Kimseyi bugünkü aklımla sevemem. Dünkü aklım size çok bile.

titsay
Not today Justin
occasionally subtle
KIROKAZE
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
cherry valley forever

Product Placement

JBB: An Artblog!
macklin celebrini has autism
dirt enthusiast
noise dept.

Andulka
Monterey Bay Aquarium
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Game of Thrones Daily
h
Peter Solarz
DEAR READER
art blog(derogatory)
RMH

seen from Türkiye
seen from Puerto Rico

seen from Germany
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Tunisia
seen from Mexico

seen from Mexico
seen from Mexico
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from France
@jinxbloom
Kimseyi bugünkü aklımla sevemem. Dünkü aklım size çok bile.
Çıplak ayak koşan çocuklar gibi yağmaya başladı yağmur
Altı ay boyunca akşam olan coğrafyalarda sabahlamak istiyorum seninle ..
Soğuktan artık ellerinin karıncalandığı, yüzünü dahi hissetmez olduğun anlar vardır ya bilirsin ; işte öyle bir...
Gökten Lunapark yağdığını hayal eden bir çocuk, ileride şair olacak demektir ...
Peki bukalemunu tenime koyduklarında sana dönüşmesini nasıl açıklayacaksın ...
Zillerimi çalıp kaçan bir gülüşün var ya onu özledim
iki 1000 yirmi 6
Her zaman ki gibi "to do list" yaptım. Belki uyarım belki uymam ama yapması bile keyifli..
Daha çok sanat olacak, daha çok emek, daha çok keyif, daha çok huzur
Çekmecede belki bir gün işe yarar diye bekleyen ama asla işe yaramayanlar çöpe gidecek( insanlar da dahil)
Var olan, değer verdiklerim, birlikteliğimden keyif aldıklarım insanlarla yola devam edilecek. Daha çok plan daha çok sosyalleşme ile gençleşilecek
Yarım kalan işler sona erecek, laf sokulması gerekenlere ince ince sokulacak
Yeni bir şeyler öğrenilecek
Hiç denemediğim bir şey denenecek
Negatif insanlar pluton gezegenine gönderilecek, ya da daha uzak neresi varsa.. Yeter ki uzak olsunlar
#motto
Dur
Hayat, herkesle aynı anda konuşmaz.
Her pencerenin ardında başka bir hayat vardır.
Kimi kaybeder, kimi iyileşir, kimi yeniden başlar.
İnsanları yargılamadan önce dur ve hatırla:
Şefkat, bilmediğin hikâyelere saygı duymaktır.
2026, empatiyle çoğalsın.
yarım asır/33
Yarım asır. Acı/tatlı/ekşi her şekilde geçti. Bulutların üstünde zıplayacak bir neşe ile geldi yeni yaşım
kutlu olsun mutlu olsun
bu sene ne yenilikler kattım neleri azalttım neleri yok ettim
seramik kursuna devam ettim. insan biriktirmek çok güzel. yeni insanlar tanımak hayatları anlamak, dinlemek, gülmek anı biriktirmek, birlikte üretmek çok güzel
yaz döneminde minikomla yaz okulunda onun kendini geliştirmesini izledim. Ben de bir sosyal yardım kurumunda okuma etkinliği yaptım.
okumayan okuduğunu anlamayan insanların çoğaldığı dünyaya dinleyen anlamaya çalışan çocuklar eklemek istedim. Hoş bu aralar çok okumuyorum ama ne de olsa yarım asır.. sıradakilere gelsin kelime biriktirmeler
yaz tatili güzeldi komşuluk deniz bahçe yenisi gelsin diye iple çekiyorum.
Ama kayıplar acı verici oldu. Aslında beklenen belki de kurtuldu diye düşünüyoruz hasta birini kaybedince... Ama işte yokluğu özletiyor. Hala cüzdanımda taşıyorum ölmeseydi ona soracağım soruları. cevapları üzerinde tartışmak, sonra gülüp başka konularda konuşmamız gerekiyordu.. Ama olmadı.
Hayatımdan biri daha gitti. Hem de gidenlerden en sevdiğimin yanında şu an
sonra okullar açıldı. Yeni bir kurs yeni heyecan
bu sefer yağlıboya resim. Arkadaşlarım benden büyük candan koruyucu destek olan mentor kadınlar.
Boyamayı seviyorum
hayata renk katmak çok güzel. Hele de yeni renkler yaratmak. Meğer doğa nasıl da canlıymış, nasıl da renkliymiş.. Şükürler çoğalıyor etrafa baktıkça
AHH aklıma geldi uzun zamandır bebikoma mektuplar yazmıyorum. Artık çocukom desem de olur. Benim dostum arkadaşım her şeyime mektup yazmaya ara vermişim.
Bir gün ben uzaklarda olduğumda ne çok sevildiğini unutmasın istiyorum.
Yeni dostluklar hayatıma kattım. neşeli cıvıl cıvıl arkadaş.. Ne iyi geldi. Anlayışlı, güler yüzlü insanlara hasretiz. Bir de güvenilecek
Kuşumuz oldu.. ama iyi bakamadık artık akrabamızda. Özlüyoruz bazen ama varken de dokunamıyoruz.
kendim gibi hissettim. insanlara yaklaşmak istiyorum ama çitlerim yüzünden sokamıyorum hayatıma.
şimdi de çiçekler var orkidemizin adı skye (sıkay)
yeni bir diziye başladım younger. Kadın 40 yaşında ama iş bulamayınca 26 gibi davranıp işe giriyor. Hayatını 26 gibi yaşayıp 26 gibi hissedip, 40 gibi düşünüyor. Ben de 33 olmak istiyorum. Neden mi? Bir kadının en güzel yaşı 33 diye okumuştum bir yerde. uzun bir süre 33 olacağım. Keyif aldıklarımı yapacağım, keyif almadıklarımı yapmayacağım
Birkaç gün sonra 2026 ya gireceğiz. Hayata yeniden başladığım, kendimi yeniden yarattığım yılın 10. yıl dönümü
DAHA BÜYÜK ZAFERLERİ NEŞELER VE HUZURLA GEÇSİN
33 VE 1/2 asır
Eskiden sevdiğim insanları, bu kadar sevmeyeceğim aklıma gelmezdi.
sevgi zamanla şekil değiştiriyormuş. Bendeki nefrete bile dönüşmedi. Hissizlik... Nefretten de kötü. Çünkü o da bir duygu
#sevgi #hissizlik
Ben aşk kadınıyım. Aşk
Hep Aşk'a aşık biri olarak yaşadım hayatım boyunca. En cesur sevmelerde, en korkak ilişkilerde var oldum. Çok az kişi farkındaydı. Hep sert, hep katı görüntümün altında kopan sevgi fırtınalarını. Küçücük bir beden içinde kocaman bir kalp. Söyleyemediklerimi, içimde sakladıklarımı kalemime döktüm. Bütün kapılarım kapalı olsa da bir gün biri kalbime giden yolu görecek. Herkes en zorlu yolları seçiyor ve ulaşamıyor. Hiç kimsenin aklına gelmiyor kalbimin şifresi. Sevgi - Güven- Sadakat - İlgi Ben aşk kadınıyım. Aşksız yaşayamam diyorum. Sevmem lazım ve illaki sevilmem. Aşkın içine düştüğümde ise, yüzme bilmeyen bir balık gibi olurum.
Park sözü verdik bak seni getirdik diyen analar babalar var. Sevgili lavuklar çocuk dediğinin parka gitmek için söze ihtiyacı yok. Her gün dışarı çıkmak, parka gitmek çocukların temel haklarındandır. Ödül, ceza, söz vb şekillere sokulamaz. Zaten ödül/ceza hiç olmamalı o ayrı konu.
Nefes almak, yemek yemek, parka gitmek öyle yani.
re-born
Hayatımın yeni bir dönemine başlıyorum. Yenilikler beni heyecanlandırır. Hele de umut veren neşe veren güç veren yeniliklere bayılırım. 3 seneye yakın bir süre kendini biraz kapattığım dönem oldu. Sosyalleşmelerden uzak, kendimden uzak farklı bir süreçti. Canımın içi yeğenimle yakınlaştığım, kreşe başlayana dek ilgilendiğim bu zaman dilimi aslında çok keyifliydi. Minik adamımın büyümesinin her anına şahit olma lüksünü yaşadım.
Şimdi o okullu oldu. Ben de yıllar süren çalışmalarımın karşılığında kazandığım dinlenme gezme dönemime başlayacağım.
Bu arada üretmeyi seven biri olarak hikayeler yazacağım kitaplarla ilgileneceğim.
seramik kursuna başlayacağım 30 eylül tarihinde..
Geçen gün aynaya baktım. uzun zamandır ilk kez kendimi gerçekten güzel ve güçlü hissettim.
Bu arada yeğenimi, güneşimi, dünyamı her akşam okuldan alacağım. O benim hayat arkadaşım.
Başka bir şey yazmak için başladığım cümleyi bambaşka bir şeyle tamamlıyorum
48 e notlar
48
Hatırla çocuk…
Tökezlesen de devam etmeyi Gitsen de dönebilmeyi Sevildiğin gibi sevmeyi
Ağlasan da gülebilmeyi Sözlerini gerçekleştirmeyi
Daima haddini bilmeyi Yolunu aydınlatan ışığın kıymetini…
Hayal et çocuk… Çok istediğin yerlere gelmeyi
Yeni limanlar keşfetmeyi Bundan sonraki serüvenlerini…
Değerini bil çocuk… Kırk sekiz yılın getirdiklerini Hayatından geçenlerin öğrettiklerini
Bugünkü seni sağlayan tüm geçmişini… Unutma çocuk…
#yeniyaş #doğumgünü #happybirthday
İyi ki hepimiz delirdik de çok dikkat çekmiyoruz
Güneşli havaları seven ve güneşli havalarda mutlu olan kişilere heliofil denir.
Yağmurlu havaları seven ve yağmur yağmasından hoşlanan kişilere pluviofil denir.
Karlı havalarda mutlu olan kişilere ise çiniofil denir.
Benim gibi heliofil olanlar kapalı, gri gökyüzünü sevmezler.
Sezen Aksu farkındayımı çıkaralı 20 yıl olmuş. Öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi öğrenen, yeniden büyütebilen, kor ateşlerde yürütebilen, efendime söyleyeyim değirmenlerde öğütebilen falan var mı? sorsan herkes farkında ama :)
Psikanalist Michael Balint, Freud üzerine olan satırlarında şöyle bir cümle kurar: "Ne zaman bir şeyden kaçsak başka bir şeye doğru koşarız.."
Hemen açmayın kollarınızı. Size doğru koşanlar, başka bir şeyden kaçıyor olabilirler.
Tarihin gördüğü en garip savaş
Tarihin gördüğü en garip savaş. Osmanli - Avusturya kuvvetleri. Karánşebeş (Şebeş) muharebesi, 17 Eylül 1788 akşamı Osmanlı kuvvetlerini arayan Avusturya öncü birlikleri arasında gerçekleşir. Yaklaşık 100.000 kişilik Avusturya kuvvetleri Osmanlılarla savaşmak için Karánsebes kasabası (Günümüz Romanyasında Caransebeş) yakınlarında kamp kurar. Hussar birliği (hafif süvari birliği) keşif için Timiş nehrinin karşı yakasına geçer, Osmanlılardan hiçbir iz bulamaz. Hussar birliğinin yolda karşılaştığı çingene konvoyu muzaffer Avusturya askerlerine kendilerinden schnapps (alkollü likör, bir tür cin) satın almalarını teklif eder. Tekliften memnun kalan Hussarlar içki fıçılarını satın alırlar. Sonradan nehri geçen bir başka Avusturya piyade kolu, Hussarların bu içki partisine katılmak ister. Lakin Hussarlar içki fıçılarını piyadelerle paylaşmak istemez. İçki fıçılarının etrafını sarıp koruma altına alır, tartışma sürerken bir asker ateş eder. Böylece Hussarlar ve piyadeler arasında çatışma başlamış olur. Çatışma sırasında bazı piyadeler, Hussarları korkutma amaçlı Turciii! Turciii! diye haykırır.(Romence: Türkleeer!). Bunu duyan Hussarlar Türkler geldi zannedip kaçar, Hussarların kaçtığını gören piyadelerde kaçışmaya başlar. Zira Avusturya Ordusu Lombardlı İtalyanlardan, Balkan Slavlarından, Avusturyalılardan ve çeşitli azınlıklardan oluşan karma bir ordudur. Bu sebeple askerler birbirlerini anlamakta zorlanmaktadır. Durumu düzeltmeye çalışan Avusturyalı subaylar Halt ! (Almanca:Durun!) Halt ! (Durun!) diye bağırır, fakat Almanca bilmeyen askerler bu kelimeleri Allah ! Allah ! diye anlayınca işler daha da kötüleşir. Süvarilerin kampa doğru dörtnala geldiğini gören bir birlik kumandanı, Osmanlı akıncılarının saldırısına uğradıklarını zannedip,topçulara ateş emri verir. Bu sırada, çatışma sesini duyan askerler ne olduğunu anlayamadan kaçmaya başlar. Birlikler her gördüğü gölgeyi Türk zannedip vurmaya başlar, aslında ateş ettikleri kendi askerleridir. Bu kargaşa sonucu tüm ordu geri çekilir, İmparator II. Joseph atını küçük bir çaya sürerken attan düşüp sakatlanır. İki gün sonra olay yerine ulaşan Osmanlı ordusu 10.000 kadar ölü ve yaralıyla karşılaşır ve Karanşebeş şehrini rahatça ele geçirir.
İletii
Iletildiiii