YOU ARE THE REASON
wallacepolsom
No title available
art blog(derogatory)
Sweet Seals For You, Always

PR's Tumblrdome
macklin celebrini has autism
One Nice Bug Per Day
he wasn't even looking at me and he found me

Product Placement

titsay
$LAYYYTER
dirt enthusiast
Cosimo Galluzzi

blake kathryn
NASA

⁂
Xuebing Du
Not today Justin
todays bird
seen from Indonesia

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States

seen from Spain

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Australia

seen from Singapore

seen from United States
seen from T1

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Türkiye
@insanlargidiyor
Elimde sütüm hayatıma küsüm
ben senin evde ses olsun diye açık bıraktığın televizyonunmuşum meğer.
bu kullanıcı yılmıştır
“Ellerim ceplerimde yürüyordum. Geçmişe dair unutamadığım ne varsa unutmak istiyordum o gece. Silip atmak istiyordum bütün yaşanılanları. Kaybettiklerimi düşünmemek, acılarımı hatırlamamak istiyordum. Yine hayattan çok şey beklediğim gecelerden biriydi. Sanki dünyada nefes alıp veren tek canlı bendim o gece. Etrafta kimse yoktu. Ne ses, ne bir ışık. Karanlık sokağı aydınlatan kırık bir sokak lambası dışında. Bir ben vardım, yirmi bir yıldır nefes alıp vermekten başka hiçbir halta yaramayan ben. Bütün hayalleri elinden alınmış, geleceğe dair hiçbir umudu kalmamış, insanlara olan güvenini tamamen yitirmiş bir ben vardım o gece sokakta. Islaklığına aldırmadan oturdum ilk gördüğüm banka. Saçma sapan düşünceler geçiyordu aklımdan o gece. En son kime güvendiğimi düşündüm, en son kime sensiz yaşayamam demiştim, en son hangi vapura binmiştim, kaçırdığım hangi otobüsün arkasından küfür etmiştim, en son ne zaman mutlu olmuştum acaba bütün acılarımdan sıyrılıp, en son kimin gözlerinin içine bakarak seni seviyorum demiştim, en son kimi öpmüştüm kokusunu içime çekerek… Hiçbirini hatırlamıyordum. Geçmiş o kadar uzaktı ki o gece, yolun sonundaki ışığı göremiyordum. Nerede olduğumu, kim olduğumu bilmiyordum. Kim olduğumun da bir önemi yoktu o gece, kim olamadığım daha ağır basıyordu çünkü. Yaptıklarımdan çok yapamadıklarımı düşünüyordum. Ne çok pişmanlığım vardı geçmişe dair. Ne çok şey kaybetmiştim kazanmaya ramak kala.. Kendime acımaya başlamıştım. Düşünmek istemediğim şeyleri düşündüğümü fark ettim sonra. Yapmak istemediğim şeyleri yapmış, yapmak istediğim şeyleri yapamamıştım bu yaşıma kadar. bunu fark etmiş olmanın verdiği rahatsızlıkla kalktım oturduğum yerden. Oğlum dedim, ölünecek haline yaşıyorsun lan. Kalk gidelim bu şehirden. Artık kaybedecek bir şeyimiz kalmadı, gidelim.” * İstanbul, hadi beni bul. Al içine, benzet kendine. İstanbul, tamam güzelsin ama böyle giderse beni üzersin. İstanbul, hadi anlat kendini. İçinde olup biteni anlatıver. Ne işim var bu şehirde, batakhaneler içinde. İstanbul, hadi beni bul. Al içine, benzet kendine… * Gidiyordum da. Sen çıktın karşıma. Yürümek canını yakıyordu ama sen bana doğru yürüdün. Seni gördüm sonra. Oğlum dedim, artık kaybedecek bir şeyimiz var.
Bununla yürüyebilir misin? Bununla susup, bununla konuşabilir misin? Bununla devam edebilir misin, hakikaten? Bununla uyuyabilir misin peki? Hepsini yapabilirsin, biliyorum. Senden tek istediğim, biraz oturup düşünmen. O kadar. * Size yine baya iyi bir şey getirdim. Lakin söyleyeyim, acıtabilir. Buraya bırakıyorum, isteyenindir.
yorgunluğun en üst noktada olduğu anda gelen hafif dinginlik ve boşvermişlik haliyle ilerlemek istiyorum. her şeye bu sakinlikle yetişebilirmişim gibi geliyor. fakat sonra yine kalabalık.
hislerinin kuvvetli olması çok kötü ya her şeyi hissediyorsun yüzlerine söylüyorsun sonra paronayaksın diyorlar çok saçma
vicdanınız bile menfaatlerinize göre hareket eder olmuş
“Bilirsin, her zaman yanımda olmanı istedim. Lâkin sen beni en çok ihtiyacım olduğu zamanlar sensiz bıraktın. Bu affedilir gibi değil…”