SİKİLEREK TEDAVİ 1
Olanların üzerinden üç yıldan fazla geçmesine rağmen hala o klik sesini beynimin içinde hissedebiliyorum. O an adeta zaman durmuş gibiydi. O klik sesini duyduktan sonrasını hatırlayamıyorum. Vurulduktan sonra kurtarma helikopterinde bazı sesler duyana kadar her şey bulanıktı. Kendimi kuş gibi hafif hissediyordum. Daha sonra kendimi bir yatakta bir doktor muayene ederken buldum. Bu bölgeye çatışmaya geldikten yaklaşık bir hafta kadar sonra iki bacağımı da kaybettiğimi o an anladım. Oradaki herkes özellikle psikologlar, hayatının bitmediğini telkin ediyorlardı ama ben geceleri “neden ben?” diye gözyaşı döküyorum.
Bu olanı ve bunun bana olmasını anlamak ne kadar zor olsa da asıl geriye bu şekilde dönmek çok daha zor ve kötüydü. Karım Suzan beni havaalanında karşıladığında kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Onu, ayakta etrafa bakınan yolcuların arasında beni ararken gördüm ilk; saçlarına güneş vurmuş, yüze parlak ve hoş bir gülümseme oturmuştu. O hayatımın aşkıydı. Hayatımda gördüğüm en güzel kız ve hayatıma giren en iyi insandı. Sadece dış güzelliği ile değil, iç güzelliği ile de mükemmeldi. Çalıştığı kimsesiz çocuklar yuvasında herkesten daha fazla çalışırdı. Bir defasında bir yuvada bakmakta oldukları bir çocuk hayatını kaybettiğinde sabaha kadar için için ağlamıştı.
Bakmakta olduğu pistten bana doğru dönerken, giydiği parlak sarı yaz elbisesi belinden aşağı dalgalanmış, beni görünce yüzüne koca bir gülümseme oturmuştu. Ama beni o halde görünce yüzündeki gülümseme korku ve gözyaşına dönüşmüştü. Çok bencilce biliyorum ama beni öpüp uğurladığı anı hatırlamadan edemedim. Gönderirken tam bir adam göndermişti ama şimdi dönen yarım bir adamdı.
Şimdi aradan üç yıl geçmişti. Bir cuma günü akşamıydı. Bir sürü tartışma ve kavganın sonunda karar verdik ki; Suzan’ın gece dışarıları çıkıp kendine bir erkek bulmalıydı. Çatışmada sadece iki ayağımı değil erkekliğimi de kaybetmiştim. Garip bir şekilde yara izi organıma kadar ulaşmış, bu da ben de uzun süre sert kalmama durumu meydan getirmişti. Ancak doktorlar bu durumun geçici ve psikolojik olduğunu söylemişlerdi. Suzan beni cinsel açıdan memnun edip, sertleştirmek için çok uğraşmıştı. Aletimi ağzına aldığında sıcaklığını hissediyordum ama onun yüzündeki tiksinme hissini görünce bir şey olmuyor, sertleşemiyordum. Tiksinmekte haklıydı; yara izi çok korkunçtu… Seks Suzan için bir tutkuydu, neredesin nemfomanyak düzeyde seks yapmayı severdi. İlk evlendiğimizde bakireydi ve ilk erkeği ben olmuştum. Ne geceydi ama o çığlıklar atmış bense nazikçe bekâretini almıştım. Sonra iki kez daha yapmıştık. Balayından sonra yaptığımı tüm tatillerde hep zevk alıp cinsel deneyimimizi artırmıştık. Bir defasında; gece geç vakit, kumsaldaki bardan otele, odamıza dönüyorduk. Suzan beni sirkimden yakalayıp denizin içine çekip ateşli şekilde öpmeye başladı. Ben de elimi beline uzatıp, belinden ağacı biçimli kalçalarına kaldırıp sıkıca yakaladım. Sonra elimi bikinisinin Altın’ın bağcılarına uzatıp onları çözdüm. Bikinin altı su yüzüne çıkıp yüzmeye başladı. Suzan da elini uzatıp, şortunun içinden serleşmiş sikimi kavrayıp sıvazlamaya başlamıştı.
Dudakları ve dili ile adeta beni yerken ben kendimi daha fazla tutamamış, Suzan’ı kumlara doğru yatırmış ve akdenizin yıldızları altında etrafımızı dalgalar döverken sahip olmuştum. Adeta hayal dünyasındaydık. Öpüşürken memelerini bikinisinin üstünden serbest bırakmış, kıvrak vücudu altımda oynaşırken ve içine girmeme yardım ederken, sertleşmiş meme uçlarını zevkime sunmuştu. Ateşli bir telaş içinde ikimizin de boşalması uzun sürmemişti. Kumsalda yankılanan orgazm çığlıkları hala kulaklarımdadır.
Etrafımızı dolduran alkış seslerine dünyaya adeta geri dönmüştük. Etrafa baktığımızda ileride duvar üstünde oturan ve bizi izleyen bir grup genci gördük. Performansımızı alkışlıyorlardı. Gülerek üstümüzü giyip hızla oradan uzaklaşmıştık. Hala hatırlarım, dar küçük kalçaları ile dalgaların arasında, önümde koşarken, bikinisinin gök kuşağı rengindeki bağcıları beni adeta ipnotize etmişti.
Ama artık bu günler çok geride kaldı. Bu çocuksu masumiyet savaşın korkunç yüzünde kayboldu. Sanırım tek pişmanlığım, doğu görevim bitene kadar çocuk sahibi olmamaya karar vermemizdir. Ama bu şimdi imkânsız fakat Suzan gerçekten bir çocuk sahibi olmayı çok istiyor. Evet, ben Suzan’ın amını yalayarak ve çeşitli aletler kullanarak onu bir nebze olsun tatmin ediyorum ama bu aynı şey değil. Suzan her zaman yapıyor gibi görünüyordu ama bu onun için bir angaryaydı ve ben bunu hissedince sevişmemiz bitiyordu. Ben genellikle pazar günleri erken kalkar yatak odasının açık kapısından içeri baktığımda onun ellerinin bacaklarının arasına gidip kendi kendini tatmin etmesini görür, izlerim. Böyle güzel bir vücudun yatakta solup, kendi kendini rahatlatıyor olmasını izlemek delirtici bir duygu…
Bu etkileyici vücudun kendi kendine zevk vermesi için amını parmaklarımdan sonra sakinleşirken, kendi amının sıvısını parmaklarından yalamasını izlemek acı verici geliyor. Bu durumları görünce, dönüşümün üçüncü haftasında ona, kendisine bir aşık bulmasını veya beni terk etmesini söylediğimde hiç biri kabul etmeyip, beni sevdiğini bir daha böyle bir şeyden söz etmememi bunun kendisini çok incittiğini söylemişti. Onu ikna etmem uzun zaman aldı, üç yıl sürmüştü. Nihayet o da, bir defalık olmak üzere kendi ihtiyaçlarını karşılayacak bir adama gereksinimi olduğunu ve eğer böyle bacaklarını açacağı bir erkek bulduğunda, deneyimlerini paylaşabilecek için mutlaka benim önümde olması gerektiği konusunda ikna olmuştu.
Bunun başka bir yolu olmadığını biliyordu. Ona eve geldiklerinde benim saklanabileceğimi söyledim. O ise eve getirdiği adamın onun beni sevdiğimi bilmesini ve sadece bir gecelik bir ilişki olduğunu anlaması gerektiğinde ısrar etti. Gönülsüzce kabul ettim. Suzan dışarı çıktıktan bir kaç saat sonra kapıya bir taksi yanaştığını ve taksiden inen karımın yanındaki adamla kıkırdayarak gülüştüğünü duyabiliyordum. Kalbim duracak gibiydi ve onun teklifini kabul ettiğime pişmanlık duymaya başlamıştım. Ama bu durum beni kışkırtıyordu da…
Derken anahtarların kapıda çıkardığı tıkırtıları ve sonra içeri gülerek girdiklerini duydum. Genç adam beni görünce gülüşmelerini kesip hafifçe gülümseyerek başıyla selam verdi. Suzan uzun adımlarla odanın diğer köşesine doğru uzanıp beni öperken, eli hala adamın elindeki ve bana doğru uzandığında unu da çekmişti. “Merhaba canım” dedi. Nefesi alkol kokuyordu ve doğrulurken uzun topuklu ayakkabılarının üzerinde hafifçe sallanıyordu. “Bu Fuat, tamirci çırağı” diye tanıttı. Sonra Suzan dönüp adamı öpmek istedi ama tökezledi, neredeyse düşecekti ki adam onu yakaladı. Suzan gülümseyip delikanlıyı öpmeye başladı. Yumuşak değil ama tutkulu bir öpücüktü. Fuat, kollarını ona dolayıp sıkıca kendine çekti; adam çok uzun boylu değildi ama tıkmaz bir yetmiş beş boyunda kısa kesilmiş saçları vardı.
Adamın karımın kalçalarını avuçların sonra da kısa eteğini yukarı sıyırıp okşamazsı izlemem bendeyi nefret duygusunu geçirmişti. Suzan tanga tipi külot giydiğinden kalçaları kolayca ele geliyordu ve adam de kendine doğru bastırarak rahatça okşuyordu. Suzan da bir yandan hafifçe inlerken, bacaklarını ayırıp amını adama doğru bastırdı ve uzanıp adamın kemerini çözdü, pantolonunun düğmesini açıp elini içeri doğru sokup fermuarın aşağıya doğru kayması için bastırdı.
Fermuarı açılıp külotu aşağıya sıyrılınca adamın siki sallanarak dışarı fırladı. Benimkinden kısa ama daha kalındı. Televizyonun ışığında sikinin ucundaki nemlilik parlıyordu. Her ikisinde şehvetle inleyerek öpüşmeye başladıklarında Suzan uzun parmağını sike dolayarak okşamaya başlamıştı. Adam da karımın dar elbisesine beline kadar yukarı sıyırıp elini külotunun üstüne bastırmak da gecikmedi. Bunun üzerine Suzan bacaklarını daha da ayırdı. Yüksek topuklu ayakkabılarda bu loş ışıkta bacakları daha uzun ve daha biçimli görünüyorlardı. Ancak dikkatimi adamın elinin hareketine verdim. Adam parmağını külotunu ince kumaşı üzerinden içine doğru bastırıyordu. Suzan’ın soluğu kesilmiş dizleri titreyerek bükülmüştü.
Adam çığlık atınca karım Suzan bir adım geri çekildi; delikanlının, karımın elbisesinin önüne spermlerini fışkırttığını görebiliyordum. Suzan “aman tanrım” diye öfkeyle bağırdı, “sen tam bir abazanmışsın” diye gülerek devam etti ve bana dönerek “bana bir dakika izin ver, şunu çıkarıp temizleyeyim ve birkaç tane prezervatifi getireyim” dedi ve yatak odasına gitti. Delikanlı, hala kalkık sikinden damlayan spermleri ile orada öyle dikiliyordu. Bana bakarken utanmış görünüyordu ve hızla külotunu yukarı çekti. Ben hemen evden çıkıp gidecek diye düşünürken, kanepeye oturup, “iyi misin bayım?” diye sordu.
“Eh iyiyim,” diye yanıt verip “nasıl karımla eğlenebiliyor musun?” diye sordum.
“Çok ateşli” dedi gülerek.
Sonra bir sessizlik oldu. Adam etrafa bakınmaya başladı. Komodinin üzerinde Suzan’la birlikte ve benim üniformalı bir fotoğrafımı gördü ve eline aldı. Bana bakmadan “benim kardeşimde astsubay” dedi ve başka hiç bir şey demeden evden çıktı ve gitti. Bir kaç dakika sonra, üzerinde çorapları, uzun topuklu ayakkabıları, benim çok hoşuma giden yarı açık sutyeni ve ona takım danteli külotuyla içeriye karım Suzan girdi. Salonun kapısının önünde dinelirken çok çekici görünüyordu. “Nereye gitti?” Diye sordu. Ben sadece omuzlarımı bilmiyorum anlamında silktim. “Ona ne dedin de gitti?” diye sordu.
Ben yeniden omzumu silktim ve neler olduğunu anlattım. Bunun üzerine Suzan kanepeye çöktü ve gözlerini halıya dikti. Bir süre sessiz kaldıktan sonra kafasını kaldırıp bana baktı ve “yüce Tanrım, amımın, sert bir sik tarafından sikilmesini o kadar istiyorum ki?” dedi öfkeyle. Suzan’dan daha önce böyle kelimeler hiç duymamıştım. Beni biraz geri çekip, bir bacağını kaldırıp külotunu o bacağından sıyırırken “kıçını biraz kaldır da yala amımı” dedi. Külotu hala kaldırmadığı diğer bacağında duruyordu. Ne olduğu konusunda pek emin değildim. Belki gördüklerimden azmıştım ama gerçekten öylemi hissediyordum emin değildim. Ancak uysal köpek gibi dediğini yaparak tekerlikli sandalyeden inip sürünerek yanına gittim ve ağzımı amına gömdüm.
Yatağa gitmeden önce üç kez orgazma ulaştırdım Suzan’ı. Yatağa gittiğimizde belden bağlamalı dildo ile onu sikmemi istedi. Ben yataktan inip dolanı açıp aleti belime bağlayana kadar çok uğraştım ve yaklaşık on dakika zaman geçti. Hazır olup yatağa yöneldiğimde Suzan’ın uyuyup kaldığını gördüm. Onu izlerken kendimi tükenmiş ve tamamen yetersiz hissettim.
Ertesi gün hiç bir şey demedi, ben maç izlerken o pazara gitti, geldi yemeği hazırladı ama genellikle sessizdi. Ama pek negatif bir tavrı yoktu. Ama ben bir gece önceki yaşadıklarımızdan bahsederek aklını karıştırdım. Yemek yerken beni karşısına alıp “haklısın Cemil benim bir sike ihtiyacım var” dedi ve hafif gülümseyerek tam olarak emin olmadan “bilmiyorum,” dedi “elimin içinde sert siki hissedince, zonklayan kaya gibi bir sik tarafından amımın dibine kadar sikilmek istediğimi fark ettim” dedi.
Bu sözleri ondan duymak beni aşağılık hissine sokmuştu ancak bunu gerçekten istediğini biliyor bütün bu arzusunu gözlerinden okuyabiliyordum. Asıl düşüncemi gizleyerek sahte bir gülümseme ile “Bak, sen beni asla dinleme!” dedim. Akşam yemeğinden sonra ben televizyonun başına geçtim, Suzan da söylenerek bulaşıkları topladığı içeriye geçti. Akşam saat yedi civarına kadar Suzan evin içinde ortadan kayboldu. Ardından yatak odasında, çekmecelerde ve dolaplarda bir şeyler aradığını duyabiliyordum. Sonra duş almasının sesini duydum, ardından saç kurutma makinesinin sesini duydum, saçını kurutuyordu. Demek bu gece dışarı çıkacaktı. Salona geldiğinde birçok hoş ve mutlu görünüyordu. Üzerine dar, kırmızı, straplez bir elbise giymiş, vücudunun biçimine tam uymuştu. Altına kırmızı bir çorap ve yine mükemmelliğini tamamlayan kırmızı yüksek topuklu bir ayakkabı giymişti.
Donanımı çok pahalı görünüyor ve uzun bacaklarını ve tüm kıvrımlarını ortaya çıkarıyordu. Ancak memelerinin arası çok az görünüyordu. Saçlarını kabartmış, altın renkli bukleler oluşturmuştu. İtiraf etmeliyim ki, çok klâs sosyetik bir hava içerisinde çok çekici ve güzel görünüyordu. Kapıya gelip durduğunda bir ıslık çaldım. Yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. Kırmızı rujunun dişlerine bulaştığını görüp söyledim, aynaya bakarak temizledi. Dişlerini temizledikten sonra ruhun dudağa yayımlaması için dudaklarını şapırdadırken “ne dersin, bu gece bir sik bulabilir miyim acaba?” sordu. Bana o kadar güzel görünüyordu ki, onu istemeyecek adam ancak aptal biri olabilirdi. “Çok hoş görünüyorsun tatlım” diye güvence verdim ve “sen hala şehrin en güzel kızısın” diye tamamladım.
Telefonla taksi çağırdı sonra gelip beni öptü ve taksiyi beklerken bacaklarını ayırıp karşıma oturdu. İç çamaşırı giymemişti. Amının kıllarını da tamamen temizlemişti. Orada öyle otururken ona bakıyor olmam beni tahrik etti, hemen saldırıp işini bitirme hissi verdi. Fakat sonra bunun işe yaramayacağı bildiğimden beni durdurdu. Dışarıdan taksinin korna sesi duyulduğunda Suzan ayağa kalktı, beni alnımdan öpüp elbisesini düzeltti ve “bana şans dile” dedi. Sonra kapıya doğru yürümeye başladı. Parfümün kokusu o uzaklaştıkça azaldı. Duygularım karma karışıktı, içime bir üzüntü çökmüştü.
O taksiye doğru yürürken ben pencereden arkasından baktım; akşam güneşinde tutuşmuş saçları, rüzgârda dalgalanarak, uzun adımlarla yürüyordu. Taksi şoförünün ağzı açık bir şekilde onun her hareketini arzuyla izlediğine bahse girerdim. Suzan taksiye binip gidince kramplar giren midemi sakinleştirmek için soğuk bir bira alıp yeniden lig tv’i açıp maç izlemeye başladım.
Saat gece ikiye doğru kapının önünde bir taksi durdu. Bu defa ne bir gülme ne de bir konuşma sesi vardı. Kapının önünde sadece Suzan ince uzun topuklarının ve onu takip eden daha ağır birinin ayakkabılarının sesi duyuluyordu. Kapıda ki anahtar dönme sesinin ardından Suzan’ın sesi duyuldu “kuralları biliyorsun değil mi?” diye sordu.
“Evet, çok iyi anladım” diye yanıt verdi kalın bir ses.
Salonun kapısı açılıp da Suzan içeri girip oturduğum köşeye gelip dudağıma bir öpücük kondurduğunda kalbim adeta yerinden çıkacaktı. Ağzı şarap kokuyordu ama bu defa daha ayık gibiydi. Suzan önümden çekilene kadar eve kimi getirdiğini görememiştim. Yana doğru çekilip arkada ayakta duran adamı iri yarı gösterip “Bu Metin” dedi. Adam o kadar iriydi ki, nerdesin kapı girişini tamamen kapatmıştı. Çok kısa kesilmiş siyah saçları ve kısa kollu gömleğinden görüldüğü kadar kaslı vücuduyla tam bir çam yarmasıydı. Suzan “muhasebeci” diye tanıştırmasını sürdürdü.
Çok küstah görünüyordu, uzattığım eli sıkıca yakalayıp sıkarsak “sen de Cemil’sin değil mi?” dedi. Ben başımı sallayarak onayladım. “Suzan bana başına gelenleri anlattı. Bizim delikanlılarımızın da bu bölgeye asker olarak gidecek olmaları düşüncesi beni hasta etti. Darılma yok ama bu çok boktan bir savaş, hiç umurumda değil” dedi. Dişleri parlayarak sırıtıyordu.
Yüzünde tercih edilmiş, zafer kazanmışların edasıyla sırıtarak yanımdaki koltuğa oturup, havadan sudan konuşmaya başladı. Konuştukları incir çekirdeğini doldurmazdı. Ona bir sigara uzattı, aldı. Suzan’ı tamamen unutmuş benimle konuşuyor, savaşla ve savaş bölgesiyle ilgili olarak gereksiz saçma sorular soruyordu. Ancak o kadar güzel sohbet ediyordu ki, anlattığı. Her şeye çok şaşıyor yeni sorular soruyordu. Yılların tanışıklığı varmışçasına sohbet ediyor savaştan, sonra oradan başka konulara atlayıp duruyorduk. Bu şekilde yaklaşık bir saat sohbet ettik.
Sohbetin hızı azalınca ayağa kalktı; ben gidecek sandım. Ama o doğrudan gözlerimin içine bakıp bana “neyse, burada karını sikmek için bulunuyorum, doğru mu?” dedi. Küstah ve arsızca gidip Suzan’a elini uzattı. Suzan az önceki sohbetimiz nedeniyle uyuklamaktaydı. Suzan da ellerini uzatıp adamın ellerini tuttu. Adam Suzan’ı yakaladığı ellerinden çekerek ayağa kaldırdı. Sonra güçlü kollarıyla beline sarılıp dudaklarına yumuldu. Suzan önce yavaşça ama sonra daha sert bir şekilde adamın boynuna kollarını dolayarak öpücüğüne karşılık verdi. Adamın eli karımın sırtında dolaşıyordu. Ardından yavaş yavaş aşağılara, kalçalarına doğru indi. Öpüşmeleri sürerken Metin karımın kalçalarını koca elleriyle ovalamayı sürdürüyordu.
Metin elini karım Suzan’ın elbisesinin düğmelerine götürüp bana döndü ve “sorun yok değil mi?” diye sordu. İtiraf etmeliyim ki karım Suzan’ı bu çam yatmasının kolları arasında görmek boğazımın adeta düğümlenmesine neden olmuştu. Ellerimi bir şey sunar gibi iki yana açarak “eğlenmeme özgürsünüz” diye yanıt verdim. Suzan bana bakıp gülümsedi ve sonra dönüp Metin’e bakıp daha büyük bir gülümseme verdi.
Metin daha fazla boşa vakit geçirmek istemiyordu. Suzan’ın elbisesini yakalayıp başının üzerinden çıkardı. Suzan sallanan memeleriydi adamın önünde tamamen çıplak kalmıştı. Metin Suzan’ın başını bir tarafa eğip hemen boynuna yüzünü gömdü. Kalçaları iyice gerilmiş Suzan adamın kafasını boynundan çekip memelerine doğru bastırdı. Meme ucunu ağzına alıp emmeden önce diliyle ekip tadına baktı. Suzan soluk soluğa kalmıştı.
Metin elini yavaş yavaş karımın karnına ve göbek deliğine kaydırmış küçük daireler çizerek okşuyordu. Sonra elini karımın yeni tıraşladığı amının üzerine koydu. Suzan bir dizini kaldırırken adam da bir parmağını amının dudaklarının arasına girene kadar yarığına bastırdı. Adamın eli yumuşak ve yavaş bir şekilde yarığında ileri geri giderken karımın amının suyunun parmak üzerinde bıraktığı parlak nemlilik görünüyordu. Sonra metin parmağını yavaş ama tek bir hamlede içine sokunca karımın kalçaları daha da gerildi ve ağzından inlemeler dökülmeye başladı. Metin yavaş darbelerle parmağını kullanarak amını sikerken, Suzan da onun her sokuşunda amını parmağa doğru bastırıyordu.
Derken adam ikinci parmağını da amının dudakları arasına bastırdı. Yavaş fakat sertte sokuyordu. Karım adamın kollarında inlerken o “çok dara açığın var bebeğim” diye fısıldadı ve parmak sikişinin hızını gittikçe artırmaya başladı. Ben bir sigara daha yakıp sandalyeme gömülün izlemeyi sürdürdüm. Suzan adamın kafasını memelerine daha da bastırınca adam meme acunu dişlerinin arasına alıp minik ısırıklar vermeye başladı. Suzan çığlıklarla orgazm alana kadar amının içindeki elin üzerine daha hızlı ve daha sertçe bastırdı. Metin karımın kafasının üzerinden bana bakarak gülümseyerek göz kırptı.
Adam parmaklarını amından çıkarıp karımın ağzına soktu. Karım içeri dışarı söküp çekerek parmağı diliyle yalayıp temizledi. Bu manzarayı seyrederken ben sadece kendi kendine gülüyordum. Sonunda adam parmakları karımın ağzından çıkarıp elleriyle kafasının arkasından yakaladı ve geniş göğsüne bastırdı.
Suzan delirmiş gibi tek tek hamlede adının düğmelerini açtı ve kıldı göğsünü ortaya çıkardı. Ancak sabırsızca açınca son düğmesi koptu ve odanın diğer köşesine yuvarlandı. Şehvetle göğsüne bir öpücük kondurup diliyle adamın meme başlarını sırasıyla yalamaya başladı. Metin ellerini karımın başının arkasına koyup aşağıya doğru bastırıyordu. Karım aşağıya doru kayarken göğsünde göbeğimde diliyle çalışmaya devam ediyordu. Sonunda pantolonunun kemerine ulaştı. Kemeri hızla çözüp pantolonu aşağıya sıyırdı.
Pantolon aşağı inince ortaya çıkan uzun ve kalın siki görünce Suzan’ın gözleri az daha yuvasından dışarı fırlayacaktı. Aman tanrım adamın siki neredesin bira kutusu kadar kalın ondan daha uzundu.
Adam karıma “şimdi bana ne kadar oruspu olduğunu gösterme zamanı bebeğim yala bakalım sikimi” diyerek Suzan’ın kafasından yakalayıp kendine doğru bastırdı. Adamın aşağılamalarını tepki vermeden dilini sikin kalın gövdesine yerleştirip uzun darbelerde yalamaya başladı. Suzan’ın uzun ve ince elleri olmasına rağmen bu eller bile adamın kalın sikini kavramaya yetmiyordu. Suzan başını geriye çektiğinde sikin koca kafası görünüyordu. Karım gözünü yumup dudaklarını iştahla bir yemeği bekler gibi yalayıp sikin başını yalamaya koyuldu. Metin inilemeye başlamıştı.
O anda ben Metin’in sikinin tamamen kalkmamış olduğunu anladım. Bu haliyle bile yirmi santimden daha büyük görünüyordu. Suzan başını yaladıkça, sikin daha da şişip sertleşmesini görmek benim yetersizlik duygumu daha da artırıyordu. Ardından Suzan dudaklarını iyice açıp koca mor başı dudakları arasına bastırıp ağzının içine aldı. Kafamı kaldırdığımda Metinler göz göze gelmiştim. Suratına aptal bir sırıtış oturmuştu. Ben de kaşlarımı kaldırıp ona gülümsedim. Evet, Suzan amanın derinliklerini sikecek bir sik istiyordu ve eminim bu gece bir tane bulmuştu.
Suzan sadece bir kısmını ağzına alabildiği sikin üzerinde başını ileri geri sallamaya başladı. Metin karımın saçlarını toplayıp bir elinin avucuna almış bana bakarak ağzını silmeye başladı. Önce yavaş yavaş, sonra gittikçe hızlanacak ta gırtlağına gelecek şekilde sokuyordu. Adam soktukça Suzan öksürüyordu. Metin sokayım durdurup siki dışarı alınca Suzan nefes alabildi. Sonra adam yeniden sokup olabildiğince şiddetli şekilde sikmeye devam etti. Adam bu şekilde defalarca tekrar etti. Suzan’ın salyaları ağzını siken koca sikin üzerinde toplanmıştı. Adeta boğuluyordu. Hırıldayarak “em sikimi oruspu!” diye sesleniyor Suzan da hiç tepki göstermeden dediğini yapıyordu. Dayanak almak için iki eliyle adamın kalçalarına sıkıca yapışmış, ağzını tamamen dolmadan birazcık nefes alabilmek için başını geriye doğru çekiyordu.
Sonunda adam sikini karımın ağzından çıkarıp eliyle gövdesinde yakalayıp başıyla karımın yüzüne vurmaya başladı. Sonra siki dudaklarının üzerinde sallarken karım diliyle başını yakalayıp yalamaya çalışıyordu. Derken karımı kendisine doğru çekip “taşakların mı yala!” diye sertçe emretti. Suzan aşağı doğru sarkan kıllı koca taşağı diliyle yalamayıp emmeye başladı. Bunun üzerine adam kendini geriye doğru atıp, müthiş sesler çıkararak zevkle inlemeye başladı. Suzan’ın parlayan gözleri ile bana bakarak gülümsediğini fark ettim. Adamın siki o kadar serleşmişti ki nerdesin karnına paralel duruyordu. Hayatımda gördüğüm ek büyük ve en koca kafalı sikti bu. Adam birden Suzan’ı geriye doğru bastırıp siki yeniden ağzına soktu. Her vuruşunda karımın ta gırtlağına kadar sokuyordu.
Adam bütün gücüyle ta gırtlağına bastırdıkça karım boğulacak gibi olup öğürüyordu. Ama sik çok büyüktü, adam siki ağzından çıkardığında Suzan ancak nefes alabilmişti. Adam “seni işe yaramaz sik yalancısını seni” diye alay edip, “aç şu siktiğimin bacaklarını da amını yırtıp parçalayayım!” dedi.
Suzan aceleyle kanepeye tırmanıp bacaklarını adamın siki için ayırdı. Adam bacakları arasına girerken amının tamamen ıslandığını hatta am suyunun damladığını görebiliyordum.
“Sikime yapış amcık!” diye emretti karıma
Suzan uzanıp iki eliyle koca siki yakaladı ve amına doğru yaklaştırdı. Adam sikini hafifçe illeri doğru bağırarak “seni sikmem için yalvarmanı duymak istiyorum oruspu” diye sesledi. Koca sikin amın üzerine tam olarak yerleştiğini görebiliyordum.
Suzan “sik beni” dedi.
Adam “bir daha söyle” diye emretti.
Suzan yeniden “sik beni” dedi.
Adam “bir kez daha, daha yüksek!” diye seslendi
Karım “sik beni!” diye haykırdı.
Adam uzanıp karımın memelerini tutup onları okşamaya başladı. Adamın parmakları memesinde dolaşırken karım çığlık atıyor ama adam “seni duyamadım” diye arsızca tekrar etmesini istiyordu.
Suzan “sik beni!” diye gücünün yettiğince çığlık attı.
Adam memeleri okşamayı sürdürerek “benim adım Metin, onu söylediğini de duyayım” diye hırladı.
Bütün gücüyle yeniden bağırdı Suzan “sik beni Metin! Sik beni!” Adam memeleri okşamayı bırakıp meme uçlarına vurmaya başladığında Suzan son söylediğini sürekli tekrar ediyordu. Adam kendini ileri doğru bastıkça sik yarığını dalarken Suzan’ın sözleri anında kesildi ve ağzı açık kaldı. Ancak giremedi. Hafifçe büküldü.
“Çok darsın oruspu, aç sikişken amını benim için” diye hırladı.
Suzan adamın sikini bırakıp, bacaklarını daha da yurdu ve iki eliyle amının dudaklarını yakalayarak Metinin sikinin girmesi için ayırdı.
Adam sikinin koca kafasını amının yarığına aşağı yukarı sürterken “şimdi ne diyecektim oruspu diye bağırdı.
Suzan “sik beni Metin, lütfen sik, sik artık!” diye yalvardı. Sesinde gerçek bir yalvarma ve sikilmeye muhtaç olduğu hissi vardı.
Bu adamın duymak istediği sözler olmalıydı ki, sertçe karımın amına sikini soktu. Sikin başı karımın amına girerken karım geriye doğru sıçrayın müthiş bir çığlık attı. Sadece sikin başı içerdeydi ve adam çekip sorunca sik biraz daha içeri girdi ve karım umutsuz bir çığlık daha attı. Sonra adam yeniden çekip biraz daha derine soktu. Suzan geriye sıçrayıp “oh Aman Allahım!”diye feryat etti.
Sikinin sadece yarısı içeri girmişti ki, Metin, amı biraz genişletebilme umuduyla kalçalarını dairesel olarak oynatmaya başladı ve ” seni duyamıyorum oruspu!“ diye bağırdı.
Suzan başını öne arkaya savunarak ve gerçekten derinden gelen bir sesle “Oh Tanrım! Sik beni Metin!” diye bağırarak koca sik içindeyken boşaldı.
Metin sikini neredeyse tamamen çıkarıp yeniden sertçe sokunca Süzenden yeniden müthiş bir “ahhh!” işitti. Suzan yeniden boşalırken parmaklarıyla siki kavramıştı. Metin Suzan’ın ayak bileklerinden kavrayacak dizlerini göğüslerine kadar bastırmış, sadece sikinin yarısıyla onu sikmeye devam ediyordu. Suzan da uzanıp bacaklarının etrafından amının dudaklarını ayırıp, daha rahat girsin diye içindeki sike yardım ediyordu. Metin yavaş yavaş daha da bastırmaya başladığında Suzan da zevk çığlıkları arasında inlemelere ve hırlamalara başlamıştı. Adam hızını artırdığında, Suzan’ın yüzünde ter damlaları birikmiş saçı terden başına yapışmıştı. Biraz sonra Suzan adamın asını anarak ve sikmesi için yalvararak bağırmaya başladığında Metinin sikinin karımın amcık suyuyla kaplandığı görünüyordu.
Metin kendini yeniden ayarlayıp karımın üzerine doğru eğilince, koca kalın sikin karımın amına girip onu kanepeye iyice çivilediği açıkça görünmüştü. Sonunda tüm sikini karımın amına büyük bir şakırtıyla gömmüştü.
Ben bu sın yıl içinde sayısız defa Suzan’ı orgazma ulaştırmıştım. Ancak hiç biri, adamın gürültülü ve sert bir sikerken, yüzü kızararak ve sikmesini için yalvararak tekrar tekrar orgazm olmasıyla karşılaştırılamaz bile. Suzan şimdi adamın amının üzerinde çalışmasına izin vermiş, elleriyle kanepenin kenarından adeta düşmemek için sıkıca tutmuş, kanepenin kumaşına tırnaklarını geçirip yırtmıştı.
Metin tokmaklamaya devam ederken “sen kimin oruspususun söyle?” diye bağırıyordu.
Suzan ritmini hiç bozmadan “senin oruspunum, senin oruspunum Metin, Oh Tanrım, Oh Tanrım, Sik, Sik beni” diye soluk soluğa avazı çıktığı kadar bağırarak cevap verdi.
Suzan asla böyle kaba ve kötü kelimeler kullanmaz, ‘yeri gelince, sadece çok gerekince’ derdi. Ama şimdi, bağırarak ve yalvararak adama onun oruspusu olduğunu söylüyor ve kendisinin amını sikmesi için yalvarıyordu.
Metin, karımın yüzünü tokatlayıp, sikini amından çıkarıp karımdan dizleri üzerine domalmasını istedi. Suzan hemen dediğini yapıp istediği pozisyonu aldı. Karımın vücudu heyecandan titriyordu. Adam karıma şike bilmesi için amını iyice açmasını söyledi.
Suzan uzanıp elleriyle kalçalarını olabildiğince ayırdı. Kendini şike hazırlarken, sikilmiş ve şişmiş amın harika manzarasını gözlerimin önüne sermişti. Amının dudakları kızarmış, amının deliği iyice açılmıştı.
Metin siki amın girişine yerleştirince “ne diyordun?” diye sordu yeniden.
Suzan, ses tonu kötü kadınlarınki gibi ahlaksız ve kısık cevap verdi; “sik beni Metin, Allah rızası için sik beni”
Suzan bunları söylerken adam hızla içine dürttü. Koca sik içine ta derinlerine girerken Suzan çığlıklar atıyordu. Metin karımın kalçalarından tutup kendine doğru çekti ve sikini daha da derine yerleştirip sikmeye devam etti. Sonra “kendi kendi sik oruspu” diye seslendi. Suzan bunun üzerine kalçalarını döndürerek sikin gövdesinin üzerinde ileri geri hareket etmeye başladı. Adam kalçalarını şaplaklayarak “daha hızlı oruspu” diye bağırdı buna karşılık olarak.
Suzan kalçalarının şaplaklanmasından pek hoşlanmazdı. Bir keresinde ben şaplak attığımda, ucuz bir oruspu olmadığını söyleyip beni engellemişti. Ama şimdi; adama ‘oruspuna daha sert vur’ diye yalvararak daha hızlı gidip geliyordu sikin üzerinde. Adam bir kez daha vurunca Suzan müthiş bir çığlık attı. Adam yeniden “daha hızlı kaltak” diye bağırınca Suzan arzuyla inleyerek kendini adama daha da bastırdı. Suzan sikin üzerinde gittikçe hızlanarak ileri geri hareket ederken, adam ardı ardına kalçalarına şaplak vurmaya devam etti. Kalçalar şaplaklardan kızarınca Metin iki eliyle karımın kalçalarını kavrayıp sertçe sikmeye başladı. Adamın her sokuşunda karımın vücudu sallanıyordu.
Adam onu tokmakların Suzan “Oh, Tanrım, sik beni Metin, sik oruspunu” diye çığlıklar atıyordu.
Metin hızını artırmıştı. Sırtından ter damlaları akıyordu. Karımı kalçalarından yakalayıp ayağa kalktı sikini de kaldırıp sikmeye devam etti. Suzan iyice ayrık buzun bacaklarıyla adamın koca sikiyle pompalamasının şiddetiyle kanepenin üzerinde zor duruyordu.
Metin, her fışkırmasında onu havaya kaldırarak ve çığlıklar atarak boşalana kadar, çığlıkları ve kıvranmaları gittikçe vahşileşen ve kanepenin arkasına sıkıca tutunan Suzan adeta başka bir aleme geçmiş gibiydi. Sonunda ada. Hala siki amın içindeyken dizleri üstüne doğrulurken Suzan çok yüksek sesle çığlık atarak adamın kollarına bir bez bebek gibi düşüp yığıldı kaldı.
Adam Suzan’ın kalçalarını bırakıp alnında biriken teri sildi ve ardından kalçalarını ileri doğru iterek sikini Suzan’a bastırdı. Suzan kanepeye yan şekilde uzandı ve hiç kıpırdamadı. Herhalde çok yorulmuştu. Ama Metin, onun bacaklarını havaya kaldırarak zorla sırt üstü çevirdi ve bacakları ayrık olacak şekilde bıraktı. Suzan’ın gözleri kapalı ve fakat tamamen ayrık amının yarığından bol miktarda Metinin bembeyaz spermleri sızıyordu. Amının üst tarafı her ikisinin suyuyla ıslanmıştı. Karım yorgunluktan uyuyor muydu yoksa baygın mıydı belli değildi. Metin ayağa kalktığında yumuşamış siki bacaklarının arasında sallanıyordu. Sikinin kılları karımın amının suyundan dolayı sırılsıklam olmuş vücuduna yapışmıştı. Göbeğinden kalçalarına kadar da ıslanmıştı.
Metin gülerek bana döndü ve “karın harika sikişiyor, çok dar amı var ve çok iyi oruspuluk biliyor” dedi.
Ben bir adama bir de karşımdaki karıma baktım; adamın spermleri hala karımın şişmiş ve kızarmış amından sızıyordu. Karşımda duran adamın az önce duygusuzca ve acımasızca karımı siken iri, şişmiş sikine bakarken anladım ki, karım Suzan sadece tek bir sikişle, benim yıllardan beri yaptım sikişlerden bile daha fazla zevk ve haz almıştı. Küçülmüştüm, bir kaç saat öncesine nazaran daha az erkek hissediyordum kendimi. Gözümden yanağıma yaşlar süzülmeye başlamıştı ve metin bunu görmüştü.
Yanıma gelip elimi omzuma koydu ve “ağlama” dedi. Sonra nazikçe beni Suzan doğru çekti ve yüzümü spermlerinle sırılsıklam ıslanmış açığına bastırdı ve “İşte bir kadın sikildiğinde gerçekte nasıl görünürmüş öğren!” dedi.
Sanırım arım Suzan’ın gözlerimin önünde bu şekilde sikilmiş olması gözyaşlarımın akmasına neden olmuştu. Zaten yarım adam olmak yeterince kötüyken, bir de karımın bu koca sikli adama sikmesi için yalvarması ve ardından ağzına tecavüz ederken onun adıyla çığlık atması ve de amını tokmaklarken oruspunu sik diye yalvarması çok daha zor gelmişti.
Ben tam bunları düşünürken, metin yere uzanıp kulağıma “sence o da hoşlandı mı?” diye fısıldadı. Bu soruyu çok açık yanıtlamaya bir sıkıca yoktu. Zira karımın çok hoşuna gitmişti. Başımı sallayarak onayladım.
Sonra yeniden koca elini neşemde hissettim. Başımı karımın şişkin amına değene kadar bastırmıştı. Burnuma ikisinin organının kokuları dolmuştu. “temizle, benim için temizle, uyandığında onu bir daha sikeceğim” diye emretti. Sonra yüzümü yeniden spermle ıslanmış amına bastırdı. Karımın amının suyunun kokusunu ve tabi adamın sperminin kökünü duyuyordum. Spermler hala açıktan sızmaya devam ediyordu. Yüzümü bastırmasıyla amcık suyuyla karışık spermler dudağıma sıvanmıştı. “Sen tatlı çocuksun, hadi yalayarak diliyle amcığı temizle” dedi. Eliyle saçlarımı okşuyordu bir yandan da.
İyi adama mağlup olduğum için bu bir angaryaydı, bir cezaydı. Ağzımı açıp başka bir erkeğin spermlerinin tadını alarak yalamaya başladım. Amı sıcak ve yapış yapıştı fakat yine de yalayarak ve amının deliğini emerek son damlasına kadar temizledim. Sonra da geriye doğru oturup yüzümü sildim.
Metin kafama vurup, “biliyor musun ben karşıda oturuyorum, gece gidemem şimdi, bana bir oda göster de yatayım” dedi.
“Koridorda sağdan ikinci oda” dedim.
“Güzel” dedi bir köpekmişim gibi başımı okşayarak “karın uyarınca yanıma gönder, eğer bu küçük göt deliğine koca sikimi alabilirse bu gece dar bir göt sikmeyi planlıyorum” dedi ve beni karımın amına bakar şekilde bırakıp odaya gitti. Az sonra eski yatağımızdan gıcırtılar duymuştum; kendini yatağa atmıştı. Ben de kafamı acı acı sallayıp Suzan’ı orada bırak bizim yatak odamıza gittim ve uyudum.
Az sonra bir çığlıkla uyandım ve hemen doğruldum. Yan odadan yatak gıcırtıları ve karımın “görümü sik Metin” diye bağırmasın duyuluyordu. Yatağa kendimi yeniden bıraktım ve sesleri duymamak için yastık ile kulaklarımı kapattım. Ama pek kullanışlı olmadı. Zira sonraki bir kaç saat, adamın karımı sikme sesini ve karımı sik diye yalvarışını dinledim.










