Joker
Yönetmenliğini Todd Phillips’in yaptığı Joker filmi Batman serisinden çok iyi bildiğimiz Joker karakterinin hikayesine odaklanan sıra dışı bir film olması yanında, Joaquin Phoenix’in muhteşem performansı ile de seyirciyi ekrana kilitlemeyi başarıyor.
Burada filmin konusu veya diğer detaylarından ziyade dokunmak istediğim bambaşka bir konu var. O da filmi izleyen herkesin Batman’i değil, artık Joker’i hatırlayacak olması. Yıllardır kötü adam olarak hafızalara kazınan Joker, bu filmle aslında toplumun “kötü adam” olarak damgaladığı insanların sistemin yarattığı kurbanlar olduğunun altını çiziyor. Haksız mı?
Bu, kötülüğü meşrulaştırmak değil, kötülüğün sorumluluğunu da sırtımıza yükleyen haklı bir eleştiri aslında. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığı, çürümüş zihinlerin kendisini kandırmasından başka bir şey değildir. Sadece “gemisini kurtaran kaptan” olarak değil, bir de diğer insanları neredeyse bir köle haline getirip onların da payını kendisine katan insanların oluşturduğu bir kıyım…
“Adil olmayan bir sistemin insanlara faydasından çok zararı vardır.” demek isterdim ama açıkçası adil bir sistem yoktur. Sistem eğer adil olursa işlemez; işlese de bu mükemmel işleyiş, sistemi yaratanların işine gelmez çünkü istenen mükemmel işleyen bir sistem değil, mükemmel sömüren bir sistemdir ki bu da tek yanlı bir sistem algısı üzerine kuruludur. Mükemmel sistem ise aslında içerisinde bulunduğumuz evrenin doğa yasalarıdır. Her zaman denge üzerine kuruludur. Dengesizlik bile dengenin tekrar kurulması için doğal bir süreçtir.
Adaletin olmadığı bir sistemde ise insanlıktan bahsetmek, ancak bir “insanlık komedyası” olur. Çünkü adaletin olmadığı bir sistem kendi doğrularını ve yanlışlarını yaratır, kendi normal ve anormalliklerini, kendi iyi ve kötülerini… Eğer “normal” sistemin kabul gördüğü olarak formüle edilirse, o zaman “normal”, sistemin kendi çıkarları adına kabul ettiği “genel form” olarak tanımlanır.
Başarılı olamayanlara veya genele uymayan yani normal saymadığımız insanlara karşı tutum ve davranışlarımız onları dışlamak veya küçümsemek üzerine kurulu oldukça, sistem birbirine benzeyen ve sürekli kopyalanmış insan suretleri ile dolup taşacaktır. İşte, bu da sistemin aslında birbirine benzer insanlar yaratmasının temelidir yani “normalleştirdiklerinin” aslında normal olmamasıdır ama onları kimse garipsemez çünkü artık herkes onlara benziyordur. Tuhaf değil mi? Normal zannettiğimiz hiçbir şeyin normal olmadığını veya anormal sandığımız hiçbir şeyin de anormal olmadığını söylüyorum özetle. Diğer bir deyişle Foucault’un da dediği gibi “Normal insan kurgudur.”
İşte, Joker bu yüzden var olmaya çalışmış, kendini sisteme kabul ettiremediğinden, sistem de onu sürekli dışarı attığından ötürü de var olmak için yok etmeye karar vermiştir. Doğru mudur yoksa yanlış mıdır sorusundan önce sormamız gerekense: “doğru ve yanlış nedir?” Çünkü yine Foucault’un dediği gibi; “Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada hiç kimse yok demektir.”














