bizi gördü, “siz içeri geçin çocuklar” dedi, derken de birkaç saniye önceki yüzünden eser yoktu, o kadar içten bir gülümsemeydi ki bu, o birkaç saniyeyi hala unutamam. Ablamla çocukların odasına gittik, onlar da üç aşağı beş yukarı bizim yaşıtlarımızdı. Odada belki 10 tane çocuk var ancak kimse konuşmuyordu içerideki ağlama seslerini dinlerken. Çocukları da olayın farkında değildi. Ölüm ne demek, babanı bir daha asla göremeyecek olmak ne demek, bir daha ona sarılamamak ne demek kimse farkında değildi. Normal konuşuyorduk aramızda sadece... 15 yıl geçti aradan. Hala ara sıra çocukluğumun geçtiği yerlere bakarım haritadan. Şurada şunu yapardık burada bunu yapardık der dururum kendime. Yaklaştım bu sefer iyice, bir de ne göreyim; Hasan amcanın ismini bir parka vermişler. Şuraya kadar yazdıklarım belki bir saniye içinde geçti aklımdan, bütün anılar, hatırladığım bütün geçmiş aklıma geldi bir an bir şimşek gibi çaktı. Parkı araştırdım ve çok da büyük olmadığını gördüm, insanların çektiği fotoğraflardan da en çok dokunanı bu oldu. Etrafta birkaç tane bank ve ortasında bir tane süs havuzu. Suyu biraz yosun tutmuş akmaya akmaya. Hasan amca 2001 yılının soğuk bir kış gününde su gibi aktı gitti aramızdan. Seni unutmayacağım Hasan amca. Babam da yalnız bırakmıyor olsa gerek seni, gittiğin yerde. Bir gün ben de geleceğim ikinizin yanına biliyor musunuz? Geride kalan yıllara inat, çocukluğumda gelemediğim çarşamba gecelerine inat sabahlara kadar uyumayıp sizinle birlikte gazete basacağım.
Evet çoğu zaman yazmayı unutuyorum.
Han sarhoş hancı sarhoş, Yolda yabancı sarhoş...
+Oğlum çay söyle bakma sığır gibi! Tea? -No, thanks. +Sen söyle siktir et.
Deniz, kum ve güneş üçlüsü <3 Dün öğle saatleri 🌞 #isoff #offroad #dust #sunisup #motorsport #flags #denizkumgüneş #kemerburgaz
yarış zamanları ana sayfanın canlanması :)
Banane ya bana taşı koy dediler koydum 😒
Anonymous requested: Susie interviewing Toto - Bahrain GP ‘16 Race
Hocam siz yar doç olmuşsunuz ama her gün kullandığınız programın lisans hatasını halledemiyorsunuz. -1
Hayır pervanesi olmayan tekneyi napalım çaya batırıp yiyelim mi anlamadım.
Hocam siz yar doç olmuşsunuz ama her gün kullandığınız programın lisans hatasını halledemiyorsunuz. -1