Herhalde ilk defa, yaşım 30'a yaklaştığında tuttuğum takımın formasını giyip gol atma ihtimalim ortadan kesin bir şekilde kalkıp kafama dank edince böyle hissedip geriye bakmıştım. Bu yaşların güzelliği, yaptığımız şeyler değil de yapabileceğimiz şeylerin hala ihtimal olarak da olsa var olması ve önümüzde duruyor gibi olmasıymış, farketmiştim. Zamanın ilerlediği her an veya yapılan her seçimde, aslında önümüzde sonsuz gibi duran ihtimallerden birini yada birkaçını çöpe atıyoruz. Bunun ağırlığı da gün geçtikçe sırtına yükleniyor ve yaşlanma hüznünü oluşturuyormuş, anlamıştım. Sonrasında ise günlük hayattaki çoğu detay ve meşgalenin, Fareler ve İnsanlar'daki Lennie'yi bir umut uğruna, hayalle(amerikan rüyası)kandırıp çalıştırmak gibi, şimdiyi hafifletmek için olduğunu anlamak da büyük bir boşluk bırakmıştı. Çoğumuzun kelimelere dökemediği Tatar çölü genişliğindeki bu boşluğu, ve daha fazlasını, çok güzel bir şekilde anlatmış bir kitap.














